1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ("TTK") 623. maddesi, limited şirketlerde yönetim ve temsil organı olan müdürlerin hukuki statüsünü, atanma usullerini ve organın genel yetki çerçevesini düzenleyen temel (lex generalis niteliğinde) bir normdur [1]. Kanun koyucu, mülga 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu ("eTTK") döneminde limited şirketlere hâkim olan ve şahıs şirketlerinden miras alınan "özden organ ilkesi"ni (kendiliğinden organ sıfatı) bu maddeyle kural olarak terk etmiş, yönetimin profesyonelleşmesi ve kurumsallaşması yönünde adım atmıştır [2].
eTTK sistematiğinde şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe tüm ortaklar şirketi temsile ve yönetime kanunen mezun ve mecbur iken, TTK m. 623/1 hükmü, şirketin yönetim ve temsilinin şirket sözleşmesiyle belirleneceğini amir kılarak sözleşme serbestisine işaret etmiştir [2, 3]. Bununla birlikte, kanun koyucu şahıs şirketi unsurlarını tamamen silmemiş, fıkranın son cümlesinde "en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması" şartını getirerek karma bir yapı inşa etmiştir [4, 5]. Madde ayrıca tüzel kişilerin müdür olabilmesinin önünü açarak (m. 623/2) modern ticaret hayatının holding ve şirketler topluluğu gibi kompleks yapılarına cevap vermiş [6], üçüncü fıkrasında ise yönetim organının genel kurulun inhisari yetkisine girmeyen tüm konularda karar alma ve icra makamı olduğunu (kalıntı yetki ilkesi) vurgulamıştır [7, 8].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yönetim ve Temsilin Şirket Sözleşmesi ile Düzenlenmesi
TTK m. 623/1 uyarınca, limited şirketlerde yönetim ve temsil gücü şirket sözleşmesi (esas sözleşme) ile şekillenir [1]. Bu husus, ortaklığın iç ve dış işleyişinin anayasası konumundaki şirket sözleşmesine kurucu bir işlev yüklemektedir [9]. Yönetim ve temsil görevi; tek bir ortağa, birden fazla ortağa, tüm ortaklara yahut ortak sıfatı taşımayan tamamen üçüncü kişilere bırakılabilir [3, 4, 10]. Bu düzenleme, limited şirketlerde de anonim şirketlerde olduğu gibi profesyonel yöneticilerin ("seçilmiş yönetim organı" modeli) görev alabilmesine yasal bir zemin hazırlamıştır [2].
2.2. En Az Bir Ortağın Müdür Olma Zorunluluğu
Maddenin birinci fıkrasının en kritik sınırlaması, "en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması" gerekliliğidir [1, 11]. Şirketin yönetimi tamamen üçüncü kişilere devredilemez [3]. Kurulacak müdürler kurulunda, dışarıdan atanan profesyonel yöneticilerin yanı sıra, muhakkak şirket pay sahiplerinden birinin müdür sıfatıyla ve temsil yetkisiyle donatılmış olması kanuni bir zorunluluktur [5]. Bu kural, mülga eTTK'dan kalan özden organ ilkesinin daraltılmış bir bakiyesidir ve limited şirketin şahıs şirketine çalan kapalı tip (closely held) karakterinin korunması amacıyla ihdas edilmiştir [2].
2.3. Tüzel Kişi Müdürler ve Gerçek Kişi Temsilcisi
TTK m. 623/2, anonim şirketlere (m. 359/2) paralel olarak, tüzel kişilerin de limited şirket müdürü olarak seçilebilmesine açıkça imkân tanımıştır [6, 11]. Ancak tüzel kişi müdür, tabiatı gereği fiziki işlemleri doğrudan yerine getiremeyeceğinden, bu görevi kendi adına ifa edecek bir "gerçek kişiyi" bizzat belirlemek ve tescil ettirmek zorundadır [4, 6]. Atanan gerçek kişi, tüzel kişinin bir nevi organik temsilcisi konumundadır ve tüzel kişinin yöneticisi sıfatıyla hareket eder. Bu kural, uygulamada görünüşteki tüzel kişi perdesinin ardına saklanılarak sorumluluktan kaçılmasını engellemeyi ve muhatap üçüncü kişiler nezdinde hukuki güvenliği sağlamayı amaçlar [6].
2.4. Müdürlerin Kalıntı (Genel) Yetkisi
TTK m. 623/3, müdürlerin karar alma ve yürütme yetkisini tanımlamıştır: "Kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler." [7, 8]. Bu hüküm, limited şirket genel kurulunu "seçilmiş / istisnai yetkili", müdürleri ise "asıl / kalıntı yetkili" organ olarak konumlandırmaktadır. Bu kapsamda, TTK m. 616 ile genel kurula bırakılan devredilemez yetkiler (örneğin esas sözleşme değişikliği, müdürlerin seçimi/azli) haricindeki günlük sevk ve idare (day-to-day management), ticari işletmenin işletilmesi için gereken her türlü tasarruf müdürlerin uhdesindedir [7, 12].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 624 (Müdürlerin Birden Fazla Olmaları): Eğer TTK m. 623 uyarınca birden fazla müdür atanmışsa, bu heyet "müdürler kurulu" olarak adlandırılır ve TTK m. 624 devreye girer. Bu durumda, müdürlerin şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, birisinin genel kurul tarafından "müdürler kurulu başkanı" olarak atanması mecburidir [8].
- TTK m. 625 (Devredilemez Görevler): TTK m. 623/3 ile müdürlere bırakılan geniş karar alma yetkisinin en önemli sınırlarını TTK m. 625 çizer. Şirketin üst düzeyde yönetilmesi, yönetim teşkilatının belirlenmesi ve borca batıklık bildirimi gibi hususlar müdürlerin devredilemez yetkileridir [13-15].
- TTK m. 629 ve m. 371 (Temsil Yetkisinin Kapsamı ve Sınırlandırılması): TTK m. 623 uyarınca atanan müdürlerin üçüncü kişilerle yapacağı işlemlerin sınırları, anonim şirketlere yapılan atıf (TTK m. 629) üzerinden TTK m. 371 uyarınca belirlenir [16, 17]. Ultra vires ilkesi kalktığından, işletme konusu dışındaki işlemler de kural olarak şirketi bağlar [18].
- 6183 sayılı AATUHK m. 35 ve Mükerrer m. 35 (Amme Alacakları): TTK m. 623 kapsamında müdür olarak tayin edilen ortakların vergi ve SGK borçlarından doğan sorumlulukları, limited şirket ortaklarının salt sermaye payları oranındaki sorumluluklarından (m. 35) ayrılarak, kanuni temsilci sıfatıyla müteselsil sorumluluk (mükerrer m. 35) rejimine tabi tutulmalarına sebep olur [10, 19].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), limited şirketlerde temsil yetkisine dair doğan ihtilaflarda TTK m. 623 hükmünü katı bir şekilcilikle uygulamaktadır. Yargıtay içtihatlarında istikrar kazanan ilkelere göre;
Birinci olarak, dışarıdan (ortak olmayan) müdür atanan şirketlerde, ortaklardan en az birisine temsil ve yönetim yetkisi verilmediği durumlarda, ticaret sicil memurluğunca tescil talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmaktadır.
İkinci olarak, tüzel kişi müdürün bizzat kendi adına karar alamayacağı, atanan gerçek kişinin (TTK m. 623/2) işlemleri tesis etmesinin elzem olduğu, bu gerçek kişi atanmadan tüzel kişi temsilcisi sıfatıyla atılan imzaların yetkisiz temsil (falsus procurator) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği benimsenmiştir.
Ayrıca, limited şirketin amme borçları nedeniyle kanuni temsilcilere gidilecek takiplerde Danıştay ile paralel olarak, TTK m. 623 kapsamında açıkça şirketi yönetmeye yetkili müdür sıfatı taşıyan kişi kimse, kamu borçlarından şahsi malvarlığıyla sorumlu olacak kişinin de (ilgili dönem itibarıyla) o kişi olduğu içtihat edilmiştir [10, 19].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
(X) Limited Şirketi, sermayesinin tamamı (A) ve (B) isimli iki gerçek kişi ortağa ait olan bir şirkettir. Ortaklar, şirketin yönetimi konusunda anlaşmazlık yaşamamak adına, alanında son derece tecrübeli olan, ancak şirkette hiçbir payı bulunmayan profesyonel yönetici (C)'yi, yapılacak olağanüstü genel kurul ile tek başına, 10 yıl süreyle tam yetkili müdür olarak atamaya karar vermişler ve bu yönde karar alarak tescil için Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne başvurmuşlardır.
Hukuki analiz: Ticaret Sicili Müdürü'nün TTK m. 32 uyarınca tescil şartlarını inceleme yükümlülüğü çerçevesinde bu kararı tescil etmekten imtina etmesi gerekir [20]. Zira, TTK m. 623/1 hükmünün amir cümlesi uyarınca, yönetimin üçüncü bir kişiye bırakılabilmesi için "en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir" [1, 5]. Somut olayda (C)'nin yetkilendirilmesi kendi başına hukuka aykırı olmamakla birlikte, ne (A)'nın ne de (B)'nin müdür sıfatıyla temsil yetkisi donatılmamış olması kanunun emredici lafzına aykırılık teşkil etmektedir. Geçerli bir karar için (C) ile birlikte örneğin ortak (A)'nın da temsil yetkisine sahip müdür olarak atanması şarttır.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Tek ortaklı olarak kurulan (Y) Limited Şirketinin yegâne pay sahibi (Z) Anonim Şirketidir. Şirket kuruluş sözleşmesinde (Y) Limited Şirketinin müdürü olarak tek ortak olan tüzel kişi (Z) Anonim Şirketi atanmıştır. (Z) Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı olan gerçek kişi (K), tüzel kişinin iç organı olmasından aldığı güçle, (Y) Limited Şirketi adına (Ü) Bankası ile doğrudan bir ticari kredi sözleşmesi imzalamıştır. Ancak (Z) A.Ş., TTK m. 623/2 kapsamında kendisi adına hareket edecek bir gerçek kişiyi ticaret siciline ayrıca tescil ettirmemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 623/2 hükmü emredicidir ve tüzel kişi müdürün bu görevi tüzel kişi adına ifa edecek bir "gerçek kişiyi" ayrıca belirlemesini ve tescilini şart koşar [6, 11]. Somut olayda (K)'nın (Z) A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olması, doğrudan yavru şirket olan (Y) Limited Şirketini TTK m. 623 bağlamında temsile yetkili olduğu anlamına gelmez. Tüzel kişinin (Z A.Ş.) aldığı bir kararla (K)'yı TTK m. 623/2 kapsamında (Y) Limited Şirketindeki temsilcisi olarak ataması ve tescil/ilan ettirmesi gereklidir [6]. Aksi takdirde, (K) yetkisiz temsilci konumuna düşecek, yapılan kredi işlemi kural olarak (Y) Limited Şirketini bağlamayacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 623 uyarınca atanan müdürlerin kimlikleri ve temsil şekillerinin geçerliliği ticaret sicili kayıtlarıyla ispat olunur. Temsil yetkisi ticaret siciline tescil ve ilan edildikten sonra (TTK m. 373 atfıyla), bu atamadaki usuli sakatlıklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (tescilin müspet etkisi) [21-23].
- Zamanaşımı / Süreler: Müdürlerin TTK m. 623'ten kaynaklanan hukuki sorumluluklarına ilişkin tazminat davaları, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TTK m. 560) [24].
- Görevli/yetkili mahkeme: Müdürlerin görev ve yetkilerini aşmalarından yahut özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davranmalarından doğan sorumluluk davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise kural olarak şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [25].
- Yaygın uygulama hataları:
- Ortaklardan hiçbirine müdürlük sıfatı verilmeden salt üçüncü kişilerin müdür olarak atanıp sicile tescil edilmeye çalışılması.
- Tek pay sahipli limited şirketlerde, tek ortağın aynı zamanda şirketin yegâne yöneticisi ve temsilcisi olmak zorunda olduğu kuralının (TTK m. 623/1 bağlamında) göz ardı edilerek şirkete tamamen yabancı bir şahsın tek müdür atanması [6, 26].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 623 hükmü, bilhassa "en az bir ortağın müdür olması zorunluluğu" bağlamında ciddi eleştirilere tabi tutulmuştur. Türk şirketler hukuku öğretisinin duayen isimlerinden Ünal Tekinalp ve Oruç Hami Şener gibi hukukçular arasındaki tartışmalara da yansıdığı üzere, kanun koyucunun limited şirketi şahıs şirketi statüsünden uzaklaştırıp tam teşekküllü bir sermaye şirketi yapısına büründürme hedefi (küçük anonim şirket ideali), m. 623/1'de korunan bu "özden organ" bakiyesi ile sekteye uğramıştır [2, 26].
Özellikle tek ortaklı limited şirketlerde bu hükmün uygulanması doktrinde ihtilaflıdır. Şener, "en az bir ortak müdür olmalıdır" kuralı gereğince, tek ortaklı şirkette yegâne pay sahibinin zorunlu olarak müdür sıfatını da taşıması gerektiğini savunurken; Tekinalp, "müdürlerin ortak olması şart değildir, tek ortaklı limited şirkette ortağın bizzat müdür veya müdürlerden biri olması zorunluluğu yoktur" diyerek fıkranın lafzından ziyade modern şirketler hukukunun ihtiyaçlarına yönelik amaca uygun (teleolojik) bir yorum benimsemektedir [6, 26]. Kanaatimizce de, kurumsal yönetişim (corporate governance) ilkelerinin limited şirketlere de nüfuz etmesi isteniyorsa, pay sahibi ile profesyonel yönetim erkinin kesin çizgilerle ayrılabilmesine olanak tanınmalı ve m. 623/1'in son cümlesi yapılacak bir yasa değişikliği ile ilga edilmelidir. Nitekim holding yapılarında veya yabancı sermayeli yatırımlarda, yatırımcıların (ortakların) günlük ticari işleyişe doğrudan hukuki sorumluluk alarak müdahil olmak istememeleri ticaretin doğal akışına daha uygundur.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ("TTK") 623. maddesi, limited şirketlerde yönetim ve temsil organı olan müdürlerin hukuki statüsünü, atanma usullerini ve organın genel yetki çerçevesini düzenleyen temel (lex generalis niteliğinde) bir normdur [1]. Kanun koyucu, mülga 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu ("eTTK") döneminde limited şirketlere hâkim olan ve şahıs şirketlerinden miras alınan "özden organ ilkesi"ni (kendiliğinden organ sıfatı) bu maddeyle kural olarak terk etmiş, yönetimin profesyonelleşmesi ve kurumsallaşması yönünde adım atmıştır [2].
eTTK sistematiğinde şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe tüm ortaklar şirketi temsile ve yönetime kanunen mezun ve mecbur iken, TTK m. 623/1 hükmü, şirketin yönetim ve temsilinin şirket sözleşmesiyle belirleneceğini amir kılarak sözleşme serbestisine işaret etmiştir [2, 3]. Bununla birlikte, kanun koyucu şahıs şirketi unsurlarını tamamen silmemiş, fıkranın son cümlesinde "en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması" şartını getirerek karma bir yapı inşa etmiştir [4, 5]. Madde ayrıca tüzel kişilerin müdür olabilmesinin önünü açarak (m. 623/2) modern ticaret hayatının holding ve şirketler topluluğu gibi kompleks yapılarına cevap vermiş [6], üçüncü fıkrasında ise yönetim organının genel kurulun inhisari yetkisine girmeyen tüm konularda karar alma ve icra makamı olduğunu (kalıntı yetki ilkesi) vurgulamıştır [7, 8].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yönetim ve Temsilin Şirket Sözleşmesi ile Düzenlenmesi
TTK m. 623/1 uyarınca, limited şirketlerde yönetim ve temsil gücü şirket sözleşmesi (esas sözleşme) ile şekillenir [1]. Bu husus, ortaklığın iç ve dış işleyişinin anayasası konumundaki şirket sözleşmesine kurucu bir işlev yüklemektedir [9]. Yönetim ve temsil görevi; tek bir ortağa, birden fazla ortağa, tüm ortaklara yahut ortak sıfatı taşımayan tamamen üçüncü kişilere bırakılabilir [3, 4, 10]. Bu düzenleme, limited şirketlerde de anonim şirketlerde olduğu gibi profesyonel yöneticilerin ("seçilmiş yönetim organı" modeli) görev alabilmesine yasal bir zemin hazırlamıştır [2].
2.2. En Az Bir Ortağın Müdür Olma Zorunluluğu
Maddenin birinci fıkrasının en kritik sınırlaması, "en azından bir ortağın şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması" gerekliliğidir [1, 11]. Şirketin yönetimi tamamen üçüncü kişilere devredilemez [3]. Kurulacak müdürler kurulunda, dışarıdan atanan profesyonel yöneticilerin yanı sıra, muhakkak şirket pay sahiplerinden birinin müdür sıfatıyla ve temsil yetkisiyle donatılmış olması kanuni bir zorunluluktur [5]. Bu kural, mülga eTTK'dan kalan özden organ ilkesinin daraltılmış bir bakiyesidir ve limited şirketin şahıs şirketine çalan kapalı tip (closely held) karakterinin korunması amacıyla ihdas edilmiştir [2].
2.3. Tüzel Kişi Müdürler ve Gerçek Kişi Temsilcisi
TTK m. 623/2, anonim şirketlere (m. 359/2) paralel olarak, tüzel kişilerin de limited şirket müdürü olarak seçilebilmesine açıkça imkân tanımıştır [6, 11]. Ancak tüzel kişi müdür, tabiatı gereği fiziki işlemleri doğrudan yerine getiremeyeceğinden, bu görevi kendi adına ifa edecek bir "gerçek kişiyi" bizzat belirlemek ve tescil ettirmek zorundadır [4, 6]. Atanan gerçek kişi, tüzel kişinin bir nevi organik temsilcisi konumundadır ve tüzel kişinin yöneticisi sıfatıyla hareket eder. Bu kural, uygulamada görünüşteki tüzel kişi perdesinin ardına saklanılarak sorumluluktan kaçılmasını engellemeyi ve muhatap üçüncü kişiler nezdinde hukuki güvenliği sağlamayı amaçlar [6].
2.4. Müdürlerin Kalıntı (Genel) Yetkisi
TTK m. 623/3, müdürlerin karar alma ve yürütme yetkisini tanımlamıştır: "Kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler." [7, 8]. Bu hüküm, limited şirket genel kurulunu "seçilmiş / istisnai yetkili", müdürleri ise "asıl / kalıntı yetkili" organ olarak konumlandırmaktadır. Bu kapsamda, TTK m. 616 ile genel kurula bırakılan devredilemez yetkiler (örneğin esas sözleşme değişikliği, müdürlerin seçimi/azli) haricindeki günlük sevk ve idare (day-to-day management), ticari işletmenin işletilmesi için gereken her türlü tasarruf müdürlerin uhdesindedir [7, 12].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), limited şirketlerde temsil yetkisine dair doğan ihtilaflarda TTK m. 623 hükmünü katı bir şekilcilikle uygulamaktadır. Yargıtay içtihatlarında istikrar kazanan ilkelere göre; Birinci olarak, dışarıdan (ortak olmayan) müdür atanan şirketlerde, ortaklardan en az birisine temsil ve yönetim yetkisi verilmediği durumlarda, ticaret sicil memurluğunca tescil talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmaktadır. İkinci olarak, tüzel kişi müdürün bizzat kendi adına karar alamayacağı, atanan gerçek kişinin (TTK m. 623/2) işlemleri tesis etmesinin elzem olduğu, bu gerçek kişi atanmadan tüzel kişi temsilcisi sıfatıyla atılan imzaların yetkisiz temsil (falsus procurator) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği benimsenmiştir. Ayrıca, limited şirketin amme borçları nedeniyle kanuni temsilcilere gidilecek takiplerde Danıştay ile paralel olarak, TTK m. 623 kapsamında açıkça şirketi yönetmeye yetkili müdür sıfatı taşıyan kişi kimse, kamu borçlarından şahsi malvarlığıyla sorumlu olacak kişinin de (ilgili dönem itibarıyla) o kişi olduğu içtihat edilmiştir [10, 19].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): (X) Limited Şirketi, sermayesinin tamamı (A) ve (B) isimli iki gerçek kişi ortağa ait olan bir şirkettir. Ortaklar, şirketin yönetimi konusunda anlaşmazlık yaşamamak adına, alanında son derece tecrübeli olan, ancak şirkette hiçbir payı bulunmayan profesyonel yönetici (C)'yi, yapılacak olağanüstü genel kurul ile tek başına, 10 yıl süreyle tam yetkili müdür olarak atamaya karar vermişler ve bu yönde karar alarak tescil için Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne başvurmuşlardır. Hukuki analiz: Ticaret Sicili Müdürü'nün TTK m. 32 uyarınca tescil şartlarını inceleme yükümlülüğü çerçevesinde bu kararı tescil etmekten imtina etmesi gerekir [20]. Zira, TTK m. 623/1 hükmünün amir cümlesi uyarınca, yönetimin üçüncü bir kişiye bırakılabilmesi için "en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir" [1, 5]. Somut olayda (C)'nin yetkilendirilmesi kendi başına hukuka aykırı olmamakla birlikte, ne (A)'nın ne de (B)'nin müdür sıfatıyla temsil yetkisi donatılmamış olması kanunun emredici lafzına aykırılık teşkil etmektedir. Geçerli bir karar için (C) ile birlikte örneğin ortak (A)'nın da temsil yetkisine sahip müdür olarak atanması şarttır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Tek ortaklı olarak kurulan (Y) Limited Şirketinin yegâne pay sahibi (Z) Anonim Şirketidir. Şirket kuruluş sözleşmesinde (Y) Limited Şirketinin müdürü olarak tek ortak olan tüzel kişi (Z) Anonim Şirketi atanmıştır. (Z) Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı olan gerçek kişi (K), tüzel kişinin iç organı olmasından aldığı güçle, (Y) Limited Şirketi adına (Ü) Bankası ile doğrudan bir ticari kredi sözleşmesi imzalamıştır. Ancak (Z) A.Ş., TTK m. 623/2 kapsamında kendisi adına hareket edecek bir gerçek kişiyi ticaret siciline ayrıca tescil ettirmemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 623/2 hükmü emredicidir ve tüzel kişi müdürün bu görevi tüzel kişi adına ifa edecek bir "gerçek kişiyi" ayrıca belirlemesini ve tescilini şart koşar [6, 11]. Somut olayda (K)'nın (Z) A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olması, doğrudan yavru şirket olan (Y) Limited Şirketini TTK m. 623 bağlamında temsile yetkili olduğu anlamına gelmez. Tüzel kişinin (Z A.Ş.) aldığı bir kararla (K)'yı TTK m. 623/2 kapsamında (Y) Limited Şirketindeki temsilcisi olarak ataması ve tescil/ilan ettirmesi gereklidir [6]. Aksi takdirde, (K) yetkisiz temsilci konumuna düşecek, yapılan kredi işlemi kural olarak (Y) Limited Şirketini bağlamayacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 623 hükmü, bilhassa "en az bir ortağın müdür olması zorunluluğu" bağlamında ciddi eleştirilere tabi tutulmuştur. Türk şirketler hukuku öğretisinin duayen isimlerinden Ünal Tekinalp ve Oruç Hami Şener gibi hukukçular arasındaki tartışmalara da yansıdığı üzere, kanun koyucunun limited şirketi şahıs şirketi statüsünden uzaklaştırıp tam teşekküllü bir sermaye şirketi yapısına büründürme hedefi (küçük anonim şirket ideali), m. 623/1'de korunan bu "özden organ" bakiyesi ile sekteye uğramıştır [2, 26].
Özellikle tek ortaklı limited şirketlerde bu hükmün uygulanması doktrinde ihtilaflıdır. Şener, "en az bir ortak müdür olmalıdır" kuralı gereğince, tek ortaklı şirkette yegâne pay sahibinin zorunlu olarak müdür sıfatını da taşıması gerektiğini savunurken; Tekinalp, "müdürlerin ortak olması şart değildir, tek ortaklı limited şirkette ortağın bizzat müdür veya müdürlerden biri olması zorunluluğu yoktur" diyerek fıkranın lafzından ziyade modern şirketler hukukunun ihtiyaçlarına yönelik amaca uygun (teleolojik) bir yorum benimsemektedir [6, 26]. Kanaatimizce de, kurumsal yönetişim (corporate governance) ilkelerinin limited şirketlere de nüfuz etmesi isteniyorsa, pay sahibi ile profesyonel yönetim erkinin kesin çizgilerle ayrılabilmesine olanak tanınmalı ve m. 623/1'in son cümlesi yapılacak bir yasa değişikliği ile ilga edilmelidir. Nitekim holding yapılarında veya yabancı sermayeli yatırımlarda, yatırımcıların (ortakların) günlük ticari işleyişe doğrudan hukuki sorumluluk alarak müdahil olmak istememeleri ticaretin doğal akışına daha uygundur.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]