1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabının (Kıymetli Evrak) Dördüncü Kısmında (Çek) yer alan Üçüncü Ayırım "Ödeme ve Ödememe" başlığını taşımaktadır. TTK m. 809, bu ayırımın altında "Protesto" üst başlığı ile yer alarak, çekin süresinde ibraz edilmesine karşın ödenmemesi halinde, hamilin başvuru (müracaat) haklarını kullanabilmesi için gereken tespit işlemlerinin (protesto veya buna denk olan belirlemelerin) tabi olduğu yasal süre sınırlarını ihtiva etmektedir [1, 2].
Kambiyo senetleri hukukunda başvurma (müracaat) hakkının kullanılabilmesi kural olarak senedin vadesinde veya yasal ibraz süresinde muhataba ibraz edilmesine ve ödenmeme olgusunun resmî bir şekilde tespitine bağlıdır. Poliçe ve bonolarda ödememe olgusu münhasıran noter aracılığıyla düzenlenen protesto ile tespit edilirken, çekin ödeme aracı olma niteliği ve bankacılık sistemindeki işleyiş hızı göz önünde bulundurularak kanun koyucu tarafından TTK m. 808'de protestoya eşdeğer alternatif belirleme yolları öngörülmüştür [3]. TTK m. 809 ise, TTK m. 808'de anılan bu işlemlerin, yani "protesto" veya "buna denk olan belirlemelerin" en geç ne zaman yapılması gerektiğini kesin bir hak düşürücü süreye bağlamaktadır [4, 5]. Madde, kural olarak bu işlemlerin ibraz süresinin geçmesinden önce yapılmasını emrederken, ticari hayatın pratik zorluklarını dengelemek adına, ibrazın sürenin son gününde yapılması ihtimaline binaen bir iş günlük ek bir atıfet süresi (izleyen iş günü kuralı) ihdas etmiştir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Protesto veya Buna Denk Olan Belirleme
TTK m. 809'da zikredilen "buna denk olan belirleme" kavramının içeriği, bir önceki madde olan TTK m. 808'de açıkça tanımlanmıştır. Buna göre hamil, zamanında ibraz ettiği çekin ödenmemiş olduğunu üç farklı yöntemle tespit ettirebilir [1, 3]:
- Resmî bir belge (Protesto) ile: Poliçe ve bonolarda olduğu gibi noter aracılığıyla çekilen ödememe protestosudur.
- Muhatap bankanın tarihli beyanı ile: Uygulamada en sık rastlanan yöntemdir. Çekin ibraz günü de gösterilmek suretiyle, bizzat muhatap banka tarafından çekin arka yüzüne veya alonja yazılan "karşılıksızdır" veya "ödemeden imtina edilmiştir" şeklindeki şerhtir [5].
- Takas odası beyanı ile: Çekin zamanında takas odasına teslim edildiği hâlde ödenmediğini tespit eden takas odasının tarihli beyanıdır [1, 3].
TTK m. 809, bu üç tespitten herhangi birinin yapılacağı yasal zaman dilimini sınırlamaktadır.
2.2. İbraz Süresinin Geçmesinden Önce Yapılma Zorunluluğu
Maddenin birinci fıkrası, ödememe olgusunun tespitinin mutlaka yasal ibraz süresi içinde yapılmasını emretmektedir [1]. Çeklerde vade bulunmadığından ve çek görüldüğünde ödenecek bir kambiyo senedi niteliği taşıdığından, kanun koyucu TTK m. 796'da katı ibraz süreleri öngörmüştür (aynı yerde ödenecek çekler için 10 gün, farklı yerlerde ödenecek çekler için 1 ay, farklı kıtalarda ödenecek çekler için 3 ay) [6]. İbraz süreleri, çekte yazılı keşide tarihinin ertesi günü işlemeye başlar (TTK m. 796/3) [6, 7]. İşte TTK m. 809/1 uyarınca, protesto veya buna denk olan belirleme (örneğin muhatap bankanın karşılıksızlık şerhi) kural olarak bu sürelerin bitiminden önce senedin üzerine işlenmiş veya resmî mercilerce tesis edilmiş olmalıdır [4]. Aksi takdirde hamil, senedi zamanında ibraz etmiş olsa bile, ödememeyi süresinde tevsik etmediği için müracaat hakkını kaybedecektir [4, 5].
2.3. İbrazın Sürenin Son Gününde Yapılması ve İzleyen İş Günü İstisnası
Maddenin ikinci fıkrası, son derece önemli bir pratik güvence getirmektedir. Hamilin, çeki kanuni ibraz süresinin en son gününde muhatap bankaya ibraz etmesi hukuken geçerlidir. Ancak bankanın vezne kapanış saatleri, teknik arızalar veya karşılık kontrolünün uzaması gibi nedenlerle karşılıksızlık şerhinin veya noter protestosunun aynı gün içinde tamamlanamaması riski mevcuttur. Kanun koyucu bu riski bertaraf etmek amacıyla, ibrazın sürenin son gününde yapılması şartıyla, protesto veya buna denk belirlemenin "izleyen iş gününde" de yapılabileceğini hükme bağlamıştır [1, 5]. Bu ek süre, sürenin son gününden önceki günlerde yapılan ibrazlar için geçerli değildir; münhasıran son gün yapılan ibrazlar için öngörülmüş bir istisnadır.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 808 (Hamilin Başvurma Hakları): TTK m. 809'un maddi dayanağıdır. Ödememe halinin tespit yollarını gösteren 808. madde, bu tespitin zamanlaması hususunda organik olarak 809. maddeye muhtaçtır [1, 3]. Süresinde ibraz edilmeyen veya süresinde tespit yapılmayan çeklerde hamil, düzenleyen, cirantalar ve avalistlere karşı başvuru hakkını kaybeder [5].
- TTK m. 796 (İbraz Süreleri): Protesto veya buna denk belirlemenin azami haddini çizen sürelerdir [6]. TTK m. 809/1'deki "ibraz süresinin geçmesinden önce" ifadesi doğrudan TTK m. 796'ya atıf niteliğindedir.
- TTK m. 793 (Protestodan Sonraki Ciro): Protestonun düzenlenmesinden, aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, alacağın temliki hükümlerini doğurur [8]. Dolayısıyla TTK m. 809 uyarınca yapılan ödememe tespiti, senedin devir kabiliyetinin kambiyo hukuku prensiplerinden çıkarak Borçlar Hukuku (TBK m. 183 vd.) rejimine geçmesi sonucunu doğurur [9].
- TTK m. 811 (Mücbir Sebepler): İbrazın veya protesto/denk belirleme yapılmasının bir devletin mevzuatı veya mücbir sebep nedeniyle gerçekleştirilememesi halinde TTK m. 809'daki süreler uzar [2, 10].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay, çekte müracaat hakkının korunması bakımından ibrazın ve TTK m. 809 uyarınca yapılacak ödememe belirlemesinin kanuni süreler içinde yapılmasını kamu düzeninden saymakta ve resen inceleme konusu yapmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) yerleşik içtihatlarına göre, ibraz süresi geçtikten sonra ibraz edilen veya ibraz edilse dahi ibraz süresi içinde ödememe olgusu usulüne uygun (TTK m. 808-809 kapsamında) tevsik edilmeyen çekler kambiyo senedi vasfını yitirmemekle birlikte, bu senetlere dayanılarak müracaat borçlularına (cirantalar, avalistler) karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılamaz [11, 12]. Yargıtay, hamilin müracaat borçlularına başvurabilmesi için muhataba süresinde ibraz ile karşılıksız olduğuna ilişkin beyanın kesin bir yasal şart olduğunu açıkça ifade etmektedir [13]. Ayrıca, sürenin son gününde ibraz edilen çekler bakımından Yargıtay, izleyen iş gününde vurulan "karşılıksızdır" kaşesini, TTK m. 809/2 çerçevesinde geçerli bir tespit olarak kabul etmekte ve takibin sıhhatine halel getirmediğine hükmetmektedir [1].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
Hamil (H), keşide yeri ile ödeme yeri aynı olan bir çeki, keşide tarihinden (düzenlenme tarihinden) itibaren hesaplanan on günlük ibraz süresinin onuncu (son) günü muhatap bankaya ibraz etmiştir. Ancak banka sistemlerinde yaşanan ülke genelindeki bir arıza nedeniyle çekin hesaptan tahsili veya karşılıksızdır işleminin yapılması mesai saati bitimine kadar tamamlanamamıştır. Ertesi sabah mesai başladığında banka memuru, çekin arkasına "İşbu çek, dünkü ibraz tarihi itibarıyla hesapta yeterli bakiye bulunmadığından ödenmemiştir" şeklinde şerh düşerek tarih ve imza ile (H)'ye iade etmiştir.
Hukuki analiz: Somut olayda TTK m. 796 uyarınca 10 günlük ibraz süresine tabi çek, sürenin son gününde bankaya ibraz edilmiştir. TTK m. 809/2 hükmü, "İbraz, sürenin son gününde yapılırsa, protesto veya buna denk belirleme, izleyen iş gününde de yapılabilir" kuralını amirdir [1]. Bu itibarla, bankanın "buna denk belirleme" niteliğindeki şerhi izleyen iş gününde tatbik etmesi hukuka uygundur. (H), bu çeke dayanarak düzenleyen ve diğer tüm müracaat borçlularına karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapma hakkını korumuştur.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Lehtar (L), elinde bulundurduğu bir çeki, ibraz süresinin son gününden bir gün önce muhatap bankaya ibraz etmiş, hesabın müsait olmaması sebebiyle ödeme alamamıştır. Ancak (L), keşideci ile arasının bozulmaması düşüncesiyle bankadan "karşılıksızdır" şerhinin vurulmamasını rica etmiş ve çeki iade almıştır. İbraz süresinin bitiminden iki gün sonra fikrini değiştiren (L), notere giderek çekin ödenmediğini belirten bir ödememe protestosu düzenletmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 809/1 uyarınca protestonun "ibraz süresinin geçmesinden önce" yapılması emredici yasal bir zorunluluktur [1]. İbraz, sürenin son gününde yapılmadığı için TTK m. 809/2'deki izleyen iş günü istisnasından da faydalanılamaz. Protesto, kanuni ibraz süresinin bitiminden sonra çekildiğinden, ödememe olgusu yasal olarak tevsik edilmemiş sayılır. Bunun neticesinde (L), senedin müracaat borçlularına (cirantalar) karşı başvuru hakkını tamamen kaybetmiştir [4, 5]. (L), cirantalara karşı sadece genel hükümlere göre talepte bulunma veya düzenleyene karşı TTK m. 732 (m. 818/1-m atfıyla) kapsamında sebepsiz zenginleşme davası açma yoluna gidebilecektir [14, 15].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Çekin yasal süresinde ibraz edildiği ve TTK m. 809 uyarınca süresinde tevsik edildiğinin (protesto veya muhatap şerhi ile) ispat yükü hamildedir. Bu ispat, ancak senedin üzerindeki yazılı kayıtlar (banka şerhi) veya resmî protesto evrakı ile yapılabilir; tanık veya ticari defterle tevsik kanıtlanamaz.
- Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 809'a uygun şekilde süresinde tevsik edilen ödememe olgusu sonrasında, hamilin çek borçlularına karşı müracaat hakkı, ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir (TTK m. 814/1) [6, 16].
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 809 şartlarına uyulmadan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapılması durumunda, borçlunun İcra ve İflas Kanunu (İİK m. 170/a) kapsamında icra mahkemesine şikâyet başvurusunda bulunması gerekir [17, 18]. Temel hakka ilişkin menfi tespit veya sebepsiz zenginleşme davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, izleyen iş gününde şerh vurdurma hakkının (TTK 809/2) her durumda geçerli olduğu zannedilmektedir. Oysa bu hak sadece ve münhasıran "ibrazın sürenin son gününde yapılması" halinde tanınmıştır. Sürenin ortasında yapılan bir ibraza ilişkin şerh, sürenin bitiminden sonraya bırakılamaz.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, kambiyo senetlerinde müracaat haklarının korunmasına yönelik şekil şartlarının katı sınırlarının, ticari hayatın güvenliği ve sürati için gerekli olduğunu vurgulamakla birlikte, bazı hallerde hak sahipleri açısından adaletsiz sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekmişlerdir [19-21].
TTK m. 809'un şekilci yapısı, çekin nakit ödeme aracı olması fonksiyonu ile uyumludur. Ancak Türk hukuk pratiğinde Çek Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 5. fıkrasıyla (ileri tarihli çekin üzerinde yazılı tarihten önce ibrazının geçersiz sayılması) çekin fiilen kredi aracı, yani bonoya benzer bir vade aracına dönüştürüldüğü gerçeği dikkate alındığında [22, 23], TTK m. 809'un katı ibraz ve tespit kurallarının uygulanmasında doktriner gerilimler mevcuttur. Borçlu zararına haksız zenginleşmeyi önleyen TTK m. 732 gibi kuramlar bulunsa da (sebepsiz zenginleşme davası) [14, 15], hamilin müracaat haklarını TTK m. 809 gereği sırf bir şerhin tarihi yüzünden kaybetmesi, "kıymetli evraka bağlanan güven" ilkesini zedeleyebilmektedir. Kanun koyucunun şekilciliğe verdiği bu tavizsiz ödün, muhatap bankaların teknik sistem hataları veya gecikmeleri neticesinde senedin kambiyo vasfını işlevsiz bırakma riski taşıdığından, de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından banka kayıtlarının elektronik ortamda daha esnek tevsik edilebilmesine cevaz veren reformlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabının (Kıymetli Evrak) Dördüncü Kısmında (Çek) yer alan Üçüncü Ayırım "Ödeme ve Ödememe" başlığını taşımaktadır. TTK m. 809, bu ayırımın altında "Protesto" üst başlığı ile yer alarak, çekin süresinde ibraz edilmesine karşın ödenmemesi halinde, hamilin başvuru (müracaat) haklarını kullanabilmesi için gereken tespit işlemlerinin (protesto veya buna denk olan belirlemelerin) tabi olduğu yasal süre sınırlarını ihtiva etmektedir [1, 2].
Kambiyo senetleri hukukunda başvurma (müracaat) hakkının kullanılabilmesi kural olarak senedin vadesinde veya yasal ibraz süresinde muhataba ibraz edilmesine ve ödenmeme olgusunun resmî bir şekilde tespitine bağlıdır. Poliçe ve bonolarda ödememe olgusu münhasıran noter aracılığıyla düzenlenen protesto ile tespit edilirken, çekin ödeme aracı olma niteliği ve bankacılık sistemindeki işleyiş hızı göz önünde bulundurularak kanun koyucu tarafından TTK m. 808'de protestoya eşdeğer alternatif belirleme yolları öngörülmüştür [3]. TTK m. 809 ise, TTK m. 808'de anılan bu işlemlerin, yani "protesto" veya "buna denk olan belirlemelerin" en geç ne zaman yapılması gerektiğini kesin bir hak düşürücü süreye bağlamaktadır [4, 5]. Madde, kural olarak bu işlemlerin ibraz süresinin geçmesinden önce yapılmasını emrederken, ticari hayatın pratik zorluklarını dengelemek adına, ibrazın sürenin son gününde yapılması ihtimaline binaen bir iş günlük ek bir atıfet süresi (izleyen iş günü kuralı) ihdas etmiştir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Protesto veya Buna Denk Olan Belirleme
TTK m. 809'da zikredilen "buna denk olan belirleme" kavramının içeriği, bir önceki madde olan TTK m. 808'de açıkça tanımlanmıştır. Buna göre hamil, zamanında ibraz ettiği çekin ödenmemiş olduğunu üç farklı yöntemle tespit ettirebilir [1, 3]:
TTK m. 809, bu üç tespitten herhangi birinin yapılacağı yasal zaman dilimini sınırlamaktadır.
2.2. İbraz Süresinin Geçmesinden Önce Yapılma Zorunluluğu
Maddenin birinci fıkrası, ödememe olgusunun tespitinin mutlaka yasal ibraz süresi içinde yapılmasını emretmektedir [1]. Çeklerde vade bulunmadığından ve çek görüldüğünde ödenecek bir kambiyo senedi niteliği taşıdığından, kanun koyucu TTK m. 796'da katı ibraz süreleri öngörmüştür (aynı yerde ödenecek çekler için 10 gün, farklı yerlerde ödenecek çekler için 1 ay, farklı kıtalarda ödenecek çekler için 3 ay) [6]. İbraz süreleri, çekte yazılı keşide tarihinin ertesi günü işlemeye başlar (TTK m. 796/3) [6, 7]. İşte TTK m. 809/1 uyarınca, protesto veya buna denk olan belirleme (örneğin muhatap bankanın karşılıksızlık şerhi) kural olarak bu sürelerin bitiminden önce senedin üzerine işlenmiş veya resmî mercilerce tesis edilmiş olmalıdır [4]. Aksi takdirde hamil, senedi zamanında ibraz etmiş olsa bile, ödememeyi süresinde tevsik etmediği için müracaat hakkını kaybedecektir [4, 5].
2.3. İbrazın Sürenin Son Gününde Yapılması ve İzleyen İş Günü İstisnası
Maddenin ikinci fıkrası, son derece önemli bir pratik güvence getirmektedir. Hamilin, çeki kanuni ibraz süresinin en son gününde muhatap bankaya ibraz etmesi hukuken geçerlidir. Ancak bankanın vezne kapanış saatleri, teknik arızalar veya karşılık kontrolünün uzaması gibi nedenlerle karşılıksızlık şerhinin veya noter protestosunun aynı gün içinde tamamlanamaması riski mevcuttur. Kanun koyucu bu riski bertaraf etmek amacıyla, ibrazın sürenin son gününde yapılması şartıyla, protesto veya buna denk belirlemenin "izleyen iş gününde" de yapılabileceğini hükme bağlamıştır [1, 5]. Bu ek süre, sürenin son gününden önceki günlerde yapılan ibrazlar için geçerli değildir; münhasıran son gün yapılan ibrazlar için öngörülmüş bir istisnadır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay, çekte müracaat hakkının korunması bakımından ibrazın ve TTK m. 809 uyarınca yapılacak ödememe belirlemesinin kanuni süreler içinde yapılmasını kamu düzeninden saymakta ve resen inceleme konusu yapmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) yerleşik içtihatlarına göre, ibraz süresi geçtikten sonra ibraz edilen veya ibraz edilse dahi ibraz süresi içinde ödememe olgusu usulüne uygun (TTK m. 808-809 kapsamında) tevsik edilmeyen çekler kambiyo senedi vasfını yitirmemekle birlikte, bu senetlere dayanılarak müracaat borçlularına (cirantalar, avalistler) karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılamaz [11, 12]. Yargıtay, hamilin müracaat borçlularına başvurabilmesi için muhataba süresinde ibraz ile karşılıksız olduğuna ilişkin beyanın kesin bir yasal şart olduğunu açıkça ifade etmektedir [13]. Ayrıca, sürenin son gününde ibraz edilen çekler bakımından Yargıtay, izleyen iş gününde vurulan "karşılıksızdır" kaşesini, TTK m. 809/2 çerçevesinde geçerli bir tespit olarak kabul etmekte ve takibin sıhhatine halel getirmediğine hükmetmektedir [1].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Hamil (H), keşide yeri ile ödeme yeri aynı olan bir çeki, keşide tarihinden (düzenlenme tarihinden) itibaren hesaplanan on günlük ibraz süresinin onuncu (son) günü muhatap bankaya ibraz etmiştir. Ancak banka sistemlerinde yaşanan ülke genelindeki bir arıza nedeniyle çekin hesaptan tahsili veya karşılıksızdır işleminin yapılması mesai saati bitimine kadar tamamlanamamıştır. Ertesi sabah mesai başladığında banka memuru, çekin arkasına "İşbu çek, dünkü ibraz tarihi itibarıyla hesapta yeterli bakiye bulunmadığından ödenmemiştir" şeklinde şerh düşerek tarih ve imza ile (H)'ye iade etmiştir. Hukuki analiz: Somut olayda TTK m. 796 uyarınca 10 günlük ibraz süresine tabi çek, sürenin son gününde bankaya ibraz edilmiştir. TTK m. 809/2 hükmü, "İbraz, sürenin son gününde yapılırsa, protesto veya buna denk belirleme, izleyen iş gününde de yapılabilir" kuralını amirdir [1]. Bu itibarla, bankanın "buna denk belirleme" niteliğindeki şerhi izleyen iş gününde tatbik etmesi hukuka uygundur. (H), bu çeke dayanarak düzenleyen ve diğer tüm müracaat borçlularına karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yapma hakkını korumuştur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Lehtar (L), elinde bulundurduğu bir çeki, ibraz süresinin son gününden bir gün önce muhatap bankaya ibraz etmiş, hesabın müsait olmaması sebebiyle ödeme alamamıştır. Ancak (L), keşideci ile arasının bozulmaması düşüncesiyle bankadan "karşılıksızdır" şerhinin vurulmamasını rica etmiş ve çeki iade almıştır. İbraz süresinin bitiminden iki gün sonra fikrini değiştiren (L), notere giderek çekin ödenmediğini belirten bir ödememe protestosu düzenletmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 809/1 uyarınca protestonun "ibraz süresinin geçmesinden önce" yapılması emredici yasal bir zorunluluktur [1]. İbraz, sürenin son gününde yapılmadığı için TTK m. 809/2'deki izleyen iş günü istisnasından da faydalanılamaz. Protesto, kanuni ibraz süresinin bitiminden sonra çekildiğinden, ödememe olgusu yasal olarak tevsik edilmemiş sayılır. Bunun neticesinde (L), senedin müracaat borçlularına (cirantalar) karşı başvuru hakkını tamamen kaybetmiştir [4, 5]. (L), cirantalara karşı sadece genel hükümlere göre talepte bulunma veya düzenleyene karşı TTK m. 732 (m. 818/1-m atfıyla) kapsamında sebepsiz zenginleşme davası açma yoluna gidebilecektir [14, 15].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, kambiyo senetlerinde müracaat haklarının korunmasına yönelik şekil şartlarının katı sınırlarının, ticari hayatın güvenliği ve sürati için gerekli olduğunu vurgulamakla birlikte, bazı hallerde hak sahipleri açısından adaletsiz sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekmişlerdir [19-21].
TTK m. 809'un şekilci yapısı, çekin nakit ödeme aracı olması fonksiyonu ile uyumludur. Ancak Türk hukuk pratiğinde Çek Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 5. fıkrasıyla (ileri tarihli çekin üzerinde yazılı tarihten önce ibrazının geçersiz sayılması) çekin fiilen kredi aracı, yani bonoya benzer bir vade aracına dönüştürüldüğü gerçeği dikkate alındığında [22, 23], TTK m. 809'un katı ibraz ve tespit kurallarının uygulanmasında doktriner gerilimler mevcuttur. Borçlu zararına haksız zenginleşmeyi önleyen TTK m. 732 gibi kuramlar bulunsa da (sebepsiz zenginleşme davası) [14, 15], hamilin müracaat haklarını TTK m. 809 gereği sırf bir şerhin tarihi yüzünden kaybetmesi, "kıymetli evraka bağlanan güven" ilkesini zedeleyebilmektedir. Kanun koyucunun şekilciliğe verdiği bu tavizsiz ödün, muhatap bankaların teknik sistem hataları veya gecikmeleri neticesinde senedin kambiyo vasfını işlevsiz bırakma riski taşıdığından, de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından banka kayıtlarının elektronik ortamda daha esnek tevsik edilebilmesine cevaz veren reformlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.