RESMİ METİN

3. Reddin sonucu


Madde 740 - (1) Araya girilerek kendisine yapılan ödemeyi redd eden hamil, ödeme hâlinde borçtan kurtulacak kişilere karşı başvurma haklarını kaybeder.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) kıymetli evrak hukukunu düzenleyen dördüncü kitabında, poliçeye ilişkin hükümler arasında yer alan "Araya Girme" müessesesi, müracaat borçlularını korumaya ve senedin dolaşımından doğabilecek gereksiz masraf ve takiplerin önüne geçmeye hizmet eden spesifik bir kambiyo hukuku kurumudur. TTK m. 740 hükmü, "Araya girerek ödeme" (TTK m. 738 vd.) başlığı altında, araya girerek ödeme teklifinin hamil tarafından reddedilmesinin hukuki sonuçlarını düzenlemektedir [1, 2].

Kambiyo senetlerinde araya girerek ödeme; senet bedelinin, keşideci, ciranta veya hamil gibi senetle ilgisi olmayan dışarıdan üçüncü bir kişi tarafından (veya poliçeyi kabul eden kişi hariç poliçeden dolayı zaten borçlu olan herhangi biri tarafından) ödenmesi halidir [3, 4]. Araya girme suretiyle ödemede temel yasa koyucu amacı; hamili tatmin ederek onun müracaat (başvuru) hakkını kullanmasına engel olmak ve kambiyo zincirindeki borçluları ağır takip masraflarından korumaktır [3]. Dolayısıyla araya girme, ancak hamilin müracaat hakkı doğduğu takdirde (örneğin vadedeki ödememe veya vadeden önce başvuru şartlarının oluşması halinde) söz konusu olur [1, 3].

TTK m. 740, hamilin bu amaca aykırı hareket etmesini yaptırıma bağlayan bir "külfet" ve "hak düşürücü" maddedir. Hamil, kendisine sunulan tam ve usulüne uygun bir araya girerek ödeme teklifini reddetmekte serbesttir; poliçe bedelini tahsil etmek için illa bu ödemeyi kabul etmeye zorlanamaz. Ancak kanun koyucu, hamilin bu reddini, kambiyo ilişkisindeki diğer borçluların menfaatini ihlal edici nitelikte bularak, hamili reddin hukuki sonuçlarına katlanmakla yükümlü kılmıştır. İlgili hükme göre; ödemeyi reddeden hamil, şayet bu ödemeyi kabul etseydi hangi borçlular borçtan kurtulacak idiyse, o kişilere karşı başvuru (müracaat) hakkını kesin olarak kaybeder [2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Araya Girerek Ödeme Kurumu ve Şartları

Araya girerek ödemenin geçerli bir hukuki kurum olarak doğabilmesi ve reddi halinde TTK m. 740 yaptırımının uygulanabilmesi için ödemenin yasal şartları haiz olması gerekir. TTK m. 738/1 uyarınca, hamilin vadede veya vadeden önce başvurma haklarını kullanabileceği bütün hâllerde araya girerek ödeme yapılabilir [1]. Ödemenin geçerli sayılabilmesi için, lehine ödenecek kişinin (araya girilen borçlunun) ödemeye zorunlu olduğu tutarın "tamamını" kapsaması şarttır (TTK m. 738/2) [1]. Kısmi bir araya girerek ödeme teklifi, reddedildiğinde hamil aleyhine TTK m. 740 hükmündeki hak kaybını doğurmaz. Ayrıca, araya girerek ödemenin en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için belirli olan son günün ertesi günü yapılması gereklidir (TTK m. 738/3) [1].

2.2. Hamilin Reddi ve Hak Kaybı (Sorumluluktan Kurtulma)

Hamil, vadesinde ödenmeyen bir poliçe dolayısıyla müteselsil sorumluluk (TTK m. 724) ilkesi gereğince, dilediği müracaat borçlusuna gitme hakkına sahiptir [5]. Ancak bir üçüncü kişi (veya poliçe borçlusu), belirli bir müracaat borçlusu lehine araya girerek ödeme yapmak istediğinde, hamil bu ödemeyi reddederse (örneğin daha ödeme gücü yüksek başka bir cirantaya yönelmek kastıyla), TTK m. 740 devreye girer [2]. Reddin sonucu olarak, araya girme gerçekleşseydi borçtan kurtulacak olan herkes (yani lehine araya girilen kişi ve ondan sonraki cirantalar), hamile karşı kambiyo sorumluluğundan kurtulur [2, 6]. Hamil, bu kişilere karşı sahip olduğu başvuru haklarını mutlak surette yitirir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 738 (Araya Girerek Ödemenin Şartları): TTK m. 740'ın uygulanabilmesi için araya girerek ödemenin TTK m. 738'de sayılan maddi ve şekli süre koşullarını (tam ödeme, süresinde teklif) taşıması zaruridir [1].
  • TTK m. 742 (Araya Girenin Hakları İktisap Etmesi): TTK m. 740'ın felsefi altyapısı TTK m. 742'de gizlidir. Araya girerek ödemede bulunan kişi, lehine ödemede bulunduğu kişiye ve ona borçlu olanlara karşı poliçeden doğan hakları iktisap eder; ancak lehine ödemede bulunulan kişiden sonra gelen borçlular borçtan kurtulur (TTK m. 742/1-2) [6]. İşte hamil araya girmeyi reddettiğinde, sistemin bu doğal tahliyesini (sonraki borçluların kurtulmasını) engellemiş olur; bu yüzden yasa koyucu hamilin elinden, kurtulacak olan o kişilere gitme hakkını almaktadır.
  • TTK m. 741 (Makbuz Verilmesi): Hamil ödemeyi kabul etseydi, poliçe üzerine kimin için ödendiği gösterilmek suretiyle makbuz niteliğinde bir kayıt yazılacak ve poliçe ile varsa protesto araya girene teslim edilecekti (TTK m. 741) [2, 6].
  • TTK m. 730 (Başvurma Hakkının Düşmesi): Poliçede müracaat hakkının yitirilmesi halleri TTK m. 730'da düzenlenmiştir (süresinde ibraz etmeme, protesto çekmeme vb.) [7]. TTK m. 740, bu genel müracaat hakkı kayıplarına eklenmiş, araya girmeyi reddetme eylemine özgü, nispi bir hak düşürücü nedendir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Kambiyo senetlerinde araya girerek ödeme kurumu, modern ticari hayatta banka teminat mektupları, aval (kambiyo kefaleti) (TTK m. 700 vd.) ve garanti cirosu gibi daha pratik güvence müesseselerinin yaygınlaşması sebebiyle oldukça sınırlı bir uygulama alanına sahiptir [3, 8]. Bu durumun bir yansıması olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veya Ticaret Dairelerinin içtihatlarında, doğrudan TTK m. 740 hükmünün tatbikine ve "araya girerek ödemenin hamil tarafından reddedilmesi" sonucunda hak kaybının tespitine ilişkin köklü ve spesifik uyuşmazlıklara rastlanmamaktadır.

Ancak Yargıtay'ın genel kambiyo hukuku prensiplerini uyguladığı kararlarında sıkça vurguladığı "kambiyo ilişkisinde müracaat borçlularının yükünün gereksiz yere ağırlaştırılamayacağı" ve "hamilin kanuni külfetlerini yerine getirmemesinin müracaat hakkını düşüreceği" ilkeleri (örneğin TTK m. 730 kapsamındaki kararlar), TTK m. 740'ın amacını destekler niteliktedir. Yargıtay, aval ve ciro zincirindeki teselsül ilişkisini değerlendirirken, borcu ödeyenin kendinden öncekilere rücu hakkını her zaman korumuş; müracaat zincirini bozan eylemlerin faturasını ise eylemi gerçekleştiren hamile kesmiştir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Düzenleyen (A), muhatap (B) üzerine bir poliçe keşide etmiş, poliçe sırasıyla lehtar (C), (D) ve son hamil (E)'ye ciro edilmiştir. Vadesinde muhatap (B) ödemeden kaçınmış ve hamil (E) süresinde ödememe protestosunu düzenletmiştir. Bu sırada, senedin taraflarından olmayan (X), ciranta (C) lehine araya girerek poliçe bedelini ve protesto masraflarını ödemeyi (E)'ye teklif etmiştir. Ancak hamil (E), (D)'nin daha malvarlıklı olduğunu düşünerek bu ödemeyi reddetmiş ve doğrudan (D)'ye karşı müracaat hakkını kullanmak istemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 740 uyarınca, hamil (E)'nin araya girerek ödeme teklifini reddetmesi, onun bazı başvuru haklarını düşürür. (X)'in ödemesi kabul edilseydi, lehine ödeme yapılan (C) ile ondan sonra gelen müracaat borçluları, yani (D), borçtan kurtulacaktı (TTK m. 742/2) [6]. Hamil (E) bu teklifi reddettiği için, ödeme yapılması halinde borçtan kurtulacak olan (C) ve (D)'ye karşı müracaat haklarını kesin olarak kaybetmiştir [2]. (E) artık sadece düzenleyen (A)'ya başvurabilecektir.

Olay 2: Yukarıdaki senaryoda, üçüncü kişi (X), (C) lehine araya girmiş ancak poliçe bedelinin sadece %70'ini ödemeyi teklif etmiştir. Hamil (E) bu kısmi ödemeyi reddetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 738/2 amir hükmü gereğince, araya girerek ödemenin "lehine ödenecek kişinin ödemeye zorunlu olduğu tutarın tamamını" kapsaması zorunludur [1]. Kısmi bir araya girme ödemesi hukuken geçerli bir araya girme teşkil etmediğinden, hamil (E)'nin bu eksik teklifi reddetmesi TTK m. 740 anlamında hak kaybı (müracaat hakkının düşmesi) sonucunu doğurmaz [1, 2].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Araya girerek ödeme teklifinin yapıldığını ve bunun hamil tarafından usulsüz (veya haksız) yere reddedildiğini iddia eden müracaat borçlusu, bu iddiasını ispatla mükelleftir. İspat, kural olarak yazılı delille yapılmalıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Araya girerek ödeme en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için belirli olan son günün ertesi günü yapılmalıdır (TTK m. 738/3) [1, 9]. Reddin doğuracağı hak kaybı, bu usulüne uygun süre içinde yapılmış geçerli bir teklifin varlığına bağlıdır.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: TTK m. 4 uyarınca poliçelerden doğan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir [10]. Bu nedenle görevli mahkeme, miktar ve değere bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 5) [11]. Yetkili mahkeme ise genel hükümler uyarınca, davalının (borçlunun) yerleşim yeri veya senedin ödeme yeri mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada hamillerin, araya giren üçüncü kişiyi tanımamaları veya şüpheyle yaklaşmaları sebebiyle ödemeyi reddettikleri görülmektedir. Bu ret işlemi, müracaat zincirinde yer alan güvenceleri tamamen yitirmelerine yol açan telafisi imkansız bir hatadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kambiyo hukukunda araya girme kurumu (intervention), uluslararası ticari işlemlerde itibar ve kredibilite kayıplarını (özellikle protesto çekilmesini) önlemek adına ihdas edilmiş klasik bir Kıta Avrupası kurumu olup, Cenevre Yeknesak Kanunlarından mehaz alınmıştır. TTK m. 740'ın öngördüğü hak düşürücü sonuç, kambiyo borçlularını himaye eden oldukça isabetli ve hakkaniyete uygun bir düzenlemedir. Zira kambiyo senetlerinde amaç, alacağın en hızlı ve güvenli şekilde nakde çevrilmesidir. Bu nakde çevrilme imkanı tam olarak sunulmuşken, hamilin salt keyfi saiklerle işlemi reddetmesi hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında dahi korunamaz.

Bununla birlikte doktrinde ifade edilebileceği üzere, bu hükümler poliçenin ödeme aracı olmaktan ziyade bir kredi aracı olarak tasarlandığı eski ticari iklimin izlerini taşımaktadır [12, 13]. Modern hukuk ve finans pratiğinde, aval [8], banka teminatları, teyitli akreditifler [14] ve faktoring sözleşmeleri [15, 16] araya girme müessesesinin ekonomik işlevini devralmıştır. Buna rağmen, TTK m. 740, kıymetli evrak hukukunun "şekli sıkılık" ve "zincirleme sorumluluğun sınırlanması" felsefesini anlamak açısından kusursuz bir normatif model olarak kanundaki yerini korumaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.