1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı üçüncü kitabında, poliçeye ilişkin düzenlemeler içerisinde yer alan 697. madde, "Kabul" kurumunun bir alt başlığı olarak "Adresli ve yerleşim yerli poliçe" müessesesini hüküm altına almaktadır [1, 2]. Madde, poliçede ödeme yerinin ve ödemeyi gerçekleştirecek merciin (üçüncü kişinin) muhatap tarafından kabul beyanı ile nasıl somutlaştırılabileceğini düzenler.
Kambiyo senetlerinde ödeme yeri, senedin zorunlu şekil şartlarından biridir (TTK m. 671/1-e) [3, 4]. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın gereksinimlerini göz önünde bulundurarak, poliçenin bizzat muhatabın yerleşim yerinde ödenmesi kuralına esneklik getirmiş ve TTK m. 674 ile poliçenin üçüncü bir kişinin nezdinde veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenebileceğini kabul etmiştir [5]. TTK m. 697 ise, bu esnekliğin "kabul şerhi" sırasındaki yansımasını ele alarak, düzenleyenin belirlediği ödeme yeri çerçevesinde muhataba adresi veya ödemeyi yapacak üçüncü kişiyi kesinleştirme yetkisi tanımaktadır [1, 2]. Bu düzenleme, senet hamilinin ödeme zamanında kime ve nereye başvuracağını tereddüde mahal bırakmayacak şekilde netleştirmeyi ve poliçenin tedavül güvenliğini artırmayı amaçlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yerleşim Yerli Poliçe (İkametgâhlı Poliçe) Kavramı
Düzenleyen, poliçede, ödemenin nezdinde yapılacağı bir üçüncü kişiyi açıkça göstermeksizin, muhatabın yerleşim yerinden başka bir yeri ödeme yeri olarak belirtmişse, bu poliçeye "yerleşim yerli poliçe" denir [6]. TTK m. 697/1 uyarınca, muhatap poliçeyi kabul ederken ödemeyi yapacak olan bu üçüncü kişiyi (örneğin bir banka şubesini) kabul şerhinde gösterebilir [1, 2]. Eğer muhatap kabul şerhinde böyle bir üçüncü kişiyi tayin etmezse, kanun koyucu muhatabın ödeme yerinde poliçeyi "bizzat ödemeyi taahhüt etmiş" sayılacağını karine olarak kabul etmiştir [1, 2]. Bu durum, muhatabın poliçe bedelini ödeme yükümlülüğünden kaçınmasını engeller ve hamilin korunmasına hizmet eder.
2.2. Adresli Poliçe Kavramı ve Adresin Somutlaştırılması
TTK m. 697/2 fıkrasında düzenlenen "adresli poliçe" ihtimalinde ise poliçenin bizzat muhatabın nezdinde ödenmesi şart kılınmıştır. Muhatap, poliçeyi kabul şerhi ile imzalarken, ödeme yerinde (örneğin İstanbul) bulunan spesifik bir adresi (örneğin muhatabın Beşiktaş'taki iş adresi veya hesaplarının bulunduğu banka şubesinin adresi) gösterebilir [2]. Bu işlem, asıl ödeme yükümlüsünü değiştirmez; yalnızca ifa mahallinin daha belirgin ve coğrafi olarak saptanabilir hale gelmesini sağlar. Ödeme yerinin "idari birim" (il, ilçe vb.) olarak yazılması yeterli olup ayrıca detaylı adres zorunlu olmasa da [7], muhatabın kabul anında adresi belirtmesi hamilin ibraz külfetini yerine getirmesini kolaylaştırır.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 671 ve 672: Poliçede ödeme yeri zorunlu unsurdur. Ödeme yeri ayrıca belirtilmemişse muhatabın adının yanında yazılı olan yer, ödeme yeri ve muhatabın yerleşim yeri sayılır (TTK m. 672/3) [4, 8]. TTK m. 697, bu ana kuralı tamamlayıcı niteliktedir.
- TTK m. 674: "Poliçe, bir üçüncü kişinin nezdinde, muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde ödenmek üzere düzenlenebilir" [5]. Bu madde, adresli ve yerleşim yerli poliçe kurma yetkisini düzenleyene verirken; TTK m. 697 aynı yetkinin somutlaştırılmasını muhatabın "kabul" aşamasına taşır.
- TTK m. 778/2-a (Bonolara Uygulanabilirlik): TTK'nın 778. maddesi uyarınca, poliçelerin adresli ve yerleşim yerli düzenlenmesine ilişkin 674. ve 697. madde hükümleri bonolar hakkında da niteliğine aykırı düşmedikçe geçerlidir [9].
- TTK m. 787 (Çeklere Uygulanabilirlik): Çeklerde de adresli ve yerleşim yerli çek düzenlenmesi mümkündür. Ancak TTK m. 787 gereği, çekin muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde üçüncü kişi nezdinde ödenmesi şart koşulmuşsa, bu üçüncü kişinin mutlaka bir "banka" olması emredici kuraldır [10].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kambiyo senetlerinde ödeme yeri ve kabul şerhlerine ilişkin katı şekil şartları aranmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi kararlarında, ödeme yerinin mutlak surette bir "idari birim" (il, ilçe, bucak, köy) olması gerektiği vurgulanmaktadır [11].
Örneğin Yargıtay 12. HD., 21.10.2010 tarihli, E. 2010/11469, K. 2011/24265 sayılı kararında; senedin ödeme veya tanzim yeri olarak bir "köy adının" (örneğin Karacaören Köyü) yazılmasını, köyün bağımsız bir idari birim olması hasebiyle geçerli kabul etmiş ve belgenin kambiyo senedi vasfını taşıdığına hükmetmiştir [11, 12]. TTK m. 697 kapsamında muhatabın kabul şerhinde göstereceği adresin veya üçüncü kişinin, poliçenin üzerinde yer alan ana ödeme yeri (idari birim) sınırları içinde bulunması şarttır. Yargıtay, ödeme yerine ilişkin tereddütlerin kambiyo senedinin mücerretlik vasfına zarar verebileceğini kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
İstanbul'da yerleşik (A) A.Ş., Ankara'da mukim (B) Ltd. Şti. üzerine bir poliçe düzenlemiş, ancak ödeme yerini "İzmir" olarak belirtmiş ve ödemenin nezdinde yapılacağı üçüncü bir kişiyi göstermemiştir. Poliçe, hamil (C) tarafından kabul için (B) Ltd. Şti.'ye ibraz edilmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 697/1 uyarınca, (B) Ltd. Şti. kabul şerhini yazarken İzmir'de bulunan "X Bankası Konak Şubesi"ni ödemenin yapılacağı üçüncü kişi olarak gösterebilir [1]. Eğer (B) Ltd. Şti. bunu yapmadan sadece "Kabulümdür" yazıp imzalarsa, kanun gereği bizzat İzmir'de ödeme yapmayı taahhüt etmiş sayılır ve ifa zamanı geldiğinde İzmir'de ödemeyi bizzat hazır etmek zorundadır [1, 2].
Olay 2:
Düzenleyen, muhatabın yerleşim yeri olan "Bursa"yı ödeme yeri olarak belirlemiş ve ödemenin bizzat muhatap nezdinde yapılmasını şart koşmuştur. Hamil, poliçeyi muhataba kabule arz etmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 697/2 gereği muhatap, poliçeyi kabul ederken Bursa'daki somut ödeme adresini (örneğin "Nilüfer İlçesi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı No:X") kabul şerhinde gösterebilir [2]. Bu, hamilin protesto çekmek veya ödeme talep etmek için muhatabı nerede bulacağı sorununu ortadan kaldırır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Muhatabın poliçeyi TTK m. 697'ye uygun olarak kabul edip adresi veya üçüncü kişiyi belirttiğinin ispatı, poliçe senedi üzerindeki yazılı kabul şerhi ile sağlanır. Sözlü kabul veya harici bir sözleşme kambiyo hukuku bakımından geçersizdir (TTK m. 695/1) [13, 14].
- Zamanaşımı / Süreler: Kabul eden muhataba karşı açılacak davalar, vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir (TTK m. 749/1) [15-17]. Hamil, TTK m. 697 uyarınca kabul beyanında bulunan muhataba veya onun gösterdiği adresteki merciye süresi içinde başvurmalıdır.
- Görevli/Yetkili Mahkeme: TTK m. 4 kapsamında bu husustan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [18]. Yetki açısından, HMK m. 10 gereği sözleşmenin ifa edileceği yer (kabul şerhinde somutlaştırılan ödeme yeri) mahkemeleri ve icra daireleri de yetkili olacaktır [19].
- Yaygın Uygulama Hataları: Muhatabın kabul şerhinde belirteceği adresin veya üçüncü kişinin, düzenleyenin önceden saptadığı ödeme yerine (ile/ilçeye) aykırı olması, "şartlı kabul" veya kabulün reddi (TTK m. 696) olarak yorumlanabilir ve hamilin başvurma haklarının doğmasına sebebiyet verebilir [1, 20].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde; Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Mehmet Bahtiyar ve Hüseyin Ülgen gibi önde gelen akademisyenler, kambiyo senetlerinin mutlak şekil şartlarına tâbi tutulmasının, hamilin güvenliğini ve senedin tedavül kabiliyetini sağlamak amacıyla olduğunu ifade etmişlerdir [8, 21]. Doktrinde yerleşim yerli poliçe (domiciled bill), senedin tedavül yeteneğini artıran ve özellikle tahsilatın bankacılık sistemi üzerinden gerçekleşmesine imkân sağlayan işlevsel bir araç olarak değerlendirilir.
Poroy/Tekinalp ve diğer yazarların işaret ettiği gibi, kambiyo senetlerinde soyutluk (mücerretlik) ilkesi gereği, poliçe ilişkisi temel ilişkiden bağımsızdır [22-24]. TTK m. 697'nin lafzi yapısı incelendiğinde; kanun koyucunun, muhataba sadece ifa kolaylığı (adres veya tahsil merci belirleme hakkı) tanıdığı; ancak bu durumun muhatabın poliçeden doğan asıl borçlu sıfatını, sorumluluk kapsamını veya senedin hukuki tabiatını değiştirmediği açıkça görülmektedir. Kanundaki "Aksi takdirde, muhatap, ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır" ibaresi, kanun koyucunun olası boşlukları doğrudan yasal bir karine ile doldurduğunu göstermesi bakımından son derece isabetlidir. Bu yönüyle TTK m. 697, hem Cenevre Yeknesak Kuralları ile tam bir uyum sergilemekte hem de ticari pratiklerin gereksinim duyduğu ifa mahalli netliğini sağlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı üçüncü kitabında, poliçeye ilişkin düzenlemeler içerisinde yer alan 697. madde, "Kabul" kurumunun bir alt başlığı olarak "Adresli ve yerleşim yerli poliçe" müessesesini hüküm altına almaktadır [1, 2]. Madde, poliçede ödeme yerinin ve ödemeyi gerçekleştirecek merciin (üçüncü kişinin) muhatap tarafından kabul beyanı ile nasıl somutlaştırılabileceğini düzenler.
Kambiyo senetlerinde ödeme yeri, senedin zorunlu şekil şartlarından biridir (TTK m. 671/1-e) [3, 4]. Ancak kanun koyucu, ticari hayatın gereksinimlerini göz önünde bulundurarak, poliçenin bizzat muhatabın yerleşim yerinde ödenmesi kuralına esneklik getirmiş ve TTK m. 674 ile poliçenin üçüncü bir kişinin nezdinde veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenebileceğini kabul etmiştir [5]. TTK m. 697 ise, bu esnekliğin "kabul şerhi" sırasındaki yansımasını ele alarak, düzenleyenin belirlediği ödeme yeri çerçevesinde muhataba adresi veya ödemeyi yapacak üçüncü kişiyi kesinleştirme yetkisi tanımaktadır [1, 2]. Bu düzenleme, senet hamilinin ödeme zamanında kime ve nereye başvuracağını tereddüde mahal bırakmayacak şekilde netleştirmeyi ve poliçenin tedavül güvenliğini artırmayı amaçlamaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yerleşim Yerli Poliçe (İkametgâhlı Poliçe) Kavramı
Düzenleyen, poliçede, ödemenin nezdinde yapılacağı bir üçüncü kişiyi açıkça göstermeksizin, muhatabın yerleşim yerinden başka bir yeri ödeme yeri olarak belirtmişse, bu poliçeye "yerleşim yerli poliçe" denir [6]. TTK m. 697/1 uyarınca, muhatap poliçeyi kabul ederken ödemeyi yapacak olan bu üçüncü kişiyi (örneğin bir banka şubesini) kabul şerhinde gösterebilir [1, 2]. Eğer muhatap kabul şerhinde böyle bir üçüncü kişiyi tayin etmezse, kanun koyucu muhatabın ödeme yerinde poliçeyi "bizzat ödemeyi taahhüt etmiş" sayılacağını karine olarak kabul etmiştir [1, 2]. Bu durum, muhatabın poliçe bedelini ödeme yükümlülüğünden kaçınmasını engeller ve hamilin korunmasına hizmet eder.
2.2. Adresli Poliçe Kavramı ve Adresin Somutlaştırılması
TTK m. 697/2 fıkrasında düzenlenen "adresli poliçe" ihtimalinde ise poliçenin bizzat muhatabın nezdinde ödenmesi şart kılınmıştır. Muhatap, poliçeyi kabul şerhi ile imzalarken, ödeme yerinde (örneğin İstanbul) bulunan spesifik bir adresi (örneğin muhatabın Beşiktaş'taki iş adresi veya hesaplarının bulunduğu banka şubesinin adresi) gösterebilir [2]. Bu işlem, asıl ödeme yükümlüsünü değiştirmez; yalnızca ifa mahallinin daha belirgin ve coğrafi olarak saptanabilir hale gelmesini sağlar. Ödeme yerinin "idari birim" (il, ilçe vb.) olarak yazılması yeterli olup ayrıca detaylı adres zorunlu olmasa da [7], muhatabın kabul anında adresi belirtmesi hamilin ibraz külfetini yerine getirmesini kolaylaştırır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kambiyo senetlerinde ödeme yeri ve kabul şerhlerine ilişkin katı şekil şartları aranmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi kararlarında, ödeme yerinin mutlak surette bir "idari birim" (il, ilçe, bucak, köy) olması gerektiği vurgulanmaktadır [11]. Örneğin Yargıtay 12. HD., 21.10.2010 tarihli, E. 2010/11469, K. 2011/24265 sayılı kararında; senedin ödeme veya tanzim yeri olarak bir "köy adının" (örneğin Karacaören Köyü) yazılmasını, köyün bağımsız bir idari birim olması hasebiyle geçerli kabul etmiş ve belgenin kambiyo senedi vasfını taşıdığına hükmetmiştir [11, 12]. TTK m. 697 kapsamında muhatabın kabul şerhinde göstereceği adresin veya üçüncü kişinin, poliçenin üzerinde yer alan ana ödeme yeri (idari birim) sınırları içinde bulunması şarttır. Yargıtay, ödeme yerine ilişkin tereddütlerin kambiyo senedinin mücerretlik vasfına zarar verebileceğini kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: İstanbul'da yerleşik (A) A.Ş., Ankara'da mukim (B) Ltd. Şti. üzerine bir poliçe düzenlemiş, ancak ödeme yerini "İzmir" olarak belirtmiş ve ödemenin nezdinde yapılacağı üçüncü bir kişiyi göstermemiştir. Poliçe, hamil (C) tarafından kabul için (B) Ltd. Şti.'ye ibraz edilmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 697/1 uyarınca, (B) Ltd. Şti. kabul şerhini yazarken İzmir'de bulunan "X Bankası Konak Şubesi"ni ödemenin yapılacağı üçüncü kişi olarak gösterebilir [1]. Eğer (B) Ltd. Şti. bunu yapmadan sadece "Kabulümdür" yazıp imzalarsa, kanun gereği bizzat İzmir'de ödeme yapmayı taahhüt etmiş sayılır ve ifa zamanı geldiğinde İzmir'de ödemeyi bizzat hazır etmek zorundadır [1, 2].
Olay 2: Düzenleyen, muhatabın yerleşim yeri olan "Bursa"yı ödeme yeri olarak belirlemiş ve ödemenin bizzat muhatap nezdinde yapılmasını şart koşmuştur. Hamil, poliçeyi muhataba kabule arz etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 697/2 gereği muhatap, poliçeyi kabul ederken Bursa'daki somut ödeme adresini (örneğin "Nilüfer İlçesi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı No:X") kabul şerhinde gösterebilir [2]. Bu, hamilin protesto çekmek veya ödeme talep etmek için muhatabı nerede bulacağı sorununu ortadan kaldırır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde; Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Mehmet Bahtiyar ve Hüseyin Ülgen gibi önde gelen akademisyenler, kambiyo senetlerinin mutlak şekil şartlarına tâbi tutulmasının, hamilin güvenliğini ve senedin tedavül kabiliyetini sağlamak amacıyla olduğunu ifade etmişlerdir [8, 21]. Doktrinde yerleşim yerli poliçe (domiciled bill), senedin tedavül yeteneğini artıran ve özellikle tahsilatın bankacılık sistemi üzerinden gerçekleşmesine imkân sağlayan işlevsel bir araç olarak değerlendirilir.
Poroy/Tekinalp ve diğer yazarların işaret ettiği gibi, kambiyo senetlerinde soyutluk (mücerretlik) ilkesi gereği, poliçe ilişkisi temel ilişkiden bağımsızdır [22-24]. TTK m. 697'nin lafzi yapısı incelendiğinde; kanun koyucunun, muhataba sadece ifa kolaylığı (adres veya tahsil merci belirleme hakkı) tanıdığı; ancak bu durumun muhatabın poliçeden doğan asıl borçlu sıfatını, sorumluluk kapsamını veya senedin hukuki tabiatını değiştirmediği açıkça görülmektedir. Kanundaki "Aksi takdirde, muhatap, ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır" ibaresi, kanun koyucunun olası boşlukları doğrudan yasal bir karine ile doldurduğunu göstermesi bakımından son derece isabetlidir. Bu yönüyle TTK m. 697, hem Cenevre Yeknesak Kuralları ile tam bir uyum sergilemekte hem de ticari pratiklerin gereksinim duyduğu ifa mahalli netliğini sağlamaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.