1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin "Sona Erme ve Ayrılma" başlıklı Beşinci Bölümü altında yer alan 634. maddesi, limited şirketlerin borca batıklık durumu ile konkordato taleplerinde izlenecek usulü düzenleyen bir atıf normudur [1]. Madde, 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 63. maddesi ile önemli bir revizyona tabi tutulmuş; maddenin "İflasın bildirilmesi veya ertelenmesi" olan başlığı "İflâsın bildirilmesi ve konkordato talebi" şeklinde değiştirilmiş ve iflasın ertelenmesi kurumu hukuk sistemimizden kaldırılarak yerine konkordato kurumu entegre edilmiştir [1].
Bu madde, limited şirketlerde iflasın bildirilmesi ve konkordato talebi süreçleri için anonim şirket hükümlerine, dolayısıyla TTK m. 376 ve m. 377'ye kesin bir yollama yapmaktadır [1]. Bu sistematik tercih, sermaye şirketlerinin ekonomik kriz anlarında piyasa alacaklılarını korumak, şirket malvarlığının erimesini önlemek ve ticari hayatın güvenilirliğini temin etmek amacıyla kanun koyucunun anonim ve limited şirketler arasında yeknesak bir hukuki rejim yaratma iradesinin sonucudur. Atıf yapılan anonim şirket hükümleri, limited şirket müdürlerine, ortaklığın aktiflerinin pasiflerini karşılayamadığı durumlarda derhal mahkemeye başvurma ve gerekli hukuki prosedürleri başlatma yükümlülüğü yüklemektedir [2], [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İflasın Bildirilmesi (Borca Batıklık ve Ara Bilanço)
TTK m. 634'ün atfı gereği limited şirketlerde de TTK m. 376/3 hükmü uygulama alanı bulur [1]. Buna göre, limited şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, şirket müdürleri, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir "ara bilanço" çıkartmak zorundadır [4], [3]. Borca batıklık; şirket aktiflerinin, defter (iktisap) değerleriyle değil, gerçek (olası satış) değerleriyle değerlemeye tabi tutulduğunda dahi alacaklıların alacaklarını karşılayamaması, pasiflerin aktiflerden fazla olması durumudur [5]. Çıkarılan bu ara bilançodan şirketin borca batık olduğu anlaşılırsa, müdürler durumu derhal şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirmek ve şirketin iflasını istemekle yükümlüdür [2], [3].
2.2. Konkordato Talebi
7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, iflasın ertelenmesi kurumu kaldırılarak yerine konkordato (İİK m. 285 vd.) getirilmiştir [6], [1]. TTK m. 377 atfıyla, limited şirket müdürleri veya herhangi bir alacaklı, borca batıklık bildiriminde bulunurken (TTK m. 376/3 uyarınca yapacağı iflas talebiyle birlikte) veya bu kapsamda yapılan iflas yargılaması sırasında İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre konkordato talep edebilir [6]. Konkordato, dürüst borçlunun iflastan kurtulması, alacaklıların da iflas tasfiyesine kıyasla daha rasyonel ve adil bir oranda tatmin edilmesi amacıyla öngörülmüş bir yeniden yapılandırma zeminidir [7].
2.3. Sırada Sona Geçme (Sıradan Vazgeçme) Sözleşmesi
Kanun, borca batıklık durumunda iflas bildirimini mutlak bir zorunluluk olmaktan çıkaran bir istisna (iyileştirici önlem) öngörmüştür. TTK m. 376/3 uyarınca; iflas kararının verilmesinden önce, limited şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmişse ve bu sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği bilirkişilerce doğrulanmışsa iflas bildirimi yapılmaz [8], [9]-[10]. Doktrinde "sırada sona geçme" olarak adlandırılan bu kurum, borca batık limited şirketin iflasını önleyen, üçüncü kişi lehine sözleşme niteliğinde bir hukuki koruma kalkanıdır [9], [11].
2.4. Limited Şirketlere Özgü İyileştirme Aracı: Ek Ödeme Yükümlülüğü
TTK m. 634 anonim şirket hükümlerine atıf yapsa da, limited şirketlerin kendine has yapısı gereği TTK m. 633'te "Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır" denilerek önemli bir fark yaratılmıştır [1]. TTK m. 603 uyarınca, limited şirket sözleşmesinde öngörülmek şartıyla, şirketin esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması veya şirketin borca batık duruma düşmesi halinde ortaklardan "ek ödeme" (Nachschusspflicht) talep edilebilir [12], [13]. Bu kurum, limited şirketlerin finansal krizi aşması ve iflasın bildirilmesi zorunluluğunun (borca batıklığın) ortadan kaldırılması için anonim şirketlerde bulunmayan son derece işlevsel bir araçtır [14]-[15].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 376 ve m. 377: Madde 634'ün doğrudan atıf yaptığı temel kurallardır. Sermaye kaybı, borca batıklığın tespiti, ara bilançonun çıkarılması ve konkordato talebi bu maddelerin kıyasen uygulanması ile yürütülür [4], [3], [6], [1].
- TTK m. 633: Sermaye kaybı ve borca batıklık hallerinde limited şirketlere ilişkin bildirim yükümlülüğünü düzenler ve ek ödeme yükümlülüklerini saklı tutar [1].
- İİK m. 179 ve m. 285 vd.: Sermaye şirketlerinin borca batıklık sebebiyle iflasını (İİK m. 179) [16] ve konkordato prosedürünü (İİK m. 285) [6] düzenleyen usul hükümleridir.
- İİK m. 345/a: Sermaye şirketlerinin idare ve temsili ile görevlendirilmiş kimselerin (limited şirket müdürlerinin) borca batıklığı bildirerek şirketin iflasını istememeleri halinde, alacaklıların şikayeti üzerine on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmalarını öngören cezai yaptırım maddesidir [17]-[18].
- TTK m. 553: Müdürlerin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan iflası bildirme yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde, şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı doğan zararlardan müteselsilen sorumlu olmalarını düzenleyen hukuki sorumluluk normudur [19], [20].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, borca batıklığın bildirilmemesi (İİK m. 345/a) suçunun oluşabilmesi ve müdürlerin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için katı inceleme standartları belirlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Örn: 01.06.2010 T., E. 2010/16-HD-91, K. 2010/127), iflas koşullarının doğup doğmadığının mahkemece tespit edilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme'ye göre, sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının tespiti için öncelikle şirketin aktif ve pasif durumu bilirkişi marifetiyle belirlenmeli, iflasın istenmesi şartlarının objektif olarak var olup olmadığı saptanmalıdır [21]-[22]. Sadece borçların ödenememesi veya likidite sıkıntısı, borca batıklık anlamına gelmez; aktiflerin pasifleri karşılayamayacak derecede olduğunun TTK m. 376/3'teki değerleme esaslarıyla (işletmenin devamlılığı ve muhtemel satış değerleri) net olarak ortaya konması gerekir [5], [22]-[23]. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında, iflası zamanında bildirmeyen müdürlerin şirketin alacaklılarının uğradığı zararlardan (örneğin şirketin malvarlığının bu gecikme döneminde daha da azalmasından) TTK m. 553 uyarınca hukuken sorumlu tutulacakları yerleşik bir ilkedir [19]-[24], [20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
X Limited Şirketi, ekonomik kriz nedeniyle faaliyetlerini durdurma noktasına gelmiştir. Şirket müdürü (A), alacaklıların takiplerine rağmen mahkemeye başvurmamış, şirketin kalan az sayıdaki nakit varlığıyla sadece belirli alacaklılara ödeme yaparak şirketin içinin boşaltılmasına zemin hazırlamıştır. Bir süre sonra alacaklı (B), alacağını tahsil edememiş ve durumu yargıya taşımıştır.
Hukuki analiz: Müdür (A), TTK m. 634 delaletiyle TTK m. 376/3'te yer alan borca batıklık halinde ara bilanço çıkarma ve mahkemeye iflas bildiriminde bulunma yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Alacaklı (B)'nin şikayeti üzerine (A) hakkında İİK m. 345/a uyarınca hapis cezası gündeme gelecektir [17]-[18]. Ayrıca, (A)'nın bu ihmali ve kusuru neticesinde şirket malvarlığının erimesi nedeniyle alacaklıların uğradığı zarar, TTK m. 553 uyarınca (A)'dan talep edilebilecektir [20].
Olay 2:
Y Limited Şirketi'nin aktiflerinin pasiflerini karşılamadığı, çıkarılan ara bilançodan tespit edilmiştir. Ancak şirketin en büyük alacaklısı konumundaki (Z) A.Ş., şirketin kurtarılabilmesi adına kendi alacağının tahsil sırasını, diğer tüm alacaklıların arkasına bırakmayı yazılı bir sözleşme ile kabul etmiştir. Bu sözleşmenin tutarı, borca batıklığı tamamen ortadan kaldıracak miktardadır.
Hukuki analiz: Müdürler, TTK m. 634 ve m. 376/3 uyarınca doğrudan iflas talep etmek yerine, (Z) A.Ş. ile yapılan "sırada sona geçme (sıradan vazgeçme)" sözleşmesini asliye ticaret mahkemesine sunacaktır [25]-[26]. Mahkemece atanacak bilirkişiler bu beyanın yerindeliğini, gerçekliğini ve geçerliliğini denetleyecek; sonucun olumlu olması halinde iflas kararı verilmeyecek ve şirket faaliyetlerine devam edebilecektir [10]-[27], [11]-[28].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Borca batıklık durumunu ve buna rağmen iflasın bildirilmediğini iddia eden (örn. şirket alacaklısı), zararı ve uygun illiyet bağını ispatlamakla yükümlüdür. Buna karşın limited şirket müdürü, TTK m. 553/1 uyarınca yükümlülüğünü ihlal etmediğini veya kusursuz olduğunu kanıtlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilir (farklılaştırılmış teselsül ve kusur sorumluluğu ilkesi) [19]-[24], [29].
- Zamanaşımı / Süreler: Müdürlerin iflası bildirmemelerinden doğan hukuki sorumluluk davası, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 560) [30], [31].
- Görevli/yetkili mahkeme: Borca batıklık bildirimi (iflas talebi) ve konkordato talebi, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine yapılır [2], [32]. Sorumluluk davaları da aynı yer mahkemesinde görülür [30], [33].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada şirket müdürlerinin; finansal zorluğu yalnızca bir "nakit darlığı" olarak algılayıp, malvarlığı değerlemesini (işletmenin devamlılığı ve muhtemel satış fiyatları üzerinden ara bilanço [4], [3]) yapmamaları; limited şirketlere özgü "ek ödeme yükümlülüğü" (TTK m. 603) mekanizmasını işletmeden doğrudan iflas/konkordato talep etmeleri en sık karşılaşılan hatalardandır [12], [34].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler tarafından, sermaye şirketlerinin iflasının önlenmesi ve yeniden yapılandırılması kurumları uzun yıllar boyunca analiz edilmiştir. Kanun koyucunun 7101 sayılı Kanun ile iflasın ertelenmesi kurumunu kaldırarak yerine tümüyle konkordato sistemini getirmesi (TTK m. 377 değişikliği) [6], uygulamada bir dönem suiistimal edilen iflasın ertelenmesi müessesesinden vazgeçilmesi bakımından olumlu bulunmakla birlikte, konkordato prosedürünün teknik ağırlığı ve maliyeti nedeniyle küçük ölçekli limited şirketler (KOBİ'ler) için erişilebilirliğinin sınırlı olduğu eleştirilerine yol açmıştır.
Bunun yanı sıra, TTK m. 634'ün doğrudan anonim şirket hükümlerine (m. 376-377) atıf yapması, limited şirketlerin şahıs şirketi unsurlarını da barındıran melez yapısının göz ardı edildiği yönünde haklı eleştiriler doğurmaktadır. Örneğin, limited şirketlerdeki "ek ödeme" ve "yan edim" yükümlülüklerinin borca batıklığın hesabında ve iflas/konkordato talebinden önce bir öncül kurtarma hamlesi olarak tasfiyede ne şekilde muhasebeleştirileceği [35], [34] konusunda açık bir kanuni entegrasyon yerine m. 633'te "hükümler saklıdır" denilmekle yetinilmiştir [1]. Doktrin (örneğin Hasan Pulaşlı ve Şükrü Yıldız'ın yaklaşımları dikkate alındığında), limited şirketin kendine özgü finansman yöntemlerinin (özellikle ek ödemelerin), borca batıklık bilançosu hazırlanırken mahkeme ve bilirkişiler tarafından aktif değer olarak, muacceliyet anına ve tahsil kabiliyetine göre titizlikle yorumlanması gerektiğini işaret etmektedir [36]-[37].
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin "Sona Erme ve Ayrılma" başlıklı Beşinci Bölümü altında yer alan 634. maddesi, limited şirketlerin borca batıklık durumu ile konkordato taleplerinde izlenecek usulü düzenleyen bir atıf normudur [1]. Madde, 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 63. maddesi ile önemli bir revizyona tabi tutulmuş; maddenin "İflasın bildirilmesi veya ertelenmesi" olan başlığı "İflâsın bildirilmesi ve konkordato talebi" şeklinde değiştirilmiş ve iflasın ertelenmesi kurumu hukuk sistemimizden kaldırılarak yerine konkordato kurumu entegre edilmiştir [1].
Bu madde, limited şirketlerde iflasın bildirilmesi ve konkordato talebi süreçleri için anonim şirket hükümlerine, dolayısıyla TTK m. 376 ve m. 377'ye kesin bir yollama yapmaktadır [1]. Bu sistematik tercih, sermaye şirketlerinin ekonomik kriz anlarında piyasa alacaklılarını korumak, şirket malvarlığının erimesini önlemek ve ticari hayatın güvenilirliğini temin etmek amacıyla kanun koyucunun anonim ve limited şirketler arasında yeknesak bir hukuki rejim yaratma iradesinin sonucudur. Atıf yapılan anonim şirket hükümleri, limited şirket müdürlerine, ortaklığın aktiflerinin pasiflerini karşılayamadığı durumlarda derhal mahkemeye başvurma ve gerekli hukuki prosedürleri başlatma yükümlülüğü yüklemektedir [2], [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İflasın Bildirilmesi (Borca Batıklık ve Ara Bilanço)
TTK m. 634'ün atfı gereği limited şirketlerde de TTK m. 376/3 hükmü uygulama alanı bulur [1]. Buna göre, limited şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, şirket müdürleri, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir "ara bilanço" çıkartmak zorundadır [4], [3]. Borca batıklık; şirket aktiflerinin, defter (iktisap) değerleriyle değil, gerçek (olası satış) değerleriyle değerlemeye tabi tutulduğunda dahi alacaklıların alacaklarını karşılayamaması, pasiflerin aktiflerden fazla olması durumudur [5]. Çıkarılan bu ara bilançodan şirketin borca batık olduğu anlaşılırsa, müdürler durumu derhal şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirmek ve şirketin iflasını istemekle yükümlüdür [2], [3].
2.2. Konkordato Talebi
7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, iflasın ertelenmesi kurumu kaldırılarak yerine konkordato (İİK m. 285 vd.) getirilmiştir [6], [1]. TTK m. 377 atfıyla, limited şirket müdürleri veya herhangi bir alacaklı, borca batıklık bildiriminde bulunurken (TTK m. 376/3 uyarınca yapacağı iflas talebiyle birlikte) veya bu kapsamda yapılan iflas yargılaması sırasında İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre konkordato talep edebilir [6]. Konkordato, dürüst borçlunun iflastan kurtulması, alacaklıların da iflas tasfiyesine kıyasla daha rasyonel ve adil bir oranda tatmin edilmesi amacıyla öngörülmüş bir yeniden yapılandırma zeminidir [7].
2.3. Sırada Sona Geçme (Sıradan Vazgeçme) Sözleşmesi
Kanun, borca batıklık durumunda iflas bildirimini mutlak bir zorunluluk olmaktan çıkaran bir istisna (iyileştirici önlem) öngörmüştür. TTK m. 376/3 uyarınca; iflas kararının verilmesinden önce, limited şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmişse ve bu sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği bilirkişilerce doğrulanmışsa iflas bildirimi yapılmaz [8], [9]-[10]. Doktrinde "sırada sona geçme" olarak adlandırılan bu kurum, borca batık limited şirketin iflasını önleyen, üçüncü kişi lehine sözleşme niteliğinde bir hukuki koruma kalkanıdır [9], [11].
2.4. Limited Şirketlere Özgü İyileştirme Aracı: Ek Ödeme Yükümlülüğü
TTK m. 634 anonim şirket hükümlerine atıf yapsa da, limited şirketlerin kendine has yapısı gereği TTK m. 633'te "Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır" denilerek önemli bir fark yaratılmıştır [1]. TTK m. 603 uyarınca, limited şirket sözleşmesinde öngörülmek şartıyla, şirketin esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması veya şirketin borca batık duruma düşmesi halinde ortaklardan "ek ödeme" (Nachschusspflicht) talep edilebilir [12], [13]. Bu kurum, limited şirketlerin finansal krizi aşması ve iflasın bildirilmesi zorunluluğunun (borca batıklığın) ortadan kaldırılması için anonim şirketlerde bulunmayan son derece işlevsel bir araçtır [14]-[15].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, borca batıklığın bildirilmemesi (İİK m. 345/a) suçunun oluşabilmesi ve müdürlerin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için katı inceleme standartları belirlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Örn: 01.06.2010 T., E. 2010/16-HD-91, K. 2010/127), iflas koşullarının doğup doğmadığının mahkemece tespit edilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme'ye göre, sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının tespiti için öncelikle şirketin aktif ve pasif durumu bilirkişi marifetiyle belirlenmeli, iflasın istenmesi şartlarının objektif olarak var olup olmadığı saptanmalıdır [21]-[22]. Sadece borçların ödenememesi veya likidite sıkıntısı, borca batıklık anlamına gelmez; aktiflerin pasifleri karşılayamayacak derecede olduğunun TTK m. 376/3'teki değerleme esaslarıyla (işletmenin devamlılığı ve muhtemel satış değerleri) net olarak ortaya konması gerekir [5], [22]-[23]. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında, iflası zamanında bildirmeyen müdürlerin şirketin alacaklılarının uğradığı zararlardan (örneğin şirketin malvarlığının bu gecikme döneminde daha da azalmasından) TTK m. 553 uyarınca hukuken sorumlu tutulacakları yerleşik bir ilkedir [19]-[24], [20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: X Limited Şirketi, ekonomik kriz nedeniyle faaliyetlerini durdurma noktasına gelmiştir. Şirket müdürü (A), alacaklıların takiplerine rağmen mahkemeye başvurmamış, şirketin kalan az sayıdaki nakit varlığıyla sadece belirli alacaklılara ödeme yaparak şirketin içinin boşaltılmasına zemin hazırlamıştır. Bir süre sonra alacaklı (B), alacağını tahsil edememiş ve durumu yargıya taşımıştır. Hukuki analiz: Müdür (A), TTK m. 634 delaletiyle TTK m. 376/3'te yer alan borca batıklık halinde ara bilanço çıkarma ve mahkemeye iflas bildiriminde bulunma yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Alacaklı (B)'nin şikayeti üzerine (A) hakkında İİK m. 345/a uyarınca hapis cezası gündeme gelecektir [17]-[18]. Ayrıca, (A)'nın bu ihmali ve kusuru neticesinde şirket malvarlığının erimesi nedeniyle alacaklıların uğradığı zarar, TTK m. 553 uyarınca (A)'dan talep edilebilecektir [20].
Olay 2: Y Limited Şirketi'nin aktiflerinin pasiflerini karşılamadığı, çıkarılan ara bilançodan tespit edilmiştir. Ancak şirketin en büyük alacaklısı konumundaki (Z) A.Ş., şirketin kurtarılabilmesi adına kendi alacağının tahsil sırasını, diğer tüm alacaklıların arkasına bırakmayı yazılı bir sözleşme ile kabul etmiştir. Bu sözleşmenin tutarı, borca batıklığı tamamen ortadan kaldıracak miktardadır. Hukuki analiz: Müdürler, TTK m. 634 ve m. 376/3 uyarınca doğrudan iflas talep etmek yerine, (Z) A.Ş. ile yapılan "sırada sona geçme (sıradan vazgeçme)" sözleşmesini asliye ticaret mahkemesine sunacaktır [25]-[26]. Mahkemece atanacak bilirkişiler bu beyanın yerindeliğini, gerçekliğini ve geçerliliğini denetleyecek; sonucun olumlu olması halinde iflas kararı verilmeyecek ve şirket faaliyetlerine devam edebilecektir [10]-[27], [11]-[28].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler tarafından, sermaye şirketlerinin iflasının önlenmesi ve yeniden yapılandırılması kurumları uzun yıllar boyunca analiz edilmiştir. Kanun koyucunun 7101 sayılı Kanun ile iflasın ertelenmesi kurumunu kaldırarak yerine tümüyle konkordato sistemini getirmesi (TTK m. 377 değişikliği) [6], uygulamada bir dönem suiistimal edilen iflasın ertelenmesi müessesesinden vazgeçilmesi bakımından olumlu bulunmakla birlikte, konkordato prosedürünün teknik ağırlığı ve maliyeti nedeniyle küçük ölçekli limited şirketler (KOBİ'ler) için erişilebilirliğinin sınırlı olduğu eleştirilerine yol açmıştır.
Bunun yanı sıra, TTK m. 634'ün doğrudan anonim şirket hükümlerine (m. 376-377) atıf yapması, limited şirketlerin şahıs şirketi unsurlarını da barındıran melez yapısının göz ardı edildiği yönünde haklı eleştiriler doğurmaktadır. Örneğin, limited şirketlerdeki "ek ödeme" ve "yan edim" yükümlülüklerinin borca batıklığın hesabında ve iflas/konkordato talebinden önce bir öncül kurtarma hamlesi olarak tasfiyede ne şekilde muhasebeleştirileceği [35], [34] konusunda açık bir kanuni entegrasyon yerine m. 633'te "hükümler saklıdır" denilmekle yetinilmiştir [1]. Doktrin (örneğin Hasan Pulaşlı ve Şükrü Yıldız'ın yaklaşımları dikkate alındığında), limited şirketin kendine özgü finansman yöntemlerinin (özellikle ek ödemelerin), borca batıklık bilançosu hazırlanırken mahkeme ve bilirkişiler tarafından aktif değer olarak, muacceliyet anına ve tahsil kabiliyetine göre titizlikle yorumlanması gerektiğini işaret etmektedir [36]-[37].
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]