RESMİ METİN

**B) Ciro I

  • Genel olarak**

Madde 789 - (1) Cironun kayıtsız ve şartsız olması gereklidir. Ciro, şartlara tabi tutulmuşsa bunlar yazılmamış sayılır. (2) Kısmi ciro ve muhatabın cirosu batıldır. (3) Hamiline yazılı ciro beyaz ciro h ükmündedir. (4) Muhatap lehindeki ciro yalnız makbuz hükmündedir; meğerki, muhatabın birden fazla şubesi olup da, ciro, muhatap şubeden başka bir şube üzerine yazılmış bulunsun.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Dördüncü Kitabı olan "Kıymetli Evrak" hukukuna ilişkin düzenlemeler içerisinde, çekin devredilebilirliğini ve ciro müessesesini tanzim eden en temel maddelerden biri TTK m. 789'dur [1]. Kambiyo senetlerinden biri olan çek, kural olarak kanunen emre yazılı bir senettir ve ciro ile zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilir [2].

TTK m. 789, genel kıymetli evrak ve poliçe cirosuna (TTK m. 682) dair temel ilkeleri çeke uyarlamakla birlikte, çekin kendisine has hukuki doğasından (özellikle bir kredi aracı değil, ödeme aracı olmasından ve muhatabın daima bir banka olmasından) kaynaklanan özel durumları da ihtiva etmektedir [1, 3, 4]. Maddenin birinci ve ikinci fıkraları cironun kayıtsız şartsız olması ve bölünemezliği (kısmi ciro yasağı) ilkelerini norm altına alırken; dördüncü fıkra çekte muhatap bankanın konumunu ve "kabul yasağı"nın ciroyu ne şekilde etkilediğini kesin sınırlarla belirlemektedir [1, 5]. Bu düzenlemeler, çekin tedavül kabiliyetini korumayı, işlem güvenliğini sağlamayı ve ciro silsilesinin hukuki netliğini muhafaza etmeyi amaçlamaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Cironun Kayıtsız ve Şartsız Olması ile Şartların Yazılmamış Sayılması

TTK m. 789/1 uyarınca, cironun kayıtsız ve şartsız olması zorunludur. Çek, tanımı ve temel niteliği itibarıyla belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız bir havale iradesi içerir [6]. Senette yer alan bu temel niteliğin, senedin devri aşamasında da sürdürülmesi esastır. Bu nedenle ciro işlemine herhangi bir geciktirici veya bozucu şart eklenemez [7]. Kanun koyucu, cironun şarta bağlanması hâlinde senedin tamamının veya cironun batıl olması gibi ağır bir yaptırım yerine, kıymetli evrakın ayakta tutulması (in favorem negotii) ilkesi gereği, yalnızca eklenen şartın "yazılmamış sayılacağını" (yok hükmünde olacağını) öngörmüştür [1, 8, 9]. Bu sayede senedin tedavül kabiliyeti korunur.

2.2. Kısmi Cironun ve Muhatabın Cirosunun Batıl Olması

Maddenin ikinci fıkrası iki ayrı iptal (butlan) yaptırımı öngörmektedir. Birincisi kısmi cirodur: Senet bedelinin yalnızca bir kısmının devredilmesini amaçlayan ciro işlemi mutlak butlanla batıldır [1, 8, 10, 11]. Kısmi ciro, kıymetli evrakta senede bağlı hakkın bölünmezliği ilkesine aykırıdır; ciro ile hakkın devri gerçekleştiğinde senedin zilyetliğinin de devredilmesi gerekir, dolayısıyla hakkın ve zilyetliğin bölünerek devri fiziken ve hukuken mümkün görülmemiştir [10]. İkincisi ise muhatabın cirosudur: Çekte muhatap bir bankadır ve TTK m. 784 gereğince çekte "kabul işlemi" yapılamaz [5, 12]. Kabul yasağının doğal bir yansıması olarak, muhatabın kambiyo taahhüdü altına girmesi ve senedi ciro etmesi de kanunla yasaklanmış, muhatap cirosu açıkça batıl sayılmıştır [1, 5, 13].

2.3. Hamiline Yazılı Cironun Beyaz Ciro Hükmünde Olması

Beyaz ciro, lehine ciro yapılan kişinin ciro metninde gösterilmediği, yalnızca cirantanın imzasını içeren veya "ödeyiniz" ibaresinin altına imza atılmak suretiyle yapılan cirodur [14-16]. TTK m. 789/3 uyarınca, ciro metninde belirli bir lehtarın ismi yerine "hamiline" ifadesinin kullanılması, hukuki sonuçları itibarıyla beyaz ciro ile eşdeğer (beyaz ciro hükmünde) kabul edilmiştir [1, 8, 17].

2.4. Muhatap Lehindeki Ciro (Makbuz Hükmü) ve Şube İstisnası

Çekte kabul yasağı (TTK m. 784) gereği, muhatap bankanın müracaat borçlusu durumuna düşmesi engellenmiştir [18, 19]. Bu yasağın bir sonucu olarak TTK m. 789/4 gereğince, muhatap banka lehine yapılan ciro, bir temlik cirosu olarak hakların devri sonucunu doğurmaz; yalnızca tahsilatın yapıldığını ve senedin rızaen bankaya teslim edildiğini tevsik eden bir "makbuz hükmündedir" [1, 19, 20]. Bu durumda senetteki hak muhataba temliken geçmez, ciranta da muhataba karşı sorumlu olmaz [19]. Bunun tek istisnası, aynı fıkranın devamında yer alan "farklı şube" kuralıdır: Eğer muhatap bankanın birden fazla şubesi var ise ve ciro, çeki ödeyecek (muhatap) şube dışındaki bir başka şubeye yapılmışsa, bu işlem makbuz sayılmaz ve geçerli bir ciro olarak hukuki sonuçlarını (temlik, teşhis, teminat) doğurur [1, 21-23].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 682 (Poliçede Ciro): Çek cirosunu düzenleyen TTK m. 789'un ilk üç fıkrası, poliçe cirosunu düzenleyen TTK m. 682 ile büyük ölçüde aynıdır [3, 16, 24]. Ancak poliçede muhatabın poliçeyi "kabul etmesi" mümkün olduğundan, poliçe muhatabına ciro yapılabilmektedir; oysa çekte kabul yasağı nedeniyle muhatap cirosu geçersizdir [13].
  • TTK m. 784 (Kabul Yasağı): Çekte muhatabın poliçe ve bonodan farklı olarak kambiyo taahhüdü altına sokulamamasını ifade eder [5, 12]. Muhatap lehindeki cironun makbuz sayılması ve muhatabın cirosunun batıl olması (TTK m. 789/2 ve 4) tamamen TTK m. 784 ile sistemik bir bütünlük oluşturur [13, 18, 19].
  • TTK m. 790 (Hak Sahipliğini İspat Görevi): Muntazam (kesintisiz) ciro silsilesi kuralıdır. Hamiline cironun beyaz ciro hükmünde sayılması (TTK m. 789/3) ile birlikte senet, zilyetliğin geçirilmesiyle tedavül edebilir ve ciro zincirinde kopukluk yaratmaz [25, 26].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında TTK m. 789 (ve eTTK m. 701) hükümleri, özellikle muhatap lehine cironun niteliği bağlamında sıklıkla uygulanmıştır:

  • Makbuz Hükmünde Olma Karinesi: Yargıtay yerleşik içtihatlarında, yetkili hamilin çek bedelinin tahsili maksadıyla doğrudan muhatap bankaya başvurmasını ve arkasını imzalamasını "hak intikali" (ciro) olarak değil, makbuz hükmünde bir işlem olarak nitelendirir. Yargıtay, "muhatap lehine yapılan ciro sonucunda muhataba senette yazılı hakkın intikali söz konusu olmadığı gibi bu cironun makbuz anlamı taşımadığı hususunun da iddia ve ispatı caiz değildir" şeklinde karar vermiştir [27, 28].
  • Farklı Şube İstisnası: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin kararlarına göre, çekin üzerine çekildiği şube haricinde bankanın başka bir şubesine yapılan ciro, temlik cirosu hükümlerini doğurur ve makbuz sayılmaz. Kararlarda vurgulandığı üzere, "muhatap şube dışında aynı bankanın başka şubesine ciro yapılması halinde, bu ciro geçerli olur. Anılan ciro geçerli olmasına rağmen aksi düşünce ile takibin iptaline karar verilmesi hatalıdır." Bu durumda alacaklı bankanın kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip hakkı mevcuttur [21-23, 29, 30].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): X A.Ş., alacaklısı olduğu Y Ltd. Şti.’ne olan borcuna istinaden düzenlediği çeki lehtar Z A.Ş.’ye teslim etmiştir. Z A.Ş. senedin arka yüzüne, "İşbu çek bedeli, sipariş edilen demir cevherinin tam ve eksiksiz teslim edilmesi şartıyla devredilmiştir." yazarak T A.Ş.'ye ciro etmiştir. Demir cevheri teslim edilmemiş olmasına rağmen T A.Ş. bankaya başvurmuş, bankanın ödememesi üzerine müracaat yollarına gitmiştir. Z A.Ş., demir teslim edilmediği için cironun geçersiz olduğunu savunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 789/1 gereğince cironun kayıtsız ve şartsız olması zorunludur. Ciroya eklenen "demir cevherinin teslim edilmesi şartı" kanun gereği yazılmamış sayılır (yok hükmündedir). Cironun kendisi temlik işlemini tam ve eksiksiz olarak gerçekleştirir. Dolayısıyla Z A.Ş.'nin şarta dayalı savunması, kambiyo hukuku çerçevesinde senedin tedavülünü engellemeyecektir [1, 7, 8].

Olay 2 (kurmaca senaryo): Lehtar A, B Bankası Kadıköy Şubesi (muhatap) üzerine keşide edilmiş 500.000 TL bedelli çeki, B Bankası Beşiktaş Şubesi'nden kullandığı kredinin teminatı olarak temlik cirosu ile B Bankası Beşiktaş Şubesi'ne devretmiştir. Çek karşılıksız çıkınca B Bankası Beşiktaş Şubesi icra takibi başlatmıştır. Keşideci icra mahkemesinde, "muhatap lehine yapılan ciro yalnız makbuz hükmündedir, banka takip yapamaz" itirazında bulunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 789/4'ün açık ve kesin kuralı gereği, ciro muhatap şubeden (Kadıköy) başka bir şube üzerine (Beşiktaş) yazılmışsa geçerli bir ciro (hak devri) niteliğindedir [1, 21-23]. Bankanın bu cirosu makbuz hükmünde değildir, banka yetkili hamil sıfatıyla kambiyo takibini ilerletebilir. İtirazın reddi gerekir [23, 29, 30].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Cironun muhatap bankanın hangi şubesine yapıldığı senet üzerinden (şube kaşesinden) tespit edilir. İbraz şerhinin farklı bir şubeye ait olması, ispat açısından temel teşkil eder [23]. Şartlı ciro iddialarında ise şart metin üzerinde dahi olsa hukuken bir değer ifade etmediğinden, şartın gerçekleşmediği yönündeki iddiaların kambiyo senedinin borçluları arasında mutlak defi olarak ileri sürülmesi ispatı gerektirmeyen (dikkate alınmayan) bir durumdur [1, 7].
  • Zamanaşımı / Süreler: Maddede özel bir zamanaşımı süresi bulunmamakla birlikte, cironun geçerliliğine bağlı yetkili hamil sıfatının tespiti, TTK m. 796 gereği 10 günlük (veya duruma göre 1 aylık/3 aylık) yasal ibraz süresi içindeki işlemlerde hamilin başvuru haklarını doğrudan etkiler.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Makbuz hükmünde olan cirolardan doğan ya da şartlı cirolar nedeniyle temel ilişkiden kaynaklanan ihtilaflarda Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Çekin kambiyo vasfının devamına ilişkin itirazlar ise icra takiplerinde İcra Hukuk Mahkemelerinde şikâyet/itiraz yoluyla ileri sürülür.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, ciro metnindeki bir şartın, ciro işleminin tümden batıl (geçersiz) olmasına sebebiyet vereceği sanılmaktadır. Oysa TTK m. 789/1 uyarınca yalnızca şart kısmı yazılmamış sayılır; cironun kendisi geçerli kalır [7, 8]. Aynı şekilde, muhatap bankanın herhangi bir şubesine yapılan cironun makbuz hükmünde sayılacağı yanılgısına sıklıkla düşülmekte olup, farklı şubeye yapılan cironun tam ciro gücünde olduğu gözden kaçırılmaktadır [21, 22, 29].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Abuzer Kendigelen, Ali Bozer ve Celal Göle gibi yazarlar, muhatap cirosunun makbuz hükmünde olması kuralının, çekin ekonomik işlevinden (ödeme aracı olmasından) ve kabul yasağından kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu ifade etmişlerdir [18, 19]. Ancak, gelişen modern bankacılık ihtiyaçları doğrultusunda, kabul yasağının doğurduğu katılığın "teyitli çek", "garantili çek" ve banka avali benzeri müesseselerle (zaman zaman dolaylı yollardan) aşılmaya çalışıldığı görülmektedir [31-33].

Özellikle, muhatap şube ile diğer şubeler ayrımının hukuki bir tüzel kişilik ayrımına değil, salt şube organizasyonuna dayanıyor olması, aynı tüzel kişiliğin (bankanın) bir şubesinde alacaklı (hamil), diğer şubesinde hukuken borçlu/muhatap olamaması gerektiği gibi teorik tartışmalara konu edilmektedir. Zira borçlu ve alacaklı sıfatlarının aynı tüzel kişilikte birleşmesi (TBK m. 135) ilkesi gereği borcun sona ermesi düşünülebilecekken, kanun koyucunun TTK m. 789/4 (ve m. 681/3'teki geriye ciro imkânı) ile pragmatik davranarak bankacılıkta reeskont, iskonto ve ciro kredisi işlemlerine işlerlik kazandırdığı değerlendirilmektedir [3, 34, 35]. Sonuç olarak TTK m. 789, dogmatik ticaret hukuku ilkeleri ile ticari hayatın seri gereksinimleri arasında başarılı bir yasal uzlaşı örneğidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.