RESMİ METİN

Menkul kıymetler


Madde 279 – (Değişik: 22/7/1998-4369/6 md.) Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya

borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 279. maddesi, işletme bilançolarında yer alan finansal yatırım araçlarının (menkul kıymetlerin) dönem sonlarında hangi yasal ölçülere göre değerleneceğini kurala bağlayan asli bir usul normudur. 1998 yılında 4369 sayılı Kanun ile köklü bir değişikliğe uğrayan bu madde, menkul kıymetlerin iktisadi ve hukuki mahiyetlerindeki farklılıkları (ortaklık hakkı verenler ile alacak hakkı verenler ayrımını) dikkate alarak ikili bir değerleme rejimi kurmuştur. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, finansal araçların vergi hukukunda doğru ölçülerle değerlenmesinin, işletmenin mali gücünün bilançoya şeffaf bir şekilde yansıması ve gerçekleşmemiş suni kazançlar üzerinden vergi alınmaması prensibi bakımından büyük önem taşıdığını ifade etmektedir [1]. Madde, hisse senetleri için statik bir ölçüyü (alış bedeli) zorunlu tutarken, diğer menkul kıymetler (tahvil, bono vb.) için piyasa gerçekliğini (borsa rayici) veya dönemsel tahakkuku esas alan dinamik bir yapı inşa etmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Hisse Senetleri ve %51 Yerli Fon Katılma Belgeleri: Anonim şirket paylarını temsil eden hisse senetleri ile portföyünün yarıdan fazlası yerli hisselerden oluşan yatırım fonu belgeleridir. Bunlar, piyasa değerleri artsa da azalsa da mutlak surette "alış bedeli" ile değerlenir.
  • Borsa Rayici ile Değerlenen Diğer Menkul Kıymetler: Hisse senetleri ve nitelikli fonlar dışında kalan devlet tahvili, hazine bonosu, özel sektör tahvili, finansman bonosu gibi alacak hakkı veren (sabit veya değişken getirili) menkul kıymetlerdir. Kural olarak piyasa kapanış ortalaması (VUK m. 263 borsa rayici) ile değerlenirler.
  • Kıstelyevm (Gün Bazlı) Tahakkuk Esası: Borsa rayici bulunmayan veya muvazaalı olan alacak hakkı veren menkul kıymetlerde uygulanan formüldür. Menkul kıymetin "alış bedeline", değerleme gününe (genellikle 31 Aralık) kadar geçen süreye isabet eden faiz ve kur farkı gelirinin eklenerek aktifleştirilmesini emreder.
  • Getirisi İhraç Edenin Kâr/Zararına Bağlı Olanlar: Kâr/zarar ortaklığı belgeleri gibi dönemsel getirisi değerleme gününde matematiksel olarak bilinemeyen, borsa rayici de olmayan kıymetlerin mecburen "alış bedeli" ile değerleneceğini gösteren istisnai kuraldır.

3. Sistematik İlişkiler

VUK m. 279, değerleme ölçülerini tanımlayan VUK m. 263 (Borsa rayici) ve m. 268/A (Alış bedeli) maddelerinin doğrudan ve pratik uygulama alanıdır. Sistematik açıdan asıl büyük etkisini Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gösterir. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, VUK m. 279'da yer alan gün bazlı değerleme (kıstelyevm) kuralının, vergi hukukundaki "tahakkuk ilkesinin" en somut yansıması olduğunu; zira henüz vadesi gelmemiş ve tahsil edilmemiş faiz ve kur farkı gelirlerinin bu madde delaletiyle kurum kazancına dâhil edilerek vergilendirildiğini belirtmektedir [1]. Aynı zamanda bu madde, kambiyo mevzuatını ve yabancı paraların değerlemesini ilgilendiren VUK m. 280 ile birlikte finansal değerleme rejiminin omurgasını oluşturur.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) X A.Ş., Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören Y Bankası A.Ş.'ye ait hisse senetlerinden 1.000.000 TL tutarında satın almıştır. 31 Aralık değerleme gününde bu hisse senetlerinin borsadaki rayici hızla artmış ve toplam değeri 3.000.000 TL'ye ulaşmıştır. Şirket muhasebecisi, kârı bilançoda göstermek amacıyla hisseleri 3.000.000 TL üzerinden değerlemek ister. Ancak VUK m. 279 amir hükmü gereğince, hisse senetleri (borsada işlem görse dahi) mutlak surette "alış bedeli" ile değerlenmek zorundadır. Bu nedenle hisseler 1.000.000 TL olarak bilançoda kalır ve gerçekleşmemiş 2.000.000 TL'lik borsa kazancı üzerinden vergi ödenmez.

(kurmaca senaryo) Z İthalat Ltd. Şti., borsaya kote olmayan ve borsa rayici bulunmayan 6 ay vadeli bir özel sektör finansman bonosunu 1 Ekim tarihinde 500.000 TL alış bedeliyle iktisap etmiştir. Bononun vadesi ertesi yılın 1 Nisan tarihidir. 31 Aralık'ta değerleme yapılırken, Z Şirketi bu bonoyu alış bedeli olan 500.000 TL ile bırakamaz. VUK m. 279 gereği, 1 Ekim'den 31 Aralık'a kadar geçen 92 günlük süreye (kıstelyevm) isabet eden dönemsel faiz getirisi hesaplanıp alış bedeline eklenir. Bulunan yeni değer bilançoya yansıtılır ve hesaplanan bu 92 günlük "farazi" faiz geliri kurumlar vergisi matrahına eklenir.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, "hisse senedi" ile "tahvil/bono" rejimlerinin birbirine karıştırılması en çok karşılaşılan ve vergi ziyaına yol açan usul hatalarından biridir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının özellikle döviz cinsinden ihraç edilmiş (Eurobond gibi) menkul kıymetlerin değerlemesinde, değerleme gününe kadar olan "kur farklarının" ve "faizlerin" alış bedeline eklenmesi mecburiyetini atlamamaları gerektiğini; bu hesaplamaların yapılmamasının dönemsellik ilkesinin ihlali sayılarak idarece doğrudan matrah farkı ve ceza olarak yansıtılacağını mesleki bir uyarı sıfatıyla hatırlatmaktadır [1]. Hisse senetleri alış bedeli ile değerlenirken döviz kurlarındaki değişimin dikkate alınmayacağı (kambiyo kârı yazılmayacağı) müvekkillere özellikle vurgulanmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

VUK m. 279, Türk vergi sisteminin uluslararası finansal raporlama standartları (UFRS/TFRS) ile arasındaki derin uçurumun en belirgin olduğu normlardan biridir. Borsada her saniye fiyatı güncellenen, likiditesi nakit paraya eşdeğer olan hisse senetlerinin, enflasyonist bir ortamda yıllar önceki donuk "alış bedeli" ile bilançoda tutulmaya zorlanması, işletmenin gerçek ekonomik gücünü (özsermayesini) maskelemektedir. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, modern sermaye piyasası araçlarının değerlemesinde vergi hukukunun piyasa gerçekliğinden bu denli kopuk, arkaik (tarihi maliyete dayalı) kurallarda ısrar etmesinin, ticari kâr ile mali kâr arasındaki makası hukuka aykırı şekilde açtığını vurgulamaktadır [1].

Öte yandan, tahviller ve bonolar için öngörülen dönemsel getiri tahakkuku (kıstelyevm) kuralı, henüz tahsil edilmemiş gelirlerin vergilendirilmesi anlamına gelmektedir. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, ihraççının iflas etmesi veya bononun vadesinde ödenmemesi (temerrüt) riski bulunmasına rağmen, sırf 31 Aralık tarihi geldi diye mükellefin kâğıt üzerinde hesaplanan bir faiz geliri için peşin vergi ödemeye mahkûm edilmesinin, anayasal "ödeme gücüne göre vergilendirme" ve mülkiyet haklarına ölçüsüz bir müdahale olduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Erginay, Vergi Hukuku eserinde de işaret edildiği üzere, vergi sisteminin menkul kıymet değerlemesinde UFRS'nin "gerçeğe uygun değer (fair value)" metodolojisini bütünüyle benimsemesi ve gerçekleşmemiş kârların vergilendirilmesinde daha hakkaniyetli (karşılık ayrılabilecek) yeni mekanizmalar inşa etmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.