1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) kıymetli evrak hukukuna ilişkin dördüncü kitabında yer alan 727. ve 728. maddeleri, kambiyo senetlerinde (poliçe, bono ve yollama suretiyle çek) müracaat (başvurma) hakkının kullanılması neticesinde gerçekleşen ödemenin usulünü, ispatını ve ödeyen borçlunun hukuki durumunun korunmasını düzenleyen temel normlardır [1].
Kambiyo senetleri hukukunda temel prensip, hakkın senede bağlı olması (mündemiç olması) ve senetsiz ileri sürülememesidir. Bu mücerretlik ve senede bağlılık ilkesi, ödeme aşamasında da kendisini gösterir. Vadesinde ödenmeyen veya kabul edilmeyen bir poliçe yahut bono dolayısıyla hamil, müracaat (başvurma) hakkını kullanarak ciro silsilesindeki önceki cirantalara, düzenleyene veya avalistlere başvurduğunda, ödemeyi yapacak olan müracaat borçlusu ciddi bir hukuki risk altına girer. Zira senet bedelini ödeyen bu kişi, hem mükerrer ödeme tehlikesinden kurtulmak hem de kendisinden önce gelen (kendisine karşı sorumlu olan) borçlulara rücu edebilmek için senedin zilyetliğini ve müracaat hakkının doğduğunu ispatlayan protesto evrakını elde etmek zorundadır [2].
İşte TTK m. 727, kendisine başvurulan borçlunun, ödeme yapması mukabilinde senedi, protesto belgesini ve ayrıca doldurulacak bir makbuzu talep hakkını güvence altına alır. Maddenin ikinci fıkrası ise, senedi ödeyerek teslim alan cirantanın, rücu silsilesini kendi lehine temizleyebilmesi adına, kendi cirosunu ve kendisinden sonraki ciroları "çizebilme" (iptal etme) yetkisini düzenler [1, 3]. TTK m. 728 ise bu durumun kısmi kabul hallerindeki özel görünümünü ihtiva ederek, kısmi ödemenin senet üzerine şerh edilmesini ve hamilin onaylı suret verme yükümlülüğünü hükme bağlar [1]. Bu hükümler, TTK m. 778/1-d yollamasıyla bonolarda, TTK m. 818/1-l yollamasıyla da çeklerde (niteliğine uygun düştüğü ölçüde) uygulama alanı bulur [4, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Makbuz ve Evrakın Teslimini İsteme Hakkı
TTK m. 727/1 uyarınca müracaat borçlusu, kendisinden talep edilen bedeli (TTK m. 725'te sayılan ana para, faiz, protesto ve ihbar masrafları ile komisyon ücretini) ödediğinde, hamilin elinde bulunan üç temel ispat aracını talep etme hakkına sahip olur: Poliçe (veya bono/çek) aslı, protesto belgesi ve ayrıca düzenlenecek bir makbuz [1].
Kıymetli evrak hukukunun katı kuralları gereği, ödeme yapan borçlu senedi geri almazsa, senedin iyi niyetli üçüncü kişilere (yetkili hamillere) ciro yoluyla devredilmesi ve bu suretle ikinci kez ödeme külfetiyle karşılaşması riski mevcuttur [6]. Reha Poroy ve Ünal Tekinalp'in de eserlerinde vurguladığı üzere, borçlunun borcundan kurtulması için kural olarak senedi geri alarak ödeme yapması kafidir [7]. Ancak müracaat hakkının kullanıldığı senaryolarda salt senedin alınması yeterli olmaz; zira ödeyen cirantanın kendi rücu hakkını kullanabilmesi için senedin zamanında ibraz edildiğini ve ödenmediğini kanıtlayan protesto belgesine de ihtiyacı vardır [1]. Makbuz ise, hamil ile ödeyen arasındaki iç ilişkide ifanın gerçekleştiğinin (borcun sükût ettiğinin) yazılı ve kesin delilini oluşturur.
2.2. Ciroların Çizilmesi (İptali) Yetkisi (TTK m. 727/2)
Senedi ödeyen müracaat borçlusu (örneğin bir ciranta), senedi fiziken teslim aldıktan sonra, kendi yaptığı ciroyu ve kendinden sonra gelen borçluların cirolarını çizebilir [3]. Bu işlemin hukuki niteliği, senedin devir ve teminat fonksiyonlarını geçmişe dönük olarak daraltan bir "hukuki iptal" beyanıdır [8].
TTK m. 686 hükmü gereğince "çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir" [9, 10]. Ödeme yapan ciranta, kendi cirosunu ve sonrakileri çizdiğinde, hukuken senet o kişinin elinden hiç çıkmamış, hiç ciro edilmemiş durumuna (statükoya) geri döner [3]. Böylece bu ciranta, ciro silsilesindeki meşru hamil sıfatını yeniden kazanır ve senedi iktisap ederken dayandığı hak sahipliği zinciri üzerinde hiçbir tartışmaya mahal vermeksizin, kendisinden önce gelen cirantalara, düzenleyene veya avalistlere yönelebilir. Bu eylem, sonradan doğabilecek def'i itirazlarını (örneğin sonraki cirantaların şahsi def'ilerinin araya girmesi riskini) kaynağında bertaraf eder.
2.3. Kısmi Kabul ve Kısmi Ödemede Şerh ve Suret Verilmesi (TTK m. 728)
TTK m. 728, poliçenin kısmen kabul edilmesi halinde müracaat hakkının kullanılmasına ilişkindir. Eğer muhatap poliçeyi örneğin %60 oranında kabul etmişse, kalan %40'lık reddedilen kısım için hamil, vadeden önce dahi düzenleyene veya cirantalara başvurabilir. Bu %40'lık kısmı ödeyen müracaat borçlusu, bedelin tamamını ödemediği için senedin aslını haklı olarak alamaz (zira hamil %60'lık kısım için vadeyi bekleyip muhataba gidecektir) [1, 11].
Bu durumda kanun koyucu, menfaatler dengesini kurmak adına şu mekanizmayı öngörmüştür: Ödeme yapan kişi, bu ödemenin senet aslı üzerine "şerh edilmesini" ve kendisine bir "makbuz" verilmesini ister [11]. Ancak bu kişinin de kendi rücu haklarını kullanabilmesi gerektiğinden, kanun, hamile poliçenin ve protestonun "onaylı birer suretini" (fotokopisini/kopyasını) ödeme yapan borçluya verme zorunluluğu yüklemiştir [11].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 686 (Çizilmiş Ciroların Yazılmamış Sayılması): TTK m. 727/2 uyarınca ciroların çizilmesi hakkı, hukuki sonuçlarını TTK m. 686 üzerinden doğurur. Çizilen cirolar ciro silsilesinden koparılır ve bu durum müracaat borçlusunun ciro zincirindeki yerini sağlamlaştırır [9, 10].
- TTK m. 725 ve m. 726 (Başvurma Hakkının Kapsamı): Müracaat eden hamilin talep edebileceği tutarlar (m. 725) ile ödeyen kişinin kendi öncekilerden talep edebileceği tutarlar (m. 726) birbirinin mütemmimidir. TTK m. 727'deki makbuz ve evrak teslimi, bu bedellerin usulüne uygun el değiştirdiğinin güvencesidir [2, 12, 13].
- TTK m. 709/1 (Muhatabın Makbuz İsteme Hakkı): Müracaat borçlularına TTK m. 727 ile tanınan bu hak, asıl borçlu/muhatap için m. 709/1'de düzenlenmiştir. Poliçeyi ödeyen muhatap da poliçenin kendisine ibra şerhi ile teslimini isteyebilir [14, 15].
- TBK m. 99 ve m. 100 (Makbuz ve Senedin İadesi): Borçlar hukukunun genel hükümlerindeki ödeme yapanın makbuz ve borç senedinin iadesini isteme hakkı (TBK m. 100), kambiyo senetleri hukukunda m. 727 ile spesifik ve emredici bir forma kavuşturulmuştur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri), çizilmiş ciroların durumu ve senedin iadesi hususlarında istikrarlı içtihatlar geliştirmiştir.
- Çizilmiş Cironun Hükmü ve Yetkili Hamil Sıfatı: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 18.02.1991 tarihli, E. 1990/8354, K. 1991/1900 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere; poliçeyi (veya bonoyu) ödemiş olan her ciranta kendi cirosunu ve kendisinden sonra gelen borçluların cirosunu çizebilir. “TTK. 702. maddesine (Yeni TTK m. 686) göre çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Yasanın bu hükümlerine göre alacaklının yetkili hamil olduğu düşünülmeden takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.” [16]. Yargıtay bu kararıyla, ödeme yaparak senedi geri alan ve sonraki ciroları çizen cirantanın ciro silsilesini tamir ettiğini ve meşru/yetkili hamil sıfatıyla takibe yetkili olduğunu tescil etmiştir.
- Senedin İadesi Edilmeden Ödeme Yapılması Riski: Yargıtay, kambiyo senetlerinde bedelin ödendiği iddiasının ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini belirtirken, asıl delilin senedin geri alınması olduğunu sıkça vurgular. Senet bedelini hamile ödeyen müracaat borçlusu senedi teslim almaz ve hamil senedi üçüncü bir iyi niyetli kişiye ciro ederse, ödeme yapan kişi bu yeni hamile karşı "ödeme def'ini" (şahsi def'i niteliğinde olduğundan) ileri süremez [6, 17, 18].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Müracaat Borçlusunun Senedi Ödemesi ve İptal Hakkı):
Olay: (K) tarafından düzenlenen bir bono, sırasıyla lehtar (L)'den, (C1), (C2) ve son hamil (H)'ye ciro edilmiştir. Vadesinde ödenmeyen bono için (H) protesto çekerek (C2)'ye müracaat etmiş, (C2) bedeli ödemiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 727 uyarınca (C2), bedeli (H)'ye öderken bononun aslını, protesto evrakını ve bir makbuzu talep etme hakkına sahiptir. (C2) senedi teslim aldıktan sonra, senedin arka yüzündeki kendi cirosunu ve kendisinden sonraki (H)'ye yapılan ciroyu çizer (iptal eder). Çizilen bu cirolar TTK m. 686 gereği yazılmamış sayılır. (C2) artık senedin meşru hamili sıfatıyla, kendisinden önce gelen (C1), (L) ve düzenleyen (K)'ya karşı rücu haklarını (TTK m. 726) kullanmak üzere icra takibi veya dava yoluna başvurabilecektir.
Olay 2 (Kısmi Kabulde Suret Verilmesi - TTK m. 728):
Olay: 500.000 TL bedelli bir poliçe, muhatap (M) tarafından yalnızca 200.000 TL'lik kısmı için kabul edilmiştir. Kısmi kabul üzerine hamil (H), 300.000 TL'lik kabul edilmeyen kısım için vadeden önce düzenleyen (D)'ye başvurmuştur.
Hukuki Analiz: (D), 300.000 TL'yi ödediğinde, senedin tamamını geri alamaz; zira senedin 200.000 TL'lik kabul edilmiş kısmı halen ayaktadır ve (H) vadede bu tutarı (M)'den talep edecektir. TTK m. 728 uyarınca (D), yaptığı 300.000 TL'lik ödemenin poliçe aslına şerh edilmesini ve kendisine bir makbuz verilmesini ister. Ayrıca (D)'nin daha sonraki bir aşamada kendi haklarını koruyabilmesi için, (H)'nin (D)'ye poliçenin ve varsa kısmi kabulü gösteren protestonun onaylı birer suretini (kopyasını) teslim etmesi yasal bir zorunluluktur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kambiyo senedi bedelinin ödendiğini ispat yükü ödemeyi yaptığını iddia eden müracaat borçlusuna aittir. TTK m. 727 kapsamında senedin, protesto belgesinin ve özellikle makbuzun alınması bu ispat yükünün yerine getirilmesi için kanunun bahşettiği en kesin hukuki kalkandır.
- Zamanaşımı / Süreler: Senedi ödeyen müracaat borçlusunun (cirantanın), kendisinden önce gelen borçlulara ve düzenleyene karşı açacağı rücu davası veya yapacağı icra takibi, senedi ödediği veya kendisine karşı dava açıldığı tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 749/3) [19, 20].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kambiyo senetlerine dayalı rücu taleplerinde ve menfi tespit/istirdat veya tahsil davalarında Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. İcra takiplerinde yetkili icra daireleri, kural olarak borçlunun yerleşim yeri veya senedin ödeneceği yer (ifa yeri) icra daireleridir [21].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, müracaat borçlularının haricen banka havalesi veya nakit ile ödeme yapıp, senedin aslını (fiziki varlığını) ve protesto belgesini hamilden geri almadıkları sıklıkla görülmektedir. Bu vahim hata, senedin dolaşıma girmesi durumunda iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ikinci kez ödeme yapma yükümlülüğü doğurur [6].
7. Eleştirel Değerlendirme
Kıymetli evrak hukuku doktrininde (örneğin Sabih Arkan, Abuzer Kendigelen, Fırat Öztan), kambiyo senetlerinin ibrazı ve iadesi müesseseleri son derece sıkı şekil şartlarına tabidir. Öğretide, senedin zilyetliğinin devri ve ciroların çizilmesinin, poliçenin kıymetli evrak niteliği (senedin ve hakkın birleşmesi) ile doğrudan uyumlu olduğu kabul edilir.
Ancak günümüz bankacılık ve elektronik ödeme sistemlerinin geldiği noktada, TTK m. 727'nin katı "fiziki makbuz" ve "fiziki çizme/karalama" prosedürü eleştiriye açıktır. Kaydi sistemde dolaşan, takas odalarında (TTK m. 708/2 [22]) elektronik olarak işleme alınan senetler bakımından, fiziki senedin üzerine şerh düşülmesi ve ciroların fiziken çizilmesi usulü pratik hızla bağdaşmamaktadır. Doktrinde ileri sürülen bazı görüşler, banka dekontlarının ve ödeme sistemlerindeki elektronik izlerin, TTK m. 727'deki "makbuz" ve "teslim" şartlarının ispatını zımnen yerine getirdiğini (veya getirmesi gerektiğini) savunsa da, TTK lafzı hala katı maddi kurallara dayanmaktadır. Kanun koyucunun teleolojik (amaçsal) yorum teknikleriyle dahi aşılamayacak bu şekilciliğe, dijitalleşen ticari hayata uyum sağlamak adına "kaydi kambiyo senetleri" bağlamında çağdaş reformlar getirmesi gerektiği aşikârdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) kıymetli evrak hukukuna ilişkin dördüncü kitabında yer alan 727. ve 728. maddeleri, kambiyo senetlerinde (poliçe, bono ve yollama suretiyle çek) müracaat (başvurma) hakkının kullanılması neticesinde gerçekleşen ödemenin usulünü, ispatını ve ödeyen borçlunun hukuki durumunun korunmasını düzenleyen temel normlardır [1].
Kambiyo senetleri hukukunda temel prensip, hakkın senede bağlı olması (mündemiç olması) ve senetsiz ileri sürülememesidir. Bu mücerretlik ve senede bağlılık ilkesi, ödeme aşamasında da kendisini gösterir. Vadesinde ödenmeyen veya kabul edilmeyen bir poliçe yahut bono dolayısıyla hamil, müracaat (başvurma) hakkını kullanarak ciro silsilesindeki önceki cirantalara, düzenleyene veya avalistlere başvurduğunda, ödemeyi yapacak olan müracaat borçlusu ciddi bir hukuki risk altına girer. Zira senet bedelini ödeyen bu kişi, hem mükerrer ödeme tehlikesinden kurtulmak hem de kendisinden önce gelen (kendisine karşı sorumlu olan) borçlulara rücu edebilmek için senedin zilyetliğini ve müracaat hakkının doğduğunu ispatlayan protesto evrakını elde etmek zorundadır [2].
İşte TTK m. 727, kendisine başvurulan borçlunun, ödeme yapması mukabilinde senedi, protesto belgesini ve ayrıca doldurulacak bir makbuzu talep hakkını güvence altına alır. Maddenin ikinci fıkrası ise, senedi ödeyerek teslim alan cirantanın, rücu silsilesini kendi lehine temizleyebilmesi adına, kendi cirosunu ve kendisinden sonraki ciroları "çizebilme" (iptal etme) yetkisini düzenler [1, 3]. TTK m. 728 ise bu durumun kısmi kabul hallerindeki özel görünümünü ihtiva ederek, kısmi ödemenin senet üzerine şerh edilmesini ve hamilin onaylı suret verme yükümlülüğünü hükme bağlar [1]. Bu hükümler, TTK m. 778/1-d yollamasıyla bonolarda, TTK m. 818/1-l yollamasıyla da çeklerde (niteliğine uygun düştüğü ölçüde) uygulama alanı bulur [4, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Makbuz ve Evrakın Teslimini İsteme Hakkı
TTK m. 727/1 uyarınca müracaat borçlusu, kendisinden talep edilen bedeli (TTK m. 725'te sayılan ana para, faiz, protesto ve ihbar masrafları ile komisyon ücretini) ödediğinde, hamilin elinde bulunan üç temel ispat aracını talep etme hakkına sahip olur: Poliçe (veya bono/çek) aslı, protesto belgesi ve ayrıca düzenlenecek bir makbuz [1].
Kıymetli evrak hukukunun katı kuralları gereği, ödeme yapan borçlu senedi geri almazsa, senedin iyi niyetli üçüncü kişilere (yetkili hamillere) ciro yoluyla devredilmesi ve bu suretle ikinci kez ödeme külfetiyle karşılaşması riski mevcuttur [6]. Reha Poroy ve Ünal Tekinalp'in de eserlerinde vurguladığı üzere, borçlunun borcundan kurtulması için kural olarak senedi geri alarak ödeme yapması kafidir [7]. Ancak müracaat hakkının kullanıldığı senaryolarda salt senedin alınması yeterli olmaz; zira ödeyen cirantanın kendi rücu hakkını kullanabilmesi için senedin zamanında ibraz edildiğini ve ödenmediğini kanıtlayan protesto belgesine de ihtiyacı vardır [1]. Makbuz ise, hamil ile ödeyen arasındaki iç ilişkide ifanın gerçekleştiğinin (borcun sükût ettiğinin) yazılı ve kesin delilini oluşturur.
2.2. Ciroların Çizilmesi (İptali) Yetkisi (TTK m. 727/2)
Senedi ödeyen müracaat borçlusu (örneğin bir ciranta), senedi fiziken teslim aldıktan sonra, kendi yaptığı ciroyu ve kendinden sonra gelen borçluların cirolarını çizebilir [3]. Bu işlemin hukuki niteliği, senedin devir ve teminat fonksiyonlarını geçmişe dönük olarak daraltan bir "hukuki iptal" beyanıdır [8].
TTK m. 686 hükmü gereğince "çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir" [9, 10]. Ödeme yapan ciranta, kendi cirosunu ve sonrakileri çizdiğinde, hukuken senet o kişinin elinden hiç çıkmamış, hiç ciro edilmemiş durumuna (statükoya) geri döner [3]. Böylece bu ciranta, ciro silsilesindeki meşru hamil sıfatını yeniden kazanır ve senedi iktisap ederken dayandığı hak sahipliği zinciri üzerinde hiçbir tartışmaya mahal vermeksizin, kendisinden önce gelen cirantalara, düzenleyene veya avalistlere yönelebilir. Bu eylem, sonradan doğabilecek def'i itirazlarını (örneğin sonraki cirantaların şahsi def'ilerinin araya girmesi riskini) kaynağında bertaraf eder.
2.3. Kısmi Kabul ve Kısmi Ödemede Şerh ve Suret Verilmesi (TTK m. 728)
TTK m. 728, poliçenin kısmen kabul edilmesi halinde müracaat hakkının kullanılmasına ilişkindir. Eğer muhatap poliçeyi örneğin %60 oranında kabul etmişse, kalan %40'lık reddedilen kısım için hamil, vadeden önce dahi düzenleyene veya cirantalara başvurabilir. Bu %40'lık kısmı ödeyen müracaat borçlusu, bedelin tamamını ödemediği için senedin aslını haklı olarak alamaz (zira hamil %60'lık kısım için vadeyi bekleyip muhataba gidecektir) [1, 11].
Bu durumda kanun koyucu, menfaatler dengesini kurmak adına şu mekanizmayı öngörmüştür: Ödeme yapan kişi, bu ödemenin senet aslı üzerine "şerh edilmesini" ve kendisine bir "makbuz" verilmesini ister [11]. Ancak bu kişinin de kendi rücu haklarını kullanabilmesi gerektiğinden, kanun, hamile poliçenin ve protestonun "onaylı birer suretini" (fotokopisini/kopyasını) ödeme yapan borçluya verme zorunluluğu yüklemiştir [11].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri), çizilmiş ciroların durumu ve senedin iadesi hususlarında istikrarlı içtihatlar geliştirmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Müracaat Borçlusunun Senedi Ödemesi ve İptal Hakkı): Olay: (K) tarafından düzenlenen bir bono, sırasıyla lehtar (L)'den, (C1), (C2) ve son hamil (H)'ye ciro edilmiştir. Vadesinde ödenmeyen bono için (H) protesto çekerek (C2)'ye müracaat etmiş, (C2) bedeli ödemiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 727 uyarınca (C2), bedeli (H)'ye öderken bononun aslını, protesto evrakını ve bir makbuzu talep etme hakkına sahiptir. (C2) senedi teslim aldıktan sonra, senedin arka yüzündeki kendi cirosunu ve kendisinden sonraki (H)'ye yapılan ciroyu çizer (iptal eder). Çizilen bu cirolar TTK m. 686 gereği yazılmamış sayılır. (C2) artık senedin meşru hamili sıfatıyla, kendisinden önce gelen (C1), (L) ve düzenleyen (K)'ya karşı rücu haklarını (TTK m. 726) kullanmak üzere icra takibi veya dava yoluna başvurabilecektir.
Olay 2 (Kısmi Kabulde Suret Verilmesi - TTK m. 728): Olay: 500.000 TL bedelli bir poliçe, muhatap (M) tarafından yalnızca 200.000 TL'lik kısmı için kabul edilmiştir. Kısmi kabul üzerine hamil (H), 300.000 TL'lik kabul edilmeyen kısım için vadeden önce düzenleyen (D)'ye başvurmuştur. Hukuki Analiz: (D), 300.000 TL'yi ödediğinde, senedin tamamını geri alamaz; zira senedin 200.000 TL'lik kabul edilmiş kısmı halen ayaktadır ve (H) vadede bu tutarı (M)'den talep edecektir. TTK m. 728 uyarınca (D), yaptığı 300.000 TL'lik ödemenin poliçe aslına şerh edilmesini ve kendisine bir makbuz verilmesini ister. Ayrıca (D)'nin daha sonraki bir aşamada kendi haklarını koruyabilmesi için, (H)'nin (D)'ye poliçenin ve varsa kısmi kabulü gösteren protestonun onaylı birer suretini (kopyasını) teslim etmesi yasal bir zorunluluktur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Kıymetli evrak hukuku doktrininde (örneğin Sabih Arkan, Abuzer Kendigelen, Fırat Öztan), kambiyo senetlerinin ibrazı ve iadesi müesseseleri son derece sıkı şekil şartlarına tabidir. Öğretide, senedin zilyetliğinin devri ve ciroların çizilmesinin, poliçenin kıymetli evrak niteliği (senedin ve hakkın birleşmesi) ile doğrudan uyumlu olduğu kabul edilir.
Ancak günümüz bankacılık ve elektronik ödeme sistemlerinin geldiği noktada, TTK m. 727'nin katı "fiziki makbuz" ve "fiziki çizme/karalama" prosedürü eleştiriye açıktır. Kaydi sistemde dolaşan, takas odalarında (TTK m. 708/2 [22]) elektronik olarak işleme alınan senetler bakımından, fiziki senedin üzerine şerh düşülmesi ve ciroların fiziken çizilmesi usulü pratik hızla bağdaşmamaktadır. Doktrinde ileri sürülen bazı görüşler, banka dekontlarının ve ödeme sistemlerindeki elektronik izlerin, TTK m. 727'deki "makbuz" ve "teslim" şartlarının ispatını zımnen yerine getirdiğini (veya getirmesi gerektiğini) savunsa da, TTK lafzı hala katı maddi kurallara dayanmaktadır. Kanun koyucunun teleolojik (amaçsal) yorum teknikleriyle dahi aşılamayacak bu şekilciliğe, dijitalleşen ticari hayata uyum sağlamak adına "kaydi kambiyo senetleri" bağlamında çağdaş reformlar getirmesi gerektiği aşikârdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.