1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Kıymetli evrak hukukunun temel senetlerinden biri olan poliçe, yapısı gereği üçlü bir hukuki ilişkiyi ihtiva eder. Poliçede temel kural, muhatabın senedi kabul etmesiyle birlikte asli borçlu sıfatını kazanmasıdır. Ancak ticari hayatın olağan akışı içerisinde, muhatabın poliçeyi kabul etmekten kaçınması veya ödeme güçlüğüne düşmesi (iflası vb.) halleriyle sıklıkla karşılaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 713 uyarınca, poliçenin kabul edilmemesi halinde hamilin, vadenin gelmesini beklemeksizin müracaat borçlularına (düzenleyen, cirantalar ve bunların avalistlerine) başvurma hakkı doğmaktadır [1, 2]. İşte "araya girme suretiyle kabul" kurumu, hamilin vadeden önce müracaat hakkını kullanarak poliçe ilişkisindeki tüm borçluları ani ve beklenmedik bir ödeme külfetiyle karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla kanun koyucu tarafından ihdas edilmiş bir teminat ve kredi koruma müessesesidir [3].
TTK m. 735, araya girme suretiyle kabulün şartlarını ve hamilin bu durum karşısındaki hukuki statüsünü düzenlemektedir. İlgili madde, kambiyo senedinin tedavül kabiliyetini ve güvenilirliğini artırmayı hedeflerken, aynı zamanda müracaat borçlularını vadeden önce doğabilecek ani taleplere karşı korumaktadır. Madde hükmü, araya girmenin ihtiyari olup olmamasına göre hamilin hak ve yükümlülüklerini ikili bir ayrıma tabi tutarak sistematize etmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Vadenin Gelmesinden Önce Başvurma Hakkı ve Araya Girme Şartı (TTK m. 735/1)
Madde 735'in birinci fıkrası, araya girme suretiyle kabulün ancak "vadenin gelmesinden önce, hamilin başvurma hakkını kullanabileceği bütün hâllerde" mümkün olduğunu hükme bağlamaktadır [4]. TTK m. 713 uyarınca bu haller; poliçenin kabulünden tamamen veya kısmen kaçınılması, muhatabın iflas etmesi veya ödemelerini tatil etmesi gibi durumlardır [1, 2]. Bu şartların varlığı halinde, poliçe ilişkisine dahil olan veya dışarıdan katılan bir üçüncü kişi araya girerek senedi kabul edebilir. Fıkranın getirdiği temel istisna ise "kabul için ibrazı menedilen" poliçelerdir [4]. TTK m. 692 kapsamında düzenleyen, senedin kabule arz edilmesini yasaklamışsa [5, 6], bu tür senedin kabulü istenemeyeceğinden, araya girme suretiyle kabul kurumu da işletilemeyecektir.
2.2. Gereğinde Kabul Edecek Kişinin Gösterilmesi ve Hamilin İbraz Külfeti (TTK m. 735/2)
Maddenin ikinci fıkrası, senedi düzenleyen veya ciro eden kişinin, senet metninde "gereğinde ödeme yerinde kabul edecek veya ödeyecek bir kişiyi" (adresli/yerleşim yerli poliçe bağlamında) göstermesi ihtimalini düzenler [7]. Doktrinde "ihtiyat muhatabı" veya "gereğinde başvurulacak kişi" (besoign) olarak da adlandırılan bu şahsın senette gösterilmesi, hamile mutlak bir hukuki külfet yükler. Hamil, muhatabın kabulden kaçınması halinde, derhal müracaat borçlularına gidemez; öncelikle poliçeyi senette gösterilen bu ihtiyari muhataba ibraz etmek zorundadır. Şayet bu kişi de araya girme suretiyle kabulden kaçınırsa, hamilin bu durumu bir protesto ile tespit ettirmesi şarttır [7]. Hamil bu ibraz ve protesto külfetini yerine getirmezse, o kişiyi senette göstermiş olan müracaat borçlusuna ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kaybeder [7].
2.3. İhtiyari Araya Girme ve Hamilin Seçimlik Hakkı (TTK m. 735/3)
Maddenin üçüncü fıkrası, senette önceden "gereğinde kabul edecek kişi" olarak gösterilmemiş bir üçüncü şahsın (veya senet borçlularından birinin) kendiliğinden araya girerek kabul teklifinde bulunması (ihtiyari araya girme) halini düzenler. Bu durumda kanun koyucu hamile bir seçimlik hak tanımıştır: Hamil, araya girme suretiyle yapılan bu kabul teklifini reddedebilir [7]. Çünkü hamil, tanımadığı veya ödeme gücüne güvenmediği bir kimsenin kabulü ile bağlanmaya zorlanamaz. Ancak hamil bu teklife izin verir ve araya girmeyi kabul ederse, araya giren kişinin "kimin lehine kabulde bulunmuşsa", o kişiye ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce başvurma haklarını kaybeder [7, 8]. Bu durum, araya girmenin müracaat zincirindeki kesici etkisini göstermektedir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 713 (Vadeden Önce Başvurma Hakkı): Araya girme suretiyle kabul kurumunun işletilebilmesinin ön şartı, hamilin TTK m. 713 uyarınca vadeden önce başvurma (rücu) hakkının doğmuş olmasıdır [1, 2]. Muhatabın senedi kabul etmemesi veya iflası gibi haller, m. 735'in meşru zeminini oluşturur.
- TTK m. 734 (Araya Girmenin Genel Hükümleri): Madde 735, TTK m. 734 ile doğrudan bağlantılıdır. Madde 734, kimlerin araya girebileceğini (üçüncü kişiler, muhatap dâhil senet borçluları) ve araya girenin lehine araya girdiği kişiye iki iş günü içinde ihbarda bulunma zorunluluğunu düzenler [9].
- TTK m. 736 (Araya Girmenin Şekli): Araya girme suretiyle kabulün geçerli olabilmesi için TTK m. 736 uyarınca bu beyanın poliçe üzerine yazılması, araya giren tarafından imzalanması ve kimin lehine araya girildiğinin gösterilmesi gereklidir [8].
- TTK m. 692 (Kabule Arz Yasağı): TTK m. 735/1'deki istisna, TTK m. 692'ye dayanır. Düzenleyen, poliçenin kabule arzını yasaklamışsa [5, 6], hamilin muhataptan kabul bekleme hakkı olmadığından araya girilerek kabul de istenemez.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Kambiyo senetlerinde araya girme müessesesi, modern bankacılık uygulamalarında aval ve akreditif [10, 11] gibi güçlü teminat vasıtalarının yaygınlaşması sebebiyle uygulamada oldukça nadir görülmektedir. Ancak Yargıtay kararlarında "araya girme" kurumunun şekli şartlarına ilişkin son derece titiz değerlendirmeler yapılmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına (Örn. Y. 12. HD, 23.3.2007 - E. 2732, K. 5575) göre; poliçede/bonoda araya girme suretiyle kabul şerhinin poliçe üzerine açıkça yazılması ve araya giren tarafından imzalanması şarttır [12]. Yargıtay, senedin ön yüzüne atılmayan veya "araya girme suretiyle kabul" niyetini açıkça ortaya koymayan kayıtları geçersiz saymaktadır. Kararda açıkça belirtildiği üzere: "Poliçenin arka yüzündeki bir imzanın ise ciro zincirinin düzenini bozmamak şartı ile nihayet bir beyaz ciro olarak kabul edilebileceği, bu sebeple araya girmek suretiyle kabul edenin, bu niyetini gösteren bir kaydı da poliçeye dercetmesi gerekir" [12, 13]. Bu içtihat, araya girme suretiyle kabulün zımni bir irade ile yapılamayacağını, TTK m. 736 bağlamında şekli sıkılığın (rigor cambialis) bu müessesede de mutlak surette geçerli olduğunu vurgulamaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Gereğinde Kabul Edecek Kişinin Gösterilmesi):
A (düzenleyen), B (lehtar) lehine C (muhatap) üzerine bir poliçe düzenlemiş; ayrıca poliçe metnine "Kabul edilmemesi halinde İstanbul'da mukim X Bankası A.Ş. gereğinde kabul edecek kişidir" şerhini düşmüştür. B senedi D'ye (hamil) ciro etmiştir. Vadeden önce D senedi C'ye kabule arz etmiş, C kabulden kaçınmıştır. Bunun üzerine D, senette gösterilen ihtiyat muhatabı X Bankası'na gitmeden, doğrudan A'ya (düzenleyen) vadeden önce müracaat hakkını kullanarak takip başlatmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 735/2 uyarınca, senette gereğinde kabul edecek bir kişi gösterilmişse hamil, senedi bu kişiye ibraz etmek ve kabul etmeme durumunu protesto ile tespit ettirmek zorundadır [7]. Hamil D, bu emredici külfeti yerine getirmediğinden, o kişiyi senette göstermiş olan A'ya ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadeden önce başvurma hakkını kaybetmiştir. A, icra mahkemesinde bu durumu bir şahsi def'i / takip şartı eksikliği olarak ileri sürüp takibi iptal ettirebilir.
Olay 2 (İhtiyari Araya Girme ve Reddi):
Z (hamil), vadesine henüz dört ay bulunan poliçeyi M'ye (muhatap) kabule arz eder, ancak M kabulden imtina eder. Z, kabul etmeme protestosu çektirmeye hazırlanırken, senedi ciro edenlerden ciranta K'nın ticari ilişkide bulunduğu T (üçüncü kişi), K lehine araya girerek senedi kabul etmek istediğini Z'ye bildirir. Z, T'nin ticari itibarını yetersiz bularak bu teklifi reddeder ve protesto işlemlerini tamamlayarak K'ya müracaat eder.
Hukuki analiz: TTK m. 735/3 uyarınca, ihtiyari araya girme hallerinde hamil, araya girme suretiyle kabulü dilediği gibi reddedebilir [7]. Hamilin bu teklifi reddetmesi, onun vadeden önce müracaat haklarına halel getirmez. Dolayısıyla Z'nin T'nin teklifini reddedip K'ya müracaat etmesi tamamen kanuna uygundur ve K, "T'nin kabul teklifini reddettin" şeklinde bir itirazda bulunamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Hamilin, senette gösterilen "gereğinde kabul edecek kişiye" senedi ibraz ettiğini ve senedin kabul edilmediğini noter aracılığıyla tanzim edilecek bir "kabul etmeme protestosu" ile ispat etmesi zorunludur [7]. Protesto dışındaki ispat vasıtaları kural olarak geçersizdir [14].
- Zamanaşımı / Süreler: Araya girme suretiyle kabul, vadeden önce müracaat hakkının doğduğu andan itibaren, vadenin gelmesine kadar yapılabilecek bir işlemdir [4]. Araya giren kişinin yapacağı kabul ihbarının süresi TTK m. 734/4 uyarınca 2 iş günüdür [9]. İhbarın süresinde yapılmaması işlemi geçersiz kılmaz, ancak doğacak zararlardan poliçe bedeliyle sınırlı olarak sorumluluk doğurur.
- Görevli/yetkili mahkeme: Araya girme suretiyle kabul edilmiş senedin ödenmemesinden kaynaklanacak menfi tespit, istirdat veya alacak davalarında görevli mahkeme TTK m. 4 bağlamında Asliye Ticaret Mahkemesidir [15]. Yetkili icra dairesi veya mahkeme ise HMK genel kurallarına ve kambiyo senetlerinde ödeme yeri kuralına göre belirlenir [16].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, üçüncü kişilerin poliçenin ön veya arka yüzüne sadece imza atarak araya girmek istedikleri görülmektedir. Ancak TTK m. 701 ve TTK m. 695 bağlamında poliçenin ön yüzüne muhatap dışındaki kişilerce atılan her imza "aval" hükmündedir [17-19]. Araya girme suretiyle kabul iradesinin açıkça yazılması şarttır (Yargıtay 12. HD kararı [12]).
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Hukuku doktrininde araya girme kurumu, kambiyo senetlerinin tarihsel gelişimi açısından değerlendirildiğinde önemli bir kredi koruma işlevi görse de, güncel ticari teamüllerde yerini büyük ölçüde banka avali [10], kabul kredili akreditifler [20, 21] ve faktoring sözleşmelerine [22] bırakmıştır. Doktrin yazarları (Reha Poroy, Ünal Tekinalp vb.), kanun koyucunun araya girme kurumunu TTK m. 734 ve devamında ayrıntılı olarak düzenlemesinin, Cenevre Yeknesak Kanunu'na sadakat ilkesinin bir sonucu olduğunu vurgulamaktadırlar [23, 24].
Bununla birlikte, TTK m. 735'in lafzı incelendiğinde, hamilin "gereğinde ödeme yerinde kabul edecek" kişiye müracaat etmemesi halinde sadece "vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını" kaybedeceği belirtilmiştir [7]. Doktrinde Sabih Arkan ve Mehmet Bahtiyar gibi isimler, hamilin bu hakkı kaybetmesinin, vadesinde senedin ödenmemesi halinde doğacak olağan müracaat hakkını (vade sonrası) ortadan kaldırmayacağını; zira araya girme kurumunun temel gayesinin "vadeden önceki ani başvuru silsilesini" engellemek olduğunu isabetle tespit etmişlerdir [25, 26]. Kurumun, poliçenin bir güvence aracı olarak değerini sarsmamak adına şekli açıdan (protesto gibi) sıkı kurallara bağlanması kambiyo hukukunun mücerretlik ve şekli sıkı sıkıya bağlılık ilkelerine uygun düşmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Kıymetli evrak hukukunun temel senetlerinden biri olan poliçe, yapısı gereği üçlü bir hukuki ilişkiyi ihtiva eder. Poliçede temel kural, muhatabın senedi kabul etmesiyle birlikte asli borçlu sıfatını kazanmasıdır. Ancak ticari hayatın olağan akışı içerisinde, muhatabın poliçeyi kabul etmekten kaçınması veya ödeme güçlüğüne düşmesi (iflası vb.) halleriyle sıklıkla karşılaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 713 uyarınca, poliçenin kabul edilmemesi halinde hamilin, vadenin gelmesini beklemeksizin müracaat borçlularına (düzenleyen, cirantalar ve bunların avalistlerine) başvurma hakkı doğmaktadır [1, 2]. İşte "araya girme suretiyle kabul" kurumu, hamilin vadeden önce müracaat hakkını kullanarak poliçe ilişkisindeki tüm borçluları ani ve beklenmedik bir ödeme külfetiyle karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla kanun koyucu tarafından ihdas edilmiş bir teminat ve kredi koruma müessesesidir [3].
TTK m. 735, araya girme suretiyle kabulün şartlarını ve hamilin bu durum karşısındaki hukuki statüsünü düzenlemektedir. İlgili madde, kambiyo senedinin tedavül kabiliyetini ve güvenilirliğini artırmayı hedeflerken, aynı zamanda müracaat borçlularını vadeden önce doğabilecek ani taleplere karşı korumaktadır. Madde hükmü, araya girmenin ihtiyari olup olmamasına göre hamilin hak ve yükümlülüklerini ikili bir ayrıma tabi tutarak sistematize etmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Vadenin Gelmesinden Önce Başvurma Hakkı ve Araya Girme Şartı (TTK m. 735/1)
Madde 735'in birinci fıkrası, araya girme suretiyle kabulün ancak "vadenin gelmesinden önce, hamilin başvurma hakkını kullanabileceği bütün hâllerde" mümkün olduğunu hükme bağlamaktadır [4]. TTK m. 713 uyarınca bu haller; poliçenin kabulünden tamamen veya kısmen kaçınılması, muhatabın iflas etmesi veya ödemelerini tatil etmesi gibi durumlardır [1, 2]. Bu şartların varlığı halinde, poliçe ilişkisine dahil olan veya dışarıdan katılan bir üçüncü kişi araya girerek senedi kabul edebilir. Fıkranın getirdiği temel istisna ise "kabul için ibrazı menedilen" poliçelerdir [4]. TTK m. 692 kapsamında düzenleyen, senedin kabule arz edilmesini yasaklamışsa [5, 6], bu tür senedin kabulü istenemeyeceğinden, araya girme suretiyle kabul kurumu da işletilemeyecektir.
2.2. Gereğinde Kabul Edecek Kişinin Gösterilmesi ve Hamilin İbraz Külfeti (TTK m. 735/2)
Maddenin ikinci fıkrası, senedi düzenleyen veya ciro eden kişinin, senet metninde "gereğinde ödeme yerinde kabul edecek veya ödeyecek bir kişiyi" (adresli/yerleşim yerli poliçe bağlamında) göstermesi ihtimalini düzenler [7]. Doktrinde "ihtiyat muhatabı" veya "gereğinde başvurulacak kişi" (besoign) olarak da adlandırılan bu şahsın senette gösterilmesi, hamile mutlak bir hukuki külfet yükler. Hamil, muhatabın kabulden kaçınması halinde, derhal müracaat borçlularına gidemez; öncelikle poliçeyi senette gösterilen bu ihtiyari muhataba ibraz etmek zorundadır. Şayet bu kişi de araya girme suretiyle kabulden kaçınırsa, hamilin bu durumu bir protesto ile tespit ettirmesi şarttır [7]. Hamil bu ibraz ve protesto külfetini yerine getirmezse, o kişiyi senette göstermiş olan müracaat borçlusuna ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kaybeder [7].
2.3. İhtiyari Araya Girme ve Hamilin Seçimlik Hakkı (TTK m. 735/3)
Maddenin üçüncü fıkrası, senette önceden "gereğinde kabul edecek kişi" olarak gösterilmemiş bir üçüncü şahsın (veya senet borçlularından birinin) kendiliğinden araya girerek kabul teklifinde bulunması (ihtiyari araya girme) halini düzenler. Bu durumda kanun koyucu hamile bir seçimlik hak tanımıştır: Hamil, araya girme suretiyle yapılan bu kabul teklifini reddedebilir [7]. Çünkü hamil, tanımadığı veya ödeme gücüne güvenmediği bir kimsenin kabulü ile bağlanmaya zorlanamaz. Ancak hamil bu teklife izin verir ve araya girmeyi kabul ederse, araya giren kişinin "kimin lehine kabulde bulunmuşsa", o kişiye ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce başvurma haklarını kaybeder [7, 8]. Bu durum, araya girmenin müracaat zincirindeki kesici etkisini göstermektedir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Kambiyo senetlerinde araya girme müessesesi, modern bankacılık uygulamalarında aval ve akreditif [10, 11] gibi güçlü teminat vasıtalarının yaygınlaşması sebebiyle uygulamada oldukça nadir görülmektedir. Ancak Yargıtay kararlarında "araya girme" kurumunun şekli şartlarına ilişkin son derece titiz değerlendirmeler yapılmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına (Örn. Y. 12. HD, 23.3.2007 - E. 2732, K. 5575) göre; poliçede/bonoda araya girme suretiyle kabul şerhinin poliçe üzerine açıkça yazılması ve araya giren tarafından imzalanması şarttır [12]. Yargıtay, senedin ön yüzüne atılmayan veya "araya girme suretiyle kabul" niyetini açıkça ortaya koymayan kayıtları geçersiz saymaktadır. Kararda açıkça belirtildiği üzere: "Poliçenin arka yüzündeki bir imzanın ise ciro zincirinin düzenini bozmamak şartı ile nihayet bir beyaz ciro olarak kabul edilebileceği, bu sebeple araya girmek suretiyle kabul edenin, bu niyetini gösteren bir kaydı da poliçeye dercetmesi gerekir" [12, 13]. Bu içtihat, araya girme suretiyle kabulün zımni bir irade ile yapılamayacağını, TTK m. 736 bağlamında şekli sıkılığın (rigor cambialis) bu müessesede de mutlak surette geçerli olduğunu vurgulamaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Gereğinde Kabul Edecek Kişinin Gösterilmesi): A (düzenleyen), B (lehtar) lehine C (muhatap) üzerine bir poliçe düzenlemiş; ayrıca poliçe metnine "Kabul edilmemesi halinde İstanbul'da mukim X Bankası A.Ş. gereğinde kabul edecek kişidir" şerhini düşmüştür. B senedi D'ye (hamil) ciro etmiştir. Vadeden önce D senedi C'ye kabule arz etmiş, C kabulden kaçınmıştır. Bunun üzerine D, senette gösterilen ihtiyat muhatabı X Bankası'na gitmeden, doğrudan A'ya (düzenleyen) vadeden önce müracaat hakkını kullanarak takip başlatmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 735/2 uyarınca, senette gereğinde kabul edecek bir kişi gösterilmişse hamil, senedi bu kişiye ibraz etmek ve kabul etmeme durumunu protesto ile tespit ettirmek zorundadır [7]. Hamil D, bu emredici külfeti yerine getirmediğinden, o kişiyi senette göstermiş olan A'ya ve ondan sonra gelen borçlulara karşı vadeden önce başvurma hakkını kaybetmiştir. A, icra mahkemesinde bu durumu bir şahsi def'i / takip şartı eksikliği olarak ileri sürüp takibi iptal ettirebilir.
Olay 2 (İhtiyari Araya Girme ve Reddi): Z (hamil), vadesine henüz dört ay bulunan poliçeyi M'ye (muhatap) kabule arz eder, ancak M kabulden imtina eder. Z, kabul etmeme protestosu çektirmeye hazırlanırken, senedi ciro edenlerden ciranta K'nın ticari ilişkide bulunduğu T (üçüncü kişi), K lehine araya girerek senedi kabul etmek istediğini Z'ye bildirir. Z, T'nin ticari itibarını yetersiz bularak bu teklifi reddeder ve protesto işlemlerini tamamlayarak K'ya müracaat eder. Hukuki analiz: TTK m. 735/3 uyarınca, ihtiyari araya girme hallerinde hamil, araya girme suretiyle kabulü dilediği gibi reddedebilir [7]. Hamilin bu teklifi reddetmesi, onun vadeden önce müracaat haklarına halel getirmez. Dolayısıyla Z'nin T'nin teklifini reddedip K'ya müracaat etmesi tamamen kanuna uygundur ve K, "T'nin kabul teklifini reddettin" şeklinde bir itirazda bulunamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Hukuku doktrininde araya girme kurumu, kambiyo senetlerinin tarihsel gelişimi açısından değerlendirildiğinde önemli bir kredi koruma işlevi görse de, güncel ticari teamüllerde yerini büyük ölçüde banka avali [10], kabul kredili akreditifler [20, 21] ve faktoring sözleşmelerine [22] bırakmıştır. Doktrin yazarları (Reha Poroy, Ünal Tekinalp vb.), kanun koyucunun araya girme kurumunu TTK m. 734 ve devamında ayrıntılı olarak düzenlemesinin, Cenevre Yeknesak Kanunu'na sadakat ilkesinin bir sonucu olduğunu vurgulamaktadırlar [23, 24].
Bununla birlikte, TTK m. 735'in lafzı incelendiğinde, hamilin "gereğinde ödeme yerinde kabul edecek" kişiye müracaat etmemesi halinde sadece "vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını" kaybedeceği belirtilmiştir [7]. Doktrinde Sabih Arkan ve Mehmet Bahtiyar gibi isimler, hamilin bu hakkı kaybetmesinin, vadesinde senedin ödenmemesi halinde doğacak olağan müracaat hakkını (vade sonrası) ortadan kaldırmayacağını; zira araya girme kurumunun temel gayesinin "vadeden önceki ani başvuru silsilesini" engellemek olduğunu isabetle tespit etmişlerdir [25, 26]. Kurumun, poliçenin bir güvence aracı olarak değerini sarsmamak adına şekli açıdan (protesto gibi) sıkı kurallara bağlanması kambiyo hukukunun mücerretlik ve şekli sıkı sıkıya bağlılık ilkelerine uygun düşmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.