1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısmı’nın, "Tanım ve Kuruluş" başlıklı Birinci Bölümü'nde yer alan 585'inci madde, limited şirketlerin "kurulma anını" ve kuruluş aşamasındaki kurucu iradenin hukuki niteliğini düzenlemektedir [1], [2]. TTK'nın sistematiği incelendiğinde, kanun koyucunun şirketlerin kuruluş sürecini "kurulma" ve "tüzel kişilik kazanma" (tescil) olmak üzere iki ayrı faza ayırdığı görülmektedir. TTK m. 585, sözleşmenin yetkili makam huzurunda imzalanması ile gerçekleşen dar anlamdaki "kurulma" anını ifade ederken; şirketin hak ehliyetine kavuştuğu ve TMK m. 48 uyarınca bağımsız bir tüzel kişilik kazandığı an, TTK m. 588 uyarınca ticaret siciline tescil anıdır [3], [4].
Hükmün Ratio Legis’i (konuluş amacı), bir yandan ticaret hayatında en yaygın şirket türü olan limited şirketlerin [5], [6] kuruluşunu bürokratik engellerden arındırarak hızlandırmak, diğer yandan ise kurucu iradenin resmi makamlar huzurunda kayıt altına alınmasını sağlayarak işlem güvenliğini tesis etmektir.
Madde, tarihsel süreçte önemli değişiklikler geçirmiştir. TTK'nın ilk halinde limited şirketlerde nakdi sermayenin tamamının kuruluşta ödenmesi zorunluluğu bulunmaktayken [7], [8], [9], önce 6335 sayılı Kanun ile anonim şirketlere (AŞ) paralel bir yapı getirilmiş, nihayetinde 15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun ile yapılan eklemeyle, AŞ'lerdeki nakdi sermayenin %25'inin tescilden önce ödenmesi kuralı (TTK m. 344) limited şirketler bakımından tamamen kaldırılmıştır [2], [10]. Bu makro perspektifli politika değişikliği, yatırım ortamının iyileştirilmesi saikine dayanmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kurma İradesinin Açıklanması ve Şartsız Taahhüt
Madde lafzında yer alan "sermayenin tamamını ödemeyi şartsız olarak taahhüt ettikleri" ibaresi, sermayenin korunması ilkesinin en temel tezahürüdür. Kurucuların, şirket sözleşmesinde sermaye borcunu üstlenirken bunu herhangi bir taliki veya bozucu şarta bağlamaları yasaklanmıştır. Şarta bağlı bir sermaye taahhüdü, tescil makamı tarafından reddedilir. Sermayenin tamamının (esas sermaye) taahhüt edilmesi, limited şirketlerin "sabit sermaye" sistemine tabi olmasının bir sonucudur.
2.2. Ticaret Sicili Müdürlüğünde Yetkilendirilmiş Personel Huzurunda İmza
15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun ile maddedeki "noterce onaylandığı" ibaresi değiştirilerek, sözleşmenin "ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin" huzurunda imzalanması kuralı getirilmiştir [10], [11]. Bu mikro hukuki nüans, şirket kuruluş işlemlerinin tek durak noktası (one-stop-shop) olarak ticaret sicil müdürlüklerinde tamamlanmasını sağlamış, noter onayı zorunluluğunu kaldırarak kurucu iradenin sıhhatini denetleme yetkisini sicil personeline devretmiştir.
2.3. Anonim Şirket Hükümlerine Yapılan Kıyasen Atıf
Maddenin ikinci cümlesi, esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa etmemenin sonuçları ve bedelleri tamamen ödenmemiş payların devri hususlarında TTK'nın anonim şirketlere ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını emretmektedir [2]. Bu bağlamda, TTK m. 344, 345, 480 ve devamı maddelerindeki prosedürler ve "ıskat" (ortaklıktan çıkarma) ile temerrüt faizi yaptırımları limited şirketler için de caridir [12], [13], [14].
2.4. Nakden Taahhüt Edilen Payların Tescilden Önce Ödenmesi Şartının İstisnası
Maddenin sonuna 7099 sayılı Kanun ile eklenen hüküm uyarınca, nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25’inin tescilden önce ödenmesi şartı (TTK m. 344/1) limited şirketlerde uygulanmaz [15], [2], [10]. Limited şirket kurucuları, sermayenin tamamını, şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödeyebilirler [16], [9].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 588 (Tüzel Kişiliğin Kazanılması) ve TTK m. 355/2: TTK m. 585 uyarınca kurulan limited şirket, ancak m. 588 uyarınca tescil ile tüzel kişilik kazanır [4]. Dar anlamda kuruluş ile tescil arasındaki dönemde şirket adına yapılan işlemlerden dolayı kurucular şahsen ve müteselsilen sorumludur (TTK m. 588/3) [4]. Bu durum, TBK m. 520 ve devamındaki "adi ortaklık" hükümleri ile de yatay bir bağlantı içerisindedir [17].
- TTK m. 344 ve m. 345 (Sermayenin Ödenmesi): TTK m. 585, ödeme yeri hususunda m. 345'e atıf yapar. Nakdi sermaye, şirket adına açılacak özel bir banka hesabına yatırılır [18].
- TTK m. 482 ve m. 483 (İfa Etmemenin Sonuçları - Iskat): Ortağın sermaye borcunda temerrüde düşmesi halinde, mütemerrit ortak şirketten ıskat edilebilir [13], [14]. Bu süreçte TBK m. 117 vd. temerrüt hükümleri de tamamlayıcı olarak uygulama alanı bulur.
- İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 89 ve m. 94: Şirket alacaklılarının, şirketin borçlarından dolayı ortakların ifa edilmemiş sermaye borçlarına haciz koydurması süreci, TTK m. 585 ile kurulan taahhüt ilişkisinin bir sonucudur [19], [20].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, TTK m. 585 kapsamında şirketin kuruluşu sırasında sermaye koyma borcunu üstlenen ortakların bu taahhütleri, sadece şirket tüzel kişiliğine karşı değil, "sermayenin korunması ilkesi" gereğince dolaylı olarak şirket alacaklılarına karşı da verilmiş mutlak bir güvencedir. Yargıtay, ödenmemiş sermaye borcunun tahsili davalarında, TTK m. 585'teki anonim şirketlere yapılan atıf gereğince, yönetim organının (müdürlerin) TBK ve TTK çerçevesinde temerrüt faizi ve varsa munzam zararı talep etmekle yükümlü olduğunu, aksi takdirde müdürlerin hukuki sorumluluğunun doğacağını açıkça vurgulamaktadır (TTK m. 553, kıyasen) [21]. Ayrıca tescilden önce yapılan işlemler nedeniyle şahsi ve müteselsil sorumluluk hususu, Yargıtay kararlarında tavizsiz bir biçimde uygulanmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
Bay (A) ve Bayan (B), 200.000 TL nakdi sermayeli bir limited şirket kurmak üzere şirket sözleşmesini ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda imzalayarak taahhütte bulunmuşlardır. Ancak sicil müdürü, AŞ'lerdeki kuralı (TTK m. 344) gerekçe göstererek 50.000 TL'nin (%25) şirket adına açılmış banka hesabına bloke edilmediği gerekçesiyle tescil talebini reddetmiştir.
Hukuki analiz: Sicil müdürünün ret kararı hukuka aykırıdır. TTK m. 585'e 7099 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra uyarınca, nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşinin tescilden önce ödenmesi kuralı limited şirketler için uygulanmaz [2], [10]. Kurucular, taahhüt ettikleri 200.000 TL'yi şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödeyebilirler.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
(X) Limited Şirketi'nin kurucuları, ticaret sicili müdürlüğünde sözleşmeyi TTK m. 585'e uygun olarak imzalamış, ancak şirketin sicile tescil edilmesini beklemeksizin şirket adına (Y) firmasından ofis mobilyası satın almıştır. Şirket bir hafta sonra tescil edilmiş ancak üç ay geçmesine rağmen bu borcu açıkça üstlenmemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 588/3 gereğince, tescilden önce şirket adına işlem yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumludur [4]. TTK m. 588/4'e göre, bu işlemlerin kurulacak şirket adına yapıldığı karşı tarafa bildirilmiş ve tescilden itibaren üç ay içinde şirket tarafından kabul edilmiş olsaydı yalnızca şirket sorumlu olacaktı [4], [22]. Şirket, üç ay içinde borcu açıkça üstlenmediğinden (icazet vermediğinden), kurucular şahsi malvarlıklarıyla (Y) firmasına karşı müteselsil borçlu konumundadırlar.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kurucu iradenin sıhhatli bir biçimde beyan edildiği ve imzaların yetkili personel huzurunda atıldığı, ticaret sicili dosyasına giren onaylı sözleşme ile ispatlanır. Tescilden önce doğan borçlarda şirket adına hareket edildiğinin karşı tarafa bildirildiğinin ispat yükü ise kuruculara aittir.
- Zamanaşımı / Süreler: Sermaye taahhüdünün şartsız olması kural olmakla birlikte, nakdi sermayenin ifası için kanuni azami süre şirketin tescilini izleyen 24 aydır [16], [9].
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 585 çerçevesinde şirket kuruluşuna, sermaye taahhüdünün ifasına ve tescil sürecine ilişkin doğacak tüm hukuki uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.
- Yaygın uygulama hataları: Limited şirket kuruluşlarında halen bankada %25 sermaye blokesi yapılması gerekliliğinin sanılması; tescil tamamlanmadan "kurulma" anı itibarıyla şirketin taraf ve hak ehliyetine kavuştuğunun zannedilerek hukuki işlemlerin gerçekleştirilmesi.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Örn: Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ersin Çamoğlu, Mehmet Bahtiyar) TTK m. 585'in geçirdiği evrim ciddi tartışmalara konu olmuştur. 6102 sayılı TTK ilk yürürlüğe girdiğinde, limited şirketlerde esas sermayenin tamamının nakden ve derhal ödenmesi şart koşulmuştu [9]. Bu durum, limited şirketi şahıs şirketinden kesin bir biçimde ayırmak ve alacaklıları korumak saikiyle getirilmişti. Daha sonra AŞ'lere paralel olarak %25'in tescilden önce, kalanının 24 ay içinde ödenmesi benimsenmiş; nihayetinde 7099 sayılı Kanun ile %25'lik peşinat zorunluluğu dahi kaldırılmıştır [9], [10].
Akademik açıdan bu son reform, her ne kadar pratik ticari hayatı hızlandırmış ve girişimciliği teşvik etmiş olsa da, "Sermayenin Korunması İlkesi" bakımından ciddi bir geri adımdır. Doktrinde haklı olarak eleştirildiği üzere; limited şirketler, ortakların şahsi sorumluluklarının bulunmadığı, alacaklıların yegane güvencesinin "şirket malvarlığı" (esas sermaye) olduğu kurumlardır [23], [24]. Kuruluş aşamasında kasasına tek bir kuruş dahi girmeyen, yalnızca kağıt üzerinde taahhüt ile "içi boş" sermaye şirketlerinin (Tabela Şirketleri) ticari hayata doğması, piyasa güvenliğini zedelemekte ve üçüncü kişiler için ciddi bir risk (moral hazard) yaratmaktadır. Bu yönüyle, kanun koyucunun pratiklik arzusu, limited şirketlerin ontolojik sermaye yapısıyla çelişen, "ultra-esnek" bir yasal zemin doğurmuştur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısmı’nın, "Tanım ve Kuruluş" başlıklı Birinci Bölümü'nde yer alan 585'inci madde, limited şirketlerin "kurulma anını" ve kuruluş aşamasındaki kurucu iradenin hukuki niteliğini düzenlemektedir [1], [2]. TTK'nın sistematiği incelendiğinde, kanun koyucunun şirketlerin kuruluş sürecini "kurulma" ve "tüzel kişilik kazanma" (tescil) olmak üzere iki ayrı faza ayırdığı görülmektedir. TTK m. 585, sözleşmenin yetkili makam huzurunda imzalanması ile gerçekleşen dar anlamdaki "kurulma" anını ifade ederken; şirketin hak ehliyetine kavuştuğu ve TMK m. 48 uyarınca bağımsız bir tüzel kişilik kazandığı an, TTK m. 588 uyarınca ticaret siciline tescil anıdır [3], [4].
Hükmün Ratio Legis’i (konuluş amacı), bir yandan ticaret hayatında en yaygın şirket türü olan limited şirketlerin [5], [6] kuruluşunu bürokratik engellerden arındırarak hızlandırmak, diğer yandan ise kurucu iradenin resmi makamlar huzurunda kayıt altına alınmasını sağlayarak işlem güvenliğini tesis etmektir.
Madde, tarihsel süreçte önemli değişiklikler geçirmiştir. TTK'nın ilk halinde limited şirketlerde nakdi sermayenin tamamının kuruluşta ödenmesi zorunluluğu bulunmaktayken [7], [8], [9], önce 6335 sayılı Kanun ile anonim şirketlere (AŞ) paralel bir yapı getirilmiş, nihayetinde 15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun ile yapılan eklemeyle, AŞ'lerdeki nakdi sermayenin %25'inin tescilden önce ödenmesi kuralı (TTK m. 344) limited şirketler bakımından tamamen kaldırılmıştır [2], [10]. Bu makro perspektifli politika değişikliği, yatırım ortamının iyileştirilmesi saikine dayanmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kurma İradesinin Açıklanması ve Şartsız Taahhüt
Madde lafzında yer alan "sermayenin tamamını ödemeyi şartsız olarak taahhüt ettikleri" ibaresi, sermayenin korunması ilkesinin en temel tezahürüdür. Kurucuların, şirket sözleşmesinde sermaye borcunu üstlenirken bunu herhangi bir taliki veya bozucu şarta bağlamaları yasaklanmıştır. Şarta bağlı bir sermaye taahhüdü, tescil makamı tarafından reddedilir. Sermayenin tamamının (esas sermaye) taahhüt edilmesi, limited şirketlerin "sabit sermaye" sistemine tabi olmasının bir sonucudur.
2.2. Ticaret Sicili Müdürlüğünde Yetkilendirilmiş Personel Huzurunda İmza
15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun ile maddedeki "noterce onaylandığı" ibaresi değiştirilerek, sözleşmenin "ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin" huzurunda imzalanması kuralı getirilmiştir [10], [11]. Bu mikro hukuki nüans, şirket kuruluş işlemlerinin tek durak noktası (one-stop-shop) olarak ticaret sicil müdürlüklerinde tamamlanmasını sağlamış, noter onayı zorunluluğunu kaldırarak kurucu iradenin sıhhatini denetleme yetkisini sicil personeline devretmiştir.
2.3. Anonim Şirket Hükümlerine Yapılan Kıyasen Atıf
Maddenin ikinci cümlesi, esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa etmemenin sonuçları ve bedelleri tamamen ödenmemiş payların devri hususlarında TTK'nın anonim şirketlere ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını emretmektedir [2]. Bu bağlamda, TTK m. 344, 345, 480 ve devamı maddelerindeki prosedürler ve "ıskat" (ortaklıktan çıkarma) ile temerrüt faizi yaptırımları limited şirketler için de caridir [12], [13], [14].
2.4. Nakden Taahhüt Edilen Payların Tescilden Önce Ödenmesi Şartının İstisnası
Maddenin sonuna 7099 sayılı Kanun ile eklenen hüküm uyarınca, nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25’inin tescilden önce ödenmesi şartı (TTK m. 344/1) limited şirketlerde uygulanmaz [15], [2], [10]. Limited şirket kurucuları, sermayenin tamamını, şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödeyebilirler [16], [9].
3. Sistematik İlişkiler
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, TTK m. 585 kapsamında şirketin kuruluşu sırasında sermaye koyma borcunu üstlenen ortakların bu taahhütleri, sadece şirket tüzel kişiliğine karşı değil, "sermayenin korunması ilkesi" gereğince dolaylı olarak şirket alacaklılarına karşı da verilmiş mutlak bir güvencedir. Yargıtay, ödenmemiş sermaye borcunun tahsili davalarında, TTK m. 585'teki anonim şirketlere yapılan atıf gereğince, yönetim organının (müdürlerin) TBK ve TTK çerçevesinde temerrüt faizi ve varsa munzam zararı talep etmekle yükümlü olduğunu, aksi takdirde müdürlerin hukuki sorumluluğunun doğacağını açıkça vurgulamaktadır (TTK m. 553, kıyasen) [21]. Ayrıca tescilden önce yapılan işlemler nedeniyle şahsi ve müteselsil sorumluluk hususu, Yargıtay kararlarında tavizsiz bir biçimde uygulanmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): Bay (A) ve Bayan (B), 200.000 TL nakdi sermayeli bir limited şirket kurmak üzere şirket sözleşmesini ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda imzalayarak taahhütte bulunmuşlardır. Ancak sicil müdürü, AŞ'lerdeki kuralı (TTK m. 344) gerekçe göstererek 50.000 TL'nin (%25) şirket adına açılmış banka hesabına bloke edilmediği gerekçesiyle tescil talebini reddetmiştir. Hukuki analiz: Sicil müdürünün ret kararı hukuka aykırıdır. TTK m. 585'e 7099 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra uyarınca, nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşinin tescilden önce ödenmesi kuralı limited şirketler için uygulanmaz [2], [10]. Kurucular, taahhüt ettikleri 200.000 TL'yi şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödeyebilirler.
Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) Limited Şirketi'nin kurucuları, ticaret sicili müdürlüğünde sözleşmeyi TTK m. 585'e uygun olarak imzalamış, ancak şirketin sicile tescil edilmesini beklemeksizin şirket adına (Y) firmasından ofis mobilyası satın almıştır. Şirket bir hafta sonra tescil edilmiş ancak üç ay geçmesine rağmen bu borcu açıkça üstlenmemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 588/3 gereğince, tescilden önce şirket adına işlem yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumludur [4]. TTK m. 588/4'e göre, bu işlemlerin kurulacak şirket adına yapıldığı karşı tarafa bildirilmiş ve tescilden itibaren üç ay içinde şirket tarafından kabul edilmiş olsaydı yalnızca şirket sorumlu olacaktı [4], [22]. Şirket, üç ay içinde borcu açıkça üstlenmediğinden (icazet vermediğinden), kurucular şahsi malvarlıklarıyla (Y) firmasına karşı müteselsil borçlu konumundadırlar.
6. Pratik Uygulama Notları
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Örn: Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ersin Çamoğlu, Mehmet Bahtiyar) TTK m. 585'in geçirdiği evrim ciddi tartışmalara konu olmuştur. 6102 sayılı TTK ilk yürürlüğe girdiğinde, limited şirketlerde esas sermayenin tamamının nakden ve derhal ödenmesi şart koşulmuştu [9]. Bu durum, limited şirketi şahıs şirketinden kesin bir biçimde ayırmak ve alacaklıları korumak saikiyle getirilmişti. Daha sonra AŞ'lere paralel olarak %25'in tescilden önce, kalanının 24 ay içinde ödenmesi benimsenmiş; nihayetinde 7099 sayılı Kanun ile %25'lik peşinat zorunluluğu dahi kaldırılmıştır [9], [10].
Akademik açıdan bu son reform, her ne kadar pratik ticari hayatı hızlandırmış ve girişimciliği teşvik etmiş olsa da, "Sermayenin Korunması İlkesi" bakımından ciddi bir geri adımdır. Doktrinde haklı olarak eleştirildiği üzere; limited şirketler, ortakların şahsi sorumluluklarının bulunmadığı, alacaklıların yegane güvencesinin "şirket malvarlığı" (esas sermaye) olduğu kurumlardır [23], [24]. Kuruluş aşamasında kasasına tek bir kuruş dahi girmeyen, yalnızca kağıt üzerinde taahhüt ile "içi boş" sermaye şirketlerinin (Tabela Şirketleri) ticari hayata doğması, piyasa güvenliğini zedelemekte ve üçüncü kişiler için ciddi bir risk (moral hazard) yaratmaktadır. Bu yönüyle, kanun koyucunun pratiklik arzusu, limited şirketlerin ontolojik sermaye yapısıyla çelişen, "ultra-esnek" bir yasal zemin doğurmuştur.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.