1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin hükümleri arasında yer alan 627. maddesi, şirketler hukukunun en temel evrensel prensiplerinden biri olan "eşit işlem ilkesini" (Gleichbehandlungsgrundsatz) hüküm altına almaktadır. Madde metni, "Müdürler ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yaparlar" şeklindeki lafzıyla, limited şirket idare organı olan müdürlerin, ortaklara karşı yürütecekleri her türlü iş ve işlemde uymaları gereken emredici sınırı çizmektedir [1].
TTK m. 627 hükmü, anonim şirketlerde pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağını öngören TTK m. 357 hükmünün limited şirketler hukuku sistematiğindeki görünümüdür [2]. Gerek mülga 6762 sayılı Kanun döneminde Yargıtay içtihatları ve doktrin vasıtasıyla Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2'de yer alan dürüstlük kuralı üzerinden temellendirilen, gerekse Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde (örneğin İsviçre Borçlar Kanunu OR Art. 706 ve Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu AktG § 53a) kabul edilen bu evrensel ilke, 6102 sayılı TTK ile her iki sermaye şirketi türü için pozitif bir norm statüsüne kavuşturulmuştur [3, 4]. Kanun koyucu bu düzenleme ile çoğunluk prensibinin geçerli olduğu sermaye şirketlerinde, hakların, denetim gücünün ve diğer unsurların orantısız ve keyfi şekilde dağıtılmasını engellemeyi, azınlık veya münferit ortakların şirket yönetimi karşısında ezilmesinin önüne geçmeyi hedeflemiştir [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Eşit Şartlar Altında Eşit İşlem (Nispi Eşitlik İlkesi)
Madde lafzında yer alan "eşit şartlar altında" ibaresi, hukukumuzda kabul edilen eşitlik ilkesinin "mutlak eşitlik" (mutlak manada herkesin aynı işleme tabi tutulması) değil, "nispi eşitlik" (oransal/göreli eşitlik) olduğunu ortaya koymaktadır [6]. Nispi eşitlik kuralına göre; farklı şartların varlığında farklı işlem yapılması hukuka uygundur, ancak aynı koşulların bulunması halinde eşit işlem yapılması zorunludur [6]. Sermaye şirketlerinde pay sahipliği ve buna bağlı haklar, kural olarak sermayeye katılma oranları üzerinden şekillenir. Dolayısıyla ortakların şirkete getirdikleri sermaye, sahip oldukları pay grubu veya esas sözleşmeyle kendilerine tanınan imtiyazlar (örneğin oyda imtiyaz veya kâr payında imtiyaz) farklılık gösteriyorsa, bu farklılıklara dayanan farklı muameleler eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmez. İlke, yalnızca durumları aynı olan ortaklar arasında objektif bir gerekçe (haklı sebep) olmaksızın farklılık yaratılmasını yasaklar [7].
2.2. Eşit İşlem İlkesinin Koruyucu Hukuki Niteliği
Eşit işlem kuralı, tek başına bağımsız, aktif ve somut bir talep hakkı doğuran bir hak (subjektif hak) olmaktan ziyade, ortaklık haklarının kullanılmasında devreye giren "koruyucu nitelikte bir yetki" (Schutzrecht) vasfındadır [8]. Eşitlik ilkesi, ortakların malvarlıksal (kâr payı, tasfiye payı, rüçhan hakkı vb.) ve yönetsel (bilgi alma, genel kurula katılma vb.) haklarının ihlal edilmesini önleyen bir kalkan işlevi görür [7]. Diğer bir deyişle, ortak; müdürden doğrudan "bana eşit davran" şeklinde bir edim talep edemez; ancak somut bir hakkının (örneğin kâr payı dağıtımının) diğer ortaklara kıyasla haksız yere kısıtlandığı durumlarda, bu ihlalin ortadan kaldırılmasını eşit işlem ilkesine dayanarak talep eder [9].
2.3. Hükmün Muhatabı Olarak "Müdürler"
Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 357 genel bir ifadeyle "Pay sahipleri... eşit işleme tabi tutulur" derken; TTK m. 627, limited şirketlerde bu ilkenin doğrudan muhatabı olarak "Müdürleri" işaret etmiştir [1, 2]. Bu durum, limited şirketi sevk ve idare eden, sermaye artırımı işlemlerini yürüten, kâr payı dağıtımını organize eden organın müdürler olması hasebiyle, eşitlik ilkesinin uygulanmasındaki birincil sorumluluğun yönetim organında olduğunu teyit eder. Ancak bu lafzi tercih, limited şirket genel kurulunun eşit işlem ilkesinden muaf olduğu anlamına gelmez. Nitekim TTK m. 622 yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanı hükümleri limited şirketlere de uygulanacağından, eşitlik ilkesini ihlal eden genel kurul kararları da yaptırıma tabi olacaktır [10, 11].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 357 (Anonim Şirketlerde Eşit İşlem İlkesi): TTK m. 627, anonim şirketler için öngörülen m. 357'nin limited şirketlere izdüşümüdür [2]. Doktrindeki yorum ve Yargıtay içtihatları her iki madde için karşılıklı olarak uygulama alanı bulur.
- TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı): Eşit işlem ilkesi, TMK m. 2'nin ticaret hukukundaki en önemli özel yansımalarından biridir [4]. Kanunda açık bir dayanağın bulunmadığı ihtilaflı durumlarda, eşit işlem ilkesi ihlalleri, hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında çözüme kavuşturulur.
- TTK m. 553 (Yöneticilerin Sorumluluğu): Müdürlerin, TTK m. 627'de emredilen eşit şartlarda eşit işlem yapma yükümlülüğünü kusurlu olarak ihlal etmeleri ve bu nedenle ortakların zarara uğraması, doğrudan TTK m. 553 kapsamında hukuki sorumluluk ve tazminat davasına vücut verir [12].
- TTK m. 585 ve 592 (Sermaye Artırımı ve Azaltımı): Şirket sermayesinin artırılması veya azaltılması süreçlerinde, rüçhan haklarının kullandırılmasında veya payların itfa edilmesinde ortaklar arasında yaratılacak haksız farklılıklar (örneğin sadece belli ortakların paylarının itfa edilmesi), m. 627 çerçevesinde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil eder [2, 13].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında eşit işlem ilkesi; çoğunluk diktatoryasını önleyen, azınlığı ve tekil ortakları koruyan temel bir fren mekanizması olarak nitelendirilmektedir. Yüksek Mahkeme kararlarında, şirket sermaye artırımında dürüstlük ilkesi ve eşit işlem prensibi uyarınca, mevcut ortakların rüçhan haklarından yararlandırılmasında keyfi ayrımlara gidilemeyeceği sıklıkla vurgulanmıştır [2].
Özellikle kâr dağıtımı, yeni pay alma (rüçhan) hakkının sınırlandırılması, şirkete ait tesis veya imkânlardan yararlanılması gibi hallerde Yargıtay; farklı muamelenin ancak "şirketin haklı ve üstün bir menfaatinin (objektif bir nedenin) bulunması" koşuluyla hukuka uygun olabileceğini, aksi takdirde müdürlerin sorumluluğunun ve alınan genel kurul kararlarının iptalinin gündeme geleceğini hüküm altına almaktadır. Örneğin, eşit statüdeki iki ortaktan birine şirket faaliyetleri hakkında detaylı inceleme izni verilirken diğerine verilmemesi veya nakdi sermaye borcunu ödemekte temerrüde düşen ortaklara uygulanacak usullerde (ıskat/faiz vb.) ayrıma gidilmesi, Yargıtay tarafından m. 627 ve m. 357 ekseninde kanuna mutlak aykırılık olarak kabul edilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Sermaye Artırımı ve Rüçhan Hakkının İhlali):
X Limited Şirketi müdürler kurulu, şirketin finansal yapısını güçlendirmek amacıyla sermaye artırımı sürecini yönetmektedir. Ancak müdürler, aralarında husumet bulunan %10 pay sahibi Ortak A'nın sermaye artırımına katılmasına ilişkin rüçhan hakkı bildirimini geciktirerek veya A'nın nakdi ödemesini haksız engellerle zorlaştırarak, yeni çıkarılacak payların diğer çoğunluk ortakları tarafından iktisap edilmesini sağlamışlardır.
Hukuki analiz: Bu senaryoda müdürler, TTK m. 627'de yer alan "eşit şartlar altında eşit işlem" yükümlülüğünü açıkça ihlal etmişlerdir [1, 2]. Ortak A'nın diğer ortaklarla aynı sermaye grubunda bulunmasına ve aynı şartları taşımasına rağmen rüçhan hakkının kullandırılmasında fiili bir eşitsizliğe tabi tutulması, nispi eşitlik kuralına aykırıdır [6]. Ortak A, alınan haksız sermaye artırımı kararının iptalini talep edebileceği gibi, maruz kaldığı zarar nedeniyle TTK m. 553 ve m. 644 atfı uyarınca müdürler aleyhine sorumluluk davası ikame edebilir [12].
Olay 2 (Kâr Payı Dağıtımında Keyfi Farklılık):
Y Limited Şirketi'nde genel kurul kararıyla yılsonu bilançosunda yer alan safi kârın ortaklara dağıtılmasına karar verilmiştir. Müdür Z, şirket kâr paylarını öderken, kendisine yakın gördüğü B ve C ortaklarının kâr paylarını nakden ve derhal ödemiş; ancak eşit paya sahip D ortağının kâr payı ödemesini, şirketin nakit akışı problemleri olduğu gerekçesiyle altı ay ertelemiştir.
Hukuki analiz: Kâr payı ödemelerinde ortaklar arasında geçerli ve objektif (örneğin esas sözleşmeden kaynaklanan bir kâr payı imtiyazı gibi) bir haklı sebep olmaksızın vade veya ödeme şekli açısından farklılık yaratılması, TTK m. 627 hükmünün katı bir ihlalidir. Eşit paya sahip ortakların eşit oranda ve aynı şartlarda kâr payı alması, nispi eşitlik ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Müdür Z, bu eylemi ile sadakat ve özen yükümlülüğünü (TTK m. 626) ve eşit işlem ilkesini ihlal ettiğinden doğacak her türlü zarardan şahsen sorumlu olacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Eşit işlem ilkesine aykırı davranıldığını, yani kendisiyle aynı hukuki statüde (eşit şartlarda) bulunan diğer ortaklardan farklı ve olumsuz bir muameleye maruz kaldığını iddia eden ortak, bu fiili farklılığı ispatla yükümlüdür. Bu eşitsiz durum ispatlandıktan sonra, yapılan farklı muamelenin "haklı bir sebebe" (şirket menfaati, yasal zorunluluk vb.) dayandığını ve objektif olduğunu ispat yükü ise işlemi tesis eden müdürlere veya şirket tüzel kişiliğine geçer.
- Zamanaşımı / Süreler: Eşit işlem ilkesinin ihlali aynı zamanda bir genel kurul kararına (örneğin orantısız kâr dağıtım kararı) dayanıyorsa, bu kararın iptali için toplantı tarihinden (veya ilandan) itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde dava açılmalıdır (TTK m. 622 atfıyla m. 445). İhlal doğrudan müdürün fiiliyle gerçekleşmiş ve bir zarara sebebiyet vermişse (sorumluluk davası), davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır (TTK m. 644/1-a atfıyla m. 560) [14].
- Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın niteliğine göre (genel kurul kararının iptali veya müdürlerin hukuki sorumluluğu davası) kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 561) [15].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla düşülen en büyük hata, "eşit işlem" kavramının "mutlak eşitlik" olarak yorumlanmasıdır. Sermaye payı oranları, ek ödeme yükümlülükleri (TTK m. 603) veya yan edim yükümlülükleri farklı olan ortaklara her durumda aynı finansal ödemenin yapılmasını beklemek veya farklı hak gruplarına sahip kişileri aynı tutmaya çalışmak kanunun amacına aykırıdır [6, 16]. Eşitlik kuralı, sadece statüleri aynı olanlar arasında mutlak bir uygulama alanı bulur.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 627 hükmünün son derece isabetli bir norm olduğu muhakkaktır. Ancak doktrinde, maddenin lafzında eşit işlem yükümlülüğünün salt "Müdürlere" yüklenmiş gibi gösterilmesinin kanun yapma tekniği açısından eksiklik olduğu haklı olarak dile getirilmektedir. Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 357 "Pay sahipleri... eşit işleme tabi tutulur" diyerek faili sınırlamazken, m. 627'nin sadece müdürleri zikretmesi, şekli bir yorumla genel kurulun veya hâkim ortakların eşitlik ilkesine aykırı davranabileceği gibi hukuken kabul edilemez bir sonuca kapı aralama riskini barındırmaktadır.
Her ne kadar TTK m. 622 atfıyla, genel kurul kararlarının iptaline ve butlanına ilişkin hükümler limited şirketlerde de uygulanacağından, genel kurul işlemlerinde de çoğunluğun azınlığa karşı eşit işlem ilkesine uymak zorunda olduğu sonucuna varılmaktaysa da; ilkenin kapsamının tüm şirket organlarını kapsayacak şekilde m. 357 ile paralel, daha geniş bir lafızla ifade edilmesi hukuk güvenliği açısından daha isabetli olurdu. Yine de TTK sistematiği, dürüstlük kuralı ve pay sahiplerinin/ortakların müktesep hakları çerçevesinde değerlendirildiğinde, m. 627 hükmü limited şirket yapısında denge unsurunu sağlayan ve çoğunluğun azınlığı ezmesini engelleyen en kudretli zırhlardan biridir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin hükümleri arasında yer alan 627. maddesi, şirketler hukukunun en temel evrensel prensiplerinden biri olan "eşit işlem ilkesini" (Gleichbehandlungsgrundsatz) hüküm altına almaktadır. Madde metni, "Müdürler ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yaparlar" şeklindeki lafzıyla, limited şirket idare organı olan müdürlerin, ortaklara karşı yürütecekleri her türlü iş ve işlemde uymaları gereken emredici sınırı çizmektedir [1].
TTK m. 627 hükmü, anonim şirketlerde pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağını öngören TTK m. 357 hükmünün limited şirketler hukuku sistematiğindeki görünümüdür [2]. Gerek mülga 6762 sayılı Kanun döneminde Yargıtay içtihatları ve doktrin vasıtasıyla Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2'de yer alan dürüstlük kuralı üzerinden temellendirilen, gerekse Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde (örneğin İsviçre Borçlar Kanunu OR Art. 706 ve Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu AktG § 53a) kabul edilen bu evrensel ilke, 6102 sayılı TTK ile her iki sermaye şirketi türü için pozitif bir norm statüsüne kavuşturulmuştur [3, 4]. Kanun koyucu bu düzenleme ile çoğunluk prensibinin geçerli olduğu sermaye şirketlerinde, hakların, denetim gücünün ve diğer unsurların orantısız ve keyfi şekilde dağıtılmasını engellemeyi, azınlık veya münferit ortakların şirket yönetimi karşısında ezilmesinin önüne geçmeyi hedeflemiştir [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Eşit Şartlar Altında Eşit İşlem (Nispi Eşitlik İlkesi)
Madde lafzında yer alan "eşit şartlar altında" ibaresi, hukukumuzda kabul edilen eşitlik ilkesinin "mutlak eşitlik" (mutlak manada herkesin aynı işleme tabi tutulması) değil, "nispi eşitlik" (oransal/göreli eşitlik) olduğunu ortaya koymaktadır [6]. Nispi eşitlik kuralına göre; farklı şartların varlığında farklı işlem yapılması hukuka uygundur, ancak aynı koşulların bulunması halinde eşit işlem yapılması zorunludur [6]. Sermaye şirketlerinde pay sahipliği ve buna bağlı haklar, kural olarak sermayeye katılma oranları üzerinden şekillenir. Dolayısıyla ortakların şirkete getirdikleri sermaye, sahip oldukları pay grubu veya esas sözleşmeyle kendilerine tanınan imtiyazlar (örneğin oyda imtiyaz veya kâr payında imtiyaz) farklılık gösteriyorsa, bu farklılıklara dayanan farklı muameleler eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmez. İlke, yalnızca durumları aynı olan ortaklar arasında objektif bir gerekçe (haklı sebep) olmaksızın farklılık yaratılmasını yasaklar [7].
2.2. Eşit İşlem İlkesinin Koruyucu Hukuki Niteliği
Eşit işlem kuralı, tek başına bağımsız, aktif ve somut bir talep hakkı doğuran bir hak (subjektif hak) olmaktan ziyade, ortaklık haklarının kullanılmasında devreye giren "koruyucu nitelikte bir yetki" (Schutzrecht) vasfındadır [8]. Eşitlik ilkesi, ortakların malvarlıksal (kâr payı, tasfiye payı, rüçhan hakkı vb.) ve yönetsel (bilgi alma, genel kurula katılma vb.) haklarının ihlal edilmesini önleyen bir kalkan işlevi görür [7]. Diğer bir deyişle, ortak; müdürden doğrudan "bana eşit davran" şeklinde bir edim talep edemez; ancak somut bir hakkının (örneğin kâr payı dağıtımının) diğer ortaklara kıyasla haksız yere kısıtlandığı durumlarda, bu ihlalin ortadan kaldırılmasını eşit işlem ilkesine dayanarak talep eder [9].
2.3. Hükmün Muhatabı Olarak "Müdürler"
Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 357 genel bir ifadeyle "Pay sahipleri... eşit işleme tabi tutulur" derken; TTK m. 627, limited şirketlerde bu ilkenin doğrudan muhatabı olarak "Müdürleri" işaret etmiştir [1, 2]. Bu durum, limited şirketi sevk ve idare eden, sermaye artırımı işlemlerini yürüten, kâr payı dağıtımını organize eden organın müdürler olması hasebiyle, eşitlik ilkesinin uygulanmasındaki birincil sorumluluğun yönetim organında olduğunu teyit eder. Ancak bu lafzi tercih, limited şirket genel kurulunun eşit işlem ilkesinden muaf olduğu anlamına gelmez. Nitekim TTK m. 622 yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanı hükümleri limited şirketlere de uygulanacağından, eşitlik ilkesini ihlal eden genel kurul kararları da yaptırıma tabi olacaktır [10, 11].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında eşit işlem ilkesi; çoğunluk diktatoryasını önleyen, azınlığı ve tekil ortakları koruyan temel bir fren mekanizması olarak nitelendirilmektedir. Yüksek Mahkeme kararlarında, şirket sermaye artırımında dürüstlük ilkesi ve eşit işlem prensibi uyarınca, mevcut ortakların rüçhan haklarından yararlandırılmasında keyfi ayrımlara gidilemeyeceği sıklıkla vurgulanmıştır [2].
Özellikle kâr dağıtımı, yeni pay alma (rüçhan) hakkının sınırlandırılması, şirkete ait tesis veya imkânlardan yararlanılması gibi hallerde Yargıtay; farklı muamelenin ancak "şirketin haklı ve üstün bir menfaatinin (objektif bir nedenin) bulunması" koşuluyla hukuka uygun olabileceğini, aksi takdirde müdürlerin sorumluluğunun ve alınan genel kurul kararlarının iptalinin gündeme geleceğini hüküm altına almaktadır. Örneğin, eşit statüdeki iki ortaktan birine şirket faaliyetleri hakkında detaylı inceleme izni verilirken diğerine verilmemesi veya nakdi sermaye borcunu ödemekte temerrüde düşen ortaklara uygulanacak usullerde (ıskat/faiz vb.) ayrıma gidilmesi, Yargıtay tarafından m. 627 ve m. 357 ekseninde kanuna mutlak aykırılık olarak kabul edilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Sermaye Artırımı ve Rüçhan Hakkının İhlali): X Limited Şirketi müdürler kurulu, şirketin finansal yapısını güçlendirmek amacıyla sermaye artırımı sürecini yönetmektedir. Ancak müdürler, aralarında husumet bulunan %10 pay sahibi Ortak A'nın sermaye artırımına katılmasına ilişkin rüçhan hakkı bildirimini geciktirerek veya A'nın nakdi ödemesini haksız engellerle zorlaştırarak, yeni çıkarılacak payların diğer çoğunluk ortakları tarafından iktisap edilmesini sağlamışlardır. Hukuki analiz: Bu senaryoda müdürler, TTK m. 627'de yer alan "eşit şartlar altında eşit işlem" yükümlülüğünü açıkça ihlal etmişlerdir [1, 2]. Ortak A'nın diğer ortaklarla aynı sermaye grubunda bulunmasına ve aynı şartları taşımasına rağmen rüçhan hakkının kullandırılmasında fiili bir eşitsizliğe tabi tutulması, nispi eşitlik kuralına aykırıdır [6]. Ortak A, alınan haksız sermaye artırımı kararının iptalini talep edebileceği gibi, maruz kaldığı zarar nedeniyle TTK m. 553 ve m. 644 atfı uyarınca müdürler aleyhine sorumluluk davası ikame edebilir [12].
Olay 2 (Kâr Payı Dağıtımında Keyfi Farklılık): Y Limited Şirketi'nde genel kurul kararıyla yılsonu bilançosunda yer alan safi kârın ortaklara dağıtılmasına karar verilmiştir. Müdür Z, şirket kâr paylarını öderken, kendisine yakın gördüğü B ve C ortaklarının kâr paylarını nakden ve derhal ödemiş; ancak eşit paya sahip D ortağının kâr payı ödemesini, şirketin nakit akışı problemleri olduğu gerekçesiyle altı ay ertelemiştir. Hukuki analiz: Kâr payı ödemelerinde ortaklar arasında geçerli ve objektif (örneğin esas sözleşmeden kaynaklanan bir kâr payı imtiyazı gibi) bir haklı sebep olmaksızın vade veya ödeme şekli açısından farklılık yaratılması, TTK m. 627 hükmünün katı bir ihlalidir. Eşit paya sahip ortakların eşit oranda ve aynı şartlarda kâr payı alması, nispi eşitlik ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Müdür Z, bu eylemi ile sadakat ve özen yükümlülüğünü (TTK m. 626) ve eşit işlem ilkesini ihlal ettiğinden doğacak her türlü zarardan şahsen sorumlu olacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 627 hükmünün son derece isabetli bir norm olduğu muhakkaktır. Ancak doktrinde, maddenin lafzında eşit işlem yükümlülüğünün salt "Müdürlere" yüklenmiş gibi gösterilmesinin kanun yapma tekniği açısından eksiklik olduğu haklı olarak dile getirilmektedir. Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 357 "Pay sahipleri... eşit işleme tabi tutulur" diyerek faili sınırlamazken, m. 627'nin sadece müdürleri zikretmesi, şekli bir yorumla genel kurulun veya hâkim ortakların eşitlik ilkesine aykırı davranabileceği gibi hukuken kabul edilemez bir sonuca kapı aralama riskini barındırmaktadır.
Her ne kadar TTK m. 622 atfıyla, genel kurul kararlarının iptaline ve butlanına ilişkin hükümler limited şirketlerde de uygulanacağından, genel kurul işlemlerinde de çoğunluğun azınlığa karşı eşit işlem ilkesine uymak zorunda olduğu sonucuna varılmaktaysa da; ilkenin kapsamının tüm şirket organlarını kapsayacak şekilde m. 357 ile paralel, daha geniş bir lafızla ifade edilmesi hukuk güvenliği açısından daha isabetli olurdu. Yine de TTK sistematiği, dürüstlük kuralı ve pay sahiplerinin/ortakların müktesep hakları çerçevesinde değerlendirildiğinde, m. 627 hükmü limited şirket yapısında denge unsurunu sağlayan ve çoğunluğun azınlığı ezmesini engelleyen en kudretli zırhlardan biridir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.