1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 591. maddesi, limited şirketlerde esas sermaye artırımı sırasında ortakların sahip olduğu "yeni pay alma" (rüçhan) hakkını düzenlemektedir. Bu hüküm, Kanun'un "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitabının, "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısmında, "Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi" bölümü altında yer almaktadır.
Rüçhan hakkı, sermaye şirketlerinde ortaklık payının ve buna bağlı oransal (mali ve idari) gücün korunmasına hizmet eden en temel kurumlardan biridir. Sermaye artırımı, şirketin özvarlığını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen organik bir işlem olmakla birlikte, yeni çıkarılacak payların kimlere tahsis edileceği hususu, ortaklar arası güç dengesini doğrudan etkiler. TTK m. 591, bu dengeyi korumak adına, kural olarak her ortağa, esas sermayenin artırılmasına mevcut payı oranında katılma hakkı tanımıştır [1, 2].
Mülga 6762 sayılı TTK döneminden farklı olarak, 6102 sayılı Kanun limited şirketleri anonim şirketlere daha çok yaklaştıran bir sistematik benimsemiş, rüçhan hakkının sınırlandırılmasını veya kaldırılmasını son derece katı usul ve esaslara bağlamıştır. Maddenin birinci fıkrası hakkın doğumunu ve kapsamını, ikinci fıkrası hakkın sınırlandırılması veya kaldırılmasının maddi ve şekli şartlarını, üçüncü fıkrası ise hakkın kullanım süresini hüküm altına almaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Rüçhan Hakkının Doğumu ve Kapsamı (TTK m. 591/1)
Madde metninde yer alan "Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir" ibaresi, rüçhan hakkının kanuni bir hak olduğunu, ancak mutlak emredici bir nitelik taşımadığını gösterir. Ortaklar, şirkete taze sermaye girerken mevcut paylarının seyreltilmesini (sulandırılmasını) önlemek adına, ihraç edilecek yeni paylardan kendi payları oranında alma hakkına sahiptir. Bu hak, eşit işlem ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır [2]. Pay sahibi, bu hakkı kullanarak hem oy gücünü hem de kar payı ve tasfiye payı gibi malvarlıksal haklarındaki oransal değerini korur.
2.2. Hakkın Sınırlandırılması ve Kaldırılması: Haklı Sebep Kriteri (TTK m. 591/2)
Hükmün en kritik unsuru, rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılmasının maddi şartı olan "haklı sebep" olgusudur. Genel kurul, keyfi olarak bir ortağın rüçhan hakkını elinden alamaz. Kanun koyucu haklı sebeplere örnek olarak; işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmalarını saymıştır [3, 4].
Haklı sebep değerlendirmesi, somut olayın özelliklerine göre yapılmalıdır. Şirketin içinde bulunduğu mali darboğazdan kurtulması için taze bir dış kaynağa (örneğin bir melek yatırımcıya) ihtiyaç duyması, şirkete teknolojik bir know-how sağlayacak stratejik bir ortağın alınması haklı sebep olarak nitelendirilir.
2.3. Şekli Şart: Nitelikli Genel Kurul Karar Nisabı
Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması kararı, TTK m. 621/1-e bendi uyarınca ağırlaştırılmış nisaba tabidir. Bu karar, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabilir [5-7]. Bu ikili (çifte) nisap, azınlık ortakların, hakim ortakların tahakkümü altında ezilmesini önlemek amacıyla ihdas edilmiştir.
2.4. Ölçülülük ve Dürüstlük (Hakkaniyet) İlkesi
Maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi, şirketler hukukunun mihenk taşı niteliğindedir: "Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz." Bu hüküm, sınırlandırma kararı haklı bir sebebe ve yasal nisaba dayansa bile, yeni ihraç edilecek payların primli mi yoksa primsiz mi ihraç edileceği noktasında hakkaniyet denetimi yapılmasını emreder. Mevcut ortakların rüçhan hakkı kısıtlanarak üçüncü kişiye pay tahsis ediliyorsa, bu payların şirketin (dolayısıyla mevcut payların) gerçek değerine uygun bir primle ihraç edilmesi gerekir. Aksi takdirde, eski ortakların malvarlığı değerlerinde haksız bir erime meydana gelir.
2.5. Kullanım Süresi (TTK m. 591/3)
Kanun, rüçhan hakkının kullanılabilmesi için ortaklara "en az on beş gün" süre verilmesini emretmektedir. Bu süre emredicidir; şirket sözleşmesiyle veya genel kurul kararıyla kısaltılamaz, ancak uzatılabilir [2, 4].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 621 (Önemli Kararlar ve Nisaplar): Madde 591/2 açıkça m. 621/1-e bendi yollaması yapmaktadır. Limited şirketlerde rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması, kanun koyucu tarafından en hayati kararlardan biri olarak görülmüş ve karar sürecinde sermayenin nitelikli çoğunluğunun onayı şart koşulmuştur [6, 8].
- TTK m. 589 ve 590 (Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi ve Sermaye Artırımı): Sermaye artırımı esasen bir şirket sözleşmesi değişikliğidir. Dolayısıyla rüçhan hakkının kullanımı veya kısıtlanmasına ilişkin hususlar, sermaye artırımı prosedürü içerisinde şekillenir ve tescil/ilan silsilesine tabidir.
- TTK m. 461 (Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı): TTK m. 591, anonim şirketlere ilişkin m. 461 ile büyük ölçüde paralellik gösterir. Bu nedenle anonim şirketler hukuku doktrininde ve Yargıtay kararlarında m. 461 etrafında şekillenen "haklı sebep", "ölçülülük" ve "eşit işlem" ilkeleri, limited şirketlerde TTK m. 591'in yorumlanmasında da doğrudan kıyasen dikkate alınmalıdır.
- TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı): Haklı sebep kavramının yorumu ve hiç kimsenin haksız kayba uğratılmaması kuralı, doğrudan dürüstlük kuralının şirketler hukukundaki somutlaşmış halidir. Hakim ortakların sırf azınlığı ortaklıktan uzaklaştırmak saikiyle rüçhan hakkını kaldırmaları TMK m. 2'ye aykırılık teşkil eder.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, sermaye artırımı ve rüçhan hakkının sınırlandırılması kararları, şirketin objektif ve rasyonel bir finansman ihtiyacına dayanmalıdır. Yargıtay, şirketin yedek akçelerinde veya kasasında kullanıma hazır yeterli nakit ve fon bulunmasına rağmen, hakim ortakların nitelikli nisaba dayanarak sırf mali gücü zayıf olan azınlık ortakların pay oranını düşürmek (sulandırmak) amacıyla aldıkları sermaye artırımı ve rüçhan hakkının kısıtlanması kararlarını TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı bulmakta ve iptal etmektedir.
Yüksek Mahkeme, rüçhan hakkı kısıtlanırken yeni payların çıkarma değerinin (emisyon priminin) şirketin gerçek malvarlığı değerini yansıtacak şekilde bilimsel ve adil yöntemlerle tespit edilmemesini, TTK m. 591/2'de yer alan "hiç kimsenin haklı görülemeyecek şekilde kayba uğratılamayacağı" ilkesinin açık ihlali olarak kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Haklı Sebep ve Stratejik Ortaklık):
(X) Limited Şirketi, yazılım sektöründe faaliyet göstermektedir ve rekabet gücünü artırmak için (Y) Teknoloji A.Ş.'nin elinde bulunan patent ve yazılım altyapısına ihtiyaç duymaktadır. Şirket genel kurulu toplanarak sermayeyi %30 oranında artırma kararı alır ve TTK m. 621'deki nitelikli nisapla mevcut ortakların rüçhan hakkını tamamen kaldırarak çıkarılacak yeni payların tamamını (Y) A.Ş.'ye tahsis eder. Karşılığında (Y) A.Ş., patentlerini ayni sermaye olarak (X)'e koyar.
Hukuki analiz: İşlem TTK m. 591/2'ye uygundur. Yeni bir teknolojinin, işletmenin veya iştirakin devralınması açık bir "haklı sebep"tir. Çifte nisap sağlanmış ve pay devri adil bir değerleme (bilirkişi raporu) üzerinden yapılmışsa, rüçhan hakkının sınırlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Olay 2 (Suni Finansman İhtiyacı ve Azınlığı Uzaklaştırma):
Kârlı bir tekstil firması olan (Z) Limited Şirketi'nde, %70 paya sahip olan (A) ve (B), %30 paya sahip olan ancak ekonomik olarak zor durumda bulunan (C) ile husumet içindedir. Şirketin banka hesaplarında yüksek miktarda nakit bulunmasına rağmen, (A) ve (B) olağanüstü genel kurulu toplayarak sermayeyi %500 oranında artırma kararı alırlar. (C), rüçhan hakkını kullanacak nakdi bulamaz ve payı %5'e düşer.
Hukuki analiz: TTK m. 591 çerçevesinde ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu işlem hukuka aykırıdır. Her ne kadar rüçhan hakkı fiilen kısıtlanmamış gibi görünse de (herkese rüçhan hakkı tanınmıştır), şirketin objektif bir sermaye ihtiyacı yokken sırf azınlık ortağı mali açıdan sıkıştırarak pay oranını düşürmek dürüstlük kuralına aykırıdır. (C), bu genel kurul kararının iptalini talep edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılmasının iptali talebiyle açılacak bir davada, kararın "haklı sebebe" dayandığını ve hiç kimseyi haksız kayba uğratmadığını ispat külfeti şirkete (dolayısıyla bu kararı alan hakim ortaklara) aittir.
- Zamanaşımı / Süreler: Ortaklara rüçhan hakkını kullanabilmeleri için verilecek süre en az 15 gün olmalıdır. Bu sürenin başlangıcı usulüne uygun yapılan bildirim/ilan tarihidir. İlgili genel kurul kararının iptali davalarında süre, TTK m. 622 yollamasıyla anonim şirket hükümleri uyarınca karar tarihinden itibaren 3 aydır.
- Görevli/yetkili mahkeme: Genel kurul kararının iptali veya geçersizliğinin tespiti davalarında görevli ve kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir. Uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olup olmadığı hususu TTK m. 5/A bağlamında değerlendirilmeli, ancak kararın iptali talebi doğrudan bir miktar para alacağına ilişkin olmadığından, kural olarak dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı kabul edilmelidir.
- Yaygın uygulama hataları: 15 günlük yasal kullanım süresine riayet edilmeden, örneğin 10 günlük süre verilerek payların üçüncü kişilere tahsis edilmesi sık karşılaşılan bir hatadır ve işlemin iptali sonucunu doğurur. Ayrıca, karar nisabı olan 2/3 sermaye temsilinin sağlanması yeterli görülüp, "oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu" kriterinin ihmal edilmesi, doğrudan mutlak butlan veya iptal edilebilirlik sonucunu yaratır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 591/1 hükmünün lafzı "Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse..." şeklindedir. Doktrindeki bir görüşe göre (Çamoğlu, Pulaşlı), bu lafzi ifade, limited şirketlerde kuruluş aşamasında hazırlanan ilk sözleşme ile ortakların rüçhan haklarının toptan ve peşinen ortadan kaldırılabileceği izlenimini yaratmaktadır. Ancak anonim şirketlerde (TTK m. 461) rüçhan hakkının esas sözleşme ile baştan sınırlandırılamayacağı ilkesi çok net bir biçimde ifade edilmiştir [9, 10].
Sermaye şirketlerinde rüçhan hakkı, pay sahipliğinin vazgeçilmez/müktesep haklarından (nisbi emredici koruma altındaki haklardan) biridir. Limited şirket sözleşmesine konulacak "Ortakların hiçbir surette rüçhan hakkı bulunmamaktadır" şeklindeki bir soyut hükmün, TTK m. 591/2'deki "haklı sebep" arayışını tamamen etkisiz hale getirebileceği aşikardır. Akademik ve mantıki açıdan, m. 591/1'deki istisnanın, ancak somut bir artırım kararında ortaya çıkabilecek meşru bir gereklilik (örneğin ayni sermaye konulması durumu) için değerlendirilmesi gerektiği savunulmalıdır. Yargı makamlarının, şirket sözleşmesine önceden konulan ve rüçhan hakkını peşinen ortadan kaldıran hükümleri, TMK m. 2 dürüstlük kuralı ve TTK'daki "ölçülülük" ile "eşit işlem" prensipleri çerçevesinde dar yorumlamaları elzemdir. Aksi takdirde, çoğunluk hissedarlarının, azınlığı tasfiye etmek için bu hukuki boşluğu kullanmaları kaçınılmazdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 591. maddesi, limited şirketlerde esas sermaye artırımı sırasında ortakların sahip olduğu "yeni pay alma" (rüçhan) hakkını düzenlemektedir. Bu hüküm, Kanun'un "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitabının, "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısmında, "Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi" bölümü altında yer almaktadır.
Rüçhan hakkı, sermaye şirketlerinde ortaklık payının ve buna bağlı oransal (mali ve idari) gücün korunmasına hizmet eden en temel kurumlardan biridir. Sermaye artırımı, şirketin özvarlığını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen organik bir işlem olmakla birlikte, yeni çıkarılacak payların kimlere tahsis edileceği hususu, ortaklar arası güç dengesini doğrudan etkiler. TTK m. 591, bu dengeyi korumak adına, kural olarak her ortağa, esas sermayenin artırılmasına mevcut payı oranında katılma hakkı tanımıştır [1, 2].
Mülga 6762 sayılı TTK döneminden farklı olarak, 6102 sayılı Kanun limited şirketleri anonim şirketlere daha çok yaklaştıran bir sistematik benimsemiş, rüçhan hakkının sınırlandırılmasını veya kaldırılmasını son derece katı usul ve esaslara bağlamıştır. Maddenin birinci fıkrası hakkın doğumunu ve kapsamını, ikinci fıkrası hakkın sınırlandırılması veya kaldırılmasının maddi ve şekli şartlarını, üçüncü fıkrası ise hakkın kullanım süresini hüküm altına almaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Rüçhan Hakkının Doğumu ve Kapsamı (TTK m. 591/1)
Madde metninde yer alan "Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir" ibaresi, rüçhan hakkının kanuni bir hak olduğunu, ancak mutlak emredici bir nitelik taşımadığını gösterir. Ortaklar, şirkete taze sermaye girerken mevcut paylarının seyreltilmesini (sulandırılmasını) önlemek adına, ihraç edilecek yeni paylardan kendi payları oranında alma hakkına sahiptir. Bu hak, eşit işlem ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır [2]. Pay sahibi, bu hakkı kullanarak hem oy gücünü hem de kar payı ve tasfiye payı gibi malvarlıksal haklarındaki oransal değerini korur.
2.2. Hakkın Sınırlandırılması ve Kaldırılması: Haklı Sebep Kriteri (TTK m. 591/2)
Hükmün en kritik unsuru, rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılmasının maddi şartı olan "haklı sebep" olgusudur. Genel kurul, keyfi olarak bir ortağın rüçhan hakkını elinden alamaz. Kanun koyucu haklı sebeplere örnek olarak; işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmalarını saymıştır [3, 4]. Haklı sebep değerlendirmesi, somut olayın özelliklerine göre yapılmalıdır. Şirketin içinde bulunduğu mali darboğazdan kurtulması için taze bir dış kaynağa (örneğin bir melek yatırımcıya) ihtiyaç duyması, şirkete teknolojik bir know-how sağlayacak stratejik bir ortağın alınması haklı sebep olarak nitelendirilir.
2.3. Şekli Şart: Nitelikli Genel Kurul Karar Nisabı
Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması kararı, TTK m. 621/1-e bendi uyarınca ağırlaştırılmış nisaba tabidir. Bu karar, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabilir [5-7]. Bu ikili (çifte) nisap, azınlık ortakların, hakim ortakların tahakkümü altında ezilmesini önlemek amacıyla ihdas edilmiştir.
2.4. Ölçülülük ve Dürüstlük (Hakkaniyet) İlkesi
Maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi, şirketler hukukunun mihenk taşı niteliğindedir: "Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz." Bu hüküm, sınırlandırma kararı haklı bir sebebe ve yasal nisaba dayansa bile, yeni ihraç edilecek payların primli mi yoksa primsiz mi ihraç edileceği noktasında hakkaniyet denetimi yapılmasını emreder. Mevcut ortakların rüçhan hakkı kısıtlanarak üçüncü kişiye pay tahsis ediliyorsa, bu payların şirketin (dolayısıyla mevcut payların) gerçek değerine uygun bir primle ihraç edilmesi gerekir. Aksi takdirde, eski ortakların malvarlığı değerlerinde haksız bir erime meydana gelir.
2.5. Kullanım Süresi (TTK m. 591/3)
Kanun, rüçhan hakkının kullanılabilmesi için ortaklara "en az on beş gün" süre verilmesini emretmektedir. Bu süre emredicidir; şirket sözleşmesiyle veya genel kurul kararıyla kısaltılamaz, ancak uzatılabilir [2, 4].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, sermaye artırımı ve rüçhan hakkının sınırlandırılması kararları, şirketin objektif ve rasyonel bir finansman ihtiyacına dayanmalıdır. Yargıtay, şirketin yedek akçelerinde veya kasasında kullanıma hazır yeterli nakit ve fon bulunmasına rağmen, hakim ortakların nitelikli nisaba dayanarak sırf mali gücü zayıf olan azınlık ortakların pay oranını düşürmek (sulandırmak) amacıyla aldıkları sermaye artırımı ve rüçhan hakkının kısıtlanması kararlarını TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı bulmakta ve iptal etmektedir.
Yüksek Mahkeme, rüçhan hakkı kısıtlanırken yeni payların çıkarma değerinin (emisyon priminin) şirketin gerçek malvarlığı değerini yansıtacak şekilde bilimsel ve adil yöntemlerle tespit edilmemesini, TTK m. 591/2'de yer alan "hiç kimsenin haklı görülemeyecek şekilde kayba uğratılamayacağı" ilkesinin açık ihlali olarak kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Haklı Sebep ve Stratejik Ortaklık): (X) Limited Şirketi, yazılım sektöründe faaliyet göstermektedir ve rekabet gücünü artırmak için (Y) Teknoloji A.Ş.'nin elinde bulunan patent ve yazılım altyapısına ihtiyaç duymaktadır. Şirket genel kurulu toplanarak sermayeyi %30 oranında artırma kararı alır ve TTK m. 621'deki nitelikli nisapla mevcut ortakların rüçhan hakkını tamamen kaldırarak çıkarılacak yeni payların tamamını (Y) A.Ş.'ye tahsis eder. Karşılığında (Y) A.Ş., patentlerini ayni sermaye olarak (X)'e koyar. Hukuki analiz: İşlem TTK m. 591/2'ye uygundur. Yeni bir teknolojinin, işletmenin veya iştirakin devralınması açık bir "haklı sebep"tir. Çifte nisap sağlanmış ve pay devri adil bir değerleme (bilirkişi raporu) üzerinden yapılmışsa, rüçhan hakkının sınırlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Olay 2 (Suni Finansman İhtiyacı ve Azınlığı Uzaklaştırma): Kârlı bir tekstil firması olan (Z) Limited Şirketi'nde, %70 paya sahip olan (A) ve (B), %30 paya sahip olan ancak ekonomik olarak zor durumda bulunan (C) ile husumet içindedir. Şirketin banka hesaplarında yüksek miktarda nakit bulunmasına rağmen, (A) ve (B) olağanüstü genel kurulu toplayarak sermayeyi %500 oranında artırma kararı alırlar. (C), rüçhan hakkını kullanacak nakdi bulamaz ve payı %5'e düşer. Hukuki analiz: TTK m. 591 çerçevesinde ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu işlem hukuka aykırıdır. Her ne kadar rüçhan hakkı fiilen kısıtlanmamış gibi görünse de (herkese rüçhan hakkı tanınmıştır), şirketin objektif bir sermaye ihtiyacı yokken sırf azınlık ortağı mali açıdan sıkıştırarak pay oranını düşürmek dürüstlük kuralına aykırıdır. (C), bu genel kurul kararının iptalini talep edebilir.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 591/1 hükmünün lafzı "Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse..." şeklindedir. Doktrindeki bir görüşe göre (Çamoğlu, Pulaşlı), bu lafzi ifade, limited şirketlerde kuruluş aşamasında hazırlanan ilk sözleşme ile ortakların rüçhan haklarının toptan ve peşinen ortadan kaldırılabileceği izlenimini yaratmaktadır. Ancak anonim şirketlerde (TTK m. 461) rüçhan hakkının esas sözleşme ile baştan sınırlandırılamayacağı ilkesi çok net bir biçimde ifade edilmiştir [9, 10].
Sermaye şirketlerinde rüçhan hakkı, pay sahipliğinin vazgeçilmez/müktesep haklarından (nisbi emredici koruma altındaki haklardan) biridir. Limited şirket sözleşmesine konulacak "Ortakların hiçbir surette rüçhan hakkı bulunmamaktadır" şeklindeki bir soyut hükmün, TTK m. 591/2'deki "haklı sebep" arayışını tamamen etkisiz hale getirebileceği aşikardır. Akademik ve mantıki açıdan, m. 591/1'deki istisnanın, ancak somut bir artırım kararında ortaya çıkabilecek meşru bir gereklilik (örneğin ayni sermaye konulması durumu) için değerlendirilmesi gerektiği savunulmalıdır. Yargı makamlarının, şirket sözleşmesine önceden konulan ve rüçhan hakkını peşinen ortadan kaldıran hükümleri, TMK m. 2 dürüstlük kuralı ve TTK'daki "ölçülülük" ile "eşit işlem" prensipleri çerçevesinde dar yorumlamaları elzemdir. Aksi takdirde, çoğunluk hissedarlarının, azınlığı tasfiye etmek için bu hukuki boşluğu kullanmaları kaçınılmazdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.