1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 661. maddesi, Üçüncü Kitap (Kıymetli Evrak), Üçüncü Kısım (Hamile Yazılı Senetler) ve "C) İptal kararı" alt başlığı altında düzenlenmiştir. Kıymetli evrak hukukunun temelini oluşturan "hakkın senede bağlılığı" ve "senedin ibrazı olmaksızın hakkın ileri sürülememesi" (TTK m. 645) ilkesi, senedin irade dışı elden çıkması (zıya) durumunda hak sahibini korumasız bırakma tehlikesi taşır. Bu hukuki riskin bertaraf edilmesi amacıyla kanun koyucu, kıymetli evrakın zıyaı hâlinde hakkın senetsiz olarak ileri sürülebilmesi veya yeni bir senet düzenlenebilmesi için "iptal davası" müessesesini ihdas etmiştir (TTK m. 651-652) [1-3].
TTK m. 661, bilhassa "hamiline yazılı senetlerin" iptaline ilişkin usul ve esasların temelini atmaktadır [4]. Hamiline yazılı senetler, zilyetliğin devri ile kolayca el değiştiren, teşhis fonksiyonu en yüksek ve tedavül kabiliyeti en geniş kıymetli evrak türüdür (TTK m. 658) [5, 6]. Bu yüksek tedavül kabiliyeti, senedin rıza dışı elden çıkması hâlinde iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisabının korunması (TMK m. 990) sonucunu doğurur [7, 8]. Dolayısıyla, hamiline yazılı senedini zayi eden kişinin hak kaybına uğramasını önlemek adına iptal prosedürünün hızlı, ancak aynı zamanda senet borçlusunu ve potansiyel iyiniyetli üçüncü kişileri koruyacak titizlikte yürütülmesi gerekmektedir. TTK m. 661, bu hassas dengenin usul hukuku ve ispat hukuku boyutunu düzenleyen temel normdur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İptal Kapsamına Giren ve Girmeyen Hamiline Yazılı Senetler (TTK m. 661/1)
Maddenin ilk fıkrası, hamiline yazılı senetlerin iptali usulünün kapsamını çizerken oldukça tartışmalı bir lafzi formülasyon kullanmıştır. Fıkrada "Pay senetleri, tahviller, intifa senetleri, münferit kuponlar hariç olmak üzere" denilerek, bu senet türlerinin hamiline yazılı olsalar dahi bu madde kapsamındaki genel usule (TTK m. 661 vd.) tabi olmayacağı izlenimi yaratılmıştır. Ancak bu durum, anılan senetlerin iptal edilemeyeceği anlamına gelmez. Kanun koyucu, bu senet türlerinin (özellikle anonim şirket pay senetleri ve tahvillerin) sermaye piyasası aracı olmaları ve farklı ihraç rejimlerine tabi bulunmaları sebebiyle, salt kupon belgeleri veya talonlar gibi basit bir usulle iptal edilmelerini engellemek istemiştir. Buna karşılık, "kupon belgeleri" ve "talonlar" açıkça madde kapsamında zikredilmiştir.
2.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme (TTK m. 661/2)
Hamiline yazılı senetlerin iptalinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 382/2-e hükmü uyarınca kıymetli evrakın iptali davaları "çekişmesiz yargı" işi niteliğindedir [9, 10]. Yetkili mahkeme ise ikili bir ayrımla belirlenmiştir: Kural olarak "borçlunun yerleşim yeri" mahkemesi yetkili kılınmışken, anonim şirket pay senetleri söz konusu olduğunda "şirket merkezinin bulunduğu yer" mahkemesi kesin yetkili kabul edilmiştir. Fıkradaki bu düzenleme, şirket merkezinin kayıtlarının ve pay defterlerinin incelenmesi gerekliliğinden doğan teknik bir zorunluluktur [11].
2.3. Zıya ve Yaklaşık İspat Kurumu (TTK m. 661/3)
Kıymetli evrak hukukunda "zıya" (zayi olma), senedin çalınma, gasp, kaybolma, yanma, yırtılma gibi sebeplerle hamilin rızası dışında elden çıkması veya fiziken mevcut olmakla birlikte teşhis fonksiyonunu icra edemeyecek derecede kullanılamaz hâle gelmesidir [12-14]. TTK m. 661/3, iptal talebinde bulunan kişinin senedin zilyedi bulunduğunu ve onu zayi ettiğini "inandırıcı" bir şekilde ileri sürmesini şart koşmuştur. Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında bu kavram "yaklaşık ispat" (prima facie evidence) olarak kabul edilmektedir [15, 16]. Kesin ispat aranmaz; zira senedin bizzat kendisinin kayıp olması, kesin ispatı fiilen imkânsız kılmaktadır.
2.4. Kupon ve Talonlara İlişkin Yasal İspat Kolaylığı (TTK m. 661/4)
Bir senet (örneğin tahvil), dönemsel gelir getiren münferit kuponlar ile bu kuponların bitmesi hâlinde yeni kupon tablosu alınmasını sağlayan "talon"dan oluşabilir. Kanun koyucu, hamilin esas senedi elinde bulundurmasına rağmen sadece kupon tablosunu veya talonunu kaybetmesi hâlinde, senedin esas bölümünün mahkemeye ibrazını, kuponların/talonun hak sahibi olunduğuna dair yasal ve kesin bir karine (ispat kolaylığı) olarak öngörmüştür [17].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 651 ve 652 — Hamiline yazılı senetlerin iptali normu olan madde 661, genel iptal hükümlerini içeren madde 651 ve 652'nin özel bir yansımasıdır. İptal kararının maddi hukuk yönünden hakkın kendisini sona erdirmediği, sadece senedin teşhis fonksiyonunu iptal kararına devrettiği ilkesi bu maddelerle birlikte değerlendirilmelidir [18-20].
- TTK m. 757 vd. — Kambiyo senetlerinin (poliçe, bono, çek) iptal usulü TTK m. 757 ve devamında özel olarak düzenlenmiştir. TTK m. 661, kural olarak poliçe, bono ve çek dışındaki (makbuz senedi, tahvil, kupon vb.) hamiline yazılı senetleri hedefler [21].
- HMK m. 382/2-e ve m. 383 — Kıymetli evrakın iptali talepleri çekişmesiz yargı işidir [10]. İptal davalarında davalı (hasım) bulunmaz. Ancak, yargılama sırasında senedi elinde bulunduran kişi ortaya çıkarsa, yargılama çekişmeli hâle gelir ve süreç senedin iadesi (istirdat) davasına dönüşür (TTK m. 665) [22].
- 7262 Sayılı Kanun ve TTK m. 489 — Hamiline yazılı anonim şirket pay senetlerinin devri ve hak sahipliğinin ispatı, 7262 sayılı Kanun ile Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde yapılacak bildirim şartına bağlanmıştır [23-25]. Bu radikal değişiklik, TTK m. 661 uyarınca yapılacak iptal yargılamalarında, hak sahipliğinin yaklaşık ispatında (m. 661/3) MKK kayıtlarının birincil ispat vasıtası olarak kullanılması zorunluluğunu doğurmuştur [26].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle iptali davalarında ispat standardı üzerine son derece istikrarlı prensipler geliştirilmiştir.
- Yaklaşık İspatın Yeterliliği: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, iptal davalarında kesin ispat aranmasının iptal kurumunun doğasına aykırı olduğunu müteaddit kararlarında vurgulamıştır. Mahkemeye, senedin daha önce davacının zilyetliğinde bulunduğuna dair olumlu bir kanaat verecek asgari delil (fotokopi, tanık, ticari defter kaydı vb.) sunulması yeterlidir. Davacının daha ağır bir ispat külfeti altına sokulması, kanunun (TTK m. 661/3) "inandırıcı bulunması" şartını aşacak şekilde dar yorumlanması bozma sebebidir [16, 27, 28].
- Maddi Hukuk Etkisi: Yargıtay kararlarında ısrarla belirtildiği üzere, çekişmesiz yargı sonucunda verilen iptal kararı maddi hukuk yönünden kesin hüküm teşkil etmez. İptal kararı yalnızca senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırır. Senedi fiilen elinde bulunduran ve maddi hukuka göre gerçek hak sahibi olan kişinin sonradan "iptal kararının iptali" davası açarak hakkını ispat etmesi mümkündür [9, 29, 30].
- Görevli Mahkeme: Yargıtay, TTK'da düzenlenen işlerden doğan iptal davalarının mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu ve çekişmesiz yargı işi olmasına rağmen Sulh Hukuk Mahkemelerinin değil, HMK m. 382/2-e ve TTK özel hükümleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu istikrarla karara bağlamaktadır [31, 32].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Türkiye'de mukim (A) Anonim Şirketi tarafından ihraç edilmiş hamiline yazılı tahvillere sahip olan (B), tahvillerin kar payı (faiz) kuponlarını içeren kupon tablosunu ofisindeki kasasında saklamaktadır. Ancak bir hırsızlık vakası neticesinde sadece kupon tablosu çalınmış, esas tahvil senetleri ise banka kasasında bulunduğundan muhafaza edilmiştir. (B), faiz alacağını tahsil edememe riski karşısında iptal davası açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 661/4 hükmü gereğince, (B)'nin esas tahvil senetlerini mahkemeye ibraz etmesi, kaybolan kupon tablosu üzerinde hak sahibi olduğuna dair yasal bir karine teşkil eder. Mahkemenin, hırsızlığa dair ek ve ağır ispat vasıtaları aramaksızın (B)'nin istemini haklı bularak öncelikle ödeme yasağı kararı vermesi ve ilan prosedürünü (TTK m. 663) başlatması gerekmektedir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
(C), merkezi İstanbul'da bulunan (X) A.Ş.'ye ait hamiline yazılı pay senetlerini elinde bulundururken senedi İzmir'deki otel odasında kaybetmiştir. (C), kolaylık sağlaması amacıyla İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nde zayi nedeniyle iptal davası açmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 661/2 uyarınca pay senetleri hakkında yetkili mahkeme, anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir. Anonim şirket pay senetleri bakımından öngörülen bu yetki kuralı kesin yetki niteliğindedir. İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne göndermesi hukuki bir zorunluluktur [11, 33].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Davacı, senedin daha önce zilyedi olduğunu ve zayi edildiğini kesin delillerle değil, "inandırıcı" nitelikteki emarelerle (yaklaşık ispat / prima facie) kanıtlamak zorundadır. Bu çerçevede tanık beyanları, polis tutanakları, kargo makbuzları ve MKK bildirim kayıtları ispat vasıtası olarak kullanılabilir [16, 28].
- Zamanaşımı / Süreler: İptal prosedürü kapsamında yapılacak ilanlarda, senedi elinde bulunduranın mahkemeye müracaat etmesi için verilecek süre ilk ilân tarihinden itibaren en az altı ay olmalıdır (TTK m. 663/1) [34].
- Görevli/yetkili mahkeme: Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme, kural olarak senet borçlusunun yerleşim yeri; hamiline yazılı pay senetlerinde ise şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 661/2). Çekişmesiz yargı bağlamında bu yetki kuralı mahkemece re'sen gözetilir.
- Yaygın uygulama hataları:
- Kambiyo senetlerinin (çek, bono, poliçe) iptali süreçlerinde TTK m. 661'in doğrudan uygulanmaya çalışılması temel bir hatadır. Kambiyo senetleri için TTK m. 757 vd. hükümleri uygulama alanı bulur [21, 35, 36].
- Hamiline yazılı anonim şirket pay senedini devralmasına rağmen MKK'ya bildirim yapmayan (TTK m. 489) kişinin açtığı iptal davasında, hak sahipliğinin (aktif husumet) salt senedin fiziksel kopyasının sunulması ile ispat edilebileceğinin düşünülmesi güncel mevzuat karşısında hatalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 661 hükmü, doktrinde yapısal ve lafzi tutarsızlıkları bakımından yoğun eleştirilere tabi tutulmuştur. Öncelikle, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve diğer saygın ticaret hukuku akademisyenlerinin işaret ettiği üzere, maddenin başlığı "Yetki" olmasına rağmen, birinci fıkra iptalin kapsamını, üçüncü ve dördüncü fıkralar ise ispat hukukuna ilişkin kuralları düzenlemektedir. Madde başlığı ile madde içeriği arasındaki bu uyumsuzluk, kanun yapım tekniği açısından zafiyet oluşturmaktadır [37].
Daha da önemlisi, maddenin birinci fıkrasındaki lafzi formülasyon ciddi bir çelişki barındırmaktadır. Fıkrada "Pay senetleri, tahviller, intifa senetleri... hariç olmak üzere" denilmiş olması, bu kıymetli evrak türlerinin iptal edilemeyeceği gibi hatalı bir algı yaratmaktadır. Oysa aynı maddenin ikinci fıkrasında "veya pay senetleri hakkında anonim şirket merkezinin..." denilerek pay senetlerinin iptal davasına dair yetki kuralı getirilmiştir [37]. Kanun koyucunun asıl amacı pay senetlerini iptal davasından tamamen dışlamak değil, bu senetlere ilişkin özel ihraç rejimlerini ve diğer spesifik (örneğin sermaye azaltımı veya MKK süreçleri gibi) iptal usullerini mahfuz tutmaktır. Lafzi çelişkinin uygulamada tereddütlere mahal vermemesi adına, fıkra metninin İsviçre Borçlar Kanunu mehaz alınarak revize edilmesi ve "Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla" şeklinde daha esnek ve kapsayıcı bir ifadeye kavuşturulması doktriner bir gerekliliktir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 661. maddesi, Üçüncü Kitap (Kıymetli Evrak), Üçüncü Kısım (Hamile Yazılı Senetler) ve "C) İptal kararı" alt başlığı altında düzenlenmiştir. Kıymetli evrak hukukunun temelini oluşturan "hakkın senede bağlılığı" ve "senedin ibrazı olmaksızın hakkın ileri sürülememesi" (TTK m. 645) ilkesi, senedin irade dışı elden çıkması (zıya) durumunda hak sahibini korumasız bırakma tehlikesi taşır. Bu hukuki riskin bertaraf edilmesi amacıyla kanun koyucu, kıymetli evrakın zıyaı hâlinde hakkın senetsiz olarak ileri sürülebilmesi veya yeni bir senet düzenlenebilmesi için "iptal davası" müessesesini ihdas etmiştir (TTK m. 651-652) [1-3].
TTK m. 661, bilhassa "hamiline yazılı senetlerin" iptaline ilişkin usul ve esasların temelini atmaktadır [4]. Hamiline yazılı senetler, zilyetliğin devri ile kolayca el değiştiren, teşhis fonksiyonu en yüksek ve tedavül kabiliyeti en geniş kıymetli evrak türüdür (TTK m. 658) [5, 6]. Bu yüksek tedavül kabiliyeti, senedin rıza dışı elden çıkması hâlinde iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisabının korunması (TMK m. 990) sonucunu doğurur [7, 8]. Dolayısıyla, hamiline yazılı senedini zayi eden kişinin hak kaybına uğramasını önlemek adına iptal prosedürünün hızlı, ancak aynı zamanda senet borçlusunu ve potansiyel iyiniyetli üçüncü kişileri koruyacak titizlikte yürütülmesi gerekmektedir. TTK m. 661, bu hassas dengenin usul hukuku ve ispat hukuku boyutunu düzenleyen temel normdur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İptal Kapsamına Giren ve Girmeyen Hamiline Yazılı Senetler (TTK m. 661/1)
Maddenin ilk fıkrası, hamiline yazılı senetlerin iptali usulünün kapsamını çizerken oldukça tartışmalı bir lafzi formülasyon kullanmıştır. Fıkrada "Pay senetleri, tahviller, intifa senetleri, münferit kuponlar hariç olmak üzere" denilerek, bu senet türlerinin hamiline yazılı olsalar dahi bu madde kapsamındaki genel usule (TTK m. 661 vd.) tabi olmayacağı izlenimi yaratılmıştır. Ancak bu durum, anılan senetlerin iptal edilemeyeceği anlamına gelmez. Kanun koyucu, bu senet türlerinin (özellikle anonim şirket pay senetleri ve tahvillerin) sermaye piyasası aracı olmaları ve farklı ihraç rejimlerine tabi bulunmaları sebebiyle, salt kupon belgeleri veya talonlar gibi basit bir usulle iptal edilmelerini engellemek istemiştir. Buna karşılık, "kupon belgeleri" ve "talonlar" açıkça madde kapsamında zikredilmiştir.
2.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme (TTK m. 661/2)
Hamiline yazılı senetlerin iptalinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 382/2-e hükmü uyarınca kıymetli evrakın iptali davaları "çekişmesiz yargı" işi niteliğindedir [9, 10]. Yetkili mahkeme ise ikili bir ayrımla belirlenmiştir: Kural olarak "borçlunun yerleşim yeri" mahkemesi yetkili kılınmışken, anonim şirket pay senetleri söz konusu olduğunda "şirket merkezinin bulunduğu yer" mahkemesi kesin yetkili kabul edilmiştir. Fıkradaki bu düzenleme, şirket merkezinin kayıtlarının ve pay defterlerinin incelenmesi gerekliliğinden doğan teknik bir zorunluluktur [11].
2.3. Zıya ve Yaklaşık İspat Kurumu (TTK m. 661/3)
Kıymetli evrak hukukunda "zıya" (zayi olma), senedin çalınma, gasp, kaybolma, yanma, yırtılma gibi sebeplerle hamilin rızası dışında elden çıkması veya fiziken mevcut olmakla birlikte teşhis fonksiyonunu icra edemeyecek derecede kullanılamaz hâle gelmesidir [12-14]. TTK m. 661/3, iptal talebinde bulunan kişinin senedin zilyedi bulunduğunu ve onu zayi ettiğini "inandırıcı" bir şekilde ileri sürmesini şart koşmuştur. Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında bu kavram "yaklaşık ispat" (prima facie evidence) olarak kabul edilmektedir [15, 16]. Kesin ispat aranmaz; zira senedin bizzat kendisinin kayıp olması, kesin ispatı fiilen imkânsız kılmaktadır.
2.4. Kupon ve Talonlara İlişkin Yasal İspat Kolaylığı (TTK m. 661/4)
Bir senet (örneğin tahvil), dönemsel gelir getiren münferit kuponlar ile bu kuponların bitmesi hâlinde yeni kupon tablosu alınmasını sağlayan "talon"dan oluşabilir. Kanun koyucu, hamilin esas senedi elinde bulundurmasına rağmen sadece kupon tablosunu veya talonunu kaybetmesi hâlinde, senedin esas bölümünün mahkemeye ibrazını, kuponların/talonun hak sahibi olunduğuna dair yasal ve kesin bir karine (ispat kolaylığı) olarak öngörmüştür [17].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle iptali davalarında ispat standardı üzerine son derece istikrarlı prensipler geliştirilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Türkiye'de mukim (A) Anonim Şirketi tarafından ihraç edilmiş hamiline yazılı tahvillere sahip olan (B), tahvillerin kar payı (faiz) kuponlarını içeren kupon tablosunu ofisindeki kasasında saklamaktadır. Ancak bir hırsızlık vakası neticesinde sadece kupon tablosu çalınmış, esas tahvil senetleri ise banka kasasında bulunduğundan muhafaza edilmiştir. (B), faiz alacağını tahsil edememe riski karşısında iptal davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 661/4 hükmü gereğince, (B)'nin esas tahvil senetlerini mahkemeye ibraz etmesi, kaybolan kupon tablosu üzerinde hak sahibi olduğuna dair yasal bir karine teşkil eder. Mahkemenin, hırsızlığa dair ek ve ağır ispat vasıtaları aramaksızın (B)'nin istemini haklı bularak öncelikle ödeme yasağı kararı vermesi ve ilan prosedürünü (TTK m. 663) başlatması gerekmektedir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (C), merkezi İstanbul'da bulunan (X) A.Ş.'ye ait hamiline yazılı pay senetlerini elinde bulundururken senedi İzmir'deki otel odasında kaybetmiştir. (C), kolaylık sağlaması amacıyla İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nde zayi nedeniyle iptal davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 661/2 uyarınca pay senetleri hakkında yetkili mahkeme, anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir. Anonim şirket pay senetleri bakımından öngörülen bu yetki kuralı kesin yetki niteliğindedir. İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne göndermesi hukuki bir zorunluluktur [11, 33].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 661 hükmü, doktrinde yapısal ve lafzi tutarsızlıkları bakımından yoğun eleştirilere tabi tutulmuştur. Öncelikle, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve diğer saygın ticaret hukuku akademisyenlerinin işaret ettiği üzere, maddenin başlığı "Yetki" olmasına rağmen, birinci fıkra iptalin kapsamını, üçüncü ve dördüncü fıkralar ise ispat hukukuna ilişkin kuralları düzenlemektedir. Madde başlığı ile madde içeriği arasındaki bu uyumsuzluk, kanun yapım tekniği açısından zafiyet oluşturmaktadır [37].
Daha da önemlisi, maddenin birinci fıkrasındaki lafzi formülasyon ciddi bir çelişki barındırmaktadır. Fıkrada "Pay senetleri, tahviller, intifa senetleri... hariç olmak üzere" denilmiş olması, bu kıymetli evrak türlerinin iptal edilemeyeceği gibi hatalı bir algı yaratmaktadır. Oysa aynı maddenin ikinci fıkrasında "veya pay senetleri hakkında anonim şirket merkezinin..." denilerek pay senetlerinin iptal davasına dair yetki kuralı getirilmiştir [37]. Kanun koyucunun asıl amacı pay senetlerini iptal davasından tamamen dışlamak değil, bu senetlere ilişkin özel ihraç rejimlerini ve diğer spesifik (örneğin sermaye azaltımı veya MKK süreçleri gibi) iptal usullerini mahfuz tutmaktır. Lafzi çelişkinin uygulamada tereddütlere mahal vermemesi adına, fıkra metninin İsviçre Borçlar Kanunu mehaz alınarak revize edilmesi ve "Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla" şeklinde daha esnek ve kapsayıcı bir ifadeye kavuşturulması doktriner bir gerekliliktir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.