1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 71. maddesi, ticari defterler ve finansal tablolara ilişkin düzenlemelerin yer aldığı "Ticari Defterler" ana başlığı altında, "B) Açılış bilançosu, yılsonu finansal tabloları" kısmının "I - Genel hükümler" ayrımında kaleme alınmıştır. İlgili hüküm, "Finansal tablolar, tacir tarafından tarih atılarak imzalanır" şeklinde son derece veciz ancak hukuki sonuçları itibarıyla bir o kadar kapsamlı bir düzenlemeyi ihtiva etmektedir [1].
Ticaret hukuku sistematiğinde tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymakla yükümlüdür [2]. Bu yükümlülüğün somutlaştığı en önemli araçlar, ticari defterler ve bu defterlerdeki kayıtlara dayanılarak hazırlanan finansal tablolardır. Finansal tablolar, bir tacirin malvarlığı durumunu ve faaliyet sonuçlarını sadece işletme içi yönetime değil; aynı zamanda alacaklılara, yatırımcılara, devlete ve üçüncü kişilere karşı şeffaf bir biçimde yansıtan aynalar niteliğindedir [3, 4].
Kanun koyucu, TTK m. 71 hükmüyle, söz konusu tabloların sahipsiz kalmamasını, bu hayati belgelerin bizzat tacir (veya tüzel kişi tacirlerde onu temsile yetkili organlar) tarafından sahiplenilmesini amaçlamıştır [1]. İmza ve tarih, söz konusu finansal tablonun taslak aşamasından çıkarak kesinleştiğini, içeriğinin doğruluğunun beyan ve taahhüt edildiğini gösteren kurucu nitelikte bir usul şartıdır. İmzası bulunmayan bir tablo, hukuken "finansal tablo" vasfını haiz olamaz ve ticari ispat hukukunda tacir lehine delil olarak değerlendirilemez [1, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Finansal Tablolar
Kanun metninde geçen "finansal tablolar" ibaresi, dar anlamda açılış bilançosunu ve yılsonu finansal tablolarını ifade etmektedir. TTK m. 68/3 hükmü uyarınca, bilanço ile gelir tablosu, yılsonu finansal tablolarını oluşturur [6]. Bilanço, tacirin varlık ve borçlarının belirli bir tarihteki tutarlarının ilişkisini gösterirken [6, 7]; gelir tablosu, belirli bir faaliyet döneminde elde edilen gelirler ile yapılan giderleri ortaya koyar. TTK m. 69 uyarınca bu tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına uyularak, açık, anlaşılır ve düzenli bir şekilde çıkarılması emredilmiştir [1]. Dolayısıyla, madde 71 kapsamında imzalanması zorunlu olan evrak, muhasebe kayıtlarının nihai ürünleri olan bu tablolardır [1].
2.2. Tacir ve Temsil Yetkisi
Maddede imza yükümlüsü olarak doğrudan "tacir" işaret edilmiştir [1]. Gerçek kişi tacirler bakımından finansal tablonun bizzat tacir tarafından imzalanması gerektiği açıktır. Ancak günümüz ticari hayatının büyük çoğunluğunu oluşturan ticaret şirketleri (tüzel kişi tacirler) bakımından bu yükümlülüğün kim tarafından yerine getirileceği hususu, organ temsili kuralları çerçevesinde çözümlenmelidir. Defter tutma ve finansal tabloları düzenleme sorumluluğu, tüzel kişinin yönetim ve temsiline yetkili olan organına (anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde müdürler kurulu) aittir [8]. TTK m. 372 hükmü uyarınca şirket adına imza yetkisini haiz kişiler, şirketin unvanı altında imza atarlar [9]. Dolayısıyla, bir anonim şirketin bilançosunun, yönetim kurulu üyeleri (veya imza sirkülerinde yetkilendirilmiş murahhas üyeler) tarafından şirket unvanı kaşesi üzerine atılacak imza ile tekemmül etmesi hukuki bir zorunluluktur [9]. Sadece serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) veya yeminli mali müşavir (YMM) tarafından imzalanmış bir bilanço, TTK m. 71 anlamında "tacir tarafından" imzalanmış sayılamaz.
2.3. Tarih Atılarak İmzalanma
Madde lafzı, imzanın yanı sıra "tarih atılarak" işlemin gerçekleştirilmesini emretmektedir [1]. Tarih, finansal tablonun hangi gün itibarıyla kesinleştirildiğini ve tacir tarafından kabul edildiğini belgelediği için kritik öneme sahiptir. Ticari işletmelerin finansal tabloları, TTK m. 69/1-c gereği "düzenli bir işletme faaliyeti akışının gerekli kıldığı süre içinde" çıkarılmalıdır [1]. Anonim şirketler bakımından TTK m. 514/1 uyarınca yönetim kurulu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde finansal tablolarını hazırlamak zorundadır [3]. Tabloya atılan tarih, bu kanuni sürelere uyulup uyulmadığının denetimini sağladığı gibi, hileli geriye dönük (antetarihli) işlemlerin de önüne geçmeyi hedefler.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, ticaret hukukunun çeşitli müesseseleri ile doğrudan organik bağ içerisindedir:
- TTK m. 64 ve 68 (Defter Tutma ve Finansal Tablo Hazırlama Yükümlülüğü): TTK m. 71, defter tutma ve finansal tablo hazırlama sürecinin nihai halkasıdır [2, 6]. Tacirin iktisadi ve mali durumunu gösteren bilançonun [7] tamamlanması, m. 71'deki imza ile mümkündür [1].
- TTK m. 514 ve 515 (Anonim Şirketlerde Finansal Tablolar): Anonim şirketlerde finansal tabloların hazırlanması ve dürüst resim ilkesi çerçevesinde gerçeği yansıtacak şekilde çıkarılması, yönetim kurulunun devredilemez görevlerindendir [3, 4]. Hazırlanan bu tabloların genel kurula sunulmadan önce m. 71 uyarınca imzalanması zorunludur [1]. İmzası eksik bir bilanço, genel kurulda ibra kararına mesnet teşkil edemez.
- HMK m. 222 (Ticari Defterlerin Delil Olması): Tacirin ticari defterlerinin ve buna dayalı finansal tablolarının kendi lehine delil teşkil edebilmesi için, bu kayıtların kanuna eksiksiz ve usulüne uygun tutulması şarttır [5]. TTK m. 71 uyarınca imzalanmamış bir finansal tablo, usulüne uygun tutulmuş sayılmayacağından, HMK m. 222 bağlamında tacir lehine delil niteliği taşıyamaz [5, 10].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarında, ticari defterlerin ve finansal tabloların ispat gücü değerlendirilirken kanuni usul şartlarına sıkı sıkıya riayet edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay uygulamasına göre, ticari defterlerin sahibi lehine kanıt oluşturabilmesi istisnai bir durum olduğundan, kanunun aradığı tüm şartların (imza, tasdik vb.) eksiksiz gerçekleşmesi aranır [11].
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, kanuna aykırı veya eksik tutulan (örneğin TTK'nın amir hükümlerine göre imzalanmamış) muhasebe evrakı, sahibinin lehine değil, ancak aleyhine delil teşkil edebilir [12, 13]. Bir ticari uyuşmazlıkta bilançonun veya finansal tablonun mahkemeye ibrazı halinde, tablonun şirket yetkilileri (yönetim organı) tarafından TTK m. 71'e [1] uygun şekilde tarih atılarak imzalanıp imzalanmadığı, mahkemece (veya muhasebe bilirkişisince) resen incelenmesi gereken bir geçerlilik ve delil başlangıcı unsurudur. İmzasız veya sadece muhasebeci imzası taşıyan tablolar, tacirin iradesini ve kabulünü yansıtmadığı gerekçesiyle Yargıtay denetiminden geçememekte ve taciri bağlayıcı lehe delil olarak kabul edilmemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
X Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 2023 yılına ait bilanço ve gelir tablosu, şirketin bağımsız mali müşaviri tarafından hazırlanmış, mali müşavir kaşesi ile imzalanarak vergi dairesine sunulmuştur. Ancak şirket yönetim kurulu üyeleri, bahse konu tabloları imzalamamıştır. Şirketin bir tedarikçisiyle girdiği ticari alacak davasında şirket, kendi mali durumunu ve defter kayıtlarını ispatlamak üzere bu finansal tabloları mahkemeye delil olarak ibraz etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 71 son derece açıktır: "Finansal tablolar, tacir tarafından tarih atılarak imzalanır" [1]. Bir anonim şirkette tacir sıfatı tüzel kişiliğe aittir ve şirketi temsile yetkili organ yönetim kuruludur (TTK m. 372) [9]. Tabloların yalnızca muhasebeci tarafından imzalanmış olması, TTK anlamında usulüne uygun bir finansal tablo oluşturmaz. HMK m. 222 uyarınca, kanuna uygun tutulmayan bu kayıtlar X A.Ş. lehine delil olarak değerlendirilemez [5]. Mahkeme, bu tabloları tacirin usulüne uygun ticari evrakı olarak hükme esas alamaz.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Gerçek kişi tacir Bay (Y), işletmesinin yılsonu bilançosunu imzalamış ancak üzerine herhangi bir tarih atmayı ihmal etmiştir. Birkaç yıl sonra ortaya çıkan bir haksız rekabet uyuşmazlığında davalı taraf, söz konusu bilançonun uyuşmazlık çıktıktan sonra, geriye dönük (antetarihli) olarak sırf dava için düzenlendiğini iddia etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 71, imza ile birlikte "tarih atılmasını" amir hüküm olarak düzenlemiştir [1]. Tarih unsurunun eksikliği, belgenin düzenlenme zamanını şüpheli hale getirir. Bu eksiklik, bilançonun ispat gücünü zayıflatır. Hâkim, belgenin kanuni şekil şartını (TTK m. 71) tam olarak taşımaması sebebiyle, bu bilançoyu HMK m. 222 [5] anlamında kesin delil olarak kabul etmekten imtina edecek ve davalı tarafın itirazları doğrultusunda bilirkişi incelemesi ile defterlerin genel bütünselliğine (yevmiye, defteri kebir uyumuna) bakarak karar verecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 71'e uygun olarak imzalanmamış finansal tablolar, hukuken tacir lehine kesin delil vasfı kazanamaz [1, 5]. İspat yükü bağlamında tacir, imzasız tablolardaki lehe kayıtlara dayanamaz; iddialarını başkaca kesin delillerle (senet, kesin mizan uyuşmaları, fatura ve sevk irsaliyeleri vb.) ispat etmek külfeti altına girer.
- Zamanaşımı / Süreler: Finansal tabloların hazırlanması ve imzalanması belirli sürelere tabidir (örneğin A.Ş.'lerde hesap dönemini izleyen ilk 3 ay, TTK m. 514) [3]. İmzalanmış finansal tabloların ve ticari defterlerin saklanma süresi, takvim yılının bitişinden itibaren on yıldır (TTK m. 82) [14, 15].
- Görevli/yetkili mahkeme: Ticari defterlerin ve finansal tabloların ibrazı, delil olarak değerlendirilmesi veya bu tablolardan doğan sorumluluk davaları (örneğin organların sorumluluğu), HMK m. 114 ve TTK m. 4 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girer [16, 17].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tacirlerin (özellikle şirket yöneticilerinin) finansal tabloların hazırlanmasını ve imzalanmasını tamamen mali müşavirlere veya muhasebe departmanlarına devretmesi, kendilerinin bu belgelere şirket unvanı altında imza atmamasıdır. Bu durum, olası bir ticari uyuşmazlıkta şirketi delilsiz bırakma riskini doğurur.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar ve Poroy/Yasaman gibi otoritelerin ticari defterlere ilişkin genel yaklaşımları dikkate alındığında [18, 19], TTK'nın ticari kayıtların şeffaflığı, güvenilirliği ve hesap verilebilirliği konularında son derece hassas olduğu görülmektedir [3]. TTK m. 71, tek fıkralık kısa bir madde olmasına rağmen [1], taşıdığı misyon itibarıyla ticaret hukukunun "şekli kesinlik" ilkesinin temel taşlarından biridir.
Bununla birlikte, elektronikleşen ticari hayatta, TTK m. 71'in lafzi yorumu bazı tartışmaları beraberinde getirmektedir. Defterlerin ve belgelerin elektronik ortamda tutulmasına cevaz veren TTK m. 65/4 [20] ve e-defter tebliğleri karşısında, "tarih atılarak imzalanır" ibaresindeki imzanın, elektronik ortamda "güvenli elektronik imza" veya "mali mühür" ile karşılanıp karşılanmadığı uygulamada zaman zaman tereddüt yaratmaktadır [21]. Elektronik defter sistemlerinde, beratların GİB sistemine yüklenmesi ile tarih ve onay süreci dijital olarak kilitlenmektedir [21]. Doktrinde, kanun koyucunun e-dönüşüm sürecini daha net kucaklayacak şekilde madde lafzında elektronik imza ve zaman damgası gibi dijital doğrulama metotlarına da açıkça atıf yapmasının (veya fıkranın bu yönde tadil edilmesinin) hukuki öngörülebilirliği artıracağı ifade edilmektedir. Zira ticari hayattaki sürat ve teknolojik entegrasyon, ıslak imza ritüelinin ötesinde, hukuki güvenliği sağlayan kriptografik yöntemlerin de kanun lafzında asli unsur olarak yer bulmasını elzem kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 71. maddesi, ticari defterler ve finansal tablolara ilişkin düzenlemelerin yer aldığı "Ticari Defterler" ana başlığı altında, "B) Açılış bilançosu, yılsonu finansal tabloları" kısmının "I - Genel hükümler" ayrımında kaleme alınmıştır. İlgili hüküm, "Finansal tablolar, tacir tarafından tarih atılarak imzalanır" şeklinde son derece veciz ancak hukuki sonuçları itibarıyla bir o kadar kapsamlı bir düzenlemeyi ihtiva etmektedir [1].
Ticaret hukuku sistematiğinde tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymakla yükümlüdür [2]. Bu yükümlülüğün somutlaştığı en önemli araçlar, ticari defterler ve bu defterlerdeki kayıtlara dayanılarak hazırlanan finansal tablolardır. Finansal tablolar, bir tacirin malvarlığı durumunu ve faaliyet sonuçlarını sadece işletme içi yönetime değil; aynı zamanda alacaklılara, yatırımcılara, devlete ve üçüncü kişilere karşı şeffaf bir biçimde yansıtan aynalar niteliğindedir [3, 4].
Kanun koyucu, TTK m. 71 hükmüyle, söz konusu tabloların sahipsiz kalmamasını, bu hayati belgelerin bizzat tacir (veya tüzel kişi tacirlerde onu temsile yetkili organlar) tarafından sahiplenilmesini amaçlamıştır [1]. İmza ve tarih, söz konusu finansal tablonun taslak aşamasından çıkarak kesinleştiğini, içeriğinin doğruluğunun beyan ve taahhüt edildiğini gösteren kurucu nitelikte bir usul şartıdır. İmzası bulunmayan bir tablo, hukuken "finansal tablo" vasfını haiz olamaz ve ticari ispat hukukunda tacir lehine delil olarak değerlendirilemez [1, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Finansal Tablolar
Kanun metninde geçen "finansal tablolar" ibaresi, dar anlamda açılış bilançosunu ve yılsonu finansal tablolarını ifade etmektedir. TTK m. 68/3 hükmü uyarınca, bilanço ile gelir tablosu, yılsonu finansal tablolarını oluşturur [6]. Bilanço, tacirin varlık ve borçlarının belirli bir tarihteki tutarlarının ilişkisini gösterirken [6, 7]; gelir tablosu, belirli bir faaliyet döneminde elde edilen gelirler ile yapılan giderleri ortaya koyar. TTK m. 69 uyarınca bu tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına uyularak, açık, anlaşılır ve düzenli bir şekilde çıkarılması emredilmiştir [1]. Dolayısıyla, madde 71 kapsamında imzalanması zorunlu olan evrak, muhasebe kayıtlarının nihai ürünleri olan bu tablolardır [1].
2.2. Tacir ve Temsil Yetkisi
Maddede imza yükümlüsü olarak doğrudan "tacir" işaret edilmiştir [1]. Gerçek kişi tacirler bakımından finansal tablonun bizzat tacir tarafından imzalanması gerektiği açıktır. Ancak günümüz ticari hayatının büyük çoğunluğunu oluşturan ticaret şirketleri (tüzel kişi tacirler) bakımından bu yükümlülüğün kim tarafından yerine getirileceği hususu, organ temsili kuralları çerçevesinde çözümlenmelidir. Defter tutma ve finansal tabloları düzenleme sorumluluğu, tüzel kişinin yönetim ve temsiline yetkili olan organına (anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde müdürler kurulu) aittir [8]. TTK m. 372 hükmü uyarınca şirket adına imza yetkisini haiz kişiler, şirketin unvanı altında imza atarlar [9]. Dolayısıyla, bir anonim şirketin bilançosunun, yönetim kurulu üyeleri (veya imza sirkülerinde yetkilendirilmiş murahhas üyeler) tarafından şirket unvanı kaşesi üzerine atılacak imza ile tekemmül etmesi hukuki bir zorunluluktur [9]. Sadece serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) veya yeminli mali müşavir (YMM) tarafından imzalanmış bir bilanço, TTK m. 71 anlamında "tacir tarafından" imzalanmış sayılamaz.
2.3. Tarih Atılarak İmzalanma
Madde lafzı, imzanın yanı sıra "tarih atılarak" işlemin gerçekleştirilmesini emretmektedir [1]. Tarih, finansal tablonun hangi gün itibarıyla kesinleştirildiğini ve tacir tarafından kabul edildiğini belgelediği için kritik öneme sahiptir. Ticari işletmelerin finansal tabloları, TTK m. 69/1-c gereği "düzenli bir işletme faaliyeti akışının gerekli kıldığı süre içinde" çıkarılmalıdır [1]. Anonim şirketler bakımından TTK m. 514/1 uyarınca yönetim kurulu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde finansal tablolarını hazırlamak zorundadır [3]. Tabloya atılan tarih, bu kanuni sürelere uyulup uyulmadığının denetimini sağladığı gibi, hileli geriye dönük (antetarihli) işlemlerin de önüne geçmeyi hedefler.
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, ticaret hukukunun çeşitli müesseseleri ile doğrudan organik bağ içerisindedir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarında, ticari defterlerin ve finansal tabloların ispat gücü değerlendirilirken kanuni usul şartlarına sıkı sıkıya riayet edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay uygulamasına göre, ticari defterlerin sahibi lehine kanıt oluşturabilmesi istisnai bir durum olduğundan, kanunun aradığı tüm şartların (imza, tasdik vb.) eksiksiz gerçekleşmesi aranır [11].
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, kanuna aykırı veya eksik tutulan (örneğin TTK'nın amir hükümlerine göre imzalanmamış) muhasebe evrakı, sahibinin lehine değil, ancak aleyhine delil teşkil edebilir [12, 13]. Bir ticari uyuşmazlıkta bilançonun veya finansal tablonun mahkemeye ibrazı halinde, tablonun şirket yetkilileri (yönetim organı) tarafından TTK m. 71'e [1] uygun şekilde tarih atılarak imzalanıp imzalanmadığı, mahkemece (veya muhasebe bilirkişisince) resen incelenmesi gereken bir geçerlilik ve delil başlangıcı unsurudur. İmzasız veya sadece muhasebeci imzası taşıyan tablolar, tacirin iradesini ve kabulünü yansıtmadığı gerekçesiyle Yargıtay denetiminden geçememekte ve taciri bağlayıcı lehe delil olarak kabul edilmemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 2023 yılına ait bilanço ve gelir tablosu, şirketin bağımsız mali müşaviri tarafından hazırlanmış, mali müşavir kaşesi ile imzalanarak vergi dairesine sunulmuştur. Ancak şirket yönetim kurulu üyeleri, bahse konu tabloları imzalamamıştır. Şirketin bir tedarikçisiyle girdiği ticari alacak davasında şirket, kendi mali durumunu ve defter kayıtlarını ispatlamak üzere bu finansal tabloları mahkemeye delil olarak ibraz etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 71 son derece açıktır: "Finansal tablolar, tacir tarafından tarih atılarak imzalanır" [1]. Bir anonim şirkette tacir sıfatı tüzel kişiliğe aittir ve şirketi temsile yetkili organ yönetim kuruludur (TTK m. 372) [9]. Tabloların yalnızca muhasebeci tarafından imzalanmış olması, TTK anlamında usulüne uygun bir finansal tablo oluşturmaz. HMK m. 222 uyarınca, kanuna uygun tutulmayan bu kayıtlar X A.Ş. lehine delil olarak değerlendirilemez [5]. Mahkeme, bu tabloları tacirin usulüne uygun ticari evrakı olarak hükme esas alamaz.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Gerçek kişi tacir Bay (Y), işletmesinin yılsonu bilançosunu imzalamış ancak üzerine herhangi bir tarih atmayı ihmal etmiştir. Birkaç yıl sonra ortaya çıkan bir haksız rekabet uyuşmazlığında davalı taraf, söz konusu bilançonun uyuşmazlık çıktıktan sonra, geriye dönük (antetarihli) olarak sırf dava için düzenlendiğini iddia etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 71, imza ile birlikte "tarih atılmasını" amir hüküm olarak düzenlemiştir [1]. Tarih unsurunun eksikliği, belgenin düzenlenme zamanını şüpheli hale getirir. Bu eksiklik, bilançonun ispat gücünü zayıflatır. Hâkim, belgenin kanuni şekil şartını (TTK m. 71) tam olarak taşımaması sebebiyle, bu bilançoyu HMK m. 222 [5] anlamında kesin delil olarak kabul etmekten imtina edecek ve davalı tarafın itirazları doğrultusunda bilirkişi incelemesi ile defterlerin genel bütünselliğine (yevmiye, defteri kebir uyumuna) bakarak karar verecektir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar ve Poroy/Yasaman gibi otoritelerin ticari defterlere ilişkin genel yaklaşımları dikkate alındığında [18, 19], TTK'nın ticari kayıtların şeffaflığı, güvenilirliği ve hesap verilebilirliği konularında son derece hassas olduğu görülmektedir [3]. TTK m. 71, tek fıkralık kısa bir madde olmasına rağmen [1], taşıdığı misyon itibarıyla ticaret hukukunun "şekli kesinlik" ilkesinin temel taşlarından biridir.
Bununla birlikte, elektronikleşen ticari hayatta, TTK m. 71'in lafzi yorumu bazı tartışmaları beraberinde getirmektedir. Defterlerin ve belgelerin elektronik ortamda tutulmasına cevaz veren TTK m. 65/4 [20] ve e-defter tebliğleri karşısında, "tarih atılarak imzalanır" ibaresindeki imzanın, elektronik ortamda "güvenli elektronik imza" veya "mali mühür" ile karşılanıp karşılanmadığı uygulamada zaman zaman tereddüt yaratmaktadır [21]. Elektronik defter sistemlerinde, beratların GİB sistemine yüklenmesi ile tarih ve onay süreci dijital olarak kilitlenmektedir [21]. Doktrinde, kanun koyucunun e-dönüşüm sürecini daha net kucaklayacak şekilde madde lafzında elektronik imza ve zaman damgası gibi dijital doğrulama metotlarına da açıkça atıf yapmasının (veya fıkranın bu yönde tadil edilmesinin) hukuki öngörülebilirliği artıracağı ifade edilmektedir. Zira ticari hayattaki sürat ve teknolojik entegrasyon, ıslak imza ritüelinin ötesinde, hukuki güvenliği sağlayan kriptografik yöntemlerin de kanun lafzında asli unsur olarak yer bulmasını elzem kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.