RESMİ METİN

2. İntifa ve rehin hakkı


Madde 600 - (1) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına, esas sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır. (2) Şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı üzerinde rehin hakkı kurulması genel kurulun onayına bağlanabilir. Bu hâlde geçişe ilişkin hükümler uygulanır. Genel kurul sadece haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına onay vermekten kaç ınabilir. (3) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir; bu durumda intifa hakkını haiz kişi, esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini, hakkaniyete uygun bir şekilde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin kısmında yer alan 600. maddesi, esas sermaye payı üzerinde ayni haklardan olan intifa ve rehin hakkı tesisini düzenlemektedir [1]. Limited şirketler, şahıs şirketi unsurlarını da barındıran kendine özgü sermaye şirketleri (karma nitelikli) olduklarından, ortaklık yapısının (intuitu personae) dışarıdan gelebilecek müdahalelere karşı korunması büyük önem taşır. Bu bağlamda yasa koyucu, esas sermaye payı üzerinde doğrudan mülkiyet devri sonucunu doğuran işlemler ile mülkiyeti devretmese de ortaklığın idari veya mali yapısına etki edebilecek sınırlı ayni hak tesislerini belirli kurallara bağlamıştır.

Madde metni üç fıkradan oluşmakta olup; birinci fıkrada intifa hakkının kuruluşu doğrudan payın devrine ilişkin hükümlere (TTK m. 595) tabi kılınmış, ikinci fıkrada rehin hakkının kurulmasının esas sözleşmeyle (şirket sözleşmesiyle) genel kurul onayına bağlanabileceği ancak bu onayın reddinin yalnızca "haklı sebeplerin" varlığına hasredildiği kurala bağlanmış, üçüncü fıkrada ise intifa hakkı sahibinin şirkete karşı ortaklık haklarını kullanırken (temsil) çıplak mülkiyet sahibine karşı olan sadakat ve hakkaniyet yükümlülüğü düzenlenmiştir [1, 2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Esas Sermaye Payı Üzerinde İntifa Hakkı Kurulması

TTK m. 600/1 uyarınca, esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulması, payın geçişine (devrine) ilişkin hükümlere tabidir [1]. İntifa hakkı, sahibine eşyadan tam yararlanma yetkisi veren en geniş kapsamlı sınırlı ayni haktır. Limited şirket payı üzerinde intifa hakkı kurulduğunda, ortaklığın mali haklarından (kâr payı vb.) yararlanma yetkisinin yanı sıra, aksine bir düzenleme yoksa ortaklık idaresine katılma ve oy hakkı da intifa hakkı sahibine geçmektedir [2, 3]. Bu güçlü idari yetki devri sebebiyle yasa koyucu, intifa hakkı tesisini doğrudan mülkiyetin devri (TTK m. 595) ile aynı sıkı şekil ve esas şartlarına bağlamıştır. Dolayısıyla, intifa hakkı tesisine yönelik sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, imzaların noter tarafından onanması ve kural olarak genel kurulun onayının alınması gerekmektedir [4-6].

2.2. Esas Sermaye Payı Üzerinde Rehin Hakkı Kurulması

Rehin hakkı, alacaklıya alacağını alamadığı takdirde rehin konusu malvarlığı değerini paraya çevirterek alacağını tahsil etme yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır. TTK m. 600/2, rehin hakkı tesisini intifa hakkından ayırmıştır. Doktrinde de isabetle ifade edildiği üzere, rehin hakkının tesisi payın devri anlamına gelmediğinden, kural olarak rehin sırasında payın devri kurallarına uyulmasına gerek yoktur [7]. Rehin hakkı tesisinde oy hakkı ve idari haklar intifa hakkından farklı olarak rehin alacaklısına geçmez; pay sahibinde (kuru mülkiyet sahibinde) kalır [8, 9]. Bu nedenle, rehin tesisinin kural olarak şirketin yapısına müdahale niteliği taşıdığı söylenemez.

Ancak yasa koyucu, şirket sözleşmesinde aksine bir hüküm öngörülerek rehin tesisinin genel kurul onayına bağlanabilmesine cevaz vermiştir [2, 10]. Eğer şirket sözleşmesinde rehin tesisi için genel kurul onayı aranmışsa, bu onayın reddedilebilmesi hususunda şirket genel kurulunun takdir yetkisi daraltılmıştır: TTK m. 600/2 uyarınca genel kurul, sadece haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına onay vermekten kaçınabilir [2, 6]. Burada amaç, ortağın ekonomik bir değer olan payını teminat göstererek krediye ulaşımının keyfi şekilde engellenmesinin önüne geçmektir [7, 10].

2.3. İntifa Hakkı Sahibinin Temsil Yetkisi ve Hakkaniyet Yükümlülüğü

TTK m. 600/3 uyarınca, bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir [2]. Bu, idari hakların (özellikle oy, bilgi alma, iptal davası açma) doğrudan intifa hakkı sahibi tarafından kullanılacağı anlamına gelir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. İntifa hakkını haiz kişi, oy ve temsil yetkisini kullanırken "esas sermaye payı sahibinin (çıplak mülkiyet sahibinin) menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde gözetmek" zorundadır [2, 6]. Örneğin, kuru mülkiyet sahibinin gelecekteki haklarını zedeleyecek nitelikte sermaye artırımı, şirket tasfiyesi veya birleşme kararlarına keyfi olarak veya sadece kendi kısa vadeli mali çıkarı için oy vermesi, onu tazminat ile yükümlü kılar [2].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 595 (Esas Sermaye Payının Devri): TTK m. 600, intifa hakkı kurulmasını doğrudan m. 595 hükümlerine atıf yaparak çözmüştür [1, 4]. Pay devrinin bağlı olduğu yazılı şekil, noter onayı ve aksi sözleşmede öngörülmedikçe genel kurul onayı [5, 11] şartları intifa hakkı tesisi için birebir uygulanır.
  • TMK m. 954 ve 960 (Rehin Hükümleri): Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 954. maddesi hakların ve alacakların rehni müessesesini düzenler [7]. Senede bağlanmamış çıplak paylar da TMK m. 954 kapsamında rehnolunabilir [7]. Ayrıca TMK m. 960 gereği, "ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etmek yetkisi, rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir." Bu durum, TTK m. 600/2 kapsamında neden rehin tesisi için kural olarak genel kurul onayının gerekmediğinin dogmatik temelini oluşturur [8].
  • TTK m. 432/2 (Anonim Şirketlerde İntifa): TTK m. 600/3'ün anonim şirketler hukukundaki yansımasıdır. Orada da intifa hakkı sahibinin oy hakkını kullanacağı, ancak pay sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun gözetmek zorunda olduğu düzenlenmiştir [3]. Limited şirket yapısında bu durum TTK m. 600/3 ile tesis edilmiştir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay’ın limited şirketlerde pay devri, intifa ve rehin haklarının kısıtlanmasına ilişkin yerleşik içtihatları, "şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlılık" ve "ortaklık menfaati ile bireysel mülkiyet hakkının dengelenmesi" prensiplerine dayanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili (özellikle 11. Hukuk Dairesi) dairelerinin içtihatlarında:

  • Şekil Şartının Emrediciliği: Esas sermaye payının üzerinde ayni hak tesisini sağlayan sözleşmelerin (özellikle intifa için) noter onaylı devir sözleşmesi şeklinde yapılmamış olması, işlemi batıl kılar. Yargıtay, şirket pay defterine kaydın kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğunu; işlemin asıl kurucu unsurunun geçerli bir sözleşme ve (gerekli hallerde) genel kurul onayı olduğunu vurgulamaktadır [12, 13].
  • Haklı Sebebin Denetimi: Rehin hakkı tesisinin genel kurul onayına bağlandığı ve onayın reddedildiği ihtilaflarda Yargıtay, genel kurulun ileri sürdüğü "haklı sebebin" objektif, rasyonel ve ticari teamüllere uygun olup olmadığını denetlemektedir. Sırf ortağın kredi temin etmesini engellemek veya şirket içindeki kişisel husumetlere dayalı ret kararları, Türk Medeni Kanunu m. 2 (Dürüstlük Kuralı) aykırılığı teşkil eder ve iptal yaptırımıyla karşılaşır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (İntifa Hakkı Tesisinde Onay İhtilafı): A, X Limited Şirketi'ndeki %40 oranındaki esas sermaye payı üzerinde ticari ilişkisi bulunan B lehine 5 yıllık bir intifa hakkı kurmak üzere noterde sözleşme imzalamıştır. X Limited Şirketi esas sözleşmesinde payın geçişine ve intifaya dair hiçbir özel hüküm yoktur. İntifa hakkının pay defterine işlenmesi için yapılan başvuru, şirket genel kurulu tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 600/1 atfıyla TTK m. 595 hükümleri uygulanacaktır [1]. TTK m. 595/3 uyarınca, şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir [11]. Bu olayda şirket sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadığından, genel kurulun B lehine kurulmak istenen intifa hakkına dair işlemi sebep göstermeksizin reddetmesi hukuka uygundur. İntifa hakkı B lehine geçerli olarak doğmaz.

Olay 2 (Rehin Hakkı Tesisinde Haklı Sebep İhtilafı): C, Y Limited Şirketi'ndeki çıplak payını kredi çekmek amacıyla Z Bankası'na rehin vermek istemektedir. Şirket sözleşmesinde "Esas sermaye paylarının devri serbesttir, ancak paylar üzerinde rehin ve intifa hakkı tesisi genel kurulun onayına tabidir" hükmü yer almaktadır. C'nin başvurusu üzerine genel kurul toplanmış ve Z Bankası'nın ileride icra yoluyla şirket paylarını ele geçirme riski bulunduğu gerekçesiyle (soyut bir endişeye dayanarak) rehin tesisini reddetmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 600/2 uyarınca, rehin hakkı kurulmasının genel kurul onayına bağlanması geçerlidir; ancak genel kurul "sadece haklı sebeplerin varlığında" onay vermekten kaçınabilir [2, 6]. Bir bankanın alacağını teminat altına alması ve ileride hukuki yollarla (icra dairesi aracılığıyla) satım ihtimali tek başına bir "haklı sebep" teşkil etmez; zira icra satışında dahi şirketin onay veya önalım hakları gibi koruyucu mekanizmaları mevcuttur [14, 15]. Somut olaydaki ret kararı hukuka aykırıdır; C, bu genel kurul kararının iptali ile muarazanın giderilmesini mahkemeden talep edebilir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: TTK m. 600/2 kapsamında, rehin tesisine onay verilmemesinde "haklı sebebin" mevcut olduğunu ispat yükü şirket tüzel kişiliğine aittir. Zira kural olan payın ekonomik değerinden faydalanma hürriyetidir; onay şartı ve haklı sebep istisnadır. İntifa hakkı tesisinde ise, (eğer sözleşmede aksine hüküm yoksa) şirket gerekçesiz ret hakkına sahip olduğundan şirketin özel bir sebep ispat yükü yoktur [11].
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 600/3 bağlamında, intifa hakkı sahibinin hakkaniyete uygun davranmayıp kuru mülkiyet sahibini zarara uğratması hâlinde açılacak tazminat davaları, TBK m. 72 kapsamındaki haksız fiil / vekaletsiz iş görme hükümlerine göre 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabidir. Genel kurulun onay kararlarına ilişkin (örneğin ret işleminin iptaline dönük) davaların ise, kararın alınmasından itibaren TTK m. 445 ve TTK m. 622 yollamasıyla ilgili yasal hak düşürücü süreler (genelde üç ay) içerisinde açılması gerekmektedir [16]. Ayrıca onay için şirkete başvuru tarihinden itibaren üç ay içerisinde genel kurul karar almazsa zımnen onay vermiş sayılır (TTK m. 595/7) [13, 17].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlıklar doğrudan şirket pay sahipliği ve paylar üzerindeki ayni haklarla ilişkili olduğundan mutlak ticari dava niteliğindedir. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Limited şirketlerde rehin tesis edilirken, anonim şirketlerin nama yazılı pay senetlerine ilişkin ciro ve teslim şartlarının kıyasen uygulanmaya çalışılması (çıplak pay statüsü varken) büyük bir hata yaratır. Limited şirketlerde, kural olarak şirket sözleşmesinde bir onay şartı yoksa rehin sözleşmesinin noter huzurunda yapılması ve TİTRK kapsamında tescil edilmesi yeterlidir [7, 10]. Pay defterine rehnin kaydedilmesi kurucu değil, açıklayıcı işlemdir [10].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk ticaret hukuku doktrininde TTK m. 600 düzenlemesi önemli yapısal tartışmalara sahne olmaktadır. Doktrindeki temel eleştiriler şu yöndedir:

Ünal Tekinalp, Reha Poroy ve Ersin Çamoğlu gibi duayen yazarlar, anonim şirketler ile limited şirketler arasındaki farklılaşmalarda "sermayenin şahsileşmesi" (intuitu personae) prensibinin sınırlarına sıklıkla işaret etmektedir [18-20]. TTK m. 600'ün limited şirket payının ekonomik ve teminat değerini, kurumsal şirket (anonim şirket) payına oranla oldukça kısıtlayabildiği ifade edilmektedir.

Bir diğer tartışma alanı "çıplak payın" rehnedilmesi konusundadır. Senede bağlanmamış (çıplak) paylar bakımından rehin yasağının veya ağırlaştırılmış onay süreçlerinin şirket sözleşmesine konulmasının, TMK'nın mülkiyetin devredilebilirliği ve tasarruf yetkisi ilkelerine ne denli uygun olduğu sorgulanmaktadır. Hasan Pulaşlı ve Abuzer Kendigelen gibi yazarlar, payın rehnedilmesinin mülkiyetin nakli anlamına gelmediğini vurgulamaktadırlar [7]. Sözleşmeye açıkça "rehin edilemez" şeklinde bir yasak hükmü konulup konulamayacağı tartışmalıdır. Birçok yazar, payın mutlak şekilde rehninin yasaklanmasının, mülkiyet hakkının özüne dokunacağı için geçersiz olacağı görüşündedir; nitekim yasa sadece "genel kurul onayına bağlanabilme" yetkisi vermiştir (TTK m. 600/2). Ancak sözleşmede açık bir devir ve rehin yasağı varsa dahi, ortağın ileride elde edeceği tasfiye payının münferit bir alacak hakkı olarak rehin edilebilmesine engel olunamaz [7].

İntifa hakkı sahibinin şirkette idari hakları (oy kullanma yetkisini) kullanmasına karşılık, kuru mülkiyet sahibine karşı "hakkaniyete uygun davranma" yükümlülüğünün sınırlarının son derece muğlak olduğu belirtilmektedir. İntifa hakkı sahibinin şirkette alacağı radikal yapısal değişiklik kararlarında (örneğin işletme konusunun tamamen değişmesi), bu işlemin objektif olarak şirketin yararına olsa dahi, kuru mülkiyet sahibinin risk profilini değiştirdiği durumlarda TTK m. 600/3 uyarınca tazminat sorumluluğunun doğup doğmayacağı Yargıtay içtihatlarıyla doldurulmaya muhtaç gri bir alandır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.