RESMİ METİN

2. Yükümlülüğün sürmesi


Madde 604 - (1) Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi isteni r. (2) Ek ödeme yükümlülüğü, halef tarafından yerine getirilmemişse, ortağın sorumluluğu, yükümlülüğü gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), mülga 6762 sayılı Kanun döneminde limited şirketlerin gelişimini engelleyebileceği endişesiyle kabul edilmeyen "ek ödeme yükümlülüğü" müessesesini İsviçre Borçlar Kanunu'ndan esinlenerek hukukumuza kazandırmıştır [1]. Limited şirketlerde ortakların sorumluluğu kural olarak yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle sınırlı olsa da, TTK m. 603 uyarınca şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmek koşuluyla ortaklara nakdi nitelikte ek ödeme yükümlülüğü getirilebilmektedir [2, 3].

TTK m. 604 hükmü, bu yükümlülüğün zaman ve şahıs bakımından sınırlarını, özellikle de "ortaklık sıfatının sona ermesi" (ayrılma) halindeki akıbetini düzenlemektedir. Kural olarak, ek ödeme yükümlülüğü paya bağlı bir borç (propter rem) niteliği taşıdığından, bir ortağın şirketten ayrılması ile birlikte o ortak yönünden sona erer [4-6]. Ancak kanun koyucu, TTK m. 604/1 ile bu kurala şirket alacaklılarını korumak amacıyla son derece önemli bir istisna getirmiş ve ortağın ayrılmasının ticaret siciline tescilinden itibaren iki yıl içinde şirketin iflas etmesi halinde, eski ortaktan da bu yükümlülüğün ifasının istenebileceğini hüküm altına almıştır [7, 8].

Maddenin ikinci fıkrası ise, payın devri halinde (halefiyet) ek ödeme yükümlülüğünün devralan (halef) tarafından yerine getirilmemesi senaryosunu düzenlemektedir. Bu ihtimalde, devreden ortağın sorumluluğu belirli ölçütler dâhilinde devam etmektedir [9, 10]. Hükmün ratio legis'i (konuluş amacı), şirketin mali durumunun bozulduğunu fark eden ve ek ödeme yükümlülüğünden kaçınmak isteyen ortakların kötüniyetli olarak şirketten ayrılmalarını engellemek ve alacaklıların tatmin imkânını teminat altına almaktır [10-12].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İki Yıllık Süre İçinde İflas Halinde Sorumluluğun Devamı (TTK m. 604/1)

Ek ödeme yükümlülüğü esasen şirketin mali yapısının bozulduğu, bilanço açıklarının oluştuğu ve şirketin işlerine gereği gibi devam edemediği kriz anlarında başvurulan bir ek finansman aracıdır [13-15]. Böylesi bir tabloda, şirketin iflasa sürüklendiğini öngören hâkim veya büyük pay sahibi bir ortağın, payını devrederek veya başka bir yolla şirketten ayrılarak sorumluluktan kurtulması, alacaklıların menfaatlerini doğrudan zedeleyecektir [10, 12].

Kanun koyucu, bu tür kötüniyetli ayrılmaların önüne geçmek adına "iki yıllık" bir şüpheli dönem ihdas etmiştir. İlgili fıkraya göre, ayrılmanın ticaret siciline tescilinden itibaren iki yıl içinde şirketin iflasına karar verilirse, eski ortağa müracaat edilebilir [7, 8]. Burada dikkat edilmesi gereken husus, sürenin ayrılma işleminin fiilen gerçekleştiği değil, "ticaret siciline tescil edildiği" tarihten itibaren işlemeye başlamasıdır [8]. Kaynak İsviçre hukukunda bu süre üç yıl olarak öngörülmüşken, Türk kanun koyucusu menfaatler dengesini gözeterek ve yatırımcıları ürkütmemek adına bu süreyi iki yıl olarak belirlemiştir [16, 17].

Ayrıca doktrinde isabetle vurgulandığı üzere, kanun koyucunun "devreden ortak" yerine "ayrılan ortak" kavramını kullanması tesadüfi değildir; payın devri dışında, çıkma veya çıkarılma gibi yollarla gerçekleşen tüm ortaklıktan ayrılma hallerinde de bu iki yıllık sorumluluk rejiminin uygulanması amaçlanmıştır [18].

2.2. Halefin Yükümlülüğü Yerine Getirmemesi (TTK m. 604/2)

Payın devredilmesi halinde, ek ödeme yükümlülüğü eşyaya (paya) bağlı borç karakteri gereği kural olarak yeni ortağa (halefe) geçer [9, 19]. Ancak TTK m. 604/2, halefin bu borcu ifa etmemesi durumunda eski ortağın sorumluluğunun devam edeceğini öngörmüştür.

Eski ortağın bu sorumluluğu mutlak ve sınırsız değildir; fıkra metnindeki "yükümlülüğü gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde" ibaresi, sorumluluğun sınırını çizmektedir [9, 20]. Halefin borcu ifa ettiği ölçüde eski ortağın borçtan kurtulması esastır; ifa edilmeyen kısım için ise eski ortağa, ancak yükümlülüğün onun döneminde somutlaşmış (muaccel olmuş) çerçevesiyle başvurulabilir [21-23].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 603 (Ek Ödeme Yükümlülüğünün Şartları): TTK m. 604'ün işletilebilmesi için öncelikle m. 603'te yer alan maddi şartların (şirket esas sermayesi ve kanuni yedek akçelerin zararı karşılayamaması vb.) varlığı gereklidir. Ayrıca m. 603/2 uyarınca iflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü kendiliğinden muaccel olur [24, 25].
  • TTK m. 595 ve 598 (Pay Devri ve Tescil): Ortaklıktan ayrılmanın (özellikle pay devrinin) ticaret siciline tescili, m. 604/1'deki iki yıllık sürenin başlangıç anını belirlemesi bakımından kritik bir usuli işlemdir [7, 8]. Tescilde yaşanacak gecikmeler, devreden ortağın risk altında kaldığı süreyi doğrudan uzatacaktır.
  • İİK m. 179 vd. (İflas Hükümleri): TTK m. 604/1 uyarınca eski ortaktan talepte bulunulabilmesinin ön şartı şirketin "iflas etmiş" olmasıdır. İflasın açılmasıyla birlikte şirket tüzel kişiliğini iflas idaresi temsil edeceğinden, eski ortaktan talepte bulunma hak ve yetkisi (aktif husumet) iflas idaresine geçer [25].
  • TBK m. 147/4 (Zamanaşımı): Ortakların şirket sözleşmesinden doğan borçlarına ilişkin alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, ek ödeme taleplerinde de bu genel süre dikkate alınmalıdır [26].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Ek ödeme yükümlülüğü 6102 sayılı TTK ile hukukumuza yeni giren bir müessese olduğundan, mülga 6762 sayılı Kanun dönemine ait doğrudan bir içtihat birikimi bulunmamaktadır [1]. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yeni dönem kararlarında, şirket malvarlığının korunması ve alacaklıların tatmini ilkeleri katı bir şekilde uygulanmaktadır. Yargıtay, şirketin iflası veya mali krizi hallerinde ortakların dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak malvarlığı kaçırma veya sorumluluktan kurtulma amaçlı tasarruflarını geçersiz kılma eğilimindedir. Bu bağlamda, TTK m. 604'teki iki yıllık sürenin katı bir hak düşürücü süre olarak uygulandığı, tescil tarihinin esas alındığı ve iflas idaresinin bu alacağı şirket masası adına doğrudan takip edebileceği yönündeki doktrinel görüşler yargı pratiğiyle örtüşmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Limited Şirketi'nin %60 payına sahip olan A, şirketin girdiği mali darboğazı fark ederek, esas sözleşmede öngörülen 500.000 TL tutarındaki ek ödeme yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla paylarını 01.03.2023 tarihinde B'ye devretmiş ve bu devir 15.03.2023 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Şirket, mali krizden çıkamayarak 10.01.2025 tarihinde iflas etmiştir. İflas idaresi, B'nin acz içinde olması sebebiyle 500.000 TL'lik ek ödeme yükümlülüğü için eski ortak A'ya başvurmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 604/1 uyarınca, A'nın şirketten ayrılmasının tescil tarihi olan 15.03.2023'ten itibaren iki yıl dolmadan (10.01.2025'te) şirket iflas etmiştir. Kanun koyucunun kötüniyetli devirleri engelleme gayesi (ratio legis) doğrultusunda, iflas idaresi B'nin yanı sıra eski ortak A'dan da bu yükümlülüğün ifasını talep etme hakkına haizdir. A, payını devrettiğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz [6-8].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Y Limited Şirketi'nde ortak olan C, paylarını D'ye devredip şirketten ayrılmıştır. Devir anında, TTK m. 603 uyarınca şirketin zararını karşılamak üzere müdürler tarafından usulüne uygun şekilde 100.000 TL ek ödeme talep edilmiş durumdadır. D (halef), bu borcu ifa etmeden şirketteki ortaklığına devam etmektedir. Şirket iflas etmemiş olmasına rağmen, şirket müdürleri söz konusu 100.000 TL için C'ye (eski ortağa) dava açmıştır. Hukuki analiz: Şirket iflas etmediği için TTK m. 604/1 uygulanamaz. Ancak TTK m. 604/2 uyarınca, halef D'nin yerine getirmediği ek ödeme yükümlülüğü için, bu yükümlülük devir anında C'ye karşı ileri sürülebilir durumda (muaccel) olduğundan, eski ortak C'nin sorumluluğu devam etmektedir. Şirket müdürleri, bu tutarı C'den talep etmekte haklıdır [9, 10, 21, 22].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Eski ortağa veya halefe başvurulabilmesi için öncelikle esas sözleşmede ek ödeme yükümlülüğünün (azami sınırlarıyla birlikte) geçerli şekilde yer aldığı ispat edilmelidir. İflas bağlamında iflas idaresi, tescil tarihi ile iflas kararı arasındaki sürenin iki yılı aşmadığını sicil kayıtları ve mahkeme ilamıyla ispatlar [7, 8, 27].
  • Zamanaşımı / Süreler: İki yıllık süre bir zamanaşımı değil, maddi hukuka ilişkin bir şart/hak düşürücü süredir. Bu süre, pay devrinin veya çıkma/çıkarılmanın ticaret siciline tescili anından itibaren başlar [7, 8]. Borcun tahsili talebine ilişkin genel zamanaşımı süresi ise TBK m. 147/4 uyarınca şirket ve ortak arasındaki uyuşmazlıklarda 5 yıldır [26].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlık şirketler hukukundan kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan (TTK m. 4), görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [28, 29].
  • Yaygın uygulama hataları: Pay devri yapıldığı halde bunun ticaret siciline tescilinin ihmal edilmesi veya geciktirilmesi en büyük hatadır. Tescil yapılmadığı sürece eski ortağın TTK m. 604/1 kapsamındaki "iki yıllık" risk süresi işlemeye başlamaz [8, 30]. Ayrıca, ana sözleşmede TTK m. 603/3'e aykırı olarak "sınırsız" veya "itibari değerin iki katını aşan" ek ödeme yükümlülüğü yazılması halinde kısmi butlan yaptırımı devreye girecektir [31].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 604 düzenlemesi genellikle yerinde ve modern şirketler hukuku gereklerine uygun bulunmakla birlikte, bazı tartışmalara da konu olmaktadır. Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu'nda iflas halindeki sorumluluğun devam süresi "üç yıl" olarak düzenlenmişken, Türk hukukunda bu sürenin "iki yıl" olarak tercih edilmesi eleştiriye açıktır [16, 17]. Kimi yazarlar, üç yıllık sürenin alacaklıları daha güçlü koruyacağını savunurken; kanun koyucunun (ve Pulaşlı gibi bazı yazarların) bu tercihi, sürenin gereksiz yere uzun tutulmasının ticari hayatta pay devirlerini ve yatırımları zorlaştıracağı, menfaatler dengesine zarar vereceği gerekçesiyle isabetli bulunmuştur [16, 32].

Ayrıca, 604. maddenin 2. fıkrasında yer alan halefin ödememesi durumu, hukuki niteliği itibarıyla tam bir müteselsil sorumluluktan ziyade, "kanuni bir kefalet" veya "ikinci dereceden sorumluluk" mekanizmasını andırmaktadır. Doktrinde, eski ortağın borçtan kurtulabilmesi için sadece halefin ifasının değil, borcun hukuken imkânsızlaşması veya takas gibi sona erme hallerinin de değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Kanunun "devreden ortak" yerine geniş anlamlı "ayrılan ortak" terimini kullanması ise, çıkma ve çıkarılma hallerini de kapsayacak şekilde alacaklı korumasını maksimize ettiği için teleolojik yorum (amaca yönelik yorum) ve ratio legis bakımından fevkalade tutarlı ve başarılı bir kanunlaştırma örneğidir [18].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.