1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 701. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun en temel teminat müesseselerinden biri olan "aval"in şekil şartlarını ve yasal karinelerini düzenlemektedir. Kambiyo senetlerinin tedavül (dolaşım) kabiliyetini artırmak ve alacaklının (hamilin) tahsil güvenliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla ihdas edilen aval, maddi hukuk anlamında bağımsız, şekli anlamda ise fer'i (bağlı) bir kambiyo taahhüdüdür [1], [2].
Madde, avalin geçerli bir hukuki işlem olarak doğabilmesi için gerekli asgari şekil şartlarını norm altına alırken, aynı zamanda kambiyo senetlerindeki hız ve görünüşte haklılık ilkeleri gereği bazı yasal karineler (m. 701/3 ve m. 701/4) ihdas etmiştir. Bu yönüyle TTK m. 701, aval müessesesinin "kurucu" nitelikteki şekil kurallarını ihtiva eder [3]. Bir kambiyo senedinde avalden söz edilebilmesi için TTK m. 701'de emredici olarak sayılan unsurların eksiksiz olarak bulunması zorunludur. Eski 6762 sayılı mülga TTK'nın 613. maddesinin dili sadeleştirilmiş hali olan bu madde, avalin kambiyo senedi veya alonj üzerinde nasıl tecessüm edeceğini, aval iradesinin dış dünyaya hangi lafzi veya fiziki (imza) biçimlerle yansıyacağını şüpheye yer bırakmayacak biçimde tayin etmektedir [4], [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Aval Şerhinin Senet veya Alonj Üzerine Yazılması (TTK m. 701/1)
Kambiyo hukukunda "senede bağlılık" ilkesi geçerlidir. TTK m. 701/1 uyarınca aval şerhinin bizzat poliçe, bono veya çekin üzerine yahut senedin ayrılmaz bir parçası olan "alonj" üzerine yazılması emredici bir kuraldır [3], [6]. Alonj, senedin ön veya arka yüzünde işlem (ciro, aval vb.) yapmak için yeterli yer kalmadığında senede eklenen ve senedin devamı niteliğinde olan kâğıt parçasıdır [7], [8]. Kambiyo senedinden fiziken bağımsız, ayrı bir sözleşme veya kâğıt üzerinde verilen teminatlar aval olarak nitelendirilemez; bu tür teminatlar genel hükümlere tabi "adi kefalet" veya "garanti sözleşmesi" olarak değerlendirilir [9], [10].
2.2. Aval İradesinin İfadesi ve İmza (TTK m. 701/2)
Avalin geçerliliği için aval verenin iradesinin senet üzerinde açıkça anlaşılabilir olması gerekir. Kanun koyucu, "aval içindir" veya buna eş anlamlı başka ibarelerin (örneğin "garantim altındadır", "kefilim") kullanımını kabul etmiştir [4]. Özellikle uygulamada sıkça karşılaşılan senet üzerine "kefil" ibaresinin yazılması, doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince "aval" olarak nitelendirilmekte ve aval hükümlerine tabi tutulmaktadır [1], [11], [12]. İfadenin yanı sıra, aval verenin kendi el yazısı ile senedi imzalaması ("ıslak imza") kurucu unsurdur [13], [14]. Mühür, kaşe veya parmak izi ile aval verilemez; zira TTK m. 756/2 gereği poliçe üzerindeki beyanların bizzat el ile imzalanması şarttır [15], [16].
2.3. Ön Yüze Atılan İmzanın Aval Sayılması Karinesi (TTK m. 701/3)
Kambiyo hukukunda güven ve hızın bir gereği olarak TTK m. 701/3, senet ön yüzüne atılan imzalar için kesin bir karine öngörmüştür. Buna göre, muhatabın (kabul beyanı) veya düzenleyenin (keşide iradesi) imzaları hariç olmak üzere, senedin ön yüzüne atılan her imza, yanına "aval içindir" gibi hiçbir açıklama yazılmamış olsa dahi doğrudan doğruya "aval şerhi" sayılır [17], [18], [19]. Bu kural, imza sahibinin senedi hangi sıfatla imzaladığına dair olası itirazları baştan keserek, senedin tedavül güvenliğini korumayı amaçlar.
2.4. Lehine Aval Verilenin Belirtilmemesi Karinesi (TTK m. 701/4)
Aval, kural olarak senet borçlularından biri lehine verilir. TTK m. 701/4, aval şerhinde veya imzanın yanında avalin "kimin için" (hangi borçlu lehine) verildiğinin belirtilmemesi durumunda devreye giren bir yasal karinedir [20]. Bu ihtimalde kanun, avalin "düzenleyici" (keşideci) lehine verilmiş olduğunu kabul eder [21], [22], [23]. Aval veren kişi, kimin lehine taahhüt altına girmişse aynen onun gibi (onun borcunun tabi olduğu şartlarla) sorumlu olacağından (TTK m. 702/1), avalin kimin lehine verildiğinin tayini hayati öneme sahiptir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 778/3 ve m. 818/1-f: Poliçelere ilişkin aval hükümleri (m. 700-702), TTK m. 778/3 atfıyla bonolara; TTK m. 818/1-f atfıyla da çeklere aynen uygulanır [24], [25]. Dolayısıyla TTK m. 701, tüm kambiyo senetleri için ortak şekil nizamnamesidir.
- TTK m. 702 (Avalin Hükümleri): TTK m. 701 uyarınca şeklen geçerli bir aval taahhüdü doğduğunda, m. 702 devreye girer. Aval veren, teminat altına aldığı borç, "şekle ait noksanlıktan" (örneğin düzenleyenin imzasının hiç olmaması) başka bir sebeple (örneğin ehliyetsizlik, sahtelik) batıl olsa dahi kendi imzasıyla bağlı kalır [26], [2]. Bu, imzaların bağımsızlığı ilkesinin (TTK m. 677) avaldeki yansımasıdır.
- TBK m. 603 ve m. 584 (Eşin Rızası Tartışması): Türk Borçlar Kanunu m. 603, kefalete ilişkin şekil ve eşin rızası kurallarının "kişisel güvence sağlayan diğer sözleşmelere" de uygulanacağını belirtir. Bu durum doktrinde ve yargıda "avalde de eşin rızası (TBK m. 584) aranmalı mıdır?" şeklinde derin bir tartışma yaratmıştır. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu (YİBGK), avalin kendine özgü, tek taraflı bir kambiyo taahhüdü olduğu, senedin tedavül kabiliyetini ve soyutluğunu zedeleyeceği gerekçesiyle avalde eşin rızasının aranmayacağına hükmederek (2018/5 K.) bu tartışmayı sona erdirmiştir [27], [28], [29].
- TTK m. 683 (Cironun Şekli): TTK m. 701/3 uyarınca senedin ön yüzüne atılan soyut imza aval sayılırken; senedin arka yüzüne atılan ve hiçbir şerh içermeyen imza TTK m. 683 uyarınca "beyaz ciro" sayılır [30], [31]. Bu yönüyle senedin yüzleri, hukuki nitelendirmeyi doğrudan değiştirir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu (20.04.2018 T., 2017/4 E., 2018/5 K.): Yargıtay, avalin kambiyo hukukuna özgü ticari hayatın ihtiyaçlarından doğduğunu, TBK m. 603 hükmünün aval müessesesine uygulanamayacağını ve dolayısıyla gerçek kişilerin verdikleri avalde eşin rızasının aranmayacağını kesin olarak karara bağlamıştır [28], [29].
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (05.10.2011 T., 12/480 E., 598 K.) ve Çift İmza Sorunu: Yargıtay HGK, anonim veya limited şirket temsilcisinin bononun ön yüzüne şirket kaşesi üzerine attığı imzanın şirketi (düzenleyeni) bağlayacağını; ancak şirket kaşesi dışında "açığa" attığı ikinci imzanın bizzat temsilcinin şahsını TTK m. 701/3 gereği "avalist" olarak sorumlu kılacağını içtihat etmiştir [32], [33]. Bu karar, ticari hayatta şirket yetkililerinin şahsi malvarlıklarıyla da senetten sorumlu tutulmalarının en yaygın hukuki zeminidir.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (23.03.2007 T., 2732/5575 K.) - Arka Yüze Atılan İmza: Daire, senedin ön yüzü yerine arka yüzüne atılan ve "aval içindir" vb. bir ibare taşımayan imzanın aval olarak nitelendirilemeyeceğini, bu imzanın ancak ciro zincirini bozmamak kaydıyla "beyaz ciro" sayılabileceğini hükme bağlamıştır [31], [34].
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (18.10.1999 T., 11398/12463 K.) - Kefil İbaresi: Kambiyo senedi üzerine "kefil" yazılarak atılan imzanın, adi kefalet değil, TTK'daki özel hükümler uyarınca "aval" niteliğinde olduğu ve müteselsil sorumluluk doğuracağı yerleşik içtihattır [1], [12].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X Limited Şirketi'ni tek başına temsile yetkili müdür Bay (A), şirketin tedarikçisi (B)'ye olan borcu karşılığında bir bono düzenlemiştir. Bono ön yüzünde "Düzenleyen" kısmına X Ltd. Şti. kaşesini basmış ve üzerini imzalamıştır. Hemen akabinde kaşenin dışına, bononun sol alt köşesindeki boş alana herhangi bir ibare yazmaksızın ikinci bir imza atmıştır. Vade geldiğinde bono bedeli ödenmemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 701/3 hükmüne göre senedin ön yüzüne atılan ve muhatap/düzenleyen imzası dışında kalan her imza aval şerhi sayılır. Bay (A)’nın şirket kaşesi üzerine attığı ilk imza şirketin keşideci sıfatıyla borçlanmasını sağlarken, kaşe dışına attığı ikinci imza bizzat Bay (A)'nın şahsi avali olarak kabul edilir. TTK m. 701/4 uyarınca kimin için verildiği belirtilmediğinden, Bay (A), X Ltd. Şti. (düzenleyici) lehine aval vermiş sayılır ve borçtan müteselsilen şahsen sorumlu olur.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Bir anonim şirket adına ciro silsilesiyle intikal eden bir çekte, senedin arka yüzüne Bay (C) "Bu senedin ödenmesinden kefil sıfatıyla sorumluyum" yazıp imzalamıştır. Ancak çekte kimin lehine kefil olduğunu belirtmemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 701/1'e göre aval şerhi senedin arka yüzüne de yazılabilir. Ancak arka yüze atılan imzanın beyaz ciro sayılmaması için m. 701/2 uyarınca "aval içindir" veya benzer bir ibare (örneğin "kefil sıfatıyla") taşıması şarttır. Olayda "kefil" ibaresi aval iradesini yansıttığından geçerli bir aval taahhüdü doğmuştur. Kimin lehine verildiği belirtilmediği için TTK m. 701/4'ün yasal karinesi devreye girer ve Bay (C)'nin avalinin "düzenleyici" (keşideci) lehine verildiği kabul edilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 701/3 ve 701/4'te yer alan yasal karinelerin (ön yüze atılan imzanın aval sayılması ve düzenleyen lehine verildiğinin kabulü) aksi ancak yazılı delille ispatlanabilir. İmza sahibinin, imzanın aval amacıyla atılmadığını veya başka bir borçlu lehine atıldığını senedin metninden anlaşılamayan iddialarla (tanıkla vs.) hamile karşı ileri sürmesi kural olarak mümkün değildir.
- Zamanaşımı / Süreler: Avalist, TTK m. 702/1 gereği lehine aval verdiği kişi ile aynı şartlarda sorumludur. Dolayısıyla avaliste karşı açılacak davalar veya icra takipleri, lehine aval verilen kişinin zamanaşımı süresine tabidir. Düzenleyici lehine aval verilmişse poliçe ve bonolarda zamanaşımı vadeden itibaren 3 yıldır (TTK m. 749/1) [35], [36].
- Görevli/yetkili mahkeme: Avalist ile hamil arasındaki uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetki bağlamında Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre; tacir olmayan bir avalist, tacirler (keşideci ve lehtar) arasında senede derç edilen "yetki kaydından" (örneğin "İstanbul Mahkemeleri yetkilidir") kural olarak etkilenmez ve bu yetki şartı tacir olmayan avalisti bağlamaz (HMK m. 17) [37], [38].
- Yaygın uygulama hataları:
- Kambiyo senedinin arka yüzüne sadece isim-imza atılarak aval verilmek istenmesi. Bu durum TTK m. 683 uyarınca "beyaz ciro" sayılır ve aval hükmü doğurmaz.
- Temsilcinin şirket kaşesi dışına attığı ikinci imzanın hukuki niteliğinin öngörülememesi ve şahsi malvarlığı ile sorumlu olunması.
- Banka avallerinde "kısmi aval" iradesi varsa, bunun miktar belirtilmeden sadece imza atılarak yapılması. TTK m. 701 gereği miktar belirtilmezse aval senedin tümü için verilmiş kabul edilir [39], [40], [41].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde avalin hukuki niteliği bağlamında ciddi tartışmalar bulunmaktadır. Reha Poroy ve Ünal Tekinalp gibi yazarlar avalin sözleşme niteliğinde bir kambiyo taahhüdü olduğunu savunurken [42], bir kısım doktrin (Kendigelen, Kırca vb.) avalin tek taraflı irade beyanıyla kurulan, muhataba ulaşmasına gerek olmayan bağımsız bir taahhüt olduğunu ileri sürer [43], [44]. TTK m. 701'in lafzı ("aval veren kişi tarafından imzalanır") tek taraflı irade beyanı teorisine daha yakın durmaktadır.
TTK m. 701/4'teki "kimin için verildiği belirtilmemişse aval düzenleyici için verilmiş sayılır" kuralı, özellikle ciro silsilesinin sonlarında senede dahil olan ve aslında güvendiği bir ciranta lehine imza atmak isteyen bilinçsiz üçüncü kişileri ağır bir risk altına sokmaktadır. Doktrinde (örneğin Mehmet Bahtiyar, Sabih Arkan) bu durumun, kıymetli evrakın şekli katılığı ve görünüşe güven ilkesinin bir faturası olduğu belirtilmektedir. Yine de kambiyo senetleri hukukunda hamili koruyan bu "şekli muhafazakarlık", ticari hayatın güvenliği için kaçınılmaz bir yasal tercihtir. TTK m. 701, aval kurumunun soyutluğunu ve maddi bağımsızlığını, şekli bir kalıba dökerek güvence altına almıştır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 701. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun en temel teminat müesseselerinden biri olan "aval"in şekil şartlarını ve yasal karinelerini düzenlemektedir. Kambiyo senetlerinin tedavül (dolaşım) kabiliyetini artırmak ve alacaklının (hamilin) tahsil güvenliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla ihdas edilen aval, maddi hukuk anlamında bağımsız, şekli anlamda ise fer'i (bağlı) bir kambiyo taahhüdüdür [1], [2].
Madde, avalin geçerli bir hukuki işlem olarak doğabilmesi için gerekli asgari şekil şartlarını norm altına alırken, aynı zamanda kambiyo senetlerindeki hız ve görünüşte haklılık ilkeleri gereği bazı yasal karineler (m. 701/3 ve m. 701/4) ihdas etmiştir. Bu yönüyle TTK m. 701, aval müessesesinin "kurucu" nitelikteki şekil kurallarını ihtiva eder [3]. Bir kambiyo senedinde avalden söz edilebilmesi için TTK m. 701'de emredici olarak sayılan unsurların eksiksiz olarak bulunması zorunludur. Eski 6762 sayılı mülga TTK'nın 613. maddesinin dili sadeleştirilmiş hali olan bu madde, avalin kambiyo senedi veya alonj üzerinde nasıl tecessüm edeceğini, aval iradesinin dış dünyaya hangi lafzi veya fiziki (imza) biçimlerle yansıyacağını şüpheye yer bırakmayacak biçimde tayin etmektedir [4], [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Aval Şerhinin Senet veya Alonj Üzerine Yazılması (TTK m. 701/1)
Kambiyo hukukunda "senede bağlılık" ilkesi geçerlidir. TTK m. 701/1 uyarınca aval şerhinin bizzat poliçe, bono veya çekin üzerine yahut senedin ayrılmaz bir parçası olan "alonj" üzerine yazılması emredici bir kuraldır [3], [6]. Alonj, senedin ön veya arka yüzünde işlem (ciro, aval vb.) yapmak için yeterli yer kalmadığında senede eklenen ve senedin devamı niteliğinde olan kâğıt parçasıdır [7], [8]. Kambiyo senedinden fiziken bağımsız, ayrı bir sözleşme veya kâğıt üzerinde verilen teminatlar aval olarak nitelendirilemez; bu tür teminatlar genel hükümlere tabi "adi kefalet" veya "garanti sözleşmesi" olarak değerlendirilir [9], [10].
2.2. Aval İradesinin İfadesi ve İmza (TTK m. 701/2)
Avalin geçerliliği için aval verenin iradesinin senet üzerinde açıkça anlaşılabilir olması gerekir. Kanun koyucu, "aval içindir" veya buna eş anlamlı başka ibarelerin (örneğin "garantim altındadır", "kefilim") kullanımını kabul etmiştir [4]. Özellikle uygulamada sıkça karşılaşılan senet üzerine "kefil" ibaresinin yazılması, doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince "aval" olarak nitelendirilmekte ve aval hükümlerine tabi tutulmaktadır [1], [11], [12]. İfadenin yanı sıra, aval verenin kendi el yazısı ile senedi imzalaması ("ıslak imza") kurucu unsurdur [13], [14]. Mühür, kaşe veya parmak izi ile aval verilemez; zira TTK m. 756/2 gereği poliçe üzerindeki beyanların bizzat el ile imzalanması şarttır [15], [16].
2.3. Ön Yüze Atılan İmzanın Aval Sayılması Karinesi (TTK m. 701/3)
Kambiyo hukukunda güven ve hızın bir gereği olarak TTK m. 701/3, senet ön yüzüne atılan imzalar için kesin bir karine öngörmüştür. Buna göre, muhatabın (kabul beyanı) veya düzenleyenin (keşide iradesi) imzaları hariç olmak üzere, senedin ön yüzüne atılan her imza, yanına "aval içindir" gibi hiçbir açıklama yazılmamış olsa dahi doğrudan doğruya "aval şerhi" sayılır [17], [18], [19]. Bu kural, imza sahibinin senedi hangi sıfatla imzaladığına dair olası itirazları baştan keserek, senedin tedavül güvenliğini korumayı amaçlar.
2.4. Lehine Aval Verilenin Belirtilmemesi Karinesi (TTK m. 701/4)
Aval, kural olarak senet borçlularından biri lehine verilir. TTK m. 701/4, aval şerhinde veya imzanın yanında avalin "kimin için" (hangi borçlu lehine) verildiğinin belirtilmemesi durumunda devreye giren bir yasal karinedir [20]. Bu ihtimalde kanun, avalin "düzenleyici" (keşideci) lehine verilmiş olduğunu kabul eder [21], [22], [23]. Aval veren kişi, kimin lehine taahhüt altına girmişse aynen onun gibi (onun borcunun tabi olduğu şartlarla) sorumlu olacağından (TTK m. 702/1), avalin kimin lehine verildiğinin tayini hayati öneme sahiptir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): X Limited Şirketi'ni tek başına temsile yetkili müdür Bay (A), şirketin tedarikçisi (B)'ye olan borcu karşılığında bir bono düzenlemiştir. Bono ön yüzünde "Düzenleyen" kısmına X Ltd. Şti. kaşesini basmış ve üzerini imzalamıştır. Hemen akabinde kaşenin dışına, bononun sol alt köşesindeki boş alana herhangi bir ibare yazmaksızın ikinci bir imza atmıştır. Vade geldiğinde bono bedeli ödenmemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 701/3 hükmüne göre senedin ön yüzüne atılan ve muhatap/düzenleyen imzası dışında kalan her imza aval şerhi sayılır. Bay (A)’nın şirket kaşesi üzerine attığı ilk imza şirketin keşideci sıfatıyla borçlanmasını sağlarken, kaşe dışına attığı ikinci imza bizzat Bay (A)'nın şahsi avali olarak kabul edilir. TTK m. 701/4 uyarınca kimin için verildiği belirtilmediğinden, Bay (A), X Ltd. Şti. (düzenleyici) lehine aval vermiş sayılır ve borçtan müteselsilen şahsen sorumlu olur.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir anonim şirket adına ciro silsilesiyle intikal eden bir çekte, senedin arka yüzüne Bay (C) "Bu senedin ödenmesinden kefil sıfatıyla sorumluyum" yazıp imzalamıştır. Ancak çekte kimin lehine kefil olduğunu belirtmemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 701/1'e göre aval şerhi senedin arka yüzüne de yazılabilir. Ancak arka yüze atılan imzanın beyaz ciro sayılmaması için m. 701/2 uyarınca "aval içindir" veya benzer bir ibare (örneğin "kefil sıfatıyla") taşıması şarttır. Olayda "kefil" ibaresi aval iradesini yansıttığından geçerli bir aval taahhüdü doğmuştur. Kimin lehine verildiği belirtilmediği için TTK m. 701/4'ün yasal karinesi devreye girer ve Bay (C)'nin avalinin "düzenleyici" (keşideci) lehine verildiği kabul edilir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde avalin hukuki niteliği bağlamında ciddi tartışmalar bulunmaktadır. Reha Poroy ve Ünal Tekinalp gibi yazarlar avalin sözleşme niteliğinde bir kambiyo taahhüdü olduğunu savunurken [42], bir kısım doktrin (Kendigelen, Kırca vb.) avalin tek taraflı irade beyanıyla kurulan, muhataba ulaşmasına gerek olmayan bağımsız bir taahhüt olduğunu ileri sürer [43], [44]. TTK m. 701'in lafzı ("aval veren kişi tarafından imzalanır") tek taraflı irade beyanı teorisine daha yakın durmaktadır.
TTK m. 701/4'teki "kimin için verildiği belirtilmemişse aval düzenleyici için verilmiş sayılır" kuralı, özellikle ciro silsilesinin sonlarında senede dahil olan ve aslında güvendiği bir ciranta lehine imza atmak isteyen bilinçsiz üçüncü kişileri ağır bir risk altına sokmaktadır. Doktrinde (örneğin Mehmet Bahtiyar, Sabih Arkan) bu durumun, kıymetli evrakın şekli katılığı ve görünüşe güven ilkesinin bir faturası olduğu belirtilmektedir. Yine de kambiyo senetleri hukukunda hamili koruyan bu "şekli muhafazakarlık", ticari hayatın güvenliği için kaçınılmaz bir yasal tercihtir. TTK m. 701, aval kurumunun soyutluğunu ve maddi bağımsızlığını, şekli bir kalıba dökerek güvence altına almıştır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.