RESMİ METİN

Madde 736


Madde 736 - (1) Araya girerek kabul, poliçe üzerine yazılır ve araya giren tarafından imza edilir. Kabul beyanında kimin lehine araya girildiği gösterilir; gösterilmemişse düzenleyen lehine kabul edilmiş sayılır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 736. maddesi, kambiyo senetleri hukukunda poliçeye özgü kurumlardan biri olan "araya girme" (müdahale) müessesesinin özel bir görünüm biçimi olan "araya girerek kabul"ün (müdahale suretiyle kabulün) şekil şartlarını ve bu kabuldeki kanuni karineyi düzenlemektedir [1].

Poliçede kural olarak asıl borçlu, poliçeyi kabul eden muhataptır. Ancak muhatabın poliçeyi kabul etmemesi veya ödeme güçlüğüne düşmesi hallerinde, hamilin vadeden önce müracaat borçlularına (düzenleyen, cirantalar ve bunların avalistleri) başvurma hakkı doğar [2, 3]. İşte araya girerek kabul kurumu, hamilin bu müracaat hakkını vadeden önce kullanmasını engellemek, müracaat borçlularını zamansız bir takip baskısından ve olası protesto ve rücu masraflarından korumak amacıyla ihdas edilmiştir.

TTK m. 734 ve devamı uyarınca, poliçeden dolayı zaten borçlu olan herkes veya tamamen üçüncü bir kişi, müracaat borçlularından biri lehine araya girerek poliçeyi kabul edebilir [4]. TTK m. 736 ise, bu hukuki işlemin geçerlilik şartı olan "yazılılık", "imza" ve "lehine araya girilenin gösterilmesi" zorunluluğunu kurala bağlamakta; lehine araya girilen kişinin belirtilmemesi halindeki hukuki sonucu emredici bir karine ile tayin etmektedir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Araya Girerek Kabulün Şekli (Yazılılık ve İmza)

Araya girerek kabulün geçerli olabilmesi için, TTK m. 736 hükmü uyarınca beyanın bizzat "poliçe üzerine" yazılması ve araya giren tarafından "imza edilmesi" şarttır [1]. Yalnızca sözlü bir beyan veya poliçeden ayrı bir kâğıt (makbuz vs.) üzerine yapılacak kabul beyanı, kambiyo hukuku bağlamında araya girerek kabul niteliği taşımaz. Bu katı şekil şartı, kambiyo senetlerinin "senet metninden anlaşılan" (mücerret) yapısının bir gereğidir.

Araya girme beyanının, poliçenin ön yüzüne veya alonj üzerine yazılması mümkündür. Ancak senedin arka yüzüne sadece atılan bir imza, ciro zincirinin düzenini bozmamak kaydıyla kural olarak "beyaz ciro" niteliğinde sayılacağından [5]; araya giren kişinin bu niyetini hiçbir duraksamaya mahal vermeyecek açıklıkta senede dercetmesi zorunludur [5, 6].

2.2. Lehine Araya Girilen Kişinin Gösterilmesi

Kambiyo hukukunda araya giren kişi, poliçe zincirindeki borçlulardan hangisini korumak (hangisinin rücu yükünü üstlenmek) istiyorsa, kabul beyanında o kişiyi açıkça göstermelidir ("X lehine araya girerek kabul ediyorum" vb.) [1]. Lehine araya girilen kişi gösterildiğinde, araya girerek kabul eden kişi, poliçe hamile karşı tıpkı "lehine araya girilen kişi" gibi sorumlu olur (TTK m. 737) [1].

2.3. Kanuni Karine (Düzenleyen Lehine Kabul Karinesi)

TTK m. 736'nın ikinci cümlesi, lehine araya girilen kişinin kabul şerhinde gösterilmemesi durumunda doğacak hukuki belirsizliği, emredici bir kanuni karine ile çözmüştür: "Gösterilmemişse düzenleyen lehine kabul edilmiş sayılır" [1]. Bu karinenin altında yatan hukuki rasyo (ratio legis) oldukça derindir. Zira düzenleyen, poliçeyi ihdas eden ve müracaat zincirinin en sonunda, herkesin kendisine rücu edebileceği nihai başvuru borçlusudur. Araya girmenin düzenleyen lehine yapıldığının kabul edilmesi, sadece düzenleyeni değil, poliçe zincirinde düzenleyenden sonra gelen tüm cirantaları korur. Çünkü TTK m. 735/3 uyarınca, hamil araya girmeyi kabul ederse, araya girilen kişiye ve ondan sonra gelen borçlulara karşı müracaat haklarını kullanamaz [1, 7].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 734 ve m. 735 (Araya Girmenin Genel Şartları): TTK m. 736, kabul beyanının şeklini düzenlerken; bu beyanın maddi şartları m. 734 ve 735'te düzenlenmiştir. Araya girecek olan kişinin, muhatap dâhil herhangi bir üçüncü kişi veya halihazırda poliçe borçlusu olan bir kişi olabileceği m. 734'te ifade edilmiştir [4].
  • TTK m. 737 (Araya Girerek Kabul Edenin Sorumluluğu): TTK m. 736 uyarınca usulüne uygun şekilde beyanını poliçeye derceden ve kime araya girdiğini (veya karine gereği düzenleyene) gösteren araya giren, TTK m. 737 uyarınca hamile ve ondan sonra gelen borçlulara karşı "tıpkı lehine araya girilen kişi gibi" sorumlu olur [1].
  • TTK m. 695 (Normal Kabulün Şekli): Muhatabın normal kabul beyanı (TTK m. 695) için poliçenin ön yüzüne atılacak kuru bir imza yeterli iken [8, 9]; araya girerek kabulde kuru bir imza yetmez. Poliçenin ön yüzüne atılan kuru imzanın, aval veya muhatabın normal kabulü sayılmasını (TTK m. 701/3) [10] engellemek adına, TTK m. 736 sarih bir şerhi zorunlu kılmıştır [1].
  • TTK m. 701 (Aval Hükümleri): Avalde de kimin lehine verildiği gösterilmemişse avalin düzenleyici için verildiği kabul edilir (TTK m. 701/4) [10]. TTK m. 736'daki düzenleyici lehine karine, avaldeki bu kuralla tam bir sistematik paralellik taşımaktadır [1, 10].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay, araya girme suretiyle kabul şerhinin geçerliliği hususunda Kanun'un katı şekilcilik prensibini tavizsiz uygulamaktadır. Özellikle senedin arka yüzüne atılan ve niteliği açıklanmayan imzaların "araya girerek kabul" sayılamayacağı yönündeki yerleşik içtihatı son derece açıktır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2007 tarihli ve E. 2007/2732, K. 2007/5575 sayılı kararı: Yüksek Mahkeme bu kararında (eski TTK m. 648, yeni TTK m. 736 bağlamında), "araya girme sureti ile kabul keyfiyeti poliçe üzerine yazılı araya giren tarafından imza edilir. Kabul şerhinde kimin lehine araya girildiği gösterilir; gösterilmediği takdirde keşideci lehine yapılmış sayılır" ilkesini hatırlatmıştır [5]. Yargıtay'a göre; kabul veya araya girerek kabul şerhinin poliçenin ön yüzüne yazıldıktan sonra imzalanması kuraldır. "Poliçenin arka yüzündeki bir imzanın ise ciro zincirinin düzenini bozmamak şartı ile nihayet bir beyaz ciro olarak kabul edilebileceği, bu sebeple araya girmek suretiyle kabul edenin, bu niyetini gösteren bir kaydı da poliçeye dercetmesi gerekir" [5, 6]. Somut olayda, senedin arka yüzündeki kaşe ve imzanın yanında açık bir "araya girerek kabul" beyanı bulunmadığından, bu imza araya girerek kabul olarak vasıflandırılmamış ve şikâyetin İİK m. 170/a uyarınca (kambiyo vasfı ve takip şartları eksikliğinden) kabul edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir [6].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) tarafından keşide edilen poliçede (B) lehtar, (C) muhataptır. (B), poliçeyi (D)'ye ciro etmiştir. Vadeden önce kabule ibraz edilen poliçe muhatap (C) tarafından reddedilmiştir. Durumu haber alan (A)'nın ticari partneri (X), poliçe zincirindeki müracaat baskısını durdurmak için poliçenin ön yüzüne "Ciranta (B) lehine araya girerek kabul ediyorum" yazar ve imzalar. Hukuki analiz: Bu senaryoda TTK m. 736 gereğince geçerli bir araya girerek kabul işlemi mevcuttur. Beyan poliçeye yazılmış, imzalanmış ve lehine araya girilen kişi (B) sarih şekilde gösterilmiştir [1]. Hamil (D) bu kabulü reddetmezse, (X), (B) gibi sorumlu olur ve hamilin vadeden önce başvurma hakkı (B) ve (A) açısından durur (TTK m. 735/3, 737) [1, 7].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Lehtar (L)'nin elinde bulundurduğu bir poliçede muhatap (M) ödemeyi kabul etmemiştir. (L), vadeden önce başvuru haklarını kullanmak üzereyken, üçüncü kişi konumundaki (Z), poliçenin arka yüzüne sadece "Kabulümdür" yazıp altını imzalar, lehine araya girdiği hiçbir kişiyi göstermez. Hukuki analiz: Poliçenin arka yüzüne atılan imza, niteliği gereği "araya girerek kabul" iradesini açıkça göstermedikçe beyaz ciro (veya konumuna göre aval) riskini taşır [5, 6]. Fakat burada "Kabulümdür" ibaresi TTK m. 736 gereği araya girme iradesini belli etmiş kabul edilse dahi, kimin lehine araya girildiği yazılmamıştır [1]. TTK m. 736/2'nin kanuni karinesi gereğince, bu işlem açıkça düzenleyen (keşideci) lehine yapılmış sayılır [1]. Z'nin sorumluluğu düzenleyenin sorumluluğu seviyesindedir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Bir kimsenin araya girerek kabul eden sıfatıyla poliçeye imza attığı iddiası, poliçe metni dışındaki hiçbir tanık veya şifahi delille ispatlanamaz. İmzanın ve bu iradenin TTK m. 736 uyarınca poliçe üzerinde veya alonjda yazılı olması ispatın mutlak kuralıdır [1].
  • Zamanaşımı / Süreler: Araya girerek kabul işleminin hukuki niteliği gereği vadenin gelmesinden önce, yani hamilin vadeden önce başvurma hakkını kullanabileceği zaman diliminde yapılması gerekir (TTK m. 735/1) [3].
  • Görevli Mahkeme: Poliçeden kaynaklanan ve araya girerek kabulü de içeren alacak yahut menfi tespit davaları, mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4). Bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde, TTK m. 5 uyarınca miktar ve değere bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir [11, 12].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Araya girme niyetiyle poliçenin arka yüzüne atılan yalnız imzaların "ciro" veya "aval" sanılarak yorumlanması en büyük pratik hatadır [5, 10]. Bu hataya düşmemek için "araya girerek kabul edilmiştir" şeklindeki şerhlerin senede mutlaka dercedilmesi gerekmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde ve yargısal uygulamada TTK m. 736 hükmü, kambiyo senetlerindeki şekilci ("formel") yaklaşımın en net örneği olarak takdir edilmektedir. Lehine araya girilen kişinin belirtilmemesi halini düzenleyen karinenin (düzenleyen lehine yapılmış sayılması) [1] isabetli olduğu savunulmaktadır. Zira bu kural, hamilin araya girmeyi kabul etmesiyle tüm poliçe borçlularının (düzenleyenden sonra gelen tüm cirantaların) erken takip sarmalından kurtulmasına hizmet eder; böylelikle ticari tedavül hayatında kredi zinciri bozulmamış olur.

Ancak hükmün sadece "poliçe üzerine" yazılmayı öngörmesi, senede eklenen "alonj"ların durumu bakımından gereksiz bir lafzi darlığa sahip gibi görünebilir. Nitekim TTK'nın bütünselliği (örneğin avalin alonj üzerine yazılabilmesi - TTK m. 701) [10, 13] nazara alındığında, araya girerek kabul beyanının da alonj üzerine yazılabileceği doktrinde kıyasen kabul görmektedir. Kanun koyucunun araya girme müessesesinde avale benzer şekilde "alonj" kelimesini zikretmemesi bir eksiklik olmakla beraber, hukuki yorum yöntemleriyle aşılabilecek niteliktedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.