1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabı (Ticari İşletme), Birinci Kısmı (Tacir) altında, "Tacir Olmanın Hükümleri" başlığı içerisinde yer alan 8. madde, ticari işlemlerde faiz oranının belirlenmesi ve bileşik (mürekkep) faiz uygulamasının yasal altyapısını tesis eden temel normdur [1, 2]. Hukukumuzda, kural olarak adi işlerde faiz oranlarına çeşitli sınırlamalar getirilmişken, ticaret hukukunun doğası gereği ihtiyaç duyulan sermaye birikimi, kredi mekanizmalarının işleyişi ve ticari hayatın hızı dikkate alınarak faiz oranlarının belirlenmesinde "irade özerkliği" ve "serbesti" ilkesi benimsenmiştir [3, 4].
TTK m. 8 hükmü, faiz hukukunda temel bir kural olan "oran serbestisi"ni (TTK m. 8/1) düzenlerken, aynı zamanda borçlunun ağır yükler altına girmesini engellemek amacıyla bileşik faiz (faize faiz yürütülmesi) yasağına ticari işler bağlamında katı istisnalar (TTK m. 8/2) getirmektedir [2, 3, 5]. Kanun koyucu, ticari iş niteliğindeki sözleşmelerde irade serbestisini esas almakla birlikte, bu serbestinin sınırlarını ve tüketicinin korunması gibi kamu düzenine ilişkin alanları (TTK m. 8/3) titizlikle koruma altına almıştır [2]. Maddenin son fıkrasında (TTK m. 8/4) ise, emredici nitelikteki bileşik faiz kurallarına aykırılığın yaptırımı "yokluk" olarak belirlenmiştir [6]. Bu yapı, ticari hayatın finansman ihtiyacı ile zayıf tarafın korunması arasındaki hassas dengeyi yansıtmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticari İşlerde Faiz Oranının Serbestçe Belirlenmesi (Oran Serbestisi)
TTK m. 8/1 hükmü, "Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir" ilkesini amirdir [1, 2]. Bu serbesti, hem anapara (kapital) faizi hem de temerrüt (gecikme) faizi oranlarının, sözleşme taraflarınca herhangi bir yasal tavan olmaksızın kararlaştırılabileceğini ifade eder [3, 5]. Adi işlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 88 ve m. 120 uyarınca uygulanan sınırlandırmalar (anapara faizi için yasal faiz oranının yüzde elli fazlası, temerrüt faizi için ise yüzde yüz fazlası sınırı), TTK m. 8/1 karşısında ticari işlerde uygulama alanı bulamaz [3-5, 7, 8]. Ancak oran serbestisi mutlak ve sınırsız değildir; belirlenen faiz oranının, borçlu tacirin ekonomik mahvına sebebiyet verecek nitelikte aşırı olması durumunda, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2'de yer alan dürüstlük kuralı ile TBK m. 27'de yer alan ahlaka aykırılık ve TBK m. 28'deki aşırı yararlanma (gabin) hükümleri devreye girerek bu serbestiyi sınırlar [5, 9].
2.2. Bileşik (Mürekkep) Faiz Kavramı ve Uygulama Şartları
Bileşik faiz, tahakkuk etmiş ve fakat ödenmemiş faizin anaparaya (kapitale) eklenerek, oluşan yeni ve daha yüksek meblağ üzerinden yeniden faiz yürütülmesi işlemidir [3, 10]. Genel hukuk prensipleri çerçevesinde faize faiz yürütülmesi (anatocismus) yasaklanmış olmakla birlikte (TBK m. 388/3 ve 3095 sayılı Kanun m. 3), TTK m. 8/2 bu yasağa üç kümülatif şartın varlığı halinde istisna tanımıştır [2, 3]:
- Süre Şartı (Üç aydan aşağı olmamak üzere): Faizin anaparaya eklenme periyodu en az üç aylık dönemler halinde olmalıdır [2, 3].
- Sözleşme Türü Şartı: Bileşik faiz yalnızca "cari hesaplarda" (TTK m. 89 vd.) veya "her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde" uygulanabilir [2, 3, 10, 11].
- Kişi Şartı (Tacir Olma Zorunluluğu): Bileşik faize ilişkin bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanamaz [2]. Diğer bir deyişle, işlemin her iki tarafının da tacir olması veya sözleşmenin her iki taraf bakımından ticari iş niteliğini haiz olması şarttır.
2.3. Tüketicinin Korunmasına İlişkin Hükümlerin Saklı Tutulması
TTK m. 8/3 hükmü, tüketici hukuku normlarının emredici karakterini vurgulamaktadır [2]. Bir sözleşmenin bir tarafı için ticari iş sayılması durumunda TTK m. 19/2 gereği diğer taraf için de ticari iş sayılması karinesi mevcut olsa dahi, taraflardan birinin tüketici sıfatını taşıdığı (örneğin tüketici kredileri veya taksitli satışlar) işlemlerde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümleri TTK'nın faiz serbestisine ve bileşik faiz kurallarına üstün tutulur [12-15].
2.4. Yaptırım: Yok Hükmünde Olma
TTK m. 8/4 uyarınca, maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz "yok hükmündedir" [6]. Örneğin, üç aydan daha kısa süreler için kararlaştırılan bileşik faiz şartı veya tacir olmayan bir kişiye karşı uygulanan bileşik faiz tahakkuku, hukuken hiç doğmamış kabul edilir ve mahkemece resen dikkate alınır [6].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 9 (İlgili Mevzuatın Uygulanması): Ticari işlerde kanuni faiz, anapara ve temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir [6]. Bu bağlamda, oran serbestisinin kullanılmadığı hallerde 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun devreye girmektedir [11, 16, 17]. Ticari işlerde temerrüt faizi, 3095 sayılı Kanun m. 2/2 gereği Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden talep edilebilir [11, 18].
- TBK m. 88 ve m. 120 (Faiz Sınırları): TBK m. 88 anapara faizini yasal faizin yüzde elli fazlası, TBK m. 120 ise temerrüt faizini yasal faizin yüzde yüz fazlası ile sınırlamıştır [7, 8]. Ancak TTK m. 8/1'deki özel düzenleme ve oran serbestisi ilkesi gereği, ticari işlerde TBK'daki bu sınırlamalar uygulanmaz [3, 5, 8].
- TTK m. 96 (Cari Hesapta Bileşik Faiz): TTK m. 8/2'nin bir yansıması olarak cari hesap hükümlerinde (TTK m. 96), tarafların üç aydan aşağı olmamak şartıyla diledikleri andan başlamak üzere faizlerin anaparaya eklenmesini kararlaştırabilecekleri düzenlenmiştir [19].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında, ticari işlerde TBK m. 88 ve m. 120 hükümlerinin uygulama alanı bulmayacağı, TTK m. 8/1 hükmünün oran serbestisini mutlak kıldığı yönünde yerleşik içtihatlar bulunmaktadır [20-23].
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ve 19. Hukuk Dairesi İçtihatları: Yargıtay kararlarında, 6098 sayılı TBK m. 88 ve 120. maddelerinin emredici nitelikte olduğu ve ticari işlerde uygulanıp uygulanmayacağı sıklıkla tartışılmış, ancak Yargıtay 11. HD. ve 19. HD. tarafından verilen kararlarda (örneğin Y. 19. HD. E. 2013/10777, K. 2013/14096), 6102 sayılı TTK m. 8/1'in açık lafzı karşısında ticari iş niteliğindeki genel kredi sözleşmelerinde veya ticari nitelikteki diğer uyuşmazlıklarda TBK m. 88 ve 120 sınamalarının uygulanamayacağı net bir şekilde ifade edilmiştir [20-22, 24].
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK): YHGK kararlarında da ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği (TTK m. 8/1), ancak kararlaştırılan faiz oranının borçlunun ekonomik mahvına yol açacak kadar yüksek (gabin veya ahlaka aykırı) olması durumunda, TBK m. 27 ve TMK m. 2 dairesinde hâkim müdahalesinin mümkün olabileceği benimsenmektedir [9, 25]. Bileşik faiz uygulamasına ilişkin olarak ise, Yargıtay, TTK m. 8/2'de belirtilen her iki tarafın tacir olması ve üç aylık periyot kurallarına titizlikle riayet edilip edilmediğini resen incelemektedir [3].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Banka Kredisi ve Bileşik Faiz):
Bir A.Ş. (kredi kullanan) ile (B) Bankası arasında akdedilen ticari genel kredi sözleşmesinde, "Tahakkuk eden aylık temerrüt faizleri, her ayın sonunda anaparaya ilave edilecek ve bir sonraki ayın faizi bu yeni meblağ üzerinden hesaplanacaktır" şeklinde bir hüküm tesis edilmiştir.
Hukuki analiz: Somut olayda her iki taraf da tacirdir ve ticari iş niteliğinde bir ödünç sözleşmesi mevcuttur. Ancak TTK m. 8/2 hükmü, faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz yürütülmesi şartının (bileşik faizin) "üç aydan aşağı olmamak üzere" kararlaştırılabileceğini amirdir [2]. Sözleşmedeki "aylık" bileşik faiz tahakkuku şartı, kanunun emredici hükmüne aykırıdır. Bu bağlamda, TTK m. 8/4 uyarınca bu şart "yok hükmündedir" ve bileşik faiz işletilemez [2, 6]. Mahkemece bu durum resen gözetilir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Tacir ile Tüketici Arasındaki Sözleşme):
Bir mobilya üretim şirketi olan (C) Ltd. Şti., nihai tüketici olan (D)'ye taksitle mobilya satışı yapmış ve sözleşmeye "Ödenmeyen taksitlere işletilecek temerrüt faizleri üç ayda bir anaparaya eklenerek yeniden faiz işletilecektir" şeklinde bir ibare eklemiştir. (D), taksitleri ödeyemediği için aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış ve bileşik faiz talep edilmiştir.
Hukuki analiz: İşlem, (C) Ltd. Şti. açısından ticari iş olsa dahi, (D) açısından tüketici işlemidir. TTK m. 8/2 açıkça "sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz" demekte ve m. 8/3 "Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır" kuralını getirmektedir [2]. Dolayısıyla, taraflardan birinin tacir olmadığı (veya tüketici olduğu) bu ilişkide bileşik faiz uygulanması hukuken olanaksızdır. Uygulanan faiz TTK m. 8/4 uyarınca yok hükmündedir [2, 6].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Sözleşmede kararlaştırılan sınırsız bir faiz oranının ticari iş sıfatıyla geçerli olduğunu iddia eden taraf, işlemin TTK anlamında bir ticari iş (TTK m. 3 veya TTK m. 19 kapsamında) olduğunu ispatla mükelleftir.
- Zamanaşımı / Süreler: Faiz alacakları, diğer dönemsel edimlerde olduğu gibi kural olarak TBK m. 147/1 uyarınca beş (5) yıllık zamanaşımı süresine tabidir [26, 27]. Zamanaşımı süresi, faiz alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Görevli Mahkeme: Ticari işlerde uygulanan oran serbestisine ve TTK m. 8 hükmüne dayanan faiz uyuşmazlıkları, mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşıdığından, görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleridir [28].
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada mahkemelerin ve bilirkişilerin sıklıkla düştüğü hata, ticari iş niteliğindeki uyuşmazlıklarda fahiş orandaki sözleşmesel faiz taleplerini, yanlışlıkla TBK m. 88 veya m. 120'de öngörülen yüzde elli/yüzde yüz limitlerine tabi tutarak tıraşlamalarıdır [8, 20, 21]. Oysa TTK m. 8/1 gereği ticari işlerde oran serbestisi vardır ve indirim ancak TBK m. 27 veya m. 28 çerçevesinde yapılabilir [9]. Bir diğer hata ise, tüketici işlemlerinde bankaların cari hesap formülleri kullanarak gizli bileşik faiz işletmeleridir ki bu, TTK m. 8/2 ve 8/3'e açıkça aykırıdır [2].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Hukuku doktrininde TTK m. 8 hükmü ve özellikle "oran serbestisi" ile yaptırım türü olan "yok hükmündedir" ibaresi derin teorik tartışmalara konu olmuştur.
Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Prof. Dr. Sabih Arkan, Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, ticari işlerde TBK'nın faiz sınırlamalarının (m. 88 ve m. 120) uygulanmamasının ticari hayatın doğasına uygun olduğunu savunmakla birlikte, bu sınırsızlığın zayıf konumdaki işletmeleri, özellikle KOBİ'leri bankalar karşısında savunmasız bıraktığına işaret etmektedirler [5, 9, 29]. Doktrinde, ticari oran serbestisinin TMK m. 2 dürüstlük kuralı ve TBK m. 27 ahlaka aykırılık kurumu ile frenlenmesi gerektiği hususunda mutabakat bulunsa da, bu sınırların mahkemelerce tespitinin çok esnek ve öngörülemez olduğu eleştirisi yöneltilmektedir [9].
Ayrıca, kanun koyucunun TTK m. 8/4'te kullandığı "yok hükmündedir" ifadesi, medeni hukukun yaptırım teorisi açısından (Prof. Dr. Kemal Oğuzman ve Prof. Dr. Turgut Öz çizgisinde) eleştirilmektedir [30-32]. Zira kurucu unsurları tamam olan bir hukuki işlemin yasaklayıcı emredici norma aykırılığı teorik olarak "yokluk" değil, "kesin hükümsüzlük (butlan)" yaptırımına tabi olmalıdır. Kanun koyucunun burada "yok hükmündedir" tabirini terminolojik bir isabetsizlikle kullandığı, aslında kastedilenin butlan olduğu doktrinde ifade edilmektedir [29, 30].
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabı (Ticari İşletme), Birinci Kısmı (Tacir) altında, "Tacir Olmanın Hükümleri" başlığı içerisinde yer alan 8. madde, ticari işlemlerde faiz oranının belirlenmesi ve bileşik (mürekkep) faiz uygulamasının yasal altyapısını tesis eden temel normdur [1, 2]. Hukukumuzda, kural olarak adi işlerde faiz oranlarına çeşitli sınırlamalar getirilmişken, ticaret hukukunun doğası gereği ihtiyaç duyulan sermaye birikimi, kredi mekanizmalarının işleyişi ve ticari hayatın hızı dikkate alınarak faiz oranlarının belirlenmesinde "irade özerkliği" ve "serbesti" ilkesi benimsenmiştir [3, 4].
TTK m. 8 hükmü, faiz hukukunda temel bir kural olan "oran serbestisi"ni (TTK m. 8/1) düzenlerken, aynı zamanda borçlunun ağır yükler altına girmesini engellemek amacıyla bileşik faiz (faize faiz yürütülmesi) yasağına ticari işler bağlamında katı istisnalar (TTK m. 8/2) getirmektedir [2, 3, 5]. Kanun koyucu, ticari iş niteliğindeki sözleşmelerde irade serbestisini esas almakla birlikte, bu serbestinin sınırlarını ve tüketicinin korunması gibi kamu düzenine ilişkin alanları (TTK m. 8/3) titizlikle koruma altına almıştır [2]. Maddenin son fıkrasında (TTK m. 8/4) ise, emredici nitelikteki bileşik faiz kurallarına aykırılığın yaptırımı "yokluk" olarak belirlenmiştir [6]. Bu yapı, ticari hayatın finansman ihtiyacı ile zayıf tarafın korunması arasındaki hassas dengeyi yansıtmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ticari İşlerde Faiz Oranının Serbestçe Belirlenmesi (Oran Serbestisi)
TTK m. 8/1 hükmü, "Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir" ilkesini amirdir [1, 2]. Bu serbesti, hem anapara (kapital) faizi hem de temerrüt (gecikme) faizi oranlarının, sözleşme taraflarınca herhangi bir yasal tavan olmaksızın kararlaştırılabileceğini ifade eder [3, 5]. Adi işlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 88 ve m. 120 uyarınca uygulanan sınırlandırmalar (anapara faizi için yasal faiz oranının yüzde elli fazlası, temerrüt faizi için ise yüzde yüz fazlası sınırı), TTK m. 8/1 karşısında ticari işlerde uygulama alanı bulamaz [3-5, 7, 8]. Ancak oran serbestisi mutlak ve sınırsız değildir; belirlenen faiz oranının, borçlu tacirin ekonomik mahvına sebebiyet verecek nitelikte aşırı olması durumunda, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2'de yer alan dürüstlük kuralı ile TBK m. 27'de yer alan ahlaka aykırılık ve TBK m. 28'deki aşırı yararlanma (gabin) hükümleri devreye girerek bu serbestiyi sınırlar [5, 9].
2.2. Bileşik (Mürekkep) Faiz Kavramı ve Uygulama Şartları
Bileşik faiz, tahakkuk etmiş ve fakat ödenmemiş faizin anaparaya (kapitale) eklenerek, oluşan yeni ve daha yüksek meblağ üzerinden yeniden faiz yürütülmesi işlemidir [3, 10]. Genel hukuk prensipleri çerçevesinde faize faiz yürütülmesi (anatocismus) yasaklanmış olmakla birlikte (TBK m. 388/3 ve 3095 sayılı Kanun m. 3), TTK m. 8/2 bu yasağa üç kümülatif şartın varlığı halinde istisna tanımıştır [2, 3]:
2.3. Tüketicinin Korunmasına İlişkin Hükümlerin Saklı Tutulması
TTK m. 8/3 hükmü, tüketici hukuku normlarının emredici karakterini vurgulamaktadır [2]. Bir sözleşmenin bir tarafı için ticari iş sayılması durumunda TTK m. 19/2 gereği diğer taraf için de ticari iş sayılması karinesi mevcut olsa dahi, taraflardan birinin tüketici sıfatını taşıdığı (örneğin tüketici kredileri veya taksitli satışlar) işlemlerde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümleri TTK'nın faiz serbestisine ve bileşik faiz kurallarına üstün tutulur [12-15].
2.4. Yaptırım: Yok Hükmünde Olma
TTK m. 8/4 uyarınca, maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz "yok hükmündedir" [6]. Örneğin, üç aydan daha kısa süreler için kararlaştırılan bileşik faiz şartı veya tacir olmayan bir kişiye karşı uygulanan bileşik faiz tahakkuku, hukuken hiç doğmamış kabul edilir ve mahkemece resen dikkate alınır [6].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında, ticari işlerde TBK m. 88 ve m. 120 hükümlerinin uygulama alanı bulmayacağı, TTK m. 8/1 hükmünün oran serbestisini mutlak kıldığı yönünde yerleşik içtihatlar bulunmaktadır [20-23].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Banka Kredisi ve Bileşik Faiz): Bir A.Ş. (kredi kullanan) ile (B) Bankası arasında akdedilen ticari genel kredi sözleşmesinde, "Tahakkuk eden aylık temerrüt faizleri, her ayın sonunda anaparaya ilave edilecek ve bir sonraki ayın faizi bu yeni meblağ üzerinden hesaplanacaktır" şeklinde bir hüküm tesis edilmiştir. Hukuki analiz: Somut olayda her iki taraf da tacirdir ve ticari iş niteliğinde bir ödünç sözleşmesi mevcuttur. Ancak TTK m. 8/2 hükmü, faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz yürütülmesi şartının (bileşik faizin) "üç aydan aşağı olmamak üzere" kararlaştırılabileceğini amirdir [2]. Sözleşmedeki "aylık" bileşik faiz tahakkuku şartı, kanunun emredici hükmüne aykırıdır. Bu bağlamda, TTK m. 8/4 uyarınca bu şart "yok hükmündedir" ve bileşik faiz işletilemez [2, 6]. Mahkemece bu durum resen gözetilir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Tacir ile Tüketici Arasındaki Sözleşme): Bir mobilya üretim şirketi olan (C) Ltd. Şti., nihai tüketici olan (D)'ye taksitle mobilya satışı yapmış ve sözleşmeye "Ödenmeyen taksitlere işletilecek temerrüt faizleri üç ayda bir anaparaya eklenerek yeniden faiz işletilecektir" şeklinde bir ibare eklemiştir. (D), taksitleri ödeyemediği için aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış ve bileşik faiz talep edilmiştir. Hukuki analiz: İşlem, (C) Ltd. Şti. açısından ticari iş olsa dahi, (D) açısından tüketici işlemidir. TTK m. 8/2 açıkça "sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz" demekte ve m. 8/3 "Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır" kuralını getirmektedir [2]. Dolayısıyla, taraflardan birinin tacir olmadığı (veya tüketici olduğu) bu ilişkide bileşik faiz uygulanması hukuken olanaksızdır. Uygulanan faiz TTK m. 8/4 uyarınca yok hükmündedir [2, 6].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Hukuku doktrininde TTK m. 8 hükmü ve özellikle "oran serbestisi" ile yaptırım türü olan "yok hükmündedir" ibaresi derin teorik tartışmalara konu olmuştur. Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Prof. Dr. Sabih Arkan, Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, ticari işlerde TBK'nın faiz sınırlamalarının (m. 88 ve m. 120) uygulanmamasının ticari hayatın doğasına uygun olduğunu savunmakla birlikte, bu sınırsızlığın zayıf konumdaki işletmeleri, özellikle KOBİ'leri bankalar karşısında savunmasız bıraktığına işaret etmektedirler [5, 9, 29]. Doktrinde, ticari oran serbestisinin TMK m. 2 dürüstlük kuralı ve TBK m. 27 ahlaka aykırılık kurumu ile frenlenmesi gerektiği hususunda mutabakat bulunsa da, bu sınırların mahkemelerce tespitinin çok esnek ve öngörülemez olduğu eleştirisi yöneltilmektedir [9].
Ayrıca, kanun koyucunun TTK m. 8/4'te kullandığı "yok hükmündedir" ifadesi, medeni hukukun yaptırım teorisi açısından (Prof. Dr. Kemal Oğuzman ve Prof. Dr. Turgut Öz çizgisinde) eleştirilmektedir [30-32]. Zira kurucu unsurları tamam olan bir hukuki işlemin yasaklayıcı emredici norma aykırılığı teorik olarak "yokluk" değil, "kesin hükümsüzlük (butlan)" yaptırımına tabi olmalıdır. Kanun koyucunun burada "yok hükmündedir" tabirini terminolojik bir isabetsizlikle kullandığı, aslında kastedilenin butlan olduğu doktrinde ifade edilmektedir [29, 30].
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]