1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 616, limited şirketlerde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerini düzenleyen temel (kilit) normdur [1]. Bu madde, şirketler hukuku doktrininde "işlevler ayrılığı ilkesi" (organlar arası yetki paylaşımı) bağlamında ele alınır. Eski 6762 sayılı Ticaret Kanunu döneminde genel kurul, "üstün organ" sıfatıyla hemen her konuda karar alabilen hiyerarşik bir tepe yapı olarak telakki edilirken; 6102 sayılı TTK, organlar arası kesin yetki ayrımını benimsemiş ve genel kurulun sadece kanunla ve şirket sözleşmesiyle kendisine özgülenen devredilemez yetkiler alanında karar alabileceğini, yönetime dair hususların ise kural olarak müdürlerin münhasır yetki alanında kaldığını (TTK m. 623/3) vurgulamıştır [2, 3].
Maddenin sistematiği incelendiğinde üçlü bir yapı göze çarpmaktadır: Birinci fıkrada genel kurulun hiçbir şekilde (şirket sözleşmesiyle dahi) müdürlere veya üçüncü kişilere devredemeyeceği mutlak devredilemez yetkiler tahdidi (sınırlı sayı) olarak sayılmıştır [1, 4]. İkinci fıkrada, kanunun emredici olarak genel kurula bırakmadığı ancak şirket sözleşmesine açıkça yazılmak suretiyle genel kurulun münhasır yetkisine alınabilecek nispi (seçimlik) devredilemez yetkiler düzenlenmiştir [5, 6]. Üçüncü fıkra ise, limited şirketlerin tek ortaklı olarak da kurulabilmesine (veya sonradan tek ortaklı hale gelebilmesine) paralel olarak, tek pay sahipli şirketlerde genel kurul sıfatıyla alınan kararların geçerliliğini yazılı şekil kurucu şartına bağlamıştır [7].
Rasyonalitesine (Ratio Legis) bakıldığında, TTK m. 616 hükmü, sermaye şirketlerinin yapısal, organizasyonel ve temel finansal kararlarının bizzat sermayeyi koyan pay sahipleri (genel kurul) tarafından alınmasını temin etmeyi amaçlar. Bu durum, çoğunluğun (veya yöneticilerin) keyfiliğini önleyerek pay sahiplerinin mülkiyet ve yönetime katılma haklarını anayasal düzeyde koruyan bir güvence mekanizmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kanundan Doğan Mutlak Devredilemez Yetkiler (TTK m. 616/1)
Bu gruptaki yetkiler, şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme yapılarak müdürlere veya başka kurullara devredilemez. Devredilmesi yönündeki her türlü şirket sözleşmesi hükmü TTK m. 340 (emredici hükümler ilkesi) gereğince batıldır [8].
- Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi ve Fesih (m. 616/1-a, i): Şirketin anayasası niteliğindeki esas sözleşmenin değiştirilmesi ile şirketin hukuki varlığına son verilmesi yetkisi, şirket pay sahiplerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu kararlar TTK m. 621 ve TTK m. 589 gereği ağırlaştırılmış yetersayılara tabidir [9, 10].
- Müdürlerin ve Denetçilerin Atanması / İbrası (m. 616/1-b, c, f): Şirketin yürütme ve denetim mekanizmalarının tesisi genel kurula aittir. Özellikle müdürlerin ibrası ve ücretlerinin belirlenmesi, yöneticilerin şirket varlıkları üzerindeki tasarruflarının onaylanması anlamını taşıdığından genel kurula özgülenmiştir [4]. TTK m. 619/1 uyarınca, şirket yönetimine katılmış olanlar (müdürler), kendi ibralarına ilişkin oylamalarda oy kullanamazlar [11, 12].
- Finansal Tabloların ve Kâr Payının Onaylanması (m. 616/1-d, e): Şirketin mali durumunun tespiti ve yaratılan katma değerin (kârın) dağıtılması tamamen genel kurulun inisiyatifindedir [4]. Müdürler kâr dağıtımını kendiliklerinden gerçekleştiremez.
- Esas Sermaye Paylarının Devrinin Onaylanması (m. 616/1-g): Limited şirketler, anonim şirketlere nazaran şahıs şirketi unsurlarını daha fazla barındıran kapalı tip şirketlerdir. Pay devri kural olarak genel kurulun onayına bağlıdır (TTK m. 595/2). Bu yetkinin devri mümkün olmadığından, müdürlerin devre kendi başlarına onay vermesi geçersizdir [13, 14].
- Ortağın Çıkarılması İçin Mahkemeye Başvurulması (m. 616/1-h): TTK m. 640/3 uyarınca haklı sebeple bir ortağın mahkeme kararıyla şirketten çıkarılabilmesi için önce genel kurulun bu yönde karar alması kurucu dava şartıdır [4, 15, 16]. Not: Bu bentteki “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması…” ibaresi, iki ortaklı limited şirketler yönünden Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilmiştir; zira iki ortaklı yapıda bu kararın alınması (çifte nisap engeli nedeniyle) fiilen imkansızdır [4, 16].
2.2. Şirket Sözleşmesi ile Öngörülebilen (Nispi) Devredilemez Yetkiler (TTK m. 616/2)
Pay sahipleri, kanunun doğrudan genel kurula vermediği bazı hususları, kendi aralarındaki sözleşme serbestisi kapsamında genel kurulun tekeline alabilirler.
- Önalım, Geri Alım, Veto ve Onay Hakları (m. 616/2-b, c): Şirket sözleşmesinde öngörülmesi koşuluyla, paylar üzerindeki rüçhani hakların kullanılması veya payların rehnedilmesine onay verilmesi genel kurulun yetkisine bağlanabilir [5].
- Rekabet Yasağının ve Bağlılık Yükümünün Kaldırılması (m. 616/2-e): TTK m. 613/4 gereği, müdürlerin ve ortakların rekabet yasağı ile bağlılık yükümlerinden muaf tutulması için kural olarak diğer tüm ortakların yazılı onayı gerekir [17]. Ancak sözleşme, bu muafiyetin genel kurul kararıyla verilebileceğini öngörebilir. Bu durumda rekabet yasağının kaldırılması yetkisi genel kurulun devredilemez yetkisi hâline gelir [6, 18].
2.3. Tek Ortaklı Limited Şirketlerde Genel Kurul Kararları (TTK m. 616/3)
Tek pay sahipli şirketlerde, tek ortak genel kurulun tüm yetkilerini uhdesinde toplar. Ancak kanun koyucu, tüzel kişilik perdesinin ardındaki işlem güvenliğini sağlamak ve üçüncü kişilerin ile şirket alacaklılarının haklarını teminat altına almak adına, tek ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararları yazılı olma şartına bağlamıştır [7]. Yazılılık, bir ispat şartı değil, bir geçerlilik (kurucu şekil) şartıdır. Aksi halde karar "yok" hükmündedir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 620 ve m. 621 (Genel Kurul Karar Nisapları): TTK m. 616'daki devredilemez yetkilerin kullanılması, TTK m. 620'deki olağan (salt çoğunluk) veya m. 621'deki önemli kararlar (temsil edilen oyların üçte ikisi ve tüm sermayenin salt çoğunluğu) nisaplarına tabidir. Doktrinde Prof. Dr. Ersin Çamoğlu ve Prof. Dr. Abuzer Kendigelen'in ifade ettiği üzere, m. 621 "çifte yetersayı (çifte engel)" barındırır [19, 20]. m. 616/1-a (sözleşme değişikliği), TTK m. 589 uyarınca esas sermayenin üçte ikisinin oyu ile değiştirilirken, sermaye artırımı, şirket merkezinin değişimi, haklı sebeple çıkarma davası açılması gibi kararlar TTK m. 621’deki ağırlaştırılmış çifte nisaba tabidir [9, 16, 21].
- TTK m. 408/2-f (Önemli Miktarda Şirket Varlığının Toptan Satışı) Kıyası: TTK m. 616 metninde "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" sayılmamıştır (Oysa anonim şirketleri düzenleyen m. 408/2-f de bu sayılmıştır). Doktrinde Biçer/Hamamcıoğlu ve Ali Dural gibi yazarlar, kanun koyucunun burada bilinçli olmayan bir boşluk yarattığını, TTK m. 644 atfıyla veya kıyas yoluyla bu hayati yetkinin limited şirketlerde de genel kurulun devredilemez yetkisi sayılması ve m. 621 çifte nisabıyla alınması gerektiğini şiddetle savunmaktadırlar [22-24].
- TTK m. 640 ve m. 255 (Ortaklıktan Çıkarılma): M. 616/1-h bağlamında alınan çıkarma için mahkemeye başvuru kararı, kollektif şirketlere ilişkin m. 255 ile birlikte yorumlanmaktadır. Çıkarılacak ortağın, çıkarılma kararında oy kullanıp kullanamayacağı doktrinde tartışmalıdır. Çamoğlu, "kimse kendi davasının yargıcı olamaz" ilkesiyle oy kullanamayacağını savunurken; Kırca/Gürel, kanunda açık hüküm olmaması (TTK m. 619 sınırları) sebebiyle oy kullanabileceği kanaatindedir [25, 26].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, genel kurulun devredilemez yetkilerine yapılan tecavüzleri ağır yaptırımlara (yokluk veya butlan) tabi tutmaktadır.
Yargıtay kararlarında, tek kişilik limited şirketlerde TTK m. 616/3 uyarınca yazılı şekil şartına uyulmadan, "müdürün şifahi talimatla ibra edilmesi" veya "kârın fiilen çekilmesi suretiyle kâr dağıtımı yapıldığı" iddiaları dinlenmemekte; yazılı karar defterine işlenmemiş veya imzalanmamış genel kurul kararları yok hükmünde sayılmaktadır.
Aynı şekilde Yargıtay, pay devir sözleşmesi (TTK m. 595) noterde yapılmış olsa dahi, TTK m. 616/1-g uyarınca "genel kurul onay kararı" (zımni ret süresi hariç) bulunmadığı sürece bu devrin şirket tüzel kişiliğine karşı ileri sürülemeyeceğine, pay defterine kaydın salt müdür inisiyatifiyle yapılamayacağına içtihat etmektedir [13, 14]. Önemli şirket varlığının toptan satışı konusunda da ETTK döneminden gelen "fiili tasfiye anlamına gelen satışlarda genel kurul kararı aranır" ilkesi Yargıtay 11. HD tarafından istikrarlı olarak limited şirketler bağlamında uygulanmaktadır [27, 28].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
X Limited Şirketi'nde müdür sıfatını haiz A, şirketin faaliyetini sürdürdüğü ve en değerli aktifini oluşturan ana fabrikanın satışı için B A.Ş. ile satım sözleşmesi akdetmiş ve tapuda devri sağlamıştır. Şirketin diğer ortakları C ve D, genel kurula getirilmeden (TTK m. 616'da açıkça yazmamasına rağmen) yapılan bu işlemin yetkisiz temsil ve devredilemez yetkinin ihlali sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açmıştır.
Hukuki analiz: Her ne kadar TTK m. 616'da "önemli şirket varlığının satışı" açıkça devredilemez yetkiler arasında sayılmamış olsa da, doktrin ve Yargıtay içtihatları, bu işlemin şirketin işletme konusunu ve ticari hayatını fiilen sonlandıran (fiili tasfiye) bir nitelik taşıdığı gerekçesiyle TTK m. 408/2-f'nin limited şirketlere de kıyasen uygulanmasını zorunlu görmektedir [22, 24]. Satış sözleşmesi iç ilişkide genel kurul kararı alınmadan akdedildiğinden, iyi niyet iddiaları tartışılacak olmakla birlikte organ yetkisi aşımı nedeniyle ortaklığın menfaati zedelenmiştir. İşlem TTK m. 371/4 uyarınca dış ilişkide geçerli sayılsa dahi, müdür A'nın şirket zararı sebebiyle TTK m. 553 kapsamında hukuki sorumluluğuna (tazminat davasına) gidilecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Y Tek Ortaklı Limited Şirketi'nde, tek pay sahibi ve müdür olan T, yılsonu hesaplarını inceleyerek bilançoyu zımnen onaylamış ve "kendisini ibra ettiğini" muhasebe müdürüne sözlü olarak bildirmiştir. Üç ay sonra T, paylarını Z'ye devretmiş, yeni ortak Z, eski müdür T aleyhine zarara uğratma sebebiyle sorumluluk davası açmıştır. T, tek ortak olduğu dönemde genel kurul sıfatıyla kendisini ibra ettiğini savunmaktadır.
Hukuki analiz: TTK m. 616/3 hükmü son derece açıktır: Tek ortaklı limited şirketlerde genel kurul sıfatıyla alınan kararların geçerlilik şartı yazılı olmalarıdır [7]. İbra kararı genel kurulun devredilemez bir yetkisi olup (TTK m. 616/1-f), bu yetkinin tek kişi tarafından kullanılması geçerli bir tutanağa (yazılı karara) bağlanmamışsa hukuken "yok" hükmündedir. Ortada geçerli bir ibra kararı olmadığından, Z'nin açtığı sorumluluk davası dinlenebilir ve dinlenmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Tek pay sahipli şirketlerde alınacak olağan veya olağanüstü devredilemez kararların alındığı, ancak yazılı kararın şirket karar defterine işlenmesi ve imzalanması ile ispat edilebilir (TTK m. 616/3). İspat yükü kararı iddia edenin üzerindedir.
- Zamanaşımı / Süreler: Devredilemez yetkilerin gaspı neticesinde (örneğin müdürlerin yetkisiz olarak ana sözleşme değiştirmeye kalkması vb.) alınan kararlar mutlak emredici hükümlere aykırı olacağından TTK m. 622 yollamasıyla TTK m. 447 gereği butlanla (kesin hükümsüz) batıldır [29, 30]. Butlan tespiti herhangi bir süreye (3 aylık hak düşürücü süreye) tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.
- Görevli/yetkili mahkeme: Genel kurul kararlarının veya yetki gaspı niteliğindeki müdür kararlarının hükümsüzlüğüne ilişkin tespit ve iptal davalarında kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesidir [31, 32].
- Yaygın uygulama hataları: Şirket kuruluş sözleşmelerine "pay devrine müdür onayı yeterlidir" veya "kâr payı dağıtımı müdürler kurulu kararıyla yapılır" gibi hükümlerin konulması. Bu hükümler TTK m. 616'nın emrediciliğine takılacağından, Ticaret Sicili Müdürlüklerince tescilden reddedilir; tescil edilse dahi yok hükmündedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 616 metni, anonim şirketlerin karşılık hükmü olan TTK m. 408 ile paralel düşünülmüşse de lafzi olarak eksiklikler barındırmaktadır. Doktrinde Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Bahtiyar ve Biçer gibi hocaların en temel eleştirisi; anonim şirketlerde m. 408'de açıkça zikredilen “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” hususunun limited şirketlerde neden unutulduğudur. Limited şirketlerde bu hususun m. 616 kapsamına girmemesi bilinçli bir tercih olamayacak kadar büyük bir boşluktur [22, 23]. Yargılamada kıyas yoluyla çözüm üretilmekteyse de, normatif düzenlemenin (kanun lafzının) reforme edilerek bu bende eklenmesi elzemdir.
Bir diğer eleştirel boyut, Anayasa Mahkemesi tarafından m. 616/1-h ("Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması") hükmündeki "iki ortaklı limited şirketler" ibaresinin iptalidir. İki ortaklı şirketlerde ortaklardan biri diğerini haklı nedenle çıkarmak istediğinde TTK m. 621'deki "temsil edilen oyların üçte ikisi ve sermayenin salt çoğunluğu" şeklindeki çifte nisabı kendi başına bulması matematiksel olarak imkânsızdır. Hak arama hürriyetini kısıtladığı gerekçesiyle verilen bu iptal kararı dogmatik olarak doğru bulunmakla beraber; iki ortaklı şirketlerde mahkemeye doğrudan başvuru yolunun açılmış olması, ortaklıktan çıkarma mekanizmasının doğasındaki "şirket iradesinin oluşumu (genel kurul süreci)" felsefesine pratik bir darbe vurmuş, içtihat farklılıklarının doğmasına kapı aralamıştır [4, 16].
Nihayet, TTK m. 616/2'de "şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde genel kurulun devredilemez yetkileridir" denilen hususların, TTK m. 589 mu yoksa m. 621 uyarınca mı sözleşmeye konulacağı doktrinde ciddi bir ayrılık yaratmıştır. Çoğunluk görüşü (Örn: Akbay, Biçer), bu yükümlülüklerin oybirliği yahut ilgili tüm ortakların onayı ile konulabileceği yönünde iken; hükümler arası atıflardaki kanun yapma tekniği zayıflığı uygulayıcıyı (hâkim ve avukatları) yormaktadır [33-35].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 616, limited şirketlerde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerini düzenleyen temel (kilit) normdur [1]. Bu madde, şirketler hukuku doktrininde "işlevler ayrılığı ilkesi" (organlar arası yetki paylaşımı) bağlamında ele alınır. Eski 6762 sayılı Ticaret Kanunu döneminde genel kurul, "üstün organ" sıfatıyla hemen her konuda karar alabilen hiyerarşik bir tepe yapı olarak telakki edilirken; 6102 sayılı TTK, organlar arası kesin yetki ayrımını benimsemiş ve genel kurulun sadece kanunla ve şirket sözleşmesiyle kendisine özgülenen devredilemez yetkiler alanında karar alabileceğini, yönetime dair hususların ise kural olarak müdürlerin münhasır yetki alanında kaldığını (TTK m. 623/3) vurgulamıştır [2, 3].
Maddenin sistematiği incelendiğinde üçlü bir yapı göze çarpmaktadır: Birinci fıkrada genel kurulun hiçbir şekilde (şirket sözleşmesiyle dahi) müdürlere veya üçüncü kişilere devredemeyeceği mutlak devredilemez yetkiler tahdidi (sınırlı sayı) olarak sayılmıştır [1, 4]. İkinci fıkrada, kanunun emredici olarak genel kurula bırakmadığı ancak şirket sözleşmesine açıkça yazılmak suretiyle genel kurulun münhasır yetkisine alınabilecek nispi (seçimlik) devredilemez yetkiler düzenlenmiştir [5, 6]. Üçüncü fıkra ise, limited şirketlerin tek ortaklı olarak da kurulabilmesine (veya sonradan tek ortaklı hale gelebilmesine) paralel olarak, tek pay sahipli şirketlerde genel kurul sıfatıyla alınan kararların geçerliliğini yazılı şekil kurucu şartına bağlamıştır [7].
Rasyonalitesine (Ratio Legis) bakıldığında, TTK m. 616 hükmü, sermaye şirketlerinin yapısal, organizasyonel ve temel finansal kararlarının bizzat sermayeyi koyan pay sahipleri (genel kurul) tarafından alınmasını temin etmeyi amaçlar. Bu durum, çoğunluğun (veya yöneticilerin) keyfiliğini önleyerek pay sahiplerinin mülkiyet ve yönetime katılma haklarını anayasal düzeyde koruyan bir güvence mekanizmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kanundan Doğan Mutlak Devredilemez Yetkiler (TTK m. 616/1)
Bu gruptaki yetkiler, şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme yapılarak müdürlere veya başka kurullara devredilemez. Devredilmesi yönündeki her türlü şirket sözleşmesi hükmü TTK m. 340 (emredici hükümler ilkesi) gereğince batıldır [8].
2.2. Şirket Sözleşmesi ile Öngörülebilen (Nispi) Devredilemez Yetkiler (TTK m. 616/2)
Pay sahipleri, kanunun doğrudan genel kurula vermediği bazı hususları, kendi aralarındaki sözleşme serbestisi kapsamında genel kurulun tekeline alabilirler.
2.3. Tek Ortaklı Limited Şirketlerde Genel Kurul Kararları (TTK m. 616/3)
Tek pay sahipli şirketlerde, tek ortak genel kurulun tüm yetkilerini uhdesinde toplar. Ancak kanun koyucu, tüzel kişilik perdesinin ardındaki işlem güvenliğini sağlamak ve üçüncü kişilerin ile şirket alacaklılarının haklarını teminat altına almak adına, tek ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararları yazılı olma şartına bağlamıştır [7]. Yazılılık, bir ispat şartı değil, bir geçerlilik (kurucu şekil) şartıdır. Aksi halde karar "yok" hükmündedir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları, genel kurulun devredilemez yetkilerine yapılan tecavüzleri ağır yaptırımlara (yokluk veya butlan) tabi tutmaktadır.
Yargıtay kararlarında, tek kişilik limited şirketlerde TTK m. 616/3 uyarınca yazılı şekil şartına uyulmadan, "müdürün şifahi talimatla ibra edilmesi" veya "kârın fiilen çekilmesi suretiyle kâr dağıtımı yapıldığı" iddiaları dinlenmemekte; yazılı karar defterine işlenmemiş veya imzalanmamış genel kurul kararları yok hükmünde sayılmaktadır.
Aynı şekilde Yargıtay, pay devir sözleşmesi (TTK m. 595) noterde yapılmış olsa dahi, TTK m. 616/1-g uyarınca "genel kurul onay kararı" (zımni ret süresi hariç) bulunmadığı sürece bu devrin şirket tüzel kişiliğine karşı ileri sürülemeyeceğine, pay defterine kaydın salt müdür inisiyatifiyle yapılamayacağına içtihat etmektedir [13, 14]. Önemli şirket varlığının toptan satışı konusunda da ETTK döneminden gelen "fiili tasfiye anlamına gelen satışlarda genel kurul kararı aranır" ilkesi Yargıtay 11. HD tarafından istikrarlı olarak limited şirketler bağlamında uygulanmaktadır [27, 28].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Limited Şirketi'nde müdür sıfatını haiz A, şirketin faaliyetini sürdürdüğü ve en değerli aktifini oluşturan ana fabrikanın satışı için B A.Ş. ile satım sözleşmesi akdetmiş ve tapuda devri sağlamıştır. Şirketin diğer ortakları C ve D, genel kurula getirilmeden (TTK m. 616'da açıkça yazmamasına rağmen) yapılan bu işlemin yetkisiz temsil ve devredilemez yetkinin ihlali sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Hukuki analiz: Her ne kadar TTK m. 616'da "önemli şirket varlığının satışı" açıkça devredilemez yetkiler arasında sayılmamış olsa da, doktrin ve Yargıtay içtihatları, bu işlemin şirketin işletme konusunu ve ticari hayatını fiilen sonlandıran (fiili tasfiye) bir nitelik taşıdığı gerekçesiyle TTK m. 408/2-f'nin limited şirketlere de kıyasen uygulanmasını zorunlu görmektedir [22, 24]. Satış sözleşmesi iç ilişkide genel kurul kararı alınmadan akdedildiğinden, iyi niyet iddiaları tartışılacak olmakla birlikte organ yetkisi aşımı nedeniyle ortaklığın menfaati zedelenmiştir. İşlem TTK m. 371/4 uyarınca dış ilişkide geçerli sayılsa dahi, müdür A'nın şirket zararı sebebiyle TTK m. 553 kapsamında hukuki sorumluluğuna (tazminat davasına) gidilecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Y Tek Ortaklı Limited Şirketi'nde, tek pay sahibi ve müdür olan T, yılsonu hesaplarını inceleyerek bilançoyu zımnen onaylamış ve "kendisini ibra ettiğini" muhasebe müdürüne sözlü olarak bildirmiştir. Üç ay sonra T, paylarını Z'ye devretmiş, yeni ortak Z, eski müdür T aleyhine zarara uğratma sebebiyle sorumluluk davası açmıştır. T, tek ortak olduğu dönemde genel kurul sıfatıyla kendisini ibra ettiğini savunmaktadır. Hukuki analiz: TTK m. 616/3 hükmü son derece açıktır: Tek ortaklı limited şirketlerde genel kurul sıfatıyla alınan kararların geçerlilik şartı yazılı olmalarıdır [7]. İbra kararı genel kurulun devredilemez bir yetkisi olup (TTK m. 616/1-f), bu yetkinin tek kişi tarafından kullanılması geçerli bir tutanağa (yazılı karara) bağlanmamışsa hukuken "yok" hükmündedir. Ortada geçerli bir ibra kararı olmadığından, Z'nin açtığı sorumluluk davası dinlenebilir ve dinlenmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 616 metni, anonim şirketlerin karşılık hükmü olan TTK m. 408 ile paralel düşünülmüşse de lafzi olarak eksiklikler barındırmaktadır. Doktrinde Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Bahtiyar ve Biçer gibi hocaların en temel eleştirisi; anonim şirketlerde m. 408'de açıkça zikredilen “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” hususunun limited şirketlerde neden unutulduğudur. Limited şirketlerde bu hususun m. 616 kapsamına girmemesi bilinçli bir tercih olamayacak kadar büyük bir boşluktur [22, 23]. Yargılamada kıyas yoluyla çözüm üretilmekteyse de, normatif düzenlemenin (kanun lafzının) reforme edilerek bu bende eklenmesi elzemdir.
Bir diğer eleştirel boyut, Anayasa Mahkemesi tarafından m. 616/1-h ("Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması") hükmündeki "iki ortaklı limited şirketler" ibaresinin iptalidir. İki ortaklı şirketlerde ortaklardan biri diğerini haklı nedenle çıkarmak istediğinde TTK m. 621'deki "temsil edilen oyların üçte ikisi ve sermayenin salt çoğunluğu" şeklindeki çifte nisabı kendi başına bulması matematiksel olarak imkânsızdır. Hak arama hürriyetini kısıtladığı gerekçesiyle verilen bu iptal kararı dogmatik olarak doğru bulunmakla beraber; iki ortaklı şirketlerde mahkemeye doğrudan başvuru yolunun açılmış olması, ortaklıktan çıkarma mekanizmasının doğasındaki "şirket iradesinin oluşumu (genel kurul süreci)" felsefesine pratik bir darbe vurmuş, içtihat farklılıklarının doğmasına kapı aralamıştır [4, 16].
Nihayet, TTK m. 616/2'de "şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde genel kurulun devredilemez yetkileridir" denilen hususların, TTK m. 589 mu yoksa m. 621 uyarınca mı sözleşmeye konulacağı doktrinde ciddi bir ayrılık yaratmıştır. Çoğunluk görüşü (Örn: Akbay, Biçer), bu yükümlülüklerin oybirliği yahut ilgili tüm ortakların onayı ile konulabileceği yönünde iken; hükümler arası atıflardaki kanun yapma tekniği zayıflığı uygulayıcıyı (hâkim ve avukatları) yormaktadır [33-35].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.