1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 612. maddesi, limited şirketlerin kendi esas sermaye paylarını iktisap etmesini düzenleyen temel ve emredici bir kanun hükmüdür [1]. Mülga 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu (eTK) m. 526 uyarınca limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesi, sermaye koyma borcunun tamamen yerine getirilmiş olması koşulu dışında kural olarak mutlak bir yasaklamaya tabi tutulmuştu [2]. Bu yasaklayıcı rejimin temel felsefesi, şirket alacaklılarının yegâne teminatını teşkil eden esas sermayenin korunması ilkesiydi [2].
Ancak modern ticaret hukukunun gereksinimleri, Avrupa Birliği’nin İkinci Yönergesi (77/91/AET) ve İsviçre Borçlar Kanunu’nun (İsvBK) m. 783 hükmü çerçevesinde, şirketlere belirli sınırlar ve sıkı güvenceler dâhilinde kendi paylarını iktisap edebilme serbestisi tanınmıştır [3]. Bu imkânın tanınmasındaki temel gaye; şirketin likidite fazlasını kullanabilmesi, ortaklıktan çıkma veya çıkarılma durumlarında esneklik sağlanması ve pay sahipleri arasındaki ihtilafların şirketin tüzel kişiliğine zarar vermeden çözülebilmesidir [4]. Bununla birlikte, pay sahiplerine sermaye iadesi yasağının ihlal edilmemesi, eşit işlem ilkesinin zedelenmemesi ve bilgi suistimalinin (insider trading) önüne geçilmesi adına bu serbesti, TTK m. 612’de çok katı mali ve hukuki sınırlamalara tabi tutulmuştur [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İktisap Şartları: Serbestçe Kullanılabilir Özkaynak ve Yüzde 10 Sınırı
TTK m. 612/1 hükmüne göre, limited şirketin kendi paylarını iktisap edebilmesinin ilk ve en önemli şartı, bu alımı finanse edebilecek "serbestçe kullanabileceği özkaynaklara" sahip olmasıdır [1]. İktisap edilecek payların bedeli, kanun veya şirket sözleşmesi uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçeler dışında kalan, şirketin serbest malvarlığından (örneğin geçmiş yıl kârları, serbest yedek akçeler) karşılanmalıdır [6]. İkinci şart ise miktar sınırıdır: Şirketin iktisap edeceği payların itibarî değerlerinin toplamı, esas sermayenin kural olarak %10’unu aşamaz [7]. Bu onluk sınır, şirketin sermaye yapısının içinin boşaltılmasını ve tüzel kişiliğin kendi kendisinin hâkim ortağı konumuna gelerek oy dengelerinin manipüle edilmesini önleme amacını taşır.
2.2. İstisnai Yüzde 20 Sınırı (Çıkma ve Çıkarılma Hâlleri)
TTK m. 612/2, genel %10'luk sınırın önemli bir istisnasını barındırır [1]. Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir çıkma (TTK m. 638) ya da çıkarılma (TTK m. 640) söz konusu olduğunda, sınır %20 olarak uygulanır [7], [1], [8]. Limited şirketlerde ortakların çıkma ve çıkarılma süreçlerinde, ayrılan ortağın paylarının gerçek değeri üzerinden ödenmesi (ayrılma akçesi) zarureti (TTK m. 641), şirketin bu payları geçici olarak kendi bünyesine almasını elzem kılabilir [9]. Bu gibi zaruret hâllerinde, %10'luk sınırın %20'ye kadar esnetilmesi (numerus clausus / sınırlı sayı ilkesiyle) kanunkoyucu tarafından makul görülmüştür [7].
2.3. İki Yıllık Elden Çıkarma veya İtfa Yükümlülüğü
Şirket esas sermayesinin %10’unu aşan oranda (yani %10 ile %20 arasındaki istisnai marjda) iktisap edilen paylar, şirketin bünyesinde kalıcı hâle getirilemez. TTK m. 612/2 uyarınca, bu payların en geç iki yıl içinde elden çıkarılması (üçüncü kişilere veya diğer ortaklara devri) veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilmesi (yok edilmesi) yasal bir zorunluluktur [7], [1], [10]. Bu kural, sermayenin yapay bir biçimde şişkin görünmesini engeller ve şirketin bir an evvel normal sermaye rasyosuna dönmesini mecbur kılar.
2.4. Yedek Akçe Ayrılması Zorunluluğu
Sermayenin korunması ilkesinin bir tezahürü olarak, TTK m. 612/3 uyarınca şirket kendi esas sermaye payları için ödediği tutar kadar pasifte bir "yedek akçe" (fon) ayırmak zorundadır [10]. Muhasebe tekniği açısından bu zorunluluk, şirketin aktifi ile pasifi arasındaki dengeyi korur; şirketin kendi paylarına bağladığı nakdin, bilançoda hayali bir kâr gibi görünüp ortaklara kâr payı olarak dağıtılmasını kesin surette engeller [11].
2.5. Hakların Donması ve Ek/Yan Yükümlülüklerin İstenememesi
Şirketin kendi paylarını iktisap etmesinin en çarpıcı kurumsal yönetim (corporate governance) sonucu, söz konusu paylara bağlı hakların donmasıdır. TTK m. 612/4 uyarınca, bu paylardan kaynaklanan oy hakları ve buna bağlı diğer haklar (genel kurula katılma, bilgi alma vb.), paylar şirketin elinde bulunduğu sürece kullanılamaz [10]. TTK m. 612/5 ise, limited şirketlere özgü bir kurum olan ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin, şirket kendi payına sahip olduğu sürece şirketten istenemeyeceğini emreder [12]. Zira tüzel kişinin kendi kendisine ek ödeme yapması veya yan edim ifa etmesi eşyanın tabiatına aykırıdır [13].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin TTK ve diğer temel mevzuat içindeki yeri ile bağlantıları aşağıda özetlenmiştir:
- TTK m. 379 vd. (Anonim Şirketlerin Kendi Paylarını İktisabı): A.Ş.'ler bakımından da kendi paylarını iktisap hususu benzer şartlarla (%10 sınırı) düzenlenmiştir [14]-[15]. Ancak A.Ş.'lerde genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi açık bir şart iken (TTK m. 379/2), limited şirket düzenlemesinde (TTK m. 612) genel kurul kararı zorunluluğundan sarahaten bahsedilmemiştir; bu durum doktrinde tartışmalara yol açmıştır [16], [17].
- TTK m. 520 (Kendi Payları İçin Yedek Akçe): Anonim şirketler bağlamında düzenlenen, iktisap edilen kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayrılması zorunluluğu, TTK m. 612/3 ile limited şirketler için de paralel biçimde emredilmiştir [18], [10].
- TTK m. 638, 640 ve 641 (Çıkma, Çıkarılma ve Ayrılma Akçesi): Ortakların şirketten çıkması veya haklı sebeple çıkarılmaları durumunda %20 istisnai sınırının devreye girmesi, ayrılma akçesinin ödenebilmesi için ayrılan kişinin paylarının devredilebiliyor olması veya sermaye azaltımı yapılması kurallarıyla (TTK m. 642) doğrudan ilintilidir [9], [19].
- TTK m. 619/2 (Oydan Yoksunluk): Şirketin kendi paylarını iktisap etmesi konulu bir genel kurul kararı alınacaksa (yönetim organının yetkisine bırakılmadığı ihtimalde), kendi payını şirkete devreden ortak bu kararda oy kullanamaz [20]-[21], [22].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları incelendiğinde, "sermayenin korunması" ilkesi katı bir şekilde uygulanmaktadır. Eski kanun döneminde verilmiş olmakla birlikte güncel felsefeyi de yansıtan Yargıtay 11. HD. 24.5.2011 T., E. 2008/8165, K. 2011/6285 sayılı kararında ifade edildiği üzere: "Şirket alacaklılarının yegâne teminatını teşkil eden şirket sermayesinin, payların geri alınması suretiyle pay sahiplerine iadesi mutlak surette yasaktır." [2].
Yeni dönem kararlarında da Yargıtay, TTK m. 612 uyarınca yapılacak işlemlerde %10 ve %20 oranlarına riayet edilmemesi yahut şirketin bilançosunda "serbestçe kullanılabilecek" özkaynak kalemi bulunmaksızın ortaklık paylarının şirket tarafından iktisap edilmesi hâlinde yapılan işlemin, Kanun’un emredici hükümlerine ve sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüz (batıl) sayılacağına hükmetmektedir [6].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X Limited Şirketi'nin 100.000 TL esas sermayesi bulunmakta olup, şirket kârlı bir yıl geçirmiş ve bilançosunda 40.000 TL serbest yedek akçe biriktirmiştir. Ortak A, sahip olduğu %8 (8.000 TL itibarî değerli) esas sermaye payını nakit ihtiyacı sebebiyle şirkete satmak istemektedir. Diğer ortakların onayı ile müdürler kurulu bu payı 20.000 TL bedelle şirket adına devralmıştır.
Hukuki analiz: İşlem TTK m. 612'ye tamamen uygundur. Şirketin serbest özkaynağı (40.000 TL), payların iktisap bedelini (20.000 TL) rahatlıkla karşılamaktadır. Devralınan payların itibarî değer toplamı (%8) kanundaki genel %10'luk sınırı aşmamaktadır. Şirket, muhasebe kayıtlarında derhal 20.000 TL tutarında "şirketin kendi paylarını iktisap yedeği" ayırmakla yükümlü olacak (TTK m. 612/3) ve bu %8'lik payın oy hakları şirket uhdesinde bulunduğu müddetçe donacaktır (TTK m. 612/4).
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Y Limited Şirketi'nde, şirketin faaliyetlerini engelleyen Ortak B, TTK m. 640 uyarınca haklı sebeple açılan dava neticesinde mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılmıştır. Ortak B'nin pay oranı %18'dir. Şirket, B'ye ödenmesi gereken ayrılma akçesini serbest fonlarından karşılayarak bu %18'lik payı kendi uhdesine almıştır. Ancak üzerinden üç yıl geçmesine rağmen şirket bu payları elden çıkarmamış veya sermaye azaltımına gitmemiştir.
Hukuki analiz: Çıkarılma dolayısıyla pay iktisabı söz konusu olduğundan, TTK m. 612/2 uyarınca %10'luk genel sınır %20 olarak uygulanmış ve şirketin %18 oranındaki payı iktisap etmesi başlangıçta hukuka uygun bulunmuştur. Ancak %10'u aşan kısmın (burada %8'lik fazlalık) kanunun emredici lafzı gereği "iki yıl içinde" elden çıkarılması veya sermaye azaltımı yoluyla itfa edilmesi gerekmekteydi. Üç yıl boyunca bu yasal sürenin ihlal edilmesi, şirketin yönetim organının (müdürlerin) hukuki sorumluluğunu (TTK m. 716 atfıyla m. 553) doğuracaktır. Aşımı oluşturan payların derhal sermaye azaltımı yoluyla yok edilmesi şarttır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Şirketin kendi paylarını devralırken yeterli serbest özkaynağa sahip olduğu ve yasal sınırların aşılmadığı hususunun ispat yükü, işlemi gerçekleştiren şirket yöneticilerindedir. Bu durum genellikle son onaylı bilanço ve ara bilançolar ile ispatlanır.
- Zamanaşımı / Süreler: %10 oranını aşan ve istisnai %20 sınırı dâhilinde iktisap edilen esas sermaye paylarının, iktisap tarihinden itibaren emredici nitelikteki iki (2) yıllık süre zarfında kesin surette elden çıkarılması veya sermaye azaltımı ile itfa edilmesi zorunludur [10].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kendi paylarını iktisap işlemi sebebiyle doğacak uyuşmazlıklarda, organların sorumluluğuna gidilmesi yahut işlemin butlanının tespiti taleplerinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, şirketin kendi payını iktisap etmesi anında bilançonun pasifinde bu iktisap bedeli kadar "özel yedek akçe" kalemi açılmasının unutulmasıdır. Keza, devralınan paylar hesaba katılarak genel kurul toplantı ve karar nisaplarının hesaplanması da (donan oy haklarına rağmen) sık rastlanan ağır bir hukuki sakatlık nedenidir [23]-[24], [17].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 612 hükmü ile ilgili en hararetli tartışma, genel kurulun yetkilendirmesi noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketler bağlamında TTK m. 379/2 açıkça "genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şarttır" hükmünü amirken, TTK m. 612'de genel kurulun müdürleri yetkilendirmesine dair sarih bir düzenleme bulunmamaktadır [16]-[17].
Öğretide Poroy / Tekinalp / Çamoğlu ve Pulaşlı, limited şirket genel hükümlerine ve kanunun ruhuna bakarak, şirketin kendi payını iktisabı sürecinde genel kurulun devre dışı bırakılamayacağını ve kararın salt çoğunluk veya önemli işlem sayılarak alınması gerektiğini ifade ederken; Kendigelen tek kişi ortaklı şirketlerde dahi kuralların varlığına dikkat çekmektedir [17]. Kanaatimizce, sermayenin korunması gibi şirketin bekasını ilgilendiren hayati bir konuda şirket müdürlerine tek başına bu yetkinin bırakılmamış olması gerektiği yönündeki yaklaşım, TTK'nın kurumsal yönetim ilkeleri ile daha uyumludur. Madde metninde yer alan "serbestçe kullanabileceği özkaynak" tabirinin muğlaklığı da, Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğleri ve TMS/TFRS standartları doğrultusunda objektifleştirilmeye muhtaçtır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 612. maddesi, limited şirketlerin kendi esas sermaye paylarını iktisap etmesini düzenleyen temel ve emredici bir kanun hükmüdür [1]. Mülga 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu (eTK) m. 526 uyarınca limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesi, sermaye koyma borcunun tamamen yerine getirilmiş olması koşulu dışında kural olarak mutlak bir yasaklamaya tabi tutulmuştu [2]. Bu yasaklayıcı rejimin temel felsefesi, şirket alacaklılarının yegâne teminatını teşkil eden esas sermayenin korunması ilkesiydi [2].
Ancak modern ticaret hukukunun gereksinimleri, Avrupa Birliği’nin İkinci Yönergesi (77/91/AET) ve İsviçre Borçlar Kanunu’nun (İsvBK) m. 783 hükmü çerçevesinde, şirketlere belirli sınırlar ve sıkı güvenceler dâhilinde kendi paylarını iktisap edebilme serbestisi tanınmıştır [3]. Bu imkânın tanınmasındaki temel gaye; şirketin likidite fazlasını kullanabilmesi, ortaklıktan çıkma veya çıkarılma durumlarında esneklik sağlanması ve pay sahipleri arasındaki ihtilafların şirketin tüzel kişiliğine zarar vermeden çözülebilmesidir [4]. Bununla birlikte, pay sahiplerine sermaye iadesi yasağının ihlal edilmemesi, eşit işlem ilkesinin zedelenmemesi ve bilgi suistimalinin (insider trading) önüne geçilmesi adına bu serbesti, TTK m. 612’de çok katı mali ve hukuki sınırlamalara tabi tutulmuştur [5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İktisap Şartları: Serbestçe Kullanılabilir Özkaynak ve Yüzde 10 Sınırı
TTK m. 612/1 hükmüne göre, limited şirketin kendi paylarını iktisap edebilmesinin ilk ve en önemli şartı, bu alımı finanse edebilecek "serbestçe kullanabileceği özkaynaklara" sahip olmasıdır [1]. İktisap edilecek payların bedeli, kanun veya şirket sözleşmesi uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçeler dışında kalan, şirketin serbest malvarlığından (örneğin geçmiş yıl kârları, serbest yedek akçeler) karşılanmalıdır [6]. İkinci şart ise miktar sınırıdır: Şirketin iktisap edeceği payların itibarî değerlerinin toplamı, esas sermayenin kural olarak %10’unu aşamaz [7]. Bu onluk sınır, şirketin sermaye yapısının içinin boşaltılmasını ve tüzel kişiliğin kendi kendisinin hâkim ortağı konumuna gelerek oy dengelerinin manipüle edilmesini önleme amacını taşır.
2.2. İstisnai Yüzde 20 Sınırı (Çıkma ve Çıkarılma Hâlleri)
TTK m. 612/2, genel %10'luk sınırın önemli bir istisnasını barındırır [1]. Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir çıkma (TTK m. 638) ya da çıkarılma (TTK m. 640) söz konusu olduğunda, sınır %20 olarak uygulanır [7], [1], [8]. Limited şirketlerde ortakların çıkma ve çıkarılma süreçlerinde, ayrılan ortağın paylarının gerçek değeri üzerinden ödenmesi (ayrılma akçesi) zarureti (TTK m. 641), şirketin bu payları geçici olarak kendi bünyesine almasını elzem kılabilir [9]. Bu gibi zaruret hâllerinde, %10'luk sınırın %20'ye kadar esnetilmesi (numerus clausus / sınırlı sayı ilkesiyle) kanunkoyucu tarafından makul görülmüştür [7].
2.3. İki Yıllık Elden Çıkarma veya İtfa Yükümlülüğü
Şirket esas sermayesinin %10’unu aşan oranda (yani %10 ile %20 arasındaki istisnai marjda) iktisap edilen paylar, şirketin bünyesinde kalıcı hâle getirilemez. TTK m. 612/2 uyarınca, bu payların en geç iki yıl içinde elden çıkarılması (üçüncü kişilere veya diğer ortaklara devri) veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilmesi (yok edilmesi) yasal bir zorunluluktur [7], [1], [10]. Bu kural, sermayenin yapay bir biçimde şişkin görünmesini engeller ve şirketin bir an evvel normal sermaye rasyosuna dönmesini mecbur kılar.
2.4. Yedek Akçe Ayrılması Zorunluluğu
Sermayenin korunması ilkesinin bir tezahürü olarak, TTK m. 612/3 uyarınca şirket kendi esas sermaye payları için ödediği tutar kadar pasifte bir "yedek akçe" (fon) ayırmak zorundadır [10]. Muhasebe tekniği açısından bu zorunluluk, şirketin aktifi ile pasifi arasındaki dengeyi korur; şirketin kendi paylarına bağladığı nakdin, bilançoda hayali bir kâr gibi görünüp ortaklara kâr payı olarak dağıtılmasını kesin surette engeller [11].
2.5. Hakların Donması ve Ek/Yan Yükümlülüklerin İstenememesi
Şirketin kendi paylarını iktisap etmesinin en çarpıcı kurumsal yönetim (corporate governance) sonucu, söz konusu paylara bağlı hakların donmasıdır. TTK m. 612/4 uyarınca, bu paylardan kaynaklanan oy hakları ve buna bağlı diğer haklar (genel kurula katılma, bilgi alma vb.), paylar şirketin elinde bulunduğu sürece kullanılamaz [10]. TTK m. 612/5 ise, limited şirketlere özgü bir kurum olan ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin, şirket kendi payına sahip olduğu sürece şirketten istenemeyeceğini emreder [12]. Zira tüzel kişinin kendi kendisine ek ödeme yapması veya yan edim ifa etmesi eşyanın tabiatına aykırıdır [13].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin TTK ve diğer temel mevzuat içindeki yeri ile bağlantıları aşağıda özetlenmiştir:
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları incelendiğinde, "sermayenin korunması" ilkesi katı bir şekilde uygulanmaktadır. Eski kanun döneminde verilmiş olmakla birlikte güncel felsefeyi de yansıtan Yargıtay 11. HD. 24.5.2011 T., E. 2008/8165, K. 2011/6285 sayılı kararında ifade edildiği üzere: "Şirket alacaklılarının yegâne teminatını teşkil eden şirket sermayesinin, payların geri alınması suretiyle pay sahiplerine iadesi mutlak surette yasaktır." [2].
Yeni dönem kararlarında da Yargıtay, TTK m. 612 uyarınca yapılacak işlemlerde %10 ve %20 oranlarına riayet edilmemesi yahut şirketin bilançosunda "serbestçe kullanılabilecek" özkaynak kalemi bulunmaksızın ortaklık paylarının şirket tarafından iktisap edilmesi hâlinde yapılan işlemin, Kanun’un emredici hükümlerine ve sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüz (batıl) sayılacağına hükmetmektedir [6].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): X Limited Şirketi'nin 100.000 TL esas sermayesi bulunmakta olup, şirket kârlı bir yıl geçirmiş ve bilançosunda 40.000 TL serbest yedek akçe biriktirmiştir. Ortak A, sahip olduğu %8 (8.000 TL itibarî değerli) esas sermaye payını nakit ihtiyacı sebebiyle şirkete satmak istemektedir. Diğer ortakların onayı ile müdürler kurulu bu payı 20.000 TL bedelle şirket adına devralmıştır. Hukuki analiz: İşlem TTK m. 612'ye tamamen uygundur. Şirketin serbest özkaynağı (40.000 TL), payların iktisap bedelini (20.000 TL) rahatlıkla karşılamaktadır. Devralınan payların itibarî değer toplamı (%8) kanundaki genel %10'luk sınırı aşmamaktadır. Şirket, muhasebe kayıtlarında derhal 20.000 TL tutarında "şirketin kendi paylarını iktisap yedeği" ayırmakla yükümlü olacak (TTK m. 612/3) ve bu %8'lik payın oy hakları şirket uhdesinde bulunduğu müddetçe donacaktır (TTK m. 612/4).
Olay 2 (kurmaca senaryo): Y Limited Şirketi'nde, şirketin faaliyetlerini engelleyen Ortak B, TTK m. 640 uyarınca haklı sebeple açılan dava neticesinde mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılmıştır. Ortak B'nin pay oranı %18'dir. Şirket, B'ye ödenmesi gereken ayrılma akçesini serbest fonlarından karşılayarak bu %18'lik payı kendi uhdesine almıştır. Ancak üzerinden üç yıl geçmesine rağmen şirket bu payları elden çıkarmamış veya sermaye azaltımına gitmemiştir. Hukuki analiz: Çıkarılma dolayısıyla pay iktisabı söz konusu olduğundan, TTK m. 612/2 uyarınca %10'luk genel sınır %20 olarak uygulanmış ve şirketin %18 oranındaki payı iktisap etmesi başlangıçta hukuka uygun bulunmuştur. Ancak %10'u aşan kısmın (burada %8'lik fazlalık) kanunun emredici lafzı gereği "iki yıl içinde" elden çıkarılması veya sermaye azaltımı yoluyla itfa edilmesi gerekmekteydi. Üç yıl boyunca bu yasal sürenin ihlal edilmesi, şirketin yönetim organının (müdürlerin) hukuki sorumluluğunu (TTK m. 716 atfıyla m. 553) doğuracaktır. Aşımı oluşturan payların derhal sermaye azaltımı yoluyla yok edilmesi şarttır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 612 hükmü ile ilgili en hararetli tartışma, genel kurulun yetkilendirmesi noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketler bağlamında TTK m. 379/2 açıkça "genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şarttır" hükmünü amirken, TTK m. 612'de genel kurulun müdürleri yetkilendirmesine dair sarih bir düzenleme bulunmamaktadır [16]-[17].
Öğretide Poroy / Tekinalp / Çamoğlu ve Pulaşlı, limited şirket genel hükümlerine ve kanunun ruhuna bakarak, şirketin kendi payını iktisabı sürecinde genel kurulun devre dışı bırakılamayacağını ve kararın salt çoğunluk veya önemli işlem sayılarak alınması gerektiğini ifade ederken; Kendigelen tek kişi ortaklı şirketlerde dahi kuralların varlığına dikkat çekmektedir [17]. Kanaatimizce, sermayenin korunması gibi şirketin bekasını ilgilendiren hayati bir konuda şirket müdürlerine tek başına bu yetkinin bırakılmamış olması gerektiği yönündeki yaklaşım, TTK'nın kurumsal yönetim ilkeleri ile daha uyumludur. Madde metninde yer alan "serbestçe kullanabileceği özkaynak" tabirinin muğlaklığı da, Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliğleri ve TMS/TFRS standartları doğrultusunda objektifleştirilmeye muhtaçtır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.