RESMİ METİN

2. Tescil ve ilan


Madde 587 - (1) Şirket sözleşmesinin tamamı, kurucuların imzalarının ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş pe rsonelin huzurunda imzalandığı tarihi izleyen otuz gün içinde, şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Tescil ve ilan edilen şirket sözleşmesine, aşağıda sayılanlar dışında, 36 ncı madden in birinci fıkrası hükmü uygulanmaz: 87 88 a) Şirket sözleşmesinin tarihi. b) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi. c) Esas noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış şekilde şirketin işletme konusu; şirket sözleşmesinde bu konuda bir hüküm varsa, şirketin süresi. d) Esas sermayenin itibarî değeri. e) Gerçek kişi ortağın adı ve soyadı, yerleşim yeri, tüzel kişi ortakların unvanı, merkezleri ve her ortağın üstlendiği esas sermaye payları. f) Ayni sermayenin konusu ve bu tür sermayenin karşılığında verilecek esas sermaye payları; bir aynın devralınması hâlinde ilgili sözleşmenin konusu, sözleşmenin karşı tarafı, şirketin borçlandığı karşı edim; özel menfaatlerin içerik ve değeri. g) Öngörülmüş ise, intifa senetlerinin sayısı ve bunlara sağlanan hakların içeriği. h) Müdür lerin ve şirketi temsile yetkili diğer kişilerin adları, soyadları veya unvanları 87 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanma sını” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalandığı tarihi” ibaresi eklenmiştir. 88 15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan “noterce onaylanmasını veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi “ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiş tir. ve yerleşim yerleri. ı) Temsil yetkisinin kullanılma şekli. i) Denetçinin yerleşim yeri, merkezi, varsa ticaret siciline tescil edilmiş şubesi (…) 89 j) Şirket sözleşmesinde ön görülmüş bulunan imtiyaz, ek yükümlülük veya yan edim yükümlülükleri, esas sermaye payları ile ilgili önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları. k) Şirket tarafından yapılacak olan ilanların şekli, türü ve şirket sözleşmesinde bu konuda b ir hüküm bulunduğu takdirde, müdürlerin ortaklara ne şekilde bildirimde bulunacakları.


AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 587. maddesi, limited şirketlerin kuruluş sürecinin tamamlanmasını ve tescil ile ilan aşamasını düzenleyen temel normdur. Madde, limited şirket sözleşmesinin ticaret siciline tescilini ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanını emredici bir süreye bağlamakla kalmamış, aynı zamanda ticaret sicilinin üçüncü kişiler üzerindeki olumlu etkisini (müspet vukuf) belirli konularla sınırlandırarak ticaret hukukunun en önemli ilkelerinden biri olan "işlem güvenliğini" güvence altına almıştır [1, 2].

Maddenin ratio legis’i (konuluş amacı), limited şirketlerin kuruluşunda şeffaflığı (aleniyet) sağlamak ve üçüncü kişileri, şirket sözleşmesinin teferruatlı ve karmaşık iç ilişkilerine dair hükümlerini bilme yükümlülüğünden kurtarmaktır. Zira TTK m. 587, TTK m. 36/1 hükmündeki "tescil ve ilan edilen hususların üçüncü kişilerce bilindiği" yönündeki karineyi, limited şirket sözleşmesinde yer alan tüm maddeler için değil, yalnızca (a) ile (k) bentleri arasında sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan hususlar için geçerli kılmıştır [2-6]. Bu yapı, anonim şirketlere ilişkin TTK m. 354 hükmünün limited şirketler hukuku sistematiğine uyarlanmış halidir ve şahıs şirketi unsurları taşıyan limited şirketlerde, üçüncü kişilerin korunması gereksiniminin daha yoğun olduğu kabulüne dayanmaktadır [7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Otuz Günlük Tescil Süresi ve Başlangıç Anı

Hükmün ilk fıkrası uyarınca şirket sözleşmesinin tamamı, kurucuların imzalarının ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzalandığı tarihi izleyen otuz gün içinde ticaret siciline tescil ve ilan olunmalıdır [1, 2, 8]. 15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, "noterce onaylanması" usulü terk edilmiş ve şirket sözleşmesinin bizzat ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda imzalanması kuralı getirilmiştir [4, 5, 9]. Bu reformun amacı, kuruluş sürecindeki bürokrasiyi azaltmak ve tescil sürecini tek bir mercide toplayarak hızlandırmaktır. Otuz günlük süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin kaçırılması halinde kuruluş işlemlerinin yenilenmesi gerekebilecektir.

2.2. Ticaret Sicilinin Olumlu Etkisinin Sınırlandırılması (TTK m. 36/1 İstisnası)

Maddenin en kritik düzenlemesi, "Tescil ve ilan edilen şirket sözleşmesine, aşağıda sayılanlar dışında, 36 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz" şeklindeki istisnadır [2]. TTK m. 36/1, tescil ve ilan edilen bir hususun üçüncü kişilerce bilindiğini (olumlu etki) mutlak bir karine olarak kabul eder [10, 11]. Ancak limited şirketlerde, şirket sözleşmesinde yer alan her detayın üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi, ticari hayatın hızı ve güvenliği ile bağdaşmaz. Kanun koyucu, üçüncü kişilerin sadece TTK m. 587/1'de (a) ile (k) bentleri arasında sayılan temel hususları (örneğin; unvan, merkez, esaslı işletme konusu, sermaye payları, temsil yetkisinin kullanılma şekli, imtiyaz ve yan edim yükümlülükleri) bildiğini varsaymaktadır [2-6]. Bu bentler dışında kalan ve sözleşmeye ihtiyari olarak eklenen bir iç ilişki düzenlemesi tescil ve ilan edilmiş olsa dahi, üçüncü kişilerin bunu bildiği iddia edilemez; şirketin, söz konusu hususun üçüncü kişi tarafından fiilen bilindiğini ispat etmesi gerekir [7, 12].

2.3. Tescil ve İlan Edilecek Asgari Unsurlar (Bantlar a-k)

Kanun, üçüncü şahısların şirketle güvenle işlem yapabilmesi için bilmesi gereken hususları belirlemiştir. İşletme konusu (c bendi), temsil yetkisinin kullanılma şekli (ı bendi) ve şirket sözleşmesinde öngörülmüş imtiyaz, ek yükümlülük veya yan edim yükümlülükleri (j bendi) en çok uyuşmazlık yaratan başlıklardır [2-6]. Örneğin, şirketin işletme konusu tescil ve ilan edildiği için, üçüncü kişilerin bu konuyu bildiği farz edilir [12]. Aynı şekilde, müdürlerin temsil yetkisini tek başına mı yoksa müştereken mi kullanacakları hususu tescil ve ilanla birlikte üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edecektir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 36 (Ticaret Sicilinin Etkisi) ve TTK m. 354 ile İlişkisi: TTK m. 587, ticaret sicilinin olumlu etkisine getirilmiş lex specialis (özel kanun) niteliğinde bir istisnadır. Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 354'te de benzer bir sınırlandırma mevcuttur. Doktrinde, her iki hükmün de üçüncü kişileri koruma ve işlem güvenliğini sağlama ortak amacına (ratio legis) hizmet ettiği, TTK m. 629/1'deki temsil yetkisi sınırlandırmaları değerlendirilirken TTK m. 354 ile m. 587'nin dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır [7].
  • TTK m. 588 (Tüzel Kişiliğin Kazanılması): Şirket sözleşmesinin TTK m. 587 uyarınca tescili, şirketin TTK m. 588 bağlamında tüzel kişilik kazanmasının kurucu unsurudur [6]. Tescil anına kadar girişilen taahhütlerden işlemi yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumlu iken, tescil ile birlikte bu sorumluluk şartların varlığı halinde şirkete geçer [6, 13].
  • TTK m. 623 ve m. 629 (Yönetim ve Temsil Yetkisi): Temsil yetkisinin kullanılma şeklinin tescil ve ilanı (m. 587/1-ı), şirket müdürlerinin üçüncü kişilerle yapacağı işlemlerde şirketi bağlayıcılık sınırını çizer. Tescil edilen temsil sınırlarının dışına çıkılması, TTK m. 629 uyarınca değerlendirilir.
  • TBK m. 27 ve TMK m. 2: Şirket sözleşmesinde emredici hükümlere (TTK m. 579) aykırı olarak konulan maddeler tescil edilmiş olsa dahi TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüzdür. Ayrıca, üçüncü kişinin TTK m. 587 kapsamı dışında kalan bir hususu fiilen bildiği halde bilmezlikten gelmesi, TMK m. 2 dürüstlük kuralı bağlamında hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, şirket sözleşmesinde yer alan ancak TTK m. 587 (mülga 6762 sayılı TTK m. 511) fıkrasındaki sınırlı sayım içinde bulunmayan hususların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, ancak üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispatına bağlıdır. Yargıtay, özellikle şirket müdürünün belirli parasal sınırları aşan işlemler için genel kurul onayı alması gerektiğine dair şirket sözleşmesine konulan ihtiyari kısıtlamaları, m. 587 kapsamında değerlendirmemekte ve bu tür kısıtlamaların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğine hükmetmektedir. Bu yaklaşım, doktrindeki "organlar arası yetki paylaşımı kurallarının dış ilişkiye yansıtılamayacağı" ilkesiyle paralellik gösterir. Yine Yargıtay, işletme konusunun açıkça tescil ve ilan edildiği durumlarda, TTK m. 371/2 (ultra vires kalıntıları) uyarınca üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında kaldığını "durumun gereğinden bilebilecek durumda olduğu" karinesini dar yorumlamakta, ancak TTK m. 587'nin aleniyet etkisini bu değerlendirmede bir ölçüt olarak dikkate almaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Limited Şirketi'nin kurucuları, şirket sözleşmesine "Müdürler, 500.000 TL'yi aşan kredi sözleşmelerini ancak genel kurulun oybirliği kararı ile imzalayabilir" şeklinde bir madde eklemiş ve sözleşme TTK m. 587 uyarınca tümüyle tescil ve ilan edilmiştir. Şirket müdürü (A), genel kurul kararı olmaksızın (B) Bankası ile 1.000.000 TL'lik kredi sözleşmesi imzalamıştır. Şirket, söz konusu sözleşme maddesinin Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığını, (B) Bankasının bu kısıtlamayı bilmesi gerektiğini iddia ederek borçtan sorumlu olmadığını ileri sürmektedir. Hukuki Analiz: TTK m. 587/1 uyarınca, şirket sözleşmesi bir bütün olarak tescil ve ilan edilse de, m. 36/1'in olumlu etkisi (üçüncü kişilerin tescil edilen hususu bildiği karinesi) sadece (a) ile (k) bentlerinde sayılan konularla sınırlıdır. Parasal sınırlandırmalara ve organlar arası onay mekanizmalarına (iç ilişki) ilişkin kısıtlamalar bu bentlerde yer almaz. Dolayısıyla, şirket bu kuralın tescil ve ilan edildiğini ileri sürerek iyiniyetli (B) Bankası'na karşı bağlayıcılıktan kurtulamaz. Banka'nın bu kısıtlamayı fiilen bildiği şirket tarafından ispat edilmedikçe kredi sözleşmesi şirketi bağlar.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Y Limited Şirketi'nin sözleşmesinde temsil yetkisinin "iki müdürün müşterek imzası" (çifte imza) ile kullanılacağı açıkça düzenlenmiş ve bu husus TTK m. 587/1-(ı) bendi uyarınca "temsil yetkisinin kullanılma şekli" olarak tescil ve ilan edilmiştir. Şirket müdürlerinden yalnızca (C), tek başına hareket ederek (D) A.Ş. ile bir hammadde alım sözleşmesi imzalamıştır. (D) A.Ş., sözleşmenin şirketi bağladığını iddia etmektedir. Hukuki Analiz: "Temsil yetkisinin kullanılma şekli", TTK m. 587/1-(ı) bendinde açıkça ticaret sicilinin olumlu etkisine tabi tutulan unsurlar arasındadır. Bu nedenle TTK m. 36/1 hükmü devreye girer; tescil ve ilan edilen bu hususu (D) A.Ş.'nin bilmediği iddiası dinlenmez (mutlak müspet aleniyet). Şirketi bağlayıcı bir irade beyanı oluşmadığından, işlem Y Limited Şirketi'ni bağlamaz. (D) A.Ş.'nin korunacak bir iyiniyeti bulunmamaktadır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: TTK m. 587/1 (a)-(k) bentleri arasında sayılan hususlar bakımından ispat yükü yoktur; kanuni karine gereği üçüncü kişinin bunları bildiği farz edilir. Bu bentler dışında kalan ve şirket sözleşmesinde yer alan diğer ihtiyari hususlar bakımından ise ispat yükü, üçüncü kişinin bu hususu fiilen bildiğini veya bilmesi gerektiğini ileri süren limited şirkete aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Şirket sözleşmesinin, imzaların atıldığı tarihi izleyen otuz (30) gün içinde tescil ve ilan ettirilmesi kanuni bir zorunluluktur. Sürenin kaçırılması hukuki sakatlıklara ve sicil memurluğunun tescil talebini reddetmesine yol açabilir.
  • Görevli/yetkili Mahkeme: TTK m. 587 kapsamında tescil ve ilan işlemlerine ilişkin sicil müdürlüğünün olumsuz kararlarına karşı yapılacak itirazlarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise sicil müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 34).
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada şirket kurucularının ve vekillerin en sık yaptığı hata, şirket sözleşmesine yazılan her türlü ağırlaştırılmış karar nisabı, ortaklara yönelik özel cezai şartlar veya yönetim kısıtlamalarının tescil ve ilan edilmekle doğrudan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceğinin (erga omnes etki) zannedilmesidir. Oysa TTK m. 587 bu korumayı son derece sınırlı tutmuştur.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde (Özellikle Tekinalp, Çamoğlu, Bahtiyar), TTK m. 587 hükmünün, mülga 6762 sayılı Kanun dönemindeki sistematiği devralarak işlem güvenliğini sağlama açısından isabetli bir tercih olduğu kabul edilmektedir. Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde (TTK m. 579 emredici hükümler sınırında kalarak) şirket sözleşmesine derç edilen çok sayıda tali düzenlemenin üçüncü kişiler tarafından incelenmesini ve anlaşılmasını beklemek, modern ticari akışkanlığa terstir.

Bununla birlikte eleştirel bir boyutta bakıldığında; 2018 yılında 7099 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, şirket sözleşmesinin "noterce onaylanması" gerekliliğini kaldırmış ve işlemi tamamen ticaret sicili memurluklarının bünyesine (yetkilendirilmiş personel huzuruna) taşımıştır. Bu durum, şirket kuruluşu maliyetlerini ve sürelerini düşürerek ekonomik bir fayda sağlasa da, sözleşmenin içeriğinin ve hukuki niteliğinin taraflara izahı ile tarafların irade sakatlıklarının denetimi noktasında, noterlerin sağladığı hukuki filtrenin (hukuki koruma ve aydınlatma işlevi) zayıflamasına neden olduğu doktrinde tartışılmaktadır. Nitekim sicil memurlarının asli görevi şekli denetim ve aleniyeti sağlamak iken, sözleşme maddelerinin tarafların gerçek iradesine uyup uymadığını noter hassasiyetiyle denetlemeleri pratik olarak zorlaşmıştır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.