RESMİ METİN

**IV

  • Ayrılma akçesi
  1. İstem ve tutar**

Madde 641 - (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas serma ye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. (2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 641. maddesi, limited şirketlerde ortaklık sıfatının sona ermesi hâlinde, ayrılan ortağın mali haklarının tasfiyesini sağlayan "ayrılma akçesi" (mufarakat akçesi) kurumunu düzenlemektedir. Mülga 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu'nda (eTTK) ayrılma akçesine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olması, uygulamada ve doktrinde ciddi kanun boşluklarına ve tartışmalara sebebiyet vermekteydi [1]. Kanun koyucu, 6102 sayılı TTK ile bu boşluğu doldurmuş ve ayrılan ortağın ekonomik menfaatini korumak amacıyla ayrılma akçesini açık ve emredici temellere oturtmuştur [1].

TTK m. 641 hükmünün ratio legis'i (konuluş amacı), şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın, şirketin malvarlığı ve süregelen faaliyetleri (yaşayan işletme değeri) üzerindeki nispi hakkının adil bir biçimde kendisine ödenmesini sağlamaktır. Zira ortaklık sıfatı sona eren kişinin, şirketin gelecekteki kârlarından veya tasfiye bakiyesinden pay alma imkânı ortadan kalkmaktadır. Bu ekonomik eksilmenin, dürüstlük kuralı ve hakkaniyet çerçevesinde dengelenmesi gerekir [1]. Kanun koyucu, adaleti gerçekleştirmek maksadıyla ayrılan ortak açısından "cezalandırıcı" bir yoruma olanak vermemek adına, kural olarak esas sermaye payının "gerçek değerine" (real value) atıf yapmıştır [2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ayrılma Akçesi Kavramı ve Hukuki Niteliği

Ayrılma akçesi, kazanılmış an itibarıyla borçlar hukuku karakterli bir alacak hakkıdır [3]. Ortaklık sıfatının yitirilmesiyle birlikte, ortaklık hakları yerini nakdi bir alacak hakkına bırakır. Bu alacağın borçlusu, tüzel kişiliği haiz limited şirketin kendisidir [3]. Ayrılma akçesi, niteliği itibarıyla bir sermaye iadesi değil; sona eren üyelik ilişkisinin malvarlıksal tasfiyesidir. Kanun koyucu, ortaklık yapısının korunması ile ayrılan ortağın malvarlıksal haklarının tatmini arasındaki hassas dengeyi kurarken, sermayenin korunması ilkesini de gözetmiştir [1].

2.2. "Gerçek Değer" İlkesi (m. 641/1)

Maddenin birinci fıkrası, ayrılma sebebine (haklı sebeple çıkma, haklı sebeple çıkarılma veya diğer yasal nedenler) bakılmaksızın, ayrılma akçesinin esas sermaye payının "gerçek değerine" (yaşayan işletme değerine) uyan bir tutar olması gerektiğini emretmektedir [2]. Gerçek değer, şirketin yalnızca bilançosunda görünen tarihi maliyetlere dayalı defter değeri veya nominal (itibari) değeri değildir. Şirketin o tarihteki müşteri çevresi, marka değeri, know-how'ı, gizli yedekleri ve piyasadaki konumu dâhil olmak üzere, genel kabul gören şirket değerleme yöntemleri (İndirgenmiş Nakit Akımları, Net Aktif Değeri vb.) kullanılarak hesaplanan devamlılık (going-concern) değeridir [2], [4].

2.3. Şirket Sözleşmesi ile Farklı Düzenleme Yetkisi (m. 641/2)

Maddenin ikinci fıkrası, nispi emredici bir istisna öngörmektedir. Şirket sözleşmesinde (esas sözleşmede) ortaklara sözleşmesel bir "çıkma hakkı" tanınmışsa, şirket sözleşmesi bu hakka dayalı olarak ödenecek ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilir [5]. Bu düzenleme, gerçek değerden sapılmasına, belirli bir formül öngörülmesine veya nominal değer üzerinden ödeme yapılmasına cevaz verebilir. Ancak önemle vurgulanmalıdır ki; bu istisna sadece sözleşmede öngörülen çıkma hakkının kullanılması hâline münhasırdır. Kanundan doğan (özellikle haklı sebeple) çıkma veya çıkarılma hâllerinde, şirket sözleşmesindeki kısıtlayıcı hükümler uygulanamaz; fıkra 1 uyarınca gerçek değer ödenmek zorundadır [2].

3. Sistematik İlişkiler

Bu maddenin, ticaret ve borçlar hukuku sistematiğindeki diğer emredici ve tamamlayıcı normlarla sıkı bir bağı bulunmaktadır:

  • TTK m. 642 (Ayrılma Akçesinin Muacceliyeti) — Ayrılma akçesinin hesaplanması ve muacceliyeti farklı hukuki rejimlere tabidir. TTK m. 641 uyarınca hesaplanan tutar, TTK m. 642 uyarınca ancak şirketin kullanılabilir bir özkaynağı varsa, pay devredilebiliyorsa veya sermaye azaltımına gidilmişse muaccel olur [6], [5]. Bu durum, sermayenin korunması ilkesinin (TTK m. 580 vd.) zorunlu bir sonucudur.
  • TTK m. 638 (Çıkma ve Çıkarılma) — Ayrılma akçesi talebinin doğumuna vücut veren hukuki sebepler bu maddede yer alır. Haklı sebeple çıkma, mahkeme kararı ile kesinleştiği anda [2] ayrılma akçesi talebi doğar [7].
  • TTK m. 577/1-k (Şirket Sözleşmesinin Bağlayıcı Hükümleri) — Çıkma hakkının tanınması ile bu hâllerde ödenecek ayrılma akçesinin türü ve tutarının şirket sözleşmesinde öngörülebileceği belirtilmiş olup [8], bu hüküm TTK m. 641/2'nin hukuki dayanaklarından birini oluşturur.
  • TBK m. 117 vd. (Temerrüt) — Ayrılma akçesi alacağı miktar olarak belirlenip TTK m. 642 uyarınca muaccel olduğunda, şirketin temerrüde düşürülmesi Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine tabidir [3].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, ayrılma akçesinin tespiti ve ödenmesi hususunda katı prensipler benimsenmiştir.

Yargıtay, şirketten çıkma veya çıkarılma durumlarında, ayrılma akçesinin tespitinde karar tarihinin (çıkma veya çıkarılmanın kesinleştiği tarihin) esas alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay kararlarına göre, mahkemece atanacak uzman bilirkişi heyeti (hukukçu, mali müşavir ve sektör uzmanı) marifetiyle şirketin malvarlığı, kârlılık durumu, gayrimaddi hakları ve serbest yedek akçeleri incelenerek "yaşayan bir şirket" içindeki gerçek değer tespit edilmelidir [2], [4].

Ayrıca, sözleşmesel bir sınırlandırma olsa dahi, eğer ortak haklı sebeple mahkeme kararıyla çıkmış veya çıkarılmışsa, şirket sözleşmesindeki "ayrılma akçesi itibari değer üzerinden ödenir" şeklindeki kayıtlar, Yargıtay tarafından geçersiz kabul edilmekte ve TTK m. 641/1 uyarınca gerçek değerin ödenmesine hükmedilmektedir [2].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Haklı Sebeple Çıkma ve Değer Tespiti): A, B ve C limited şirketinin %20 paya sahip ortağı olan (A), diğer ortakların şirketin içini boşaltması ve kâr dağıtımı yapmaması (haklı sebep) neticesinde TTK m. 638/2 uyarınca mahkemeden haklı sebeple çıkma talebinde bulunmuştur. Şirket ana sözleşmesinde, "Ortaklıktan ayrılan kişiye yalnızca koyduğu sermayenin nominal değeri ödenir" hükmü yer almaktadır. Şirket vekili, TTK m. 641/2 uyarınca sözleşme hükmünün uygulanmasını savunmaktadır. Hukuki analiz: Şirket vekilinin savunması hukuki dayanaktan yoksundur. TTK m. 641/2 hükmü, yalnızca TTK m. 641/2'ye ve m. 638/1'e dayalı olarak "şirket sözleşmesinde tanınan ihtiyari çıkma hakkının" kullanılması hâlinde geçerlidir [2], [5]. Haklı sebeple mahkeme kararıyla çıkma hâlinde ana sözleşmedeki kısıtlamalar geçersizdir. Mahkeme, TTK m. 641/1 emredici hükmü gereği, davanın kesinleştiği tarihe en yakın güncel veriler üzerinden "gerçek değerin" tespitine ve A'ya ödenmesine karar verecektir [2].

Olay 2 (Sözleşmesel Çıkma Hakkı ve Formül Uygulaması): X Limited Şirketi'nin sözleşmesinde, "Her ortak 5 yılın sonunda önceden 6 ay ihbar etmek kaydıyla şirketten çıkabilir. Bu durumda ayrılma akçesi, son 3 yılın vergi sonrası kâr ortalamasının 3 ile çarpılması formülüyle hesaplanır" hükmü bulunmaktadır. (Y), bu hakkını kullanarak çıkmak istemiş, ancak son yıllardaki yüksek enflasyon sebebiyle formülün "gerçek değerin" çok altında kaldığını iddia ederek TTK m. 641/1 uyarınca gerçek değer talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 641/2 uyarınca, eğer çıkma hakkı kanundan (haklı sebep vb.) değil de doğrudan şirket sözleşmesinden doğuyorsa, sözleşme ayrılma akçesinin hesaplanma yöntemini serbestçe belirleyebilir [5]. Dolayısıyla, (Y) sözleşmesel bir hakkı kullandığı için, sözleşmede yer alan 3 yıllık kâr çarpanı formülü bağlayıcıdır. Mahkeme, dürüstlük kuralına veya ahlaka aykırılık derecesinde aşırı bir oransızlık saptamadıkça bu formülü uygulayacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Ayrılma akçesinin gerçek değerinin hesaplanmasında, şirketin defter ve kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin gizli yedeklerinin bulunduğunu iddia eden ayrılan ortak, bu iddiasını ispatla mükelleftir. Mahkeme resen defterleri inceletse de ispat yükü kural olarak yüksek değer iddia eden taraftadır. Öte yandan, TTK m. 642 uyarınca ödeme için "kullanılabilir özkaynak" bulunmadığı iddiası şirket tarafından ispatlanmalıdır [6], [5].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ayrılma akçesi talebi, borçlar hukuku temelli bir alacak hakkı olmakla birlikte, ticaret şirketlerine özgü beş (5) ve on (10) yıllık zamanaşımı sürelerinin kapsamı incelenmelidir. Kural olarak, alacağın TTK m. 642 uyarınca muaccel olduğu tarihten itibaren TBK genel zamanaşımı süresi işlemeye başlar [3].
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: Limited şirketten ayrılma ve ayrılma akçesi talepli davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kesin yetki kuralı olmamakla birlikte kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Ayrılma davası ile ayrılma akçesinin ödenmesi (eda) davasının birlikte açılması durumunda, mahkemelerin ayrılma kararı vermesine rağmen ödeme kararı için TTK m. 642 şartlarının (özkaynak durumu vb.) [6] mevcut olup olmadığını araştırmadan doğrudan eda hükmü kurması, Yargıtay tarafından sıklıkla bozma sebebi yapılmaktadır. Ayrılma akçesi ancak ödenebilir bir özkaynak varsa muaccel olur [5].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Ersin Çamoğlu gibi önde gelen ticaret hukukçularının da isabetle belirttiği üzere, TTK m. 641/1 hükmünde yer alan "gerçek değer" kavramının tespiti başlı başına bir hukuki ve mali sorun yumağıdır [2]. Şirket tasfiye edilmediği, aksine faaliyetlerine devam ettiği için (going concern), hesaplama tasfiye değerine göre değil, işleyen teşebbüs değerine göre yapılmalıdır.

Kanundaki en büyük lafzi ve yapısal zayıflıklardan biri, m. 641'de gerçek değerin saptanmasına atıf yapılırken, tahsil edilebilirliğin m. 642 ile son derece ağır şartlara bağlanmasıdır [6]. Uygulamada bir ortak haklı sebeple şirketten ayrılsa ve milyonlarca lira "gerçek değer" tespit edilse dahi, şirket kullanılabilir özkaynağa sahip değilse veya sermaye azaltımı yapmıyorsa, ayrılan ortak alacağını tahsil edememekte ve içi boş bir ilamla baş başa kalabilmektedir [6]. Bu durum, çoğunluğun azınlığı ezmesini engellemek için getirilen hükmün, uygulamada işlevsiz kalmasına yol açmaktadır. Bu çerçevede, doktrinde ayrılma akçesi alacaklılarına şirketin kârından veya tasfiyesinden imtiyazlı bir şekilde yararlanma veya alacağa yasal faizden daha yüksek oranda temerrüt faizi işletilmesi gibi daha etkin güvenceler sağlanması yönünde reform önerileri savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.