1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 692. maddesi, poliçelerde kabule arzın kural olarak ihtiyari (seçimlik) olduğu ilkesinin (TTK m. 691) istisnalarını, sınırlarını ve bu konudaki irade özerkliğini düzenleyen temel normdur [1, 2]. Kambiyo senetleri hukukunda, özellikle poliçede, "kabul" müessesesi muhatabı doğrudan poliçe ilişkisine sokan ve onu asıl borçlu sıfatına haiz kılan soyut bir taahhüttür [3]. TTK m. 691 uyarınca, poliçe vadeye kadar hamil veya poliçeyi elinde bulunduran herhangi bir kişi tarafından muhatabın yerleşim yerinde kabule arz edilebilir [1, 2]. Bu kural, hamilin inisiyatifindedir.
Ancak TTK m. 692, poliçenin bir kredi ve ödeme vasıtası olma işlevini korumak, muhataba karşılık (provizyon) hazırlaması için gerekli süreyi tanımak ve başvuru (müracaat) borçlularının risklerini yönetebilmelerini sağlamak amacıyla, kabule arzın zorunlu kılınması veya yasaklanması yetkilerini düzenleyen (keşideci) ve cirantalara tanımıştır [4, 5]. Madde sistematiği, düzenleyenin mutlak inisiyatifini (m. 692/1, 2, 3) ve düzenleyen tarafından bir yasak getirilmediği müddetçe cirantaların da bu haktan yararlanabilmesini (m. 692/4) hiyerarşik bir bütünlük içinde ele almaktadır [2, 5-7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kabule Arz Şartı (Mecburi Kabule Arz)
TTK m. 692/1 uyarınca düzenleyen, bir süre belirleyerek veya belirlemeden poliçenin kabule arz edilmesini şart koşabilir [2, 5]. Bu şartın poliçe üzerine derç edilmesiyle, kural olarak ihtiyari olan kabule arz, hamil açısından yasal bir zorunluluğa dönüşür [4]. Hamil, poliçeyi ödeme vadesinden önce muhataba ibraz etmek ve kabul durumunu netleştirmek zorundadır. Bu yükümlülüğe uyulmamasının yaptırımı oldukça ağırdır; TTK m. 730/2 gereğince hamil, düzenleyenin verdiği süreye uymazsa, kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru (rücu) haklarını kaybeder [8, 9].
2.2. Kabule Arz Yasağı ve İstisnaları
TTK m. 692/2 hükmü, düzenleyene poliçenin kabule arzını tamamen yasaklama yetkisi tanır [2, 5]. Düzenleyen, poliçe ilişkisine temel teşkil eden alt ilişkide (provizyon ilişkisi) henüz muhatap nezdinde yeterli karşılığı oluşturmamış olabilir. Bu ihtimalde, erken bir kabule arz ve akabinde muhatabın poliçeyi kabul etmemesi, hamilin erken başvuru hakkını (vadeden önce müracaat hakkı) kullanmasına yol açacaktır [10, 11]. Düzenleyen, bu riski bertaraf etmek için kabule arz yasağı koyabilir.
Ancak yasa koyucu, TTK m. 692/2'de bu yasağın istisnalarını tahdidi olarak saymıştır:
- Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinde ödenmesi gereken poliçeler (İkametgâhlı poliçeler).
- Muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenmesi gereken poliçeler (Adresli poliçeler).
- Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçeler [2, 5].
Özellikle "görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken" poliçelerde kabule arzın yasaklanamaması mantıksal bir zorunluluktur. Zira bu poliçelerin vadesinin işlemeye başlaması ve tespiti bizzat kabule arz anına (kabul şerhindeki tarihe veya protesto tarihine) bağlıdır (TTK m. 705) [12, 13]. İbrazın süresiz yasaklanması durumunda senedin vadesi hiçbir zaman gelmeyecektir [11, 14].
2.3. Belirli Bir Tarihten Önce Kabule Arz Yasağı
Düzenleyen, mutlak bir kabule arz yasağı koymak yerine, TTK m. 692/3 uyarınca poliçenin belirli bir tarihten önce kabule arz edilmemesini de şart koşabilir [6, 7]. Bu, muhatabın ödeme hazırlığı yapabilmesi için düzenleyene zaman kazandıran esnek bir güvence mekanizmasıdır. Bu tarihten önce yapılan ibraz, kambiyo hukuku anlamında geçerli bir kabule ibraz sayılmaz ve muhatabın kabulden kaçınması halinde hamil haklı bir protesto düzenleyemez.
2.4. Cirantanın Kabule Arzı Şart Koşması
Kambiyo senetlerinde her ciro, yeni bir garanti taahhüdü içerir [15, 16]. Poliçeyi ciro eden kişi, senedin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur (TTK m. 685). Bu sorumluluk baskısı altındaki cirantanın, kendi riskini yönetebilmesi için TTK m. 692/4 hükmü ihdas edilmiştir. Düzenleyen poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça, her ciranta poliçenin kabule arzını bir süre koyarak veya koymayarak şart koşabilir [6, 7]. Eğer düzenleyen kabule arz yasağı koymuşsa (TTK m. 692/2), cirantanın kabule arz şartı koyması hukuken geçersizdir; zira düzenleyenin iradesi, ciro zincirindeki diğer kişilerin iradesine üstün tutulmuştur.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 691 (Kabule Arzın İhtiyariliği): TTK m. 692'nin temel referans normudur. İhtiyari olan kural, m. 692 ile tarafların iradesine bırakılarak şekillendirilmektedir [1, 2].
- TTK m. 693 ve TTK m. 705 (Görüldükten Belirli Süre Sonra Vadeli Poliçeler): TTK m. 692/2'deki yasağın en önemli istisnasıdır. Bu poliçelerin düzenlenme gününden itibaren 1 yıl içinde kabule arzı mecburi olduğundan (TTK m. 693), kabule arz yasağı bu poliçelere uygulanamaz [6, 7, 12, 17].
- TTK m. 730/2 ve 3 (Başvuru Hakkının Düşmesi): TTK m. 692 gereği konulan şarta riayet edilmemesinin maddi hukuk boyutu m. 730'da düzenlenmiştir. Düzenleyenin şartına uyulmaması genel bir hak kaybına (kabul etmeme ve ödememe sebebiyle) neden olurken, cirantanın şartına uyulmamasının defi olarak ileri sürülmesi yalnızca şartı koyan cirantaya tanınmıştır [8, 9].
- TTK m. 784 (Çekte Kabul Yasağı): Poliçedeki bu geniş kabul kurumu, bir ödeme vasıtası olan çekte TTK m. 784 ile mutlak olarak yasaklanmıştır. Çek üzerine yazılan kabul şerhi yazılmamış sayılır [18, 19]. Dolayısıyla TTK m. 692 hükümleri çeke kıyasen uygulanamaz.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, poliçede kambiyo taahhüdünün sınırlarını ve başvuru borçlularına (müracaat borçluları) yöneltilecek taleplerin ön şartlarını katı şekil kurallarına tabi tutmaktadır. Yargıtay (örneğin 11. ve 12. Hukuk Daireleri), kabule arzın şart koşulduğu durumlarda süresinde kabule arz edilmeyen ve gerektiğinde kabul etmeme protestosu çekilmeyen senedin poliçe vasfını yitirmeyeceğini ancak hamilin cirantalara ve düzenleyene karşı "müracaat hakkını (başvuru hakkını) kaybedeceğini" açıkça vurgulamaktadır (TTK m. 730) [9, 20, 21].
Bununla birlikte Yargıtay, kabule arz yasaklarının veya şartlarının senet metninde her türlü şüpheden uzak, açıkça ve yazılı olarak yer alması gerektiğini içtihat etmektedir. Ciro zincirindeki bir cirantanın yasağa aykırı olarak kabule arz zorunluluğu öngörmesi halinde, Yargıtay senedin tedavül yeteneğinin zarar görmemesi adına "yazılmamış sayılma" ilkesini işleterek iyi niyetli hamili koruma eğilimindedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
(A) şirketi, (B) şirketi lehine, (C) muhataplı bir poliçe düzenlemiştir. (A), henüz (C) ile arasındaki cari hesaba yeterli bakiye geçmediğinden, poliçe ön yüzüne "15 Eylül 2026 tarihinden önce kabule arz edilemez" şartını (TTK m. 692/3) derç etmiştir. Lehtar (B), senedi (D)'ye ciro etmiş; (D) ise likidite kaygısıyla 1 Eylül 2026 tarihinde muhatap (C)'ye kabule arz etmiş ve (C)'den ret cevabı alınca vadeden önce başvuru hakkını kullanmak üzere "kabul etmeme protestosu" çekmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 692/3 uyarınca düzenleyenin belirli bir tarihten önce kabule arz yasağı koyma hakkı mevcuttur [6, 7]. Hamil (D)'nin bu yasağa aykırı olarak çektiği protesto hukuki sonuç doğurmaz ve hamil vadeden önce müracaat hakkını (TTK m. 713/2) kullanamaz.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Düzenleyen (A), poliçe üzerine "kabule arz edilemez" yazarak TTK m. 692/2 uyarınca mutlak yasak getirmiştir. Lehtar (B) poliçeyi ciranta (C)'ye devrederken, (C), kendi sorumluluğunu sınırlandırmak adına "1 ay içinde kabule arz şarttır" ibaresini senede eklemiştir. Son hamil (D), senedi kabule arz etmemiş, vade tarihinde ödememe üzerine ciranta (C)'ye başvurmuştur. (C), TTK m. 692/4 uyarınca kendi koyduğu kabule arz şartına uyulmadığını ve m. 730/3 uyarınca başvuru hakkının düştüğünü savunmuştur.
Hukuki Analiz: TTK m. 692/4 lafzı çok açıktır: "Düzenleyen, poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça... ciranta poliçenin kabule arzını şart koşabilir" [6, 7]. Düzenleyen (A)'nın koyduğu yasak karşısında, ciranta (C)'nin şartı geçersizdir. Dolayısıyla (C)'nin TTK m. 730/3 uyarınca başvuru hakkının düştüğüne yönelik def'i dinlenmez. Hamil (D)'nin (C)'ye başvurusu hukuka uygundur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Kabule arzın yapıldığının ve süresinde yapıldığının (eğer şart koşulmuşsa) ispat yükü hamildedir. İspat, noterlikçe tanzim edilecek olan "kabul etmeme protestosu" ile usulüne uygun şekilde yerine getirilir [22].
- Zamanaşımı / Süreler: Şart koşulan ibraz sürelerine uyulmaması, kambiyo zamanaşımını doğrudan işletmez, ancak başvuru (müracaat) borçlularına (düzenleyen, lehtar, cirantalar ve bunların avalistleri) yöneltilecek takip haklarının düşmesine sebep olur (TTK m. 730). Hamil bu durumda ancak asıl borçluya (kabul etmişse muhataba) başvurabilir; muhatap kabul etmemişse sebepsiz zenginleşme davası (TTK m. 732) gibi kambiyo dışı yollara başvurmak zorunda kalır [20, 23, 24].
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 692 ve genel poliçe hükümlerinden doğan uyuşmazlıklar TTK m. 4 uyarınca "mutlak ticari dava" niteliğindedir. Görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemeleridir [25, 26].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, "ödeme için ibraz" ile "kabul için ibraz" kurumları sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır [27, 28]. Kabule arz yasağı bulunan bir poliçede dahi, hamilin vade tarihinde (veya onu izleyen iki iş günü içinde) poliçeyi "ödeme için ibraz" etmesi (TTK m. 708) yasal zorunluluktur.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 692 hükmünün (İsviçre ve Alman ekolü etkisiyle Cenevre Yeknesak Kanunlarından mehaz alınmıştır), kambiyo senedinin ticari güvenilirliği ile düzenleyenin likidite güvenliğini dengelediği kabul edilmektedir. Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp gibi otoriteler, poliçede kabul için ibrazın ihtiyari olmasının kural olduğunu, bunun istisnalarının senedin tedavül gücüne zarar vermeyecek esneklikte tasarlanmasının isabetli olduğunu vurgularlar [29]. Ancak, özellikle "görüldükten belirli bir süre sonra" vadeli poliçelerde kabule arzın yasaklanamaması (TTK m. 692/2) hükmünün katılığı, uygulamada taraflar arasındaki ekonomik ihtiyaçlara (uzun vadeli provizyon eksiklikleri) zaman zaman pranga vurmaktadır. Senedin soyutluğu ve kamu güveni ilkesi gereği, m. 692'de düzenlenen şart ve yasakların senet metninden açıkça anlaşılamadığı hallerde iyi niyetli üçüncü kişilerin ne ölçüde korunacağı konusunda TTK m. 687 (Kişisel def'ilerin ileri sürülememesi) [30, 31] bağlamında kanuni bir açıklığa daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 692. maddesi, poliçelerde kabule arzın kural olarak ihtiyari (seçimlik) olduğu ilkesinin (TTK m. 691) istisnalarını, sınırlarını ve bu konudaki irade özerkliğini düzenleyen temel normdur [1, 2]. Kambiyo senetleri hukukunda, özellikle poliçede, "kabul" müessesesi muhatabı doğrudan poliçe ilişkisine sokan ve onu asıl borçlu sıfatına haiz kılan soyut bir taahhüttür [3]. TTK m. 691 uyarınca, poliçe vadeye kadar hamil veya poliçeyi elinde bulunduran herhangi bir kişi tarafından muhatabın yerleşim yerinde kabule arz edilebilir [1, 2]. Bu kural, hamilin inisiyatifindedir.
Ancak TTK m. 692, poliçenin bir kredi ve ödeme vasıtası olma işlevini korumak, muhataba karşılık (provizyon) hazırlaması için gerekli süreyi tanımak ve başvuru (müracaat) borçlularının risklerini yönetebilmelerini sağlamak amacıyla, kabule arzın zorunlu kılınması veya yasaklanması yetkilerini düzenleyen (keşideci) ve cirantalara tanımıştır [4, 5]. Madde sistematiği, düzenleyenin mutlak inisiyatifini (m. 692/1, 2, 3) ve düzenleyen tarafından bir yasak getirilmediği müddetçe cirantaların da bu haktan yararlanabilmesini (m. 692/4) hiyerarşik bir bütünlük içinde ele almaktadır [2, 5-7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kabule Arz Şartı (Mecburi Kabule Arz)
TTK m. 692/1 uyarınca düzenleyen, bir süre belirleyerek veya belirlemeden poliçenin kabule arz edilmesini şart koşabilir [2, 5]. Bu şartın poliçe üzerine derç edilmesiyle, kural olarak ihtiyari olan kabule arz, hamil açısından yasal bir zorunluluğa dönüşür [4]. Hamil, poliçeyi ödeme vadesinden önce muhataba ibraz etmek ve kabul durumunu netleştirmek zorundadır. Bu yükümlülüğe uyulmamasının yaptırımı oldukça ağırdır; TTK m. 730/2 gereğince hamil, düzenleyenin verdiği süreye uymazsa, kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru (rücu) haklarını kaybeder [8, 9].
2.2. Kabule Arz Yasağı ve İstisnaları
TTK m. 692/2 hükmü, düzenleyene poliçenin kabule arzını tamamen yasaklama yetkisi tanır [2, 5]. Düzenleyen, poliçe ilişkisine temel teşkil eden alt ilişkide (provizyon ilişkisi) henüz muhatap nezdinde yeterli karşılığı oluşturmamış olabilir. Bu ihtimalde, erken bir kabule arz ve akabinde muhatabın poliçeyi kabul etmemesi, hamilin erken başvuru hakkını (vadeden önce müracaat hakkı) kullanmasına yol açacaktır [10, 11]. Düzenleyen, bu riski bertaraf etmek için kabule arz yasağı koyabilir.
Ancak yasa koyucu, TTK m. 692/2'de bu yasağın istisnalarını tahdidi olarak saymıştır:
Özellikle "görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken" poliçelerde kabule arzın yasaklanamaması mantıksal bir zorunluluktur. Zira bu poliçelerin vadesinin işlemeye başlaması ve tespiti bizzat kabule arz anına (kabul şerhindeki tarihe veya protesto tarihine) bağlıdır (TTK m. 705) [12, 13]. İbrazın süresiz yasaklanması durumunda senedin vadesi hiçbir zaman gelmeyecektir [11, 14].
2.3. Belirli Bir Tarihten Önce Kabule Arz Yasağı
Düzenleyen, mutlak bir kabule arz yasağı koymak yerine, TTK m. 692/3 uyarınca poliçenin belirli bir tarihten önce kabule arz edilmemesini de şart koşabilir [6, 7]. Bu, muhatabın ödeme hazırlığı yapabilmesi için düzenleyene zaman kazandıran esnek bir güvence mekanizmasıdır. Bu tarihten önce yapılan ibraz, kambiyo hukuku anlamında geçerli bir kabule ibraz sayılmaz ve muhatabın kabulden kaçınması halinde hamil haklı bir protesto düzenleyemez.
2.4. Cirantanın Kabule Arzı Şart Koşması
Kambiyo senetlerinde her ciro, yeni bir garanti taahhüdü içerir [15, 16]. Poliçeyi ciro eden kişi, senedin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur (TTK m. 685). Bu sorumluluk baskısı altındaki cirantanın, kendi riskini yönetebilmesi için TTK m. 692/4 hükmü ihdas edilmiştir. Düzenleyen poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça, her ciranta poliçenin kabule arzını bir süre koyarak veya koymayarak şart koşabilir [6, 7]. Eğer düzenleyen kabule arz yasağı koymuşsa (TTK m. 692/2), cirantanın kabule arz şartı koyması hukuken geçersizdir; zira düzenleyenin iradesi, ciro zincirindeki diğer kişilerin iradesine üstün tutulmuştur.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, poliçede kambiyo taahhüdünün sınırlarını ve başvuru borçlularına (müracaat borçluları) yöneltilecek taleplerin ön şartlarını katı şekil kurallarına tabi tutmaktadır. Yargıtay (örneğin 11. ve 12. Hukuk Daireleri), kabule arzın şart koşulduğu durumlarda süresinde kabule arz edilmeyen ve gerektiğinde kabul etmeme protestosu çekilmeyen senedin poliçe vasfını yitirmeyeceğini ancak hamilin cirantalara ve düzenleyene karşı "müracaat hakkını (başvuru hakkını) kaybedeceğini" açıkça vurgulamaktadır (TTK m. 730) [9, 20, 21].
Bununla birlikte Yargıtay, kabule arz yasaklarının veya şartlarının senet metninde her türlü şüpheden uzak, açıkça ve yazılı olarak yer alması gerektiğini içtihat etmektedir. Ciro zincirindeki bir cirantanın yasağa aykırı olarak kabule arz zorunluluğu öngörmesi halinde, Yargıtay senedin tedavül yeteneğinin zarar görmemesi adına "yazılmamış sayılma" ilkesini işleterek iyi niyetli hamili koruma eğilimindedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) şirketi, (B) şirketi lehine, (C) muhataplı bir poliçe düzenlemiştir. (A), henüz (C) ile arasındaki cari hesaba yeterli bakiye geçmediğinden, poliçe ön yüzüne "15 Eylül 2026 tarihinden önce kabule arz edilemez" şartını (TTK m. 692/3) derç etmiştir. Lehtar (B), senedi (D)'ye ciro etmiş; (D) ise likidite kaygısıyla 1 Eylül 2026 tarihinde muhatap (C)'ye kabule arz etmiş ve (C)'den ret cevabı alınca vadeden önce başvuru hakkını kullanmak üzere "kabul etmeme protestosu" çekmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 692/3 uyarınca düzenleyenin belirli bir tarihten önce kabule arz yasağı koyma hakkı mevcuttur [6, 7]. Hamil (D)'nin bu yasağa aykırı olarak çektiği protesto hukuki sonuç doğurmaz ve hamil vadeden önce müracaat hakkını (TTK m. 713/2) kullanamaz.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Düzenleyen (A), poliçe üzerine "kabule arz edilemez" yazarak TTK m. 692/2 uyarınca mutlak yasak getirmiştir. Lehtar (B) poliçeyi ciranta (C)'ye devrederken, (C), kendi sorumluluğunu sınırlandırmak adına "1 ay içinde kabule arz şarttır" ibaresini senede eklemiştir. Son hamil (D), senedi kabule arz etmemiş, vade tarihinde ödememe üzerine ciranta (C)'ye başvurmuştur. (C), TTK m. 692/4 uyarınca kendi koyduğu kabule arz şartına uyulmadığını ve m. 730/3 uyarınca başvuru hakkının düştüğünü savunmuştur. Hukuki Analiz: TTK m. 692/4 lafzı çok açıktır: "Düzenleyen, poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça... ciranta poliçenin kabule arzını şart koşabilir" [6, 7]. Düzenleyen (A)'nın koyduğu yasak karşısında, ciranta (C)'nin şartı geçersizdir. Dolayısıyla (C)'nin TTK m. 730/3 uyarınca başvuru hakkının düştüğüne yönelik def'i dinlenmez. Hamil (D)'nin (C)'ye başvurusu hukuka uygundur.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 692 hükmünün (İsviçre ve Alman ekolü etkisiyle Cenevre Yeknesak Kanunlarından mehaz alınmıştır), kambiyo senedinin ticari güvenilirliği ile düzenleyenin likidite güvenliğini dengelediği kabul edilmektedir. Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp gibi otoriteler, poliçede kabul için ibrazın ihtiyari olmasının kural olduğunu, bunun istisnalarının senedin tedavül gücüne zarar vermeyecek esneklikte tasarlanmasının isabetli olduğunu vurgularlar [29]. Ancak, özellikle "görüldükten belirli bir süre sonra" vadeli poliçelerde kabule arzın yasaklanamaması (TTK m. 692/2) hükmünün katılığı, uygulamada taraflar arasındaki ekonomik ihtiyaçlara (uzun vadeli provizyon eksiklikleri) zaman zaman pranga vurmaktadır. Senedin soyutluğu ve kamu güveni ilkesi gereği, m. 692'de düzenlenen şart ve yasakların senet metninden açıkça anlaşılamadığı hallerde iyi niyetli üçüncü kişilerin ne ölçüde korunacağı konusunda TTK m. 687 (Kişisel def'ilerin ileri sürülememesi) [30, 31] bağlamında kanuni bir açıklığa daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.