RESMİ METİN

Madde 713


Madde 713 - (1) Vadede poliçe ödenmemişse hamil, cirantalara, düzenleyene ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabilir. (2) Hamil; a) Kabulden tamamen veya kısmen kaçınılmış, b) Poliçeyi kabul etm iş olsun olmasın, muhatap iflas etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış olsa da sadece ödemelerini tatil etmiş veya aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz kalmış veya c) Kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmiş, olursa v adenin gelmesinden önce de aynı başvurma hakkını haizdir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 713, kıymetli evrak hukukunda poliçeye ilişkin "başvurma (müracaat) hakkını" ve bu hakkın hangi koşullarda, hangi anlarda doğacağını düzenleyen temel, emredici ve sistem kurucu bir hükümdür [1]. Kıymetli evrakta, senedin bir asıl borçlusu, bir de bu borcun ifa edileceğini taahhüt eden (garanti eden) müracaat (başvuru) borçluları bulunur [2, 3]. TTK m. 713, kambiyo senetleri hukukunun en hayati mekanizmalarından biri olan başvurma hakkının hem vadeden sonra (olağan durum) hem de vadeden önce (istisnai durum) kullanılabilmesinin maddi şartlarını ihdas etmiştir [1, 4].

Poliçede üçlü bir havale ilişkisi söz konusudur. Senedin asıl borçlusu, ancak poliçeyi kabul etmekle borç altına giren "kabul etmiş muhatap"tır [5, 6]. Düzenleyen, cirantalar ve bunların avalistleri ise senedin vadesinde ödeneceğini hamile karşı müteselsilen garanti eden müracaat borçlularıdır [2, 7]. TTK m. 713/1, senedin vadesinde ödenmemesi halini (olağan müracaat), m. 713/2 ise senedin vadesi gelmeden önce ekonomik ve hukuki güvenin çökmesi hallerini (erken müracaat) düzenleyerek hamilin korunması ile ticari tedavül güvenliğinin tesisi arasında bir denge kurmuştur [1, 4]. Bu madde, TTK m. 778 yollamasıyla bonolara, TTK m. 818 yollamasıyla (niteliğine uygun düştüğü ölçüde) çeklere de kıyasen uygulanma alanına sahiptir [8, 9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Maddenin ihdas ettiği hukuki kurumlar, maddi şartlar (vadenin gelmesi veya gelmeden önceki risk halleri) bağlamında derinlemesine bir analizi gerektirir.

2.1. Vadeden Sonra Başvurma Hakkı (M. 713/1)

Hamilin müracaat hakkının doğabilmesi için kural olarak öncelikle poliçenin vadesinin gelmiş olması ve senedin ödenmesi amacıyla muhataba ibraz edilmiş olmasına rağmen (kısmen veya tamamen) ödenmemiş olması gerekir [2, 10]. Bu durum, başvurma hakkının "maddi şartı"dır [2]. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi, "şekli şart" olan ödememe protestosunun (TTK m. 714) süresi içinde çekilmesine veya senedin karşılıksız kaldığının kanunda öngörülen eşdeğer bir işlemle tespit edilmesine bağlıdır [2, 11]. Vadeden sonra başvuru hakkının kapsamına poliçe bedeli, işlemiş faiz, protesto ve ihbar masrafları dâhildir [12, 13].

2.2. Vadeden Önce Başvurma Hakkı (M. 713/2)

Kanun koyucu, ticari hayatta kambiyo senedine bağlanan kredibilite ve güvenin vadeden önce ağır bir sarsıntıya uğradığı üç istisnai durumda hamile vadenin gelmesini beklemeden derhal müracaat borçlularına (düzenleyen, ciranta, avalist) yönelme hakkı tanımıştır [1, 4]:

a) Kabulden tamamen veya kısmen kaçınılması: Muhatap, poliçeyi kabul etmek zorunda değildir [14, 15]. Ancak poliçe, muhataba kabule arz edildiğinde muhatap kabulden (tamamen veya kısmen) kaçınırsa, senedin vadesinde de ödenmeyeceğine dair çok güçlü bir karine doğar [1, 4]. Bu durumda hamilin vadeyi beklemesinde hukuki bir menfaati kalmaz. Hamil, kabul etmeme protestosu çekerek vadeden önce tüm müracaat borçlularına başvurabilir [16, 17].

b) Muhatabın iflası veya ödemeleri tatil etmesi: Poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın, muhatabın iflas etmesi, ticari faaliyetlerinde ödemelerini tatil etmesi veya aleyhindeki icra takibinin semeresiz kalması halleridir [1, 4]. Muhatabın mali durumu çöktüğünde senedin vadesinde ifa edilme ihtimali ortadan kalkar. Bu bent bağlamında, iflas halinde iflas ilamının ibrazı dahi tek başına müracaat hakkının kullanımı için yeterli görülmüş, protesto şartı aranmamıştır (TTK m. 714/6) [18, 19].

c) Kabul için arz edilmesi menedilen poliçenin düzenleyeni iflas etmişse: Düzenleyen, poliçenin kabule arz edilmesini men edebilir (TTK m. 692/2) [20]. Kabule arzı menedilen poliçelerde, senedin ödenmesine ilişkin yegâne ciddi güvence düzenleyenin kendisidir. Şayet bu senedi düzenleyen iflas ederse, hamili koruyan bir zırh kalmaz ve vadeden önce müracaat hakkı derhal tetiklenir [1, 21].

2.3. Başvuru Borçluları ve Müteselsil Sorumluluk

Maddede zikredilen "cirantalar, düzenleyen ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişiler (avalistler)" müracaat borçlularıdır [3, 5]. Bu borçlular hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludurlar (TTK m. 724) [22, 23]. Hamil, bunların senet üzerindeki sırasına bakmaksızın dilediğine veya tümüne birden başvurabilir [23, 24].

3. Sistematik İlişkiler

Bu maddenin, özellikle TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin diğer hükümleriyle kurduğu organik bağlar şöyledir:

  • TTK m. 714 (Protesto Şartı) — TTK m. 713 kapsamında doğan başvuru hakkının kural olarak kullanılabilmesi için, vadeden sonra (ödememe) veya vadeden önce (kabul etmeme) protestosunun noter aracılığıyla çekilmesi şekli bir zorunluluktur [2, 17].
  • TTK m. 724 (Müteselsil Sorumluluk) — Müracaat borçlularının sorumluluk rejimidir. Madde 713 kapsamında hakkı doğan hamil, borçlulara dilediği sırada gidebilir [23, 24].
  • TTK m. 730 (Başvuru Hakkının Düşmesi) — Hamil, madde 713'ten doğan başvuru hakkını korumak için yasal sürelerde ibraz veya protesto işlemlerini yapmazsa müracaat hakkını kaybeder [11, 25].
  • TTK m. 749 (Zamanaşımı) — Başvurma hakkının düşmemesi halinde, hamilin cirantalar ve düzenleyene karşı açacağı davalar, süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren 1 yıl içinde zamanaşımına uğrar [26, 27].
  • İİK m. 257 (İhtiyati Haciz) — Madde 713/2 uyarınca vadeden önce müracaat hakkının doğduğu hallerde (kabulden kaçınma, muhatabın veya düzenleyenin iflası vb.), alacak vadesi gelmeden muacceliyet kazandığından, hamil İİK m. 257 hükmü uyarınca vadesi gelmemiş alacaklar için ihtiyati haciz talep edebilir [28, 29].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında TTK m. 713 ile güvence altına alınan başvuru hakkının (müracaat hakkı), senedin geçerliliğine, şekli şartların yerine getirilip getirilmediğine ve protestonun süresinde çekilmiş olmasına sıkı sıkıya bağlı olduğu vurgulanmaktadır [2, 11].

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir kambiyo senedinde (özellikle poliçe ve bonoda) hamilin, ciranta veya düzenleyene müracaat edebilmesi için ödememe durumunun yasal sürede çekilecek bir protesto ile tespiti zorunludur [30, 31]. Eğer vadeden önce başvuru hakkı "muhatabın iflası" nedeniyle doğmuşsa, Yargıtay iflas ilamının sunulmasını yeterli görmekte ve protesto şartı aramamaktadır (TTK m. 714/6) [18, 19]. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, müracaat hakkının kaybedildiği senaryolarda hamilin sadece asıl borçluya başvurabileceği veya TTK m. 732 uyarınca sebepsiz zenginleşme davası ikame edebileceği yönünde içtihat oluşturmaktadır [32, 33]. Keza Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, müracaat borçlularına (cirantalara) karşı yöneltilecek ihtiyati haciz taleplerinde, protesto şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re'sen araştırılması gerektiğini belirtmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): İstanbul'da yerleşik (A) A.Ş., (B) Ltd. Şti. üzerine 500.000 TL bedelli ve vadeli bir poliçe düzenleyerek lehtar (C)'ye teslim etmiştir. (C), poliçeyi (D)'ye ciro etmiştir. Vadesinden 2 ay önce yetkili hamil (D), senedi muhatap (B) Ltd. Şti.'ye kabul için arz etmiş ancak (B) Ltd. Şti., düzenleyen (A) A.Ş. ile arasındaki sözleşmesel sorunları gerekçe göstererek poliçeyi kabul etmekten kaçınmıştır. Hukuki analiz: Muhatap senedi kabul etmediği için TTK m. 713/2-a bendi uyarınca yetkili hamil (D)'nin vadeden önce müracaat hakkı doğmuştur. (D), vadeyi beklemeden derhal bir kabul etmeme protestosu (TTK m. 714) çekmek zorundadır. Bu şekli şartı yerine getiren (D), vadenin gelmesini beklemeden kendinden önceki ciranta (C)'ye ve düzenleyen (A)'ya poliçe bedelini ödemeleri için doğrudan takip başlatabilir [1, 4, 16].

Olay 2 (kurmaca senaryo): Düzenleyen (X), lehtar (Y) lehine bir poliçe düzenlemiş; poliçenin kabule arzını ise açıkça men etmiştir. Senet, ciro silsilesiyle son hamil (Z)'ye geçmiştir. Senedin vadesine henüz 1 ay varken düzenleyen (X)'in iflasına karar verildiği ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Hukuki analiz: Senedin kabule arzı menedildiği için hamilin muhataba giderek poliçeyi kabul ettirme imkânı bulunmamaktadır. Poliçenin güvencesini sağlayan düzenleyen (X)'in iflası üzerine TTK m. 713/2-c bendi devreye girer. Hamil (Z), düzenleyen (X)'in iflasını iflas ilamıyla ispat ederek vadeden evvel tüm başvuru borçlularına karşı müracaat hakkını kullanabilir [1, 21].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Vadeden önce başvuru hallerinde iflas, iflas ilamıyla ispat edilir [18, 19]. "Ödemelerin tatil edilmesi" veya "haczin semeresiz kalması" ise aciz vesikası veya icra müdürlüğü tutanaklarıyla somut olarak kanıtlanmalıdır [17, 34].
  • Zamanaşımı / Süreler: Başvurma hakkı kapsamında müracaat borçlularına (ciranta ve düzenleyene) karşı açılacak davalar/takipler, süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren 1 yıl içinde zamanaşımına uğrar (TTK m. 749/2) [26, 27].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Başvurma hakkının kullanımıyla ilgili menfi tespit veya istirdat davalarında, TTK m. 4 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir [35, 36]. İcra takipleri (kambiyo senetlerine özgü haciz veya iflas yolu) ise icra dairelerinde başlatılır ve şikâyet/itirazlara İcra Mahkemesi bakar.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada vadeden önce müracaat hakkı doğuran olaylarda (kabulden kaçınma), hamilin "nasılsa muhatap kabul etmedi, doğrudan icraya verebilirim" düşüncesiyle kabul etmeme protestosunu çekmeyi ihmal etmesi. Protestonun çekilmemesi halinde TTK m. 730 gereği müracaat borçlularına karşı başvuru hakkı tamamen düşer [11, 25].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 713, Cenevre Yeknesak Kanunu kuralları ile uyumlu şekilde, ticari hayatın gerektirdiği hızlılık ve kredibilite unsurlarını koruma amacı gütmektedir. Doktrinde (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler nezdinde) "kabul etmeme" veya "iflas" hallerinde vadeden önce başvuru hakkının tanınması senedin iktisadi fonksiyonunun vazgeçilmez bir parçası olarak görülmektedir. Ancak maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan muhatabın iflas dışındaki hallerinden biri olan "bir ilamla ispatlanmamış olsa da sadece ödemelerini tatil etmiş" olma durumu doktrinde yoğun eleştiri almaktadır. Zira "ödemelerin tatil edilmesi" sübjektif ve ispatı son derece zor bir vakıadır.

Ticari hayatta bir tacirin ödemelerini tatil ettiğinin noter tespiti, takas odası kayıtları veya başkaca kesin deliller olmaksızın, salt şifahi beyan veya piyasa dedikodularıyla ispatı, hamilin müracaat hakkını haksız yere erken tetikleme riski barındırmaktadır. Ek olarak, Türk hukuku katı bir şekilciliğe dayanarak müracaat hakkının doğumu için kural olarak protesto şartını sürdürmekte olup, bu durumun Anglo-Sakson hukuku bağlamındaki esneklikten uzak olduğu vurgulanmaktadır. Doktrin, ispat yükünü ve ispat araçlarını daha somut hukuki vesikalara dayandıran bir kanun değişikliğine (örneğin konkordato mühleti alınmasının açıkça bu maddeye dahil edilmesi gibi) gidilmesinin reformist bir adım olabileceğini savunmaktadır.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.