1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) Üçüncü Kitabı olan "Kıymetli Evrak" hukuku disiplini içerisinde, kambiyo senetlerinin en temel ve kurucu formu olan poliçeye ilişkin hükümler yer almaktadır. TTK m. 746, poliçeye ilişkin "Altıncı Ayırım: Poliçe Nüshaları ve Suretleri" başlığı altında, senedin tedavül kabiliyetini artırmak ve pratik ticari gereksinimleri karşılamak amacıyla "Poliçe Suretleri" kurumunu düzenlemektedir [1].
Kambiyo senetlerinde temel kural, hakkın senede sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. Ancak ticari hayatın hız ve güvenlik ihtiyaçları, asıl senedin (örneğin kabul edilmek üzere muhataba gönderildiği bir zaman diliminde) bir yandan da ciro edilerek tedavülüne devam etmesini zorunlu kılabilir. Kanun koyucu bu pratik ihtiyacı, senedin "nüshalarını" (birden fazla asıl, TTK m. 743) veya "suretlerini" (kopya, TTK m. 746) çıkarma imkânı tanıyarak çözmüştür [1, 2].
Doktrinde Poroy ve Tekinalp'in de vurguladığı üzere, "nüsha" ve "suret" tamamen ayrı hukuki kavramlardır ve sağladıkları olanaklar, hak ve borç sahipleri bakımından değişik hükümlere tabidir [3]. Nüsha (duplicate), keşidecinin katılımıyla ve bizzat onun tarafından oluşturulan eşdeğer asıl senetler iken; suret (copy), senedi o an elinde bulunduran hamilin tek taraflı iradesi ve fiiliyle çıkartılan, asıl senedin birebir kopyası niteliğindeki belgedir [4, 5]. TTK m. 746, hamilin suret çıkarma hakkının normatif temelini oluştururken, bu kopyanın da tıpkı asıl senet gibi bağımsız bir kambiyo taahhüdü vasıtası olabileceğini yasal güvence altına almıştır. Modern ticari hayatta çok sık rastlanmamakla birlikte, kambiyo hukukunun soyutluk ve tedavül ilkelerinin en kristalize yansımalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Poliçe Sureti (Kopya) Kavramı ve Hamilin Çıkarma Hakkı
Maddenin birinci fıkrası, "Her poliçe hamilinin, poliçe suretlerini çıkarmaya hakkı vardır" diyerek, suret çıkarma yetkisini inhisarı olarak senedin zilyedi ve meşru hak sahibi olan "hamile" tanımıştır. Nüsha düzenlenmesi ancak keşideci (düzenleyen) tarafından yapılabilirken (ve senedin tüm imzacılarınca onaylanırken), suret doğrudan doğruya o anki meşru hamil tarafından, diğer kambiyo borçlularının iznine veya rızasına gerek duyulmaksızın üretilir [4, 5]. Suret, senedin var olan durumunun o anki mekanik, fotografik veya elle yazılmış bir kopyasıdır.
2.2. "Aslını Aynen İçerme" ve "Sınırın Belirlenmesi" Şartı
Maddenin ikinci fıkrası, suretin geçerliliği için emredici şekil şartları getirmiştir: Suretin, asıl senedin üzerindeki tüm ciroları ve diğer kayıtları eksiksiz, değiştirilmeksizin içermesi zorunludur [1]. Bu kural, kıymetli evrak hukukundaki görünüşe güven ilkesinin bir gereğidir. Ayrıca, maddedeki en kritik teknik unsurlardan biri olan "nerede son bulduğunun gösterilmesi şarttır" ibaresi, suret ile asıl senet arasındaki illiyet bağını şeffaf kılmayı hedefler [1]. Suretin sonuna "Suret burada bitmektedir", "Kopyanın sonudur" veya "Aslına uygundur" şeklinde bir ibare konulmalıdır ki, suret üzerinde daha sonra yapılacak ciroların asıl senedin metninden mi yoksa suret çıkartıldıktan sonra atılan yeni imzalar mı olduğu ayırt edilebilsin. Bu sınır çizilmezse, suret üzerindeki zincirin teselsülünü tayin etmek imkânsızlaşır ve hukuki güvenlik ortadan kalkar.
2.3. Suret Üzerinde Yapılabilecek İşlemler: Ciro ve Aval Taahhüdü
Maddenin üçüncü fıkrası, kambiyo senedi suretine "kıymetli evrak" vasfı kazandıran asli hükümdür: "Suret, aslı gibi ve aynı hükümler doğurmak üzere ciro edilebilir ve aval taahhüdüne konu olabilir" [1]. Bir senedin fotokopisi veya sureti kural olarak sadece bir ispat vasıtası iken, TTK m. 746/3 rejimi sayesinde poliçe sureti bizzat hak yaratıcı bir dolaşım belgesine dönüşür. Suret üzerine atılan yeni ciro imzaları veya aval şerhleri, asıl senet üzerine atılmışçasına geçerlidir ve bağımsızlık ilkesi gereği imza sahiplerini bağlar. Asıl poliçeyi kabule gönderen bir hamil, elinde kalan sureti ciro ederek alacağını tedavül ettirmeye devam edebilir. Sureti ciro ile devralan kişi, suret üzerindeki imza sahiplerine (cirantalar ve avalistlere) karşı müracaat haklarını asıl senede ihtiyaç duymaksızın kullanabilir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 747 (Senet Aslının Teslimi Zorunluluğu): TTK m. 746'nın tamamlayıcısı niteliğindedir. Suret tek başına tedavül etse dahi, asıl borçluya (kabul etmiş muhataba) başvurulabilmesi için senedin aslının ibrazı gerekir. Bu sebeple TTK m. 747, suretin üzerinde asıl senedin kimin elinde bulunduğunun yazılmasını şart koşar. Asıl senedi elinde tutan kişi, onu suretin yetkili hamiline teslim etmekle kanunen yükümlüdür [1].
- TTK m. 743 (Poliçe Nüshaları): Maddenin mefhum-u muhalifinden hareketle, suret (kopya) ve nüshanın (duplicate) ayrımı netleşir. Nüshalar asıl senedin birden çok aslı olup her biri asıl senedin borçlularına başvurmayı sağlarken; surette yer alan asıl borçlu imzaları sadece "surettir", suret üzerinden asıl borçluya müracaat edilemez, sadece suret üzerinde sonradan imza atanlara gidilebilir [2, 3].
- TTK m. 778/1-i (Bonolara Uygulanacak Hükümler): Poliçeye ilişkin sürelerin ve nüsha/suret düzenlemelerinin birçoğu, TTK m. 778 yollamasıyla bonolar için de aynen tatbik edilir [7]. Bononun suretinin çıkartılması, özellikle bankacılık uygulamasında nadir olsa da hukuken aynı normatif temele dayanmaktadır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay içtihatlarında kambiyo senetlerinin nüsha ve suretleri hususu oldukça nadir olarak uyuşmazlık konusu olmaktadır. Zira günümüz bankacılık teknolojisinde ve elektronik kayıt sisteminde (örneğin takas odalarında) işlemler sanallaşmıştır. Ancak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kambiyo hukuku prensiplerine göre:
Yargıtay, bir senedin fotokopisinin (olağan kopyasının) kural olarak kambiyo vasfı taşımadığını ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu edilemeyeceğini çeşitli kararlarında hükme bağlamıştır. Ancak, belgenin TTK m. 746 anlamında, kanuni şartlara haiz biçimde düzenlenmiş ve üzerinde yeni/orijinal ıslak ciro imzalarını barındıran teknik anlamda bir "poliçe sureti" olması halinde durum farklılaşacaktır. Yargıtay'ın genel kıymetli evrak anlayışında, "imzaların bağımsızlığı" ve "kambiyo taahhüdünün şekli esası" gereği, suret üzerine atılan ıslak imzanın sahibi, suret metni içeriğindeki bedelden dolayı yetkili hamile karşı sorumlu tutulur. Asıl senedin muhataba teslim edilemediği senaryolarda, suret üzerindeki cirantalara rücu (müracaat) hakkının doğduğu içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Suret Üzerinde Ciro ve Müracaat Hakkı):
Bir dış ticaret işleminde ihracatçı (A), ithalatçı (B) üzerine bir poliçe keşide etmiş ve İngiltere'deki lehtar (C)'ye göndermiştir. Lehtar (C), poliçenin aslını kabul işlemi için ithalatçı (B)'ye posta yoluyla gönderirken, finansman sağlamak amacıyla senedin aynen fotokopisini (suretini) almış, suretin sonuna "Asıl senedin muhtevası burada son bulmaktadır, asıl senet kabul için B'nin elindedir" şerhini düşmüş ve sureti faktoring şirketi (D)'ye ciro ve teslim etmiştir. (B) poliçeyi kabul etmemiş ve asıl senedi iade etmekten kaçınmıştır.
Hukuki Analiz: TTK m. 746 ve m. 747 uyarınca, (C) meşru hamil olarak suret çıkarma hakkına sahiptir. Faktoring şirketi (D), asıl senet elinde olmasa dahi, TTK m. 746/3 gereği sureti geçerli bir ciro ile devraldığı için, sureti bizzat ıslak imza ile ciro eden (C)'ye karşı doğrudan müracaat hakkını kullanarak kambiyo senetlerine özgü yollarla takip başlatabilir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Sınır Gösterme Şartının İhlali):
Hamil (H), elindeki poliçenin bir suretini çıkarmış ancak suretin nerede bittiğini (orijinal metnin sınırını) göstermemiştir. Daha sonra bu sureti (X)'e ciro etmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 746/2 hükmü emredicidir. Nerede son bulduğunun gösterilmemesi halinde belge teknik anlamda TTK m. 746 kapsamında "geçerli bir kambiyo sureti" olarak değerlendirilemez ve bir ispat vasıtası (adi kopya) derecesine düşebilir. Bu belge üzerinde daha sonra gerçekleştirilen ciroların, kıymetli evrakın tedavül işlevinden (ve TTK'nın sağladığı mücerretlik korumasından) yararlanması tehlikeye girer.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Suret üzerinden hak iddia eden hamil, asıl senedi elinde tutan kişinin TTK m. 747 uyarınca senedi iade etmekten haksız yere kaçındığını ve suret üzerindeki ciro zincirinde şeklen yetkili hamil konumunda bulunduğunu ispatla mükelleftir.
- Zamanaşımı / Süreler: Surete dayanılarak suret cirantalarına veya suret avalistlerine karşı yapılacak müracaat takiplerinde TTK m. 749'daki genel poliçe zamanaşımı süreleri uygulanır. Hamilin cirantalara müracaat hakkı, protesto tarihinden (veya protestosuz kaydı varsa vadeden) itibaren bir yıldır [8].
- Görevli/yetkili mahkeme: Suretten doğan uyuşmazlıklarda, niteliği itibarıyla bu belge de bir kambiyo taahhüdü içerdiğinden mutlak ticari dava niteliğindedir. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; takiplere ilişkin yetkili merci ise İcra Hukuk Mahkemeleri ve icra daireleridir.
- Yaygın uygulama hataları: Ticari hayatta nüsha (duplicate) ile suretin (copy) birbirine karıştırılması son derece yaygındır [3]. Tarafların, bankaların ve icra mercilerinin bir poliçe aslının kopyasını adi bir fotokopi sanarak reddetmeleri veya sureti, doğrudan asıl senet borçlusuna yöneltilebilecek bir belge zannetmeleri en sık karşılaşılan dogmatik hatadır. Suret, asıl borçluya yöneltilemez; yalnızca suret üzerine imza atanları bağlar.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Poroy, Tekinalp ve Bahtiyar gibi otoriteler tarafından nüsha ile suret kavramları arasındaki hukuki derinlik titizlikle ayrıştırılmış olmasına rağmen, bu kurumun çağdaş finansal uygulamalarda büyük ölçüde atıl kaldığı bir gerçektir [3, 5, 6]. Senedin aslının bir tarafa, suretinin bir başka tarafa yönlendirildiği karmaşık kıtalararası dolaşım sistemleri, elektronik bankacılığın, SWIFT ve dijital takas mekanizmalarının gelişmesiyle fiilen terkedilmiştir.
Bununla birlikte, kanun koyucunun TTK m. 746 ve m. 747'de bu düzenlemeyi ısrarla korumasının temelinde "lex mercatoria"nın ve Cenevre Konvansiyonları'nın küresel bütünlüğü yatmaktadır. Kanundaki şekilcilik, yani suretin "nerede son bulduğunu gösterme" zorunluluğu lafzi açıdan katı görünse de, kıymetli evrak üzerindeki görünüşe güven ilkesinin tesisi açısından elzemdir. Modern hukuk sistemleri açısından TTK m. 746'ya yöneltilebilecek yegâne eleştiri, elektronik belgeler (e-poliçe, e-imza) ile fiziksel suret çıkarma mekanizmasının entegrasyonuna ilişkin yasada tatminkâr bir kuralın bulunmayışıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur. Yorum ve analizler oluşturulurken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile yerleşik içtihat ve doktriner bakış açıları esas alınmıştır.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) Üçüncü Kitabı olan "Kıymetli Evrak" hukuku disiplini içerisinde, kambiyo senetlerinin en temel ve kurucu formu olan poliçeye ilişkin hükümler yer almaktadır. TTK m. 746, poliçeye ilişkin "Altıncı Ayırım: Poliçe Nüshaları ve Suretleri" başlığı altında, senedin tedavül kabiliyetini artırmak ve pratik ticari gereksinimleri karşılamak amacıyla "Poliçe Suretleri" kurumunu düzenlemektedir [1].
Kambiyo senetlerinde temel kural, hakkın senede sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. Ancak ticari hayatın hız ve güvenlik ihtiyaçları, asıl senedin (örneğin kabul edilmek üzere muhataba gönderildiği bir zaman diliminde) bir yandan da ciro edilerek tedavülüne devam etmesini zorunlu kılabilir. Kanun koyucu bu pratik ihtiyacı, senedin "nüshalarını" (birden fazla asıl, TTK m. 743) veya "suretlerini" (kopya, TTK m. 746) çıkarma imkânı tanıyarak çözmüştür [1, 2].
Doktrinde Poroy ve Tekinalp'in de vurguladığı üzere, "nüsha" ve "suret" tamamen ayrı hukuki kavramlardır ve sağladıkları olanaklar, hak ve borç sahipleri bakımından değişik hükümlere tabidir [3]. Nüsha (duplicate), keşidecinin katılımıyla ve bizzat onun tarafından oluşturulan eşdeğer asıl senetler iken; suret (copy), senedi o an elinde bulunduran hamilin tek taraflı iradesi ve fiiliyle çıkartılan, asıl senedin birebir kopyası niteliğindeki belgedir [4, 5]. TTK m. 746, hamilin suret çıkarma hakkının normatif temelini oluştururken, bu kopyanın da tıpkı asıl senet gibi bağımsız bir kambiyo taahhüdü vasıtası olabileceğini yasal güvence altına almıştır. Modern ticari hayatta çok sık rastlanmamakla birlikte, kambiyo hukukunun soyutluk ve tedavül ilkelerinin en kristalize yansımalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Poliçe Sureti (Kopya) Kavramı ve Hamilin Çıkarma Hakkı
Maddenin birinci fıkrası, "Her poliçe hamilinin, poliçe suretlerini çıkarmaya hakkı vardır" diyerek, suret çıkarma yetkisini inhisarı olarak senedin zilyedi ve meşru hak sahibi olan "hamile" tanımıştır. Nüsha düzenlenmesi ancak keşideci (düzenleyen) tarafından yapılabilirken (ve senedin tüm imzacılarınca onaylanırken), suret doğrudan doğruya o anki meşru hamil tarafından, diğer kambiyo borçlularının iznine veya rızasına gerek duyulmaksızın üretilir [4, 5]. Suret, senedin var olan durumunun o anki mekanik, fotografik veya elle yazılmış bir kopyasıdır.
2.2. "Aslını Aynen İçerme" ve "Sınırın Belirlenmesi" Şartı
Maddenin ikinci fıkrası, suretin geçerliliği için emredici şekil şartları getirmiştir: Suretin, asıl senedin üzerindeki tüm ciroları ve diğer kayıtları eksiksiz, değiştirilmeksizin içermesi zorunludur [1]. Bu kural, kıymetli evrak hukukundaki görünüşe güven ilkesinin bir gereğidir. Ayrıca, maddedeki en kritik teknik unsurlardan biri olan "nerede son bulduğunun gösterilmesi şarttır" ibaresi, suret ile asıl senet arasındaki illiyet bağını şeffaf kılmayı hedefler [1]. Suretin sonuna "Suret burada bitmektedir", "Kopyanın sonudur" veya "Aslına uygundur" şeklinde bir ibare konulmalıdır ki, suret üzerinde daha sonra yapılacak ciroların asıl senedin metninden mi yoksa suret çıkartıldıktan sonra atılan yeni imzalar mı olduğu ayırt edilebilsin. Bu sınır çizilmezse, suret üzerindeki zincirin teselsülünü tayin etmek imkânsızlaşır ve hukuki güvenlik ortadan kalkar.
2.3. Suret Üzerinde Yapılabilecek İşlemler: Ciro ve Aval Taahhüdü
Maddenin üçüncü fıkrası, kambiyo senedi suretine "kıymetli evrak" vasfı kazandıran asli hükümdür: "Suret, aslı gibi ve aynı hükümler doğurmak üzere ciro edilebilir ve aval taahhüdüne konu olabilir" [1]. Bir senedin fotokopisi veya sureti kural olarak sadece bir ispat vasıtası iken, TTK m. 746/3 rejimi sayesinde poliçe sureti bizzat hak yaratıcı bir dolaşım belgesine dönüşür. Suret üzerine atılan yeni ciro imzaları veya aval şerhleri, asıl senet üzerine atılmışçasına geçerlidir ve bağımsızlık ilkesi gereği imza sahiplerini bağlar. Asıl poliçeyi kabule gönderen bir hamil, elinde kalan sureti ciro ederek alacağını tedavül ettirmeye devam edebilir. Sureti ciro ile devralan kişi, suret üzerindeki imza sahiplerine (cirantalar ve avalistlere) karşı müracaat haklarını asıl senede ihtiyaç duymaksızın kullanabilir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay içtihatlarında kambiyo senetlerinin nüsha ve suretleri hususu oldukça nadir olarak uyuşmazlık konusu olmaktadır. Zira günümüz bankacılık teknolojisinde ve elektronik kayıt sisteminde (örneğin takas odalarında) işlemler sanallaşmıştır. Ancak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kambiyo hukuku prensiplerine göre:
Yargıtay, bir senedin fotokopisinin (olağan kopyasının) kural olarak kambiyo vasfı taşımadığını ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu edilemeyeceğini çeşitli kararlarında hükme bağlamıştır. Ancak, belgenin TTK m. 746 anlamında, kanuni şartlara haiz biçimde düzenlenmiş ve üzerinde yeni/orijinal ıslak ciro imzalarını barındıran teknik anlamda bir "poliçe sureti" olması halinde durum farklılaşacaktır. Yargıtay'ın genel kıymetli evrak anlayışında, "imzaların bağımsızlığı" ve "kambiyo taahhüdünün şekli esası" gereği, suret üzerine atılan ıslak imzanın sahibi, suret metni içeriğindeki bedelden dolayı yetkili hamile karşı sorumlu tutulur. Asıl senedin muhataba teslim edilemediği senaryolarda, suret üzerindeki cirantalara rücu (müracaat) hakkının doğduğu içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Suret Üzerinde Ciro ve Müracaat Hakkı): Bir dış ticaret işleminde ihracatçı (A), ithalatçı (B) üzerine bir poliçe keşide etmiş ve İngiltere'deki lehtar (C)'ye göndermiştir. Lehtar (C), poliçenin aslını kabul işlemi için ithalatçı (B)'ye posta yoluyla gönderirken, finansman sağlamak amacıyla senedin aynen fotokopisini (suretini) almış, suretin sonuna "Asıl senedin muhtevası burada son bulmaktadır, asıl senet kabul için B'nin elindedir" şerhini düşmüş ve sureti faktoring şirketi (D)'ye ciro ve teslim etmiştir. (B) poliçeyi kabul etmemiş ve asıl senedi iade etmekten kaçınmıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 746 ve m. 747 uyarınca, (C) meşru hamil olarak suret çıkarma hakkına sahiptir. Faktoring şirketi (D), asıl senet elinde olmasa dahi, TTK m. 746/3 gereği sureti geçerli bir ciro ile devraldığı için, sureti bizzat ıslak imza ile ciro eden (C)'ye karşı doğrudan müracaat hakkını kullanarak kambiyo senetlerine özgü yollarla takip başlatabilir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Sınır Gösterme Şartının İhlali): Hamil (H), elindeki poliçenin bir suretini çıkarmış ancak suretin nerede bittiğini (orijinal metnin sınırını) göstermemiştir. Daha sonra bu sureti (X)'e ciro etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 746/2 hükmü emredicidir. Nerede son bulduğunun gösterilmemesi halinde belge teknik anlamda TTK m. 746 kapsamında "geçerli bir kambiyo sureti" olarak değerlendirilemez ve bir ispat vasıtası (adi kopya) derecesine düşebilir. Bu belge üzerinde daha sonra gerçekleştirilen ciroların, kıymetli evrakın tedavül işlevinden (ve TTK'nın sağladığı mücerretlik korumasından) yararlanması tehlikeye girer.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Poroy, Tekinalp ve Bahtiyar gibi otoriteler tarafından nüsha ile suret kavramları arasındaki hukuki derinlik titizlikle ayrıştırılmış olmasına rağmen, bu kurumun çağdaş finansal uygulamalarda büyük ölçüde atıl kaldığı bir gerçektir [3, 5, 6]. Senedin aslının bir tarafa, suretinin bir başka tarafa yönlendirildiği karmaşık kıtalararası dolaşım sistemleri, elektronik bankacılığın, SWIFT ve dijital takas mekanizmalarının gelişmesiyle fiilen terkedilmiştir.
Bununla birlikte, kanun koyucunun TTK m. 746 ve m. 747'de bu düzenlemeyi ısrarla korumasının temelinde "lex mercatoria"nın ve Cenevre Konvansiyonları'nın küresel bütünlüğü yatmaktadır. Kanundaki şekilcilik, yani suretin "nerede son bulduğunu gösterme" zorunluluğu lafzi açıdan katı görünse de, kıymetli evrak üzerindeki görünüşe güven ilkesinin tesisi açısından elzemdir. Modern hukuk sistemleri açısından TTK m. 746'ya yöneltilebilecek yegâne eleştiri, elektronik belgeler (e-poliçe, e-imza) ile fiziksel suret çıkarma mekanizmasının entegrasyonuna ilişkin yasada tatminkâr bir kuralın bulunmayışıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur. Yorum ve analizler oluşturulurken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile yerleşik içtihat ve doktriner bakış açıları esas alınmıştır.