RESMİ METİN

Madde 766


Madde 766 - (1) Bir kişinin poliçe ile borçlanması için gereken ehliyet tabi bulunduğu devletin hukukuna göre belirlenir. Bu hukuk diğer bir ülkenin hukukuna göndermede bulunuyorsa, o hukuk uygulanır. (2) Birinci fıkrada öngörülen hukuk gereğince ehliyete sahip olmayan kişi, hukuku bakımından kendisini ehil sayan bir ülkede imza koymuşsa, orada olduğu gibi geçerli şekilde borçlanır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 766. maddesi, kambiyo senetleri hukukunda yabancılık unsuru taşıyan hukuki işlemlerde borçlanma ehliyetinin hangi ülke hukukuna tabi olacağını düzenleyen temel kanunlar ihtilafı (milletlerarası özel hukuk) kuralıdır [1-3]. İlgili hüküm, TTK’nın "Kanunlar İhtilafı" başlığını taşıyan Sekizinci Ayırımı içerisinde yer almakta olup, kambiyo senetlerinin milletlerarası dolaşım (tedavül) kabiliyetini ve ticari hayattaki güven unsurunu korumayı amaçlayan özel bir düzenlemedir [1, 3].

Kanun koyucu, TTK m. 766 hükmü ile kambiyo taahhüdünde bulunma ehliyetine uygulanacak hukuku iki aşamalı bir sisteme bağlamıştır: Kural olarak kişinin milli hukuku (lex patriae) esas alınmış, ancak kambiyo senedine güvenerek işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişileri korumak ve senedin geçersizliğini önlemek amacıyla işlemin yapıldığı yer hukuku (lex loci actus) ikincil ve tamamlayıcı bir ölçüt olarak sisteme entegre edilmiştir [3, 4].

TTK m. 766, her ne kadar poliçeler kısmında düzenlenmiş olsa da, kanunun atıf sistemi gereğince TTK m. 778/1-j bendi uyarınca bonolar (emre yazılı senetler) hakkında [5, 6] ve TTK m. 818/1-ş bendi uyarınca çekler hakkında da kıyasen uygulanmaktadır [7]. Bu itibarla, tüm kambiyo senetleri bakımından yabancılık unsuru taşıyan ehliyet uyuşmazlıklarında yegâne başvuru kaynağı bu maddedir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Maddenin lafzı ve ruhu incelendiğinde, milletlerarası özel hukuk kuralları ile maddi ticaret hukuku kurallarının kesiştiği spesifik hukuki müesseseler ortaya çıkmaktadır.

2.1. Milli Hukuk (Lex Patriae) Kuralı ve Atıf (Renvoi)

Hükmün birinci fıkrasına göre, bir kişinin poliçe (veya bono/çek) ile borçlanması için gereken ehliyet, kural olarak "tabi bulunduğu devletin hukukuna" göre belirlenir [3]. Bu kural, genel milletlerarası özel hukuk prensipleriyle (MÖHUK m. 9) uyumludur. Hükmün devamında yer alan "Bu hukuk diğer bir ülkenin hukukuna göndermede bulunuyorsa, o hukuk uygulanır" ibaresi, kanunlar ihtilafı hukukundaki "atıf" (renvoi) kurumunun kambiyo senetleri hukukunda da açıkça kabul edildiğini göstermektedir [3, 4]. Bu atıf, gerek birinci derece atıf (iade atfı) gerekse ikinci derece atıf şeklinde gerçekleşebilir. Kanun koyucu, kişinin şahsi durumunu en yakından ilgilendiren kendi milli kanununun ehliyet konusunda asıl yetkili merci olmasını hedeflemiştir.

2.2. İşlemin Yapıldığı Yer Hukuku (Lex Loci Actus) İstisnası

Maddenin ikinci fıkrası, kambiyo senetleri hukukunun "tedavül kabiliyeti" ve "görünüşe güven" ilkelerinin bir yansımasıdır. "Birinci fıkrada öngörülen hukuk gereğince ehliyete sahip olmayan kişi, hukuku bakımından kendisini ehil sayan bir ülkede imza koymuşsa, orada olduğu gibi geçerli şekilde borçlanır" denilmek suretiyle [4], milli hukukuna göre ehliyetsiz olan bir kişinin, imza attığı ülke hukukuna göre ehil sayılması halinde kambiyo taahhüdünün geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu fıkra, sırf yabancı bir kanunun ehliyet yaşını daha yüksek tutması sebebiyle, o senedi iktisap eden kişilerin mağdur edilmesini ve ciro zincirinin kopmasını önlemek amacıyla ihdas edilmiştir.

2.3. Kambiyo Ehliyeti Kavramı

Kambiyo ehliyeti, özel bir ehliyet türü olmayıp genel fiil ehliyetinin kambiyo senetleri alanındaki görünümüdür. TTK m. 670 uyarınca "Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, poliçe (ve diğer kambiyo senetleri) ile borçlanmaya da ehildir" [8]. Bu çerçevede ehliyet tespiti yapılırken, kişinin ayırt etme gücüne sahip (mümeyyiz) olması, ergin (reşit) olması ve kısıtlı (mahcur) olmaması şartları, TTK m. 766'nın işaret ettiği maddi hukuk (milli hukuk veya imza yeri hukuku) çerçevesinde değerlendirilecektir.

3. Sistematik İlişkiler

Bu madde, ticaret ve borçlar hukukunun temel prensipleri ile ayrılmaz bir bağ içerisindedir:

  • TTK m. 670 (Kambiyo Ehliyeti) — Ehliyetin tanımı ve kapsamı bakımından, yabancı hukukun ehliyete ilişkin genel kurallarının kambiyo hukukuna yansımasını sağlayan temel maddedir [8, 9].
  • TTK m. 677 (İmzaların İstiklali İlkesi) — Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta, senedi imzalayan bir kişinin TTK m. 766 uyarınca (hem kendi milli hukukunda hem de işlemin yapıldığı yer hukukunda) ehliyetsiz olduğunun tespit edilmesi halinde, sadece o kişinin imzası ve taahhüdü geçersiz olur. TTK m. 677 uyarınca senet üzerindeki diğer imzalar bu ehliyetsizlikten etkilenmez ve senedin kambiyo vasfı varlığını sürdürür [10-12].
  • TTK m. 778/1-j ve TTK m. 818/1-ş — Kanunlar ihtilafına dair 766. maddenin, sırasıyla bono ve çekler hakkında da uygulanmasını emreden atıf maddeleridir [6, 7].
  • MÖHUK m. 9 — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da yer alan hak ve fiil ehliyetine ilişkin genel kuraldır. TTK m. 766, kambiyo senetleri bakımından MÖHUK m. 9'a göre "lex specialis" (özel kanun) niteliği taşır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri), kambiyo senetlerinde ehliyet konusunu incelerken "imzaların istiklali" ilkesini ve kamu düzeni kavramını ön planda tutmaktadır. Yargıtay, ehliyetin (özellikle ayırt etme gücünün) kamu düzenine ilişkin olduğunu ve her aşamada mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır [13, 14].

Yabancılık unsuru barındıran uyuşmazlıklarda Yargıtay, ilk derece mahkemelerinin senedi imzalayan kişinin yabancı uyruklu olması durumunda doğrudan Türk Medeni Kanunu hükümlerini (TMK m. 9 vd.) uygulamak yerine, TTK m. 766 (veya eTTK dönemindeki muadili) çerçevesinde ihtilaf kuralı analizi yapmasını beklemektedir. Ancak mahkeme, kişinin milli hukukuna göre ehliyetsiz olduğunu tespit etse dahi, senedin Türkiye'de imzalanmış olması ve Türk hukukuna göre kişinin reşit/ehil kabul edilmesi durumunda TTK m. 766/2 uyarınca kambiyo taahhüdünü geçerli kabul etmektedir.

Ayrıca Yargıtay, TTK m. 677 uyarınca, ehliyetsiz kişinin senede koyduğu imzanın geçersiz olmasının ciro silsilesini koparmayacağını ve diğer borçluların "imzaların istiklali" prensibi gereği sorumluluktan kurtulamayacağını sayısız kararında istikrarla uygulamaktadır [10, 11].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Milli Hukuk - İşlem Yeri Hukuku Çatışması): (X) vatandaşı olan 19 yaşındaki A, İstanbul'da bulunduğu sırada bir ticari mal alımı karşılığında Türk şirketi B A.Ş. emrine bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. (X) devleti kanunlarına göre rüşt (erginlik) yaşı 21'dir. Vadesi geldiğinde senet bedeli ödenmemiş, B A.Ş. icra takibi başlatmıştır. A'nın vekili, müvekkilinin milli hukukuna göre ehliyetsiz olduğunu belirterek kambiyo taahhüdünün geçersizliğini iddia etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 766/1 uyarınca kural olarak A'nın ehliyeti (X) devleti hukukuna tabidir ve bu hukuka göre ehliyetsizdir. Ancak TTK m. 766/2 uyarınca, imzayı attığı ülke olan Türkiye'de (TMK m. 11 uyarınca rüşt yaşı 18'dir) kendisi ehil sayılmaktadır. Dolayısıyla, "orada olduğu gibi geçerli şekilde borçlanır" kuralı gereğince A'nın bono taahhüdü geçerlidir ve ehliyetsizlik def'i mahkemece reddedilecektir [4].

Olay 2 (Tam Ehliyetsizlik ve İmzaların İstiklali): Alman vatandaşı C (16 yaşında), Ankara'da düzenlenen ve lehtarı olduğu bir poliçeyi ciro ederek D'ye devretmiştir. Senedin düzenleyeni Türk vatandaşı E'dir. Vadesinde poliçe ödenmediğinde D, düzenleyen E'ye müracaat etmiştir. E, senedi ciro eden C'nin hem Alman hem de Türk hukukuna göre ehliyetsiz olduğunu, bu sebeple ciro zincirinin koptuğunu ileri sürerek ödemeden kaçınmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 766 uyarınca C, hem kendi milli hukukuna (Alman) hem de işlem yeri hukukuna (Türk) göre ehliyetsizdir. Bu sebeple C'nin ciro taahhüdü kendisi bakımından batıldır ve sorumluluğu doğmaz [4]. Ancak TTK m. 677 (imzaların bağımsızlığı ilkesi) gereğince, ehliyetsiz bir kişinin senedi imzalaması diğer imzaların geçerliliğini etkilemez [12]. Ciro zinciri şeklen kopmamıştır (beyaz ciro veya muntazam teselsül var ise). Düzenleyen E, C'nin ehliyetsizliğini bahane ederek sorumluluktan kurtulamaz; D'ye ödeme yapmakla mükelleftir [10-12].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Yabancılık unsuru taşıyan bir kambiyo senedinde, imza sahibinin kendi milli hukukuna göre ehliyetsiz olduğunu iddia eden taraf, bu yabancı hukukun içeriğini ve ehliyetsizlik durumunu ispat külfeti altındadır. Karşı taraf (alacaklı hamil) ise işlemin yapıldığı yer hukukunda borçlunun ehil olduğunu ileri sürerek taahhüdü ayakta tutabilir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 766, doğrudan bir zamanaşımı kuralı ihtiva etmez. Poliçe, bono ve çeklerde kambiyo senetlerine özgü zamanaşımı süreleri uygulanır (Örn. poliçede kabul edene karşı 3 yıl - TTK m. 749 [15]). Yabancı ehliyetsiz kişinin taahhüdünün ayakta kalması, zamanaşımı sürelerinin işlemeye devam etmesini sağlar.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kambiyo senedinden doğan menfi tespit veya istirdat davalarında, işlemin her iki tarafı için ticari nitelikte olan veya kambiyo senedinden kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak Asliye Ticaret Mahkemelerinin mutlak görev alanındadır.
  • Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin yabancı uyruklu borçluların taraf olduğu davalarda doğrudan Türk Medeni Kanunu'na atıf yapması ve TTK m. 766/1'de belirtilen atıf (renvoi) mekanizmasını incelemeden hüküm kurması, usul hukuku ve milletlerarası özel hukuk ilkelerine aykırılık teşkil eden en yaygın uygulama hatasıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 766'nın düzenleme tarzı, Kıymetli Evrak Hukukunun önde gelen akademisyenleri (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Fırat Öztan, Mehmet Bahtiyar vd.) tarafından genellikle kambiyo senetlerinin tedavül hızını ve ticari güvenliği sağlama misyonu çerçevesinde son derece olumlu karşılanmaktadır [16, 17]. Zira klasik medeni hukukta ehliyetsizlik, mutlak bir butlan (kesin hükümsüzlük) sebebi iken ve bu butlanın sınır ötesi etkileri korunmaya çalışılırken; ticaret hukuku, lex loci actus (işlem yeri hukuku) istisnası ile borçludan ziyade piyasayı ve iyiniyetli hamili korumayı tercih etmiştir.

Doktriner bağlamda getirilen yegâne eleştiri, birinci fıkrada düzenlenen atıf (renvoi) kurumunun uygulanmasının pratikte yaratabileceği zorluklardır. Yabancı bir devletin hukukunun ehliyet konusunda bir üçüncü devlete atıf yapması halinde mahkemelerin yabancı normları tespit etmesinde yaşanacak usuli gecikmeler, kambiyo senetlerinin çabukluk ve sürat ilkesi ile bağdaşmayabilmektedir. Bununla birlikte, TTK m. 766/2'nin varlığı bu doktriner endişeyi büyük oranda bertaraf etmektedir; zira imza yeri hukuku (çoğunlukla Türk hukuku) kişiyi ehil sayıyorsa, mahkeme atıf zincirini incelemeksizin doğrudan geçerli bir borçlanmanın varlığına hükmedebilmektedir. Hükmün, Cenevre Yeknesak Kuralları ile tam uyumlu yapısı, Türk kambiyo senedi hukukunun milletlerarası alandaki entegrasyonu açısından kusursuz bir zemin hazırlamaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.