1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 608. maddesi, limited şirketlerde kâr payı (temettü) ve yedek akçelere ilişkin temel prensipleri, hesaplama usulünü ve genel kurulun yedek akçe ayırma yetkisinin sınırlarını düzenlemektedir. Madde, sermaye şirketlerinin en temel gayesi olan "kâr elde etme ve bunu ortaklara dağıtma" amacının limited şirketler özgülündeki yasal çerçevesini oluşturmaktadır.
Anonim şirketlerdeki kâr dağıtım rejimine benzer bir altyapı benimsenmekle birlikte, limited şirketlerin şahıs şirketi unsurları taşıyan doğası ve özellikle "ek ödeme yükümlülüğü" gibi kurumların varlığı, kâr payı hesaplamasında TTK m. 608'i anonim şirketlere uygulanan kurallardan (TTK m. 508) kesin çizgilerle ayırmaktadır [1, 2]. Kanun koyucu, kârın salt net dönem kârı ve serbest yedek akçelerden dağıtılabileceği emredici kuralını koyarak sermayenin korunması ilkesini tahkim etmiş; aynı zamanda genel kurulun keyfi kararlarla kâr dağıtımını engelleyerek azınlık ortakları mağdur etmesinin önüne geçmek için yedek akçe ayrılmasını çok sıkı maddi ve şekli şartlara bağlamıştır [3-5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Net Dönem Kârı ve Serbest Yedek Akçelerden Dağıtım Kuralı (m. 608/1)
Maddenin birinci fıkrası uyarınca, kâr payı sadece net dönem kârından ve bu amaç için ayrılmış yedek akçelerden (serbest yedek akçelerden) dağıtılabilir [1, 6]. Net dönem kârı, yıllık bilançoya göre saptanan yıllık kârdan, geçmiş yıllara ait zararların ve şirketin ödemekle yükümlü olduğu vergi ve mali yükümlülüklerin düşülmesiyle elde edilen tutardır [1]. Kanun koyucu kâr dağıtım kararının alınabilmesini önleyici bir şarta bağlamıştır: Kanuni ve şirket sözleşmesinde öngörülen yedek akçeler ayrılmadıkça kâr payı dağıtımına karar verilemez [7]. Bu kural, sermayenin korunması ilkesinin bir tezahürü olup, şirketin özvarlığının erimesini ve alacaklıların teminatının tehlikeye düşmesini engelleme amacı taşır. Dağıtım kararı ancak genel kurul tarafından alınabilir ve bu yetki devredilemez niteliktedir [8, 9].
2.2. Kâr Payının Hesaplanma Usulü ve Ek Ödeme Yükümlülüğünün Etkisi (m. 608/2)
İkinci fıkra, limited şirketler hukukunda kârın hangi kritere göre dağıtılacağını belirleyen ve yedek (tamamlayıcı) nitelikte olan temel kuralı ihtiva eder. Şirket sözleşmesiyle aksi öngörülmedikçe kâr payı, esas sermaye payının itibarî değerine (nominal değere) oranla hesaplanır [2, 10]. Bu kural, anonim şirketlerde uygulanan "sermaye için yapılan ödemelerle (ifa edilen oranla) orantılı kâr payı" (TTK m. 508/1) kuralından bilinçli bir sapmadır. İlgili fıkranın en kritik unsuru ise, ortak tarafından ifa edilmiş olan "ek ödeme yükümlülüklerinin" tutarının kâr payının hesaplanmasında itibarî değere eklenmesidir [2, 10, 11]. Kanun koyucu, şirketin finansal darboğazını aşmak için ek ödeme yaparak külfete katlanan ortağı, kâr payı dağıtımında ödüllendirmekte ve bu ödemeleri adeta bir "ek sermaye" gibi değerlendirmektedir [11].
2.3. Genel Kurulun Olağanüstü Yedek Akçe Ayırma Yetkisinin Sınırlandırılması (m. 608/3)
Üçüncü fıkra, kâr payı dağıtımını engelleyerek azınlığı baskı altına alma potansiyeli taşıyan çoğunluk diktasına karşı getirilmiş emredici bir kalkan niteliğindedir. Genel kurul, kanun veya şirket sözleşmesinde öngörülmeyen yedek akçelerin ayrılmasına ancak kümülatif şartların varlığı halinde karar verebilir: (i) Zararların karşılanması için gereklilik veya şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacının "ciddi bir şekilde" ortaya konulması, (ii) Bütün ortakların menfaatinin bunu haklı göstermesi ve (iii) Bu hususların şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olması [3-5]. Bu şartların kümülatif olarak gerçekleşmemesi halinde alınan kârı yedek akçeye aktarma kararları, dürüstlük kuralına ve kanuna aykırılık teşkil edeceğinden iptal davasına konu olabilecektir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 519 (Kanuni Yedek Akçeler): TTK m. 610 uyarınca anonim şirketlerin yedek akçelere ilişkin hükümleri limited şirketlere de uygulanır [12, 13]. Kâr payı dağıtılabilmesi için TTK m. 519'da öngörülen birinci ve ikinci tertip yasal yedek akçelerin mutlak surette ayrılması gerekmektedir [12, 14].
- TTK m. 508 (Anonim Şirketlerde Kâr Payı): TTK m. 508/1 anonim şirketlerde kâr payının, pay sahibinin şirkete yaptığı "ödemelerle" orantılı hesaplanmasını emrederken; TTK m. 608/2 limited şirketlerde "itibarî değere" göre hesaplanacağını kurala bağlamıştır [15-17]. İki şirket türü arasındaki bu sistematik fark, kanun koyucunun limited şirketin şahıs şirketi özelliklerine yaklaşan yapısını dikkate almasından kaynaklanır.
- TTK m. 603 ve 605 (Ek Ödeme Yükümlülüğü ve İadesi): Kâr payı hesabında itibarî değere eklenecek olan miktar, TTK m. 603 uyarınca talep edilmiş ve m. 605 çerçevesinde henüz ortağa iade edilmemiş olan ek ödemelerdir [11]. Eğer ek ödeme iade edilmişse, artık kâr payı hesabına dâhil edilemez.
- TTK m. 611 (Haksız Alınan Kâr Paylarının Geri Verilmesi): TTK m. 608/1'e aykırı olarak, bilanço kâr göstermemesine veya yeterli serbest yedek akçe bulunmamasına rağmen dağıtılan kâr payları haksız kâr payı sayılır ve m. 611 uyarınca iadesi istenir [13, 18].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamaları incelendiğinde, ortakların en temel mali hakkı olan kâr payı alma hakkının korunmasına büyük önem atfedildiği görülmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, haklı bir neden yokken kâr dağıtımının şirket genel kurulunca veya çoğunluk ortakların oylarıyla sürekli engellenmesi, azınlık ortaklar bakımından haklı sebeple fesih (TTK m. 636) davasına gerekçe oluşturmaktadır [19]. Yüksek Mahkeme, şirket kâr elde etmesine rağmen bu kârın ısrarla dağıtılmayarak şirkette tutulmasını ve ortakların mali haklardan mahrum edilmesini dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı bulmakta ve çoğunluğun azınlığı ezmesi olarak değerlendirmektedir. Ayrıca, dağıtım kararı olmaksızın ortaklara avans veya kâr adı altında yapılan kanuna aykırı ödemelerin şirket malvarlığını eksiltici nitelikte olduğu ve sebepsiz zenginleşme ya da haksız kârın iadesi kuralları gereği şirkete iadesinin gerektiği içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
X Limited Şirketi, 2024 yılı faaliyet dönemi sonucunda yüksek miktarda net dönem kârı elde etmiştir. Şirket genel kurulunda çoğunluk payına sahip olan (A), söz konusu kârın dağıtılmayarak tamamının şirketin yeni bir sektöre girmesi için "olağanüstü yedek akçe" olarak ayrılması yönünde karar aldırmıştır. Azınlık pay sahibi (B), şirket sözleşmesinde olağanüstü yedek akçe ayrılmasına ilişkin hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen alınan bu karara muhalefet etmiş ve tutanağa geçirtmiştir.
Hukuki Analiz: TTK m. 608/3 uyarınca genel kurulun kanunda öngörülmeyen bir yedek akçe ayırabilmesi için, diğer maddi şartların (şirket gelişimi için yatırım ihtiyacı vb.) yanı sıra bu hususun "şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olması" şartı aranmaktadır [3-5]. Şirket sözleşmesinde böyle bir düzenleme bulunmadığından, çoğunluğun aldığı kârı yedek akçeye aktarma kararı TTK m. 608/3 emredici hükmüne aykırıdır ve (B) tarafından açılacak bir genel kurul kararının iptali davasında (TTK m. 622 atfıyla m. 445) mahkemece iptal edilmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Y Limited Şirketi'nde (C)'nin itibarî değeri 100.000 TL, (D)'nin itibarî değeri 100.000 TL olan esas sermaye payı bulunmaktadır. (C), sermaye taahhüdünün tamamını ödemiş; (D) ise henüz 25.000 TL'sini ödemiştir. Ayrıca (C), geçmiş yıllarda şirketin finansal darboğazını aşması için usulüne uygun olarak kendisinden talep edilen 50.000 TL "ek ödeme yükümlülüğünü" ifa etmiştir ve bu tutar henüz iade edilmemiştir. Genel kurul kâr dağıtım kararı aldığında kârı (C) ve (D) arasında yarı yarıya (100k/100k) paylaştırmıştır.
Hukuki Analiz: TTK m. 608/2 uyarınca, sözleşmede aksi öngörülmedikçe kâr payı "ödenen" değil, "itibarî değere" göre hesaplanır [2, 10]. Bu nedenle (D)'nin eksik ödeme yapmış olması kâr payı oranını (itibarî değeri aynı kaldığı sürece) düşürmez. Ancak, (C)'nin ifa ettiği 50.000 TL ek ödeme tutarı, kanun gereği kâr payı hesabında itibarî değere eklenmelidir [10, 11]. Dolayısıyla kâr dağıtımı (C) için 150.000 TL, (D) için 100.000 TL matrah (toplam 250.000 TL) üzerinden oransal olarak yapılmalıdır. Alınan genel kurul kararı kanuna aykırıdır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kâr payının kanuna aykırı hesaplandığını veya yedek akçe ayırma kararının TTK m. 608/3'teki unsurları taşımadığını (örneğin yatırım ihtiyacının fiktif olduğunu) iddia eden pay sahibi, iptal davasında bu iddialarını ispatla mükelleftir.
- Zamanaşımı / Süreler: Kâr payı dağıtım kararı veya haksız yedek akçe ayrılması kararına karşı açılacak iptal davası, genel kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde açılmalıdır (TTK m. 622 atfıyla m. 445) [20, 21]. Dağıtılan haksız kârın iadesi istemleri ise paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl, iyiniyet halinde iki yıl içinde zamanaşımına uğrar (TTK m. 611/3) [22, 23].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kâr payı uyuşmazlıkları ve genel kurul kararının iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [21].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada limited şirketlerin en sık düştüğü hatalardan biri, şirketin şirket sözleşmesinde hiçbir düzenleme olmamasına rağmen vergi avantajları veya fon biriktirme gibi mülahazalarla genel kurul kararıyla net kârı isteğe bağlı yedek akçelere (geçmiş yıl kârları hesabına) aktarmasıdır. İkinci büyük hata ise TTK m. 608/2 emredici olmadığı halde, şirket sözleşmesinde "kâr payı ödenen sermaye oranında dağıtılır" hükmü bulunmaksızın doğrudan ifa edilen sermayeye göre fiili dağıtım yapılmasıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 608/2 düzenlemesi, doktrinde çok ciddi tartışmalara ve eleştirilere konu olmuştur. Tartışmanın özü, anonim şirketlerde kâr payının sermaye koyma borcuna karşılık "yapılan ödemelerle orantılı" (TTK m. 508/1) dağıtılması kuralı varken, sermaye şirketi olan limited şirketlerde neden "itibarî değere oranla" (TTK m. 608/2) kâr dağıtımı yapılacağı meselesidir.
Doktrinde Bilgili/Demirkapı gibi bazı yazarlar, sermaye borcunu ifa etmeyen ortak ile borcunu ifa eden ortağın kâr payı dağıtımında aynı itibarî değere sahip oldukları için eşit tutulmasının kanunun genel sistematiğine ve sermaye şirketi niteliğine aykırı olduğunu iddia etmektedir [24]. Bu yazarlar, TTK m. 608/2 hükmünü "gerçek olmayan (kural içi) boşluk" olarak nitelendirmekte ve kıyas yoluyla TTK m. 508/1'in uygulanarak kârın ifa edilen ödeme oranında dağıtılması gerektiğini savunmaktadır [24].
Buna mukabil, Bahtiyar başta olmak üzere hâkim doktrin; kanun koyucunun bu farklılığı bilinçli yarattığını, TTK m. 608/2 lafzının son derece açık olduğunu ve bu açıklık karşısında hakimin kural içi boşluk yaratarak anonim şirket hükümlerine gidemeyeceğini belirtmektedir [16, 24]. Zira kanun koyucu, limited şirketi salt bir sermaye şirketi olarak görmemiş, şahıs şirketi unsurlarını da barındırdığı tespitiyle, ek ödeme ve yan edim gibi yükümlülüklerle donatılan ortağa, ifa ettiği ek ödemeleri itibarî değere ekleme imkanı sunarak kendi içinde tutarlı (sui generis) bir adalet mekanizması (dengeleme) kurmuştur [11, 16]. Buna göre, limited şirket ortakları kâr payını itibarî değerden değil de ifa ettikleri sermaye oranında almak istiyorlarsa, m. 608/2'nin onlara tanıdığı serbesti çerçevesinde şirket sözleşmesine farklı bir kâr dağıtım esası koymalıdırlar; aksi takdirde kanunun açık hükmü "itibarî değer" üzerinden işlem yapılmasını emreder.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 608. maddesi, limited şirketlerde kâr payı (temettü) ve yedek akçelere ilişkin temel prensipleri, hesaplama usulünü ve genel kurulun yedek akçe ayırma yetkisinin sınırlarını düzenlemektedir. Madde, sermaye şirketlerinin en temel gayesi olan "kâr elde etme ve bunu ortaklara dağıtma" amacının limited şirketler özgülündeki yasal çerçevesini oluşturmaktadır.
Anonim şirketlerdeki kâr dağıtım rejimine benzer bir altyapı benimsenmekle birlikte, limited şirketlerin şahıs şirketi unsurları taşıyan doğası ve özellikle "ek ödeme yükümlülüğü" gibi kurumların varlığı, kâr payı hesaplamasında TTK m. 608'i anonim şirketlere uygulanan kurallardan (TTK m. 508) kesin çizgilerle ayırmaktadır [1, 2]. Kanun koyucu, kârın salt net dönem kârı ve serbest yedek akçelerden dağıtılabileceği emredici kuralını koyarak sermayenin korunması ilkesini tahkim etmiş; aynı zamanda genel kurulun keyfi kararlarla kâr dağıtımını engelleyerek azınlık ortakları mağdur etmesinin önüne geçmek için yedek akçe ayrılmasını çok sıkı maddi ve şekli şartlara bağlamıştır [3-5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Net Dönem Kârı ve Serbest Yedek Akçelerden Dağıtım Kuralı (m. 608/1)
Maddenin birinci fıkrası uyarınca, kâr payı sadece net dönem kârından ve bu amaç için ayrılmış yedek akçelerden (serbest yedek akçelerden) dağıtılabilir [1, 6]. Net dönem kârı, yıllık bilançoya göre saptanan yıllık kârdan, geçmiş yıllara ait zararların ve şirketin ödemekle yükümlü olduğu vergi ve mali yükümlülüklerin düşülmesiyle elde edilen tutardır [1]. Kanun koyucu kâr dağıtım kararının alınabilmesini önleyici bir şarta bağlamıştır: Kanuni ve şirket sözleşmesinde öngörülen yedek akçeler ayrılmadıkça kâr payı dağıtımına karar verilemez [7]. Bu kural, sermayenin korunması ilkesinin bir tezahürü olup, şirketin özvarlığının erimesini ve alacaklıların teminatının tehlikeye düşmesini engelleme amacı taşır. Dağıtım kararı ancak genel kurul tarafından alınabilir ve bu yetki devredilemez niteliktedir [8, 9].
2.2. Kâr Payının Hesaplanma Usulü ve Ek Ödeme Yükümlülüğünün Etkisi (m. 608/2)
İkinci fıkra, limited şirketler hukukunda kârın hangi kritere göre dağıtılacağını belirleyen ve yedek (tamamlayıcı) nitelikte olan temel kuralı ihtiva eder. Şirket sözleşmesiyle aksi öngörülmedikçe kâr payı, esas sermaye payının itibarî değerine (nominal değere) oranla hesaplanır [2, 10]. Bu kural, anonim şirketlerde uygulanan "sermaye için yapılan ödemelerle (ifa edilen oranla) orantılı kâr payı" (TTK m. 508/1) kuralından bilinçli bir sapmadır. İlgili fıkranın en kritik unsuru ise, ortak tarafından ifa edilmiş olan "ek ödeme yükümlülüklerinin" tutarının kâr payının hesaplanmasında itibarî değere eklenmesidir [2, 10, 11]. Kanun koyucu, şirketin finansal darboğazını aşmak için ek ödeme yaparak külfete katlanan ortağı, kâr payı dağıtımında ödüllendirmekte ve bu ödemeleri adeta bir "ek sermaye" gibi değerlendirmektedir [11].
2.3. Genel Kurulun Olağanüstü Yedek Akçe Ayırma Yetkisinin Sınırlandırılması (m. 608/3)
Üçüncü fıkra, kâr payı dağıtımını engelleyerek azınlığı baskı altına alma potansiyeli taşıyan çoğunluk diktasına karşı getirilmiş emredici bir kalkan niteliğindedir. Genel kurul, kanun veya şirket sözleşmesinde öngörülmeyen yedek akçelerin ayrılmasına ancak kümülatif şartların varlığı halinde karar verebilir: (i) Zararların karşılanması için gereklilik veya şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacının "ciddi bir şekilde" ortaya konulması, (ii) Bütün ortakların menfaatinin bunu haklı göstermesi ve (iii) Bu hususların şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olması [3-5]. Bu şartların kümülatif olarak gerçekleşmemesi halinde alınan kârı yedek akçeye aktarma kararları, dürüstlük kuralına ve kanuna aykırılık teşkil edeceğinden iptal davasına konu olabilecektir.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamaları incelendiğinde, ortakların en temel mali hakkı olan kâr payı alma hakkının korunmasına büyük önem atfedildiği görülmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, haklı bir neden yokken kâr dağıtımının şirket genel kurulunca veya çoğunluk ortakların oylarıyla sürekli engellenmesi, azınlık ortaklar bakımından haklı sebeple fesih (TTK m. 636) davasına gerekçe oluşturmaktadır [19]. Yüksek Mahkeme, şirket kâr elde etmesine rağmen bu kârın ısrarla dağıtılmayarak şirkette tutulmasını ve ortakların mali haklardan mahrum edilmesini dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı bulmakta ve çoğunluğun azınlığı ezmesi olarak değerlendirmektedir. Ayrıca, dağıtım kararı olmaksızın ortaklara avans veya kâr adı altında yapılan kanuna aykırı ödemelerin şirket malvarlığını eksiltici nitelikte olduğu ve sebepsiz zenginleşme ya da haksız kârın iadesi kuralları gereği şirkete iadesinin gerektiği içtihat edilmiştir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Limited Şirketi, 2024 yılı faaliyet dönemi sonucunda yüksek miktarda net dönem kârı elde etmiştir. Şirket genel kurulunda çoğunluk payına sahip olan (A), söz konusu kârın dağıtılmayarak tamamının şirketin yeni bir sektöre girmesi için "olağanüstü yedek akçe" olarak ayrılması yönünde karar aldırmıştır. Azınlık pay sahibi (B), şirket sözleşmesinde olağanüstü yedek akçe ayrılmasına ilişkin hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen alınan bu karara muhalefet etmiş ve tutanağa geçirtmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 608/3 uyarınca genel kurulun kanunda öngörülmeyen bir yedek akçe ayırabilmesi için, diğer maddi şartların (şirket gelişimi için yatırım ihtiyacı vb.) yanı sıra bu hususun "şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olması" şartı aranmaktadır [3-5]. Şirket sözleşmesinde böyle bir düzenleme bulunmadığından, çoğunluğun aldığı kârı yedek akçeye aktarma kararı TTK m. 608/3 emredici hükmüne aykırıdır ve (B) tarafından açılacak bir genel kurul kararının iptali davasında (TTK m. 622 atfıyla m. 445) mahkemece iptal edilmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Y Limited Şirketi'nde (C)'nin itibarî değeri 100.000 TL, (D)'nin itibarî değeri 100.000 TL olan esas sermaye payı bulunmaktadır. (C), sermaye taahhüdünün tamamını ödemiş; (D) ise henüz 25.000 TL'sini ödemiştir. Ayrıca (C), geçmiş yıllarda şirketin finansal darboğazını aşması için usulüne uygun olarak kendisinden talep edilen 50.000 TL "ek ödeme yükümlülüğünü" ifa etmiştir ve bu tutar henüz iade edilmemiştir. Genel kurul kâr dağıtım kararı aldığında kârı (C) ve (D) arasında yarı yarıya (100k/100k) paylaştırmıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 608/2 uyarınca, sözleşmede aksi öngörülmedikçe kâr payı "ödenen" değil, "itibarî değere" göre hesaplanır [2, 10]. Bu nedenle (D)'nin eksik ödeme yapmış olması kâr payı oranını (itibarî değeri aynı kaldığı sürece) düşürmez. Ancak, (C)'nin ifa ettiği 50.000 TL ek ödeme tutarı, kanun gereği kâr payı hesabında itibarî değere eklenmelidir [10, 11]. Dolayısıyla kâr dağıtımı (C) için 150.000 TL, (D) için 100.000 TL matrah (toplam 250.000 TL) üzerinden oransal olarak yapılmalıdır. Alınan genel kurul kararı kanuna aykırıdır.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 608/2 düzenlemesi, doktrinde çok ciddi tartışmalara ve eleştirilere konu olmuştur. Tartışmanın özü, anonim şirketlerde kâr payının sermaye koyma borcuna karşılık "yapılan ödemelerle orantılı" (TTK m. 508/1) dağıtılması kuralı varken, sermaye şirketi olan limited şirketlerde neden "itibarî değere oranla" (TTK m. 608/2) kâr dağıtımı yapılacağı meselesidir.
Doktrinde Bilgili/Demirkapı gibi bazı yazarlar, sermaye borcunu ifa etmeyen ortak ile borcunu ifa eden ortağın kâr payı dağıtımında aynı itibarî değere sahip oldukları için eşit tutulmasının kanunun genel sistematiğine ve sermaye şirketi niteliğine aykırı olduğunu iddia etmektedir [24]. Bu yazarlar, TTK m. 608/2 hükmünü "gerçek olmayan (kural içi) boşluk" olarak nitelendirmekte ve kıyas yoluyla TTK m. 508/1'in uygulanarak kârın ifa edilen ödeme oranında dağıtılması gerektiğini savunmaktadır [24].
Buna mukabil, Bahtiyar başta olmak üzere hâkim doktrin; kanun koyucunun bu farklılığı bilinçli yarattığını, TTK m. 608/2 lafzının son derece açık olduğunu ve bu açıklık karşısında hakimin kural içi boşluk yaratarak anonim şirket hükümlerine gidemeyeceğini belirtmektedir [16, 24]. Zira kanun koyucu, limited şirketi salt bir sermaye şirketi olarak görmemiş, şahıs şirketi unsurlarını da barındırdığı tespitiyle, ek ödeme ve yan edim gibi yükümlülüklerle donatılan ortağa, ifa ettiği ek ödemeleri itibarî değere ekleme imkanı sunarak kendi içinde tutarlı (sui generis) bir adalet mekanizması (dengeleme) kurmuştur [11, 16]. Buna göre, limited şirket ortakları kâr payını itibarî değerden değil de ifa ettikleri sermaye oranında almak istiyorlarsa, m. 608/2'nin onlara tanıdığı serbesti çerçevesinde şirket sözleşmesine farklı bir kâr dağıtım esası koymalıdırlar; aksi takdirde kanunun açık hükmü "itibarî değer" üzerinden işlem yapılmasını emreder.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.