1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 83. maddesi, ticari uyuşmazlıklarda ticari defterlerin yargılama makamları önüne ne şekilde getirileceğini, diğer bir ifadeyle defterlerin "ibrazını" düzenlemektedir [1]. Madde, TTK’nın Birinci Kitabı (Ticari İşletme), Beşinci Kısmının (Ticari Defterler) "Saklama ve İbraz" başlıklı (C) ayrımı altında yer almaktadır [2].
Eski 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu (eTK) döneminde ticari defterlerin ispat kuvveti ve usulü doğrudan Ticaret Kanunu içerisinde (eTK m. 82-86) düzenlenmişken, 6102 sayılı TTK’nın kabulü ile ispat hukukuna ilişkin genel prensiplerin usul kanunlarında yer alması gerektiği düşüncesiyle, defterlerin delil niteliği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK m. 222) aktarılmıştır [3-5]. Bu sistematik tercih neticesinde TTK, ticari defterlere ilişkin yalnızca maddi hukuk yükümlülüklerini (tutma, onaylatma, saklama) ve usule ilişkin "ibraz" ve "teslim" mükellefiyetlerini (TTK m. 83-86) düzenlemekle yetinmiştir [6].
TTK m. 83, ticari davalarda hakimin, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu gördüğü hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulmasını talep üzerine veya resen emredebileceğini hüküm altına alarak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hizmet eden bir usul hukuku aracı ihdas etmiştir [1, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticari Uyuşmazlık ve Yabancı Kişiler
Maddenin uygulama alanı "ticari uyuşmazlıklar" ile sınırlandırılmıştır [1]. Bir uyuşmazlığın TTK m. 4 kapsamında mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşıması halinde bu hüküm uygulama alanı bulacaktır. Kanun koyucu, uluslararası ticari ilişkilerin doğasını gözeterek, uyuşmazlığın taraflarından birinin veya her ikisinin "yabancı gerçek veya tüzel kişi" olması ihtimalinde dahi ticari defterlerin ibrazının istenebileceğini açıkça vurgulamıştır [1, 8].
2.2. İbraz Kavramı
Yargılama hukukunda "ibraz", genel itibarıyla bir belgenin mahkemeye sunulması anlamına gelse de, ticaret hukukunda "ticari defterin ibrazı", defterin tamamının değil, yalnızca uyuşmazlıkla ilgili olan kısımlarının incelenmek üzere sunulmasıdır [9, 10]. İbraz kurumu, tacirin ticari sırlarının korunması ile adil yargılanma hakkı arasındaki dengeyi sağlar. Nitekim TTK m. 84, ibraz edilen defterlerin yalnızca uyuşmazlıkla ilgili kısımlarının inceleneceğini belirterek ibrazın sınırlarını çizerken; TTK m. 85, malvarlığı hukukuna ilişkin istisnai hallerde (miras, mal ortaklığı, şirket tasfiyesi) defterin tamamının mahkemeye sunulmasını ifade eden "teslim" müessesesini düzenlemiştir [7, 11, 12].
2.3. Resen veya Talep Üzerine İbraz (Taraflarca Getirilme İlkesi Çatışması)
TTK m. 83/1 ve HMK m. 222/1 hükümleri, hakimin defterlerin ibrazına "kendiliğinden" (resen) karar verebileceğini belirtmektedir [8, 13]. Bu ibare, doktrinde ciddi tartışmalara yol açmıştır. Hukuk yargılamasında kural, HMK m. 25'te düzenlenen "taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi"dir [13]. Hâkim, kanunda belirtilen istisnalar dışında kendiliğinden delil toplayamaz. Doktrindeki ağırlıklı görüşe (Yılmaz, Karslı, Arkan, Altay) göre; bu maddedeki "resen" ibaresi, taraflarca getirilme ilkesinin bir istisnası olarak yorumlanmamalıdır. Taraflardan hiçbiri uyuşmazlıkta ticari defter deliline dayanmamışsa, hakimin sırf bu hükme dayanarak resen defterleri istemesi usul hukukunun temel ilkelerine aykırıdır [14-16]. Ancak taraflar dilekçelerinde ticari defter deliline dayanmışsa, ayrıca bir ibraz talebi olmasa dahi hakim resen ibraz kararı verebilir [17, 18].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 84 ve 85 (İbraz ve Teslim Farkı): TTK m. 83 ile ibraz edilen defterlerin incelenme usulü TTK m. 84'te (kısmi inceleme ve suret alma), defterlerin tamamının mahkemenin incelemesine bırakılması ise TTK m. 85'te (teslim) düzenlenmiştir [7, 11, 12].
- HMK m. 222 (Ticari Defterlerle İspat): TTK m. 83 çerçevesinde ibraz edilen defterlerin sahibi lehine veya aleyhine delil niteliği taşıyıp taşımayacağı, HMK m. 222'de öngörülen maddi ve şekli şartlara (usulüne uygun tutulma, açılış/kapanış onayları, kayıtların birbirini doğrulaması vb.) göre belirlenir [19, 20].
- HMK m. 219 vd. (Belgelerin İbrazı): İbraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin usul hukuku bakımından sonuçları, genel nitelikli belge ibrazı kurallarına ve HMK m. 222/5'e tabidir. Karşı tarafın defterine dayanan tarafın talebi üzerine verilen ibraz kararına uyulmaması, iddiayı ispat etmiş sayılma neticesini doğurur [21-23].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında, ticari defterlerin ibrazı ve ispat gücüne ilişkin uyuşmazlıklarda şekli şartlara sıkı sıkıya bağlı kalınmaktadır. Yargıtay (örn. 11. HD, 19. HD), bir ticari uyuşmazlıkta taraflardan birinin açıkça karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanması halinde, mahkemenin TTK m. 83 ve HMK m. 222 çerçevesinde karşı tarafa defterlerini ibraz etmesi için mehil vermesi gerektiğini içtihat etmektedir [21, 24]. İbrazdan kaçınma durumunda, ibrazı isteyen tarafın, iddialarını ispat etmiş sayılacağı kuralı (HMK m. 222/5) Yargıtay kararlarıyla katı bir şekilde uygulanmaktadır [25]. Ayrıca Yargıtay, taraflarca getirilme ilkesini koruyarak, tarafların delil listesinde ticari defterlere açıkça dayanmadığı hallerde mahkemenin kendiliğinden (resen) defterleri getirtip inceleme yapmasını bozma sebebi sayabilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
A A.Ş. ile B Ltd. Şti. arasındaki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, A A.Ş. alacağının varlığını ispat için B Ltd. Şti.'nin ticari defterlerine delil olarak dayanmıştır. Mahkeme, B Ltd. Şti.'ne defterlerini ibraz etmesi için kesin süre vermiştir. B Ltd. Şti., defterlerini mahkemeye getirmiş ancak "defterlerde başka şirketlerle olan çok gizli ticari sırlarımız, maliyet analizlerimiz var, mahkemenin tüm defteri incelemesine itiraz ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Hukuki analiz: TTK m. 83/1 uyarınca verilen ibraz kararı neticesinde, TTK m. 84 uygulanmalıdır. Mahkeme, B Ltd. Şti.'nin defterlerini bir "teslim" (TTK m. 85) işlemi gibi baştan sona ve tüm sayfalarıyla inceleyemez. İnceleme sadece A A.Ş. ile olan uyuşmazlıkla (ilgili cari hesap veya fatura kayıtlarıyla) sınırlı olarak tarafların katılımıyla yapılır ve sırların ifşasını önlemek adına yalnızca o kısımların sureti alınır [7, 10].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Bir haksız fiil davasında, zararın tazmini talep edilmektedir. Taraflar dilekçelerinde ticari defter deliline dayanmamış, yalnızca tanık ve bilirkişi delillerini bildirmişlerdir. Dosyayı inceleyen hakim, tarafların tacir olduğunu fark ederek maddi gerçeği aydınlatmak gayesiyle TTK m. 83/1'deki "resen ... karar verebilir" ibaresine dayanarak her iki tarafın defterlerinin de mahkemeye ibrazını emretmiştir.
Hukuki analiz: Hukuk yargılamasına hakim olan taraflarca getirilme ilkesi (HMK m. 25) gereğince, tarafların dayanmadığı bir delilin hakim tarafından resen toplanması hukuka aykırıdır. Doktrindeki hakim görüşe göre TTK m. 83/1'de yer alan "resen" ibaresi, ancak taraflar usulüne uygun şekilde defter deliline dayanmışsa hakimin özel bir ibraz talebi (dilekçesi) aramaksızın bu kararı alabilmesi anlamında dar yorumlanmalıdır. Somut olayda hakimin işlemi usule aykırıdır [14-16, 18].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: İddiasını ticari defterlerle kanıtlamak isteyen taraf (ispat yükü üzerinde olan taraf), karşı tarafın defterlerine de dayanabilir. Karşı tarafın defter ibrazından kaçınması, ispat yükünün yerine getirildiği (iddianın kanıtlandığı) sonucunu doğurur [22, 23, 26].
- Zamanaşımı / Süreler: Tacir, ticari defterlerini (yevmiye, defteri kebir, envanter vb.) ve bunların dayanağı olan belgeleri, son kaydın yapıldığı takvim yılının bitişinden itibaren on (10) yıl süreyle saklamakla yükümlüdür (TTK m. 82/1, 82/5) [27, 28]. İbraz yükümlülüğü ancak bu 10 yıllık yasal saklama süresi içerisinde geçerlidir.
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 83 bağlamında asıl uyuşmazlığın görüldüğü mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemeleridir [29, 30]. İbraz kararı yargılamayı yürüten asıl mahkemece verilir.
- Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin "ibraz" (TTK m. 83) ile "teslimi" (TTK m. 85) birbirine karıştırması; uyuşmazlıkla ilgisi olmayan sayfaların kopyalanması suretiyle tacirin ticari sırlarının ifşa edilmesine neden olunması uygulamadaki en ciddi hatalardandır [10]. Ayrıca kanunun lafzına aldanarak, taraf talebi olmaksızın (resen) defter incelemesine gidilmesi ciddi bir usul ihlalidir [13, 31].
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 83/2 hükmü, doktrinde çok ağır eleştirilere maruz kalmış, kanun yapıcının yasalaştırma sürecindeki büyük bir hatası olarak nitelendirilmiştir. Hüküm, "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle..." şeklindeki lafzıyla yürürlüğe girmiştir [1].
Bu hükümde üç temel zayıflık bulunmaktadır:
Birincisi, TTK'nın numarası 6102, HMK'nın numarası ise 6100 olmasına ve HMK'nın TTK'dan çok kısa bir süre önce yasalaşmasına rağmen, maddede yeni HMK'ya değil, ilga edilmiş olan 1086 sayılı HUMK'a atıf yapılmıştır [32].
İkincisi, eski TTK m. 81'de yer alan "muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muameleler" ifadesi sadeleştirilirken fahiş bir hata yapılmış; "muhasebe" sözcüğü ile "muhakeme" sözcüğü karıştırılarak kanun metnine "yargılamayı (muhakemeyi) gerektiren davalar" şeklinde anlamsız bir ibare olarak derç edilmiştir [32, 33].
Üçüncüsü, atıf yapılan "ihzari muameleler" (muhasebe incelemesi hazırlığı) kurumu, yeni HMK (6100 s.K.) sistematiğine alınmamıştır. Dolayısıyla, TTK m. 83/2'nin atıf yaptığı kurum artık Türk muhakeme hukukunda mevcut olmadığından, bu hüküm tamamen "konusuz kalmış" ve ölü bir norm haline gelmiştir. Bu durum, doktrinde (başta Ali Cem Budak olmak üzere) yasama özensizliği olarak şiddetle eleştirilmektedir [33].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 83. maddesi, ticari uyuşmazlıklarda ticari defterlerin yargılama makamları önüne ne şekilde getirileceğini, diğer bir ifadeyle defterlerin "ibrazını" düzenlemektedir [1]. Madde, TTK’nın Birinci Kitabı (Ticari İşletme), Beşinci Kısmının (Ticari Defterler) "Saklama ve İbraz" başlıklı (C) ayrımı altında yer almaktadır [2].
Eski 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu (eTK) döneminde ticari defterlerin ispat kuvveti ve usulü doğrudan Ticaret Kanunu içerisinde (eTK m. 82-86) düzenlenmişken, 6102 sayılı TTK’nın kabulü ile ispat hukukuna ilişkin genel prensiplerin usul kanunlarında yer alması gerektiği düşüncesiyle, defterlerin delil niteliği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK m. 222) aktarılmıştır [3-5]. Bu sistematik tercih neticesinde TTK, ticari defterlere ilişkin yalnızca maddi hukuk yükümlülüklerini (tutma, onaylatma, saklama) ve usule ilişkin "ibraz" ve "teslim" mükellefiyetlerini (TTK m. 83-86) düzenlemekle yetinmiştir [6].
TTK m. 83, ticari davalarda hakimin, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu gördüğü hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulmasını talep üzerine veya resen emredebileceğini hüküm altına alarak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hizmet eden bir usul hukuku aracı ihdas etmiştir [1, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticari Uyuşmazlık ve Yabancı Kişiler
Maddenin uygulama alanı "ticari uyuşmazlıklar" ile sınırlandırılmıştır [1]. Bir uyuşmazlığın TTK m. 4 kapsamında mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşıması halinde bu hüküm uygulama alanı bulacaktır. Kanun koyucu, uluslararası ticari ilişkilerin doğasını gözeterek, uyuşmazlığın taraflarından birinin veya her ikisinin "yabancı gerçek veya tüzel kişi" olması ihtimalinde dahi ticari defterlerin ibrazının istenebileceğini açıkça vurgulamıştır [1, 8].
2.2. İbraz Kavramı
Yargılama hukukunda "ibraz", genel itibarıyla bir belgenin mahkemeye sunulması anlamına gelse de, ticaret hukukunda "ticari defterin ibrazı", defterin tamamının değil, yalnızca uyuşmazlıkla ilgili olan kısımlarının incelenmek üzere sunulmasıdır [9, 10]. İbraz kurumu, tacirin ticari sırlarının korunması ile adil yargılanma hakkı arasındaki dengeyi sağlar. Nitekim TTK m. 84, ibraz edilen defterlerin yalnızca uyuşmazlıkla ilgili kısımlarının inceleneceğini belirterek ibrazın sınırlarını çizerken; TTK m. 85, malvarlığı hukukuna ilişkin istisnai hallerde (miras, mal ortaklığı, şirket tasfiyesi) defterin tamamının mahkemeye sunulmasını ifade eden "teslim" müessesesini düzenlemiştir [7, 11, 12].
2.3. Resen veya Talep Üzerine İbraz (Taraflarca Getirilme İlkesi Çatışması)
TTK m. 83/1 ve HMK m. 222/1 hükümleri, hakimin defterlerin ibrazına "kendiliğinden" (resen) karar verebileceğini belirtmektedir [8, 13]. Bu ibare, doktrinde ciddi tartışmalara yol açmıştır. Hukuk yargılamasında kural, HMK m. 25'te düzenlenen "taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi"dir [13]. Hâkim, kanunda belirtilen istisnalar dışında kendiliğinden delil toplayamaz. Doktrindeki ağırlıklı görüşe (Yılmaz, Karslı, Arkan, Altay) göre; bu maddedeki "resen" ibaresi, taraflarca getirilme ilkesinin bir istisnası olarak yorumlanmamalıdır. Taraflardan hiçbiri uyuşmazlıkta ticari defter deliline dayanmamışsa, hakimin sırf bu hükme dayanarak resen defterleri istemesi usul hukukunun temel ilkelerine aykırıdır [14-16]. Ancak taraflar dilekçelerinde ticari defter deliline dayanmışsa, ayrıca bir ibraz talebi olmasa dahi hakim resen ibraz kararı verebilir [17, 18].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında, ticari defterlerin ibrazı ve ispat gücüne ilişkin uyuşmazlıklarda şekli şartlara sıkı sıkıya bağlı kalınmaktadır. Yargıtay (örn. 11. HD, 19. HD), bir ticari uyuşmazlıkta taraflardan birinin açıkça karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanması halinde, mahkemenin TTK m. 83 ve HMK m. 222 çerçevesinde karşı tarafa defterlerini ibraz etmesi için mehil vermesi gerektiğini içtihat etmektedir [21, 24]. İbrazdan kaçınma durumunda, ibrazı isteyen tarafın, iddialarını ispat etmiş sayılacağı kuralı (HMK m. 222/5) Yargıtay kararlarıyla katı bir şekilde uygulanmaktadır [25]. Ayrıca Yargıtay, taraflarca getirilme ilkesini koruyarak, tarafların delil listesinde ticari defterlere açıkça dayanmadığı hallerde mahkemenin kendiliğinden (resen) defterleri getirtip inceleme yapmasını bozma sebebi sayabilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): A A.Ş. ile B Ltd. Şti. arasındaki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, A A.Ş. alacağının varlığını ispat için B Ltd. Şti.'nin ticari defterlerine delil olarak dayanmıştır. Mahkeme, B Ltd. Şti.'ne defterlerini ibraz etmesi için kesin süre vermiştir. B Ltd. Şti., defterlerini mahkemeye getirmiş ancak "defterlerde başka şirketlerle olan çok gizli ticari sırlarımız, maliyet analizlerimiz var, mahkemenin tüm defteri incelemesine itiraz ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 83/1 uyarınca verilen ibraz kararı neticesinde, TTK m. 84 uygulanmalıdır. Mahkeme, B Ltd. Şti.'nin defterlerini bir "teslim" (TTK m. 85) işlemi gibi baştan sona ve tüm sayfalarıyla inceleyemez. İnceleme sadece A A.Ş. ile olan uyuşmazlıkla (ilgili cari hesap veya fatura kayıtlarıyla) sınırlı olarak tarafların katılımıyla yapılır ve sırların ifşasını önlemek adına yalnızca o kısımların sureti alınır [7, 10].
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir haksız fiil davasında, zararın tazmini talep edilmektedir. Taraflar dilekçelerinde ticari defter deliline dayanmamış, yalnızca tanık ve bilirkişi delillerini bildirmişlerdir. Dosyayı inceleyen hakim, tarafların tacir olduğunu fark ederek maddi gerçeği aydınlatmak gayesiyle TTK m. 83/1'deki "resen ... karar verebilir" ibaresine dayanarak her iki tarafın defterlerinin de mahkemeye ibrazını emretmiştir. Hukuki analiz: Hukuk yargılamasına hakim olan taraflarca getirilme ilkesi (HMK m. 25) gereğince, tarafların dayanmadığı bir delilin hakim tarafından resen toplanması hukuka aykırıdır. Doktrindeki hakim görüşe göre TTK m. 83/1'de yer alan "resen" ibaresi, ancak taraflar usulüne uygun şekilde defter deliline dayanmışsa hakimin özel bir ibraz talebi (dilekçesi) aramaksızın bu kararı alabilmesi anlamında dar yorumlanmalıdır. Somut olayda hakimin işlemi usule aykırıdır [14-16, 18].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 83/2 hükmü, doktrinde çok ağır eleştirilere maruz kalmış, kanun yapıcının yasalaştırma sürecindeki büyük bir hatası olarak nitelendirilmiştir. Hüküm, "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle..." şeklindeki lafzıyla yürürlüğe girmiştir [1].
Bu hükümde üç temel zayıflık bulunmaktadır: Birincisi, TTK'nın numarası 6102, HMK'nın numarası ise 6100 olmasına ve HMK'nın TTK'dan çok kısa bir süre önce yasalaşmasına rağmen, maddede yeni HMK'ya değil, ilga edilmiş olan 1086 sayılı HUMK'a atıf yapılmıştır [32]. İkincisi, eski TTK m. 81'de yer alan "muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muameleler" ifadesi sadeleştirilirken fahiş bir hata yapılmış; "muhasebe" sözcüğü ile "muhakeme" sözcüğü karıştırılarak kanun metnine "yargılamayı (muhakemeyi) gerektiren davalar" şeklinde anlamsız bir ibare olarak derç edilmiştir [32, 33]. Üçüncüsü, atıf yapılan "ihzari muameleler" (muhasebe incelemesi hazırlığı) kurumu, yeni HMK (6100 s.K.) sistematiğine alınmamıştır. Dolayısıyla, TTK m. 83/2'nin atıf yaptığı kurum artık Türk muhakeme hukukunda mevcut olmadığından, bu hüküm tamamen "konusuz kalmış" ve ölü bir norm haline gelmiştir. Bu durum, doktrinde (başta Ali Cem Budak olmak üzere) yasama özensizliği olarak şiddetle eleştirilmektedir [33].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.