1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Dördüncü Kitabı olan Kıymetli Evrak Hukuku’nun "Çek" başlığını taşıyan altıncı kısmında, çekin ödenmemesi hâlinde hamilin müracaat (başvuru) hakları detaylı bir biçimde düzenlenmiştir. TTK m. 810 hükmü, "Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları" üst başlığı altında, başvurma hakkının kapsamını maddi (parasal) kalemler itibarıyla sınırlandırmakta ve hamilin müracaat borçlularından talep edebileceği meblağın çerçevesini çizmektedir [1, 2].
Kambiyo senetleri hukukunda müracaat hakkı, poliçe ve bonoda olduğu gibi çekte de kanunun öngördüğü şekil ve süre şartlarına (süresinde ibraz ve ödememe olgusunun tespiti) uyulması kaydıyla, senedin asıl borçlusunun ödemeden imtina etmesi durumunda ciro silsilesindeki diğer sorumlulara (cirantalar, düzenleyen ve avalistler) gidilebilmesini ifade eder [3, 4]. Çekte bir "asıl borçlu" (kabul müessesesi bulunmadığından) bulunmadığı için, düzenleyen dâhil olmak üzere çekte imzası bulunan herkes müracaat borçlusu statüsündedir [4]. Bu bağlamda TTK m. 810, süresinde ibraz edilip karşılıksız kalan bir çekin hamilinin, müracaat borçlularına yönelteceği taleplerin sınırlarını mutlak ve emredici bir biçimde tayin etmektedir [1, 5]. Söz konusu hüküm, kanun koyucunun poliçeler için öngördüğü TTK m. 725 hükmünün çekin hukuki niteliğine uyarlanmış bir projeksiyonudur [6, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TTK m. 810/1 hükmü, hamilin başvuru yoluyla talep edebileceği kalemleri dört alt bent hâlinde (a, b, c, d) tahdidi olarak saymıştır [1, 2].
2.1. Çekin Ödenmemiş Olan Bedeli (TTK m. 810/1-a)
Hamilin ilk ve temel talebi, muhatap bankaya ibraz edilmesine rağmen ödenmemiş olan çek bedelidir [1, 2]. Çek, hukuki niteliği itibarıyla bir ödeme aracı olduğundan, senedin üzerinde yazılı olan anaparanın talep edilmesi müracaat hakkının esasını oluşturur. Çekin kısmen ödenmesi (kısmi karşılığın bulunması ve hamilin bunu tahsil etmesi) durumunda, müracaat borçlularından talep edilebilecek tutar yalnızca karşılıksız kalan (ödenmeyen) kısım ile sınırlıdır. Hamil, çek bedelinin tümünü değil, muhatap banka tarafından ödenmeyen ve arkasına "karşılıksızdır" şerhi düşülen meblağı talep etme hakkına sahiptir [1, 8].
2.2. İbraz Gününden İtibaren İşleyecek Faiz (TTK m. 810/1-b)
Çekin süresinde ibraz edilip ödenmemesi durumunda, hamilin uğradığı zararın asgari telafisi amacıyla kanun koyucu temerrüt faizi talep etme hakkı tanımıştır [1, 9]. Çek, kural olarak görüldüğünde ödenmesi gereken bir senet olduğu için (TTK m. 795) üzerine anapara faizi (kapital faiz) şartı konulamaz; konulursa yazılmamış sayılır (TTK m. 786) [10]. Ancak senedin ödenmemesi hâlinde doğan faiz, yasal bir temerrüt faizidir [9]. TTK m. 810/1-b uyarınca bu faiz, çekin "ibraz gününden itibaren" işlemeye başlar [1, 8]. Çekler açısından temerrüt faizinin oranı, çekin TTK m. 3 uyarınca ticari iş niteliğinde olması sebebiyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1 ve devamı maddelerine göre belirlenen "ticari işlerde temerrüt faizi (avans faizi)" oranıdır [8, 9, 11].
2.3. Giderler (Protesto, İhbar ve Diğer Giderler) (TTK m. 810/1-c)
Hamilin müracaat hakkını kullanabilmesi için kanunun aradığı şekli şartları yerine getirirken yaptığı masraflar da müracaat borçlularına yansıtılır [1, 12]. Bu masraflar; ödememe olgusunun tespiti için yapılan protesto masrafları, muhatap bankanın çekin arkasına yazdığı karşılıksızdır şerhine ilişkin işlem giderleri ve hamilin kendinden önceki cirantaya veya düzenleyene TTK m. 723 bağlamında yaptığı ihbarname giderleridir [1, 2].
2.4. Çek Bedelinin Binde Üçünü Aşmamak Üzere Komisyon Ücreti (TTK m. 810/1-d)
Kanun koyucu, hamilin çeki tahsil etmek için harcadığı zaman, emek ve banka masraflarını karşılamak üzere maktu bir "komisyon ücreti" talep etme hakkı tanımıştır [1, 2]. Poliçe ve bonolarda yer alan komisyon hükmünden (TTK m. 725) feyzalınarak düzenlenen bu bent uyarınca talep edilecek komisyon, çekin karşılıksız kalan bedelinin %0,3'ünü (binde üçünü) aşamaz.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 725 ve m. 810 İrtibatı: Poliçelerde ve m. 778 yollamasıyla bonolarda müracaat hakkının kapsamı TTK m. 725'te düzenlenmiştir [6, 7]. TTK m. 810, çeklerin özelliklerine göre m. 725'in karşılığıdır. Poliçede faiz vadeden itibaren işlerken (m. 725/1-b), çekte ibraz gününden itibaren işler (m. 810/1-b) [1, 7].
- 3095 Sayılı Kanun m. 2: TTK m. 810/1-b’de açık bir oran belirtilmediği için, kambiyo senetlerinin ticari iş karinesine tabi olması sebebiyle 3095 sayılı Kanun gereği "avans faizi" uygulanmaktadır [9, 11].
- 5941 Sayılı Çek Kanunu m. 6 ve geçici maddeler: Çek Kanunu, karşılıksız çıkan çeklerle ilgili hamilin haklarını koruyucu düzenlemeler getirse de, faiz başlangıcı hususunda "ileri tarihli çekler" bağlamında TTK m. 810 ile sistematik bir çatışma yaratmıştır. Bu husus doktrin ve Yargıtay kararlarında geniş yer bulmaktadır [13, 14].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri), TTK m. 810'un emredici nitelikte olduğunu ve hamilin bu maddede sayılanlar dışında bir kalemi (örneğin munzam zarar veya sözleşmesel cezai şart) kambiyo takibi yoluyla müracaat borçlularından isteyemeyeceğini yerleşik içtihatlarıyla sabitlemiştir.
Ayrıca Yargıtay kararlarında, ibraz gününden itibaren işleyecek faizin türünün Merkez Bankası kısa vadeli avans faizi (ticari temerrüt faizi) olduğu istikrar kazanmıştır. T.C. Merkez Bankası'nın belirlediği bu oran, alacaklının talebi üzerine değişen dönemlere göre kademeli olarak uygulanmaktadır [11]. Özellikle, çekin arkasında banka tarafından vurulan ibraz kaşesindeki tarih, TTK m. 810/1-b uyarınca temerrüt faizinin başlangıç tarihi olarak kesin kabul edilmektedir. İleri tarihli (post-dated) çeklerin erken ibrazı durumunda ise Yargıtay, erken ibrazı geçerli sayıp faizi ibraz gününden başlatma eğilimindeyken; Çek Kanunu'nun (ÇK) geçici m. 3/5 ve m. 3/8 hükümleri çerçevesinde şekillenen yeni yasal engeller bu içtihatların uygulanabilirliğini kanun yoluyla sınırlandırmıştır [14-16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
(A) A.Ş., tacir (B) Limited Şirketinden aldığı mal karşılığında 500.000 TL bedelli, 10.05.2025 keşide tarihli bir çek düzenleyerek teslim etmiştir. (B), bu çeki (C)'ye ciro etmiştir. Hamil (C), 12.05.2025 tarihinde muhatap bankaya ibraz etmiş; ancak hesapta yalnızca 100.000 TL bulunduğu için bu tutarı tahsil etmiş ve kalan 400.000 TL için "karşılıksızdır" şerhi vurdurmuştur.
Hukuki analiz: Hamil (C), TTK m. 810 kapsamında düzenleyen (A) ve ciranta (B)'ye müracaat edebilir. Talep edebileceği miktar; ödenmemiş bedel olan 400.000 TL (m. 810/1-a), 12.05.2025 tarihinden fiili ödeme gününe kadar 400.000 TL üzerinden işleyecek avans faizi (m. 810/1-b), karşılıksızlık işlemleri için bankaya ve ihtar çekilmişse notere ödenen giderler (m. 810/1-c) ve ödenmemiş bedel olan 400.000 TL'nin %0,3'ü olan 1.200 TL'yi aşmayacak komisyon ücretinden (m. 810/1-d) ibarettir.
Olay 2:
(X), (Y)'ye 01.08.2025 düzenleme tarihli bir çek teslim etmiştir. Ancak (Y) çeki 15.07.2025 tarihinde muhatap bankaya ibraz etmiştir. 5941 sayılı Çek Kanunu Geçici m. 3/5 uyarınca erken ibraz yasağı çerçevesinde karşılıksız işlemi yapılamamış ve hukuki takip başlatılamamıştır.
Hukuki analiz: Erken ibraz yasağı dönemi içerisinde, hamil TTK m. 810'un kendisine tanıdığı temerrüt faizi ve müracaat haklarını işletemez. Faizin başlaması ve giderlerin talep edilebilir hâle gelmesi için, senedin yasal süresi içerisinde (01.08.2025 tarihinden itibaren) yeniden geçerli bir şekilde ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" şerhinin kanuna uygun biçimde işlenmesi şarttır [13, 14].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Hamil, müracaat hakkının kapsamındaki alacakları (özellikle TTK m. 810/1-a) talep edebilmek için, çeki süresinde muhatap bankaya ibraz ettiğini ve karşılıksız kaldığını (banka şerhi, takas odası beyanı veya protesto ile) ispat etmekle yükümlüdür [17]. Masraf ve giderleri (m. 810/1-c) talep edebilmesi için de bu giderlere ait makbuz/faturaların dosyaya ibrazı gerekir.
- Zamanaşımı / Süreler: Hamilin cirantalar, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu müracaat hakları (TTK m. 810 uyarınca talep edilecek alacaklar), TTK m. 814 uyarınca, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar [18, 19].
- Görevli/yetkili mahkeme: Çekten doğan müracaat haklarının dava yoluyla ileri sürülmesinde, ticari iş niteliği gereği kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir [20, 21]. İcra takibine girişilmesi hâlinde, İcra İflas Kanunu (İİK) kapsamında Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu işletilecekse şikâyet ve itiraz mercii İcra Hukuk Mahkemesidir [22].
- Yaygın uygulama hataları:
- İcra takiplerinde temerrüt faizi olarak "yasal faiz" istenmesi (hâlbuki ticari temerrüt/avans faizi istenebilir).
- Çekin karşılıksız kalan kısmı yerine tüm bedel üzerinden komisyon (binde üç) veya temerrüt faizi hesaplanması (TTK 810/1-b ve d bentleri sadece "ödenmemiş olan bedel" üzerinden işler).
- Çek bedelini aşacak veya ispatlanmamış vekâlet ücreti dışı "tahsilat giderlerinin" TTK m. 810/1-c fıkrası torba hükmü sanılarak usulsüzce icra takibine eklenmesi.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 810 hükmü, Cenevre Yeknesak Çek Kanunu (CYK) ile uyumlu olarak hamilin başvuru hakkının parasal sınırlarını çizmiştir. Ancak doktrinde bu maddenin bilhassa "ileri tarihli çeklerin erken ibrazı" (post-dated checks) bağlamında 5941 sayılı Çek Kanunu (ÇK) ile oluşturduğu sistematik çatışma şiddetle eleştirilmektedir [23, 24].
TTK m. 795'te "çek görüldüğünde ödenir" emredici kuralı yer alırken; ÇK m. 3/8 ve Geçici m. 3/5 hükümleriyle erken ibraz edilen çekler bakımından "hukuki takip" yapılamayacağı düzenlenerek fiili bir vade yaratılmıştır [25, 26]. Bu durum, erken ibraz edilen ancak karşılığı bulunmayan çeklerde TTK m. 810/1-b hükmü gereği işleyecek temerrüt faizinin başlangıç tarihinin ne olacağı hususunda derin bir doktriner tartışma doğurmuştur [13].
Prof. Dr. Seza Reisoğlu, çekin arkasına kaydettirilmesi şartıyla erken ibraz tarihi itibarıyla temerrüt faizinin başlayacağını savunurken; Prof. Dr. İsmail Kırca gibi müellifler, ÇK m. 3/8 düzenlemesinin varlığı karşısında hukuki takip yasağı bulunduğu için temerrüt faizinin (ve temerrüdün) ancak kanuni ibraz süresi içerisindeki ibraz tarihiyle başlayacağını ileri sürmektedir [13, 14]. ÇK'nın bu yapısı; Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler tarafından, çekin "ödeme aracı" olma vasfını zedelediği, çeki kredi aracı olan bonoya yaklaştırdığı ve Cenevre Yeknesak Hukuku ruhuna aykırı olduğu gerekçeleriyle haklı olarak yoğun şekilde eleştirilmektedir [25-27]. Nitekim Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, ÇK m. 3/8'in yürürlükten kaldırılarak TTK m. 795/2 sistematiğine (görüldüğünde ödenme ve anında başvuru hakkı doğma ilkesine) geri dönülmesi gerektiğini güçlü şekilde vurgulamaktadır [16, 27].
Bir diğer eleştiri ise, binde üçlük komisyon ücreti (TTK m. 810/1-d) sınırıdır. Günümüz modern ticaret hayatında ve bankacılık işlemlerinde, karşılıksız çıkan bir senedin takibi ve tahsili için katlanılan idari/operasyonel maliyetler çoğu zaman binde üçlük dilimin çok üzerindedir. Söz konusu limitin maktu bir tavan olarak korunması, kötü niyetli borçluların finansal geciktirmelerini teşvik eden bir zafiyet barındırmakta olup de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından güncellenmesi veya nispi/kademeli bir esnekliğe kavuşturulması tartışılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Dördüncü Kitabı olan Kıymetli Evrak Hukuku’nun "Çek" başlığını taşıyan altıncı kısmında, çekin ödenmemesi hâlinde hamilin müracaat (başvuru) hakları detaylı bir biçimde düzenlenmiştir. TTK m. 810 hükmü, "Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları" üst başlığı altında, başvurma hakkının kapsamını maddi (parasal) kalemler itibarıyla sınırlandırmakta ve hamilin müracaat borçlularından talep edebileceği meblağın çerçevesini çizmektedir [1, 2].
Kambiyo senetleri hukukunda müracaat hakkı, poliçe ve bonoda olduğu gibi çekte de kanunun öngördüğü şekil ve süre şartlarına (süresinde ibraz ve ödememe olgusunun tespiti) uyulması kaydıyla, senedin asıl borçlusunun ödemeden imtina etmesi durumunda ciro silsilesindeki diğer sorumlulara (cirantalar, düzenleyen ve avalistler) gidilebilmesini ifade eder [3, 4]. Çekte bir "asıl borçlu" (kabul müessesesi bulunmadığından) bulunmadığı için, düzenleyen dâhil olmak üzere çekte imzası bulunan herkes müracaat borçlusu statüsündedir [4]. Bu bağlamda TTK m. 810, süresinde ibraz edilip karşılıksız kalan bir çekin hamilinin, müracaat borçlularına yönelteceği taleplerin sınırlarını mutlak ve emredici bir biçimde tayin etmektedir [1, 5]. Söz konusu hüküm, kanun koyucunun poliçeler için öngördüğü TTK m. 725 hükmünün çekin hukuki niteliğine uyarlanmış bir projeksiyonudur [6, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TTK m. 810/1 hükmü, hamilin başvuru yoluyla talep edebileceği kalemleri dört alt bent hâlinde (a, b, c, d) tahdidi olarak saymıştır [1, 2].
2.1. Çekin Ödenmemiş Olan Bedeli (TTK m. 810/1-a)
Hamilin ilk ve temel talebi, muhatap bankaya ibraz edilmesine rağmen ödenmemiş olan çek bedelidir [1, 2]. Çek, hukuki niteliği itibarıyla bir ödeme aracı olduğundan, senedin üzerinde yazılı olan anaparanın talep edilmesi müracaat hakkının esasını oluşturur. Çekin kısmen ödenmesi (kısmi karşılığın bulunması ve hamilin bunu tahsil etmesi) durumunda, müracaat borçlularından talep edilebilecek tutar yalnızca karşılıksız kalan (ödenmeyen) kısım ile sınırlıdır. Hamil, çek bedelinin tümünü değil, muhatap banka tarafından ödenmeyen ve arkasına "karşılıksızdır" şerhi düşülen meblağı talep etme hakkına sahiptir [1, 8].
2.2. İbraz Gününden İtibaren İşleyecek Faiz (TTK m. 810/1-b)
Çekin süresinde ibraz edilip ödenmemesi durumunda, hamilin uğradığı zararın asgari telafisi amacıyla kanun koyucu temerrüt faizi talep etme hakkı tanımıştır [1, 9]. Çek, kural olarak görüldüğünde ödenmesi gereken bir senet olduğu için (TTK m. 795) üzerine anapara faizi (kapital faiz) şartı konulamaz; konulursa yazılmamış sayılır (TTK m. 786) [10]. Ancak senedin ödenmemesi hâlinde doğan faiz, yasal bir temerrüt faizidir [9]. TTK m. 810/1-b uyarınca bu faiz, çekin "ibraz gününden itibaren" işlemeye başlar [1, 8]. Çekler açısından temerrüt faizinin oranı, çekin TTK m. 3 uyarınca ticari iş niteliğinde olması sebebiyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1 ve devamı maddelerine göre belirlenen "ticari işlerde temerrüt faizi (avans faizi)" oranıdır [8, 9, 11].
2.3. Giderler (Protesto, İhbar ve Diğer Giderler) (TTK m. 810/1-c)
Hamilin müracaat hakkını kullanabilmesi için kanunun aradığı şekli şartları yerine getirirken yaptığı masraflar da müracaat borçlularına yansıtılır [1, 12]. Bu masraflar; ödememe olgusunun tespiti için yapılan protesto masrafları, muhatap bankanın çekin arkasına yazdığı karşılıksızdır şerhine ilişkin işlem giderleri ve hamilin kendinden önceki cirantaya veya düzenleyene TTK m. 723 bağlamında yaptığı ihbarname giderleridir [1, 2].
2.4. Çek Bedelinin Binde Üçünü Aşmamak Üzere Komisyon Ücreti (TTK m. 810/1-d)
Kanun koyucu, hamilin çeki tahsil etmek için harcadığı zaman, emek ve banka masraflarını karşılamak üzere maktu bir "komisyon ücreti" talep etme hakkı tanımıştır [1, 2]. Poliçe ve bonolarda yer alan komisyon hükmünden (TTK m. 725) feyzalınarak düzenlenen bu bent uyarınca talep edilecek komisyon, çekin karşılıksız kalan bedelinin %0,3'ünü (binde üçünü) aşamaz.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri), TTK m. 810'un emredici nitelikte olduğunu ve hamilin bu maddede sayılanlar dışında bir kalemi (örneğin munzam zarar veya sözleşmesel cezai şart) kambiyo takibi yoluyla müracaat borçlularından isteyemeyeceğini yerleşik içtihatlarıyla sabitlemiştir.
Ayrıca Yargıtay kararlarında, ibraz gününden itibaren işleyecek faizin türünün Merkez Bankası kısa vadeli avans faizi (ticari temerrüt faizi) olduğu istikrar kazanmıştır. T.C. Merkez Bankası'nın belirlediği bu oran, alacaklının talebi üzerine değişen dönemlere göre kademeli olarak uygulanmaktadır [11]. Özellikle, çekin arkasında banka tarafından vurulan ibraz kaşesindeki tarih, TTK m. 810/1-b uyarınca temerrüt faizinin başlangıç tarihi olarak kesin kabul edilmektedir. İleri tarihli (post-dated) çeklerin erken ibrazı durumunda ise Yargıtay, erken ibrazı geçerli sayıp faizi ibraz gününden başlatma eğilimindeyken; Çek Kanunu'nun (ÇK) geçici m. 3/5 ve m. 3/8 hükümleri çerçevesinde şekillenen yeni yasal engeller bu içtihatların uygulanabilirliğini kanun yoluyla sınırlandırmıştır [14-16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: (A) A.Ş., tacir (B) Limited Şirketinden aldığı mal karşılığında 500.000 TL bedelli, 10.05.2025 keşide tarihli bir çek düzenleyerek teslim etmiştir. (B), bu çeki (C)'ye ciro etmiştir. Hamil (C), 12.05.2025 tarihinde muhatap bankaya ibraz etmiş; ancak hesapta yalnızca 100.000 TL bulunduğu için bu tutarı tahsil etmiş ve kalan 400.000 TL için "karşılıksızdır" şerhi vurdurmuştur. Hukuki analiz: Hamil (C), TTK m. 810 kapsamında düzenleyen (A) ve ciranta (B)'ye müracaat edebilir. Talep edebileceği miktar; ödenmemiş bedel olan 400.000 TL (m. 810/1-a), 12.05.2025 tarihinden fiili ödeme gününe kadar 400.000 TL üzerinden işleyecek avans faizi (m. 810/1-b), karşılıksızlık işlemleri için bankaya ve ihtar çekilmişse notere ödenen giderler (m. 810/1-c) ve ödenmemiş bedel olan 400.000 TL'nin %0,3'ü olan 1.200 TL'yi aşmayacak komisyon ücretinden (m. 810/1-d) ibarettir.
Olay 2: (X), (Y)'ye 01.08.2025 düzenleme tarihli bir çek teslim etmiştir. Ancak (Y) çeki 15.07.2025 tarihinde muhatap bankaya ibraz etmiştir. 5941 sayılı Çek Kanunu Geçici m. 3/5 uyarınca erken ibraz yasağı çerçevesinde karşılıksız işlemi yapılamamış ve hukuki takip başlatılamamıştır. Hukuki analiz: Erken ibraz yasağı dönemi içerisinde, hamil TTK m. 810'un kendisine tanıdığı temerrüt faizi ve müracaat haklarını işletemez. Faizin başlaması ve giderlerin talep edilebilir hâle gelmesi için, senedin yasal süresi içerisinde (01.08.2025 tarihinden itibaren) yeniden geçerli bir şekilde ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" şerhinin kanuna uygun biçimde işlenmesi şarttır [13, 14].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 810 hükmü, Cenevre Yeknesak Çek Kanunu (CYK) ile uyumlu olarak hamilin başvuru hakkının parasal sınırlarını çizmiştir. Ancak doktrinde bu maddenin bilhassa "ileri tarihli çeklerin erken ibrazı" (post-dated checks) bağlamında 5941 sayılı Çek Kanunu (ÇK) ile oluşturduğu sistematik çatışma şiddetle eleştirilmektedir [23, 24].
TTK m. 795'te "çek görüldüğünde ödenir" emredici kuralı yer alırken; ÇK m. 3/8 ve Geçici m. 3/5 hükümleriyle erken ibraz edilen çekler bakımından "hukuki takip" yapılamayacağı düzenlenerek fiili bir vade yaratılmıştır [25, 26]. Bu durum, erken ibraz edilen ancak karşılığı bulunmayan çeklerde TTK m. 810/1-b hükmü gereği işleyecek temerrüt faizinin başlangıç tarihinin ne olacağı hususunda derin bir doktriner tartışma doğurmuştur [13]. Prof. Dr. Seza Reisoğlu, çekin arkasına kaydettirilmesi şartıyla erken ibraz tarihi itibarıyla temerrüt faizinin başlayacağını savunurken; Prof. Dr. İsmail Kırca gibi müellifler, ÇK m. 3/8 düzenlemesinin varlığı karşısında hukuki takip yasağı bulunduğu için temerrüt faizinin (ve temerrüdün) ancak kanuni ibraz süresi içerisindeki ibraz tarihiyle başlayacağını ileri sürmektedir [13, 14]. ÇK'nın bu yapısı; Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler tarafından, çekin "ödeme aracı" olma vasfını zedelediği, çeki kredi aracı olan bonoya yaklaştırdığı ve Cenevre Yeknesak Hukuku ruhuna aykırı olduğu gerekçeleriyle haklı olarak yoğun şekilde eleştirilmektedir [25-27]. Nitekim Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, ÇK m. 3/8'in yürürlükten kaldırılarak TTK m. 795/2 sistematiğine (görüldüğünde ödenme ve anında başvuru hakkı doğma ilkesine) geri dönülmesi gerektiğini güçlü şekilde vurgulamaktadır [16, 27].
Bir diğer eleştiri ise, binde üçlük komisyon ücreti (TTK m. 810/1-d) sınırıdır. Günümüz modern ticaret hayatında ve bankacılık işlemlerinde, karşılıksız çıkan bir senedin takibi ve tahsili için katlanılan idari/operasyonel maliyetler çoğu zaman binde üçlük dilimin çok üzerindedir. Söz konusu limitin maktu bir tavan olarak korunması, kötü niyetli borçluların finansal geciktirmelerini teşvik eden bir zafiyet barındırmakta olup de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından güncellenmesi veya nispi/kademeli bir esnekliğe kavuşturulması tartışılmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.