RESMİ METİN

Kıymetli madenler


MADDE 274/A- (Ek:28/7/2024-7524/8 md.) Altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli madenler borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel olarak, bu rayiç yerine maliyet bedeli esas alınır. Bu madde hükmü kıymetli maden ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Kıymetli maden ile olan mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar ve borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır. Alacak ve borçların değerleme günü kıymetine ircasına ilişkin olarak 280 inci, 281 inci ve 285 inci maddelerde yer alan hükümler bu fıkra kapsamındaki alacak ve borçlar bakımından da geçerlidir. İmal edilen emtia:

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu'nun 274/A maddesi, 28 Temmuz 2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun ile vergi sistemimize entegre edilen, kıymetli madenlerin ve bu madenlere dayalı finansal işlemlerin değerlemesinde devrim niteliğinde bir usul normudur. Bu tarihe kadar emtia (ticari mal) sınıfında değerlendirilip kural olarak maliyet bedeliyle değerlenen altın ve gümüş gibi varlıklar, ulusal ve küresel piyasalardaki aşırı değer artışlarının vergi matrahı dışında kalmasına neden olmaktaydı. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, iktisadi kıymetlerin özelliklerine ve finansal piyasalardaki işlevlerine göre spesifik değerleme ölçülerine tabi tutulmasının, vergi ödeme gücünün gerçek ve safi olarak kavranmasında zorunlu bir adım olduğunu belirtmektedir [1]. Bu madde ile kanun koyucu, kıymetli madenleri salt bir ticari stok (emtia) olmaktan çıkarıp, adeta "yabancı para (döviz)" statüsüne yaklaştırarak, bu varlıkların "borsa rayici" ile değerlenmesini ve böylece dönem sonundaki gerçek servet artışlarının (henüz satış yoluyla realize olmasa da) vergi matrahına dâhil edilmesini amaçlamıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Kıymetli Madenler: Madde metninde tahdidi (sınırlı) olarak sayılmayan ancak "altın, gümüş, platin ve paladyum gibi" denilerek örneklenen, uluslararası piyasalarda yatırım ve mübadele aracı olarak işlem gören değerli emtialardır.
  • Borsa Rayici: VUK m. 263'te tanımlanan ve Borsa İstanbul (BİST) Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası gibi resmi organize borsalarda oluşan değerleme günündeki ortalama/kapanış fiyatını ifade eder.
  • Borsa Rayicinin Yokluğu veya Muvazaalı Olması: Serbest piyasa kurallarının işlemediği, manipülatif (suni) fiyat oluşumlarının tespit edildiği veya işlemsizlik yaşanan olağanüstü durumlarda, idarenin matrah aşınmasını önlemek için emniyet sübabı olarak eski kurala (maliyet bedeline) dönmesini emreden yasal istisnadır.
  • Kıymetli Maden ile Olan Alacak/Borç ve Mevduatlar: Sadece işletmedeki fiziki maden stoklarını değil, altın veya gümüş cinsinden düzenlenmiş senetli veya senetsiz ticari alacak ve borçlar ile bankalardaki altın kredisi / altın mevduatı hesaplarını da kapsayan, finansal değerlemeyi genişleten kuraldır.

3. Sistematik İlişkiler

VUK m. 274/A, standart emtianın değerlemesini düzenleyen VUK m. 274'e getirilmiş çok güçlü ve güncel bir istisna olup; uygulama bazında VUK m. 263 (Borsa rayici) ile organik bir bütündür. Maddenin asıl vurucu ve sistematik yönü, fıkranın son cümlesinde yabancı paraların değerlemesini düzenleyen VUK m. 280, alacakları düzenleyen m. 281 ve borçları düzenleyen m. 285'e açıkça atıf yapmasıdır. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, vergi mevzuatımızda kıymetli madenlere dayalı alacak ve borçların kur (rayiç) değerlemesine tabi tutulmasının, modern finansal enstrümanlar ile vergi hukuku arasındaki uyumu sağladığını ve maddi vergi hukukundaki matrahın ulusal piyasa gerçekliğiyle örtüşmesini temin eden kritik bir köprü olduğunu ifade etmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) Kuyumculuk ve mücevherat imalatı yapan X A.Ş.'nin aktifinde, yıl içinde kilogramı 2.000.000 TL'den satın alınmış 10 kilogram (toplam 20.000.000 TL maliyetli) has altın hammadde bulunmaktadır. 31 Aralık değerleme gününde altının Borsa İstanbul'daki borsa rayici kilogram başına 3.000.000 TL olmuştur. 2024 yılı öncesi mevzuata göre şirket bunları sadece maliyet bedeliyle (20.000.000 TL) bilançoda tutacakken, VUK m. 274/A'nın yürürlüğe girmesiyle şirket bu stoklarını borsa rayici olan 30.000.000 TL üzerinden değerlemek zorundadır. Ortaya çıkan 10.000.000 TL'lik fark, henüz altınlar satılıp nakde çevrilmemiş olsa dahi, o dönemin ticari kazancına (gelir tablosuna) kâr olarak ilave edilecek ve kurumlar vergisine tabi olacaktır.

(kurmaca senaryo) Y İthalat Ltd. Şti., ticari faaliyetlerinin finansmanı için bankadan "altın kredisi" kullanmış ve işletme pasifine 5 kg altın karşılığı borç kaydetmiştir. Yıl sonunda altının borsa rayicinin uluslararası piyasalarda artması nedeniyle şirketin borç yükü Türk Lirası cinsinden fırlamıştır. Şirket, VUK m. 274/A'nın VUK m. 285'e yaptığı atıf uyarınca, bu altın borcunu yıl sonu borsa rayici ile değerler. Şirket aleyhine oluşan değerleme (rayiç) farkı, döviz kurlarındaki artış gibi doğrudan o dönemin "finansman gideri" olarak matrahtan düşülür.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali müşavirlik pratiğinde, 2024 yılında hayatımıza giren bu yeni madde, özellikle altın ve mücevherat sektörü ile finansal kuruluşların değerleme pratiklerini kökünden değiştirmiştir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının değerleme tablolarını hazırlarken kıymetli madenleri artık standart emtia gibi (VUK m. 274 uyarınca maliyet bedeliyle) değerlemeye devam etmelerinin çok ağır vergi ziyaı cezalarına neden olacağını; borsa rayicinin kullanımının bir seçimlik hak değil, amir bir hüküm olduğunu usuli bir risk olarak önemle vurgulamaktadır [1]. Mükelleflere; dönem sonlarında (geçici vergi dönemleri dâhil) fiziki maden mevcutlarının, bankalardaki altın hesaplarının ve hatta altın üzerinden düzenlenmiş vadeli çek/senetlerinin tamamının güncel borsa rayiciyle değerlenerek gelir/gider yazılması gerektiği ısrarla hatırlatılmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

VUK m. 274/A'nın getirdiği düzenleme, vergi matrahını Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına (UFRS/TFRS) yaklaştırarak varlıkların "gerçeğe uygun değer (fair value)" ile bilançoda görünmesi ilkesini benimsemesi yönüyle modern ve isabetlidir. Ancak bu durum, ticari faaliyetini sürdürebilmek için mecburen ciddi miktarda fiziki altın stoğu tutmak zorunda olan imalatçı ve perakende sektörleri üzerinde yıkıcı bir nakit/likidite baskısı yaratacaktır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, enflasyonist ekonomilerde ve dalgalı piyasalarda, mükelleflerin varlıklarını henüz satıp nakde çevirmeden, sırf küresel borsa fiyatı arttı diye fiktif (gerçekleşmemiş, kâğıt üzerinde kalmış) bir değer artışı üzerinden peşin vergi ödemeye zorlanmalarının, mülkiyet hakkına ve çalışma hürriyetine orantısız bir müdahale oluşturduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde de vurgulandığı üzere, hukuki kesinlik ve adalet sağlama kaygısıyla getirilen kuralların, işletmenin mali bünyesini bozacak, onu borçlanarak vergi ödemeye itecek bir mekanizmaya dönüşmemesi şarttır [1]. Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında, vergi mevzuatının piyasa rasyonalitesiyle senkronize edilmesi gerektiğini, realize olmamış kârların vergilendirilmesinin "ödeme gücüne göre vergilendirme" ilkesini sarsabileceğini belirtmektedir [1]. Bu bağlamda, hammadde mahiyetindeki altın stoklarından kaynaklanan değerleme (rayiç) farklarının, varlık fiilen satılana kadar gelir tablosu yerine bilançoda "özel bir fon (karşılık) hesabında" bekletilmesine olanak tanıyan yapısal bir revizyonun yapılması, vergi adaleti ve işletmelerin hayatta kalabilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.