1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 755. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun temel dayanaklarından biri olan "ibraz" ve "işlem mahalli" kurallarını düzenleyen son derece kritik bir usul ve esas hükmüdür. Kıymetli evrak hukukunda, senede bağlı hakkın ileri sürülebilmesi, hakkın senetle birlikte tecessüm etmesi ilkesine dayanır. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, alacaklı (hamil), borçludan ifa talep edebilmek veya hakkın korunmasına yönelik yasal işlemleri (kabul, ödeme, protesto vb.) gerçekleştirebilmek için senedi bizzat ibraz etmekle yükümlüdür.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 89/1-1 uyarınca para borçları kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilen "götürülecek borç" (Bringschuld) niteliğinde iken; kambiyo senetleri sahip oldukları tedavül kabiliyeti ve mücerretlik vasfı gereği bu genel kurala istisna teşkil ederler [1]. Kambiyo senetlerine bağlanan alacaklar, hukuki nitelikleri itibarıyla "aranılacak borç" (Holschuld) statüsündedir [1]. TTK m. 755 hükmü, tam da bu teorik temelin pratik yansımasını düzenlemekte ve aranılacak borcun hangi fiziki mekânda ve hangi şartlar altında talep edileceğini hüküm altına almaktadır.
Madde, kambiyo hukukuna özgü şekilcilik (formalizm) ilkesini yumuşatan ve ticari hayatın akışını kolaylaştıran bir fonksiyona da sahiptir. Senedin ibraz edileceği yerin bulunamaması ihtimaline karşı kanun koyucu, alacaklıya sonsuz ve sınırları belirsiz bir araştırma yükümlülüğü yüklememiş; makul ve objektif bir sınır (kolluk ve posta idaresi araştırması) çizerek senedin dolaşım ve ispat güvenliğini dengelemiştir. TTK m. 778/1-i bendi yollamasıyla bu madde, bonolar (emre yazılı senetler) hakkında da uygulama alanı bulmaktadır [2, 3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Aranılacak Borç (Holschuld) Karinesi ve İbraz Yükümlülüğü
TTK m. 755/1'de geçen "Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek..." ifadesi, alacaklının pasif bir bekleme durumunda olamayacağını, alacağını tahsil edebilmek veya kabul işlemini tamamlatabilmek için aktif bir şekilde senedi fiziken sunması gerektiğini ifade eder [1, 4]. Kambiyo senetleri hukuku, tedavül eden senedin o an kimin elinde olduğunun borçlu tarafından bilinmesinin imkânsızlığı üzerine kuruludur. Dolayısıyla borçlu, borcunu ifa etmek istese dahi alacaklıyı bulmak zorunda değildir; senedin hamili, borçlunun ayağına gitmelidir.
2.2. İşlem Mahallinin Kademeli Tespiti: "Ticaret Yeri" ve "Konut"
Madde metni, kambiyo senedine ilişkin işlemlerin yapılacağı fiziki mekânı belirlerken kesin bir hiyerarşi kurmuştur: Öncelikle "ticaret yeri", şayet böyle bir yer yoksa "konut" [4, 5]. Ticaret yeri kavramı, ticari işletmenin merkezini veya işlemi gerçekleştiren şubesini ifade eder. Borçlunun tacir olması veya bir ticari işletme işletmesi halinde işlemlerin mutlak surette bu ticari merkezde yapılması esastır. Borçlu tacir değilse veya ticari bir yerleşkesi bulunmuyorsa, yerleşim yeri olan konut (ikametgâh) esas alınacaktır. Bu hiyerarşi emredici olup, ticaret yeri varken konuta gidilerek yapılacak bir ödeme talebi veya protesto işlemi, usulüne uygun bir ibraz olarak kabul edilmeyebilir.
2.3. Sınırlı Sayıda Olmayan (Örnekleyici) İşlem Türleri
TTK m. 755/1'de zikredilen işlemler (kabul için ibraz, ödeme için ibraz, protesto çekmek, nüsha verilmesini istemek), kanun koyucu tarafından "gibi" edatı kullanılarak kaleme alınmıştır [4, 5]. Bu ifade, sayılan işlemlerin tahdidi (sınırlı sayı - numerus clausus) olmadığını, tadadi (örnek kabilinden) olduğunu açıkça ortaya koymaktadır [5]. Dolayısıyla, muhatap veya borçlular nezdinde yapılması gereken her türlü kambiyo işlemi (örneğin retret poliçe onayı veya alonj eklenmesine dair rıza talepleri vb.) bu madde kapsamındaki yer kuralına tabidir.
2.4. Araştırma Yükümlülüğünün Sınırları ve Özen Yükümü (TTK m. 755/2)
Maddenin ikinci fıkrası, ticaret yeri veya konutun bulunamaması durumunda hamilin veya işlemi yapacak noter makamının sorumluluk sınırını belirler. "Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yer dikkatle araştırılır. Kolluktan veya yerel posta yönetiminden edinilen bilgilerden bir sonuç çıkmadığı takdirde başka araştırma yapmaya gerek yoktur" düzenlemesi [4], objektif bir özen standardı getirmiştir. Bu hüküm, hamilin veya noterlik makamının borçlunun izini sürmek için bir dedektif gibi çalışmasını engeller. Posta idaresi ve emniyet güçleri nezdinde yapılacak basit bir tahkikat olumsuz sonuçlanırsa, kanuni ibraz veya protesto yükümlülüğü (şeklen yerine getirilemese dahi) hukuken ifa edilmiş sayılır ve hamilin müracaat hakları korunur.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 89 ile İlişkisi: Türk Borçlar Kanunu m. 89 uyarınca para borçları alacaklıya götürülecek borçlardır. Ancak TTK m. 755, para borcu ihtiva eden kambiyo senetleri bakımından bu kuralı bertaraf eden lex specialis (özel kanun) niteliğindedir. Kambiyo senetlerinde aranılacak borç kuralı esastır [1].
- TTK m. 715 vd. (Protesto İşlemleri) ile İlişkisi: TTK m. 715, protestonun noter tarafından çekileceğini emreder [6, 7]. Protestonun nerede ve hangi noter tarafından çekileceği hususunda TTK m. 715 ile TTK m. 755 birlikte değerlendirilmelidir. Protestoyu çekecek noter, asıl borçlunun ticaret yerinin veya konutunun bulunduğu il veya ilçe sınırlarındaki yetkili noter olmalıdır [6].
- TTK m. 778/1-i ve m. 818 ile İlişkisi: Bu kural sadece poliçeler için değil, kanunun atıf hükümleri sayesinde bonolar (m. 778/1-i) hakkında da uygulanır [2, 3]. Çekler bakımından ise muhatap her halükarda bir banka olmak zorunda olduğundan ve ibraz banka şubesine yapıldığından (TTK m. 781), muhatabın ticaret yerinin mevcudiyeti her zaman sabittir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Kambiyo senetlerine ilişkin ibraz ve protesto işlemlerinin mahallinde yapılıp yapılmadığı hususu Yargıtay uygulamalarında sıklıkla uyuşmazlık konusu edilmektedir. Özellikle protesto işlemlerinde noterin TTK m. 755/2 uyarınca gerekli tahkikatı yapıp yapmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. ile 12. Hukuk Daireleri tarafından sıkı şekilde denetlenmektedir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre;
- İl Sınırı Kriteri: Yargıtay, TTK m. 715 ve m. 755 hükümlerini birlikte değerlendirerek, protestonun asıl borçlunun bulunduğu yerdeki noter tarafından çekilmesi gerektiğini, "bulunduğu yer" kavramının ise geniş yorumlanarak o "il sınırları" (mülki idari sınırlar) içerisindeki herhangi bir noter olabileceğini kabul etmektedir [6].
- Adres Araştırmasının Belgelenmesi: Noter, borçlunun senedin üzerinde yazılı olan adresine gittiğinde borçluyu bulamazsa veya adresin yetersiz olduğu anlaşılırsa, doğrudan protesto evrakına "borçlu bulunamadı" yazıp işlemi sonlandıramaz. TTK m. 755/2'deki emredici kural gereği, kolluk veya posta idaresi nezdinde araştırma yapıldığının ve bu araştırmadan sonuç alınamadığının protesto zaptına şerh edilmesi (meşruhat verilmesi) Yargıtay tarafından geçerlilik şartı olarak aranmaktadır. Bu şerhi taşımayan protesto evrakı müracaat haklarının korunması bakımından hukuki ayıp taşır (sakat protesto).
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Protesto Mahallinin Bulunamaması):
İstanbul'da ticari faaliyette bulunan (A) A.Ş., borçlusu (B) Ltd. Şti. olan bir bonoyu vadesinde ödenmemesi üzerine protesto ettirmek üzere Beşiktaş 3. Noterliği'ne tevdi etmiştir [6]. Noter kâtibi, senette gösterilen Maslak'taki adrese gitmiş; ancak binanın yıkılmış olduğunu görmüştür. Noter kâtibi çevredeki karakola ve posta dağıtım merkezine borçlu şirketin yeni adresini sormuş, kayıt bulunamadığı bilgisini aldıktan sonra bu durumu protesto belgesine şerh düşerek protesto zaptını düzenlemiştir.
Hukuki Analiz: Somut olayda noterlik makamı, TTK m. 755/2 hükmündeki "kolluktan veya yerel posta yönetiminden bilgi edinme" yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmiştir. Hukuken başka bir araştırma yapılmasına (örneğin Ticaret Sicil Gazetesi arşivlerini taramaya) bu maddenin katı lafzı karşısında gerek kalmamıştır. Düzenlenen protesto evrakı, hamilin müracaat borçlularına başvurabilmesi için usul ve yasaya uygundur.
Olay 2 (İbraz Mahalli Hiyerarşisine Aykırılık):
Alacaklı (C), elindeki poliçenin kabul edilmesi için muhatap (D)'nin doğrudan ikametgâhı olan Şişli'deki konutuna gitmiş ve ev ahalisine senedi kabul etmeleri için bırakmak istemiştir. Oysa muhatap (D), Eminönü'nde büyük bir tekstil mağazası işleten bir tacirdir ve bu durum senedin lehtarı/hamili tarafından bilinmektedir.
Hukuki Analiz: TTK m. 755/1 hükmü, işlemlerin öncelikle kişinin "ticaret yerinde", ticaret yeri yoksa konutunda yapılacağını açıkça belirtmiştir. Somut olayda borçlunun aktif bir ticari işletmesi bulunmaktadır. Hamilin, ticaret yeri mevcut iken senedi konuta ibraz etmesi kanunun emredici lafzına ve hiyerarşisine aykırıdır. Bu tür bir ibraz usulsüz olup, muhatabın temerrüdünü doğurmayacak ve alacaklının müracaat haklarını tehlikeye düşürecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 755/2 uyarınca, borçlunun adresinin dikkatle araştırıldığının ispat yükü senedin hamiline (veya onun adına işlem yapan notere) aittir. Bu ispat, kural olarak protesto evrakındaki resmi şerhler aracılığıyla tam delil niteliğinde belgelenir.
- Zamanaşımı / Süreler: İbraz süreleri ile protesto çekme süreleri (TTK m. 714) kesin ve hak düşürücüdür. Adres araştırması (kolluk ve posta soruşturması), kanuni ibraz ve protesto sürelerinin durmasına veya uzamasına neden olmaz. Dolayısıyla bu araştırmaların, senedin vadesini izleyen dar süreler (kural olarak iki iş günü) içerisinde süratle tamamlanması zorunludur.
- Görevli/yetkili mahkeme: Adresin hatalı veya meçhul olmasından kaynaklanan müracaat hakkının kaybı iddialarına ilişkin menfi tespit veya istirdat davalarında TTK m. 4 ve m. 5 uyarınca mutlak ticari dava söz konusu olup, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir [8, 9].
- Yaygın uygulama hataları: Ticari hayatta alacaklıların TBK m. 89 kuralını genel bir prensip zannederek borçlunun parayı kendilerine getirmesini beklemeleri, en yaygın hatadır. Hamil, borcu aramaya (Holschuld) bizzat gitmediği takdirde senedin zamanaşımına uğraması ve müracaat haklarının yitirilmesi riski ile karşı karşıya kalır. Bir diğer hata ise noterlerin, borçlunun adreste bulunmaması halinde kolluk/posta araştırmasını atlayarak doğrudan "adreste bulunamadı" meşruhatı ile evrak düzenlemesidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 755 hükmü, kambiyo hukuku doktrininde önde gelen akademisyenler (Poroy, Tekinalp, Arkan, Bahtiyar vd.) tarafından genellikle "şekli katılık ile ticari hız arasındaki denge" prensibi çerçevesinde olumlu karşılansa da, çağdaş hukuki gereksinimler açısından eleştiriye açık yönleri bulunmaktadır.
Hükmün ikinci fıkrasında yer alan "Kolluktan veya yerel posta yönetiminden edinilen bilgilerden..." ibaresi, kanunun ilk olarak İsviçre/Alman kaynaklarından iktibas edildiği 1950'li yılların (eTTK dönemi) sosyolojik ve teknolojik altyapısını yansıtmaktadır. Modern dijital çağda, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (MERNİS), Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) gibi çok daha güvenilir, anlık ve merkezi veri tabanları bulunmaktadır. Bir tacirin güncel adresinin yerel posta memuruna veya mahalle karakoluna sorulması, MERSİS kayıtlarının anında sorgulanabildiği bir devirde oldukça arkaik (çağdışı) kalmaktadır.
Doktriner bağlamda; kanun koyucunun eTTK'daki madde metnini 6102 sayılı TTK'ya aktarırken bu dijital entegrasyonu sağlamaması ve "MERSİS / Nüfus Müdürlüğü" gibi modern adres kaynaklarını tahkikat merci olarak madde metnine eklememesi önemli bir eksikliktir. Hükmün lafzına sıkı sıkıya bağlı kalınması halinde, noterlerin MERNİS üzerinden adresi tespit edebilecek olsalar dahi, şeklen yasanın emri olan "kolluk" araştırmasını yapmak zorunda kalmaları usul ekonomisine aykırıdır. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, TTK m. 755/2'de bir revizyona gidilerek teknolojik veri tabanlarına atıf yapılması, modern ticaret hukukunun "sürat ve güven" ilkeleriyle çok daha uyumlu olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 755. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun temel dayanaklarından biri olan "ibraz" ve "işlem mahalli" kurallarını düzenleyen son derece kritik bir usul ve esas hükmüdür. Kıymetli evrak hukukunda, senede bağlı hakkın ileri sürülebilmesi, hakkın senetle birlikte tecessüm etmesi ilkesine dayanır. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, alacaklı (hamil), borçludan ifa talep edebilmek veya hakkın korunmasına yönelik yasal işlemleri (kabul, ödeme, protesto vb.) gerçekleştirebilmek için senedi bizzat ibraz etmekle yükümlüdür.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 89/1-1 uyarınca para borçları kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilen "götürülecek borç" (Bringschuld) niteliğinde iken; kambiyo senetleri sahip oldukları tedavül kabiliyeti ve mücerretlik vasfı gereği bu genel kurala istisna teşkil ederler [1]. Kambiyo senetlerine bağlanan alacaklar, hukuki nitelikleri itibarıyla "aranılacak borç" (Holschuld) statüsündedir [1]. TTK m. 755 hükmü, tam da bu teorik temelin pratik yansımasını düzenlemekte ve aranılacak borcun hangi fiziki mekânda ve hangi şartlar altında talep edileceğini hüküm altına almaktadır.
Madde, kambiyo hukukuna özgü şekilcilik (formalizm) ilkesini yumuşatan ve ticari hayatın akışını kolaylaştıran bir fonksiyona da sahiptir. Senedin ibraz edileceği yerin bulunamaması ihtimaline karşı kanun koyucu, alacaklıya sonsuz ve sınırları belirsiz bir araştırma yükümlülüğü yüklememiş; makul ve objektif bir sınır (kolluk ve posta idaresi araştırması) çizerek senedin dolaşım ve ispat güvenliğini dengelemiştir. TTK m. 778/1-i bendi yollamasıyla bu madde, bonolar (emre yazılı senetler) hakkında da uygulama alanı bulmaktadır [2, 3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Aranılacak Borç (Holschuld) Karinesi ve İbraz Yükümlülüğü
TTK m. 755/1'de geçen "Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek..." ifadesi, alacaklının pasif bir bekleme durumunda olamayacağını, alacağını tahsil edebilmek veya kabul işlemini tamamlatabilmek için aktif bir şekilde senedi fiziken sunması gerektiğini ifade eder [1, 4]. Kambiyo senetleri hukuku, tedavül eden senedin o an kimin elinde olduğunun borçlu tarafından bilinmesinin imkânsızlığı üzerine kuruludur. Dolayısıyla borçlu, borcunu ifa etmek istese dahi alacaklıyı bulmak zorunda değildir; senedin hamili, borçlunun ayağına gitmelidir.
2.2. İşlem Mahallinin Kademeli Tespiti: "Ticaret Yeri" ve "Konut"
Madde metni, kambiyo senedine ilişkin işlemlerin yapılacağı fiziki mekânı belirlerken kesin bir hiyerarşi kurmuştur: Öncelikle "ticaret yeri", şayet böyle bir yer yoksa "konut" [4, 5]. Ticaret yeri kavramı, ticari işletmenin merkezini veya işlemi gerçekleştiren şubesini ifade eder. Borçlunun tacir olması veya bir ticari işletme işletmesi halinde işlemlerin mutlak surette bu ticari merkezde yapılması esastır. Borçlu tacir değilse veya ticari bir yerleşkesi bulunmuyorsa, yerleşim yeri olan konut (ikametgâh) esas alınacaktır. Bu hiyerarşi emredici olup, ticaret yeri varken konuta gidilerek yapılacak bir ödeme talebi veya protesto işlemi, usulüne uygun bir ibraz olarak kabul edilmeyebilir.
2.3. Sınırlı Sayıda Olmayan (Örnekleyici) İşlem Türleri
TTK m. 755/1'de zikredilen işlemler (kabul için ibraz, ödeme için ibraz, protesto çekmek, nüsha verilmesini istemek), kanun koyucu tarafından "gibi" edatı kullanılarak kaleme alınmıştır [4, 5]. Bu ifade, sayılan işlemlerin tahdidi (sınırlı sayı - numerus clausus) olmadığını, tadadi (örnek kabilinden) olduğunu açıkça ortaya koymaktadır [5]. Dolayısıyla, muhatap veya borçlular nezdinde yapılması gereken her türlü kambiyo işlemi (örneğin retret poliçe onayı veya alonj eklenmesine dair rıza talepleri vb.) bu madde kapsamındaki yer kuralına tabidir.
2.4. Araştırma Yükümlülüğünün Sınırları ve Özen Yükümü (TTK m. 755/2)
Maddenin ikinci fıkrası, ticaret yeri veya konutun bulunamaması durumunda hamilin veya işlemi yapacak noter makamının sorumluluk sınırını belirler. "Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yer dikkatle araştırılır. Kolluktan veya yerel posta yönetiminden edinilen bilgilerden bir sonuç çıkmadığı takdirde başka araştırma yapmaya gerek yoktur" düzenlemesi [4], objektif bir özen standardı getirmiştir. Bu hüküm, hamilin veya noterlik makamının borçlunun izini sürmek için bir dedektif gibi çalışmasını engeller. Posta idaresi ve emniyet güçleri nezdinde yapılacak basit bir tahkikat olumsuz sonuçlanırsa, kanuni ibraz veya protesto yükümlülüğü (şeklen yerine getirilemese dahi) hukuken ifa edilmiş sayılır ve hamilin müracaat hakları korunur.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Kambiyo senetlerine ilişkin ibraz ve protesto işlemlerinin mahallinde yapılıp yapılmadığı hususu Yargıtay uygulamalarında sıklıkla uyuşmazlık konusu edilmektedir. Özellikle protesto işlemlerinde noterin TTK m. 755/2 uyarınca gerekli tahkikatı yapıp yapmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. ile 12. Hukuk Daireleri tarafından sıkı şekilde denetlenmektedir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre;
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Protesto Mahallinin Bulunamaması): İstanbul'da ticari faaliyette bulunan (A) A.Ş., borçlusu (B) Ltd. Şti. olan bir bonoyu vadesinde ödenmemesi üzerine protesto ettirmek üzere Beşiktaş 3. Noterliği'ne tevdi etmiştir [6]. Noter kâtibi, senette gösterilen Maslak'taki adrese gitmiş; ancak binanın yıkılmış olduğunu görmüştür. Noter kâtibi çevredeki karakola ve posta dağıtım merkezine borçlu şirketin yeni adresini sormuş, kayıt bulunamadığı bilgisini aldıktan sonra bu durumu protesto belgesine şerh düşerek protesto zaptını düzenlemiştir. Hukuki Analiz: Somut olayda noterlik makamı, TTK m. 755/2 hükmündeki "kolluktan veya yerel posta yönetiminden bilgi edinme" yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmiştir. Hukuken başka bir araştırma yapılmasına (örneğin Ticaret Sicil Gazetesi arşivlerini taramaya) bu maddenin katı lafzı karşısında gerek kalmamıştır. Düzenlenen protesto evrakı, hamilin müracaat borçlularına başvurabilmesi için usul ve yasaya uygundur.
Olay 2 (İbraz Mahalli Hiyerarşisine Aykırılık): Alacaklı (C), elindeki poliçenin kabul edilmesi için muhatap (D)'nin doğrudan ikametgâhı olan Şişli'deki konutuna gitmiş ve ev ahalisine senedi kabul etmeleri için bırakmak istemiştir. Oysa muhatap (D), Eminönü'nde büyük bir tekstil mağazası işleten bir tacirdir ve bu durum senedin lehtarı/hamili tarafından bilinmektedir. Hukuki Analiz: TTK m. 755/1 hükmü, işlemlerin öncelikle kişinin "ticaret yerinde", ticaret yeri yoksa konutunda yapılacağını açıkça belirtmiştir. Somut olayda borçlunun aktif bir ticari işletmesi bulunmaktadır. Hamilin, ticaret yeri mevcut iken senedi konuta ibraz etmesi kanunun emredici lafzına ve hiyerarşisine aykırıdır. Bu tür bir ibraz usulsüz olup, muhatabın temerrüdünü doğurmayacak ve alacaklının müracaat haklarını tehlikeye düşürecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 755 hükmü, kambiyo hukuku doktrininde önde gelen akademisyenler (Poroy, Tekinalp, Arkan, Bahtiyar vd.) tarafından genellikle "şekli katılık ile ticari hız arasındaki denge" prensibi çerçevesinde olumlu karşılansa da, çağdaş hukuki gereksinimler açısından eleştiriye açık yönleri bulunmaktadır.
Hükmün ikinci fıkrasında yer alan "Kolluktan veya yerel posta yönetiminden edinilen bilgilerden..." ibaresi, kanunun ilk olarak İsviçre/Alman kaynaklarından iktibas edildiği 1950'li yılların (eTTK dönemi) sosyolojik ve teknolojik altyapısını yansıtmaktadır. Modern dijital çağda, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (MERNİS), Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) gibi çok daha güvenilir, anlık ve merkezi veri tabanları bulunmaktadır. Bir tacirin güncel adresinin yerel posta memuruna veya mahalle karakoluna sorulması, MERSİS kayıtlarının anında sorgulanabildiği bir devirde oldukça arkaik (çağdışı) kalmaktadır.
Doktriner bağlamda; kanun koyucunun eTTK'daki madde metnini 6102 sayılı TTK'ya aktarırken bu dijital entegrasyonu sağlamaması ve "MERSİS / Nüfus Müdürlüğü" gibi modern adres kaynaklarını tahkikat merci olarak madde metnine eklememesi önemli bir eksikliktir. Hükmün lafzına sıkı sıkıya bağlı kalınması halinde, noterlerin MERNİS üzerinden adresi tespit edebilecek olsalar dahi, şeklen yasanın emri olan "kolluk" araştırmasını yapmak zorunda kalmaları usul ekonomisine aykırıdır. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, TTK m. 755/2'de bir revizyona gidilerek teknolojik veri tabanlarına atıf yapılması, modern ticaret hukukunun "sürat ve güven" ilkeleriyle çok daha uyumlu olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.