1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Üçüncü Kitabı, poliçeye ilişkin hükümlerin sonunda "Kanunlar İhtilafı" başlığı altında kambiyo senetleri hukukuna özgü milletlerarası özel hukuk (kanunlar ihtilafı) kurallarını düzenlemiştir [1]. TTK m. 773 hükmü, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetleri (özellikle poliçe ve TTK m. 778/1-j atfıyla bono [2]) bağlamında ortaya çıkabilecek sebepsiz zenginleşme taleplerine hangi ülke hukukunun uygulanacağını (lex causae) belirleyen spesifik bir bağlama kuralıdır [3, 4].
Kambiyo senetleri, doğaları gereği uluslararası ticarette ödeme ve kredi aracı olarak sıklıkla kullanılmakta olup, bir senedin düzenlenme yeri, ödeme yeri ve taraflarının yerleşim yerleri farklı ülkelerde olabilmektedir. Poliçe ve bononun zamanaşımına uğraması veya hak koruyucu işlemlerin (örneğin süresinde ibraz veya protesto) yapılmaması neticesinde kambiyo senedine dayalı müracaat haklarının düşmesi durumunda, senedin asıl borçluları veya muhatapları, hamilin zararına sebepsiz zenginleşebilirler. Türk maddi hukukunda bu durum TTK m. 732'de "kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme" davası olarak düzenlenmişken [5, 6], ihtilafın yabancılık unsuru içermesi hâlinde doğrudan maddi hukuk kurallarının tatbiki mümkün değildir. Bu noktada TTK m. 773 devreye girerek, sebepsiz zenginleşme talebinin muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek üçüncü kişi veya hesabına poliçe düzenlenen kişi aleyhine yöneltilmesi durumunda, "bu kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin hukukunun" (lex domicilii) uygulanacağını emretmektedir [3, 4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin ihtiva ettiği kavramlar ve hukuki müesseseler, kıymetli evrak hukuku ile milletlerarası özel hukukun kesişim noktasında yer almaları itibarıyla doktriner düzeyde titizlikle tahlil edilmelidir.
2.1. Yabancılık Unsuru ve Kanunlar İhtilafı Bağlama Kuralı
Kambiyo senetleri hukukunda, Cenevre Konvansiyonları sistemi çerçevesinde yeknesaklık sağlanmaya çalışılmışsa da, her ülkenin kambiyo mevzuatı veya sebepsiz zenginleşme kuralları bütünüyle aynı değildir. TTK m. 773, genel nitelikli 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) sebepsiz zenginleşmeye ilişkin bağlama kurallarına (MÖHUK m. 39) nazaran lex specialis (özel kanun) niteliğindedir. Dolayısıyla, bir kambiyo senedinden doğan sebepsiz zenginleşme davasında yabancılık unsuru varsa hâkim öncelikle MÖHUK'a değil, TTK m. 773'e başvurmak mecburiyetindedir.
2.2. Aleyhine Talepte Bulunulacak Kişiler (Pasif Husumet)
TTK m. 773 lafzı, pasif husumet yöneltilebilecek kişileri sınırlı olarak saymıştır:
- Muhatap: Poliçeyi kabul etsin veya etmesin, poliçe ilişkisinde kendisine ödeme emri yöneltilen kişidir [4, 7].
- Yerleşim Yerli Poliçeyi Ödeyecek Olan Üçüncü Kişi: Poliçenin, muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde, özellikle bir banka nezdinde ödeneceğinin şart kılındığı (domisilli poliçe) durumlarda, ödemeyi yapacak olan üçüncü kişidir.
- Hesabına Poliçe Düzenlenen Kişi veya Ticari İşletme: Düzenleyenin, poliçeyi bizzat kendi nam ve hesabına değil, dolaylı temsil veya vekâlet ilişkisi çerçevesinde üçüncü bir kişi veya işletme hesabına düzenlediği durumlardaki asıl lehtar konumundaki borçludur [6].
2.3. Yerleşim Yeri Hukuku (Lex Domicilii) Standardı
Madde hükmü, bağlama noktası olarak "zararına zenginleşilen" hamilin veya senedin düzenlenme/ödeme yerini değil; doğrudan doğruya "aleyhine talepte bulunulan kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülke hukukunu" esas almıştır [3, 4]. Bunun temel sebebi, zenginleşmenin malvarlığında gerçekleştiği kişinin (borçlunun) yerleşim yerinin, o kişinin hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği açısından en makul bağlama noktası olarak kabul edilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin, Türk hukuk sistemindeki diğer temel düzenlemelerle olan illiyet bağları ve etkileşimi şu şekildedir:
- TTK m. 732 (Maddi Hukuk Kuralları): TTK m. 773 bir kanunlar ihtilafı (işaret edici) kuralıdır. Eğer TTK m. 773 gereğince aleyhine talepte bulunulan kişinin yerleşim yeri Türkiye ise, uyuşmazlığın esasına (lex causae) uygulanacak maddi hukuk kuralı TTK m. 732 olacaktır. Bu bağlamda, TTK m. 732 uyarınca, zamanaşımı sebebiyle poliçeden doğan hakları düşen düzenleyen veya kabul eden, poliçe hamiline karşı zenginleştiği oranda borçlu kalır ve bu davanın ispat yükü davalı borçlunun üzerindedir [5, 6, 8].
- TTK m. 778/1-j (Bono Hakkında Uygulanabilirlik): TTK'nın bonolara uygulanacak poliçe hükümlerini düzenleyen 778. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca "Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir" [2]. Dolayısıyla TTK m. 773, yabancılık unsuru taşıyan bonolardaki sebepsiz zenginleşme talepleri için de aynen uygulanacaktır.
- MÖHUK m. 39: MÖHUK'un sebepsiz zenginleşmeye ilişkin genel bağlama kuralı olan 39. maddesi, kambiyo senetleri hukukunda yerini özel hüküm niteliğindeki TTK m. 773'e bırakır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin (özellikle 11. HD ve 12. HD ile kapatılan 19. HD) içtihatları incelendiğinde, kanunlar ihtilafı boyutunu ilgilendiren TTK m. 773'ün uygulanmasından ziyade, bu maddenin işaret etmesi sonucu Türk hukukunun uygulandığı hallerdeki TTK m. 732 (ve mülga eTTK m. 644) uygulamasının derinleştiği görülmektedir.
Yargıtay içtihatlarına göre, Türk hukukunun uygulanacağı sebepsiz zenginleşme davalarında temel kural şudur: Kambiyo senedinin zamanaşımına uğraması veya müracaat hakkının yitirilmesi halinde, poliçeyi kabul eden veya bonoyu düzenleyen asıl borçlu ile hamil arasında ticari bir sözleşme olmasa dahi, kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası açılabilir. Yargıtay, ispat yükü hususunda, "sebepsiz zenginleşme davalarında genel kural olan ispat külfetinin davacıda (hamilde) olması prensibini tersine çevirerek", ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini savunan borçluda olduğunu içtihatlarında daima istikrarla uygulamış ve bu durum yeni TTK m. 732/4 hükmüyle de kanunlaşmıştır [9-11]. Yargıtay kararlarında (Örn: Y. 19. HD, E. 2014/7821, K. 2014/10614) "ispat yükü davalıda olup, davalının sebepsiz zenginleşmediğini... kanıtlamak zorundadır" ibaresiyle bu hukuki durum net bir şekilde teyit edilmektedir [9, 10].
Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda ise Yargıtay, hâkimin ex officio (kendiliğinden) TTK m. 773'teki (eski TTK m. 702) kanunlar ihtilafı kuralını uygulayarak, borçlunun yerleşim yeri hukuku yabancı bir ülke hukuku ise, uyuşmazlığı o yabancı ülke kanunlarına (örneğin Alman Wechselgesetz) göre çözmesini beklemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Yabancı Muhataplı Poliçe Senaryosu):
Merkezi İstanbul'da bulunan "A İhracat A.Ş.", merkezi Berlin/Almanya'da bulunan "B GmbH" üzerine bir poliçe keşide etmiş ve B GmbH poliçeyi kabul etmiştir. Senedin meşru hamili olan "C A.Ş." (Türkiye), yasal süreler içerisinde poliçeye dayalı haklarını kullanmayı ihmal etmiş ve poliçe zamanaşımına uğramıştır. C A.Ş., senede dayanarak B GmbH aleyhine İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası ikame etmiştir.
Hukuki analiz: İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, davanın esasına girmeden önce TTK m. 773 hükmü uyarınca uygulanacak hukuku tespit etmekle mükelleftir. Poliçeyi ödeyecek olan muhatap (B GmbH) kabul beyanıyla asıl borçlu sıfatını haizdir ve yerleşim yeri Almanya'dır. Madde 773 gereği uyuşmazlıkta, muhatabın yerleşim yeri hukuku olan Alman hukuku (ve Alman hukukundaki sebepsiz zenginleşme kuralları) uygulanmalıdır [3, 4]. İspat yükü ve zamanaşımı gibi maddi hukuka ilişkin unsurlar Alman hukukuna göre tayin edilecektir.
Olay 2 (Yabancı Düzenleyenli Bono Senaryosu):
Merkezi Paris/Fransa'da bulunan "F S.A.", Türkiye'deki alacaklısı "T A.Ş." lehine bir bono (emre yazılı senet) düzenlemiştir. Bononun vadesi geçmiş ve zamanaşımı süresi dolmuştur. T A.Ş., bonodaki alacağını tahsil edememesi sebebiyle sebepsiz zenginleşme talebiyle Türk mahkemelerine müracaat etmiştir.
Hukuki analiz: Bonolara uygulanacak poliçe hükümleri arasındaki TTK m. 778/1-j [2] atfı uyarınca kanunlar ihtilafı kuralları bonolarda da geçerlidir. Poliçedeki muhatabın bonodaki karşılığı düzenleyendir. TTK m. 773 uyarınca, sebepsiz zenginleşme talebinin yöneltileceği asıl borçlu (düzenleyen) Fransa yerleşimlidir. Bu nedenle davanın esası, borçlunun yerleşim yeri olan Fransız hukukuna tabi tutulacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 773 neticesinde uygulanacak hukuk Türk hukuku olarak belirlenirse (borçlu Türkiye'de yerleşikse), ispat yükü TTK m. 732/4 uyarınca davalı taraftadır; yani davalı zenginleşmediğini (örneğin temel borç ilişkisinin ifa edildiğini, malın teslim edilmediğini) ispatlamak zorundadır [9-11]. Yabancı hukukun uygulandığı durumlarda ise ispat yükü ilgili yabancı ülke hukukuna göre tayin edilir.
- Zamanaşımı / Süreler: Zamanaşımı kuralı maddi hukuka ilişkin olduğundan, TTK m. 773 uyarınca belirlenen lex causae (esasa uygulanacak hukuk) tarafından yönetilir. Türk hukukunun tatbiki hâlinde zamanaşımı süresi, kambiyo senedinin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır [8, 11].
- Görevli/yetkili mahkeme: Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Ancak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, MÖHUK'taki yetki kurallarına göre belirlenecektir.
- Yaygın uygulama hataları: Yabancılık unsuru taşıyan ve yurt dışında yerleşik muhatap veya düzenleyenlere yöneltilen sebepsiz zenginleşme davalarında mahkemelerin veya taraf vekillerinin, MÖHUK veya TTK m. 773'teki bağlama kurallarını göz ardı ederek doğrudan TTK m. 732 hükümlerine (ve Türk maddi hukukunun 1 yıllık zamanaşımı/ispat yükü kurallarına) dayanmaları telafisi güç usul ve esas hatalarına sebebiyet vermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar ve Prof. Dr. Fırat Öztan gibi otoriteler tarafından sebepsiz zenginleşme müessesesinin "kambiyo hukukunun katı kurallarının (özellikle ağır şekil şartları ve kısa zamanaşımı süreleri) yaratabileceği hakkaniyetsizlikleri gideren bir emniyet sübabı" olduğu vurgulanmıştır [12]. Kambiyo senedinin zıyaa uğraması, zamanaşımı veya hak düşürücü süreler sebebiyle teşhis ve tedavül kabiliyetini yitirmesi sonucu alacaklının korunması zaruridir.
TTK m. 773 özelindeki kanunlar ihtilafı rejimi değerlendirildiğinde; yasa koyucunun bağlama noktası olarak "sebepsiz zenginleşenin yerleşim yerini" (lex domicilii) tercih etmesi, Cenevre Konvansiyonları ile uyumlu ve öngörülebilir bir çözüm sunmaktadır. Ancak, günümüz sınır aşan ticari ilişkilerinde taraflar arası temel sözleşmelerde çoğunlukla bir "hukuk seçimi" (lex voluntatis) bulunmakta olup, TTK m. 773'ün emredici ve katı lafzı, kambiyo ilişkisinden bağımsız olan ancak sebepsiz zenginleşmeye temel teşkil eden asıl borç ilişkisindeki hukuk seçimi iradesiyle çatışabilmektedir. Doktrindeki bazı eleştiriler, temel sözleşmeye (asıl borç ilişkisine) uygulanan hukukun (lex contractus), bu temel sözleşmenin ifası amacıyla verilen senedin geçersiz hale gelmesi durumundaki sebepsiz zenginleşme taleplerine de uygulanmasının hukuki yeknesaklık açısından daha tatminkâr sonuçlar doğurabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte yasa koyucu, kambiyo senetlerinin mücerretlik ve tedavül özelliklerini gözeterek, temel ilişkiden bağımsız ve statik bir bağlama kuralı olan TTK m. 773'ü benimsemiştir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Üçüncü Kitabı, poliçeye ilişkin hükümlerin sonunda "Kanunlar İhtilafı" başlığı altında kambiyo senetleri hukukuna özgü milletlerarası özel hukuk (kanunlar ihtilafı) kurallarını düzenlemiştir [1]. TTK m. 773 hükmü, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetleri (özellikle poliçe ve TTK m. 778/1-j atfıyla bono [2]) bağlamında ortaya çıkabilecek sebepsiz zenginleşme taleplerine hangi ülke hukukunun uygulanacağını (lex causae) belirleyen spesifik bir bağlama kuralıdır [3, 4].
Kambiyo senetleri, doğaları gereği uluslararası ticarette ödeme ve kredi aracı olarak sıklıkla kullanılmakta olup, bir senedin düzenlenme yeri, ödeme yeri ve taraflarının yerleşim yerleri farklı ülkelerde olabilmektedir. Poliçe ve bononun zamanaşımına uğraması veya hak koruyucu işlemlerin (örneğin süresinde ibraz veya protesto) yapılmaması neticesinde kambiyo senedine dayalı müracaat haklarının düşmesi durumunda, senedin asıl borçluları veya muhatapları, hamilin zararına sebepsiz zenginleşebilirler. Türk maddi hukukunda bu durum TTK m. 732'de "kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme" davası olarak düzenlenmişken [5, 6], ihtilafın yabancılık unsuru içermesi hâlinde doğrudan maddi hukuk kurallarının tatbiki mümkün değildir. Bu noktada TTK m. 773 devreye girerek, sebepsiz zenginleşme talebinin muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek üçüncü kişi veya hesabına poliçe düzenlenen kişi aleyhine yöneltilmesi durumunda, "bu kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin hukukunun" (lex domicilii) uygulanacağını emretmektedir [3, 4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Maddenin ihtiva ettiği kavramlar ve hukuki müesseseler, kıymetli evrak hukuku ile milletlerarası özel hukukun kesişim noktasında yer almaları itibarıyla doktriner düzeyde titizlikle tahlil edilmelidir.
2.1. Yabancılık Unsuru ve Kanunlar İhtilafı Bağlama Kuralı
Kambiyo senetleri hukukunda, Cenevre Konvansiyonları sistemi çerçevesinde yeknesaklık sağlanmaya çalışılmışsa da, her ülkenin kambiyo mevzuatı veya sebepsiz zenginleşme kuralları bütünüyle aynı değildir. TTK m. 773, genel nitelikli 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) sebepsiz zenginleşmeye ilişkin bağlama kurallarına (MÖHUK m. 39) nazaran lex specialis (özel kanun) niteliğindedir. Dolayısıyla, bir kambiyo senedinden doğan sebepsiz zenginleşme davasında yabancılık unsuru varsa hâkim öncelikle MÖHUK'a değil, TTK m. 773'e başvurmak mecburiyetindedir.
2.2. Aleyhine Talepte Bulunulacak Kişiler (Pasif Husumet)
TTK m. 773 lafzı, pasif husumet yöneltilebilecek kişileri sınırlı olarak saymıştır:
2.3. Yerleşim Yeri Hukuku (Lex Domicilii) Standardı
Madde hükmü, bağlama noktası olarak "zararına zenginleşilen" hamilin veya senedin düzenlenme/ödeme yerini değil; doğrudan doğruya "aleyhine talepte bulunulan kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülke hukukunu" esas almıştır [3, 4]. Bunun temel sebebi, zenginleşmenin malvarlığında gerçekleştiği kişinin (borçlunun) yerleşim yerinin, o kişinin hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği açısından en makul bağlama noktası olarak kabul edilmesidir.
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin, Türk hukuk sistemindeki diğer temel düzenlemelerle olan illiyet bağları ve etkileşimi şu şekildedir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin (özellikle 11. HD ve 12. HD ile kapatılan 19. HD) içtihatları incelendiğinde, kanunlar ihtilafı boyutunu ilgilendiren TTK m. 773'ün uygulanmasından ziyade, bu maddenin işaret etmesi sonucu Türk hukukunun uygulandığı hallerdeki TTK m. 732 (ve mülga eTTK m. 644) uygulamasının derinleştiği görülmektedir.
Yargıtay içtihatlarına göre, Türk hukukunun uygulanacağı sebepsiz zenginleşme davalarında temel kural şudur: Kambiyo senedinin zamanaşımına uğraması veya müracaat hakkının yitirilmesi halinde, poliçeyi kabul eden veya bonoyu düzenleyen asıl borçlu ile hamil arasında ticari bir sözleşme olmasa dahi, kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası açılabilir. Yargıtay, ispat yükü hususunda, "sebepsiz zenginleşme davalarında genel kural olan ispat külfetinin davacıda (hamilde) olması prensibini tersine çevirerek", ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini savunan borçluda olduğunu içtihatlarında daima istikrarla uygulamış ve bu durum yeni TTK m. 732/4 hükmüyle de kanunlaşmıştır [9-11]. Yargıtay kararlarında (Örn: Y. 19. HD, E. 2014/7821, K. 2014/10614) "ispat yükü davalıda olup, davalının sebepsiz zenginleşmediğini... kanıtlamak zorundadır" ibaresiyle bu hukuki durum net bir şekilde teyit edilmektedir [9, 10].
Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda ise Yargıtay, hâkimin ex officio (kendiliğinden) TTK m. 773'teki (eski TTK m. 702) kanunlar ihtilafı kuralını uygulayarak, borçlunun yerleşim yeri hukuku yabancı bir ülke hukuku ise, uyuşmazlığı o yabancı ülke kanunlarına (örneğin Alman Wechselgesetz) göre çözmesini beklemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Yabancı Muhataplı Poliçe Senaryosu): Merkezi İstanbul'da bulunan "A İhracat A.Ş.", merkezi Berlin/Almanya'da bulunan "B GmbH" üzerine bir poliçe keşide etmiş ve B GmbH poliçeyi kabul etmiştir. Senedin meşru hamili olan "C A.Ş." (Türkiye), yasal süreler içerisinde poliçeye dayalı haklarını kullanmayı ihmal etmiş ve poliçe zamanaşımına uğramıştır. C A.Ş., senede dayanarak B GmbH aleyhine İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası ikame etmiştir. Hukuki analiz: İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, davanın esasına girmeden önce TTK m. 773 hükmü uyarınca uygulanacak hukuku tespit etmekle mükelleftir. Poliçeyi ödeyecek olan muhatap (B GmbH) kabul beyanıyla asıl borçlu sıfatını haizdir ve yerleşim yeri Almanya'dır. Madde 773 gereği uyuşmazlıkta, muhatabın yerleşim yeri hukuku olan Alman hukuku (ve Alman hukukundaki sebepsiz zenginleşme kuralları) uygulanmalıdır [3, 4]. İspat yükü ve zamanaşımı gibi maddi hukuka ilişkin unsurlar Alman hukukuna göre tayin edilecektir.
Olay 2 (Yabancı Düzenleyenli Bono Senaryosu): Merkezi Paris/Fransa'da bulunan "F S.A.", Türkiye'deki alacaklısı "T A.Ş." lehine bir bono (emre yazılı senet) düzenlemiştir. Bononun vadesi geçmiş ve zamanaşımı süresi dolmuştur. T A.Ş., bonodaki alacağını tahsil edememesi sebebiyle sebepsiz zenginleşme talebiyle Türk mahkemelerine müracaat etmiştir. Hukuki analiz: Bonolara uygulanacak poliçe hükümleri arasındaki TTK m. 778/1-j [2] atfı uyarınca kanunlar ihtilafı kuralları bonolarda da geçerlidir. Poliçedeki muhatabın bonodaki karşılığı düzenleyendir. TTK m. 773 uyarınca, sebepsiz zenginleşme talebinin yöneltileceği asıl borçlu (düzenleyen) Fransa yerleşimlidir. Bu nedenle davanın esası, borçlunun yerleşim yeri olan Fransız hukukuna tabi tutulacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar ve Prof. Dr. Fırat Öztan gibi otoriteler tarafından sebepsiz zenginleşme müessesesinin "kambiyo hukukunun katı kurallarının (özellikle ağır şekil şartları ve kısa zamanaşımı süreleri) yaratabileceği hakkaniyetsizlikleri gideren bir emniyet sübabı" olduğu vurgulanmıştır [12]. Kambiyo senedinin zıyaa uğraması, zamanaşımı veya hak düşürücü süreler sebebiyle teşhis ve tedavül kabiliyetini yitirmesi sonucu alacaklının korunması zaruridir.
TTK m. 773 özelindeki kanunlar ihtilafı rejimi değerlendirildiğinde; yasa koyucunun bağlama noktası olarak "sebepsiz zenginleşenin yerleşim yerini" (lex domicilii) tercih etmesi, Cenevre Konvansiyonları ile uyumlu ve öngörülebilir bir çözüm sunmaktadır. Ancak, günümüz sınır aşan ticari ilişkilerinde taraflar arası temel sözleşmelerde çoğunlukla bir "hukuk seçimi" (lex voluntatis) bulunmakta olup, TTK m. 773'ün emredici ve katı lafzı, kambiyo ilişkisinden bağımsız olan ancak sebepsiz zenginleşmeye temel teşkil eden asıl borç ilişkisindeki hukuk seçimi iradesiyle çatışabilmektedir. Doktrindeki bazı eleştiriler, temel sözleşmeye (asıl borç ilişkisine) uygulanan hukukun (lex contractus), bu temel sözleşmenin ifası amacıyla verilen senedin geçersiz hale gelmesi durumundaki sebepsiz zenginleşme taleplerine de uygulanmasının hukuki yeknesaklık açısından daha tatminkâr sonuçlar doğurabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte yasa koyucu, kambiyo senetlerinin mücerretlik ve tedavül özelliklerini gözeterek, temel ilişkiden bağımsız ve statik bir bağlama kuralı olan TTK m. 773'ü benimsemiştir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.