1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 88. maddesi, "Ticari Defterler" başlıklı beşinci kısmın "Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Yetkisi" başlığını taşıyan yedinci bölümünde yer almaktadır. Hüküm, Türk ticaret hukukunda muhasebe ve finansal raporlama rejiminin temel felsefesini belirleyen, mehaz kanunlardaki (özellikle İsviçre ve Alman hukuku) çağdaş gelişmeleri Türk hukukuna entegre eden "temel norm" (grundnorm) niteliğindedir [1], [2].
Maddenin ihdas amacı, mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu döneminde hâkim olan "vergi odaklı muhasebe" (vergi matrahının tespiti gayesiyle defter tutulması) anlayışından, "bilgi odaklı ve şeffaf muhasebe" (pay sahipleri, yatırımcılar ve alacaklıların aydınlatılması gayesiyle finansal raporlama) sistemine geçişi sağlamaktır [3], [4]. Bu bağlamda TTK m. 88, tacirlerin münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken uluslararası standartlarla (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları - IFRS) tam uyumlu olan Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS) uymalarını emredici bir kural olarak sevk etmiştir [1], [5].
Madde, 2012 yılında 6335 sayılı Kanun ile önemli bir revizyona uğramış, yetkili kurum "Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu" iken, bu yetki "Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu"na (KGK) devredilmiştir [1]. Ayrıca, 2022 yılında 7408 sayılı Kanun ile maddeye eklenen altıncı fıkra ile sürdürülebilirlik raporlaması standartları da KGK'nın yetki alanına dâhil edilerek, küresel yeşil dönüşüm ve kurumsal sürdürülebilirlik hedefleri kanuni bir zemine oturtulmuştur [2].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Kavramsal Çerçeve
TTK m. 88/1 uyarınca tacirler, finansal tablolarını düzenlerken TMS'ye, kavramsal çerçeveye ve yorumlara uymak zorundadır [1]. TMS, sadece şekli bir kurallar bütünü değil, aynı zamanda finansal tabloların "dürüst resim ilkesi"ne (TTK m. 515) uygun olarak şirketin malvarlığı, borç, özkaynak ve kârlılık durumunu gerçeğe sadık kalarak yansıtmasını sağlayan maddi kurallar bütünüdür [6], [7]. Kavramsal çerçeve ise, standartların oluşturulmasında ve uygulanmasında temel alınan, standartlarda açık hüküm bulunmayan hâllerde boşlukların doldurulmasına yarayan teorik temeldir.
2.2. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK)
KGK, TTK m. 88/2 uyarınca, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla standartları belirleme ve yayımlama konusunda "tek yetkili" merci kılınmıştır [1], [8]. Bu tekel yetkisi, Türkiye'de daha önce SPK, BDDK, EPDK gibi farklı üst kurulların kendi alanlarına yönelik farklı muhasebe kuralları ihdas etmesiyle ortaya çıkan "muhasebe anarşisini" önlemeyi amaçlamaktadır [9].
2.3. Özel ve İstisnai Standartlar (KOBİ'ler İçin TFRS)
TTK m. 88/3, KGK'ya işletme büyüklükleri ve sektörlere göre kademelendirme (farklılaştırma) yapma yetkisi vermiştir [8]. Zira halka açık büyük bir anonim şirket ile küçük bir limited şirketin aynı ağır ve karmaşık UFRS kurallarına tabi tutulması ekonomik gerçekliklerle bağdaşmaz. Bu doğrultuda KGK, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler için KOBİ/TFRS ve daha küçük işletmeler için BOBİ FRS (Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı) gibi istisnai standartlar yayımlayarak sistemi esnetmiştir [10].
2.4. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları
Maddenin 6. fıkrası ile kurumsallaştırılan bu kavram, işletmelerin yalnızca finansal durumlarını değil; çevresel (iklim değişikliği, karbon ayak izi), sosyal (çalışan hakları, iş güvenliği) ve kurumsal yönetim (etik ilkeler, şeffaflık) etkilerini de raporlamasını zorunlu kılar [2]. Kurum, hangi ölçekteki işletmelerin bu raporlamaya tabi olacağını belirlemeye yetkilidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 64 (Ticari Defter Tutma Yükümlülüğü): Ticari defterlerin hukuka uygun tutulmuş sayılması, doğrudan m. 64/1 ve m. 88/1 hükümlerine riayet edilmesine bağlıdır. Defter kayıtları ile bilançoların TMS'ye uygun oluşturulması ispat hukuku açısından da büyük önem taşır [11], [12]. Ancak, m. 64/5 hükmünün Vergi Usul Kanunu'na (VUK) atıf yapması, defterlerin VUK'a göre tutulup finansal tabloların m. 88 uyarınca TMS'ye göre düzenlenmesi gibi ikili bir sistem (vergi muhasebesi - ticaret muhasebesi ayrımı) yaratmıştır [13], [14], [3].
- TTK m. 514 ve 515 (Finansal Tablolar ve Dürüst Resim İlkesi): Yönetim kurulunun yılsonu finansal tablolarını düzenleme yükümlülüğü (m. 514), doğrudan m. 88'deki TMS kurallarına ve dürüst resim ilkesine (m. 515) atıf yapar. Finansal tabloların TMS'ye uygun olmaması, bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının butlanına veya iptaline yol açabilir [15], [6], [7].
- TTK m. 562/1-f (Cezai Sorumluluk): Tacirin, m. 88 uyarınca yayımlanan standartlara, kavramsal çerçeveye ve ilkelere uymaması idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır [16], [17]. Bu durum, muhasebe standartlarına uyumun kamu düzeni niteliğinde olduğunu gösterir.
- HMK m. 222 (Ticari Defterlerin Delil Olması): Usulüne uygun tutulmuş ticari defterler, sahibi lehine delil teşkil eder. Bir defterin usulüne uygunluğu ise TTK m. 64 ve m. 88 bağlamında muhasebe standartlarının gözetilmiş olmasını gerektirir [18], [11].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, TTK m. 88 kapsamında düzenlenen finansal tabloların dürüstlük, şeffaflık ve gerçeği yansıtma ilkeleri bağlamında ele alındığı görülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ticari defterlerin kanuna (ve dolayısıyla TTK m. 88 uyarınca TMS'ye) uygun tutulup tutulmadığı, sahibinin lehine delil vasfı (HMK m. 222) taşıyıp taşımayacağı hususunda ön sorun olarak incelenmelidir [11], [19], [20].
Özellikle anonim şirketlerde bilançonun onaylanması ve yönetim kurulunun ibrası davalarında Yargıtay, finansal tabloların KGK standartlarına ve TTK m. 515 dürüst resim ilkesine uygun hazırlanmamasını, ibra kararının geçersizliği veya iptali için somut bir gerekçe olarak kabul etmektedir [20], [7]. Eğer bilanço TMS standartlarının öngördüğü değerleme ölçülerine (örn. TTK m. 79) riayet edilmeksizin sanal kârlar veya gizli yedekler üzerinden şekillendirilmişse, bu bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı objektif iyiniyet kurallarına aykırı görülerek iptal edilmektedir [21], [7].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Büyük ölçekli ve KGK tarafından bağımsız denetime tabi kılınan (A) Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu, vergi yükünü minimize etmek amacıyla dönem sonu finansal tablolarını yalnızca Vergi Usul Kanunu (VUK) değerleme ölçülerine göre hazırlamış ve genel kurula sunmuştur. Şirketin azlık pay sahipleri, bilançonun Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) göre hazırlanmadığını belirterek genel kurulda bilançonun onaylanmasına muhalefet şerhi koymuş ve kararın iptali davası açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 88/1 ve m. 514 uyarınca (A) Anonim Şirketi, finansal tablolarını VUK'a göre değil, KGK tarafından yayımlanan TMS/TFRS hükümlerine uygun olarak hazırlamak zorundadır [1], [6]. TTK m. 64/5 gereğince defter kayıtlarının VUK'a göre yapılması, finansal tabloların TMS'ye göre çıkartılmasına engel değildir [14], [3]. Standartlara uyulmaksızın VUK matrahı üzerinden hazırlanan finansal tablolar "dürüst resim ilkesini" (m. 515) ihlal ettiği için mahkemece bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmelidir. Ayrıca, yönetim kurulu üyeleri TTK m. 562/1-f uyarınca idari para cezasıyla karşı karşıya kalacaktır [17].
Olay 2:
(X) Bankası A.Ş.'nin muhasebe departmanı, BDDK'nın yayımladığı bir tebliğ ile KGK'nın yayımladığı TFRS-9 finansal araçlar standardı arasında çatışma olduğunu tespit etmiştir. Banka yönetimi, sektörel düzenleyici kurum olması hasebiyle BDDK kurallarını esas alarak finansal raporlama yapmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 88/4 hükmü gayet açıktır: Özel kanunlarla kurulan BDDK, SPK gibi kurullar, "Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak şartıyla" kendi alanları için geçerli ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenleme yapabilirler [9]. Normlar hiyerarşisi ve m. 88'in lafzı gereğince, standart koyma konusundaki asli ve nihai yetki KGK'ya aittir. BDDK'nın düzenlemesi, TMS/TFRS'nin özüne aykırı olamaz. Bu nedenle, bankanın finansal raporlamada KGK'nın yayımladığı TFRS'yi esas alması hukuki bir zorunluluktur; aksi durum bağımsız denetçinin olumsuz görüş vermesine (TTK m. 403) ve tabloların geçersizliğine yol açabilir [22], [23].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Finansal tabloların TTK m. 88 uyarınca TMS'ye uygun hazırlandığını ispat yükü, bunu iddia eden yönetim kuruluna aittir. Bu uygunluk genellikle KGK yetkilendirmesine sahip bağımsız denetim kuruluşunun vereceği "olumlu görüş" yazısı (TTK m. 403/1) ile tevsik edilir [24].
- Zamanaşımı / Süreler: Finansal tablolar (ve uygulanacak TMS kuralları çerçevesinde değerlemeler), bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde tamamlanmalıdır (TTK m. 514) [6].
- Görevli/yetkili mahkeme: Finansal tabloların TMS'ye aykırı düzenlenmesi sebebiyle bilançonun onaylanması veya ibranın iptali davasında yahut şirket denetçisiyle yaşanan görüş ayrılıklarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir (TTK m. 405) [25], [26].
- Yaygın uygulama hataları: Şirket uygulamalarında, defterlerin VUK hükümlerine göre tutulması sebebiyle (TTK m. 64/5) dönem sonu finansal tabloların da sırf VUK'a göre hazırlanan "Maliye bilançosu" (vergi bilançosu) olarak sunulması en yaygın hatadır. VUK'a göre hazırlanan tabloların dönem sonunda TMS standartlarına göre düzeltme (dönüştürme) kayıtlarına tabi tutulması hukuki bir zorunluluktur [3], [27], [28], [29].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 88, kanunun ilk tasarısında ticari hayatı bütünüyle şeffaflaştıracak radikal bir devrim olarak tasarlanmış ve VUK'un muhasebe üzerindeki hâkimiyetine son verilmek istenmiştir. Ancak, uygulamadan ve iş dünyasından gelen yoğun tepkiler sonucunda, TTK yürürlüğe girmeden hemen önce 6335 sayılı Kanun ile m. 64/5 değiştirilmiş ve ticari defterlerin günlük kayıtları bakımından yeniden VUK'a (vergi odaklı muhasebeye) dönülmüştür [3], [4], [27].
Doktrinde (özellikle Abuzer Kendigelen, Mehmet Bahtiyar gibi otoritelerce) bu durum, "ikili yapıya (vergi bilançosu ile ticaret bilançosu kopukluğuna)" neden olduğu için şiddetle eleştirilmiştir [28], [30]. Zira bir işletmenin defter kayıtlarını vergi mevzuatına (VUK m. 175 vd.) göre yapıp, yılsonunda ortaya çıkacak finansal tablolarını KGK standartlarına (TMS/TFRS) göre uyarlaması (mapping/dönüştürme işlemleri yapması) işletmeler açısından hem ciddi bir maliyet hem de teknik bir güçlük yaratmaktadır [27], [30]. Bu durum, TTK m. 88 ile hedeflenen muhasebede tekdüzen ve "şeffaf dürüst resim" ilkesinin etkinliğini zayıflatmıştır [31], [30]. Öte yandan, sadece bağımsız denetime tabi sermaye şirketlerinin TMS'yi tam anlamıyla uygulaması, geri kalan yüz binlerce işletmenin vergi muhasebesi ile yetinmesi, TTK'nın başlangıçtaki "tek ve modern bir muhasebe dili" hedefini şimdilik yalnızca büyük ölçekli şirketler düzeyinde bırakmıştır. De lege ferenda, VUK ve TTK muhasebe standartlarının yasa koyucu tarafından tam bir yeknesaklığa kavuşturulması Türk ticaret hukukunun gelişim süreci açısından elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 88. maddesi, "Ticari Defterler" başlıklı beşinci kısmın "Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Yetkisi" başlığını taşıyan yedinci bölümünde yer almaktadır. Hüküm, Türk ticaret hukukunda muhasebe ve finansal raporlama rejiminin temel felsefesini belirleyen, mehaz kanunlardaki (özellikle İsviçre ve Alman hukuku) çağdaş gelişmeleri Türk hukukuna entegre eden "temel norm" (grundnorm) niteliğindedir [1], [2].
Maddenin ihdas amacı, mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu döneminde hâkim olan "vergi odaklı muhasebe" (vergi matrahının tespiti gayesiyle defter tutulması) anlayışından, "bilgi odaklı ve şeffaf muhasebe" (pay sahipleri, yatırımcılar ve alacaklıların aydınlatılması gayesiyle finansal raporlama) sistemine geçişi sağlamaktır [3], [4]. Bu bağlamda TTK m. 88, tacirlerin münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken uluslararası standartlarla (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları - IFRS) tam uyumlu olan Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS) uymalarını emredici bir kural olarak sevk etmiştir [1], [5].
Madde, 2012 yılında 6335 sayılı Kanun ile önemli bir revizyona uğramış, yetkili kurum "Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu" iken, bu yetki "Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu"na (KGK) devredilmiştir [1]. Ayrıca, 2022 yılında 7408 sayılı Kanun ile maddeye eklenen altıncı fıkra ile sürdürülebilirlik raporlaması standartları da KGK'nın yetki alanına dâhil edilerek, küresel yeşil dönüşüm ve kurumsal sürdürülebilirlik hedefleri kanuni bir zemine oturtulmuştur [2].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Kavramsal Çerçeve
TTK m. 88/1 uyarınca tacirler, finansal tablolarını düzenlerken TMS'ye, kavramsal çerçeveye ve yorumlara uymak zorundadır [1]. TMS, sadece şekli bir kurallar bütünü değil, aynı zamanda finansal tabloların "dürüst resim ilkesi"ne (TTK m. 515) uygun olarak şirketin malvarlığı, borç, özkaynak ve kârlılık durumunu gerçeğe sadık kalarak yansıtmasını sağlayan maddi kurallar bütünüdür [6], [7]. Kavramsal çerçeve ise, standartların oluşturulmasında ve uygulanmasında temel alınan, standartlarda açık hüküm bulunmayan hâllerde boşlukların doldurulmasına yarayan teorik temeldir.
2.2. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK)
KGK, TTK m. 88/2 uyarınca, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla standartları belirleme ve yayımlama konusunda "tek yetkili" merci kılınmıştır [1], [8]. Bu tekel yetkisi, Türkiye'de daha önce SPK, BDDK, EPDK gibi farklı üst kurulların kendi alanlarına yönelik farklı muhasebe kuralları ihdas etmesiyle ortaya çıkan "muhasebe anarşisini" önlemeyi amaçlamaktadır [9].
2.3. Özel ve İstisnai Standartlar (KOBİ'ler İçin TFRS)
TTK m. 88/3, KGK'ya işletme büyüklükleri ve sektörlere göre kademelendirme (farklılaştırma) yapma yetkisi vermiştir [8]. Zira halka açık büyük bir anonim şirket ile küçük bir limited şirketin aynı ağır ve karmaşık UFRS kurallarına tabi tutulması ekonomik gerçekliklerle bağdaşmaz. Bu doğrultuda KGK, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler için KOBİ/TFRS ve daha küçük işletmeler için BOBİ FRS (Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı) gibi istisnai standartlar yayımlayarak sistemi esnetmiştir [10].
2.4. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları
Maddenin 6. fıkrası ile kurumsallaştırılan bu kavram, işletmelerin yalnızca finansal durumlarını değil; çevresel (iklim değişikliği, karbon ayak izi), sosyal (çalışan hakları, iş güvenliği) ve kurumsal yönetim (etik ilkeler, şeffaflık) etkilerini de raporlamasını zorunlu kılar [2]. Kurum, hangi ölçekteki işletmelerin bu raporlamaya tabi olacağını belirlemeye yetkilidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, TTK m. 88 kapsamında düzenlenen finansal tabloların dürüstlük, şeffaflık ve gerçeği yansıtma ilkeleri bağlamında ele alındığı görülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ticari defterlerin kanuna (ve dolayısıyla TTK m. 88 uyarınca TMS'ye) uygun tutulup tutulmadığı, sahibinin lehine delil vasfı (HMK m. 222) taşıyıp taşımayacağı hususunda ön sorun olarak incelenmelidir [11], [19], [20].
Özellikle anonim şirketlerde bilançonun onaylanması ve yönetim kurulunun ibrası davalarında Yargıtay, finansal tabloların KGK standartlarına ve TTK m. 515 dürüst resim ilkesine uygun hazırlanmamasını, ibra kararının geçersizliği veya iptali için somut bir gerekçe olarak kabul etmektedir [20], [7]. Eğer bilanço TMS standartlarının öngördüğü değerleme ölçülerine (örn. TTK m. 79) riayet edilmeksizin sanal kârlar veya gizli yedekler üzerinden şekillendirilmişse, bu bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı objektif iyiniyet kurallarına aykırı görülerek iptal edilmektedir [21], [7].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Büyük ölçekli ve KGK tarafından bağımsız denetime tabi kılınan (A) Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu, vergi yükünü minimize etmek amacıyla dönem sonu finansal tablolarını yalnızca Vergi Usul Kanunu (VUK) değerleme ölçülerine göre hazırlamış ve genel kurula sunmuştur. Şirketin azlık pay sahipleri, bilançonun Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) göre hazırlanmadığını belirterek genel kurulda bilançonun onaylanmasına muhalefet şerhi koymuş ve kararın iptali davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 88/1 ve m. 514 uyarınca (A) Anonim Şirketi, finansal tablolarını VUK'a göre değil, KGK tarafından yayımlanan TMS/TFRS hükümlerine uygun olarak hazırlamak zorundadır [1], [6]. TTK m. 64/5 gereğince defter kayıtlarının VUK'a göre yapılması, finansal tabloların TMS'ye göre çıkartılmasına engel değildir [14], [3]. Standartlara uyulmaksızın VUK matrahı üzerinden hazırlanan finansal tablolar "dürüst resim ilkesini" (m. 515) ihlal ettiği için mahkemece bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmelidir. Ayrıca, yönetim kurulu üyeleri TTK m. 562/1-f uyarınca idari para cezasıyla karşı karşıya kalacaktır [17].
Olay 2: (X) Bankası A.Ş.'nin muhasebe departmanı, BDDK'nın yayımladığı bir tebliğ ile KGK'nın yayımladığı TFRS-9 finansal araçlar standardı arasında çatışma olduğunu tespit etmiştir. Banka yönetimi, sektörel düzenleyici kurum olması hasebiyle BDDK kurallarını esas alarak finansal raporlama yapmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 88/4 hükmü gayet açıktır: Özel kanunlarla kurulan BDDK, SPK gibi kurullar, "Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak şartıyla" kendi alanları için geçerli ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenleme yapabilirler [9]. Normlar hiyerarşisi ve m. 88'in lafzı gereğince, standart koyma konusundaki asli ve nihai yetki KGK'ya aittir. BDDK'nın düzenlemesi, TMS/TFRS'nin özüne aykırı olamaz. Bu nedenle, bankanın finansal raporlamada KGK'nın yayımladığı TFRS'yi esas alması hukuki bir zorunluluktur; aksi durum bağımsız denetçinin olumsuz görüş vermesine (TTK m. 403) ve tabloların geçersizliğine yol açabilir [22], [23].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 88, kanunun ilk tasarısında ticari hayatı bütünüyle şeffaflaştıracak radikal bir devrim olarak tasarlanmış ve VUK'un muhasebe üzerindeki hâkimiyetine son verilmek istenmiştir. Ancak, uygulamadan ve iş dünyasından gelen yoğun tepkiler sonucunda, TTK yürürlüğe girmeden hemen önce 6335 sayılı Kanun ile m. 64/5 değiştirilmiş ve ticari defterlerin günlük kayıtları bakımından yeniden VUK'a (vergi odaklı muhasebeye) dönülmüştür [3], [4], [27].
Doktrinde (özellikle Abuzer Kendigelen, Mehmet Bahtiyar gibi otoritelerce) bu durum, "ikili yapıya (vergi bilançosu ile ticaret bilançosu kopukluğuna)" neden olduğu için şiddetle eleştirilmiştir [28], [30]. Zira bir işletmenin defter kayıtlarını vergi mevzuatına (VUK m. 175 vd.) göre yapıp, yılsonunda ortaya çıkacak finansal tablolarını KGK standartlarına (TMS/TFRS) göre uyarlaması (mapping/dönüştürme işlemleri yapması) işletmeler açısından hem ciddi bir maliyet hem de teknik bir güçlük yaratmaktadır [27], [30]. Bu durum, TTK m. 88 ile hedeflenen muhasebede tekdüzen ve "şeffaf dürüst resim" ilkesinin etkinliğini zayıflatmıştır [31], [30]. Öte yandan, sadece bağımsız denetime tabi sermaye şirketlerinin TMS'yi tam anlamıyla uygulaması, geri kalan yüz binlerce işletmenin vergi muhasebesi ile yetinmesi, TTK'nın başlangıçtaki "tek ve modern bir muhasebe dili" hedefini şimdilik yalnızca büyük ölçekli şirketler düzeyinde bırakmıştır. De lege ferenda, VUK ve TTK muhasebe standartlarının yasa koyucu tarafından tam bir yeknesaklığa kavuşturulması Türk ticaret hukukunun gelişim süreci açısından elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.