RESMİ METİN

**IV

  • Bir daha kabule arz MA DDE 694
  • (1) Muhatap, poliçenin, kendisine arz edildiği günü izleyen günde bir daha ibrazını isteyebilir. İlgililer, bu istemin yerine getirilmediğini, ancak bu istem protestoya yazılmışsa ileri sürebilirler. (2) Hamil, kabule arz edilen poliçeyi muhataba bırakmak zorunda değildir. B) Kabul I
  • Şekli
  1. Genel olarak**

Madde 695 - (1) Kabul beyanı poliçe üzerine yazılır ve “kabul edilmiştir” veya buna eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve muhatap tarafından imzalanır. Muhatabın, poliçenin ön yüzüne yal nız imzasını koyması kabul hükmündedir. (2) Poliçenin, görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart edilmiş olduğu veya özel bir şart gereğince belirli bir süre içinde kabule arz edilmesi gerektiği takdirde, hamil ibraz günü tarihinin atılmasını isteme dikçe, kabul hangi gün gerçekleşmişse poliçeye o günün tarihi atılır. Tarih atılmamış olduğu takdirde, hamil cirantalarla düzenleyene karşı başvurma haklarını koruyabilmek için bu eksikliği zamanında düzenlenecek bir protesto ile tespit ettirmek zorundadır .


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Kambiyo Senetleri"ne ilişkin Dördüncü Kısmının Birinci Bölümünde yer alan 695. maddesi, poliçenin kabulüne ilişkin şekil şartlarını ve kabul beyanının hukuki mahiyetini düzenlemektedir. Kambiyo senetleri hukukunun temel ilkelerinden olan "şeklî sıkılık" (sıkı şekil şartcılığı) ilkesi, kabul müessesesinde de kendisini en belirgin biçimde göstermektedir [1].

Poliçe, esas itibarıyla üçlü bir hukuki ilişkidir: Düzenleyen (keşideci), lehtar ve muhatap. Ancak muhatap, poliçe düzenlendiği anda bu kambiyo ilişkisinin dışında yer almaktadır; poliçenin sadece düzenlenmiş olması, muhatabı kendiliğinden borçlu kılmaz [2, 3]. Muhatabın poliçe borçlusu, daha teknik bir ifadeyle poliçenin "asıl borçlusu" sıfatını kazanabilmesi, senedi TTK m. 695'te öngörülen şekil şartlarına uygun olarak kabul etmesiyle mümkündür [4-6]. Kabul, muhatabı doğrudan doğruya poliçe ilişkisine sokan, senedin düzenlenmesine temel teşkil eden alt ilişkiden (örneğin satım sözleşmesi) bağımsız ve "soyut bir taahhüt" niteliği taşır [7, 8]. Bu taahhüdün geçerliliği, TTK m. 695'te sayılan emredici şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır.

Maddenin birinci fıkrası, kabul beyanının senet üzerine yazılması ve imzalanması zorunluluğunu, ikinci fıkrası ise özellikle görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerde kabul tarihinin belirlenmesi ve eksikliği hâlinde hamilin yapması gerekenleri (protesto zorunluluğunu) düzenlemektedir [9-11].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Poliçe Üzerine Yazılılık ve "Kabul Edilmiştir" İbaresi

Kabul beyanının hukuki sonuç doğurabilmesi için mutlaka bizzat poliçe üzerine (veya alonja) yazılması gerekmektedir [9, 11]. Sözlü bir kabul beyanı kambiyo hukuku anlamında hiçbir değer taşımaz ve muhatabı borç altına sokmaz [12]. TTK m. 695/1, kabul beyanının senedin üzerine yazılacak "kabul edilmiştir", "kabulümdür", "kabulümüzdür", "vadesinde ödeyeceğim" veya buna eş anlamlı (muadil) ifadelerle yapılabileceğini belirtmektedir [10, 13]. Bu ifadeler muhatabın iradesinin kayıtsız ve şartsız bir kabul olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. Doktrinde Poroy/Tekinalp ve Pulaşlı gibi yazarların da vurguladığı üzere, kabul beyanı senedin ön yüzüne veya arka yüzüne yapılabilir, ancak arka yüze yapılacaksa yukarıdaki ibarelerin kullanılması zorunludur [13].

2.2. Islak İmza Unsuru

İster poliçenin ön yüzüne ister arka yüzüne yapılsın, kabul beyanının geçerliliği muhatap tarafından bizzat elle atılacak "ıslak imza"ya bağlıdır [12, 14]. TTK m. 756/2 açıkça "El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz" hükmünü amirdir [15, 16]. Bu nedenle, daktilo, mühür, kaşe veya mekanik araçlarla atılan imzalar ya da parmak izi kabul beyanını geçerli kılmaz [17, 18].

2.3. Ön Yüze Yalnız İmzanın Konulması

TTK m. 695/1'in ikinci cümlesine göre, muhatabın poliçenin "ön yüzüne" sadece imzasını atması (hiçbir ibare kullanmaksızın) kabul hükmündedir [10, 11, 19]. Bu, yasa koyucunun ticari hayatın hızını gözeterek getirdiği bir yasal karinedir. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için imzanın mutlaka "muhatap" tarafından atılmış olması gerekir. Zira TTK m. 701/3 uyarınca, muhatap veya düzenleyen haricindeki bir üçüncü kişinin poliçenin ön yüzüne attığı yalnız imza "aval" şerhi sayılır [20, 21]. Bu nedenle, ön yüze atılan imzanın kime ait olduğu poliçenin hukuki nitelendirmesinde (kabul vs. aval) tayin edici bir unsurdur.

2.4. Kabul Tarihinin Atılması ve İspatı

Maddenin 2. fıkrası, özellikle "görüldükten belirli bir süre sonra" ödenmesi şart kılınan poliçeleri (örneğin "görüldükten 30 gün sonra ödenecektir") hedef almaktadır. Bu tür poliçelerde vadenin tespiti için senedin muhataba ibraz edildiği tarih zorunludur [22-24]. TTK m. 695/2 uyarınca, bu tür poliçelerde kabulün hangi gün gerçekleştiğinin poliçeye yazılması gerekir [9, 25]. Eğer muhatap kabul ibaresinin yanına tarih atmaktan kaçınırsa, hamilin müracaat borçlularına (düzenleyen ve cirantalar) karşı başvuru haklarını koruyabilmesi için bu eksikliği süresi içinde düzenlenecek bir protesto ile (kabul etmeme protestosu) tespit ettirmesi emredici bir zorunluluktur [9, 23, 25]. Aksi takdirde, hamil müracaat haklarını kaybeder [26].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 698 (Kabulün Hükümleri) — TTK m. 695 çerçevesinde geçerli bir kabul işlemi yapıldığında, TTK m. 698 devreye girer. Muhatap, poliçeyi kabul etmekle bedeli vadede ödemeyi asli ve bağımsız bir borçlu sıfatıyla taahhüt etmiş olur [5, 27, 28].
  • TTK m. 696 (Kabulün Sınırlandırılması / Şartlı Kabul Yasağı) — TTK m. 695'e göre atılacak kabul beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır (TTK m. 696/1). Ancak muhatap bedelin bir kısmı için kabulde bulunabilir (kısmi kabul). Kabul beyanına eklenecek başkaca şartlar (örneğin "mallar ulaştığında ödenecektir"), kambiyo hukuku anlamında poliçenin kabul edilmemiş sayılması sonucunu doğurur [29-31].
  • TTK m. 705 (Görüldükten Belirli Bir Süre Sonra Ödenecek Poliçelerde Vade) — TTK m. 695/2 ile tam bir bütünlük içindedir. Bu maddeye göre vadenin başlangıcı, kabul şerhinde yazılı tarihe veya çekilen protesto tarihine göre belirlenir [32-34]. Tarih yoksa ve protesto çekilmemişse, kabul eden bakımından vadenin, kabule ibraz süresinin son gününde başladığı yasal olarak kabul edilir (TTK m. 705/2) [34, 35].
  • TTK m. 756 (İmzalar) — TTK m. 695/1'deki muhatap imzasının mutlaka el ile atılması gerekliliğinin usuli dayanağıdır [15, 36].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesinin (ile 12. Hukuk Dairesinin) yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetlerinde kabul veya aval gibi irade beyanlarının doğumu şeklî kurallara tabidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin (T. 24.10.1988, E. 1988/1839, K. 1988/6117) kararı bu hususta referans teşkil etmektedir. Kararda açıkça belirtildiği üzere: "TTK'nun hükmüne göre muhatap ancak poliçeyi kabul ettiği takdirde poliçe bedelini ödeme taahhüdü altına girer, kabul ise muhatabın poliçe üzerine kabul beyanını yazıp imzalamasıyla veya poliçenin ön yüzünü sadece imzalamasıyla gerçekleşebilir." Olayda muhatap poliçeyi TTK m. 695 (eski eTTK m. 607) uyarınca usulüne uygun şekilde kabul etmediği ve bu durum noter protestosuyla sabit olduğu için, hamilin senede dayanarak muhataptan talepte bulunamayacağına, asıl borçlu sıfatı kazanılmadığına hükmedilmiştir [37].

Ayrıca Yargıtay kararlarında, muhatabın imzasının mekanik araçlarla atılması hâlinde senedin muhatap yönünden hükümsüz sayılacağı, imzanın münhasıran el yazısı ile olması gerektiği vurgulanmaktadır [15, 18, 38].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): X A.Ş. (düzenleyen), alacaklısı Y Ltd. Şti. (lehtar) lehine, borçlusu Z A.Ş. (muhatap) üzerine 500.000 TL bedelli bir poliçe keşide etmiştir. Poliçeyi devralan Y Ltd. Şti., senedi muhatap Z A.Ş.'ye kabule arz etmiş, Z A.Ş. yetkilisi poliçenin arka yüzüne sadece imzasını atmış ve senedi iade etmiştir. Vade geldiğinde ödeme yapılmaması üzerine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Z A.Ş., senedi kabul etmediğini ve borçlu olmadığını iddia ederek takibe itiraz etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 695/1 uyarınca, muhatabın poliçenin sadece imzasını atarak kabul hükmünü doğurabilmesi için bu imzanın senedin "ön yüzüne" atılmış olması zorunludur. Arka yüze atılan imzanın kabul sayılabilmesi için "kabul edilmiştir" veya muadili bir ibarenin bulunması şarttır. Olayda ibare olmaksızın arka yüze atılan imza, muhatabı asıl borçlu sıfatıyla bağlamaz [10, 19]. İcra mahkemesi, geçerli bir kabul beyanı bulunmadığı gerekçesiyle Z A.Ş. yönünden takibin iptaline karar vermelidir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): A, B emrine ve C üzerine "görüldükten 45 gün sonra ödenecek" vadeli bir poliçe düzenlemiştir. B, poliçeyi muhatap C'ye arz etmiş; C, senedin ön yüzüne "kabulümdür" yazıp imzalamış ancak tarih atmamıştır. B (hamil), durumu fark etmesine rağmen protesto çekmemiş ve senedi 45 gün beklettikten sonra ödeme talebinde bulunmuştur. Ödeme yapılmaması üzerine B, hem muhatap C'ye hem de düzenleyen A'ya başvurmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 695/2 uyarınca "görüldükten belirli bir süre sonra" ödenecek poliçelerde muhatabın kabul tarihini atması şarttır. Tarih atılmamışsa, hamilin müracaat haklarını korumak için kabul etmeme protestosu düzenletmesi emredici bir zorunluluktur [9, 23, 25]. B protesto çekmediği için, düzenleyen A'ya ve varsa cirantalara karşı müracaat haklarını kaybetmiştir (TTK m. 730) [39-41]. Ancak muhatap C, kabule ilişkin tarih olmasa dahi asıl borçlu sıfatını korur; C'ye karşı başvuru hakkı (vade kabule arzın son gününden başlamak üzere hesaplanarak) devam eder (TTK m. 705/2) [33, 35].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Poliçenin geçerli bir şekilde kabul edilip edilmediği münhasıran senet metninden (veya alonjdan) ispatlanmalıdır. Senet dışı sözleşmeler veya protokollerle (tanık beyanı, harici taahhütname) muhatabın poliçeyi kabul ettiği iddia edilemez [37, 42, 43].
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 695 uyarınca geçerli bir kabul beyanında bulunan muhataba (kabul edene) karşı açılacak davalar veya icra takipleri, vadenin geldiği tarihten itibaren üç (3) yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 749/1) [44-47].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kabulün geçerliliğine ilişkin menfi tespit veya iptal davaları mutlak ticari dava niteliğindedir; görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde imza itirazları veya senet metninden anlaşılan def'iler için İcra Mahkemesi yetkilidir [16, 48, 49].
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Muhatabın poliçenin arka yüzüne sadece imza atarak kabul ettiğini düşünmesi,
    2. Şirket yetkilisinin "kabulümdür" yazdıktan sonra şirket kaşesi basmadan sadece şahsi imzasını atarak tüzel kişi yerine şahsen borç altına girmesi (TTK m. 678 yetkisiz temsil),
    3. Kabul beyanının daktilo, kaşe imza veya faks cihazı ile oluşturulan mekanik imza ile yapılması [15, 18].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu'ndaki kambiyo senetleri rejiminin temeli, hukuki görünüşe ve güven ilkesine dayanmaktadır [50]. Doktrinde, Prof. Dr. Fırat Öztan, Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp gibi önde gelen hukukçular tarafından da sıklıkla ifade edildiği üzere, TTK m. 695'te yer alan sıkı şekil kuralları, senedin tedavül kabiliyetini korumak ve iyiniyetli üçüncü kişilerin menfaatlerini teminat altına almak amacını gütmektedir [26, 51, 52].

Bununla birlikte, doktrinde TTK m. 695/2'de yer alan, kabul tarihinin yazılmaması durumunda hamilin ağır bir yaptırımla (müracaat borçlularına karşı başvuru hakkının kaybı) karşılaşmasının hakkaniyete ne ölçüde uygun olduğu eleştirilmektedir [26]. TTK m. 695/2, şekil eksikliği yükünü ve riskini tamamen hamilin üzerine bırakmaktadır. Hamil, muhatabın tarih atmama yönündeki pasif direnişini aşmak için ek masraf ve zaman külfeti olan protesto müessesesine başvurmak zorunda bırakılmaktadır [23]. Ticari hız ve pratiklik açısından, tarih atılmaması durumunda vadenin düzenlenme tarihinden itibaren belirli bir yasal süre sonunda başlamış kabul edilmesi gibi, protesto yükünü bertaraf edecek reformist yaklaşımların mevzuata kazandırılması yönünde düşünceler mevcuttur.

Ayrıca, elektronik ticaretin ve dijitalleşmenin arttığı günümüzde, TTK m. 756'nın (ıslak imza zorunluluğu) TTK m. 695'teki kabul işlemlerinde e-imza kullanımını engellemesi, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun esnekliğine zıt bir katılık oluşturmaktadır [53, 54]. Uluslararası ticarette, elektronik poliçe (e-bill of exchange) uygulamalarına uyum sağlayabilmek adına kabul, ciro ve aval müesseselerinde güvenli elektronik imzanın kullanılmasına olanak tanıyacak kanuni reformların yapılması gerekliliği doktriner çalışmalarda vurgulanmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.