RESMİ METİN

D) Bankanın tanımı


Madde 815 - (1) Bu Kısımda geçen “banka”dan amaç, Bankacılık Kanununa tabi olan kuruluşlardır. Ancak, ödeme yeri Türkiye dışında olan çekle r hakkında “banka” teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak Hukuku kitabında, poliçe ve bonodan sonra üçüncü kambiyo senedi türü olarak düzenlenen çek, niteliği itibarıyla bir ödeme aracıdır [1, 2]. Poliçe ve bonodan farklı olarak çekte, senedin muhatabı kanun koyucu tarafından sınırlandırılmış olup, muhatabın niteliği çekin geçerlilik şartlarından biri olarak öngörülmüştür. Bu bağlamda, TTK m. 782/1 hükmü, Türkiye'de ödenecek çeklerde muhatabın ancak bir banka olabileceğini, banka dışındaki bir kişi üzerine düzenlenen çekin yalnızca Türk Borçlar Kanunu (TBK) anlamında bir havale hükmünde olacağını açıkça ifade etmektedir [3, 4].

TTK m. 815 hükmü, tam da bu noktada devreye girerek, çek düzenlemeleri (TTK m. 780-823) kapsamında zikredilen "banka" kavramının hukuki çerçevesini ve sınırlarını çizmektedir [2, 5]. Maddenin ilk cümlesi, ulusal hukukumuz bakımından banka terimini 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na atıf yaparak somutlaştırmaktadır. İkinci cümle ise, milletlerarası özel hukuk ve kanunlar ihtilafı kuralları (lex loci solutionis - ifa yeri hukuku) ekseninde bir düzenleme sevk ederek, ödeme yeri Türkiye dışında olan çekler bakımından banka kavramının, senedin ödeneceği yer hukukuna göre tespit edileceğini kurala bağlamıştır [6]. Bu sistematik yapı, Cenevre Tekdüze Çek Kanunu'nun evrensel standartları ile iç hukukumuzdaki bankacılık mevzuatı arasındaki uyumu sağlamaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Bankacılık Kanununa Tabi Kuruluşlar Kavramı

TTK m. 815/1'in ilk cümlesinde atıf yapılan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, Türk finans sisteminde faaliyet gösteren kredi kuruluşlarını ve finansal kuruluşları düzenlemektedir. Bu atıf uyarınca, Türkiye'de bir çekin muhatabı olabilecek kuruluşlar, Bankacılık Kanunu'nun 3. maddesinde "Banka" başlığı altında tanımlanan kuruluşlardır. İlgili kanuni tanıma göre banka; mevduat bankaları, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını ifade eder [5].

Bir kurumun banka vasfını taşıyabilmesi için Bankacılık Kanunu m. 7 uyarınca Türkiye'de anonim şirket şeklinde kurulmuş olması ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan (BDDK) kuruluş ve faaliyet izni almış olması şarttır [7, 8]. Yabancı ülkelerde kurulmuş olup da Türkiye'de şube açmak suretiyle faaliyette bulunan bankalar da Bankacılık Kanunu hükümlerine tabi olduklarından, bu şubeler üzerine de geçerli olarak çek keşide edilebilir [9, 10]. Buna karşılık, finansal kiralama (leasing), faktoring, finansman şirketleri veya posta idareleri (PTT) gibi Bankacılık Kanunu anlamında "banka" sıfatını haiz olmayan kuruluşlar üzerine Türkiye'de ödenecek şekilde çek keşide edilmesi, senedin kambiyo vasfını kazanmasını engeller [4, 5].

2.2. Ödeme Yeri Hukukuna Göre Belirleme (Lex Loci Solutionis)

Maddenin ikinci cümlesi, ödeme yeri (muhatabın bulunduğu ve senedin ibraz edileceği yer) Türkiye dışında olan çekler için getirilmiş bir kanunlar ihtilafı kuralıdır [6]. Yabancı hukuk sistemlerinde bankacılık teşkilatlanması Türkiye'den farklılık gösterebilir. Örneğin bazı Avrupa ülkelerinde tasarruf sandıkları, posta idareleri veya kooperatif bankaları çek muhatabı olma ehliyetini haiz kılınmıştır. Kanun koyucu, uluslararası ticari ilişkilerin aksamaması ve Türkiye'de keşide edilip yurtdışında ödenecek çeklerin geçersizlik riskiyle karşılaşmaması adına, "banka" kavramının genişliğini ödeme yeri hukukuna (lex loci solutionis) bırakmıştır [6]. Böylece, ödeme yerindeki maddi hukuk o kurumu çek muhatabı olarak kabul ediyorsa, senet Türk hukuku bakımından da geçerli bir çek olarak muamele görecektir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 782 (Muhatap Olma Ehliyeti): TTK m. 815, esasen m. 782'nin tamamlayıcısıdır. m. 782'de yer alan "muhatap ancak bir banka olabilir" kuralındaki "banka" kelimesinin içi, m. 815 ile doldurulmuştur [3, 4].
  • TBK m. 555 vd. (Havale Hükümleri): Çek hukuki niteliği itibarıyla, kanunun emredici şekil şartlarına bağlanmış ve ödeme amacına özgülenmiş mücerret, nitelikli bir havaledir [11]. TTK m. 815 bağlamında "banka" sıfatı taşımayan bir kişi veya kurum üzerine çek keşide edilirse, TTK m. 782/2 uyarınca bu belge çek (kambiyo senedi) vasfını yitirir ve sadece TBK anlamında adi havale hükümlerine tabi bir ispat vasıtası olarak kabul edilir [3].
  • TTK m. 820 (Borçlanmaların Şekli): Kanunlar ihtilafı bağlamında TTK m. 820, çeke ait borçlanmaların şeklinin, borçlanmanın yapıldığı ülke hukukuna göre belirleneceğini düzenlerken, m. 815 senedin muhatap ehliyeti yönünden ifa (ödeme) yerine atıf yapmaktadır [12, 13].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri, TTK m. 815 (mülga eTTK m. 735) kapsamında senedin muhatabının banka olup olmadığını titizlikle incelemektedir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre:

  • Muhatabın Gerçek Bir Banka Olmaması: Yargıtay, senedin muhatap hanesinde Türkiye'de Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyet izni bulunmayan bir kurumun adının (örneğin bir finansal kiralama şirketi veya holding) yazılı olması halinde, bu senedin TTK m. 782 ve 815 uyarınca çek vasfını taşımadığına ve bu senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapılamayacağına hükmetmektedir. Bu tür senetler, alacağın temliki veya adi havale olarak değerlendirilerek genel haciz yoluyla takibe konu edilebilir.
  • Hayali Banka Sorunu: Doktrinde tartışmalı olan, senedin üzerine var olmayan, uydurma (hayali) bir banka unvanının yazılması durumunda Yargıtay, hamili koruyucu bir yaklaşım sergileyebilmektedir. Muhatap şeklen bir "banka" gibi gösterilmişse, muhatabın tüzel kişiliğinin aslında mevcut olmaması hali, senedi imzalayanların (keşideci ve cirantaların) kambiyo hukuku çerçevesindeki taahhütlerini ortadan kaldırmaz. Ancak bu konuda her somut olaydaki iyi niyet ve güvenin korunması ilkeleri dikkate alınır [14, 15].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Merkezi İstanbul'da bulunan (A) Anonim Şirketi, tedarikçisi (B) Limited Şirketi'ne olan ticari borcuna karşılık, muhatap hanesinde "XYZ Tüketici Finansmanı ve Faktoring A.Ş." yazılı olan, üzerinde "çek" ibaresi bulunan 500.000 TL bedelli bir senet düzenleyerek teslim etmiştir. (B) Şirketi, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine (A) aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 815 uyarınca, Türkiye'de çekin muhatabı ancak Bankacılık Kanunu'na tabi bir kuruluş olabilir [3]. "XYZ Tüketici Finansmanı ve Faktoring A.Ş." bir banka değildir [5]. Dolayısıyla, bu senet TTK m. 782/2 uyarınca çek (kambiyo senedi) sıfatını kazanamaz; sadece TBK uyarınca bir adi havale evrakı niteliğindedir [3]. Borçlu (A) Şirketi'nin icra mahkemesinde şikayet yoluyla yapacağı başvuru üzerine, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfı taşımaması nedeniyle İİK m. 170/a kapsamında takibin iptaline karar verilmelidir [16].

Olay 2: Türkiye'de mukim (X) Tekstil A.Ş., Almanya'daki alıcısı (Y) GmbH firması ile yaptığı sözleşme gereği, ödeme yeri Frankfurt olan ve muhatap olarak Alman hukukunda bankacılık yetkisine sahip yerel bir kredi kooperatifini (Örneğin "Frankfurter Volksbank eG") gösteren bir çek düzenlemiştir. Çek ibraz edildiğinde karşılıksız çıkmıştır ve (X)'e karşı Türkiye'de müracaat hakları kullanılmak istenmektedir. (X), muhatabın Türk Bankacılık Kanunu anlamında banka olmadığını iddia etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 815'in ikinci cümlesi gereğince, ödeme yeri Türkiye dışında olan çeklerde muhatabın "banka" vasfı taşıyıp taşımadığı ödeme yeri hukukuna, yani Alman hukukuna göre belirlenir [6]. Alman hukukunda ilgili kredi kooperatifi çek muhatabı olabilme ehliyetine sahipse, belge Türk hukuku nezdinde de tam teşekküllü bir kambiyo senedi (çek) olarak kabul edilir ve (X)'in savunması reddedilerek kambiyo takibi geçerli sayılır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Senedin muhatabının TTK m. 815 anlamında bir banka olmadığını ve bu nedenle evrakın çek vasfını taşımadığını iddia eden borçlu, bu iddiasını şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürebilir. Mahkeme, muhatabın Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet izni olan bir banka olup olmadığını resen (BDDK sicil kayıtları üzerinden) incelemek durumundadır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Şayet muhatap bir banka değilse ve belge adi havale sayılırsa, çeke özgü 3 yıllık kısa zamanaşımı süresi (TTK m. 814) değil, TBK'daki genel zamanaşımı süreleri (kural olarak 10 yıl) uygulanır [6, 17].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 815 kapsamında belgenin kambiyo senedi vasfına yönelik şikayetler, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 168 vd. uyarınca icra mahkemesinde incelenir [16]. Ancak alacak davası olarak açılacaksa, mutlak ticari dava niteliği gereği görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [18].
  • Yaygın uygulama hataları: Alacaklıların, yurt dışındaki finans veya yatırım kuruluşları (örneğin fon şirketleri) üzerine çizilmiş senetleri doğrudan kambiyo senedi sanarak Türk icra dairelerinde işlem yapmaya çalışmasıdır. Ödeme yeri hukukunun bu kuruluşlara muhatap ehliyeti tanıyıp tanımadığı incelenmeden işlem yapılması, takibin ilerleyen safhalarında iptal edilmesine yol açar.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, TTK m. 815 ve onunla doğrudan bağlantılı olan m. 782'nin şekli katılığı sıklıkla tartışılmaktadır. Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. Fırat Öztan gibi önde gelen ticaret hukuku hocaları, "hayali banka" (mevcut olmayan bir banka unvanının yazılması) sorununda, TTK m. 815'in katı lafzi yorumundan ziyade, piyasa güvenini koruyucu teleolojik (amaca yönelik) bir yorumun benimsenmesi gerektiğini vurgulamaktadır [14, 15]. Nitekim poliçe düzenlemelerinde muhatabın hayali bir kişi olması senedin geçerliliğini etkilemezken, çekte salt muhatabın hayali olması nedeniyle senedin geçersiz sayılması, senedi iyi niyetle devralan hamillerin hukuki güvenliğini zedelemektedir.

Bunun yanı sıra, m. 815'in Bankacılık Kanunu'na yaptığı atıf, ticaret hukukunun finansal regülasyon idaresine (BDDK kararlarına) bağımlı hale gelmesine yol açmaktadır. Banka niteliği iptal edilen veya faaliyet izni kaldırılan bir kuruluşun geçmişte veya iznin kaldırılması aşamasında üzerine çekilen senetlerin hukuki akıbeti, uygulamada derin karmaşalara neden olabilmektedir. Kanun koyucunun, dijitalleşen ödeme sistemleri ve açık bankacılık (open banking) uygulamalarını dikkate alarak, ödeme aracı niteliğindeki kuruluşları da (örneğin elektronik para kuruluşları) bu ehliyet kapsamına dâhil edecek şekilde çağdaş bir reform yapması modern ödeme alışkanlıkları açısından isabetli olacaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.