RESMİ METİN

5. Hükümleri a) Senedin ibrazı hâlinde


Madde 665 - (1) İptali istenen senet ibraz edilirse, mahkeme, dilekçe sahibine senedin iadesi davası açması için bir süre belirler. (2) Dile kçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, senedi geri verir ve ödeme yasağını kaldırır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 665. maddesi, kıymetli evrak hukukunda hamiline yazılı senetlerin zıyaı ve iptali usulünü düzenleyen dördüncü ayrımında, "Senedin ibrazı hâlinde" başlığı altında yer almaktadır [1]. Kıymetli evrakın zayi olması sebebiyle açılan iptal davaları, kural olarak Türk hukuku sistematiğinde çekişmesiz yargı işleri kapsamında değerlendirilir [2]. İptal davasının temel amacı, senedi rızası dışında elinden çıkan (zayi eden) kişinin, senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırarak hakkını senetsiz olarak ileri sürebilmesine veya yeni bir senet düzenlenmesini talep edebilmesine olanak tanımaktır [3].

Ancak mahkeme süreci devam ederken, mahkemece yapılan ilanlar veya ihtarlar neticesinde iptali talep edilen senedin üçüncü bir şahıs tarafından mahkemeye sunulması (ibraz edilmesi) hâlinde, senedin fiziken var olduğu ve nerede bulunduğu tespit edilmiş olur [4, 5]. Bu andan itibaren uyuşmazlık, çekişmesiz yargı niteliğini kaybederek maddi hak sahipliğinin tespit edileceği çekişmeli bir yargılamaya dönüşme potansiyeli taşır [6]. TTK m. 665, tam olarak bu usuli geçiş aşamasını düzenlemektedir. İlgili madde uyarınca mahkeme, senedin ortaya çıkması sebebiyle iptal davasını derhal reddetmek yerine, dilekçe sahibine senedin gerçek maliki olduğunun tespiti ve senedin iadesi amacıyla "iade (istirdat) davası" açması için uygun bir mehil verir [1, 7]. Bu düzenleme, iptal davası açan iyiniyetli hak sahibinin, ihtiyati tedbir mahiyetindeki ödeme yasağı kalkmadan önce hukuki yollara başvurabilmesi için getirilmiş hayati bir koruma mekanizmasıdır [8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İptali İstenen Senedin İbraz Edilmesi

İptal prosedüründe mahkeme, senedin zayi olduğuna dair inandırıcı deliller sunan dilekçe sahibinin talebiyle, meçhul hamile yönelik senedi mahkemeye sunması için ilan yoluyla çağrıda bulunur [9, 10]. Senedin ibraz edilmesi, bu çağrı üzerine veya çağrıdan bağımsız olarak senedi elinde bulunduran (zilyet) kişinin senedi mahkemeye getirmesi eylemidir. Senet ibraz edildiğinde iptal davasının önkoşulu olan "zıya" (senedin kimin elinde olduğunun bilinmemesi) durumu ortadan kalkar [4]. Bu durumda, artık bir iptal kararından bahsedilemez; zira fiziken var olan ve zilyedi bilinen bir kıymetli evrak mevcuttur.

2.2. İade (İstirdat) Davası Açması İçin Süre Belirlenmesi

Senet mahkemeye sunulduğunda, iptali talep eden kişi ile senedi sunan kişi arasında senet mülkiyeti ve hak sahipliği konusunda bir uyuşmazlık doğar. TTK m. 665/1 uyarınca mahkeme, dilekçe sahibine, senedi mahkemeye sunan kişiye karşı mülkiyet veya üstün hak iddiasına dayanan bir "iade davası" açması için uygun bir süre tayin eder [1]. Bu dava, kıymetli evrak hukukundaki ayni veya nispi hakların çekişmeli yargı usulünde ispatlanacağı bir tahsis davasıdır [11]. Hâkimin belirleyeceği bu süre, hukuki niteliği itibarıyla kesin süredir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabidir.

2.3. Senedin Geri Verilmesi ve Ödeme Yasağının Kaldırılması

TTK m. 665/2 uyarınca, dilekçe sahibinin mahkemece tayin edilen süre içerisinde iade davasını açmaması veya açmaktan feragat etmesi hâlinde, kanun koyucu dilekçe sahibinin senet üzerindeki üstün hak iddiasından zımnen vazgeçtiğini kabul eder [1]. Bu durumda mahkeme, ortaya çıkan senedi ibraz eden üçüncü kişiye iade etmek, iptal davasını reddetmek ve daha evvel TTK m. 662 kapsamında borçluya yönelik verilmiş olan "ödeme yasağı" kararını kaldırmak zorundadır [1, 9, 12]. Bu fıkra, senet ibraz edenin senedi mülkiyet karinesinden kaynaklanan haklarıyla tekrar serbestçe tedavül ettirebilmesini sağlar.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 763 (Poliçelerde İade Davası) — Hamiline yazılı senetlere ilişkin TTK m. 665 hükmünün, kambiyo senetleri (poliçe, bono ve çek) özelindeki birebir yansıması TTK m. 763 hükmüdür [13, 14]. TTK m. 778/1-ı ve 818/1-s yollamalarıyla bono ve çekler için de uygulanan bu madde, senet ibrazı halinde dilekçe sahibine süre verilmesi hususunu TTK m. 665 ile tamamen aynı paralelde düzenler [15].
  • TTK m. 662 (Ödeme Yasağı) — İptal talebinde bulunan kişinin başvurusu üzerine senedin borçlusuna yönelik verilen ödeme yasağı, senedin ibrazı ve sonrasında iade davası açılması için verilen süre boyunca varlığını sürdürür. Ödeme yasağının akıbeti, iade davasının açılıp açılmadığına göre şekillenir [1, 8, 9].
  • HMK m. 382 vd. (Çekişmesiz Yargı) — Kıymetli evrakın iptali davaları kural olarak çekişmesiz yargı işidir [2]. İbraz ile birlikte iade davası açıldığında, HMK sistemi içerisinde çekişmesiz yargı dosyasının akıbeti çekişmeli yargıya açılan davanın sonucuna göre tayin olunur.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve özellikle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, iptal davası yargılaması devam ederken senedin üçüncü bir şahıs tarafından mahkemeye ibraz edilmesi hâlinde, mahkemelerin senedin ortaya çıktığından bahisle davayı "davanın konusuz kalması nedeniyle" veya "hukuki yarar yokluğu" ile derhal reddetmeleri açık bir usul ve yasaya aykırılıktır [7, 8, 16].

Yargıtay, bu gibi durumlarda TTK hükümlerinin son derece açık olduğunu vurgular: Mahkeme öncelikle senedin gerçek malikini tespit edebilmek adına davacıya (dilekçe sahibine) senedi ibraz eden kişiye karşı istirdat (iade) davası açması için uygun bir kesin süre vermek zorundadır [17]. Davacıya bu mehil verilmeden evvel konulmuş ödeme yasağı (ihtiyati tedbir) kararının kaldırılması hukuka aykırıdır [8, 16].

Şayet davacı, verilen süre içerisinde iade davasını açarsa; iptal davasına bakan mahkeme, iade davasının sonucunu beklemeli veya iade davasının açılmasıyla iptal davası işlevini yitireceği için "karar verilmesine yer olmadığına" hükmetmelidir [12, 17]. Ancak davacı kendisine tanınan bu mehil içinde iade davası açmazsa, iptal davasının reddine, senedin sunan kişiye iadesine ve ödeme yasağının kaldırılmasına karar verilmelidir [12].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Borsa dışı işlem gören (A) A.Ş.’ye ait hamiline yazılı pay senetlerini ofisindeki kasasında saklayan (M), kasasının soyulması neticesinde pay senetlerini çaldırmıştır. (M), asliye ticaret mahkemesinde zıya nedeniyle iptal davası açmış ve şirket yönetimine ödeme yasağı tedbiri kararı aldırmıştır. İlanların Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanmasının ardından, pay senetlerini bir yatırımcıdan iyi niyetle devraldığını iddia eden (Ü), senetlerle birlikte mahkemeye müracaat etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 665 uyarınca mahkeme, senedin ortaya çıktığı gerekçesiyle (M)'nin açtığı iptal davasını hemen reddedemez. Hâkim, senedi ilk zayi eden (M)'ye, senetleri mahkemeye getiren (Ü)'ye karşı çekişmeli bir "iade davası" açması için iki haftalık kesin bir süre verir. Bu süre içerisinde ödeme yasağı kararı devam eder.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Yukarıdaki olayda (M), mahkemenin verdiği kesin süreye rağmen masraflardan kaçındığı için (Ü)'ye karşı asliye ticaret mahkemesinde iade davası açmamış ve mahkemeye de durumu bildirmemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 665/2 hükmü emredicidir. Verilen süre içerisinde iade davası açılmadığı için mahkeme, (A) A.Ş. pay senetlerini (Ü)'ye teslim eder. İptal davası reddedilir ve (A) A.Ş. nezdinde paylara bağlı hakların kullanımını durduran ödeme/kullanım yasağı tedbiri tamamen kaldırılır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: İade davası açıldığında ispat yükü, senedi elinde bulunduranın zilyetlik karinesinden ötürü davacıya (senedi zayi eden kişiye) aittir [18]. Davacı, senedin iradesi dışında elinden çıktığını ve senedi ibraz eden hamili iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır [18, 19].
  • Zamanaşımı / Süreler: İade davası açılması için mahkemece verilecek süre, hâkimin takdirinde olmakla beraber, hukuki güvenlik ilkesi gereği HMK'ya uygun makul bir "kesin süre" olmalıdır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Hamiline yazılı senetlerin iptali davalarında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir (TTK m. 661/2) [20]. Açılacak olan çekişmeli iade (istirdat) davasının da niteliği gereği asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekmektedir [21].
  • Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin, senet ortaya çıkar çıkmaz HMK m. 383 vd. uyarınca çekişmesiz yargının mahiyetine aykırı diyerek veya davanın konusuz kaldığını belirterek doğrudan davanın reddine karar vermeleri, iade davası için süre tanımamaları uygulamada sıklıkla bozma sebebi yapılan ciddi bir usul hatasıdır [7, 16].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp gibi kıymetli evrak hukukunun önde gelen teorisyenlerinin de temas ettiği üzere; hamiline yazılı senetlerin tedkikinde, ibraz edenin üstün bir hak sahipliği karinesine (zilyetlik) sahip olduğu gerçeği göz ardı edilemez [22]. TTK m. 665 düzenlemesi (ve paralelindeki m. 763), bir yandan dolaşım güvenliğini sarsmadan senedi devralan iyiniyetli üçüncü kişileri korumakta; diğer yandan senedini hırsızlık, gasp veya ihmal sonucu yitiren asıl hak sahibine son bir çekişmeli dava imkânı tanıyarak menfaatler dengesini kurmaktadır [5, 16].

Bununla birlikte, iptal davasında uygulanan ödeme yasağının (TTK m. 662), iade davası sürecine ne kadar taşınacağı usul ekonomisi açısından eleştirilmektedir [6]. Doktrinde Mehmet Bahtiyar ve Abuzer Kendigelen'in atıf yapılan tartışmalarında işaret edildiği gibi, senedin ortaya çıkmasıyla uyuşmazlığın çekişmesiz halden çekişmeli yapıya geçmesi sırasında iade davasına bakan hâkimin yeni bir ihtiyati tedbir kararı almasına gerek kalmaksızın yasağın bir süre daha devam etmesi yerinde bir yasal tercihtir [4, 23]. Ne var ki, iade davasının senet mülkiyetinin devrini dondurması suretiyle senedin serbest dolaşım vasfına zarar verebileceği, bu sebeple iade davası yargılamalarının süratle sonuçlandırılması gerektiği yönünde bilimsel kanaatler mevcuttur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.