1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 743. maddesi, Kıymetli Evrak Hukuku kitabının Poliçe ayrımında, "Poliçe Nüshaları ve Suretleri" başlığı altında düzenlenmiştir [1]. Madde, poliçenin birbirinin aynı olan birden fazla "nüsha" (duplikata) halinde düzenlenebilmesi olanağını, bu işlemin şekil şartlarını ve hamilin yeni nüsha talep etme hakkını kazuistik bir yöntemle hüküm altına almaktadır [1, 2].
Kambiyo senetlerinde "nüsha" kurumu, senedin aynı mahiyette olmak üzere birden fazla sayıda düzenlenmiş olmasını ifade eder [3]. Bu kurumun yasa koyucu tarafından ihdas edilmesinin temel ratio legis’i (kanun koyuş amacı), özellikle uluslararası ticaret ("dış ticaret") uygulamalarında senedin dolaşım veya kabule arz aşamalarında (örneğin posta yoluyla muhataba gönderildiğinde) zıyaa uğraması (kaybolması) riskine karşı hukuki bir güvence mekanizması yaratmaktır [4]. Uygulamada poliçe nüshalarından biri posta ile muhataba kabul için gönderilip kaybolduğu takdirde, diğer poliçe nüshasının muhataba kabul için ibraz edilmesi sağlanarak kambiyo alacağının tahsili teminat altına alınmaktadır [4].
TTK m. 743 hükmü, poliçeye özgü bir düzenleme olmakla birlikte, kanunun atıf hükümleri (TTK m. 813) uyarınca belirli şartlar altında çekler hakkında da uygulanabilirlik alanı bulabilmektedir [5]. Ancak bono (emre muharrer senet) bakımından TTK m. 778'de nüshalara ilişkin m. 743'e bir atıf bulunmadığından, kural olarak bononun birden fazla nüsha halinde düzenlenmesi olanaklı değildir [6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Nüsha (Duplikata) Kavramı ve Hukuki Niteliği
Nüsha, poliçenin aslı ile aynı hukuki etkiyi doğuran, aynı hakkı temsil eden ve senedin bizzat kendisini ifade eden çoğaltılmış orjinalleridir [3, 7]. Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp tarafından da vurgulandığı üzere "nüsha" ile "suret" tamamen birbirinden ayrı kavramlardır; sağladıkları hukuki olanaklar, hak ve borç sahipleri bakımından değişik yasal hükümlere tabidirler [8]. Nüshalar asıl senedin bizzat kendisi iken; suret (TTK m. 746), asıl senedin cirolarla beraber kopyasını ifade eder ve sureti hamil tek başına çıkarabilir [9, 10].
2.2. Teselsül Eden Sıra Numarası Şartı (Nüshaların İlişkilendirilmesi)
TTK m. 743/2 fıkrası amir hükmü uyarınca, poliçe nüshaları düzenlendiğinde, bu nüshalar üzerine birbirini takip eden (teselsül eden) sıra numaralarının "(1), (2), (3)" gibi metne yazılması zorunludur [1, 11, 12]. Uluslararası ticarette bu husus poliçe metninde "First of Exchange", "Second of Exchange" şeklinde yer almaktadır [13].
Bu şekil şartının hukuki yaptırımı son derece ağırdır: Numaraların poliçe metninde gösterilmemesi halinde, nüshaların her biri bağımsız ve ayrı bir poliçe olarak kabul edilir [1, 12]. Bunun sonucu olarak, teselsül numarası içermeyen nüshaları imzalayan keşideci ve cirantalar, nüsha sayısı kadar ayrı poliçe borcu altına girmiş olurlar ve her bir senedin ibrazında mükerrer ödeme yapmak zorunda kalabilirler [7].
2.3. Hamilin Nüsha Talep Hakkı ve Çoğaltma Prosedürü
TTK m. 743/3 hükmü, tek nüsha olarak düzenlendiği kaydını içermeyen bir poliçenin hamiline, sonradan giderleri kendisine ait olmak üzere birden fazla nüsha verilmesini talep etme hakkı tanımıştır [2]. Ancak hamilin kendiliğinden nüsha düzenleme yetkisi yoktur [12]. Hamil bu amaçla silsileye uygun olarak kendi cirantasına başvurmalıdır. Ciranta kendi cirantasına, o da bir öncekine başvurarak silsile en son poliçeyi düzenleyene (keşideciye) kadar ulaşır [2, 12]. Keşideci nüshaları ihdas ettikten sonra, silsiledeki tüm cirantalar yeni nüshalar üzerine, asıl poliçedeki cirolarını birebir yeniden yazmak (imzalamak) mecburiyetindedirler [2, 14].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 744 (Nüshalar Arasındaki İlişki): TTK m. 743 uyarınca usulüne uygun düzenlenmiş nüshalardan biri üzerine yapılan ödeme, kural olarak bütün nüshalardan doğan hakları düşürür ve borcu itfa eder [15]. Ancak muhatap, kabul şerhini birden fazla nüshaya koymuş ve ödeme yaparken kabul şerhini havi nüshayı geri almamışsa, elinde kabul şerhli nüsha bulunan iyiniyetli üçüncü kişilere (hamillere) karşı ödeme sorumluluğu devam eder [15, 16].
- TTK m. 700 vd. (Aval): Avalistlerin sorumluluğu bakımından nüsha kurumu kritik bir işleve sahiptir. TTK m. 744/2 uyarınca kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş bütün nüshalardan dolayı sorumluluk devam edeceğinden, aval veren bankaların yalnızca "birinci nüsha" (First BoE) üzerine aval şerhi koymaları hukuki bir zorunluluktur [17, 18]. Aval imzası atılmamış bir nüshaya ödeme yapılması, sonradan aval şerhi taşıyan nüshanın ibrazı halinde bankayı mükerrer ödeme riskiyle karşı karşıya bırakır [18].
- TTK m. 746 (Suretler): TTK m. 743'teki nüsha düzenlenmesi mutlak surette keşidecinin katılımını gerektirirken; TTK m. 746 uyarınca suret çıkarılması işlemi hamilin tek taraflı iradesiyle her zaman gerçekleştirilebilir [9, 10]. Suret asıl senedin yerini tutmaz, sadece ispat kolaylığı sağlar ve asıl senedin nerede olduğunu göstermekle mükelleftir [19].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairelerinin (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetleri hukukunda ibraz, ödeme ve takip işlemlerinin geçerliliği mutlak surette senedin aslının (nüshanın) elinde bulundurulmasına ve ibrazına bağlıdır [20]. Yargıtay, poliçenin fotokopisi veya noter tasdikli sureti ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılmasını veya ödeme talep edilmesini hukuken geçersiz kabul etmektedir [20].
Bu bakımdan TTK m. 743 kapsamında düzenlenmiş bir nüsha, senedin "aslı" niteliğini haiz olduğundan, icra dairelerine veya mahkemelere sunulacak belgenin mutlaka bu usulde üretilmiş ve ıslak imza (veya fiziki silsile imzaları) barındıran orijinal nüshalardan biri olması şarttır. Yargıtay uygulaması, teselsül numarasının eksikliği halinde TTK m. 743/2'nin lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak, belgelerin müstakil birer kambiyo taahhüdü doğurduğunu kabul etmektedir [7, 11].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Teselsül Numarası İçermeyen Nüshaların Tedavülü):
X A.Ş. (Keşideci), Y A.Ş.'ye (Lehtar) olan borcu karşılığında 500.000 TL bedelli bir poliçe düzenler. Dış ticaret ilişkisi sebebiyle X A.Ş., poliçeyi iki kopya olarak hazırlar ve imzalayarak Y A.Ş.'ye teslim eder. Ancak poliçelerin üzerine "1. Nüsha", "2. Nüsha" gibi bir ibare yazılmaz. Y A.Ş., kopyalardan birini Z A.Ş.'ye, diğer kopyayı ise W A.Ş.'ye ciro ederek devreder. Vade geldiğinde muhatap ödemeden kaçınır. Z A.Ş. ve W A.Ş. ayrı ayrı X A.Ş.'ye müracaat eder.
Hukuki analiz: TTK m. 743/2 amir hükmü gereğince, teselsül eden sıra numaraları metne yazılmadığından, nüshaların her biri ayrı ve müstakil birer poliçe olarak kabul edilir [1, 12]. Keşideci X A.Ş., her iki senedin de (toplam 1.000.000 TL) borçlusu statüsüne girmiş olup, iyiniyetli yetkili hamiller olan Z A.Ş. ve W A.Ş.'ye karşı "ikinci senedin sadece bir nüsha olduğunu" def'i olarak ileri süremez [7].
Olay 2 (Çoklu Nüshada Aval ve Mükerrer Ödeme Riski):
A, B lehine muhatap C üzerine bir poliçe keşide eder. Poliçe teselsül numaraları taşıyan iki nüsha ("First BoE" ve "Second BoE") olarak düzenlenir. D Bankası, poliçenin her iki nüshasının ön yüzüne de aval şerhi düşerek imzalar. 1. nüsha ibraz edildiğinde D Bankası ödeme yapar ve bu nüshayı geri alır. Bir süre sonra diğer hamil, 2. nüshayı ibraz ederek D Bankası'ndan ödeme talep eder.
Hukuki analiz: TTK m. 744/2 hükmü uyarınca, "kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı sorumluluk" devam eder [15]. D Bankası, aval şerhini her iki nüshaya da koyarak büyük bir hukuki hata yapmıştır [17, 18]. Her ne kadar nüshalardan biri için ödeme yapılmış olsa da, aval imzasını taşıyan diğer nüshanın iyiniyetli hamili ibrazda bulunduğunda banka bu ödemeyi yapmak zorundadır. Bankanın sonrasında asıl borçluya başvurarak durumu menfi tespit veya sebepsiz zenginleşme bağlamında çözmesi gerekecektir [18].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Poliçenin birden fazla düzenlendiği ve bunların birbirinin nüshası olduğu yönündeki ispat yükü, poliçe metninde teselsül eden sıra numarasının varlığı ile yerine getirilir. Bu numara yoksa, senetlerin ayrı borç doğurmadığını iddia eden keşideci, bu iddiasını soyutluk ilkesi gereği iyiniyetli üçüncü kişilere karşı (mutlak def'i olmadığından) kural olarak ileri süremez [7].
- Zamanaşımı / Süreler: Nüshaya dayalı başvuru hakkının kullanılması, TTK m. 749'daki genel kambiyo zamanaşımı sürelerine (kabul edene karşı 3 yıl, ciranta ve keşideciye karşı 1 yıl) tabidir [21, 22]. Hamilin nüsha verilmesini talep etmesi hakkı da poliçe alacağının zamanaşımına uğramamış olmasına bağlıdır.
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4 uyarınca kambiyo senetlerinden doğan her türlü uyuşmazlık, Asliye Ticaret Mahkemesinin mutlak görev alanındadır [23]. Kambiyo senetlerine özgü takip yollarında şikayet ve itiraz mercii ise İcra Mahkemeleridir [24].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan majör hata, muhatapların (veya bankaların) "kabul" veya "aval" şerhini poliçenin tüm nüshaları üzerine (hem 1. hem 2. nüshaya) ıslak imza ile derç etmeleridir. Kabul ve aval işlemleri kesinlikle ve yalnızca ibraz edilen tek bir orijinal nüsha üzerine yapılmalı; diğer nüshalar şerh düşülmeden muhafaza veya iade edilmelidir [16, 17, 25].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde ifade edildiği üzere, TTK m. 743'te düzenlenen nüsha kurumu, fiziki evrak üzerinden işleyen geleneksel kıymetli evrak hukukunun temel kolonlarından biridir. Ancak TTK m. 743/3'te öngörülen, hamilin tek bir nüshayı kaybettiğinde "kendi cirantasına, onun da bir öncekine başvurarak ta keşideciye kadar gidip silsiledeki tüm imzaların yeniden atılması" prosedürü, günümüzün hız ve pratiklik odaklı ticari hayatı bakımından son derece hantal ve işletilmesi fiilen imkânsız bir yapıdır [12, 14].
Poliçenin çok sayıda ciro gördüğü bir senaryoda (uluslararası ticari dolaşımda), önceki cirantalara ulaşılması, onların yeniden imza atmaya zorlanması ve keşidecinin bulunması aylar sürecek bir süreçtir. Bu nedenle uygulamada hamiller nüsha ihdası silsilesini işletmek yerine, doğrudan TTK m. 757 vd. hükümleri çerçevesinde "zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptali ve ödeme yasağı kararı alınması" (zayi prosedürü) yoluna gitmeyi tercih etmektedirler [26, 27].
Özellikle elektronik imza ve e-kambiyo senetleri tartışmalarının (TTK m. 1526 vd. çerçevesinde) yoğunlaştığı dijitalleşme sürecinde [28], evrakın çoğaltılması ve teselsülü gibi fiziki kağıt üzerinden tasarlanmış TTK m. 743 hükmünün, sınırötesi dijital akreditif ve forfaiting sistemleriyle entegrasyonu doktrin bakımından yeniden ele alınmaya ve reforma muhtaç bir alandır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 743. maddesi, Kıymetli Evrak Hukuku kitabının Poliçe ayrımında, "Poliçe Nüshaları ve Suretleri" başlığı altında düzenlenmiştir [1]. Madde, poliçenin birbirinin aynı olan birden fazla "nüsha" (duplikata) halinde düzenlenebilmesi olanağını, bu işlemin şekil şartlarını ve hamilin yeni nüsha talep etme hakkını kazuistik bir yöntemle hüküm altına almaktadır [1, 2].
Kambiyo senetlerinde "nüsha" kurumu, senedin aynı mahiyette olmak üzere birden fazla sayıda düzenlenmiş olmasını ifade eder [3]. Bu kurumun yasa koyucu tarafından ihdas edilmesinin temel ratio legis’i (kanun koyuş amacı), özellikle uluslararası ticaret ("dış ticaret") uygulamalarında senedin dolaşım veya kabule arz aşamalarında (örneğin posta yoluyla muhataba gönderildiğinde) zıyaa uğraması (kaybolması) riskine karşı hukuki bir güvence mekanizması yaratmaktır [4]. Uygulamada poliçe nüshalarından biri posta ile muhataba kabul için gönderilip kaybolduğu takdirde, diğer poliçe nüshasının muhataba kabul için ibraz edilmesi sağlanarak kambiyo alacağının tahsili teminat altına alınmaktadır [4].
TTK m. 743 hükmü, poliçeye özgü bir düzenleme olmakla birlikte, kanunun atıf hükümleri (TTK m. 813) uyarınca belirli şartlar altında çekler hakkında da uygulanabilirlik alanı bulabilmektedir [5]. Ancak bono (emre muharrer senet) bakımından TTK m. 778'de nüshalara ilişkin m. 743'e bir atıf bulunmadığından, kural olarak bononun birden fazla nüsha halinde düzenlenmesi olanaklı değildir [6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Nüsha (Duplikata) Kavramı ve Hukuki Niteliği
Nüsha, poliçenin aslı ile aynı hukuki etkiyi doğuran, aynı hakkı temsil eden ve senedin bizzat kendisini ifade eden çoğaltılmış orjinalleridir [3, 7]. Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp tarafından da vurgulandığı üzere "nüsha" ile "suret" tamamen birbirinden ayrı kavramlardır; sağladıkları hukuki olanaklar, hak ve borç sahipleri bakımından değişik yasal hükümlere tabidirler [8]. Nüshalar asıl senedin bizzat kendisi iken; suret (TTK m. 746), asıl senedin cirolarla beraber kopyasını ifade eder ve sureti hamil tek başına çıkarabilir [9, 10].
2.2. Teselsül Eden Sıra Numarası Şartı (Nüshaların İlişkilendirilmesi)
TTK m. 743/2 fıkrası amir hükmü uyarınca, poliçe nüshaları düzenlendiğinde, bu nüshalar üzerine birbirini takip eden (teselsül eden) sıra numaralarının "(1), (2), (3)" gibi metne yazılması zorunludur [1, 11, 12]. Uluslararası ticarette bu husus poliçe metninde "First of Exchange", "Second of Exchange" şeklinde yer almaktadır [13].
Bu şekil şartının hukuki yaptırımı son derece ağırdır: Numaraların poliçe metninde gösterilmemesi halinde, nüshaların her biri bağımsız ve ayrı bir poliçe olarak kabul edilir [1, 12]. Bunun sonucu olarak, teselsül numarası içermeyen nüshaları imzalayan keşideci ve cirantalar, nüsha sayısı kadar ayrı poliçe borcu altına girmiş olurlar ve her bir senedin ibrazında mükerrer ödeme yapmak zorunda kalabilirler [7].
2.3. Hamilin Nüsha Talep Hakkı ve Çoğaltma Prosedürü
TTK m. 743/3 hükmü, tek nüsha olarak düzenlendiği kaydını içermeyen bir poliçenin hamiline, sonradan giderleri kendisine ait olmak üzere birden fazla nüsha verilmesini talep etme hakkı tanımıştır [2]. Ancak hamilin kendiliğinden nüsha düzenleme yetkisi yoktur [12]. Hamil bu amaçla silsileye uygun olarak kendi cirantasına başvurmalıdır. Ciranta kendi cirantasına, o da bir öncekine başvurarak silsile en son poliçeyi düzenleyene (keşideciye) kadar ulaşır [2, 12]. Keşideci nüshaları ihdas ettikten sonra, silsiledeki tüm cirantalar yeni nüshalar üzerine, asıl poliçedeki cirolarını birebir yeniden yazmak (imzalamak) mecburiyetindedirler [2, 14].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairelerinin (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetleri hukukunda ibraz, ödeme ve takip işlemlerinin geçerliliği mutlak surette senedin aslının (nüshanın) elinde bulundurulmasına ve ibrazına bağlıdır [20]. Yargıtay, poliçenin fotokopisi veya noter tasdikli sureti ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılmasını veya ödeme talep edilmesini hukuken geçersiz kabul etmektedir [20].
Bu bakımdan TTK m. 743 kapsamında düzenlenmiş bir nüsha, senedin "aslı" niteliğini haiz olduğundan, icra dairelerine veya mahkemelere sunulacak belgenin mutlaka bu usulde üretilmiş ve ıslak imza (veya fiziki silsile imzaları) barındıran orijinal nüshalardan biri olması şarttır. Yargıtay uygulaması, teselsül numarasının eksikliği halinde TTK m. 743/2'nin lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak, belgelerin müstakil birer kambiyo taahhüdü doğurduğunu kabul etmektedir [7, 11].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Teselsül Numarası İçermeyen Nüshaların Tedavülü): X A.Ş. (Keşideci), Y A.Ş.'ye (Lehtar) olan borcu karşılığında 500.000 TL bedelli bir poliçe düzenler. Dış ticaret ilişkisi sebebiyle X A.Ş., poliçeyi iki kopya olarak hazırlar ve imzalayarak Y A.Ş.'ye teslim eder. Ancak poliçelerin üzerine "1. Nüsha", "2. Nüsha" gibi bir ibare yazılmaz. Y A.Ş., kopyalardan birini Z A.Ş.'ye, diğer kopyayı ise W A.Ş.'ye ciro ederek devreder. Vade geldiğinde muhatap ödemeden kaçınır. Z A.Ş. ve W A.Ş. ayrı ayrı X A.Ş.'ye müracaat eder. Hukuki analiz: TTK m. 743/2 amir hükmü gereğince, teselsül eden sıra numaraları metne yazılmadığından, nüshaların her biri ayrı ve müstakil birer poliçe olarak kabul edilir [1, 12]. Keşideci X A.Ş., her iki senedin de (toplam 1.000.000 TL) borçlusu statüsüne girmiş olup, iyiniyetli yetkili hamiller olan Z A.Ş. ve W A.Ş.'ye karşı "ikinci senedin sadece bir nüsha olduğunu" def'i olarak ileri süremez [7].
Olay 2 (Çoklu Nüshada Aval ve Mükerrer Ödeme Riski): A, B lehine muhatap C üzerine bir poliçe keşide eder. Poliçe teselsül numaraları taşıyan iki nüsha ("First BoE" ve "Second BoE") olarak düzenlenir. D Bankası, poliçenin her iki nüshasının ön yüzüne de aval şerhi düşerek imzalar. 1. nüsha ibraz edildiğinde D Bankası ödeme yapar ve bu nüshayı geri alır. Bir süre sonra diğer hamil, 2. nüshayı ibraz ederek D Bankası'ndan ödeme talep eder. Hukuki analiz: TTK m. 744/2 hükmü uyarınca, "kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı sorumluluk" devam eder [15]. D Bankası, aval şerhini her iki nüshaya da koyarak büyük bir hukuki hata yapmıştır [17, 18]. Her ne kadar nüshalardan biri için ödeme yapılmış olsa da, aval imzasını taşıyan diğer nüshanın iyiniyetli hamili ibrazda bulunduğunda banka bu ödemeyi yapmak zorundadır. Bankanın sonrasında asıl borçluya başvurarak durumu menfi tespit veya sebepsiz zenginleşme bağlamında çözmesi gerekecektir [18].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde ifade edildiği üzere, TTK m. 743'te düzenlenen nüsha kurumu, fiziki evrak üzerinden işleyen geleneksel kıymetli evrak hukukunun temel kolonlarından biridir. Ancak TTK m. 743/3'te öngörülen, hamilin tek bir nüshayı kaybettiğinde "kendi cirantasına, onun da bir öncekine başvurarak ta keşideciye kadar gidip silsiledeki tüm imzaların yeniden atılması" prosedürü, günümüzün hız ve pratiklik odaklı ticari hayatı bakımından son derece hantal ve işletilmesi fiilen imkânsız bir yapıdır [12, 14].
Poliçenin çok sayıda ciro gördüğü bir senaryoda (uluslararası ticari dolaşımda), önceki cirantalara ulaşılması, onların yeniden imza atmaya zorlanması ve keşidecinin bulunması aylar sürecek bir süreçtir. Bu nedenle uygulamada hamiller nüsha ihdası silsilesini işletmek yerine, doğrudan TTK m. 757 vd. hükümleri çerçevesinde "zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptali ve ödeme yasağı kararı alınması" (zayi prosedürü) yoluna gitmeyi tercih etmektedirler [26, 27].
Özellikle elektronik imza ve e-kambiyo senetleri tartışmalarının (TTK m. 1526 vd. çerçevesinde) yoğunlaştığı dijitalleşme sürecinde [28], evrakın çoğaltılması ve teselsülü gibi fiziki kağıt üzerinden tasarlanmış TTK m. 743 hükmünün, sınırötesi dijital akreditif ve forfaiting sistemleriyle entegrasyonu doktrin bakımından yeniden ele alınmaya ve reforma muhtaç bir alandır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.