RESMİ METİN

Madde 638


Madde 638 - (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi iç in dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 638. maddesi, limited şirketlerde ortaklık sıfatının sona ermesi hallerinden biri olan "çıkma" (ayrılma) müessesesini düzenlemektedir. Limited şirketler, şahıs şirketleri ile sermaye şirketleri arasında melez (karma) bir karaktere sahip olup, ortakların kişisel özelliklerinin ve birbirlerine duydukları güvenin önem taşıdığı yapılardır. Bu özellikleri gereği, anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde kanun koyucu, ortaklara belirli şartlar altında ortaklıktan ayrılma imkânı tanımıştır.

Madde, sistematik olarak iki farklı çıkma halini ihdas etmiştir: Birinci fıkra, şirket sözleşmesine dayalı iradi (sözleşmesel) çıkma hakkını; ikinci fıkra ise haklı sebebe dayalı yargısal çıkma hakkını düzenlemektedir [1], [2]. Ortaklık ilişkisinin, ortaklar için katlanılamaz hale geldiği durumlarda, ortağın şirkete hapsolmasını engellemek amacıyla öngörülen bu düzenleme, hem mülkiyet hakkının hem de sözleşme özgürlüğünün bir tezahürüdür. Eski 6762 sayılı mülga TTK’da da benzer bir temel bulunmakla birlikte, 6102 sayılı TTK, bilhassa haklı sebeple çıkma davasında alınabilecek ihtiyati tedbirleri açıkça düzenleyerek uygulamadaki tereddütleri gidermeyi amaçlamıştır [3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Şirket Sözleşmesi ile Tanınan Çıkma Hakkı (İradi Çıkma)

TTK m. 638/1 uyarınca, şirket sözleşmesi ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyabilir ve bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir [1], [4]. Bu fıkra, sözleşme özgürlüğü ilkesinin şirketler hukukundaki yansımasıdır. Kurucular veya sonradan esas sözleşme değişikliği ile ortaklar, hiçbir haklı sebep bulunmaksızın, salt tek taraflı bir irade beyanı ile ortaklıktan ayrılma hakkını sözleşmeye derc edebilirler [1].

Sözleşmesel çıkma hakkı, şarta bağlı olarak veya şartsız, belirli bir süre için veya süresiz olarak öngörülebilir. Örneğin, "şirketin kuruluşundan itibaren beş yıl geçtikten sonra her ortak altı ay önceden ihbarda bulunmak kaydıyla çıkma hakkını kullanabilir" şeklinde bir düzenleme geçerlidir. Bu hakkın kullanılması, bozucu yenilik doğuran (inşai) bir irade beyanı niteliğinde olup, şirkete (müdürlere) ulaştığı anda hüküm ve sonuçlarını doğurur; mahkeme kararına ihtiyaç bulunmamaktadır [1], [5].

2.2. Haklı Sebeplerin Varlığında Çıkma Davası (Yargısal Çıkma)

Maddenin ikinci fıkrası, şirket sözleşmesinde çıkma hakkı düzenlenmemiş olsa dahi, her ortağa "haklı sebeplerin varlığında" ortaklıktan çıkma davası açma hakkı tanımıştır [2], [3]. Bu hak, emredici nitelikte olup mutlak ve vazgeçilmez bir haktır; şirket sözleşmesiyle ortadan kaldırılamaz, sınırlandırılamaz veya zorlaştırılamaz [2], [5].

"Haklı sebep" kavramı kanunda tahdidi olarak sayılmamış, içinin doldurulması doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır [6]. Genel bir ifadeyle haklı sebep; dürüstlük kuralı çerçevesinde, objektif veya sübjektif nedenlerle bir ortağın şirket ilişkisini sürdürmesinin kendisinden beklenemeyeceği, ortaklık bağının çekilmez hale geldiği durumlardır [6], [5]. Haklı sebep, şirketin yönetiminden veya diğer ortakların eylemlerinden kaynaklanabileceği gibi, tamamen çıkmak isteyen ortağın kendi şahsında doğan (örneğin sürekli ve ağır hastalık) makul bir sebebe de dayanabilir [5]. Ancak, ortağın salt kendi kusuruyla yarattığı bir duruma dayanarak haklı sebeple çıkma davası açması, hakkın kötüye kullanılması (TMK m. 2) yasağına takılacaktır.

2.3. Davacının Hak ve Borçlarının Dondurulması (İhtiyati Tedbir)

TTK m. 638/2'nin ikinci cümlesi, yargılama süresince davacı ortağın korunması amacıyla mahkemeye geniş bir takdir yetkisi vermiştir. Çıkma davası uzun sürebileceğinden, mahkeme, istem üzerine davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarının (örneğin rekabet yasağı, ek ödeme yükümlülükleri, kâr payı hakkı) dondurulmasına veya teminat altına alınmasına karar verebilir [3], [4]. Bu düzenleme, davacının dava süresince şirketin olası zararlarına veya çoğunluğun baskılarına karşı korunmasını sağlayan özel bir geçici hukuki koruma (ihtiyati tedbir) niteliğindedir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 639 (Çıkmaya Katılma): Bir ortak, TTK m. 638 uyarınca sözleşmesel çıkma hakkını kullandığında veya haklı sebeple çıkma davası açtığında, müdürler bu durumu gecikmeksizin diğer ortaklara bildirmekle yükümlüdür [7], [8], [9]. Diğer ortaklar, bildirimden itibaren bir ay içinde, aynı haklı sebeplere veya sözleşmesel hakka dayanarak çıkmaya veya açılan davaya katılabilirler [7], [9]. Bu mekanizma, eşit işlem ilkesinin bir gereğidir.
  • TTK m. 641 (Ayrılma Akçesi): Şirketten m. 638 uyarınca çıkan veya çıkarılan ortak, esas sermaye payının "gerçek değerine" uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir [10]. Çıkma hakkının kullanılmasının temel mali sonucu budur.
  • TTK m. 636 (Haklı Sebeple Fesih): Haklı sebeple şirketin feshi davasında (m. 636/3), hâkime geniş bir takdir yetkisi verilmiş olup, hâkim fesih yerine davacı ortağın payının ödenerek şirketten çıkarılmasına (alternatif çözüme) karar verebilir [11], [12]. Oysa TTK m. 638/2'ye dayalı çıkma davasında, hâkimin alternatif bir çözüm (örneğin fesih veya başka bir tedbir) uygulama yetkisi yoktur. Şartlar oluşmuşsa yalnızca çıkmaya hükmetmek zorundadır [12], [13].
  • TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Çıkma hakkının gerek sözleşmesel gerekse yasal kullanımında, hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde değerlendirme yapılır. Haklı sebebin varlığı tamamen objektif iyi niyet kurallarına göre tespit edilir [5].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında, limited şirketlerde haklı sebeple çıkma davasına vücut veren haller geniş bir yelpazede değerlendirilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özellikle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi);

  • Şirketin sürekli zarar etmesini,
  • Ortaklık amacının gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesini,
  • Çoğunluk ortakların veya yöneticilerin şirketi kişisel menfaatleri doğrultusunda kullanarak diğer ortakları (azınlığı) şirketin faaliyetleri hakkında bilgisiz bırakmasını,
  • Sürekli olarak ve haklı bir neden olmaksızın kâr dağıtımı yapılmamasını (kârın tokluğuna çalışma),
  • Ortaklar arasında şiddetli geçimsizlik ve husumet bulunmasını, haklı sebep olarak kabul etmektedir [14], [15], [16].

Ayrıca Yargıtay, davacı ortağın haklı sebebi kendi ağır kusuruyla yaratmamış olması gerektiğine dikkat çekmektedir. Eğer uyuşmazlığın temelinde sadece davacı ortağın hukuka veya şirket sözleşmesine aykırı eylemleri yatıyorsa, bu ortağın haklı sebeple çıkma talebi, TMK m. 2 uyarınca reddedilmektedir [17], [18]. Çıkma kararı ile birlikte, ayrılma akçesinin hesaplanmasında karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığının ve gerçek değerin esas alınması gerektiği yönünde de yerleşik Yargıtay içtihatları mevcuttur.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): X Limited Şirketi esas sözleşmesinde, "Herhangi bir ortak, şirketin kuruluşundan itibaren 10 yıl geçtikten sonra, hesap yılının bitiminden en az altı ay önce yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle şirketten çıkabilir" hükmü yer almaktadır. Ortak A, 12. yılda noter aracılığıyla müdürlere çıkma iradesini bildirir. Müdürler, şirketin nakit sıkıntısı çektiğini belirterek bu bildirimi işleme koymayı reddeder. Hukuki analiz: TTK m. 638/1 uyarınca sözleşmede öngörülen şarta bağlı iradi çıkma hakkı kullanılmıştır. Bu hak bozucu yenilik doğuran bir hak olup, muhataba ulaşmakla hüküm ifade eder [1]. Müdürlerin nakit sıkıntısını gerekçe göstererek onayı reddetme hakkı yoktur. Ortak A'nın ortaklık sıfatı sözleşmedeki ihbar süresinin dolmasıyla sona erer; bu aşamadan sonra TTK m. 641 uyarınca ayrılma akçesinin tespiti ve tahsili süreci başlar.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Y Limited Şirketi'nde %15 pay sahibi olan Ortak B, son 5 yıldır şirketin ciddi kâr elde etmesine rağmen çoğunluk ortakların oylarıyla sürekli kârın yedek akçelere aktarıldığını, kendisine şirketin finansal tablolarına ilişkin bilgi verilmediğini ve çoğunluk ortakların kendi kurdukları paravan şirketler üzerinden Y Limited Şirketi'nin içini boşalttıklarını tespit eder. B, TTK m. 638/2 uyarınca haklı sebeple çıkma davası açar ve dava süresince rekabet yasağı ile diğer borçlarının dondurulmasını talep eder. Hukuki analiz: Ortak B'nin iddiaları (bilgi alma hakkının engellenmesi, sürekli kâr dağıtımından kaçınılması, şirketin içinin boşaltılması) Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca "haklı sebep" teşkil eder [14], [15]. B, TTK m. 638/2 çerçevesinde açtığı davada, mahkemeden haklarının dondurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edebilir [3]. Mahkeme, haklı sebeplerin varlığını tespit ettiğinde çıkmaya ve ayrılma akçesinin ödenmesine karar verecektir. Bu davada mahkemenin, örneğin çoğunluk ortakları şirketten çıkarmak gibi "duruma uygun düşen başka bir çözüme" (TTK m. 636/3'teki gibi) hükmetme yetkisi yoktur [12], [13].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Haklı sebeple çıkma davasında (TTK m. 638/2), iddia edilen haklı sebebin varlığını, ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini ispat yükü davacı ortağa aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Haklı sebeple çıkma davası açmak için kanunda açık bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Ancak, haklı sebep oluşturan olayın öğrenilmesinden itibaren "makul bir süre" içinde bu davanın açılması gerekir; aksi takdirde davanın açılması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir [19], [20].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kesin yetki kuralı gereği şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla yapılan bir hata, TTK m. 638/2 uyarınca haklı sebeple çıkma davası açıldığında, TTK m. 639 uyarınca diğer ortaklara yapılması gereken "çıkmaya katılma" bildiriminin müdürler tarafından ihmal edilmesidir [7], [8]. Bir diğer yaygın hata, mahkemeden TTK m. 638'e dayanarak şirketin feshini talep etmektir; fesih talebinin hukuki dayanağı TTK m. 636 olmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk ticaret hukuku doktrininde (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Mehmet Bahtiyar vd.), TTK m. 638 hükmü ağırlıklı olarak olumlu karşılanmış olmakla birlikte, bazı tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle TTK m. 638/2 bağlamında, hâkime tanınan yetkinin sınırları doktrinde eleştirilmektedir. TTK m. 636/3'te düzenlenen haklı sebeple fesih davasında kanun koyucu hâkime, fesih yerine ortağın çıkarılmasına veya "duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme" karar verme (alternatif çözüm) takdir yetkisi tanımıştır [11], [12]. Ancak haklı sebeple çıkma davasında (TTK m. 638/2) böyle bir takdir yetkisi öngörülmemiştir [12], [13]. Hâkim, haklı sebebin varlığını tespit ettiğinde çıkmaya karar vermek mecburiyetindedir; tarafların menfaat dengesini daha iyi sağlayacak başka bir hukuki enstrümana (örneğin kâr dağıtımına zorlama, müdürü görevden alma) hükmedemez [13]. Doktrinde, çıkma davasının da ortaklığın malvarlığından (ayrılma akçesi ödenmesi suretiyle) ciddi bir çıkışa neden olduğu ve şirketin ekonomik bütünlüğünü sarsabileceği dikkate alınarak, hâkime çıkma davasında da alternatif çözüm yolları uygulama yetkisinin (de lege ferenda) tanınması gerektiği savunulmaktadır.

Ayrıca, sözleşmesel çıkma hakkının (m. 638/1) şartsız olarak tanınmasının, şirketin sermaye yapısını öngörülemez bir şekilde tehdit edip etmediği hususu da tartışılmaktadır. Nitekim ayrılma akçesinin ödenmesi, şirketin özkaynaklarının (kullanılabilir yedek akçelerin) yetersiz olduğu durumlarda şirket alacaklıları için bir zafiyet yaratabilir. Ancak kanun koyucu, bu tehlikeyi bertaraf etmek üzere ayrılma akçesinin ödenme şartlarını ve muacceliyetini TTK m. 642 ile sıkı kurallara bağlamıştır.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.