RESMİ METİN

**III

  • Esas sermaye payının geçişi h âlleri
  1. Devir**

Madde 595 - (1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya t üm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, o rtaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. (3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir. (5) Şi rket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. (6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğ ü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 595. maddesi, limited şirketlerde esas sermaye payının devrini ve bu devir işlemine uygulanan yasal (kanuni) bağlam kurallarını düzenlemektedir. Limited şirketler, anonim şirketlerin saf sermaye şirketi yapısından farklı olarak, bünyesinde şahıs şirketi unsurlarını da barındıran (karma nitelikli) ticaret şirketleridir [1]. Bu ikili yapı, ortakların birbirlerini tanıması, güvenmesi ve şirket yönetimine doğrudan etki edebilmeleri ihtiyacını doğurur. TTK m. 595, tam da bu ihtiyaca binaen, anonim şirketlerdeki payın serbestçe devredilebilirliği ilkesinden [2] ayrılarak, limited şirketlerde esas sermaye payının devrini kural olarak şirket genel kurulunun onayına (bağlam kuralına) tabi kılmıştır [3].

Maddenin temel amacı, şirket ortaklık yapısının denetim altında tutulmasından ziyade, mevcut ortakların ve şirketin korunmasıdır [4]. Yeni Türk Ticaret Kanunu, payın devri sürecini sadece bir tasarruf işlemi olarak görmemiş; devir sözleşmesinin içerik ve şekil şartlarını, genel kurulun onay mekanizmasını, zımni kabul kurumunu ve ortaklıktan çıkma hakkı ile olan entegrasyonunu sistematik bir bütünlük içerisinde m. 595 hükmünde toplamıştır [5, 6]. Bu hüküm, ortaklık yapısının yabancılaşmasını önleme, sermayenin korunması ve ortaklar arası güven ilişkisinin (intuitu personae) sürdürülmesi felsefesi üzerine inşa edilmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Şekil Şartı (Yazılı Şekil ve Noter Onayı)

TTK m. 595/1 uyarınca, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılmak ve tarafların imzaları noterce onanmak zorundadır [7, 8]. Bu şekil şartı, bir ispat şartı değil, geçerlilik şartıdır (ad solemnitatem). Yasa koyucu, yazılı şekil ve imza onanmasını hem ispat güvenliğini sağlamak hem de tarafları (özellikle devralanı) üstlenecekleri mali ve hukuki yükümlülükler bakımından düşünmeye yöneltmek (uyarı fonksiyonu) amacıyla öngörmüştür [9, 10]. Devir borcunu doğuran işlem bir sözleşme olabileceği gibi, tek taraflı bir taahhütname de olabilir [10].

2.2. Ek Ödeme, Yan Edim ve Özel Yükümlülüklerin Devir Sözleşmesinde Belirtilmesi

Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, şeffaflık ve irade muhtariyeti ilkeleri gereğince, limited şirkete özgü olan ağır yükümlülüklerin devir sözleşmesinde açıkça yer almasını şart koşmuştur. Ek ödeme yükümlülükleri, yan edim yükümlülükleri, ağırlaştırılmış rekabet yasağı, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezaları devir sözleşmesinde belirtilmek zorundadır [5, 7, 9]. Bu hususların sözleşmede yer almaması, devralan tarafın iradesinin sakatlanması sonucunu doğurabileceği gibi, işlemin sıhhatine de etki edecektir. Şahıs şirketi unsurlarının, devralan üçüncü kişiye sürpriz olmaması amaçlanmıştır.

2.3. Genel Kurul Onayı (Kanuni Bağlam)

TTK m. 595/2 hükmü gereğince, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır ve devir bu onayla geçerli olur [3, 7]. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibarıyla bir "taliki şart" (geciktirici şart) ihtiva eder. Genel kurul onayı verilene kadar devir işlemi taraflar arasında askıda hükümsüzdür (negotium claudicans); onay verilmesiyle birlikte devir, sözleşmenin yapıldığı andan itibaren (ex tunc) hüküm ifade eder [10]. Genel kurul onayı, TTK m. 621'de düzenlenen "önemli kararlar" arasında sayılmadığından, TTK m. 620 uyarınca toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu (olağan yetersayı) ile alınır [11].

2.4. Sebepsiz Ret Hakkı ve Devir Yasağı

TTK m. 595/3 uyarınca, şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, genel kurul sebep göstermeksizin devir onayını reddedebilir [11, 12]. Bu, limited şirketin kapalı yapısının bir tezahürüdür. Ayrıca, TTK m. 595/4 ile esas sermaye payının devrinin şirket sözleşmesiyle tamamen yasaklanabilmesine de cevaz verilmiştir [6, 12]. Bu durum, anonim şirketlerden kesin bir ayrım noktasıdır; zira anonim şirketlerde pay devri tamamen yasaklanamaz.

2.5. Haklı Sebeple Çıkma Hakkının Saklı Tutulması

TTK m. 595/5 hükmü, devrin yasaklanması veya genel kurulun onayı reddetmesi durumunda pay sahibinin şirkete hapsolmasını (lock-in) önlemek amacıyla sevk edilmiştir. Buna göre, onay verilmeyen veya devrin yasaklandığı hallerde ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklıdır [6, 12]. Ortağın mülkiyet hakkı ile şirketin kapalı kalma menfaati arasındaki denge, ortağa çıkma (ve ayrılma akçesi talep etme) hakkı tanınarak sağlanmıştır.

2.6. Ödeme Gücünün Şüpheli Olması Nedeniyle Ret (İstisnai Ret)

TTK m. 595/6 uyarınca, şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görülür ve ondan istenen teminat verilmezse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile onayı reddedebilir [6, 13]. Bu düzenleme, şirket malvarlığının ve diğer ortakların, ödeme aczi içindeki bir kişinin sisteme dâhil olmasıyla doğacak finansal risklerden korunmasını hedefler.

2.7. Zımni (Örtülü) Onay

TTK m. 595/7, hukuki işlem güvenliğini ve belirliliği sağlamak adına ihdas edilmiştir. Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır [3, 14]. Bu üç aylık süre hak düşürücü nitelikte olup, şirketin sürüncemede bırakma ihtimaline karşı devredeni ve devralanı koruyan radikal bir çözüm mekanizmasıdır. Zımni onay gerçekleştiğinde, devir noter tasdikli sözleşme tarihi itibarıyla hüküm ifade eder [3, 15].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 596 (Kanuni Geçiş Halleri): Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve cebri icra yoluyla payın geçişinde genel kurul onayı aranmaz [14, 16]. TTK m. 595'teki iradi devir sınırlamaları (kanuni bağlam), TTK m. 596'daki kanuni geçiş hallerinde uygulanmaz.
  • TTK m. 620 (Olağan Karar Nisabı): TTK m. 595/2 kapsamında verilecek onay kararları, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığından ve TTK m. 621'de sınırlı sayılan "önemli kararlar" arasında yer almadığından, TTK m. 620 uyarınca toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır [11].
  • TTK m. 638 (Haklı Sebeple Çıkma): TTK m. 595/5, devri engellenen ortağın TTK m. 638 bağlamında haklı sebeple şirketten çıkma davası açabileceğini sistematik olarak teminat altına alır [12].
  • TTK m. 598 (Ticaret Siciline Tescil): Devrin TTK m. 595 uyarınca tamamlanması akabinde müdürler tarafından sicile tescili gereklidir. Tescil açıklayıcı (bildirici) niteliktedir; devir genel kurul onayı (veya zımni onay) anında geçerlilik kazanır [15, 17].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay İçtihatları, TTK m. 595 hükümlerinin emredici karakterine vurgu yapmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 29.11.2016 tarihli ve E. 2016/30527, K. 2016/23256 sayılı kararında açıkça ifade edildiği üzere: "Limited şirketlerde pay senetleri birer ispat vasıtası niteliğinde olup, pay senedinin teslimi ile ortaklık hakkı devir ve temlik edilemez... Esas sermaye payının devredilebilmesi 6102 Sayılı Kanunun 595 ve 596. maddesi hükümleri şartlarında mümkündür." [18]. Bu içtihat, senede bağlanmış olsa dahi limited şirket pay devrinin anonim şirketlerdeki gibi sadece ciro ve zilyetliğin devri (TTK m. 490) ile gerçekleşemeyeceğini, TTK m. 595'teki ağırlaştırılmış şekil ve onay merasiminin mutlak surette aranacağını teyit etmektedir [19].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): X Limited Şirketi ortağı (A), payını şirket dışından (B)'ye devretmek üzere noterde devir sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmede şirketin ana sözleşmesinde var olan "ek ödeme yükümlülüğü" belirtilmemiştir. Akabinde devir sözleşmesi şirkete bildirilmiş, genel kurul toplanarak devre sebep göstermeksizin ret oyu vermiştir. (A), genel kurulun sebep göstermediği gerekçesiyle devrin geçerli olduğunu iddia ederek tescil talep etmektedir. Hukuki analiz: TTK m. 595/1 uyarınca ek ödeme yükümlülüğünün sözleşmede gösterilmemesi şekle aykırılık yaratır. Ayrıca, TTK m. 595/3 hükmü çok açıktır: Şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa genel kurul hiçbir sebep göstermeksizin devri reddedebilir [11, 12]. (A)'nın tescil talebi haksızdır. Ancak (A), TTK m. 595/5 uyarınca haklı sebeple çıkma hakkını kullanabilir [12].

Olay 2 (kurmaca senaryo): Y Limited Şirketi'nde (C), esas sermaye payını (D)'ye noter huzurunda devretmiş ve durumu 1 Ocak tarihinde şirket müdürlerine bildirmiştir. Şirket genel kurulu bu konuda hiçbir toplantı yapmamış ve (C)'ye herhangi bir cevap vermemiştir. 15 Nisan tarihinde (C), pay defterine kaydının yapılması ve tescil için mahkemeye başvurmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 595/7 uyarınca, şirket genel kurulunun bildirimden itibaren 3 ay içinde (yani 1 Nisan'a kadar) devri reddetmemesi halinde zımni onay (örtülü kabul) gerçekleşmiş sayılır [3, 14]. 1 Nisan tarihi itibarıyla devir işlemi hukuken tüm sonuçlarını doğurur ve (C)'nin pay devri geçerli hale gelmiştir. Tescil talebi kabul edilmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Zımni onayın gerçekleştiğini (3 aylık sürenin geçtiğini) veya devir sözleşmesinin geçerli kurulduğunu ispat yükü, devrin tescilini ve pay defterine kaydını talep eden taraftadır.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 595/7 bağlamındaki 3 aylık süre hak düşürücü süredir [3]. Sürenin başlangıcı, devir talebinin şirket tüzel kişiliğine (müdürlere) usulüne uygun ulaştığı andır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Esas sermaye payının devrinin tesciline veya pay defterine kaydına (yahut haklı sebeple çıkmaya) ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla yapılan en büyük hata, tarafların noter huzurunda hisse devir sözleşmesini imzaladıktan sonra işlemin tamamlandığını düşünmeleridir. Oysa genel kurul onayı alınmadan veya 3 aylık zımni onay süresi dolmadan pay sahipliği sıfatı devralana geçmez. Karar alınmadan yapılan sicil başvuruları Sicil Müdürlüğünce reddedilir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 595 hükmü, bilhassa şekil şartları yönünden yoğun tartışmalara sahne olmuştur. TTK m. 595/1'de korunan "imzaların noterce onanması" zorunluluğu, Türk şirketler hukuku doktrininde (örneğin Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu) işlem güvenliği açısından olumlu karşılansa da, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (İsvBK) ile mukayesede eleştirilmektedir. Nitekim İsviçre hukukunda (OR Art. 785/1), 1 Ocak 2008 tarihinde yürürlüğe giren revizyon ile esas sermaye payının devrinde tarafların imzalarının noter tarafından onaylanması şartı kaldırılmış, adi yazılı şekil yeterli görülmüştür [20]. Türk yasa koyucusunun, ispat kolaylığı ve sahteciliğin önlenmesi saikiyle noter şartını muhafaza etmesi, ticari hayatın aradığı sürat (sürüm kolaylığı) ilkesiyle çatıştığı yönünde eleştirilere maruz kalmaktadır.

Diğer yandan, genel kurul karar nisabı konusunda TTK m. 621'in kaleme alınış biçimi doktrinde tartışma yaratmıştır. Pay devrinin sınırlandırılması, yasaklanması veya kolaylaştırılması (TTK m. 621/1-c) ağırlaştırılmış nisaba tabi iken, somut bir pay devrine onay verilmesinin m. 621 kapsamına alınmamış olması eleştirilmektedir. Ancak lafzi ve sistematik yorum kuralları gereği, münferit pay devri onaylarının TTK m. 620'deki salt çoğunluk kuralına tabi olduğu, doktrindeki hâkim görüş (Pulaşlı, Bahtiyar) tarafından kabul edilmektedir [11].

Bununla birlikte, zımni ret sisteminden vazgeçilerek zımni kabul sisteminin (m. 595/7) benimsenmesi, şirket organlarının ataleti karşısında payını devretmek isteyen ortağı koruyan çok güçlü ve isabetli bir reformdur. Limited şirketin kapalı şirket karakteri (intuitu personae) ile ekonomik realite arasındaki denge, m. 595 hükmü ile modern bir standarda kavuşturulmuştur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.