1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 731. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun en temel prensiplerinden biri olan "şekilcilik" ve "süreye tabiyet" ilkelerinin, objektif imkânsızlık halleriyle karşılaştığı durumlarda nasıl bir esnekliğe kavuşacağını düzenleyen kilit bir normdur. Kambiyo senetlerinde (poliçe, bono ve çek) hamilin, asıl borçlu dışındaki müracaat borçlularına (cirantalar, düzenleyen, avalistler vb.) başvurabilmesi (rücu hakkını kullanabilmesi), kural olarak senedin süresinde ibraz edilmesine ve ödememe durumunun bir protesto ile usulüne uygun olarak tespit edilmesine bağlıdır (TTK m. 714, m. 730). Sürelerin kaçırılması, müracaat hakkının maddi hukuk boyutunda kesin olarak yitirilmesi sonucunu doğurur [1, 2].
Ancak kanun koyucu, hamilin iradesi ve kontrolü dışında gelişen, harici, öngörülemez ve önlenemez nitelikteki olağanüstü durumların (mücbir sebeplerin), hak kaybına yol açmasını hakkaniyete ve hukukun genel ilkelerine aykırı bulmuştur. Bu bağlamda TTK m. 731, kanunen belirli olan ibraz ve protesto sürelerinin, "bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel" nedeniyle gerçekleştirilememesi halinde uzayacağını, bu durumun 30 günü aşması halinde ise hamilin ibraz ve protesto külfetinden tamamen muaf tutularak müracaat hakkını kullanabileceğini düzenlemiştir [3, 4]. Bu düzenleme, ticari hayatın güvenliği ile hak sahibinin korunması arasındaki hassas dengeyi tesis eden istisnai bir koruma mekanizmasıdır. Madde poliçeler için düzenlenmiş olmakla birlikte, TTK m. 778/1-d atfıyla bonolarda ve TTK m. 811 hükmüyle çeklerde de aynen uygulama alanı bulmaktadır [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Mücbir Sebep ve Devletin Mevzuatı Kavramları (m. 731/1)
Madde metninde mücbir sebep, "aşılması imkânsız bir engel" olarak nitelendirilmiştir. Objektif nitelikte olan bu kavram, önceden öngörülemeyen, engellenemeyen ve borcun ifasını veya hukuki işlemin (ibraz/protesto) yapılmasını imkânsızlaştıran harici olayları ifade eder [7, 8]. Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp tarafından da vurgulandığı üzere, ani ve sürekli kar yağışı nedeniyle yolların kapanması, terör hareketlerinin yarattığı sokağa çıkma yasakları veya doğal afetler tipik mücbir sebep halleridir [9]. "Devletin mevzuatı" ifadesi ise, devletin egemenlik hakkına dayanarak aldığı kararları kapsar; örneğin, devletin bankaları bir süre için kapatması, ödemelerle ilgili moratoryum (borç erteleme) ilan etmesi veya Covid-19 pandemisinde olduğu gibi yasal düzenlemelerle icra takiplerinin ve ibraz sürelerinin durdurulması bu kapsamdadır [7-9].
2.2. Hamilin İhbar Yükümlülüğü (m. 731/2)
Mücbir sebebin varlığı, hamili pasif bir bekleyişe itemez. TTK m. 731/2, hamile mücbir sebebi "gecikmeksizin" kendinden önce gelen kişiye ihbar etme ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını koyarak poliçeye veya alonja kaydetme yükümlülüğü getirmiştir [4]. Buradaki şekil şartı, kambiyo senetlerindeki senet metnine bağlılık (illiyet) ilkesinin bir sonucudur. İhbarın silsile halinde düzenleyene kadar ulaşması, TTK m. 723'teki genel ihbar prosedürüne tabidir.
2.3. Mücbir Sebebin Ortadan Kalkması Halinde Yükümlülük (m. 731/3)
Mücbir sebep kalıcı bir muafiyet sağlamaz; sadece süreleri durdurur. Engel ortadan kalktığı anda hamilin "gecikmeksizin" poliçeyi ibraz etmesi ve gerekiyorsa protesto çekmesi şart koşulmuştur [4]. Burada hamilin eylemsizliği, tıpkı normal ibraz sürelerinin kaçırılmasında olduğu gibi, müracaat haklarının düşmesine (TTK m. 730) yol açacaktır.
2.4. Otuz Günlük Hak Düşürücü Sürenin Aşılması ve Muafiyet (m. 731/4 ve 5)
Kanun koyucu, ticari senedin dolaşımındaki belirsizliğin sonsuza kadar sürmesini engellemek amacıyla kesin bir süre sınırı öngörmüştür. Mücbir sebepler vadenin gelmesinden itibaren 30 günden çok sürerse, ibraz ve protesto şartı tamamen ortadan kalkar [4, 10]. Bu andan itibaren hamil, maddi ve şekli şartları yerine getirmeksizin doğrudan müracaat borçlularına başvurabilir [11]. Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek senetlerde ise bu 30 günlük süre, hamilin kendi cirantasına ihbarı yaptığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
2.5. Şahsi Olayların Mücbir Sebep Sayılmaması (m. 731/6)
Kanun, objektif imkânsızlık ile sübjektif imkânsızlığı kesin çizgilerle ayırmıştır. Hamilin veya senedi ibraza memur ettiği kişinin şahsi olayları (örneğin ağır hastalık, kaza geçirme, tutuklanma veya ölüm) mücbir sebep olarak kabul edilmez [4, 12]. Bu kural oldukça sert görünmekle birlikte, kambiyo hukukunun hız ve güven ilkelerinin mutlak bir gereğidir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 730 (Başvurma Hakkının Düşmesi): İbraz veya protesto sürelerinin kaçırılması müracaat hakkını düşürür. TTK m. 731, bu katı kuralın yegane yasal istisnasını teşkil etmektedir [2, 13].
- TTK m. 778/1-d ve m. 811: TTK m. 731 hükümleri, TTK m. 778 yollamasıyla bonolara; TTK m. 811 hükmü aracılığıyla da ibraz süreleri ve karşılıksızlık tespitleri bakımından çeklere uygulanır [6].
- TTK m. 723 (İhbar Zorunluluğu): TTK m. 731/2 uyarınca yapılacak mücbir sebep ihbarı, TTK m. 723'teki usul ve sürelere tabidir.
- TTK m. 757 (İptal ve Ödemeden Men Yasağı): Bir senedin zıyaı halinde alınan ödemeden men yasağının mücbir sebep sayılıp sayılmayacağı doktrinde tartışmalıdır. Çoğunluk görüşü ve Yargıtay, TTK m. 757 uyarınca verilen mahkeme kararını "devletin mevzuatı/mücbir sebep" kapsamında değerlendirerek TTK m. 731/4'ün uygulanmasına cevaz vermektedir [14].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, TTK m. 731 uygulamasını oldukça dar ve şekli sınırlar içinde tutmaktadır. Yargıtay HGK'nın 18.11.1981 tarihli ve E. 11-165, K. 739 sayılı emsal kararında; devlet tarafından ilan edilen ödeme yasaklarının "mücbir sebep/devletin mevzuatı" kapsamında olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Kararda, "olayın değerlendirilmesinde ve mücbir sebeplerin takdirinde... senetlerin ödenmesinin yasaklanmış olduğu vakıasının gözden uzak tutulmaması zorunludur" denilmiş; davacı bankanın mahkeme veya devlet kararına uyma zorunluluğu altında protesto çekememesinin mücbir sebep teşkil ettiği ve bu durumun 30 günden fazla sürmesi halinde hamilin, protesto çekmeye lüzum kalmaksızın ilk ciranta durumundaki müracaat borçlusuna başvurabileceği onanmıştır [15, 16].
Ayrıca pandemi döneminde 7226 sayılı Kanun Geçici Madde 1 ile getirilen sürelerin durdurulmasına ilişkin düzenlemeler de Yargıtay ve icra mahkemeleri nezdinde TTK m. 811 ve TTK m. 731 anlamında kanuni mücbir sebep olarak kabul edilmiş ve bu dönemde yapılamayan ibraz/protesto işlemleri nedeniyle hamillerin hak kaybına uğramayacağı içtihat edilmiştir [7, 8].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X A.Ş., elinde bulundurduğu ve vadesi 15 Şubat olan bonoyu ödeme için asıl borçluya ibraz edeceği gün bölgede şiddetli bir deprem meydana gelmiş, tüm yollar ve noterlikler yıkılarak iletişime kapanmıştır. Deprem felaketinin etkileri iki aydan uzun sürmüştür.
Hukuki analiz: Olayda TTK m. 731/1 uyarınca açık bir objektif imkânsızlık hali (doğal afet) bulunmaktadır. İbraz ve protesto süreleri uzamıştır. Ancak depremin etkileri vadeden itibaren 30 günden fazla (iki ay) sürdüğü için, X A.Ş., TTK m. 731/4 uyarınca 30. günün dolmasıyla birlikte, bonoyu ibraz etmeye ve ödememe protestosu çekmeye gerek kalmaksızın doğrudan cirantalara karşı müracaat hakkını (ihtiyati haciz veya kambiyo senetlerine mahsus takip) kullanabilir.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Y şirketinin tahsilat yetkilisi, vadesi gelen poliçeyi muhataba ibraz etmek ve protesto çekmek üzere yola çıktığı esnada ağır bir trafik kazası geçirmiş ve 40 gün komada kalmıştır. Bu süreçte senedin ibraz ve protesto süresi kaçırılmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 731/6 hükmü son derece açıktır; "Hamilin veya poliçeyi ibraza veya protesto çekmeye memur ettiği kişinin yalnız kendilerine ait olaylar mücbir sebeplerden sayılmaz" [4, 12, 17]. Tahsilat yetkilisinin trafik kazası geçirmesi ve komada kalması trajik olmakla birlikte sübjektif bir imkânsızlıktır. Olayda kanuni anlamda bir mücbir sebep oluşmadığından TTK m. 730 uyarınca müracaat hakları düşmüştür. Y şirketi, müracaat borçlularına (cirantalara) karşı kambiyo hukukundan doğan haklarını kullanamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Bir devlet tasarrufu söz konusu ise (örneğin kanunla sürelerin durdurulması), bu husus herkesçe bilineceğinden ispat yükü nispeten kolaydır. Ancak yerel bir doğal afet veya aşılması imkânsız maddi bir engel (sel, heyelan vb.) var ise, mücbir sebebin varlığını, başlangıcını ve ne kadar sürdüğünü ispat yükü, müracaat hakkını kullanmak isteyen hamile aittir.
- Zamanaşımı / Süreler: 30 günlük sınır çok kritiktir. Hamil, 30 günlük süreyi hesaplarken, poliçenin belirli gün vadeli, görüldüğünde vadeli veya görüldükten belli süre sonra vadeli olmasına dikkat etmelidir (TTK m. 731/5). Mücbir sebebin kendi cirantasına ihbarı geciktirilemez; aksi takdirde ihmalden doğan zararların tazmini gündeme gelir.
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 731 bağlamındaki uyuşmazlıklar, kambiyo senetlerinden kaynaklandığı için 6102 sayılı TTK m. 4 uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir ve Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir [18].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada yapılan en büyük hata, borçlunun iflas etmesinin veya ödeme aczine düşmesinin mücbir sebep sayılacağının zannedilmesidir. Borçlunun iflası TTK m. 714/6 uyarınca protesto çekilmesini gerektirmeyen (protestodan muafiyet) ayrı bir durumdur; TTK m. 731 bağlamında bir mücbir sebep değildir [19]. İkinci hata ise, mücbir sebebin senedin üzerine veya alonja yazılı olarak kaydedilmesi ve imzalanması zorunluluğunun (TTK m. 731/2) göz ardı edilmesidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Kambiyo senetlerinde şekilcilik ve tedavül güvenliğinin sağlanması, senedin dolaşım hızının kesilmemesini gerektirir. Bu nedenle TTK m. 731, özellikle m. 731/6 fıkrasıyla son derece katı bir yaklaşım sergilemektedir. Doktrinde bazı yazarlar, temsilcinin dahi şahsi durumlarının mücbir sebep sayılmamasının, modern hukuk sistemlerindeki hakkaniyet ve dürüstlük kuralı ekseninde aşırı sert sonuçlar doğurduğunu savunmaktadır. Ancak Sabih Arkan ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, kambiyo hukukunun soyut ve katı doğasının, ticari güvenliğin tesisi için bu tür sübjektif mazeretlere kapalı olması gerektiği yönündeki haklı tespitte birleşmektedir.
Öte yandan, kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle iptali davalarında alınan "ödemeden men yasağı" kararının TTK m. 731 bağlamında bir mücbir sebep olarak değerlendirilmesi, doktrinde Nurkut İnan gibi yazarlar tarafından eleştirilmiştir [20, 21]. İnan'a göre, mahkemenin verdiği ödeme yasağı kararı hamilin kendi talebiyle ortaya çıkmakta olup, tamamen harici ve öngörülemez bir "aşılması imkânsız engel" niteliğinde değildir. Ancak Yargıtay ve öğretideki baskın görüş (Kendigelen/Kırca), mahkeme kararının bağlayıcılığı ve emrediciliği karşısında bunu bir devlet müdahalesi (mevzuat/karar) olarak kabul ederek 30 günlük süre sonunda protestosuz başvuru imkanının (TTK m. 731/4) doğacağını kabul ederek mağduriyetleri gidermeyi tercih etmiştir [14].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 731. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun en temel prensiplerinden biri olan "şekilcilik" ve "süreye tabiyet" ilkelerinin, objektif imkânsızlık halleriyle karşılaştığı durumlarda nasıl bir esnekliğe kavuşacağını düzenleyen kilit bir normdur. Kambiyo senetlerinde (poliçe, bono ve çek) hamilin, asıl borçlu dışındaki müracaat borçlularına (cirantalar, düzenleyen, avalistler vb.) başvurabilmesi (rücu hakkını kullanabilmesi), kural olarak senedin süresinde ibraz edilmesine ve ödememe durumunun bir protesto ile usulüne uygun olarak tespit edilmesine bağlıdır (TTK m. 714, m. 730). Sürelerin kaçırılması, müracaat hakkının maddi hukuk boyutunda kesin olarak yitirilmesi sonucunu doğurur [1, 2].
Ancak kanun koyucu, hamilin iradesi ve kontrolü dışında gelişen, harici, öngörülemez ve önlenemez nitelikteki olağanüstü durumların (mücbir sebeplerin), hak kaybına yol açmasını hakkaniyete ve hukukun genel ilkelerine aykırı bulmuştur. Bu bağlamda TTK m. 731, kanunen belirli olan ibraz ve protesto sürelerinin, "bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel" nedeniyle gerçekleştirilememesi halinde uzayacağını, bu durumun 30 günü aşması halinde ise hamilin ibraz ve protesto külfetinden tamamen muaf tutularak müracaat hakkını kullanabileceğini düzenlemiştir [3, 4]. Bu düzenleme, ticari hayatın güvenliği ile hak sahibinin korunması arasındaki hassas dengeyi tesis eden istisnai bir koruma mekanizmasıdır. Madde poliçeler için düzenlenmiş olmakla birlikte, TTK m. 778/1-d atfıyla bonolarda ve TTK m. 811 hükmüyle çeklerde de aynen uygulama alanı bulmaktadır [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Mücbir Sebep ve Devletin Mevzuatı Kavramları (m. 731/1)
Madde metninde mücbir sebep, "aşılması imkânsız bir engel" olarak nitelendirilmiştir. Objektif nitelikte olan bu kavram, önceden öngörülemeyen, engellenemeyen ve borcun ifasını veya hukuki işlemin (ibraz/protesto) yapılmasını imkânsızlaştıran harici olayları ifade eder [7, 8]. Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp tarafından da vurgulandığı üzere, ani ve sürekli kar yağışı nedeniyle yolların kapanması, terör hareketlerinin yarattığı sokağa çıkma yasakları veya doğal afetler tipik mücbir sebep halleridir [9]. "Devletin mevzuatı" ifadesi ise, devletin egemenlik hakkına dayanarak aldığı kararları kapsar; örneğin, devletin bankaları bir süre için kapatması, ödemelerle ilgili moratoryum (borç erteleme) ilan etmesi veya Covid-19 pandemisinde olduğu gibi yasal düzenlemelerle icra takiplerinin ve ibraz sürelerinin durdurulması bu kapsamdadır [7-9].
2.2. Hamilin İhbar Yükümlülüğü (m. 731/2)
Mücbir sebebin varlığı, hamili pasif bir bekleyişe itemez. TTK m. 731/2, hamile mücbir sebebi "gecikmeksizin" kendinden önce gelen kişiye ihbar etme ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını koyarak poliçeye veya alonja kaydetme yükümlülüğü getirmiştir [4]. Buradaki şekil şartı, kambiyo senetlerindeki senet metnine bağlılık (illiyet) ilkesinin bir sonucudur. İhbarın silsile halinde düzenleyene kadar ulaşması, TTK m. 723'teki genel ihbar prosedürüne tabidir.
2.3. Mücbir Sebebin Ortadan Kalkması Halinde Yükümlülük (m. 731/3)
Mücbir sebep kalıcı bir muafiyet sağlamaz; sadece süreleri durdurur. Engel ortadan kalktığı anda hamilin "gecikmeksizin" poliçeyi ibraz etmesi ve gerekiyorsa protesto çekmesi şart koşulmuştur [4]. Burada hamilin eylemsizliği, tıpkı normal ibraz sürelerinin kaçırılmasında olduğu gibi, müracaat haklarının düşmesine (TTK m. 730) yol açacaktır.
2.4. Otuz Günlük Hak Düşürücü Sürenin Aşılması ve Muafiyet (m. 731/4 ve 5)
Kanun koyucu, ticari senedin dolaşımındaki belirsizliğin sonsuza kadar sürmesini engellemek amacıyla kesin bir süre sınırı öngörmüştür. Mücbir sebepler vadenin gelmesinden itibaren 30 günden çok sürerse, ibraz ve protesto şartı tamamen ortadan kalkar [4, 10]. Bu andan itibaren hamil, maddi ve şekli şartları yerine getirmeksizin doğrudan müracaat borçlularına başvurabilir [11]. Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek senetlerde ise bu 30 günlük süre, hamilin kendi cirantasına ihbarı yaptığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
2.5. Şahsi Olayların Mücbir Sebep Sayılmaması (m. 731/6)
Kanun, objektif imkânsızlık ile sübjektif imkânsızlığı kesin çizgilerle ayırmıştır. Hamilin veya senedi ibraza memur ettiği kişinin şahsi olayları (örneğin ağır hastalık, kaza geçirme, tutuklanma veya ölüm) mücbir sebep olarak kabul edilmez [4, 12]. Bu kural oldukça sert görünmekle birlikte, kambiyo hukukunun hız ve güven ilkelerinin mutlak bir gereğidir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, TTK m. 731 uygulamasını oldukça dar ve şekli sınırlar içinde tutmaktadır. Yargıtay HGK'nın 18.11.1981 tarihli ve E. 11-165, K. 739 sayılı emsal kararında; devlet tarafından ilan edilen ödeme yasaklarının "mücbir sebep/devletin mevzuatı" kapsamında olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Kararda, "olayın değerlendirilmesinde ve mücbir sebeplerin takdirinde... senetlerin ödenmesinin yasaklanmış olduğu vakıasının gözden uzak tutulmaması zorunludur" denilmiş; davacı bankanın mahkeme veya devlet kararına uyma zorunluluğu altında protesto çekememesinin mücbir sebep teşkil ettiği ve bu durumun 30 günden fazla sürmesi halinde hamilin, protesto çekmeye lüzum kalmaksızın ilk ciranta durumundaki müracaat borçlusuna başvurabileceği onanmıştır [15, 16]. Ayrıca pandemi döneminde 7226 sayılı Kanun Geçici Madde 1 ile getirilen sürelerin durdurulmasına ilişkin düzenlemeler de Yargıtay ve icra mahkemeleri nezdinde TTK m. 811 ve TTK m. 731 anlamında kanuni mücbir sebep olarak kabul edilmiş ve bu dönemde yapılamayan ibraz/protesto işlemleri nedeniyle hamillerin hak kaybına uğramayacağı içtihat edilmiştir [7, 8].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): X A.Ş., elinde bulundurduğu ve vadesi 15 Şubat olan bonoyu ödeme için asıl borçluya ibraz edeceği gün bölgede şiddetli bir deprem meydana gelmiş, tüm yollar ve noterlikler yıkılarak iletişime kapanmıştır. Deprem felaketinin etkileri iki aydan uzun sürmüştür. Hukuki analiz: Olayda TTK m. 731/1 uyarınca açık bir objektif imkânsızlık hali (doğal afet) bulunmaktadır. İbraz ve protesto süreleri uzamıştır. Ancak depremin etkileri vadeden itibaren 30 günden fazla (iki ay) sürdüğü için, X A.Ş., TTK m. 731/4 uyarınca 30. günün dolmasıyla birlikte, bonoyu ibraz etmeye ve ödememe protestosu çekmeye gerek kalmaksızın doğrudan cirantalara karşı müracaat hakkını (ihtiyati haciz veya kambiyo senetlerine mahsus takip) kullanabilir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Y şirketinin tahsilat yetkilisi, vadesi gelen poliçeyi muhataba ibraz etmek ve protesto çekmek üzere yola çıktığı esnada ağır bir trafik kazası geçirmiş ve 40 gün komada kalmıştır. Bu süreçte senedin ibraz ve protesto süresi kaçırılmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 731/6 hükmü son derece açıktır; "Hamilin veya poliçeyi ibraza veya protesto çekmeye memur ettiği kişinin yalnız kendilerine ait olaylar mücbir sebeplerden sayılmaz" [4, 12, 17]. Tahsilat yetkilisinin trafik kazası geçirmesi ve komada kalması trajik olmakla birlikte sübjektif bir imkânsızlıktır. Olayda kanuni anlamda bir mücbir sebep oluşmadığından TTK m. 730 uyarınca müracaat hakları düşmüştür. Y şirketi, müracaat borçlularına (cirantalara) karşı kambiyo hukukundan doğan haklarını kullanamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Kambiyo senetlerinde şekilcilik ve tedavül güvenliğinin sağlanması, senedin dolaşım hızının kesilmemesini gerektirir. Bu nedenle TTK m. 731, özellikle m. 731/6 fıkrasıyla son derece katı bir yaklaşım sergilemektedir. Doktrinde bazı yazarlar, temsilcinin dahi şahsi durumlarının mücbir sebep sayılmamasının, modern hukuk sistemlerindeki hakkaniyet ve dürüstlük kuralı ekseninde aşırı sert sonuçlar doğurduğunu savunmaktadır. Ancak Sabih Arkan ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, kambiyo hukukunun soyut ve katı doğasının, ticari güvenliğin tesisi için bu tür sübjektif mazeretlere kapalı olması gerektiği yönündeki haklı tespitte birleşmektedir.
Öte yandan, kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle iptali davalarında alınan "ödemeden men yasağı" kararının TTK m. 731 bağlamında bir mücbir sebep olarak değerlendirilmesi, doktrinde Nurkut İnan gibi yazarlar tarafından eleştirilmiştir [20, 21]. İnan'a göre, mahkemenin verdiği ödeme yasağı kararı hamilin kendi talebiyle ortaya çıkmakta olup, tamamen harici ve öngörülemez bir "aşılması imkânsız engel" niteliğinde değildir. Ancak Yargıtay ve öğretideki baskın görüş (Kendigelen/Kırca), mahkeme kararının bağlayıcılığı ve emrediciliği karşısında bunu bir devlet müdahalesi (mevzuat/karar) olarak kabul ederek 30 günlük süre sonunda protestosuz başvuru imkanının (TTK m. 731/4) doğacağını kabul ederek mağduriyetleri gidermeyi tercih etmiştir [14].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.