1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Dördüncü Kitabı içerisinde, "Poliçe" ayrımında yer alan 748. madde, kambiyo senetleri hukukunun en hassas ve karmaşık sorunlarından biri olan "senet metninde tahrifat (değişiklik)" müessesesini düzenlemektedir [1]. Madde metninin lafzından açıkça anlaşıldığı üzere, bir poliçe metni iradi veya gayriiradi, yetkili veya yetkisiz kişilerce değiştirildiğinde (tahrif edildiğinde), senedin topyekûn hükümsüz kılınması yerine, "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" ilkesinin bir uzantısı olarak sorumluluk rejiminin zamansal bir ayrıma tabi tutulması öngörülmüştür [2], [3], [4].
TTK m. 748 hükmü, Kanun'un sistematik atıf zinciri sayesinde yalnızca poliçeler için değil; TTK m. 778/1-g bendi yollamasıyla bonolar [5], [6] ve TTK m. 818/1-ö bendi yollamasıyla çekler [5], [7] hakkında da doğrudan uygulama alanı bulmaktadır. Hükmün ihdasıyla güdülen temel gaye, kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini ve kamu güvenini korumak; senet üzerinde sonradan yapılan haksız bir müdahale (tahrifat) nedeniyle, bu değişiklikten haberdar olmayan ve eski metne güvenerek taahhüt altına giren kişilerin (özellikle keşidecinin) hukuki statüsünü muhafaza etmektir [8], [9]. Kanun koyucu, tahrifat olgusunu senedin bütününe sirayet eden bir mutlak butlan sebebi olarak görmemiş; bunun yerine, tahrifattan önce imza atanların "eski metne", tahrifattan sonra imza atanların ise "yeni (değişmiş) metne" göre sorumlu olacağı ikili bir sorumluluk rejimi ihdas etmiştir [2], [3], [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Tahrifat (Senet Metninde Değişiklik) Kavramı ve Kapsamı
Kambiyo senetlerinde tahrifat; senedin tedavüle çıkarılmasından sonra, senet metninde yer alan zorunlu veya ihtiyari unsurların (bedel, vade, keşide tarihi, lehtar adı vb.) ilgililerin tamamının rızası olmaksızın değiştirilmesi, karalanması, kazınması, silinmesi veya metne yeni bir unsurun eklenmesi eylemlerini ifade eder [10], [11]. Tahrifatın varlığından söz edilebilmesi için, senedin öncelikle kanuni şekil şartlarına uygun bir biçimde hukuken doğmuş ve tedavüle çıkmış olması gerekir [12], [13].
2.2. İmzaların İstiklali ve Zamansal Sorumluluk Ayrımı (Eski Metin / Yeni Metin)
TTK m. 748, kambiyo senetlerine özgü olan TTK m. 677'deki "imzaların bağımsızlığı" ilkesinin tahrifat zeminindeki özel bir yansımasıdır [8], [14]. Senedin metninde bir değişiklik yapıldığında, ciro zincirindeki kopukluklar veya geçersizlikler senedi iptal etmez; her borçlu senede imza attığı andaki metnin içeriğiyle bağlı kalır [3], [15]. Bu bağlamda, bedel üzerinde yapılan bir artırım işleminde, artırımdan önce senedi imzalayan (örneğin) keşideci yalnızca orijinal (eski) bedelden sorumlu tutulurken; değişiklikten sonra senedi ciro eden kişiler artırılmış (yeni) bedel üzerinden müteselsilen sorumlu olurlar [16], [9], [4].
2.3. Tahrifata İcazet / Onay (Paraf) Müessesesi
Senet metninde yapılan bir değişikliğin, değişikliği yapmayan önceki imza sahiplerini bağlayabilmesi, ancak bu kişilerin söz konusu değişikliğe usulüne uygun şekilde "onay" vermeleriyle mümkündür [17], [18]. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 207 gereğince, senetteki "çıkıntı, kazıntı ve silinti" gibi maddi hataların veya değişikliklerin, borçluyu (keşideciyi) bağlaması için altının veya kenarının keşideci tarafından ayrıca "paraf edilmesi (imzalanması)" zorunludur [2], [19], [17]. Keşidecinin parafını taşımayan her türlü değişiklik, TTK m. 748 bağlamında tahrifat sayılır ve keşideci yalnızca tahrifattan önceki orijinal metinle bağlı kabul edilir [2], [19], [18].
2.4. Açık Poliçenin (Kambiyo Senedinin) Doldurulması ile Tahrifat Arasındaki Fark
Doktrinde sıklıkla vurgulandığı üzere, TTK m. 680 uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış olan "açık poliçenin (bononun/çekin)" aradaki anlaşmaya aykırı doldurulması ile TTK m. 748 anlamındaki tahrifat tamamen farklı hukuki rejimlere tabidir [20], [21], [22], [23]. Açık senette, baştan eksik bırakılan kısımların doldurulması yetkisi verilmiş olup, bu yetkinin aşılması bir "şahsi def'i" oluşturur ve yalnızca kötüniyetli veya ağır kusurlu hamillere karşı ileri sürülebilir [24], [21]. Oysa tahrifat, halihazırda doldurulmuş ve tamamlanmış bir metnin sonradan hukuka aykırı olarak bozulmasıdır ve "mutlak def'i" niteliği taşıyarak iyiniyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı dahi ileri sürülebilir [25], [26], [13].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 677 (İmzaların Bağımsızlığı): TTK m. 748'in temel dayanağıdır. Bir senedin tahrif edilmiş olması, o senedi tamamen batıl kılmaz; geçerli imzalar sahiplerini kendi koydukları irade beyanları (imza anındaki metin) çerçevesinde bağlamaya devam eder [8], [27], [28].
- TTK m. 778/1-g ve TTK m. 818/1-ö: Poliçelere özgü olarak düzenlenen 748. maddenin, kambiyo senetleri hukukunun yeknesaklığı ilkesi uyarınca sırasıyla bono ve çeklere teşmil edilmesini sağlayan yollama normlarıdır [5], [29], [6], [7].
- HMK m. 207: Kambiyo senetlerinde yapılan silinti, kazıntı ve çıkıntıların onaylanması usulüne ve ispat yüküne ilişkin emredici kuraldır. Senetteki tahrifat iddiaları, usul hukukunun bu maddesi merkeze alınarak çözümlenir [17], [18].
- Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 204 ve 210: Kıymetli evrak vasfını haiz bir kambiyo senedi üzerinde yapılan haksız ve onaysız tahrifat, aynı zamanda resmi belgede sahtecilik (veya özel belgede sahtecilik) suçunun maddi unsurunu oluşturur [15], [30].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senedi üzerinde yapılan değişikliklerin (örneğin vade tarihi veya bedel) borçluyu bağlayabilmesi için mutlak surette borçlunun imzasını/parafını taşıması gerekmektedir [19], [17], [18].
- Çifte Vade (Çift Vade) Sorunu: Yargıtay, tahrifat yapılırken orijinal vadenin veya keşide tarihinin üzeri usulünce (okunmayacak veya iptal edildiği açıkça anlaşılacak şekilde) çizilmeden yeni bir tarih atılması ve senedin üzerinde iki farklı vade/keşide tarihinin bir arada bulunması durumunda, senedin TTK m. 703/2 uyarınca kambiyo vasfını yitireceğine hükmetmektedir [31], [32], [33].
- İspat Yükü: Yargıtay uygulamasına göre, senet üzerinde çıplak gözle görülebilen (farklı kalem, farklı el yazısı vb.) bir değişikliğin, borçlunun rızasıyla yapıldığını ve paraf imzasının borçluya ait olduğunu ispat yükü, senedi takibe koyan ve bu tahrifattan hak elde eden alacaklıya (hamile) aittir [19], [15], [18].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bedelde Tahrifat Yapılması
(A) isimli keşideci, (B) isimli lehtara 50.000 TL bedelli bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. (B), senedin bedel kısmına bir sıfır ekleyerek rakamı 500.000 TL'ye çıkarmış, yazıyla olan kısmı da buna göre tahrif etmiştir. (B), senedi daha sonra ciro yoluyla (C)'ye, (C) ise (D)'ye devretmiştir. Hamil (D), senedin ödenmemesi üzerine (A), (B) ve (C)'ye başvurmuştur. (A), senet bedelinin 50.000 TL olduğunu ve tahrifat yapıldığını iddia etmektedir.
Hukuki Analiz: TTK m. 748/1 gereğince, senet metni tahrif edildiğinden, sorumluluklar imza atılan ana göre belirlenecektir. Tahrifattan önce senedi imzalayan keşideci (A), yalnızca "eski metin" olan 50.000 TL'den sorumludur [16], [34], [35]. Tahrifattan sonra senedi imzalayarak ciro eden (B) ve (C) ise "değişmiş metin" olan 500.000 TL üzerinden müteselsilen sorumludurlar [2], [16], [4]. Hamil (D), (A)'dan 50.000 TL, (B) ve (C)'den ise bakiye kısmı dâhil 500.000 TL'ye kadar talepte bulunabilir.
Olay 2: Vade Tarihinde Onaysız Değişiklik ve Çifte Vade
(A), 15.03.2023 vade tarihli bir bonoyu düzenleyerek lehtar (B)'ye vermiştir. Lehtar (B), borçluya zaman tanımak amacıyla veya kendi ticari menfaati doğrultusunda 15.03.2023 tarihini tek bir çizgi ile çizmiş ancak tarih hala okunabilir durumdadır. Üstüne 15.06.2023 tarihini yazmış ancak (A)'dan paraf imzası almamıştır.
Hukuki Analiz: Düzenleyenin (A) rızasını ve onayını (parafını) içermeyen bu vade değişikliği (A)'yı bağlamaz. Değişiklik geçersizdir ve (A) tahrifattan önceki tarih olan 15.03.2023 vadesine tabidir [16], [19], [18]. Ancak, Yargıtay içtihatlarına göre, ilk tarih tam olarak silinmemişse veya karalanmamışsa ve senet üzerinde hem 15.03 hem de 15.06 tarihleri aynı anda okunabiliyorsa, bu durum "çifte vade" yaratır. Çifte vade (TTK m. 703/2) senedin kambiyo vasfını tamamen ortadan kaldırır ve senet adi havale/adi senet hükmüne düşer [31], [32], [33].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silintinin onaylı (paraflı) olmadığı hallerde, söz konusu müdahalenin borçlunun muvafakatiyle yapıldığını ve parafın ona ait olduğunu ispat külfeti, senedi bu yeni haliyle takibe koyan alacaklıya aittir [19], [15], [17], [18].
- Zamanaşımı / Süreler: Tahrifatın vade veya keşide tarihinde yapılması halinde, senedi tahrifattan önce imzalayan müracaat borçluları ile asıl borçlu bakımından ibraz süreleri, protesto süreleri ve zamanaşımı süreleri "eski (orijinal) tarihe" göre hesaplanır [16], [19].
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Tahrifat iddiası, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte İcra Mahkemesi nezdinde "borca itiraz" (İİK m. 169/a) kapsamında ileri sürülebilir [17], [18]. Ancak imza/paraf inkarı gerektiren karmaşık durumlarda Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası (İİK m. 72) açılması gerekebilir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada alacaklıların, vadesi gelmiş veya zamanaşımına uğramak üzere olan senetlerin tarihlerini tek taraflı olarak düzeltmeleri veya bedele sonradan faiz, cezai şart vb. eklemeler yapmaları en yaygın tahrifat örnekleridir. Borçlunun parafı alınmaksızın yapılan bu işlemler, evrakta sahtecilik suçuna sebebiyet verebileceği gibi senedin kambiyo vasfını da riske atmaktadır [15], [32], [30].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Fırat Öztan, Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler nezdinde) tahrifat olgusunun niteliği mutlak def'i olarak nitelendirilmekte ve tahrifatın iyiniyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı dahi ileri sürülebileceği kabul edilmektedir [3], [25], [26], [13]. Ancak bu durumun, kıymetli evrak hukukunun yapıtaşı olan "kamu itimadı" ve "hukuki görünüşe güven" ilkeleri ile zaman zaman çatıştığı ifade edilmektedir.
Özellikle, keşidecinin senet üzerinde kasten veya ağır ihmaliyle büyük boşluklar bırakarak (örneğin rakamla bedel kısmında başa veya sona rakam eklenmesine açık alanlar bırakarak) senedi tedavüle çıkarması halinde, Alman ve İsviçre doktrinindeki bazı görüşlerin aksine, Türk hukukunda sırf bu ihmal nedeniyle keşidecinin yeni ve tahrif edilmiş metinden sorumlu tutulması (kusur sorumluluğu bağlamı haricinde) kanun lafzına (TTK m. 748) göre mümkün görülmemektedir [3], [36], [34], [37], [38]. Ancak doktrinde haklı olarak, senedin düzenlenmesinde özen göstermeyerek tahrifata zemin hazırlayan borçlunun, iyiniyetli hamilin uğradığı zarardan dolayı haksız fiil (TBK m. 49 vd.) veya genel kusur kuralları çerçevesinde sorumlu tutulabilmesi gerektiği savunulmaktadır. Kanun'un katı lafzi yaklaşımı, ticari hayattaki sürat ve soyutluk ilkesini korurken, bazen tamamen kusursuz olan iyiniyetli hamilin mağduriyetine sebebiyet verebilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Dördüncü Kitabı içerisinde, "Poliçe" ayrımında yer alan 748. madde, kambiyo senetleri hukukunun en hassas ve karmaşık sorunlarından biri olan "senet metninde tahrifat (değişiklik)" müessesesini düzenlemektedir [1]. Madde metninin lafzından açıkça anlaşıldığı üzere, bir poliçe metni iradi veya gayriiradi, yetkili veya yetkisiz kişilerce değiştirildiğinde (tahrif edildiğinde), senedin topyekûn hükümsüz kılınması yerine, "imzaların istiklali (bağımsızlığı)" ilkesinin bir uzantısı olarak sorumluluk rejiminin zamansal bir ayrıma tabi tutulması öngörülmüştür [2], [3], [4].
TTK m. 748 hükmü, Kanun'un sistematik atıf zinciri sayesinde yalnızca poliçeler için değil; TTK m. 778/1-g bendi yollamasıyla bonolar [5], [6] ve TTK m. 818/1-ö bendi yollamasıyla çekler [5], [7] hakkında da doğrudan uygulama alanı bulmaktadır. Hükmün ihdasıyla güdülen temel gaye, kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini ve kamu güvenini korumak; senet üzerinde sonradan yapılan haksız bir müdahale (tahrifat) nedeniyle, bu değişiklikten haberdar olmayan ve eski metne güvenerek taahhüt altına giren kişilerin (özellikle keşidecinin) hukuki statüsünü muhafaza etmektir [8], [9]. Kanun koyucu, tahrifat olgusunu senedin bütününe sirayet eden bir mutlak butlan sebebi olarak görmemiş; bunun yerine, tahrifattan önce imza atanların "eski metne", tahrifattan sonra imza atanların ise "yeni (değişmiş) metne" göre sorumlu olacağı ikili bir sorumluluk rejimi ihdas etmiştir [2], [3], [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Tahrifat (Senet Metninde Değişiklik) Kavramı ve Kapsamı
Kambiyo senetlerinde tahrifat; senedin tedavüle çıkarılmasından sonra, senet metninde yer alan zorunlu veya ihtiyari unsurların (bedel, vade, keşide tarihi, lehtar adı vb.) ilgililerin tamamının rızası olmaksızın değiştirilmesi, karalanması, kazınması, silinmesi veya metne yeni bir unsurun eklenmesi eylemlerini ifade eder [10], [11]. Tahrifatın varlığından söz edilebilmesi için, senedin öncelikle kanuni şekil şartlarına uygun bir biçimde hukuken doğmuş ve tedavüle çıkmış olması gerekir [12], [13].
2.2. İmzaların İstiklali ve Zamansal Sorumluluk Ayrımı (Eski Metin / Yeni Metin)
TTK m. 748, kambiyo senetlerine özgü olan TTK m. 677'deki "imzaların bağımsızlığı" ilkesinin tahrifat zeminindeki özel bir yansımasıdır [8], [14]. Senedin metninde bir değişiklik yapıldığında, ciro zincirindeki kopukluklar veya geçersizlikler senedi iptal etmez; her borçlu senede imza attığı andaki metnin içeriğiyle bağlı kalır [3], [15]. Bu bağlamda, bedel üzerinde yapılan bir artırım işleminde, artırımdan önce senedi imzalayan (örneğin) keşideci yalnızca orijinal (eski) bedelden sorumlu tutulurken; değişiklikten sonra senedi ciro eden kişiler artırılmış (yeni) bedel üzerinden müteselsilen sorumlu olurlar [16], [9], [4].
2.3. Tahrifata İcazet / Onay (Paraf) Müessesesi
Senet metninde yapılan bir değişikliğin, değişikliği yapmayan önceki imza sahiplerini bağlayabilmesi, ancak bu kişilerin söz konusu değişikliğe usulüne uygun şekilde "onay" vermeleriyle mümkündür [17], [18]. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 207 gereğince, senetteki "çıkıntı, kazıntı ve silinti" gibi maddi hataların veya değişikliklerin, borçluyu (keşideciyi) bağlaması için altının veya kenarının keşideci tarafından ayrıca "paraf edilmesi (imzalanması)" zorunludur [2], [19], [17]. Keşidecinin parafını taşımayan her türlü değişiklik, TTK m. 748 bağlamında tahrifat sayılır ve keşideci yalnızca tahrifattan önceki orijinal metinle bağlı kabul edilir [2], [19], [18].
2.4. Açık Poliçenin (Kambiyo Senedinin) Doldurulması ile Tahrifat Arasındaki Fark
Doktrinde sıklıkla vurgulandığı üzere, TTK m. 680 uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış olan "açık poliçenin (bononun/çekin)" aradaki anlaşmaya aykırı doldurulması ile TTK m. 748 anlamındaki tahrifat tamamen farklı hukuki rejimlere tabidir [20], [21], [22], [23]. Açık senette, baştan eksik bırakılan kısımların doldurulması yetkisi verilmiş olup, bu yetkinin aşılması bir "şahsi def'i" oluşturur ve yalnızca kötüniyetli veya ağır kusurlu hamillere karşı ileri sürülebilir [24], [21]. Oysa tahrifat, halihazırda doldurulmuş ve tamamlanmış bir metnin sonradan hukuka aykırı olarak bozulmasıdır ve "mutlak def'i" niteliği taşıyarak iyiniyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı dahi ileri sürülebilir [25], [26], [13].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senedi üzerinde yapılan değişikliklerin (örneğin vade tarihi veya bedel) borçluyu bağlayabilmesi için mutlak surette borçlunun imzasını/parafını taşıması gerekmektedir [19], [17], [18].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bedelde Tahrifat Yapılması (A) isimli keşideci, (B) isimli lehtara 50.000 TL bedelli bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. (B), senedin bedel kısmına bir sıfır ekleyerek rakamı 500.000 TL'ye çıkarmış, yazıyla olan kısmı da buna göre tahrif etmiştir. (B), senedi daha sonra ciro yoluyla (C)'ye, (C) ise (D)'ye devretmiştir. Hamil (D), senedin ödenmemesi üzerine (A), (B) ve (C)'ye başvurmuştur. (A), senet bedelinin 50.000 TL olduğunu ve tahrifat yapıldığını iddia etmektedir. Hukuki Analiz: TTK m. 748/1 gereğince, senet metni tahrif edildiğinden, sorumluluklar imza atılan ana göre belirlenecektir. Tahrifattan önce senedi imzalayan keşideci (A), yalnızca "eski metin" olan 50.000 TL'den sorumludur [16], [34], [35]. Tahrifattan sonra senedi imzalayarak ciro eden (B) ve (C) ise "değişmiş metin" olan 500.000 TL üzerinden müteselsilen sorumludurlar [2], [16], [4]. Hamil (D), (A)'dan 50.000 TL, (B) ve (C)'den ise bakiye kısmı dâhil 500.000 TL'ye kadar talepte bulunabilir.
Olay 2: Vade Tarihinde Onaysız Değişiklik ve Çifte Vade (A), 15.03.2023 vade tarihli bir bonoyu düzenleyerek lehtar (B)'ye vermiştir. Lehtar (B), borçluya zaman tanımak amacıyla veya kendi ticari menfaati doğrultusunda 15.03.2023 tarihini tek bir çizgi ile çizmiş ancak tarih hala okunabilir durumdadır. Üstüne 15.06.2023 tarihini yazmış ancak (A)'dan paraf imzası almamıştır. Hukuki Analiz: Düzenleyenin (A) rızasını ve onayını (parafını) içermeyen bu vade değişikliği (A)'yı bağlamaz. Değişiklik geçersizdir ve (A) tahrifattan önceki tarih olan 15.03.2023 vadesine tabidir [16], [19], [18]. Ancak, Yargıtay içtihatlarına göre, ilk tarih tam olarak silinmemişse veya karalanmamışsa ve senet üzerinde hem 15.03 hem de 15.06 tarihleri aynı anda okunabiliyorsa, bu durum "çifte vade" yaratır. Çifte vade (TTK m. 703/2) senedin kambiyo vasfını tamamen ortadan kaldırır ve senet adi havale/adi senet hükmüne düşer [31], [32], [33].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Fırat Öztan, Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler nezdinde) tahrifat olgusunun niteliği mutlak def'i olarak nitelendirilmekte ve tahrifatın iyiniyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı dahi ileri sürülebileceği kabul edilmektedir [3], [25], [26], [13]. Ancak bu durumun, kıymetli evrak hukukunun yapıtaşı olan "kamu itimadı" ve "hukuki görünüşe güven" ilkeleri ile zaman zaman çatıştığı ifade edilmektedir.
Özellikle, keşidecinin senet üzerinde kasten veya ağır ihmaliyle büyük boşluklar bırakarak (örneğin rakamla bedel kısmında başa veya sona rakam eklenmesine açık alanlar bırakarak) senedi tedavüle çıkarması halinde, Alman ve İsviçre doktrinindeki bazı görüşlerin aksine, Türk hukukunda sırf bu ihmal nedeniyle keşidecinin yeni ve tahrif edilmiş metinden sorumlu tutulması (kusur sorumluluğu bağlamı haricinde) kanun lafzına (TTK m. 748) göre mümkün görülmemektedir [3], [36], [34], [37], [38]. Ancak doktrinde haklı olarak, senedin düzenlenmesinde özen göstermeyerek tahrifata zemin hazırlayan borçlunun, iyiniyetli hamilin uğradığı zarardan dolayı haksız fiil (TBK m. 49 vd.) veya genel kusur kuralları çerçevesinde sorumlu tutulabilmesi gerektiği savunulmaktadır. Kanun'un katı lafzi yaklaşımı, ticari hayattaki sürat ve soyutluk ilkesini korurken, bazen tamamen kusursuz olan iyiniyetli hamilin mağduriyetine sebebiyet verebilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.