1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) üçüncü kitabında yer alan "Kıymetli Evrak" hukukunun genel hükümleri içerisinde konumlandırılan madde 654, kıymetli evrak türleri arasında dolaşım yeteneği en kısıtlı olan "nama yazılı senetleri" tanımlamaktadır. TTK m. 654 hükmünün mehazı, İsviçre Borçlar Kanunu'nun (İsv. BK) 974. maddesidir [1].
İlgili madde uyarınca, bir kıymetli evrakın nama yazılı senet vasfını taşıyabilmesi için kanun koyucu üç temel şart öngörmüştür. Bunlar; senedin belirli bir kişinin adına yazılı olması (olumlu şart), emre kaydını içermemesi (olumsuz şart) ve kanunen emre yazılı senetlerden sayılmamasıdır (olumsuz şart) [1, 2]. Nama yazılı senetler, kıymetli evrakın en basit türünü oluştururlar ve illi (sebebe bağlı) senet niteliği taşıdıkları için borçlu, senedi devredene karşı ileri sürebileceği def'ileri senedi devralana karşı da kural olarak ileri sürebilir [3, 4]. Bu özellikleri, nama yazılı senetleri emre ve hamiline yazılı senetlerden ayıran en belirgin farktır ve dolaşım kabiliyetini ciddi şekilde sınırlar [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belli Bir Kişinin Adına (Namına) Yazılı Olma
Bir senedin nama yazılı senet kabul edilebilmesi için taşıması gereken ilk unsur, senedin lehtarının açıkça belirli bir gerçek veya tüzel kişi olarak senet metninde gösterilmesidir [5]. Hukukta hak ehliyetine sahip gerçek kişilerin ad ve soyadı ile tüzel kişilerin ticaret unvanının açıkça ve belirlenebilir bir şekilde yazılması şarttır [5, 6]. Bu unsur eksikse, senet nama yazılı kıymetli evrak niteliği kazanamaz [6].
2.2. Emrine Kaydını İçermeme
İkinci koşul, senedin metninde "emrine", "emrühavalesine" veya bunu ifade eden eş anlamlı bir kaydın bulunmamasıdır [6]. Senedin metnine veya şekline "emre" kaydı eklendiğinde, senet tür değiştirerek emre yazılı senet niteliği kazanır. Bu sebeple, nama yazılı senet iradesinin korunabilmesi için, söz konusu ciro edilebilirliği zımnen veya açıkça gösteren ifadelerden kaçınılmalıdır [2].
2.3. Kanunen Emre Yazılı Senetlerden Sayılmama ve "Menfi Emre Kaydı"
TTK sistematiğinde kambiyo senetleri (poliçe, bono, çek) ile makbuz senedi ve varant gibi belgeler kanunen emre yazılı senetler olarak kabul edilmektedir [6, 7]. Bu senetler, üzerlerinde açıkça "emre" kaydı bulunmasa dahi, şekil şartlarını taşıdıkları müddetçe kanun gereği emre yazılı olarak kabul edilirler [7]. Kanunen emre yazılı bir senedin nama yazılı hale dönüştürülebilmesi, senedin üzerine mutlak surette bir "menfi emre kaydı" (örneğin; "emre yazılı değildir", "ciro edilemez", "sadece nama yazılıdır") konulmasıyla mümkündür [7-9]. Bir bonoya bu tür bir menfi emre kaydı derç edildiğinde, senet kanunen emre yazılı olma vasfını yitirir ve nama yazılı senet olarak kabul edilir [2, 7].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 647 (Kıymetli Evrakın Devri): Nama yazılı senetlerin devri, mülkiyet veya sınırlı ayni hak kurulması amacıyla senet üzerindeki zilyetliğin devri ve yazılı bir devir beyanını (temlik beyanı) gerektirir [10, 11].
- TBK m. 183 vd. (Alacağın Temliki): Nama yazılı senetlerin devri usulü, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen alacağın temliki hükümlerine tabidir [12, 13]. Bu temlik işlemi dolayısıyla borçlu, temlik edene (devredene) karşı sahip olduğu şahsi def'ileri, TBK m. 188/1 uyarınca devralan yeni alacaklıya karşı da ileri sürme hakkına sahiptir [12, 14].
- TKHK m. 4/5 (Tüketici İşlemlerinde Nama Yazılı Senet Düzenleme Zorunluluğu): 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir [15, 16]. Tüketici tarafından verilen bir bononun geçerli olabilmesi için "emre yazılı değildir" veya "nama yazılıdır" şeklinde menfi emre kaydı içermesi zorunludur [9].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında TTK m. 654 uygulamasının en belirgin tezahürü, Tüketici Hukuku ile kesiştiği uyuşmazlıklardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri (özellikle 11., 13. ve 19. Hukuk Daireleri), tüketici kredileri ve taksitli satışlarda verilen kambiyo senetlerinin "nama yazılı" olup olmadığını sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, kanun koyucu TKHK m. 4/5 (eski m. 6/A) ile tüketicilerin kambiyo senedi düzenlerken ancak "nama yazılı" senet verebileceklerini emredici olarak kurala bağlamıştır [17-19].
Yargıtay içtihatlarında; taksitli satışlarda düzenlenen bono eğer emre yazılı olarak (örneğin lehtar kısmında "emrühavalesine" matbu kelimesi çizilmeden veya menfi emre kaydı eklenmeden) düzenlenmişse, tüketici yönünden mutlak geçersizlik yaptırımıyla karşılaşmaktadır [17, 19]. Zira nama yazılı senetlerde borçlu (tüketici), temel sözleşmedeki ayıplı mal veya teslim edilmeme gibi şahsi def'ilerini senedi temlik alan üçüncü kişilere karşı TBK m. 188 uyarınca ileri sürebilme imkanına sahiptir [12, 14]. Emre yazılı senetlerde ise bu savunmaların iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığından [20, 21], senedin tüketici işlemi nedeniyle verildiğini bilen veya bilmesi gereken kişilere karşı Yargıtay, senedin nama yazılı olmamasından doğan geçersizlik def'inin mutlak surette tüketici tarafından kullanılabileceğini kabul etmektedir [22-24].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kambiyo Senedine Menfi Emre Kaydı Konulması):
(A), (B)'den aldığı ticari bir mal karşılığında (B) adına bir bono düzenlemiştir. Bononun üzerinde matbu olarak yer alan "veya emrühavalesine" kelimesinin üstü çizilmiş ve senedin arka yüzüne (A) tarafından "İşbu senet cirolanamaz, sadece nama yazılıdır" kaydı düşülmüştür. (B), senedi alacağının ifası maksadıyla arkasını imzalayarak (C)'ye devretmek istemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 654 ve m. 681/2 uyarınca, bono kanunen emre yazılı bir kıymetli evrak türü olmasına rağmen, düzenleyenin senedin üzerine koyduğu "cirolanamaz" ve "sadece nama yazılıdır" (menfi emre) kayıtları ile senet kanunen emre yazılı olmaktan çıkmış, nama yazılı senet vasfı kazanmıştır [9]. Nama yazılı senetler ciro ve teslimle devredilemez; devir için zilyetliğin devrinin yanı sıra yazılı bir devir (temlik) beyanı zorunludur [11]. Dolayısıyla (B)'nin sadece senedin arkasını imzalayarak zilyetliği geçirmesi geçerli bir devir sağlamaz; ayrı veya senet üzerine yazılmış bir temlik beyanı şarttır.
Olay 2 (Tüketici İşleminde Emre Yazılı Bono Düzenlenmesi):
Bir tüketici olan (X), perakende mobilya satıcısı (Y)'den evine mobilya satın almış ve satış bedeli karşılığında matbu kırtasiye bonosunu imzalayarak (Y)'ye teslim etmiştir. Senette "nama yazılıdır" ibaresi bulunmadığı gibi "emrühavalesine" yazısının da üzeri çizilmemiştir. (Y), bonoyu toptancısı (Z)'ye ciro etmiştir. Mobilyalar teslim edilmediğinde (X), senedin vadesinde (Z)'ye ödeme yapmaktan kaçınmaktadır.
Hukuki analiz: Tüketici (X)'in düzenlediği senet, TTK m. 654 anlamında nama yazılı bir senet olmayıp kanunen emre yazılı bir kambiyo senedidir. Oysa 6502 sayılı TKHK m. 4/5 gereğince, tüketici işlemlerinde kıymetli evrak ancak nama yazılı düzenlenebilir [15, 16]. Tüketici, emre yazılı olarak düzenlenen bu bononun kendisi yönünden geçersiz olduğunu iyiniyetli hamil (Z)'ye karşı mutlak bir def'i olarak ileri sürebilir ve bedelsizlik iddiasıyla borcu ifadan kaçınabilir [22, 25, 26].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Nama yazılı senetlerde borçlu, senedin hamili bulunan kişinin senette adı yazılı lehtar veya onun hukuki halefi (geçerli temlik zinciriyle hak sahibi) olup olmadığını araştırmak ve ispatını istemekle yükümlüdür [27]. İspat edilmediği halde ödeme yapılırsa, borçlu gerçek alacaklıya karşı borcundan kurtulamaz [27].
- Zamanaşımı / Süreler: Nama yazılı kıymetli evraka ilişkin özel bir zamanaşımı öngörülmeyen hallerde, alacağın niteliğine göre genel zamanaşımı süreleri (TBK m. 146 vd.) veya menfi emre kaydıyla nama yazılı hale dönüştürülmüş kambiyo senetleri için o kambiyo senedinin tabi olduğu (TTK) kısa zamanaşımı süreleri uygulanır.
- Görevli/yetkili mahkeme: Nama yazılı senedin kaynağını oluşturan temel ilişki ticari bir iş niteliğinde ise Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Ancak uyuşmazlığın temeli TKHK kapsamındaki bir tüketici işlemi ise ve senedin nama yazılı olmaması üzerinden iptali veya menfi tespit davası söz konusu ise görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacaktır [28].
- Yaygın uygulama hataları: Tüketici kredilerinde veya taksitli satışlarda kırtasiye matbu bonolarının kullanılarak "emrühavalesine" kelimesinin çizilmemesi, uygulamada en çok karşılaşılan ve kıymetli evrakı tüketici bakımından tamamen geçersiz kılan hataların başında gelir [19, 22].
7. Eleştirel Değerlendirme
Nama yazılı senetler, kıymetli evrak hukukunun "hukuki görünüşe güven" (mücerretlik) ilkesini en az barındıran; daha ziyade adi alacağın temliki prensiplerine (TBK m. 183 vd.) dayanan bir rejim ihtiva etmektedir [12, 29]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, nama yazılı senetlerin dolaşım yeteneğinin bu nedenle kasti olarak zayıf bırakıldığını ve özellikle borçlunun temlik edene karşı sahip olduğu def'ileri (takas, ödemezlik vb.) devralana karşı da ileri sürebilmesinin [14], ticari hayattaki sürati sekteye uğrattığını ifade etmişlerdir.
Tüketici Hukuku boyutuyla bakıldığında ise; kanun koyucunun (TKHK m. 4/5) tüketiciyi korumak saikiyle senedin "nama yazılı olmasını" emretmesi doktrinde yoğun olarak eleştirilmektedir. Sabih Arkan ve diğer müelliflerin de belirttiği üzere, tüketiciyi korumak adına kambiyo senetlerinin niteliğini ve soyutluk ilkesini tahrip eden bu tür geçersizlik yaptırımları, piyasa güvenliğini sarsmaktadır. Bunun yerine, senedi emre yazılı olarak dahi olsa edinen tacir hamillerin tüketici işleminden kaynaklandığını bilmesi gereken durumlarda kötüniyetli kabul edilmesi veya senedin her koşulda nama yazılı (alacağın temliki) hükümlerine tabi tutularak geçersizlik yerine "def'ilerin ileri sürülebilmesi" esasına geçilmesi, de lege feranda (olması gereken hukuk) bakımından daha isabetli bir çözüm olacaktır [30, 31].
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) üçüncü kitabında yer alan "Kıymetli Evrak" hukukunun genel hükümleri içerisinde konumlandırılan madde 654, kıymetli evrak türleri arasında dolaşım yeteneği en kısıtlı olan "nama yazılı senetleri" tanımlamaktadır. TTK m. 654 hükmünün mehazı, İsviçre Borçlar Kanunu'nun (İsv. BK) 974. maddesidir [1].
İlgili madde uyarınca, bir kıymetli evrakın nama yazılı senet vasfını taşıyabilmesi için kanun koyucu üç temel şart öngörmüştür. Bunlar; senedin belirli bir kişinin adına yazılı olması (olumlu şart), emre kaydını içermemesi (olumsuz şart) ve kanunen emre yazılı senetlerden sayılmamasıdır (olumsuz şart) [1, 2]. Nama yazılı senetler, kıymetli evrakın en basit türünü oluştururlar ve illi (sebebe bağlı) senet niteliği taşıdıkları için borçlu, senedi devredene karşı ileri sürebileceği def'ileri senedi devralana karşı da kural olarak ileri sürebilir [3, 4]. Bu özellikleri, nama yazılı senetleri emre ve hamiline yazılı senetlerden ayıran en belirgin farktır ve dolaşım kabiliyetini ciddi şekilde sınırlar [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Belli Bir Kişinin Adına (Namına) Yazılı Olma
Bir senedin nama yazılı senet kabul edilebilmesi için taşıması gereken ilk unsur, senedin lehtarının açıkça belirli bir gerçek veya tüzel kişi olarak senet metninde gösterilmesidir [5]. Hukukta hak ehliyetine sahip gerçek kişilerin ad ve soyadı ile tüzel kişilerin ticaret unvanının açıkça ve belirlenebilir bir şekilde yazılması şarttır [5, 6]. Bu unsur eksikse, senet nama yazılı kıymetli evrak niteliği kazanamaz [6].
2.2. Emrine Kaydını İçermeme
İkinci koşul, senedin metninde "emrine", "emrühavalesine" veya bunu ifade eden eş anlamlı bir kaydın bulunmamasıdır [6]. Senedin metnine veya şekline "emre" kaydı eklendiğinde, senet tür değiştirerek emre yazılı senet niteliği kazanır. Bu sebeple, nama yazılı senet iradesinin korunabilmesi için, söz konusu ciro edilebilirliği zımnen veya açıkça gösteren ifadelerden kaçınılmalıdır [2].
2.3. Kanunen Emre Yazılı Senetlerden Sayılmama ve "Menfi Emre Kaydı"
TTK sistematiğinde kambiyo senetleri (poliçe, bono, çek) ile makbuz senedi ve varant gibi belgeler kanunen emre yazılı senetler olarak kabul edilmektedir [6, 7]. Bu senetler, üzerlerinde açıkça "emre" kaydı bulunmasa dahi, şekil şartlarını taşıdıkları müddetçe kanun gereği emre yazılı olarak kabul edilirler [7]. Kanunen emre yazılı bir senedin nama yazılı hale dönüştürülebilmesi, senedin üzerine mutlak surette bir "menfi emre kaydı" (örneğin; "emre yazılı değildir", "ciro edilemez", "sadece nama yazılıdır") konulmasıyla mümkündür [7-9]. Bir bonoya bu tür bir menfi emre kaydı derç edildiğinde, senet kanunen emre yazılı olma vasfını yitirir ve nama yazılı senet olarak kabul edilir [2, 7].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında TTK m. 654 uygulamasının en belirgin tezahürü, Tüketici Hukuku ile kesiştiği uyuşmazlıklardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri (özellikle 11., 13. ve 19. Hukuk Daireleri), tüketici kredileri ve taksitli satışlarda verilen kambiyo senetlerinin "nama yazılı" olup olmadığını sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, kanun koyucu TKHK m. 4/5 (eski m. 6/A) ile tüketicilerin kambiyo senedi düzenlerken ancak "nama yazılı" senet verebileceklerini emredici olarak kurala bağlamıştır [17-19].
Yargıtay içtihatlarında; taksitli satışlarda düzenlenen bono eğer emre yazılı olarak (örneğin lehtar kısmında "emrühavalesine" matbu kelimesi çizilmeden veya menfi emre kaydı eklenmeden) düzenlenmişse, tüketici yönünden mutlak geçersizlik yaptırımıyla karşılaşmaktadır [17, 19]. Zira nama yazılı senetlerde borçlu (tüketici), temel sözleşmedeki ayıplı mal veya teslim edilmeme gibi şahsi def'ilerini senedi temlik alan üçüncü kişilere karşı TBK m. 188 uyarınca ileri sürebilme imkanına sahiptir [12, 14]. Emre yazılı senetlerde ise bu savunmaların iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığından [20, 21], senedin tüketici işlemi nedeniyle verildiğini bilen veya bilmesi gereken kişilere karşı Yargıtay, senedin nama yazılı olmamasından doğan geçersizlik def'inin mutlak surette tüketici tarafından kullanılabileceğini kabul etmektedir [22-24].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kambiyo Senedine Menfi Emre Kaydı Konulması): (A), (B)'den aldığı ticari bir mal karşılığında (B) adına bir bono düzenlemiştir. Bononun üzerinde matbu olarak yer alan "veya emrühavalesine" kelimesinin üstü çizilmiş ve senedin arka yüzüne (A) tarafından "İşbu senet cirolanamaz, sadece nama yazılıdır" kaydı düşülmüştür. (B), senedi alacağının ifası maksadıyla arkasını imzalayarak (C)'ye devretmek istemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 654 ve m. 681/2 uyarınca, bono kanunen emre yazılı bir kıymetli evrak türü olmasına rağmen, düzenleyenin senedin üzerine koyduğu "cirolanamaz" ve "sadece nama yazılıdır" (menfi emre) kayıtları ile senet kanunen emre yazılı olmaktan çıkmış, nama yazılı senet vasfı kazanmıştır [9]. Nama yazılı senetler ciro ve teslimle devredilemez; devir için zilyetliğin devrinin yanı sıra yazılı bir devir (temlik) beyanı zorunludur [11]. Dolayısıyla (B)'nin sadece senedin arkasını imzalayarak zilyetliği geçirmesi geçerli bir devir sağlamaz; ayrı veya senet üzerine yazılmış bir temlik beyanı şarttır.
Olay 2 (Tüketici İşleminde Emre Yazılı Bono Düzenlenmesi): Bir tüketici olan (X), perakende mobilya satıcısı (Y)'den evine mobilya satın almış ve satış bedeli karşılığında matbu kırtasiye bonosunu imzalayarak (Y)'ye teslim etmiştir. Senette "nama yazılıdır" ibaresi bulunmadığı gibi "emrühavalesine" yazısının da üzeri çizilmemiştir. (Y), bonoyu toptancısı (Z)'ye ciro etmiştir. Mobilyalar teslim edilmediğinde (X), senedin vadesinde (Z)'ye ödeme yapmaktan kaçınmaktadır. Hukuki analiz: Tüketici (X)'in düzenlediği senet, TTK m. 654 anlamında nama yazılı bir senet olmayıp kanunen emre yazılı bir kambiyo senedidir. Oysa 6502 sayılı TKHK m. 4/5 gereğince, tüketici işlemlerinde kıymetli evrak ancak nama yazılı düzenlenebilir [15, 16]. Tüketici, emre yazılı olarak düzenlenen bu bononun kendisi yönünden geçersiz olduğunu iyiniyetli hamil (Z)'ye karşı mutlak bir def'i olarak ileri sürebilir ve bedelsizlik iddiasıyla borcu ifadan kaçınabilir [22, 25, 26].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Nama yazılı senetler, kıymetli evrak hukukunun "hukuki görünüşe güven" (mücerretlik) ilkesini en az barındıran; daha ziyade adi alacağın temliki prensiplerine (TBK m. 183 vd.) dayanan bir rejim ihtiva etmektedir [12, 29]. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, nama yazılı senetlerin dolaşım yeteneğinin bu nedenle kasti olarak zayıf bırakıldığını ve özellikle borçlunun temlik edene karşı sahip olduğu def'ileri (takas, ödemezlik vb.) devralana karşı da ileri sürebilmesinin [14], ticari hayattaki sürati sekteye uğrattığını ifade etmişlerdir.
Tüketici Hukuku boyutuyla bakıldığında ise; kanun koyucunun (TKHK m. 4/5) tüketiciyi korumak saikiyle senedin "nama yazılı olmasını" emretmesi doktrinde yoğun olarak eleştirilmektedir. Sabih Arkan ve diğer müelliflerin de belirttiği üzere, tüketiciyi korumak adına kambiyo senetlerinin niteliğini ve soyutluk ilkesini tahrip eden bu tür geçersizlik yaptırımları, piyasa güvenliğini sarsmaktadır. Bunun yerine, senedi emre yazılı olarak dahi olsa edinen tacir hamillerin tüketici işleminden kaynaklandığını bilmesi gereken durumlarda kötüniyetli kabul edilmesi veya senedin her koşulda nama yazılı (alacağın temliki) hükümlerine tabi tutularak geçersizlik yerine "def'ilerin ileri sürülebilmesi" esasına geçilmesi, de lege feranda (olması gereken hukuk) bakımından daha isabetli bir çözüm olacaktır [30, 31].
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]