RESMİ METİN

IV - Faiz şartı


Madde 786 - (1) Çekte öngörülen herhangi bir faiz şartı yazıl mamış sayılır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 786, çekin hukuki mahiyetinden ve iktisadi fonksiyonundan kaynaklanan temel bir sınırlamayı düzenlemektedir. Kıymetli evrak hukuku sistematiğinde kambiyo senetleri; poliçe, bono ve çek olmak üzere üçe ayrılmakla birlikte, çekin poliçe ve bonodan en belirgin farkı bir "kredi aracı" değil, "ödeme aracı" olmasıdır [1].

Poliçe ve bono, vadeli işlemlere konu olabilen ve bünyesinde kredi (zaman) unsuru barındıran senetler iken; çek, TTK m. 795/1 uyarınca kural olarak "görüldüğünde ödenir" [2, 3]. Çekin bir ödeme aracı olması, senedin düzenlendiği an itibarıyla muhatap bankada bir karşılığının bulunmasını ve hamilin senedi ibraz ettiği anda bedeli tahsil edebilmesini gerektirir. Kredi fonksiyonu bulunmayan, anında nakde çevrilmesi hedeflenen bir kambiyo senedinde, anapara üzerinden zamanla işleyecek bir faiz getirisinin (kapital faizinin) öngörülmesi, çekin temel felsefesiyle ve "görüldüğünde ödenme" kuralıyla bağdaşmaz.

Kanun koyucu bu felsefi temele dayanarak, TTK m. 786 hükmünde çeke faiz şartı konulmasını men etmiş; ancak bu yasağa aykırı hareket edilmesinin yaptırımını senedin (çekin) tümden geçersizliği olarak değil, yalnızca ilgili şartın "yazılmamış sayılması" (kısmi hükümsüzlük) olarak belirlemiştir [4]. Bu doğrultuda madde, kıymetli evrakın geçerliliğini ayakta tutma (favor negotii) ilkesine de hizmet etmektedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. "Herhangi Bir Faiz Şartı" İbaresinin Kapsamı ve Doktriner Daraltıcı Yorum

TTK m. 786 metninde yer alan "herhangi bir faiz şartı" ibaresi, lafzi yorum yapıldığında mutlak bir yasak getiriyormuş izlenimi doğurmaktadır [5]. Lafzi yoruma göre, anapara (kapital) faizinin yanı sıra temerrüt faizinin de çeke derç edilemeyeceği sonucu çıkabilir. Ancak Türk Ticaret Hukuku doktrininde (Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Prof. Dr. Fırat Öztan, Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. İsmail Kırca gibi otoritelerin oybirliğiyle kabul ettiği üzere) buradaki yasak sadece anapara (kapital) faizine yöneliktir [5, 6].

Çekin görüldüğünde ödenecek bir senet olması hasebiyle, senedin düzenlenme tarihi ile ibraz tarihi arasında geçecek süre için bir anapara faizi öngörülemez. Eğer çeke "aylık %2 faiz eklenecektir" gibi bir anapara faizi şartı konulursa, bu şart TTK m. 786 gereği yazılmamış sayılır ve çek üzerindeki asıl meblağ üzerinden geçerliliğini korur [4, 7].

2.2. Temerrüt Faizi Şartının Geçerliliği

TTK m. 786'daki yasağın kapsamı dışında kalan en önemli husus temerrüt faizidir. Çekin süresinde ibraz edilmesine rağmen muhatap banka tarafından karşılıksız kalması (ödenmemesi) durumunda, borçlunun temerrüde düşeceği muhakkaktır. Doktrin, çeke temerrüt faizi oranının önceden bir kayıt olarak (örneğin "ibrazında ödenmemesi halinde yıllık %15 temerrüt faizi uygulanacaktır") yazılmasını geçerli kabul etmektedir [8]. Çek üzerine yazılan temerrüt faizi kaydı, TTK m. 786 kapsamındaki "yazılmamış sayılma" müeyyidesine tabi değildir. Bu kaydı görerek çeki devralan (ciro edilen) şahıslar da bu temerrüt faizi oranını kabul etmiş sayılırlar [8]. Eğer senette özel bir temerrüt faizi oranı kararlaştırılmamışsa, çek bir ticari iş niteliğinde olduğundan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca ticari temerrüt faizi (avans faizi) talep edilebilir [8, 9].

2.3. "Yazılmamış Sayılır" Yaptırımının Hukuki Niteliği

Madde metnindeki "yazılmamış sayılır" (pro non scripto) yaptırımı, bir tür kanuni tahvildir. Çek metnine konulan faiz kaydı, tıpkı çekte kabul yasağında (TTK m. 784) olduğu gibi doğrudan doğruya geçersiz (yok hükmünde) kabul edilir [7, 10]. Çekin diğer zorunlu unsurları (TTK m. 780) tamsa, senet çek olarak geçerliliğini sürdürür, cirolanabilir ve muhatap bankaya ibraz edilebilir. Sadece, banka veya başvurma hakkı kapsamında müracaat borçluları, söz konusu anapara faizini ödemekle yükümlü tutulamaz.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 795 (Çekin Görüldüğünde Ödenmesi): Çekte faiz şartının yasaklanmasının ve yazılmışsa yazılmamış sayılmasının hukuki dayanağı ve "ratio legis"i (kanun koyucunun amacı), TTK m. 795'te yer alan çekin görüldüğünde ödenmesi kuralıdır [4, 11]. Çekte poliçe ve bonoda olduğu gibi vadeler bulunmadığı için kapital faizi işlememesi esastır.
  • TTK m. 675 (Poliçede Faiz Şartı): Poliçelerde, eğer poliçe görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenmek üzere düzenlenmişse, faiz şartı konulabileceği açıkça kabul edilmiştir (TTK m. 675/1) [12]. TTK m. 786, poliçedeki bu sistemden bilinçli bir sapmayı ifade eder. Çek ile poliçe arasındaki en temel farklardan biri, faiz şartının geçerliliği noktasında ortaya çıkmaktadır.
  • Çek Kanunu m. 6 ve TTK m. 810: Çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması halinde temerrüt faizi işleyeceği, Çek Kanunu m. 6 ve TTK m. 810/1-b hükümlerinde düzenlenmiştir [9, 13]. Bu hükümler, TTK m. 786'nın temerrüt faizini yasaklamadığının en somut kanıtlarıdır [6, 8].
  • TBK m. 27 (Kesin Hükümsüzlük): Çekteki faiz yasağına aykırılık, TBK m. 27 anlamında sözleşmenin (veya senedin) tamamını batıl kılmaz. Sadece yasaklı ibare geçersiz olur. Bu, kısmi butlan (TBK m. 27/2) kuralının kambiyo hukuku alanındaki çok katı ve özel bir uygulama biçimidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında TTK m. 786 hükmü, kambiyo senetlerinde katı şekilciliğin yumuşatılması bağlamında değerlendirilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11., 12., ile 19. Hukuk Daireleri, çek üzerinde yer alan anapara faizine ilişkin kayıtların mutlak surette yazılmamış sayılacağını, icra müdürünün kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte bu durumu re'sen dikkate alarak takip talebindeki anapara faizi kısmını (çek bedeline eklenmişse) dışlaması gerektiğini içtihat etmektedir.

Ancak Yargıtay, karşılıksız kalan çekler bakımından TTK m. 786'nın arkasına sığınılarak temerrüt faizinden kurtulma çabalarını reddetmektedir. Yerleşik içtihatlara göre, kanuni ibraz süresi içerisinde bankaya ibraz edilip karşılıksız işlemi gören bir çek için, ibraz tarihinden itibaren (veya ileri tarihli çek ise düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren) 3095 sayılı Kanun gereği ticari avans faizi (temerrüt faizi) işletilebilecektir [9, 14]. Yargıtay, TTK m. 786'yı yalnızca kapital (anapara) faizi ile sınırlı olarak katı biçimde uygulamaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Anapara Faizi Kaydı İçeren Çek): Tacir (A), tedarikçisi (B)'ye 500.000 TL asıl bedelli bir çek düzenleyerek teslim etmiştir. Ancak senedin alt kısmına ihtiyati bir kayıt olarak "İşbu çekin düzenlenme tarihi ile ibrazı arasında geçecek süre için aylık %3 anapara faizi uygulanacaktır" ibaresini eklemiş ve imzalamıştır. Hamil (B), çeki ibraz süresi içinde bankaya sunmuş, bankada yeterli karşılık bulunmasına rağmen banka %3'lük faiz kısmını ödemeyi reddetmiş, sadece 500.000 TL'yi ödemiştir. Hukuki analiz: Bankanın işlemi TTK m. 786 uyarınca tamamen hukuka uygundur. Çekte anapara faizi öngören kayıt kesin olarak yazılmamış sayılır ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Çek asıl bedeli üzerinden geçerlidir. Hamil (B), anapara faizi tutarını ne bankadan ne de kambiyo hukukuna dayanarak müracaat borçlularından talep edebilir [4, 7].

Olay 2 (Temerrüt Faizi Oranı Belirlenen Çek): Anonim Şirket (X), borcuna karşılık (Y) A.Ş.'ye bir çek düzenlemiştir. Çekin ön yüzünde "Çekin süresinde ibraz edilip de karşılıksız çıkması halinde yıllık %25 temerrüt faizi işleyecektir" kaydı bulunmaktadır. Çek karşılıksız çıkmış, (Y) A.Ş. kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatırken, Merkez Bankası ticari avans faizi yerine senetteki %25 oranını talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 786'daki lafzi ifade "herhangi bir faiz" dese de, doktrin ve yargı uygulaması bunun yalnızca kapital faizi için geçerli olduğunu, temerrüt faizi oranının çek üzerine yazılabileceğini kabul etmektedir [5, 6, 8]. Senet üzerinde yer alan temerrüt faizine ilişkin bu kayıt geçerlidir ve takip bu oran üzerinden devam ettirilebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Çek bedelinin içine baştan dahil edilmiş, gizlenmiş bir faiz (örneğin ana borç 100 birimken çekin peşinen 120 birim yazılması) varsa, bu durum TTK m. 786 kapsamında "yazılmamış sayılma" şeklinde çözülemez. Çekte bedel kayıtsız şartsız olduğundan çek 120 birim üzerinden geçerlidir. Gizli faiz itirazı (temel ilişkiye dair bir savunma olup) ancak mutlak ispat kuralları (yazılı delil) çerçevesinde taraflar arasında bedelsizlik (menfi tespit) iddiası olarak ileri sürülebilir [15, 16]. İspat yükü, bedelsizliği (gizli faizi) iddia eden keşideciye aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 786'ya aykırı (yazılmamış sayılacak) bir kaydın iptali için özel bir zamanaşımı süresi yoktur; bu husus itiraz olarak her zaman ileri sürülebilir ve hakim / icra müdürü tarafından re'sen gözetilir. Çekteki kambiyo alacağı ise ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir (TTK m. 814). Temerrüt faizi de bu ana alacakla birlikte zamanaşımına uğrar [17, 18].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Çekteki faiz şerhi veya karşılıksız çıkma nedeniyle temerrüt faizinin oranına ilişkin kambiyo takibinde yapılacak borca/faize itirazların adresi İcra Mahkemeleridir. Asıl temel borç ilişkisinden kaynaklı bir bedelsizlik veya menfi tespit davası açılacaksa, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 4/1-a) [19].
  • Yaygın uygulama hataları: En sık karşılaşılan hata, kanunun m. 786 lafzına aldanılarak, çekte öngörülen temerrüt faizi şartının da yazılmamış sayılacağının iddia edilmesidir. Uygulamacılar (avukatlar ve icra müdürlükleri) kapital faizi ile temerrüt faizi arasındaki teorik ayrımı sıklıkla kaçırmakta ve hukuka uygun temerrüt faizi şartlarını da iptal etme eğilimine girmektedir [5, 8].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 786 hükmü (eski TTK m. 698), yasa koyma tekniği açısından ciddi bir lafzi zafiyet barındırmaktadır. Kanun metninde yer alan "herhangi bir faiz" ibaresi, kanunun amacı ile lafzı arasında büyük bir uyumsuzluk yaratmaktadır. Türk ticaret hukuku doktrininde (Öztan, Reisoğlu, Bahtiyar vb.) ifade edildiği gibi, yasağın asıl amacı çekin "ödeme aracı" olma vasfını korumak ve onu bono gibi bir "kredi aracına" dönüştürecek anapara faizinden arındırmaktır [1, 5, 6]. Temerrüt faizi ise senedin vadesinde (ibrazında) ödenmemesi karşısında alacaklıyı koruyan yasal veya akdi bir yaptırımdır ve çekin doğasıyla çelişmez. Kanun koyucunun "Çekte öngörülen anapara (kapital) faizi şartı yazılmamış sayılır" şeklinde net bir redaksiyona gitmemesi doktriner yorum zorunluluğu doğurmaktadır.

Bunun yanı sıra, Türk hukuk sisteminde Çek Kanunu geçici 3/5. maddesi ve ÇK m. 3/8 hükümleriyle "ileri tarihli çek" uygulaması kanuni bir zemine oturtulmuş ve çek, fiilen bir "kredi aracı" (bono) işlevi kazanmıştır [11, 20-22]. İleri tarihli çek gerçeği ve çekin ekonomik bir finansman enstrümanı olarak kullanıldığı Türkiye piyasası dikkate alındığında, TTK m. 795'teki "görüldüğünde ödenir" ilkesinin ve buna bağlı olarak TTK m. 786'daki anapara faizi yasağının ekonomik gerçeklikten koptuğu ifade edilebilir [21, 23]. Türk Hukukunun bu ikili (TTK'da ödeme aracı, Çek Kanununda fiilen kredi aracı) yapısı, çeki teorik bir karmaşanın içine sürüklemektedir. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, ileri tarihli çekin resmen tanındığı bir piyasada, çekte vade ve buna bağlı anapara faizi kurumlarının da Cenevre Yeknesak Çek Kanunu tabularından kurtularak yeniden ele alınması akademik bir gerekliliktir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.