RESMİ METİN

C) İptal kararı


Madde 657 - (1) Aksine özel hükümler bulunmadıkça n ama yazılı senetler, hamile yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunur. (2) Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya süreleri kısaltmak suretiyle iptal için daha basit bir usul öngörebileceği gibi, alacaklı kendisine senedin iptal ve borc un ödendiğini gösteren, resmen düzenlenmiş veya usulen onaylanmış bir belge verdiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve iptaline karar verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödemek hakkını da saklı tutabilir. ÜÇÜNCÜ KISIM Hamile Yazılı Senetler A) Tanımı


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Üçüncü Kitabının İkinci Kısmında yer alan "Nama Yazılı Senetler"e ilişkin düzenlemelerin son maddesi olan TTK m. 657, nama yazılı senetlerin zıyaı (kaybolması, çalınması, kullanılamaz hale gelmesi) halinde işletilecek iptal prosedürünü hüküm altına almaktadır [1].

Kıymetli evrak hukukunda senedin iptali, hakkın senetsiz olarak ileri sürülebilmesi veya yeni bir senet düzenlenmesinin talep edilebilmesi için zorunlu bir yoldur. Ancak kanun koyucu, nama yazılı senetler için emre yazılı (poliçe, bono, çek) veya hamile yazılı senetlerde olduğu gibi bağımsız ve kazuistik bir iptal usulü ihdas etmemiş; bunun yerine TTK m. 657/1 fıkrası ile doğrudan "hamile yazılı senetlerin iptali" (TTK m. 661 vd.) hükümlerine yollamada bulunmuştur [1, 2].

Bununla birlikte, nama yazılı senetlerin tedavül kabiliyetinin zayıflığı ve teşhis (hak sahibini belirleme) fonksiyonunun güçlü olması dikkate alınarak, TTK m. 657/2 fıkrasında borçlu lehine usulü basitleştirme ve hatta mahkeme kararı (iptal kararı) olmaksızın resmi bir belge ivazıyla ifada bulunarak borçtan kurtulma yetkisi tanınmıştır [2-4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Aksine Özel Hükümlerin Saklı Tutulması ve Hamile Yazılı Senetlere Atıf

Kıymetli evrak hukukunda "aksine özel hüküm bulunmadıkça" ibaresi, öncelikle senedin nev'ine (örneğin nama yazılı pay senetleri, nama yazılı ipotekli borç senetleri) ilişkin özel kanun veya TTK'nın ilgili kısımlarında yer alabilecek spesifik iptal prosedürlerini saklı tutar [1]. Şayet böyle bir özel hüküm yoksa, nama yazılı senedin iptali, hamile yazılı senetlerin iptali usulüne (TTK m. 661 vd.) tabi olacaktır [2].

Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp, nama yazılı senetlerin alacağın temliki (yazılı devir beyanı) ve zilyetliğin devri yoluyla el değiştirdiğini, bu senetlerde iyiniyetle iktisabın son derece zor olduğunu ifade etmektedir [2]. Zira senedin borçlusu, hamile veya emre yazılı bir senedin borçlusuna nazaran çok daha ağır bir araştırma yükümlülüğü altındadır ve hak sahibini sicilinden veya temel ilişkisinden bilebilir. Bu zayıf tedavül niteliği nedeniyle kanun koyucu, nama yazılı senetler için ayrı bir iptal müessesesi yaratmaya gerek duymamış, hamile yazılı senet hükümlerini kıyasen uygulamıştır [2].

2.2. İptal Usulünün Basitleştirilmesi (İlan Sayısının Azaltılması ve Sürelerin Kısaltılması)

TTK m. 657/2, borçluya senet metnine koyacağı bir kayıtla iptal davasındaki prosedürü hafifletme yetkisi vermektedir [2, 3]. Hamile yazılı senetlerin iptalinde kural olarak mahkeme, senedi eline geçireni en az altı aylık bir süre vererek (ilan yoluyla) senedi ibraz etmeye çağırır ve bu ilan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde üç defa yapılır (TTK m. 663, 664) [5, 6].

Nama yazılı senet borçlusu, hak sahibinin kim olduğunu kural olarak zaten bildiğinden, üç defa ilan yapılması veya altı ay beklenmesi gibi ağır ve masraflı usullere gerek duymayabilir. Madde metni, borçlunun senetteki bir kayıtla ilan sayısını azaltabileceğini (örneğin tek ilan) veya bekleme süresini altı aydan daha kısa bir süreye çekebileceğini öngörmektedir [1, 3].

2.3. İptal Kararı Olmaksızın Ödeme Hakkının Saklı Tutulması

TTK m. 657/2'nin bahşettiği en temel imkân, iptal davasına hiç gerek kalmadan hukuki sorunun çözülebilmesidir. Maddeye göre, senedin meşru alacaklısı olduğunu iddia eden kişi, senedin zayi olduğunu ve borcun kendisine ödendiğini gösteren "resmen düzenlenmiş veya usulen onaylanmış bir belge" (örneğin noterlikçe düzenlenen veya imza onayı yapılan bir ibraname/beyanname) sunarsa; borçlu, senet ibraz edilmese ve mahkemeden alınmış bir iptal kararı bulunmasa dahi ödeme yaparak borcundan hukuken geçerli şekilde kurtulabilir [1-4]. Bu yetki borçluya aittir; borçlu risk almak istemezse mutlaka iptal kararı getirilmesini talep edebilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 661 - 666 (Hamile Yazılı Senetlerin İptali): TTK m. 657/1’in yollaması gereği, nama yazılı senetlerin iptal davasında görevli ve yetkili mahkeme, ödemeden men kararı, ilan usulü ve senedin ibrazı/ibraz edilmemesi hallerinde verilecek hükümler bu maddelere göre belirlenir [5, 7, 8].
  • TTK m. 651 ve m. 652 (Kıymetli Evrakın İptaline İlişkin Genel Hükümler): İptal davasının temel dayanağını oluşturur. Zıya anında senet üzerinde hak sahibi olan kişi davayı açar ve iptal kararı sonrasında hakkını senetsiz olarak ileri sürebilir [9].
  • TBK m. 183 vd. (Alacağın Temliki): Nama yazılı senetlerin devri kural olarak alacağın temliki yoluyla yapıldığından (TTK m. 647/2), borçlu senedi devredene karşı haiz olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir [10, 11]. Bu durum, nama yazılı senet zayi olduğunda üçüncü kişilerin senedi kötüniyetle ele geçirip işlem yapma riskini (dolayısıyla borçlunun çifte ödeme tehlikesini) minimal düzeye indiren temel maddi hukuk kuralıdır [12].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Kıymetli evrakın zıyaı nedeniyle iptali davaları, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 382/2-e bendi uyarınca "çekişmesiz yargı" işlerindendir ve hasımsız olarak açılır [13]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre:

  • Nama yazılı bir senedin iptalinin talep edilebilmesi için davacının zıya anında senedin meşru hamili olduğunu ve senedin zayi edildiğini "yaklaşık ispat" (prima facie) derecesinde mahkemeye sunması gerekmektedir [14].
  • Mahkemece TTK m. 657 ve m. 661 vd. hükümleri kıyasen uygulanarak ödemeden men kararı verilir ve ilanlar yapılır.
  • Yargıtay, iptal davasının hasımsız bir tespit niteliğinde olduğunu, verilen kararın maddi hukuk bakımından "kesin hüküm" teşkil etmediğini; bu kararın yalnızca senedin "teşhis fonksiyonunu" ortadan kaldırarak borçluya meşru hak sahibine ödeme yapma güvenliğini sağladığını belirtmektedir [15, 16].
  • Borçlu TTK m. 657/2'de belirtilen basitleştirilmiş ödeme yöntemini (resmi belge karşılığı ödeme) uygulamayı tercih etmezse, alacaklı mutlaka bu hasımsız iptal kararını almak zorundadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir anonim şirket, X kişisi adına nama yazılı bir tahvil ihraç etmiş ve senet metnine "İşbu senedin zıyaı halinde, TTK m. 657/2 uyarınca iptal davası açılmasına gerek olmaksızın, noter huzurunda düzenlenecek taahhütname ile ödeme yapılabilecektir" kaydını derç etmiştir. X, senedini çaldırmıştır. Hukuki analiz: Senedin niteliği nama yazılı kıymetli evraktır. X, mahkemede asgari altı ay sürecek olan iptal prosedürünü (TTK m. 661 vd.) işletmek zorunda kalmadan, noterde senedin zayi olduğuna ve şirket tarafından kendisine yapılacak ödemenin borcu itfa edeceğine dair bir belge düzenleyerek şirkete başvurabilir. Şirket (borçlu), bu resmi belgeye dayanarak ödeme yapıp TTK m. 657/2 uyarınca geçerli şekilde borcundan kurtulur [1, 3].

Olay 2: Y, adına düzenlenmiş nama yazılı bir borç senedini taşınırken kaybetmiştir. Senet metninde herhangi bir basitleştirici kayıt bulunmamaktadır. Borçlu şirket Z, ödeme için mutlaka mahkeme kararı istemektedir. Hukuki analiz: TTK m. 657/1 uyarınca yasal atıf hamile yazılı senetlere ilişkindir. Y, borçlunun yerleşim yeri asliye ticaret mahkemesinde hasımsız iptal davası açacak, mahkeme ödemeden men kararı verecek ve TTK m. 663-664 uyarınca asgari 6 aylık bekleme süresi ve Ticaret Sicili Gazetesinde 3 defa ilan prosedürünü tatbik edecektir [6]. Senet ibraz edilmezse mahkeme iptal kararı verecek, Y bu ilamla Z şirketinden ödeme talep edebilecektir [17].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Nama yazılı senedin iptalini talep eden kişi (dilekçe sahibi), senedin zilyedi bulunduğunu ve onu zayi ettiğini mahkemeye inandırıcı delillerle (yaklaşık ispat kuralları dâhilinde) göstermek zorundadır (TTK m. 661/3) [8].
  • Zamanaşımı / Süreler: İlan üzerine senedi eline geçirenin senedi mahkemeye ibrazı için verilecek süre, TTK m. 663 gereğince kural olarak en az altı aydır [6]. Ancak TTK m. 657/2 kapsamında borçlu bu süreyi baştan senet metninde kısaltmış olabilir [1].
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: HMK m. 382 ve TTK m. 661/2 uyarınca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi; yetkili mahkeme ise borçlunun yerleşim yeri veya senedin anonim şirket pay senedi olması ihtimalinde anonim şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [8].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Alacaklıların (nama yazılı senet zilyetlerinin) borçlu ile anlaşmak (noter tasdikli belge vermek) yerine doğrudan dava yoluna gitmeleri, yargı yükünü artırmaktadır. Zira TTK m. 657/2 borçluya senedi ibraz edilmeksizin, sadece resmi bir ibraname/teminat belgesi ile ifada bulunma güvenliği tanımıştır [1].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Hasan Pulaşlı ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, nama yazılı senetlerin zıyaı halinde hamile yazılı senetlere ilişkin ağır iptal usullerinin (TTK m. 661 vd.) benimsenmesini pratik bulmamaktadır. Zira nama yazılı senetler alacağın temliki hükümlerine (TTK m. 647/2) göre devredilir; bu nedenle iyiniyetli bir üçüncü kişinin bu senedi hırsızlık veya kayıp yoluyla ele geçirip hak iktisap etmesi "zayıf bir ihtimal"den de öte, fiilen ve hukuken neredeyse imkânsızdır [2, 12].

Kıymetli evrak hukukundaki bu sıkı maddi hukuk gerçeği karşısında, nama yazılı senetlerin zıyaında borçlunun zaten muhatabını (gerçek hak sahibini) bildiği bir senaryoda altı ay bekletilmesi ve üç kez ilan yapılması usul ekonomisine ve ticari hayatın hızına aykırıdır [2]. Kanun koyucunun TTK m. 657/2 fıkrasını ihdas ederek taraflara "usulü basitleştirme" ve "belge ile ifa" olanağı tanıması tam olarak bu doktriner eleştirilerin kanuna yansımasıdır. Nitekim borçluya, mahkeme kararı olmadan yalnızca bir noter senedi (veya resmi belge) güvencesiyle borcundan kurtulma yetkisi verilerek, katı iptal rejiminin sakıncaları bertaraf edilmiştir [1, 3].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.