RESMİ METİN

**b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirk etlere ilişkin hükümler uygulanır. 94 Bu maddenin “II

  • İflasın bildirilmesi veya ertelenmesi” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 63 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 95 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesi yle, bu fıkrada yer alan “ve işlem denetçileriyle” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 96 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanunun 82 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “Anonim” ibaresinden önce gelmek üzere “397 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkralar ı dışında kalan,” ibaresi eklenmiştir. B) Tescil ve ilan**

Madde 637 - (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse müdür, birden fazla müdürün bulunması hâlinde en az iki müdür, bunu ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. C ) Çıkma ve çıkarılma I - Genel olarak


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin "Sona Erme ve Ayrılma" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 637. maddesi, şirket tüzel kişiliğinin sona erme olgusunun alenileştirilmesi ve tasfiye sürecine geçişin tescil ve ilan prosedürünü düzenlemektedir [1]. Madde metni, TTK m. 636'da sayılan maddi sona erme sebeplerinden (infisah, genel kurul kararıyla fesih vb.) hangilerinin şirket yöneticileri (müdürler) tarafından tescil ettirileceğini kesin bir sınırla belirlemiştir [2], [1].

Bir sermaye şirketi olan limited şirketin sona ermesi, tüzel kişiliğin derhal ortadan kalkması sonucunu doğurmaz; şirket tasfiye (likidasyon) evresine girer ve amacı tasfiye ile sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur [3]. Hukuk güvenliği, alacaklıların korunması ve üçüncü kişilerin iyiniyetinin temini bakımından, şirketin olağan ticari hayatından tasfiye evresine geçtiğinin ticaret siciline tescili ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) ilanı kurucu değil, açıklayıcı (bildirici) ancak emredici bir yasal zorunluluktur [4], [3].

TTK m. 637, iflas veya bir mahkeme kararı ile feshin gerçekleştiği durumları istisna tutarak, sözleşmede öngörülen sürenin dolması veya genel kurul kararı gibi iradi ya da kendiliğinden gerçekleşen sona erme hallerinde bildirim yükümlülüğünü doğrudan şirket müdürlerine yüklemiştir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İflastan ve Mahkeme Kararından Başka Bir Sebepten İleri Gelen Sona Erme

TTK m. 636 kapsamında limited şirket; şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, genel kurul kararıyla, iflasın açılmasıyla veya kanunda öngörülen diğer hallerde (örneğin organ eksikliği veya haklı sebeple fesih davaları neticesinde) sona erebilir [2], [5]. TTK m. 637, tescil yükümlülüğünü belirlerken ikili bir ayrıma gitmiştir: İflas ve mahkeme kararı (organ eksikliği veya haklı sebeple fesih) ile sona ermede tescil yükümlülüğü müdürlerde değildir. Zira iflas halinde iflas idaresi/dairesi, mahkeme kararı ile fesihte ise ilgili mahkemenin bildirimi tescile mesnet teşkil eder. Bunun dışındaki hallerde (örneğin sözleşmedeki sürenin dolması veya genel kurulun 2/3 nitelikli çoğunlukla fesih kararı alması) tescil, şirketin kanuni temsilcisi olan müdürlerin görevidir [1].

2.2. Müdür veya En Az İki Müdür Tarafından Tescil Başvurusu Yapılması

TTK m. 637, iradi veya kendiliğinden sona erme hallerinin tescili için katı bir usul kuralı getirmiştir. Şirketin tek müdürü varsa başvuru bu müdür tarafından yapılır; ancak birden fazla müdürün bulunması hâlinde başvurunun en az iki müdür tarafından yapılması ve tescil ile ilan ettirilmesi emredici olarak öngörülmüştür [6], [1]. Kanun koyucu, tasfiye sürecinin başlaması gibi şirketin varlığına yönelik hayati bir işlemin tek bir müdürün inisiyatifiyle sicile yansımasını engellemek, organ içi denetimi ve irade mutabakatını sağlamak amacıyla bu özel yetki (veya temsil) kuralını ihdas etmiştir.

2.3. Tescil ve İlanın Hukuki Niteliği

Tasfiye sürecine girilmesiyle birlikte şirket ticaret unvanına "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmek zorundadır [3]. Tescil işlemi, sona ermeyi yaratan kurucu bir unsur değil; genel kurul kararı veya sürenin dolması ile hâsıl olan hukuki durumun üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlayan açıklayıcı bir işlemdir. İlan ise TTSG'de gerçekleştirilir [4].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 636 (Sona Erme Sebepleri): TTK m. 637'nin maddi temelini oluşturur. 637. maddede atıf yapılan "başka sebepler", m. 636/1-a (sözleşmedeki sebep) ve m. 636/1-b (genel kurul kararı) bentlerini işaret etmektedir [2].
  • TTK m. 532 ve TTK m. 643: TTK m. 643 gereğince, limited şirketlerin tasfiye usulünde anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyasen uygulanır [7]. Anonim şirketlerin sona ermesinin tescilini düzenleyen TTK m. 532 ile TTK m. 637 büyük ölçüde paralellik gösterir [8].
  • TTK m. 36 (Ticaret Sicilinin Üçüncü Kişilere Etkisi): Tescil ve ilan edilen sona erme olgusu, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelir. Sona ermenin tescil edilmemesi halinde müdürlerin, tasfiye amacı dışında yapılan işlemlerden ötürü TTK m. 36 ve genel hükümler çerçevesinde şahsi sorumlulukları doğar [9].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, şirket genel kurulunun fesih kararı alması yahut sürenin dolması ile şirket derhal hukuk aleminden silinmez. Tüzel kişilik, tasfiye işlemleri eksiksiz tamamlanıp ticaret sicilinden terkin (silinme) edilinceye kadar devam eder [10]. Yargıtay, TTK m. 637 uyarınca yapılan sona erme tescilini müteakip tasfiye memurlarının göreve başlayacağını, bu tescilin yapılmaması halinde şirketin aktif ticari hayatına devam ediyormuşçasına üçüncü kişilerle işlem yapması durumunda müdürlerin (ve ortakların) müteselsil sorumluluklarının doğacağını açıkça belirtmektedir. İflas veya haklı sebeple fesih davasında (TTK m. 636/3) verilen karar kesinleşmeden mahkeme sicile doğrudan terkin/fesih bildirimi yapmaz.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (X) Limited Şirketi, esas sözleşmesinde belirlenen 10 yıllık sürenin dolmasıyla kendiliğinden infisah etmiştir. Şirketin A, B ve C olmak üzere üç müdürü bulunmaktadır. Müdür A, şirketin sona erdiğini ticaret siciline tescil ettirmek üzere tek başına başvuruda bulunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 637 uyarınca, sona erme iflas veya mahkeme kararından başka bir sebepten (somut olayda sürenin dolması) ileri gelmişse ve şirkette birden fazla müdür varsa, tescil talebinin "en az iki müdür" tarafından yapılması emredici yasa kuralıdır [6], [1]. Sicil müdürlüğü, tek müdürün başvurusunu yetki eksikliği nedeniyle reddetmek zorundadır. Başvurunun A ve B veya A ve C tarafından müştereken yapılması gerekmektedir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): (Y) Limited Şirketinin ortaklarından K, diğer ortak L'nin şirketin içini boşalttığını ileri sürerek TTK m. 636/3 uyarınca haklı sebeple fesih davası açmıştır [5]. Mahkeme yargılama sonucunda şirketin feshine ve tasfiyesine karar vermiştir. Karar kesinleşmiş, ancak şirket müdürleri (X ve Y) kararı ticaret siciline tescil ettirmek için herhangi bir bildirimde bulunmamışlardır. Hukuki analiz: TTK m. 637'nin lafzı son derece açıktır: "Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse müdür... tescil ve ilan ettirir" [1]. Sona erme mahkeme kararı ile gerçekleştiği için, m. 637 bağlamında şirket müdürlerinin bunu tescil ettirme gibi bir yasal yükümlülüğü (veya tekelinde olan bir yetkisi) yoktur. Bu tür durumlarda mahkeme kararı ilgili makamlara resen bildirilir ve tescil işlemi mahkemenin kararına ve bildirimine istinaden sicil müdürlüğünce yerine getirilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Genel kurul kararıyla alınan fesih kararlarının tescilinde, nisapların sağlandığı (TTK m. 621 uyarınca ağırlaştırılmış nisaplar [11]) genel kurul toplantı tutanağı ile ispat edilerek sicile sunulmalıdır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Sona erme olgusunun gerçekleşmesinden (genel kurul karar tarihi vb.) itibaren ticaret siciline başvuru için genel hükümler çerçevesinde kural olarak 15 günlük süre (TTK m. 33) uygulanır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Tescilin reddi veya sona ermenin geçerliliği ile ilgili ihtilaflarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Şirketin sona erme kararı alınmasına rağmen ticaret unvanına "tasfiye halinde" ibaresinin eklenmesinin sicile bildirilmemesi ve tasfiye memuru atanmadan eski müdürlerin olağan ticari işlemlere devam etmesi en büyük hukuki ve cezai sorumluluk doğuran uygulama hatalarındandır. Ayrıca, ikiden fazla müdürü olan şirketlerde tek müdürün tescil başvurusunda ısrarcı olması sicil uygulamasında sıkça karşılaşılan bir ret sebebidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde (özellikle Poroy/Tekinalp/Çamoğlu ve Pulaşlı gibi otoritelerin şirketler hukuku öğretisinde belirttikleri üzere), TTK m. 637 hükmündeki "en az iki müdür" kuralı, genel kurul iradesinin veya kanuni bir sonucun sicile yansımasını zorlaştırma potansiyeli taşıdığı yönünden eleştiriye açıktır. Zira, sona erme olgusu maddi bir vaka veya kesinleşmiş bir genel kurul kararına dayanıyorsa, tek bir müdürün (hatta menfaati bulunan bir ortağın) dahi bu bildirimi yapabilmesi, sicil kayıtlarının maddi gerçeğe uygunluğunu sağlama (aleniyet) ilkesine daha çok hizmet edecektir. Müdürler arasında ihtilaf olması veya müdürlerden birinin kasten tescilden kaçınması durumunda tasfiye sürecinin başlaması felte uğrayabilmekte, bu da alacaklıların ve şirketin zararına sonuçlar doğurabilmektedir. Ancak mevcut pozitif hukuk düzenlemesi emredici olup, kanun koyucu bu tercihle "şirketin ölüm fermanı" niteliğindeki bildirimde organ mutabakatını daha üstün bir menfaat olarak korumuştur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.