1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı üçüncü kitabının, “Hamiline Yazılı Senetler” alt ayrımında yer alan 664. maddesi, zıyaa uğrayan hamiline yazılı senetlerin iptali prosedüründe senedin ibrazına yönelik ilanların usul ve şeklini düzenlemektedir [1].
Kıymetli evrak hukukunda, senedin zıyaı hâlinde hak sahibinin hakkını senetsiz olarak ileri sürebilmesine veya yeni bir senet düzenlenmesini talep edebilmesine imkân tanıyan iptal kurumu, senet ile hak arasındaki sıkı bağın zorunlu bir istisnasıdır [2, 3]. Senedin fiziksel varlığının irade dışı (çalınma, kaybolma, yanma vb.) sona ermesi veya elden çıkması durumunda, senedin "teşhis fonksiyonu" (hak sahibini belirleme işlevi) iptal kararı ile ortadan kaldırılmaktadır [4, 5]. Ancak iptal kararı, senet üzerinde zilyetliği bulunan iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıdığından, kanun koyucu hak zayiini önlemek adına sıkı şekil şartlarına bağlı bir ilan prosedürü (TTK m. 664) ihdas etmiştir [6, 7].
Bu madde, çekişmesiz yargı mahiyetinde olan iptal davalarında (HMK m. 382), senedi elinde bulunduran kimliği belirsiz hamile yönelik "senedi mahkemeye ibraz etme çağrısının" (TTK m. 663) kamusal alana nasıl yansıtılacağını emredici kural ve takdiri unsurlarla ortaya koymaktadır [1, 8, 9].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İlan Şekli ve TTK m. 35 Yollaması (Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi)
Maddenin birinci fıkrası, senedin ibrazına ilişkin ilanın TTK’nın 35. maddesinde belirtilen gazetede "üç defa" yapılması gerektiğini emretmektedir [1]. TTK m. 35/4 hükmü, ticaret sicili kayıtlarının ilanına özgülenmiş olan mecranın "Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi" (TTSG) olduğunu hükme bağlamıştır [10, 11].
Bu kapsamda, hamiline yazılı senedini zayi eden tarafın talebi üzerine mahkemece verilecek ilan kararının TTSG'de aralıklarla üç defa yayımlanması zorunlu bir şekil şartıdır. Doktrinde (örneğin Poroy/Tekinalp, Bahtiyar, Öztan), bu üç ilanın amacının, senedi iyiniyetle iktisap etmiş olabilecek veya senedi fiilen elinde bulunduran kişilerin iptal davasından haberdar olmalarını sağlamak olduğu vurgulanmaktadır [12-14]. İlan sayısının üçten az olması, iptal kararını hukuka aykırı hâle getirir.
2.2. Mahkemenin Takdir Yetkisi ve Ek İlan Yöntemleri
Maddenin ikinci fıkrası, "Mahkeme gerek gördüğü takdirde, ayrıca uygun göreceği diğer şekillerde de ilanlar yapılmasına karar verebilir" düzenlemesini içermektedir [1, 15]. Bu hüküm, hâkime somut olayın özelliklerine göre ek güvenlik tedbirleri alma yetkisi (takdir yetkisi) bahşetmektedir.
Kıymetli evrak hukuku doktrininde ve Yargıtay kararlarında, senedin nominal değerinin çok yüksek olması, olayın spesifik bir yerel bölgede gerçekleşmesi (örneğin senedin çalındığı belirli bir şehir) veya senedin niteliği (örneğin yüksek değerli hamiline yazılı pay senetleri) gibi durumlarda TTSG'nin yeterli bir aleniyet sağlayamayacağı kabul edilmektedir [15]. Mahkeme, hakkaniyet gereği; tirajı yüksek ulusal gazetelerde, yerel gazetelerde veya günümüz teknolojik koşulları dikkate alınarak ilgili meslek odalarının internet sitelerinde de ilave ilan yapılmasına hükmedebilir [16, 17].
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, kıymetli evrak hukukunun ve ticaret sicili kurallarının bütünselliği içinde aşağıdaki normlarla doğrudan bağlantılıdır:
- TTK m. 35/4: Kanunda geçen "35. maddedeki gazete" ifadesinin normatif karşılığıdır ve ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) yapılacağını gösterir [10, 11].
- TTK m. 663: İlanla yapılacak çağrının içerik ve süre şartlarını düzenler. Sürenin en az "altı ay" olması ve bu sürenin "ilk ilan gününden" itibaren işlemeye başlaması gerektiği, TTK m. 664 uyarınca yapılacak üçlü ilan silsilesinin takvimini doğrudan şekillendirir [1, 9].
- TTK m. 651 ve 652: Kıymetli evrakın zıyaı hâlinde iptalin temel dayanaklarını ve sonuçlarını kurar [18, 19]. M. 664, hamiline yazılı senetler için bu temel hakkın usul hukukuna yansımasıdır.
- HMK m. 382/2-e: Kıymetli evrak iptali davalarının çekişmesiz yargı işi olduğunu belirtir [20]. Hasımsız açılan bu davalarda ilanın titizlikle yapılması, zilyedin yokluğunda hüküm kurulması riskine karşı en temel usuli güvencedir [6, 8].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, kıymetli evrakın iptali davalarının hasımsız açılan, çekişmesiz yargı niteliğinde ve maddi hukuk açısından "tespit" doğuran davalar olduğu defaatle vurgulanmıştır [8, 21-23].
İlan prosedürü bağlamında Yargıtay, TTK m. 664 uyarınca yapılması gereken TTSG ilanlarının eksik yapılması, ilanlar arasındaki sürelerin makul olmaması veya altı aylık yasal itiraz/ibraz süresinin son ilan tarihinden itibaren hesaplanması gibi usul hatalarını kesin bozma sebebi saymaktadır [1]. Yargıtay'a göre, hamiline yazılı senetlerde senedin kimin elinde olduğu objektif olarak bilinemediği için, ilanın emredici kanun hükümlerine (TTK m. 664) titizlikle uygun yapılması, senet hamilinin korunması ve mülkiyet hakkı ihlallerinin önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir [6, 7]. Mahkemenin ilana davet görevini bihakkın yerine getirmemesi halinde verilen iptal kararının, ileride gerçek hak sahibince açılacak "iptal kararının iptali" davasına [6, 24] mesnet oluşturacağı içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
(A) Anonim Şirketi'ne ait 1.000.000 TL itibari değerli hamiline yazılı pay senedini kasasında muhafaza eden (B), bir hırsızlık vakası neticesinde senedini zayi etmiştir. (B), görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası ikame etmiştir. Mahkeme, TTK m. 664/1 uyarınca sadece TTSG'de 3 kez ilan yapılmasına karar vermiş, davanın meblağının büyüklüğüne rağmen davacının "ulusal bir gazetede de ilan yapılsın" talebini TTK m. 664/2'deki takdir yetkisine dayanarak reddetmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 664/1 gereğince TTSG'de üç kez ilan kanuni zorunluluktur ve bu yerine getirilmiştir [1]. TTK m. 664/2 mahkemeye takdir yetkisi sunar, ilave ilan zorunlu değildir. Mahkemenin takdir yetkisini bu yönde kullanması hukuka aykırılık teşkil etmese de, meblağın çok yüksek olduğu olaylarda Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca (Reha Poroy, Ünal Tekinalp) aleniyetin sağlanması adına ek ilan yapılması adalet duygusuna daha uygun düşmektedir [15].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Hamiline yazılı bir tahvilin zıyaı sebebiyle açılan davada mahkeme, TTSG'de iki kez ilan yapılmasına karar vermiş ve ilk ilan tarihinden itibaren altı ayın geçmesiyle senedin iptaline hükmetmiştir. Senedi geçerli bir ciro ve teslim zinciriyle iyiniyetli olarak iktisap eden (C), bu kararı öğrenince mağdur olmuştur.
Hukuki analiz: Mahkemenin işlemi açıkça TTK m. 664/1'in lafzına ve emredici hükmüne aykırıdır; zira kanun kesin olarak "üç defa yapılması gerekir" demektedir [1]. Hukuka aykırı şekilde eksik ilanla verilen iptal kararı neticesinde mağdur olan (C), maddi hak sahipliğine dayanarak iptal kararının iptali veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yasal yollara başvurma hakkına sahiptir [6, 24, 25].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: İptal davasını açan kişi, senedin zilyedi bulunduğunu ve senedi zayi ettiğini "yaklaşık ispat" (inandırıcı delil) kuralları çerçevesinde hakime kanaat getirecek ölçüde sunmakla yükümlüdür (TTK m. 663/1) [9, 26].
- Zamanaşımı / Süreler: İlanlar yapıldıktan sonra hamilin senedi ibraz etmesi için verilecek süre en az altı aydır. Süre, TTK m. 663/1 gereğince TTSG'deki "ilk ilan" gününden itibaren işlemeye başlar [1]. Uygulamada sıklıkla bu sürenin üçüncü ilandan itibaren başlatılması gibi hukuki hatalar yapılmaktadır.
- Görevli/yetkili mahkeme: Borçlunun yerleşim yeri veya anonim şirket pay senetleri söz konusu ise şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 661/2) [27]. Dava, çekişmesiz yargı usulüne tabidir.
- Yaygın uygulama hataları: Mahkemelerin, ilave ilan (TTK m. 664/2) kararı vermelerine rağmen davacı tarafça bunun giderinin yatırılmaması üzerine dosyanın sürüncemede kalması yahut asgari altı aylık yasal bekleme süresi dolmadan iptal kararı tesis edilmesi uygulamada en çok karşılaşılan bozma sebepleridir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Kendigelen, Kırca, Öztan, Arkan gibi isimlerce) TTK m. 664 bağlamında sıklıkla dile getirilen temel eleştiri, salt Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) ilan yapılmasının "görünüşte" bir aleniyet yarattığı, ancak fiiliyatta senedi iyiniyetle elinde bulunduran sivil veya ticari şahısların TTSG'yi düzenli olarak takip etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğudur [28-30].
Modern ticari hayatta, hamiline yazılı senedini meşru olarak elinde bulunduran bir kişinin, bir başkasının açtığı hasımsız davadan sırf TTSG ilanı yoluyla haberdar olmasını beklemek hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir [6]. Doktrinde, TTK m. 664/2'deki takdir yetkisinin mahkemelerce daha aktif kullanılması ve MKK (Merkezi Kayıt Kuruluşu) veya e-Devlet gibi dijital, merkezi ve erişimi kolay entegre sistemler üzerinden de e-ilan zorunluluğunun yasal statüye (de lege ferenda) kavuşturulması gerektiği şiddetle savunulmaktadır. İptal kararının, senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırıcı [4, 31] ağır etkisi düşünüldüğünde, günümüz dijital çağında ilan şeklinin sadece matbu ve spesifik bir bültenle sınırlı kalması, iyiniyetli üçüncü kişilerin mülkiyet haklarını zedeleyen yapısal bir zayıflıktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı üçüncü kitabının, “Hamiline Yazılı Senetler” alt ayrımında yer alan 664. maddesi, zıyaa uğrayan hamiline yazılı senetlerin iptali prosedüründe senedin ibrazına yönelik ilanların usul ve şeklini düzenlemektedir [1].
Kıymetli evrak hukukunda, senedin zıyaı hâlinde hak sahibinin hakkını senetsiz olarak ileri sürebilmesine veya yeni bir senet düzenlenmesini talep edebilmesine imkân tanıyan iptal kurumu, senet ile hak arasındaki sıkı bağın zorunlu bir istisnasıdır [2, 3]. Senedin fiziksel varlığının irade dışı (çalınma, kaybolma, yanma vb.) sona ermesi veya elden çıkması durumunda, senedin "teşhis fonksiyonu" (hak sahibini belirleme işlevi) iptal kararı ile ortadan kaldırılmaktadır [4, 5]. Ancak iptal kararı, senet üzerinde zilyetliği bulunan iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıdığından, kanun koyucu hak zayiini önlemek adına sıkı şekil şartlarına bağlı bir ilan prosedürü (TTK m. 664) ihdas etmiştir [6, 7].
Bu madde, çekişmesiz yargı mahiyetinde olan iptal davalarında (HMK m. 382), senedi elinde bulunduran kimliği belirsiz hamile yönelik "senedi mahkemeye ibraz etme çağrısının" (TTK m. 663) kamusal alana nasıl yansıtılacağını emredici kural ve takdiri unsurlarla ortaya koymaktadır [1, 8, 9].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İlan Şekli ve TTK m. 35 Yollaması (Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi)
Maddenin birinci fıkrası, senedin ibrazına ilişkin ilanın TTK’nın 35. maddesinde belirtilen gazetede "üç defa" yapılması gerektiğini emretmektedir [1]. TTK m. 35/4 hükmü, ticaret sicili kayıtlarının ilanına özgülenmiş olan mecranın "Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi" (TTSG) olduğunu hükme bağlamıştır [10, 11].
Bu kapsamda, hamiline yazılı senedini zayi eden tarafın talebi üzerine mahkemece verilecek ilan kararının TTSG'de aralıklarla üç defa yayımlanması zorunlu bir şekil şartıdır. Doktrinde (örneğin Poroy/Tekinalp, Bahtiyar, Öztan), bu üç ilanın amacının, senedi iyiniyetle iktisap etmiş olabilecek veya senedi fiilen elinde bulunduran kişilerin iptal davasından haberdar olmalarını sağlamak olduğu vurgulanmaktadır [12-14]. İlan sayısının üçten az olması, iptal kararını hukuka aykırı hâle getirir.
2.2. Mahkemenin Takdir Yetkisi ve Ek İlan Yöntemleri
Maddenin ikinci fıkrası, "Mahkeme gerek gördüğü takdirde, ayrıca uygun göreceği diğer şekillerde de ilanlar yapılmasına karar verebilir" düzenlemesini içermektedir [1, 15]. Bu hüküm, hâkime somut olayın özelliklerine göre ek güvenlik tedbirleri alma yetkisi (takdir yetkisi) bahşetmektedir.
Kıymetli evrak hukuku doktrininde ve Yargıtay kararlarında, senedin nominal değerinin çok yüksek olması, olayın spesifik bir yerel bölgede gerçekleşmesi (örneğin senedin çalındığı belirli bir şehir) veya senedin niteliği (örneğin yüksek değerli hamiline yazılı pay senetleri) gibi durumlarda TTSG'nin yeterli bir aleniyet sağlayamayacağı kabul edilmektedir [15]. Mahkeme, hakkaniyet gereği; tirajı yüksek ulusal gazetelerde, yerel gazetelerde veya günümüz teknolojik koşulları dikkate alınarak ilgili meslek odalarının internet sitelerinde de ilave ilan yapılmasına hükmedebilir [16, 17].
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, kıymetli evrak hukukunun ve ticaret sicili kurallarının bütünselliği içinde aşağıdaki normlarla doğrudan bağlantılıdır:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, kıymetli evrakın iptali davalarının hasımsız açılan, çekişmesiz yargı niteliğinde ve maddi hukuk açısından "tespit" doğuran davalar olduğu defaatle vurgulanmıştır [8, 21-23].
İlan prosedürü bağlamında Yargıtay, TTK m. 664 uyarınca yapılması gereken TTSG ilanlarının eksik yapılması, ilanlar arasındaki sürelerin makul olmaması veya altı aylık yasal itiraz/ibraz süresinin son ilan tarihinden itibaren hesaplanması gibi usul hatalarını kesin bozma sebebi saymaktadır [1]. Yargıtay'a göre, hamiline yazılı senetlerde senedin kimin elinde olduğu objektif olarak bilinemediği için, ilanın emredici kanun hükümlerine (TTK m. 664) titizlikle uygun yapılması, senet hamilinin korunması ve mülkiyet hakkı ihlallerinin önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir [6, 7]. Mahkemenin ilana davet görevini bihakkın yerine getirmemesi halinde verilen iptal kararının, ileride gerçek hak sahibince açılacak "iptal kararının iptali" davasına [6, 24] mesnet oluşturacağı içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) Anonim Şirketi'ne ait 1.000.000 TL itibari değerli hamiline yazılı pay senedini kasasında muhafaza eden (B), bir hırsızlık vakası neticesinde senedini zayi etmiştir. (B), görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası ikame etmiştir. Mahkeme, TTK m. 664/1 uyarınca sadece TTSG'de 3 kez ilan yapılmasına karar vermiş, davanın meblağının büyüklüğüne rağmen davacının "ulusal bir gazetede de ilan yapılsın" talebini TTK m. 664/2'deki takdir yetkisine dayanarak reddetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 664/1 gereğince TTSG'de üç kez ilan kanuni zorunluluktur ve bu yerine getirilmiştir [1]. TTK m. 664/2 mahkemeye takdir yetkisi sunar, ilave ilan zorunlu değildir. Mahkemenin takdir yetkisini bu yönde kullanması hukuka aykırılık teşkil etmese de, meblağın çok yüksek olduğu olaylarda Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca (Reha Poroy, Ünal Tekinalp) aleniyetin sağlanması adına ek ilan yapılması adalet duygusuna daha uygun düşmektedir [15].
Olay 2 (kurmaca senaryo): Hamiline yazılı bir tahvilin zıyaı sebebiyle açılan davada mahkeme, TTSG'de iki kez ilan yapılmasına karar vermiş ve ilk ilan tarihinden itibaren altı ayın geçmesiyle senedin iptaline hükmetmiştir. Senedi geçerli bir ciro ve teslim zinciriyle iyiniyetli olarak iktisap eden (C), bu kararı öğrenince mağdur olmuştur. Hukuki analiz: Mahkemenin işlemi açıkça TTK m. 664/1'in lafzına ve emredici hükmüne aykırıdır; zira kanun kesin olarak "üç defa yapılması gerekir" demektedir [1]. Hukuka aykırı şekilde eksik ilanla verilen iptal kararı neticesinde mağdur olan (C), maddi hak sahipliğine dayanarak iptal kararının iptali veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yasal yollara başvurma hakkına sahiptir [6, 24, 25].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Kendigelen, Kırca, Öztan, Arkan gibi isimlerce) TTK m. 664 bağlamında sıklıkla dile getirilen temel eleştiri, salt Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) ilan yapılmasının "görünüşte" bir aleniyet yarattığı, ancak fiiliyatta senedi iyiniyetle elinde bulunduran sivil veya ticari şahısların TTSG'yi düzenli olarak takip etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğudur [28-30].
Modern ticari hayatta, hamiline yazılı senedini meşru olarak elinde bulunduran bir kişinin, bir başkasının açtığı hasımsız davadan sırf TTSG ilanı yoluyla haberdar olmasını beklemek hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir [6]. Doktrinde, TTK m. 664/2'deki takdir yetkisinin mahkemelerce daha aktif kullanılması ve MKK (Merkezi Kayıt Kuruluşu) veya e-Devlet gibi dijital, merkezi ve erişimi kolay entegre sistemler üzerinden de e-ilan zorunluluğunun yasal statüye (de lege ferenda) kavuşturulması gerektiği şiddetle savunulmaktadır. İptal kararının, senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırıcı [4, 31] ağır etkisi düşünüldüğünde, günümüz dijital çağında ilan şeklinin sadece matbu ve spesifik bir bültenle sınırlı kalması, iyiniyetli üçüncü kişilerin mülkiyet haklarını zedeleyen yapısal bir zayıflıktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.