RESMİ METİN

**III

  • Sonradan öngörülme**

Madde 607 - (1) Şirket sözleşmesini değiştirip, ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), limited şirketleri, anonim şirketlere nazaran daha fazla şahıs şirketi unsuru barındıran, ortakların kişisel özelliklerinin ve şirkete olan bağlılıklarının önem taşıdığı bir sermaye şirketi tipi olarak kurgulamıştır. Bu şahıs unsuru odaklı yapının en somut yansımalarından biri, ortakların sadece taahhüt ettikleri esas sermaye payını ödemekle sınırlı olan asli borçlarının (tek borç ilkesi) yanı sıra, şirket sözleşmesinde öngörülmek şartıyla "ek ödeme yükümlülüğü" ve "yan edim yükümlülüğü" altına da sokulabilmeleridir [1, 2].

TTK m. 607 hükmü, limited şirketlerde sonradan (kuruluş aşamasından sonra) yapılacak esas sözleşme değişiklikleriyle ortaklara ek veya yan edim yükümlülükleri getirilmesi yahut mevcut yükümlülüklerin ağırlaştırılması usulünü düzenleyen emredici bir kuraldır [3, 4]. Düzenlemenin ratio legis'i (konuluş amacı), sermaye şirketlerine hâkim olan "sınırlı sorumluluk" ilkesini ve ortakların müktesep (kazanılmış) haklarını, çoğunluk tahakkümüne karşı korumaktır. Hiçbir ortak, kendi hür iradesi ve açık onayı olmaksızın, şirkete girerken öngörmediği yeni bir mali külfet veya şahsi ifa borcu altına sokulamaz [5, 6].

Bu bağlamda TTK m. 607, sadece genel kurulun olağan veya ağırlaştırılmış nisaplarla (örneğin TTK m. 589 uyarınca sermayenin üçte ikisi ile) alacağı bir kararı yeterli görmemiş, bizzat yükümlülük altına girecek olan şahısların (ilgili ortakların) özel onayını kurucu bir unsur olarak aramıştır [7, 8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ek Ödeme Yükümlülüğü

Ek ödeme yükümlülüğü, limited şirket ortaklarının, kanunda sınırlı olarak sayılan şartların (bilanço açığı bulunması, şirketin ek araçlar olmaksızın faaliyetlerine devam edememesi vb.) gerçekleşmesi halinde, esas sermaye pay bedelleri dışında şirkete nakdi ödemede bulunma zorunluluğudur [9, 10]. Bu kurum, esas sermaye temininden farklı olarak, alacaklıları doğrudan korumaktan ziyade, finansal yönden kötü duruma düşen şirketin iç kaynaklarla rehabilite edilmesini (sanierung) sağlayan bir ek finansman aracıdır [11, 12]. TTK m. 603/3 uyarınca bu yükümlülük, esas sermaye payının itibari değerinin en fazla iki katı ile sınırlandırılabilir [13]. TTK m. 607 kapsamında sonradan bir ek ödeme yükümlülüğü ihdası, ortağın mali riskini doğrudan artırdığı için çok katı bir koruma rejimine tabi tutulmuştur.

2.2. Yan Edim Yükümlülüğü

Yan edim yükümlülükleri, TTK m. 606 uyarınca limited şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet eden (örneğin bir tarım şirketine süt veya şeker pancarı teslim etmek, şirkete ait bir taşınmazı kiralamak gibi) yapma, yapmama veya katlanma şeklindeki edimlerdir [14, 15]. Bu edimler nakdi bir sermaye borcu olmamakla birlikte, ortağın şahsi emeğine, ticari faaliyetine veya malvarlığına yönelik sürekli bir borç ilişkisi doğurur. TTK m. 607, bu yükümlülüklerin sonradan öngörülmesini veya kapsamının genişletilmesini de tıpkı ek ödeme yükümlülüğünde olduğu gibi onaya bağlamıştır.

2.3. "İlgili Tüm Ortakların Onayı" Kavramı ve Nisap Tartışması

TTK m. 607'nin lafzında yer alan "ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir" ifadesi, doktrinde ciddi tartışmalara yol açmıştır. Tartışmanın özü, bu ifadenin tüm genel kurulun "oybirliği" anlamına mı geldiği, yoksa sadece aleyhine yükümlülük ihdas edilen "etkilenen ortakların muvafakati"ni mi ifade ettiği noktasında toplanmaktadır:

  • Oybirliği Görüşü: Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Hasan Pulaşlı gibi müellifler, ek ödeme ve yan edim yükümlülüğü öngören kararların niteliği gereği "ilgili tüm ortakların oybirliği" ile alınması gerektiğini savunmaktadır [16, 17]. Bilgili/Demirkapı da özellikle ek ödeme yükümlülüğünün ortaklar arasında eşitsizlik yaratacak şekilde paydan bağımsız getirilemeyeceği gerekçesiyle (TTK m. 603/3), bunun ancak oybirliği ile mümkün olabileceğini ifade etmektedir [7, 18].
  • İlgili Ortakların Muvafakati Görüşü: Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar ise, hükmün açıkça "ilgili tüm ortaklar" tabirini kullandığını, dolayısıyla bunun bir "oybirliği" (tüm ortakların katılımı ve olumlu oyu) anlamına gelmediğini vurgular. Bu görüşe göre, yükümlülük altına sokulan ortak onay veriyorsa karar alınır; onay vermeyen (ve yükümlülük altına girmeyen) diğer ortakların kararı engelleme hakkı yoktur [16, 17]. Bir diğer ifadeyle, sözleşme değişikliği kendisine ek külfet getirmeyen ortakların onayı şart değildir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 589 (Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi): Limited şirketlerde kural olarak esas sözleşme, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilir [19, 20]. Doktrinde Dr. Akbay ve Dr. Biçer/Hamamcıoğlu tarafından isabetle belirtildiği üzere, sonradan ek veya yan edim yükümlülüğü getirilmesi için TTK m. 589'daki genel sözleşme değişikliği nisabının (sermayenin 2/3'ü) sağlanması, buna ek olarak TTK m. 607 uyarınca yükümlülük altına giren ilgili ortakların onayının alınması (çifte şart) gerekmektedir [8, 21].
  • TTK m. 603 ve 606 (Ek ve Yan Edim Yükümlülüğünün Esasları): TTK m. 607 sadece "değişiklik" (sonradan ihdas) usulünü düzenler. Ancak getirilecek yükümlülüğün maddi sınırları (örneğin ek ödemenin itibari değerin iki katını aşamaması) m. 603 ve m. 606 hükümlerine tabi olmaya devam eder [22, 23]. Sınırı aşan bir karar, ilgili ortağın onayı olsa dahi, Kanunun emredici sınırlarına takılacağından kısmi butlanla (veya aşan kısım için geçersizlikle) malul olur [23].
  • TBK m. 27 (Kesin Hükümsüzlük) ve TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Ek ödeme veya yan edim yükümlülüklerinin, ortakları ekonomik mahva sürükleyecek veya şahsiyet haklarını ihlal edecek ölçüde ağırlaştırılması, onay verilse dahi TBK m. 27'ye aykırılık teşkil edebilir. Çoğunluğun, azınlığı şirketten uzaklaştırmak için kasten ağır yan edim yükümlülükleri getirmesi TMK m. 2 (hakkın kötüye kullanılması) yasağına çarpar [24, 25].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, sermaye şirketlerinde ortakların "tek borç ilkesi" asıldır ve müktesep hakların, Kanunun açık cevaz vermediği durumlarda salt çoğunluk kararıyla ortadan kaldırılması mümkün değildir.

Yargıtay, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi yoluyla azınlık aleyhine yeni mali külfetler (bilanço açığını kapama yükümlülüğü, mecburi ek fon aktarımı vb.) ihdas edilmesini, o ortağın açık (yazılı veya genel kurul tutanağına geçmiş olumlu oyu) muvafakati olmadıkça geçersiz saymaktadır. Yüksek Mahkeme, TTK m. 607 ve benzeri özel nisap ve onay gerektiren hallerde, yasanın aradığı çifte yetersayının (hem sözleşme değişikliği için gerekli 2/3 sermaye nisabı hem de doğrudan borçlandırılan ortağın sübjektif onayı) gerçekleşip gerçekleşmediğini re'sen gözetir. Kararın, ilgili ortağın onayı olmaksızın alınması durumunda, bu işlemin ilgili ortağa karşı hukuki sonuç doğurmayacağı (bağlamayacağı) ilkesi benimsenmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: X Limited Şirketi'nde, şirketin içinde bulunduğu mali darboğazı aşmak amacıyla olağanüstü genel kurul toplanmıştır. Sermayenin %70'ini temsil eden A ve B, şirket sözleşmesini değiştirerek tüm ortaklar için paylarının itibari değerinin 1 katı oranında ek ödeme yükümlülüğü öngörülmesine karar vermişlerdir. Sermayenin %30'una sahip C ise bu karara olumsuz oy vermiştir. Hukuki analiz: TTK m. 607 uyarınca, mevcut yükümlülükleri artıran veya yeni yükümlülük öngören kararlar "ilgili tüm ortakların onayıyla" alınabilir. Olayda tüm ortaklara yönelik bir ek ödeme yükümlülüğü getirildiğinden, C de "ilgili ortak" konumundadır. C'nin onayı alınmadığı için, şirket sözleşmesi değişikliği C bakımından sonuç doğurmaz ve TTK m. 607'nin emredici şartı gerçekleşmediğinden bu genel kurul kararı, onayı bulunmayan C'ye karşı ileri sürülemez (ilgili karar bu boyutuyla uygulanma kabiliyetinden yoksundur).

Olay 2: Y Tarım Ürünleri Limited Şirketi'nde ortaklar, genel kurulda şirket sözleşmesini değiştirerek sadece Ortak D'nin her ay şirkete 1 ton mısır teslim etmesi yönünde bir yan edim yükümlülüğü öngörmek istemektedir. Toplantıda TTK m. 589 uyarınca sermayenin 2/3 çoğunluğu sağlanmış ve Ortak D de bu karara olumlu oy vermiştir. Ancak Ortak E (sermayenin %10'u) bu değişikliğe karşı çıkmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 607 bağlamında "ilgili ortak", üzerine yan edim yükümlülüğü yüklenen Ortak D'dir. Ortak D'nin onayı mevcuttur. Doktrindeki isabetli çoğunluk görüşüne (Kendigelen/Bahtiyar) göre, kendisine bir külfet getirilmeyen Ortak E'nin olumsuz oy kullanması, kararın alınmasına mani değildir [16, 17]. TTK m. 589'daki 2/3 sermaye nisabı sağlandığı ve bizzat "ilgili ortak" D onay verdiği için, sözleşme değişikliği geçerlidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Yükümlülüğün sonradan öngörüldüğü durumlarda, ilgili ortağın bu karara onay verdiğinin ispatı şirkete aittir. Bu husus, genel kurul toplantı tutanağının usulüne uygun düzenlenmesi, fiziki katılımda imza veya sirküler karar alınmışsa yazılı onay metninin (TTK m. 617/4) sunulması ile ispat edilir [26].
  • Zamanaşımı / Süreler: İlgili ortağın rızası dışında alınan kararlar sakattır. Bu sakatlık, hukuki niteliğine göre iptal (TTK m. 622 yollamasıyla 445 vd. uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre) veya ortağın temel / vazgeçilmez haklarına (tek borç ilkesine) müdahale teşkil ettiği gerekçesiyle butlan (TTK m. 391 ve m. 447) yaptırımı ile karşılaşabilir. Butlanın tespiti her zaman ileri sürülebilir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (HMK m. 14).
  • Yaygın uygulama hataları: Limited şirketlerde genel sözleşme değişikliği nisabı olan "sermayenin üçte ikisi" (TTK m. 589) sağlandığında, çoğunluk tahakkümüyle azınlık aleyhine sınırsız kararlar alınabileceğinin zannedilmesidir. TTK m. 607, bu çoğunluk diktatörlüğünü önleyen özel bir sübjektif engeldir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 607'nin kaleme alınış biçimi haklı bir eleştiriye tabi tutulmaktadır. Hükümdeki "ilgili tüm ortakların onayı" ifadesi, uygulayıcılar nezdinde bir çelişki yaratmaktadır. Şayet yasa koyucunun amacı, böylesine hayati bir sözleşme değişikliğinde tüm ortakların onayını (oybirliğini) aramak olsaydı, bunu TTK m. 621/3'te olduğu gibi "tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği" şeklinde ifade etmesi daha isabetli olurdu [27].

Ayrıca, sözleşme değişikliğine vücut veren TTK m. 589 (2/3 nisap) hükmü ile TTK m. 607 arasındaki ilişkinin açıkça kurulamamış olması sistemik bir boşluk yaratmıştır [28]. Normun rasyonalitesi dikkate alındığında; sözleşmenin değiştirilmesi sürecinde genel kurulun organik olarak 2/3 sermaye çoğunluğuyla karar alabilmesi gerektiği, ancak bu kararın maddi hukuk anlamında "etkilenen sübje" üzerinde hukuki sonuç doğurabilmesi için o sübjenin rızasının (onayının) ek bir kurucu unsur olduğu (katlı karar/onay mekanizması) kabul edilmelidir [8, 21]. Aksi yorum, şirketin menfaatine olan ve yükümlünün de rıza gösterdiği bir yan edimin, sırf muhalif bir azınlık (ilgili olmayan ortak) nedeniyle sözleşmeye derç edilememesi gibi işletme mantığına aykırı bir sonuca yol açar.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.