1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Genel kurul kararlarının butlanı ve iptali" başlığını taşıyan 622. maddesi, limited şirketlerde genel kurul kararlarının hukuki sakatlık rejimini düzenleyen temel bir atıf (yollama) normudur [1], [2]. Hüküm, limited şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerine ilişkin bağımsız ve kazuistik bir düzenleme ihdas etmek yerine, kanun koyucunun sistematik tasarrufu gereği, anonim şirketlere ilişkin TTK m. 445 vd. hükümlerinin "kıyas yoluyla" (per analogiam) uygulanmasını amirdir [1], [2].
Bu atıf normunun ratio legis'i (konuluş amacı), sermaye şirketleri olan anonim ve limited şirketler arasındaki yapısal akrabalıktır. Mülga 6762 sayılı eTTK döneminde limited şirket genel kurul kararlarının iptali hususunda açık bir yasal dayanağın bulunmaması ve bu durumun içtihatlarla çözülmeye çalışılması doktrinde ciddi eleştirilere neden olmaktaydı. Yeni TTK, anonim şirketlere ilişkin modern, Avrupa Birliği normları ve İsviçre Borçlar Kanunu (İsvBK) ile uyumlu iptal ve butlan rejimini (TTK m. 445-451), limited şirketlerin doğasına uygun düştüğü ölçüde bu şirket türüne de entegre etmiştir [3], [4], [5]. Ancak maddedeki "kıyas yoluyla" ibaresi son derece kritiktir; zira limited şirketler, şahıs şirketi unsurları da barındıran melez (karma) bir yapıya sahip olduğundan, anonim şirket kurallarının doğrudan, mekanik bir biçimde (mutatis mutandis) uygulanması mümkün değildir. Mahkemelerin ve doktrinin, her somut olayda ilgili sakatlık halini limited şirket yapısının (örneğin ek ödeme yükümlülükleri, bağlılık yükümü, çıkma-çıkarılma müesseseleri) süzgecinden geçirmesi zorunludur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde 622, bünyesinde açıkça "butlan" ve "iptal" kavramlarını barındırmakla birlikte, şirketler hukuku doktrininde genel kabul gören "yokluk" yaptırımını da zımnen sistematiğine dâhil etmektedir.
2.1. İptal Edilebilirlik (İptal Davası - TTK m. 445 Atfı)
İptal edilebilirlik, kural olarak kurucu unsurları tam olan, ancak geçerlilik şartlarında (kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık) sakatlık bulunan genel kurul kararları için öngörülmüş bir hükümsüzlük türüdür [6], [3]. TTK m. 622 atfı uyarınca limited şirketlerde de TTK m. 445 hükmü uygulama alanı bulacaktır. Limited şirket ortakları, müdürler veya karar kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa müdürlerden her biri, kanuna, şirket sözleşmesine ve özellikle dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olan kararlara karşı üç aylık hak düşürücü süre içinde iptal davası açabilir [7], [3], [4].
İptal davalarında, özellikle "dürüstlük kuralına aykırılık", çoğunluğun azınlık üzerindeki tahakkümünü engellemek için vazgeçilmez bir denetim mekanizmasıdır [8]. Limited şirketlerde ortakların birbirlerine karşı sadakat ve bağlılık yükümlülüğü daha yoğun olduğundan, dürüstlük kuralına aykırılığın tespiti, anonim şirketlere nazaran daha sık ve geniş bir biçimde uygulama alanı bulacaktır.
2.2. Butlan (Kesin Hükümsüzlük - TTK m. 447 Atfı)
Butlan, genel kurul kararının içerik itibarıyla emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine veya ortaklığın temel yapısına aykırı olması halidir [9], [10], [11]. TTK m. 622 yollamasıyla limited şirketlere uygulanan TTK m. 447 uyarınca; ortağın genel kurula katılma, asgari oy, dava açma gibi vazgeçilmez haklarını sınırlandıran; bilgi alma ve inceleme haklarını kanunun izin verdiği ölçü dışında daraltan; yahut şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları batıldır [12], [13], [5].
Butlan yaptırımının en önemli özelliği, kararın baştan (ex tunc) itibaren ölü doğmuş olması ve hiçbir hukuki sonuç doğurmamasıdır [14], [11]. İşlem güvenliği (hukuki güvenlik) ilkesi ile pay sahiplerinin haklarının korunması ilkesi arasındaki denge açısından, butlan sebeplerinin dar yorumlanması ("butlanın ikincilliği ilkesi") gerektiği doktrinde ağırlıklı olarak savunulmaktadır [15], [16], [17].
2.3. Yokluk (Non-Existence)
Her ne kadar TTK m. 622 lafzında "yokluk" zikredilmemiş olsa da, medeni hukukun genel ilkeleri gereği bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksiklik "yokluk" yaptırımını doğurur [18], [19], [20]. Limited şirket genel kurulunda iki temel kurucu unsur vardır: Bizzat bir genel kurul toplantısının varlığı ve bu toplantıda alınmış bir kararın mevcudiyeti [19], [20]. Örneğin, müdürler kurulu tarafından kanuni usule uyulmadan tamamen fiili bir birleşmeyle kâğıt üzerinde üretilen kararlar, yahut çağrısız genel kurul (TTK m. 416) yapılabilmesi için tüm ortakların katılımı şart iken bir ortağın dahi yokluğunda alınan kararlar yok hükmündedir [21], [22], [23]. Yokluk her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir [24].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin, hukuk sistemimizdeki diğer temel normlarla derinlemesine dikey ve yatay bağlantıları mevcuttur:
- TTK m. 616 ve m. 620-621 ile İlişkisi (Genel Kurulun Yetkileri ve Nisaplar): Limited şirketlerde alınacak "olağan" (TTK m. 620) ve "önemli" (TTK m. 621) kararlar için öngörülen nisaplara uyulmaması halinin yaptırımı doktrinde tartışmalıdır. Kanunda veya şirket sözleşmesinde öngörülen asgari toplantı veya karar yetersayılarına uyulmadan alınan kararların iptal edilebilir mi yoksa yokluk/butlan ile mi sakat olduğu hususunda Yargıtay genellikle yokluk veya butlan yaklaşımını sergilese de, doktrindeki (örn. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Hasan Pulaşlı) hakim görüşlere göre, asgari kurucu nisapların yokluğu kararı "yok" kılarken, nisapların şeklen sağlanıp sonradan geçersiz oyların tespiti iptal edilebilirlik sonucunu doğurabilmektedir [25], [26], [24], [27].
- TBK m. 27 ile İlişkisi (Kesin Hükümsüzlük): TTK m. 447'deki butlan halleri "özellikle" sayılarak örnekleyici (tahdidi olmayan) bir nitelik taşıdığından [12], [15], Türk Borçlar Kanunu m. 27'deki genel butlan halleri (imkânsızlık, ahlaka, kamu düzenine ve emredici kurallara aykırılık) limited şirket genel kurul kararları için de uygulama alanı bulur [9], [28], [29].
- TMK m. 2 ile İlişkisi (Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı): İptal davalarının temel dayanağı dürüstlük kuralına aykırılıktır (TTK m. 445) [8]. Öte yandan, butlan veya yokluk davası açma hakkının dahi, uzun yıllar suskun kalındıktan sonra sırf şirketi zarara uğratmak için kullanılması durumunda TMK m. 2 gereği hakkın kötüye kullanılması yasağına çarpabileceği Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir [30], [31].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairesi (11. Hukuk Dairesi), limited şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanı konusunda zaman içinde yerleşik ve tutarlı ilkeler geliştirmiştir.
Özellikle toplantı ve karar yetersayılarına aykırılık hususunda Yargıtay 11. HD, nisabın kurucu bir unsur olduğu yaklaşımından hareketle, asgari nisapların sağlanmadığı toplantılarda alınan kararların "yok hükmünde" veya "butlanla malul" olduğuna sıklıkla hükmetmektedir [32], [21], [33], [34], [35], [36]. Örneğin, çağrısız genel kurul (TTK m. 416, eTK m. 370 kıyası) düzenlemeleri kapsamında, tüm ortaklar hazır bulunmaksızın veya itirazsızlık şartı sağlanmaksızın toplanan limited şirket genel kurulunda alınan kararlar için Yargıtay, "kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplandığından, ortaklar kurulu kararı yok hükmündedir" şeklinde hüküm tesis etmektedir [22], [23].
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (örn. 2013/11-1048 E., 2014/430 K. sayılı karar), hâkimin taleple bağlılığı ilkesi çerçevesinde, davacının "iptal" talep etmesine rağmen somut olayda kararın "yokluk" veya "butlan" ile sakat olduğu durumlarda, hukuki sebebi nitelendirme yetkisi (HMK m. 33) uyarınca doğrudan yokluğun veya butlanın tespitine karar verebileceğine (veya vermesi gerektiğine) içtihat etmiş ve bu durum usul ekonomisi ve hukuki güvenlik açısından doktrinde olumlu karşılanmıştır [37], [38], [39], [20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Bir limited şirkette, %80 paya sahip A ve %20 paya sahip B ortaktır. Ortak A, ortak B'yi toplantıya usulüne uygun şekilde çağırmaksızın, kendisi tek başına karar defterine bir genel kurul toplantısı yapmış gibi tutanak düzenlemiş ve şirketin gayrimenkulünü kendi şahsi şirketine devretme kararı almıştır. B, bu durumu beş ay sonra tesadüfen öğrenmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 622 atfı ile TTK hükümlerine gidilecektir. Olayda usulsüz bir çağrıdan ziyade, hiç çağrı yapılmadan ve TTK m. 416 (tüm ortakların katılımı) şartı sağlanmadan fiziki bir toplantı dahi yapılmaksızın karar defterine imza atılması söz konusudur (sirküler karar alma şartlarına da uyulmamıştır). Bu durum TTK m. 445 bağlamında basit bir iptal sebebi değil, işlemin kurucu unsurlarından olan "toplantı unsurunun" eksikliği nedeniyle yokluk halidir [26], [40], [19], [20]. Ortak B, TTK m. 445'teki 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olmaksızın, her zaman genel kurul kararının yokluğunun tespitini mahkemeden talep edebilir [24], [41]. Zira TTK m. 447 bent (a) kapsamında ortağın genel kurula katılma hakkı mutlak surette ortadan kaldırılmıştır.
Olay 2:
Üç ortaklı bir limited şirkette genel kurul usulüne uygun olarak toplanmıştır. Toplantıda, şirketin yıllardır süregelen kârlılığına rağmen, sırf azınlık konumundaki %15 pay sahibi ortağı mali sıkıntıya sokarak paylarını devretmeye zorlamak amacıyla, kârın dağıtılmamasına ve tamamının fevkalade yedek akçeye ayrılmasına (çoğunluk oylarıyla) karar verilmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 622 uyarınca, alınmış olan geçerli bir karar mevcuttur. Ancak söz konusu karar, TTK m. 445 kapsamında "dürüstlük kuralına aykırılık" teşkil etmektedir [7], [42]. Çoğunluk gücünün, şirket menfaati olmaksızın sırf azınlığı ezmek amacıyla (hakkin kötüye kullanılması) kâr payı dağıtımını engellemesi iptal sebebidir [43]. Azınlık ortağı, karara toplantıda muhalefet etmiş ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmış olması kaydıyla (TTK m. 446/1-a) [7], [4], karar tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde asliye ticaret mahkemesinde kararın iptalini dava edebilir [7], [3]. Kâr hakkı tamamen ortadan kaldırılmadığı, sadece ertelendiği/yedek akçeye alındığı için (TTK m. 447 kapsamında) butlan değil, iptal edilebilirlik söz konusudur [43], [6].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: İptal davasında, kanuna, şirket sözleşmesine veya dürüstlük kuralına aykırılığı ispat yükü davacıya aittir [44]. Özellikle usulsüz çağrı, gündemin ilan edilmemesi veya yetkisiz katılım (TTK m. 446/1-b) hallerinde davacı ortağın, "bu aykırılıkların kararın alınmasında etkili olduğunu" da (nedensellik bağı) ispat etmesi zorunludur [45], [44], [46].
- Zamanaşımı / Süreler: İptal davaları, genel kurul karar tarihinden itibaren üç aylık "hak düşürücü süreye" tabidir (TTK m. 445) [28], [7], [47], [3]. Mahkeme bu süreyi resen gözetir. Butlan ve yokluğun tespiti davaları ise herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir, menfaati olan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir [48], [14], [49].
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Kesin yetkili mahkeme, "şirket merkezinin bulunduğu yerdeki" Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 445, 451, 1521) [50], [51], [3].
- Yargılama Usulü: Türk Ticaret Kanunu m. 1521 uyarınca, şirketler hukukundan kaynaklanan bu tür iptal ve butlan davalarında "basit yargılama usulü" uygulanır [52], [53], [54]. Bu durum iddia ve savunmanın genişletilmesi yasaklarının daha erken başlaması anlamına gelir [55].
- Yaygın Uygulama Hataları:
- İptal davalarında davalı olarak genel kurula olumlu oy veren ortakların veya müdürlerin gösterilmesi usuli bir hatadır; husumet mutlak surette "şirket tüzel kişiliğine" yöneltilmelidir [56], [57], [58].
- Toplantıya bizzat katılan pay sahibinin, karara muhalif kaldığını toplantı tutanağına yazdırmaması (muhalefet şerhi eksiği), dava şartı yokluğu nedeniyle (TTK m. 446/1-a) iptal davasının usulden reddine yol açar [7], [59], [4].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 622 hükmünün "kıyas yoluyla" atıf tekniği kullanması doktrinde yer yer eleştirilmektedir. Limited şirketler, anonim şirketlerin minyatür bir kopyası olmaktan ziyade, kişisel edim yükümlülükleri, ek ödeme borçları, çıkma ve çıkarılma hakları ile rekabet yasağı gibi şahıs şirketi özellikleri barındıran sui generis bir sermaye şirketidir [60], [61], [62], [63]. Bu nedenle, anonim şirketin salt sermaye odaklı yapısına göre tasarlanmış olan TTK m. 445-447 hükümlerinin limited şirketlere uygulanması sırasında yargı organlarının son derece titiz bir teleolojik (amaçsal) yorum yapması gerekmektedir.
Örneğin, anonim şirketlerde "şirketin temel yapısı" (TTK m. 447/1-c) ifadesinden anlaşılan salt sermaye korunması iken, limited şirketlerde temel yapıya ortakların "kişisel özellikleri ve bağlılıkları" da dahildir [63]. Ayrıca, Yargıtay'ın özellikle nisap eksikliklerini sistematik biçimde "yokluk" olarak nitelendirmesi, ticaret hayatının ihtiyaç duyduğu esneklik ve işlem güvenliği ilkesi (TTK m. 353'teki felsefe göz önüne alındığında) ile zaman zaman çatışmaktadır [64], [65], [66]. Doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, butlanın ikincilliği ilkesi gereği, iptal müeyyidesi ile tatmin edici bir hukuki korumanın sağlanabildiği hallerde hukuki işlemin butlanına veya yokluğuna hükmedilmesinden kaçınılmalıdır [15], [16], [17]. Yeni kanunla birlikte bu yaklaşımın Yargıtay kararlarında daha belirgin hale gelmesi, şirketler hukuku dogmatiği açısından bir gerekliliktir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Genel kurul kararlarının butlanı ve iptali" başlığını taşıyan 622. maddesi, limited şirketlerde genel kurul kararlarının hukuki sakatlık rejimini düzenleyen temel bir atıf (yollama) normudur [1], [2]. Hüküm, limited şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük hallerine ilişkin bağımsız ve kazuistik bir düzenleme ihdas etmek yerine, kanun koyucunun sistematik tasarrufu gereği, anonim şirketlere ilişkin TTK m. 445 vd. hükümlerinin "kıyas yoluyla" (per analogiam) uygulanmasını amirdir [1], [2].
Bu atıf normunun ratio legis'i (konuluş amacı), sermaye şirketleri olan anonim ve limited şirketler arasındaki yapısal akrabalıktır. Mülga 6762 sayılı eTTK döneminde limited şirket genel kurul kararlarının iptali hususunda açık bir yasal dayanağın bulunmaması ve bu durumun içtihatlarla çözülmeye çalışılması doktrinde ciddi eleştirilere neden olmaktaydı. Yeni TTK, anonim şirketlere ilişkin modern, Avrupa Birliği normları ve İsviçre Borçlar Kanunu (İsvBK) ile uyumlu iptal ve butlan rejimini (TTK m. 445-451), limited şirketlerin doğasına uygun düştüğü ölçüde bu şirket türüne de entegre etmiştir [3], [4], [5]. Ancak maddedeki "kıyas yoluyla" ibaresi son derece kritiktir; zira limited şirketler, şahıs şirketi unsurları da barındıran melez (karma) bir yapıya sahip olduğundan, anonim şirket kurallarının doğrudan, mekanik bir biçimde (mutatis mutandis) uygulanması mümkün değildir. Mahkemelerin ve doktrinin, her somut olayda ilgili sakatlık halini limited şirket yapısının (örneğin ek ödeme yükümlülükleri, bağlılık yükümü, çıkma-çıkarılma müesseseleri) süzgecinden geçirmesi zorunludur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde 622, bünyesinde açıkça "butlan" ve "iptal" kavramlarını barındırmakla birlikte, şirketler hukuku doktrininde genel kabul gören "yokluk" yaptırımını da zımnen sistematiğine dâhil etmektedir.
2.1. İptal Edilebilirlik (İptal Davası - TTK m. 445 Atfı)
İptal edilebilirlik, kural olarak kurucu unsurları tam olan, ancak geçerlilik şartlarında (kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık) sakatlık bulunan genel kurul kararları için öngörülmüş bir hükümsüzlük türüdür [6], [3]. TTK m. 622 atfı uyarınca limited şirketlerde de TTK m. 445 hükmü uygulama alanı bulacaktır. Limited şirket ortakları, müdürler veya karar kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa müdürlerden her biri, kanuna, şirket sözleşmesine ve özellikle dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olan kararlara karşı üç aylık hak düşürücü süre içinde iptal davası açabilir [7], [3], [4].
İptal davalarında, özellikle "dürüstlük kuralına aykırılık", çoğunluğun azınlık üzerindeki tahakkümünü engellemek için vazgeçilmez bir denetim mekanizmasıdır [8]. Limited şirketlerde ortakların birbirlerine karşı sadakat ve bağlılık yükümlülüğü daha yoğun olduğundan, dürüstlük kuralına aykırılığın tespiti, anonim şirketlere nazaran daha sık ve geniş bir biçimde uygulama alanı bulacaktır.
2.2. Butlan (Kesin Hükümsüzlük - TTK m. 447 Atfı)
Butlan, genel kurul kararının içerik itibarıyla emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine veya ortaklığın temel yapısına aykırı olması halidir [9], [10], [11]. TTK m. 622 yollamasıyla limited şirketlere uygulanan TTK m. 447 uyarınca; ortağın genel kurula katılma, asgari oy, dava açma gibi vazgeçilmez haklarını sınırlandıran; bilgi alma ve inceleme haklarını kanunun izin verdiği ölçü dışında daraltan; yahut şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları batıldır [12], [13], [5].
Butlan yaptırımının en önemli özelliği, kararın baştan (ex tunc) itibaren ölü doğmuş olması ve hiçbir hukuki sonuç doğurmamasıdır [14], [11]. İşlem güvenliği (hukuki güvenlik) ilkesi ile pay sahiplerinin haklarının korunması ilkesi arasındaki denge açısından, butlan sebeplerinin dar yorumlanması ("butlanın ikincilliği ilkesi") gerektiği doktrinde ağırlıklı olarak savunulmaktadır [15], [16], [17].
2.3. Yokluk (Non-Existence)
Her ne kadar TTK m. 622 lafzında "yokluk" zikredilmemiş olsa da, medeni hukukun genel ilkeleri gereği bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksiklik "yokluk" yaptırımını doğurur [18], [19], [20]. Limited şirket genel kurulunda iki temel kurucu unsur vardır: Bizzat bir genel kurul toplantısının varlığı ve bu toplantıda alınmış bir kararın mevcudiyeti [19], [20]. Örneğin, müdürler kurulu tarafından kanuni usule uyulmadan tamamen fiili bir birleşmeyle kâğıt üzerinde üretilen kararlar, yahut çağrısız genel kurul (TTK m. 416) yapılabilmesi için tüm ortakların katılımı şart iken bir ortağın dahi yokluğunda alınan kararlar yok hükmündedir [21], [22], [23]. Yokluk her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir [24].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin, hukuk sistemimizdeki diğer temel normlarla derinlemesine dikey ve yatay bağlantıları mevcuttur:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairesi (11. Hukuk Dairesi), limited şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanı konusunda zaman içinde yerleşik ve tutarlı ilkeler geliştirmiştir.
Özellikle toplantı ve karar yetersayılarına aykırılık hususunda Yargıtay 11. HD, nisabın kurucu bir unsur olduğu yaklaşımından hareketle, asgari nisapların sağlanmadığı toplantılarda alınan kararların "yok hükmünde" veya "butlanla malul" olduğuna sıklıkla hükmetmektedir [32], [21], [33], [34], [35], [36]. Örneğin, çağrısız genel kurul (TTK m. 416, eTK m. 370 kıyası) düzenlemeleri kapsamında, tüm ortaklar hazır bulunmaksızın veya itirazsızlık şartı sağlanmaksızın toplanan limited şirket genel kurulunda alınan kararlar için Yargıtay, "kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplandığından, ortaklar kurulu kararı yok hükmündedir" şeklinde hüküm tesis etmektedir [22], [23].
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (örn. 2013/11-1048 E., 2014/430 K. sayılı karar), hâkimin taleple bağlılığı ilkesi çerçevesinde, davacının "iptal" talep etmesine rağmen somut olayda kararın "yokluk" veya "butlan" ile sakat olduğu durumlarda, hukuki sebebi nitelendirme yetkisi (HMK m. 33) uyarınca doğrudan yokluğun veya butlanın tespitine karar verebileceğine (veya vermesi gerektiğine) içtihat etmiş ve bu durum usul ekonomisi ve hukuki güvenlik açısından doktrinde olumlu karşılanmıştır [37], [38], [39], [20].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Bir limited şirkette, %80 paya sahip A ve %20 paya sahip B ortaktır. Ortak A, ortak B'yi toplantıya usulüne uygun şekilde çağırmaksızın, kendisi tek başına karar defterine bir genel kurul toplantısı yapmış gibi tutanak düzenlemiş ve şirketin gayrimenkulünü kendi şahsi şirketine devretme kararı almıştır. B, bu durumu beş ay sonra tesadüfen öğrenmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 622 atfı ile TTK hükümlerine gidilecektir. Olayda usulsüz bir çağrıdan ziyade, hiç çağrı yapılmadan ve TTK m. 416 (tüm ortakların katılımı) şartı sağlanmadan fiziki bir toplantı dahi yapılmaksızın karar defterine imza atılması söz konusudur (sirküler karar alma şartlarına da uyulmamıştır). Bu durum TTK m. 445 bağlamında basit bir iptal sebebi değil, işlemin kurucu unsurlarından olan "toplantı unsurunun" eksikliği nedeniyle yokluk halidir [26], [40], [19], [20]. Ortak B, TTK m. 445'teki 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olmaksızın, her zaman genel kurul kararının yokluğunun tespitini mahkemeden talep edebilir [24], [41]. Zira TTK m. 447 bent (a) kapsamında ortağın genel kurula katılma hakkı mutlak surette ortadan kaldırılmıştır.
Olay 2: Üç ortaklı bir limited şirkette genel kurul usulüne uygun olarak toplanmıştır. Toplantıda, şirketin yıllardır süregelen kârlılığına rağmen, sırf azınlık konumundaki %15 pay sahibi ortağı mali sıkıntıya sokarak paylarını devretmeye zorlamak amacıyla, kârın dağıtılmamasına ve tamamının fevkalade yedek akçeye ayrılmasına (çoğunluk oylarıyla) karar verilmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 622 uyarınca, alınmış olan geçerli bir karar mevcuttur. Ancak söz konusu karar, TTK m. 445 kapsamında "dürüstlük kuralına aykırılık" teşkil etmektedir [7], [42]. Çoğunluk gücünün, şirket menfaati olmaksızın sırf azınlığı ezmek amacıyla (hakkin kötüye kullanılması) kâr payı dağıtımını engellemesi iptal sebebidir [43]. Azınlık ortağı, karara toplantıda muhalefet etmiş ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırmış olması kaydıyla (TTK m. 446/1-a) [7], [4], karar tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde asliye ticaret mahkemesinde kararın iptalini dava edebilir [7], [3]. Kâr hakkı tamamen ortadan kaldırılmadığı, sadece ertelendiği/yedek akçeye alındığı için (TTK m. 447 kapsamında) butlan değil, iptal edilebilirlik söz konusudur [43], [6].
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 622 hükmünün "kıyas yoluyla" atıf tekniği kullanması doktrinde yer yer eleştirilmektedir. Limited şirketler, anonim şirketlerin minyatür bir kopyası olmaktan ziyade, kişisel edim yükümlülükleri, ek ödeme borçları, çıkma ve çıkarılma hakları ile rekabet yasağı gibi şahıs şirketi özellikleri barındıran sui generis bir sermaye şirketidir [60], [61], [62], [63]. Bu nedenle, anonim şirketin salt sermaye odaklı yapısına göre tasarlanmış olan TTK m. 445-447 hükümlerinin limited şirketlere uygulanması sırasında yargı organlarının son derece titiz bir teleolojik (amaçsal) yorum yapması gerekmektedir.
Örneğin, anonim şirketlerde "şirketin temel yapısı" (TTK m. 447/1-c) ifadesinden anlaşılan salt sermaye korunması iken, limited şirketlerde temel yapıya ortakların "kişisel özellikleri ve bağlılıkları" da dahildir [63]. Ayrıca, Yargıtay'ın özellikle nisap eksikliklerini sistematik biçimde "yokluk" olarak nitelendirmesi, ticaret hayatının ihtiyaç duyduğu esneklik ve işlem güvenliği ilkesi (TTK m. 353'teki felsefe göz önüne alındığında) ile zaman zaman çatışmaktadır [64], [65], [66]. Doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, butlanın ikincilliği ilkesi gereği, iptal müeyyidesi ile tatmin edici bir hukuki korumanın sağlanabildiği hallerde hukuki işlemin butlanına veya yokluğuna hükmedilmesinden kaçınılmalıdır [15], [16], [17]. Yeni kanunla birlikte bu yaklaşımın Yargıtay kararlarında daha belirgin hale gelmesi, şirketler hukuku dogmatiği açısından bir gerekliliktir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.