1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Ortakların Hak ve Borçları” başlıklı üçüncü bölümünün “Esas sermaye payının işlemlere konu olması” alt başlığında yer alan 593. maddesi, limited şirketlerde esas sermaye payının devri, miras yoluyla geçişi ve bu payları temsil etmek üzere çıkarılabilecek senetlerin hukuki niteliklerini düzenleyen temel ve kurucu bir normdur. Madde, limited şirket payının, anonim şirketlerdeki paydan doğmatik olarak değil teorik olarak niteliksel bir farklılık arz etmesi esasına dayanır [1, 2].
Maddenin birinci fıkrası, limited şirketlerde esas sermaye payının kural olarak devredilebilir ve miras yoluyla intikal edebilir olduğunu vurgularken, bu kuralın istisnasını şirketin kendi paylarını iktisap etmesini düzenleyen TTK m. 612 hükmü olarak belirlemiştir [3, 4]. İkinci fıkra ise, mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu (eTTK) sisteminden ayrılarak, limited şirketlerde pay senetlerinin çıkarılabilmesine ilişkin yepyeni bir düzenleme getirmiş, bu senetlerin ya "ispat aracı" şeklinde ya da "nama yazılı" olarak düzenlenebileceğini öngörmüştür [5, 6]. Aynı fıkra, üçüncü kişilerin iyiniyetini korumak ve işlem güvenliğini sağlamak amacıyla, paya bağlı ağırlaştırılmış bazı özel yükümlülüklerin (ek ödeme, yan edim, rekabet yasağı, önalım, alım hakları vb.) bu senetler üzerinde açıkça gösterilmesini zorunlu kılmıştır [4, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Esas Sermaye Payının Devri ve Miras Yoluyla Geçişi
TTK m. 593/1, esas sermaye payının devrini ve miras yoluyla intikalini temel kural olarak benimsemiştir. Payın hesaben bölünmesi, kâr payı, ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin hesaplanmasına hizmet etmektedir [7]. Esas sermaye payı, ortaklar arası devirler dâhil olmak üzere, kanunda öngörülen sınırlamalara tabi olarak devredilebilir [3]. Ancak anonim şirketlerin aksine, limited şirketlerde payın serbestçe tedavülü esası tam anlamıyla geçerli değildir; zira TTK m. 595 uyarınca devrin kural olarak genel kurul onayına tabi tutulması, şirketin kişisel unsurları barındıran yapısının bir sonucudur [8, 9]. Miras, eşler arası mal rejimi ve cebri icra hallerinde ise geçiş kanun gereği kendiliğinden gerçekleşir; bu hallerde payın intikali için genel kurul onayına ihtiyaç yoktur, zira kanuni geçiş hallerinde ortaklık onayı gibi bir emredici olmayan kural, miras ve icra hukukunun kamu düzenine ilişkin normlarının önüne geçemez [10, 11].
2.2. Şirketin Kendi Paylarını İktisap Etmesi (TTK m. 612 Kapsamındaki İstisna)
TTK m. 593/1, devir serbestisine bir sınır olarak TTK m. 612'yi işaret etmektedir. Bir limited şirket, tıpkı anonim şirketlere paralel bir yaklaşımla, kendi paylarını sadece belirli koşulların varlığında (alabilmek için yeterli serbest özkaynak bulunması ve iktisap edilecek payların itibari değerleri toplamının esas sermayenin yüzde onunu aşmaması) ivazlı olarak iktisap edebilir [7, 12]. Ortaklıktan çıkma veya çıkarılma gibi durumlarda bu sınır yüzde yirmi olarak uygulanmaktadır [12, 13].
2.3. İspat Aracı Niteliğinde Esas Sermaye Pay Senetleri
TTK m. 593/2 uyarınca limited şirketler, esas sermaye paylarını temsil etmek üzere "ispat aracı" niteliğinde senetler çıkarabilirler [5]. Bu tür senetlerin çıkarılması zorunlu olmayıp müdürlerin takdirindedir [14]. Salt ispat aracı vasfıyla çıkarılan esas sermaye pay senetleri, çift taraflı ibraz kaydını içermedikleri için hukuki anlamda "kıymetli evrak" niteliğine sahip değildirler [5]. Bu durumun bir sonucu olarak, ispat aracı niteliğindeki senetlerin zayi olması halinde TTK m. 757 vd. uyarınca kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler işletilemez [15]. Senedin işlevi, ortağın kimliğinin tespitini kolaylaştırmakla sınırlıdır [15].
2.4. Nama Yazılı Esas Sermaye Pay Senetleri
TTK m. 593/2’nin getirdiği en önemli yeniliklerden biri, limited şirketlerin "nama yazılı" esas sermaye pay senedi çıkarabilmesine imkân tanımasıdır [16, 17]. Doktrindeki (Tekinalp, Pulaşlı, Şener vd.) ağırlıklı görüşe göre nama yazılı olarak çıkarılan bu senetler, çift taraflı ibraz kaydı içerdiklerinden "kıymetli evrak" vasfını haizdirler [16, 18]. Zayi olmaları halinde TTK m. 661/2 delaletiyle kıymetli evrakın iptaline dair usullere konu edilebilirler [19]. Ancak anonim şirketlerin nama yazılı pay senetlerinden çok temel bir farkları mevcuttur: Anonim şirketlerde nama yazılı pay senetleri ciro ve zilyetliğin devri ile temlik edilebilirken (TTK m. 490/2); limited şirketlerde pay senedi nama yazılı da olsa, devir işlemi TTK m. 595/1'in emredici kuralı gereği mutlaka yazılı devir sözleşmesi ve imzaların noterce onanması şeklinde gerçekleştirilmelidir [20, 21]. Sadece senet zilyetliğinin devri ve ciro, limited şirkette ortaklık sıfatının devri için yetersizdir [20, 22]. Ayrıca bu senetler, yapıları gereği ciro yoluyla serbest tedavülü amaçlamadıklarından, emre kaydı konularak "emre yazılı" hale getirilemezler [8, 20].
2.5. Senet Üzerinde Belirtilmesi Zorunlu Kayıtlar
Fıkranın son cümlesi, pay senetleri ister ispat aracı ister nama yazılı olsun, üzerlerinde mutlak surette gösterilmesi gereken hususları saymıştır. Bunlar; ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, bütün ortakları kapsayacak veya ağırlaştırılmış rekabet yasağı ile önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarıdır [6, 23]. Bu kayıtların amacı, senet tedavül ederken ya da intikal ederken, senedi edinecek olan iyiniyetli üçüncü kişilerin şirket sözleşmesiyle getirilen mali ve kişisel ek külfetlerden (özellikle TTK 603 vd. uyarınca öngörülen ek ödeme borçlarından) haberdar olmalarını sağlamak ve işlem güvenliğini korumaktır.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 595 ve TTK m. 596 (Esas Sermaye Payının Devri ve Geçişi): TTK m. 593 temel normu koyarken, devrin usuli şartlarını (noter onayı, genel kurul onayı, pay defterine kayıt) TTK m. 595 ve m. 596 detaylandırmaktadır. Pay nama yazılı senede bağlanmış dahi olsa, TTK m. 595/1 devredilemez niteliktedir; noter onayı şarttır [20, 21].
- TTK m. 603 vd. (Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülükleri): TTK 593/2’de senette gösterilmesi şart koşulan bu yükümlülüklerin hukuki mahiyeti, şirketin bilanço açığı verdiği durumlarda devreye giren TTK 603 vd. maddelerinde yer alır. Pay devralındığında yeni ortak kural olarak bu yükümlülükleri de üstlenmiş olur [24]. Senet üzerinde bu hususların yazılması, devralanın rızasının kapsamının sınırlarını belirler.
- TTK m. 612 (Şirketin Kendi Paylarını İktisabı): 593. maddenin 1. fıkrasında saklı tutulan bu norm, şirketin kendi payını ancak özkaynak sınırları dahilinde (%10-%20) iktisap edebilmesine izin verir [12, 13, 25].
- TTK m. 757 vd. ve m. 657 (Kıymetli Evrakın İptali): Limited şirketin ispat aracı senedi bu kurallara tabi değilken, nama yazılı olarak çıkardığı senet kıymetli evrak hükümlerine (özellikle iptal ve zayi olma usulleri açısından) tabidir [15, 16, 19].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, limited şirket pay senetlerinin devrine ilişkin hukuki statü açıkça ortaya konulmuştur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2016/30527, K. 2016/23256 sayılı kararında (aynı yönde E. 2013/7955, K. 2013/17423):
“... limited şirketlerde pay senetleri birer ispat vasıtası niteliğinde olup, pay senedinin teslimi ile ortaklık hakkı devir ve temlik edilemez... Pay senetlerinin kazanılması ile sermaye payı devralınmış olmaz. Esas sermaye payının devredilebilmesi 6102 Sayılı Kanunun 595 ve 596. maddesi hükümleri şartlarında mümkündür.” denilmektedir [22].
Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı; pay senedi çıkarılmış ve nama yazılı nitelikte olsa bile (TTK m. 593/2), devir işleminin salt ciro ve teslim ile tamamlanamayacağı, TTK m. 595 uyarınca noter huzurunda devir sözleşmesi imzalanması ve kural olarak genel kurul onayının alınmasının asli şekil şartı olduğu yönündedir [21, 22]. Senet ancak kıymetli evrak niteliğinin devri amacıyla ek bir teslim işlemi gerektirmekle beraber, hukuki temlik işlemi resmi şekle tabidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Nama Yazılı Pay Senedinin Ciro ile Devri Sorunu):
(A) Limited Şirketi, TTK m. 593/2 çerçevesinde nama yazılı esas sermaye pay senetleri ihraç etmiştir. Ortak (B), elindeki pay senedini arkasına tam ciro yaparak ve teslim ederek, payını haricen üçüncü kişi (C)'ye devrettiğini iddia etmiş ve bu tutar mukabili (C)'den para tahsil etmiştir. Şirket genel kurulu bu durumdan haberdar edildiğinde, (C)'nin ortak sıfatını tanımayı reddetmiştir.
Hukuki analiz: Olayda (B)'nin nama yazılı bir pay senedini sadece ciro ve zilyetliğin devri yoluyla temlik etmesi, TTK sistematiğinde limited şirketler açısından geçersizdir [20]. TTK m. 593/2 bu senetlere kıymetli evrak niteliği tanısa dahi, devir anında TTK m. 595/1'in emredici kuralı uygulanmalıdır. Yani taraflar arasında noterde düzenlenmiş bir pay devir sözleşmesi bulunmadığından ve şirket genel kurulunun onayı alınmadığından (C), ortaklık sıfatını ve pay defterine kaydını talep edemez [21, 22]. İşlem ancak borçlar hukuku kapsamında sebepsiz zenginleşme bağlamında değerlendirilebilir.
Olay 2 (Pay Senedinde Ek Ödeme Yükümlülüğünün Gösterilmemesi):
(X) Limited Şirketinin esas sözleşmesinde her bir pay sahibinin itibarî sermayesinin iki katı kadar ek ödeme yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Şirket müdürleri, (Y) adına bir ispat aracı niteliğinde pay senedi hazırlamış; ancak senet üzerine sözleşmedeki ek ödeme yükümlülüğünü derç etmemişlerdir. (Y), payını noter huzurunda ve genel kurul onayı ile (Z)'ye devretmiştir. Şirket daha sonra darboğaza girmiş ve müdürler (Z)'den ek ödeme talep etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 593/2 emredici olarak ek ödeme yükümlülüğünün pay senedi üzerinde açıkça belirtilmesi gerektiğini öngörmektedir [6, 23]. Eğer bu kayıt senette yer almıyorsa, senedi devralan iyiniyetli 3. kişi (Z), ortaklığa karşı senet metninden anlaşılamayan ek ödeme yükümlülüğünün kendisine yöneltilemeyeceğini ileri sürebilir. Doktrine göre, şirket yöneticilerinin kanuni yükümlülüklerini (TTK m. 593/2) yerine getirmemeleri sebebiyle, senedin eksik düzenlenmesinden doğan ortaklık zararından TTK m. 553 kapsamında müdürlerin sorumluluğuna gidilmesi gündeme gelecektir. Zira senedin düzenlenmesindeki eksiklik, yeni ortağın yükümlülüğün rızai çerçevesini bilmesini engellemiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: İspat aracı niteliğindeki senetler, hamilin pay defterine kayıtlı hak sahibi olduğu yönünde karine oluşturur, ancak aksi her türlü yasal delille (esas sözleşme ve noter onaylı devir sözleşmesi ile) ispatlanabilir [15, 26].
- Zamanaşımı / Süreler: Şirketin kendi paylarını iktisabı (m. 593/1 ve m. 612 atfı) dolayısıyla tavan yüzde yirmi ise (örn. çıkma veya çıkarılma sonucu), esas sermayenin yüzde onunu aşan bu tutarın kanunen öngörülen "iki yıl" içinde elden çıkarılması veya sermaye azaltımı yoluyla itfa edilmesi zorunludur [12].
- Görevli/yetkili mahkeme: Nama yazılı limited şirket pay senedinin rıza dışı elden çıkması, çalınması veya zayi olması halinde; zayi belgesi alınması ve senedin iptaline ilişkin uyuşmazlıklarda (TTK m. 657/1 ve 661/2 atıfları çerçevesinde) asliye ticaret mahkemesi görevlidir [19]. Salt ispat aracı vasfındaki senetlerde ise kıymetli evrakın iptali usulü işletilemez [15].
- Yaygın uygulama hataları: Limited şirket pay senetlerinin ciro ile devredilebileceği gibi fahiş bir hataya düşülmesi; pay senedi basılırken sözleşmede var olan rekabet yasağı ve yan edim yükümlülüklerinin senet metnine derç edilmesinin unutulması en sık rastlanan uygulama hatalarıdır [6, 20, 22].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (özellikle Pulaşlı, Şener, Kendigelen ve Kırca gibi yazarlarca) nama yazılı esas sermaye pay senedinin "kıymetli evrak" vasfı etrafında derin tartışmalar mevcuttur [16, 18, 27]. Bir kısım doktrin, ciro ile devredilemeyen, mutlak surette noter onayı gerektiren bir senedin salt "nama yazılı" ifadesi taşımasının ona gerçek manada kıymetli evrak vasfı bahşedip etmeyeceğini eleştirmektedir [20-22]. Zira kıymetli evrakın en temel özelliği hakkın senetten ayrılamaması ve devrin senedin teslimi ile kolaylaştırılmasıdır. Halbuki limited şirketlerde TTK m. 595/1'in getirdiği katı merasim kuralları, senedin serbest tedavülünü zaten ortadan kaldırmaktadır [8, 21].
Öte yandan, TTK m. 593/2 ile pay senedi üzerine konulması zorunlu olan "ek ödeme, yan edim, rekabet yasağı" gibi kayıtların, ispat aracı mahiyetindeki senetler üzerinde de zorunlu tutulması olumlu bir düzenlemedir. Zira ispat aracı da olsa, yeni pay sahibinin yükümlülük yelpazesinin somutlaştırılması hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir [6]. Ancak kanun koyucunun limited şirketin kapalı ve "şahıs unsuru" ağır basan yapısı ile "sermaye şirketi" olarak kıymetli evrak ihracına izin veren yapısı arasında bir denge kurmaya çalışırken (karma yapı), uygulayıcılar nezdinde (ciro ve noter devri çelişkisi gibi) dogmatik zafiyetler yarattığı iddia edilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Ortakların Hak ve Borçları” başlıklı üçüncü bölümünün “Esas sermaye payının işlemlere konu olması” alt başlığında yer alan 593. maddesi, limited şirketlerde esas sermaye payının devri, miras yoluyla geçişi ve bu payları temsil etmek üzere çıkarılabilecek senetlerin hukuki niteliklerini düzenleyen temel ve kurucu bir normdur. Madde, limited şirket payının, anonim şirketlerdeki paydan doğmatik olarak değil teorik olarak niteliksel bir farklılık arz etmesi esasına dayanır [1, 2].
Maddenin birinci fıkrası, limited şirketlerde esas sermaye payının kural olarak devredilebilir ve miras yoluyla intikal edebilir olduğunu vurgularken, bu kuralın istisnasını şirketin kendi paylarını iktisap etmesini düzenleyen TTK m. 612 hükmü olarak belirlemiştir [3, 4]. İkinci fıkra ise, mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu (eTTK) sisteminden ayrılarak, limited şirketlerde pay senetlerinin çıkarılabilmesine ilişkin yepyeni bir düzenleme getirmiş, bu senetlerin ya "ispat aracı" şeklinde ya da "nama yazılı" olarak düzenlenebileceğini öngörmüştür [5, 6]. Aynı fıkra, üçüncü kişilerin iyiniyetini korumak ve işlem güvenliğini sağlamak amacıyla, paya bağlı ağırlaştırılmış bazı özel yükümlülüklerin (ek ödeme, yan edim, rekabet yasağı, önalım, alım hakları vb.) bu senetler üzerinde açıkça gösterilmesini zorunlu kılmıştır [4, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Esas Sermaye Payının Devri ve Miras Yoluyla Geçişi
TTK m. 593/1, esas sermaye payının devrini ve miras yoluyla intikalini temel kural olarak benimsemiştir. Payın hesaben bölünmesi, kâr payı, ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin hesaplanmasına hizmet etmektedir [7]. Esas sermaye payı, ortaklar arası devirler dâhil olmak üzere, kanunda öngörülen sınırlamalara tabi olarak devredilebilir [3]. Ancak anonim şirketlerin aksine, limited şirketlerde payın serbestçe tedavülü esası tam anlamıyla geçerli değildir; zira TTK m. 595 uyarınca devrin kural olarak genel kurul onayına tabi tutulması, şirketin kişisel unsurları barındıran yapısının bir sonucudur [8, 9]. Miras, eşler arası mal rejimi ve cebri icra hallerinde ise geçiş kanun gereği kendiliğinden gerçekleşir; bu hallerde payın intikali için genel kurul onayına ihtiyaç yoktur, zira kanuni geçiş hallerinde ortaklık onayı gibi bir emredici olmayan kural, miras ve icra hukukunun kamu düzenine ilişkin normlarının önüne geçemez [10, 11].
2.2. Şirketin Kendi Paylarını İktisap Etmesi (TTK m. 612 Kapsamındaki İstisna)
TTK m. 593/1, devir serbestisine bir sınır olarak TTK m. 612'yi işaret etmektedir. Bir limited şirket, tıpkı anonim şirketlere paralel bir yaklaşımla, kendi paylarını sadece belirli koşulların varlığında (alabilmek için yeterli serbest özkaynak bulunması ve iktisap edilecek payların itibari değerleri toplamının esas sermayenin yüzde onunu aşmaması) ivazlı olarak iktisap edebilir [7, 12]. Ortaklıktan çıkma veya çıkarılma gibi durumlarda bu sınır yüzde yirmi olarak uygulanmaktadır [12, 13].
2.3. İspat Aracı Niteliğinde Esas Sermaye Pay Senetleri
TTK m. 593/2 uyarınca limited şirketler, esas sermaye paylarını temsil etmek üzere "ispat aracı" niteliğinde senetler çıkarabilirler [5]. Bu tür senetlerin çıkarılması zorunlu olmayıp müdürlerin takdirindedir [14]. Salt ispat aracı vasfıyla çıkarılan esas sermaye pay senetleri, çift taraflı ibraz kaydını içermedikleri için hukuki anlamda "kıymetli evrak" niteliğine sahip değildirler [5]. Bu durumun bir sonucu olarak, ispat aracı niteliğindeki senetlerin zayi olması halinde TTK m. 757 vd. uyarınca kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler işletilemez [15]. Senedin işlevi, ortağın kimliğinin tespitini kolaylaştırmakla sınırlıdır [15].
2.4. Nama Yazılı Esas Sermaye Pay Senetleri
TTK m. 593/2’nin getirdiği en önemli yeniliklerden biri, limited şirketlerin "nama yazılı" esas sermaye pay senedi çıkarabilmesine imkân tanımasıdır [16, 17]. Doktrindeki (Tekinalp, Pulaşlı, Şener vd.) ağırlıklı görüşe göre nama yazılı olarak çıkarılan bu senetler, çift taraflı ibraz kaydı içerdiklerinden "kıymetli evrak" vasfını haizdirler [16, 18]. Zayi olmaları halinde TTK m. 661/2 delaletiyle kıymetli evrakın iptaline dair usullere konu edilebilirler [19]. Ancak anonim şirketlerin nama yazılı pay senetlerinden çok temel bir farkları mevcuttur: Anonim şirketlerde nama yazılı pay senetleri ciro ve zilyetliğin devri ile temlik edilebilirken (TTK m. 490/2); limited şirketlerde pay senedi nama yazılı da olsa, devir işlemi TTK m. 595/1'in emredici kuralı gereği mutlaka yazılı devir sözleşmesi ve imzaların noterce onanması şeklinde gerçekleştirilmelidir [20, 21]. Sadece senet zilyetliğinin devri ve ciro, limited şirkette ortaklık sıfatının devri için yetersizdir [20, 22]. Ayrıca bu senetler, yapıları gereği ciro yoluyla serbest tedavülü amaçlamadıklarından, emre kaydı konularak "emre yazılı" hale getirilemezler [8, 20].
2.5. Senet Üzerinde Belirtilmesi Zorunlu Kayıtlar
Fıkranın son cümlesi, pay senetleri ister ispat aracı ister nama yazılı olsun, üzerlerinde mutlak surette gösterilmesi gereken hususları saymıştır. Bunlar; ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, bütün ortakları kapsayacak veya ağırlaştırılmış rekabet yasağı ile önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarıdır [6, 23]. Bu kayıtların amacı, senet tedavül ederken ya da intikal ederken, senedi edinecek olan iyiniyetli üçüncü kişilerin şirket sözleşmesiyle getirilen mali ve kişisel ek külfetlerden (özellikle TTK 603 vd. uyarınca öngörülen ek ödeme borçlarından) haberdar olmalarını sağlamak ve işlem güvenliğini korumaktır.
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, limited şirket pay senetlerinin devrine ilişkin hukuki statü açıkça ortaya konulmuştur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2016/30527, K. 2016/23256 sayılı kararında (aynı yönde E. 2013/7955, K. 2013/17423): “... limited şirketlerde pay senetleri birer ispat vasıtası niteliğinde olup, pay senedinin teslimi ile ortaklık hakkı devir ve temlik edilemez... Pay senetlerinin kazanılması ile sermaye payı devralınmış olmaz. Esas sermaye payının devredilebilmesi 6102 Sayılı Kanunun 595 ve 596. maddesi hükümleri şartlarında mümkündür.” denilmektedir [22]. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı; pay senedi çıkarılmış ve nama yazılı nitelikte olsa bile (TTK m. 593/2), devir işleminin salt ciro ve teslim ile tamamlanamayacağı, TTK m. 595 uyarınca noter huzurunda devir sözleşmesi imzalanması ve kural olarak genel kurul onayının alınmasının asli şekil şartı olduğu yönündedir [21, 22]. Senet ancak kıymetli evrak niteliğinin devri amacıyla ek bir teslim işlemi gerektirmekle beraber, hukuki temlik işlemi resmi şekle tabidir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Nama Yazılı Pay Senedinin Ciro ile Devri Sorunu): (A) Limited Şirketi, TTK m. 593/2 çerçevesinde nama yazılı esas sermaye pay senetleri ihraç etmiştir. Ortak (B), elindeki pay senedini arkasına tam ciro yaparak ve teslim ederek, payını haricen üçüncü kişi (C)'ye devrettiğini iddia etmiş ve bu tutar mukabili (C)'den para tahsil etmiştir. Şirket genel kurulu bu durumdan haberdar edildiğinde, (C)'nin ortak sıfatını tanımayı reddetmiştir. Hukuki analiz: Olayda (B)'nin nama yazılı bir pay senedini sadece ciro ve zilyetliğin devri yoluyla temlik etmesi, TTK sistematiğinde limited şirketler açısından geçersizdir [20]. TTK m. 593/2 bu senetlere kıymetli evrak niteliği tanısa dahi, devir anında TTK m. 595/1'in emredici kuralı uygulanmalıdır. Yani taraflar arasında noterde düzenlenmiş bir pay devir sözleşmesi bulunmadığından ve şirket genel kurulunun onayı alınmadığından (C), ortaklık sıfatını ve pay defterine kaydını talep edemez [21, 22]. İşlem ancak borçlar hukuku kapsamında sebepsiz zenginleşme bağlamında değerlendirilebilir.
Olay 2 (Pay Senedinde Ek Ödeme Yükümlülüğünün Gösterilmemesi): (X) Limited Şirketinin esas sözleşmesinde her bir pay sahibinin itibarî sermayesinin iki katı kadar ek ödeme yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Şirket müdürleri, (Y) adına bir ispat aracı niteliğinde pay senedi hazırlamış; ancak senet üzerine sözleşmedeki ek ödeme yükümlülüğünü derç etmemişlerdir. (Y), payını noter huzurunda ve genel kurul onayı ile (Z)'ye devretmiştir. Şirket daha sonra darboğaza girmiş ve müdürler (Z)'den ek ödeme talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 593/2 emredici olarak ek ödeme yükümlülüğünün pay senedi üzerinde açıkça belirtilmesi gerektiğini öngörmektedir [6, 23]. Eğer bu kayıt senette yer almıyorsa, senedi devralan iyiniyetli 3. kişi (Z), ortaklığa karşı senet metninden anlaşılamayan ek ödeme yükümlülüğünün kendisine yöneltilemeyeceğini ileri sürebilir. Doktrine göre, şirket yöneticilerinin kanuni yükümlülüklerini (TTK m. 593/2) yerine getirmemeleri sebebiyle, senedin eksik düzenlenmesinden doğan ortaklık zararından TTK m. 553 kapsamında müdürlerin sorumluluğuna gidilmesi gündeme gelecektir. Zira senedin düzenlenmesindeki eksiklik, yeni ortağın yükümlülüğün rızai çerçevesini bilmesini engellemiştir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (özellikle Pulaşlı, Şener, Kendigelen ve Kırca gibi yazarlarca) nama yazılı esas sermaye pay senedinin "kıymetli evrak" vasfı etrafında derin tartışmalar mevcuttur [16, 18, 27]. Bir kısım doktrin, ciro ile devredilemeyen, mutlak surette noter onayı gerektiren bir senedin salt "nama yazılı" ifadesi taşımasının ona gerçek manada kıymetli evrak vasfı bahşedip etmeyeceğini eleştirmektedir [20-22]. Zira kıymetli evrakın en temel özelliği hakkın senetten ayrılamaması ve devrin senedin teslimi ile kolaylaştırılmasıdır. Halbuki limited şirketlerde TTK m. 595/1'in getirdiği katı merasim kuralları, senedin serbest tedavülünü zaten ortadan kaldırmaktadır [8, 21].
Öte yandan, TTK m. 593/2 ile pay senedi üzerine konulması zorunlu olan "ek ödeme, yan edim, rekabet yasağı" gibi kayıtların, ispat aracı mahiyetindeki senetler üzerinde de zorunlu tutulması olumlu bir düzenlemedir. Zira ispat aracı da olsa, yeni pay sahibinin yükümlülük yelpazesinin somutlaştırılması hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir [6]. Ancak kanun koyucunun limited şirketin kapalı ve "şahıs unsuru" ağır basan yapısı ile "sermaye şirketi" olarak kıymetli evrak ihracına izin veren yapısı arasında bir denge kurmaya çalışırken (karma yapı), uygulayıcılar nezdinde (ciro ve noter devri çelişkisi gibi) dogmatik zafiyetler yarattığı iddia edilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.